Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

Re: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI TAŞI YANLAR ANLATIYOR

Expand Messages
  • Edip YALTIR
    Bu arkadaşları lütfen gruptan atınız.Bizin konumuzla ne ilgisi var bu yolladıklarının??? Başka grupları da bu şekilde rahatsız ediyorlar.. ...
    Message 1 of 12 , Mar 29, 2006
    • 0 Attachment
      Bu arkadaşları lütfen gruptan atınız.Bizin konumuzla ne ilgisi var bu yolladıklarının???
      Başka grupları da bu şekilde rahatsız ediyorlar..
       
       
      ----- Özgün İleti -----
      Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarşamba 07:01
      Konu: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI TAŞIYANLAR ANLATIYOR

      Üstad'ın mezarını taşıyan askerler
      İbrahim Doğan - i.dogan@...
      Bediüzzaman’ın mezarını gizlice taşıyan askerler Aksiyon’a konuştu. Kefeni de bedeni de çürümeyen cenazenin taşınmasını masonlar istemiş!

      1960’ın 12 Temmuz’u… Vakit, gece yarısına yaklaşıyor. Urfa’daki Halil İbrahim Dergâhı’ndan balyoz sesleri yükseliyor. Etrafı askerlerle çevrili türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri yatıyor. İhtilal komitesi üstadın mezarını taşıma kararı almış. Ancak balyozları tutan askerler mermeri bir türlü kıramıyor. Nihayetinde komutan sesleniyor: “Mezarı kim kırarsa 30 gün izin.” Pehlivan lakaplı Yusuf öne çıkıyor: “Ben kırarım.” Orada kimin yattığından ne onun ne de diğer askerlerin haberi var. Verilen emir gereği Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallıyor. Önce mermer kırılıyor, sonra toprak kazılıyor. Said Nursi’nin naaşı bozulmamış kefeniyle kabirden çıkarılıyor.

      Bediüzzaman Said Nursi’nin 84 yıllık hayatı sıkıntılarla geçti. Mahkeme mahkeme, şehir şehir dolaştırılıp durdu. Birçok işkenceye maruz kaldı. Kadir Gecesi’ne denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde İpek Palas Oteli’nde vefat etti. Ardından on binlerin duası eşliğinde Hz. İbrahim Makamı’na defnedildi. Vefatından üç gün önce Isparta yolunda talebelerine “Bunlar beni anlamadı.” dedi. Bu sözleri adeta vefatından iki ay sonra gerçekleşecek olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin habercisiydi. İhtilal olmuş ve Adnan Menderes’i idam sehpasına götüren süreç başlamıştı. İhtilali yapanlar Bediüzzaman’ı vefatından sonra da rahat bırakmadı. Yeni iktidar mezarın taşınmasına karar verdi. Urfa’dan naaş önce uçakla Afyon’a, oradan da Isparta’ya götürüldü. Askerler Bediüzzaman Hazretleri’ni taşımakla görevlendirildi. Bu sürece şahitlik eden erlerden biri Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, diğeri Gaziantep’in Nizip ilçesinde, bir diğeri ise İstanbul’da yaşıyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay kadar önce vefat etmiş. Said Nursi’nin naaşını taşıyan uçaktaki muhabere subayı ise Bursa’da ikâmet ediyor.

      KEFENİ HİÇ ÇÜRÜMEMİŞ

      12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarında asker kuşatır. İçeriye kimse alınmazken bekçilerin de dışarı çıkmasına izin verilmez. Onu ziyarete gelenler birer avuç toprağı hatıra olarak yanlarında götürmeye başlayınca Adana’dan getirilen mermerlerle mezarın üstü kapatılır. Gece yarısı kabri taşımak için gelen askerler balyoz darbelerine rağmen bu mermerleri kıramaz. Yusuf Hayal (1 Aralık 2005’te vefat etti) “Ben kırarım.” diyerek başlar vurmaya. Dişleriyle 50 kilogramlık çuvalları taşıyan, tek başına bir arabayı 10 dakika boyunca kaldırarak hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu her indirişinde mermerden de parçalar ayrılır. Mezarın üstündeki toprağı kürekle dışarı atar. Ve kefene sarılı beden ortaya çıkar.

      Yusuf Hayal’in kendine anlattıklarını aktaran eşi Emine Hayal, “İçini açmamışlar ama kefen hiç çürümemiş. Aynen bugün konulmuş gibi. Sık sık anlatırdı bize Yusuf. Kendi elleriyle naaşı çıkartmış. Adanalı bir arkadaşı galiba ona yardım etmiş.” diyor. Bu sahnelere şahitlik edenlerden biri de Elbistanlı Tahir Aktaş’tır: “Türbenin etrafı abluka altına alınmıştı. Askerden başka hiç kimse yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik. Gördüğüm kadarıyla cenaze sanki bugün defnedilmiş gibiydi. Bakıştık birbirimizle. Merak ediyoruz kim çıkıyor diye. Mübarek adamın ismini hiç işitmemiştik. Ama cenazenin çürümemiş olmasından dolayı tüylerimiz diken diken oldu.”

      Askere gitmeden önce köylerinde ceset çıkardıklarını, köylünün kokuya dayanamayarak oradan kaçtığını anlatan Aktaş, “Ama bu mübarek insan çıktığında yeni konulmuş gibiydi. 3 ay 21 gün önce vefat ettiği düşünülünce çürümüş olması lazımdı. Ancak kefende bedeni aynen duruyordu.” diyor.

      Yusuf Hayal’in anlattıklarını, asker arkadaşı Şenol Başaslan ise şöyle aktarıyor: “Gümüşhaneli Yusuf’a mezarın yerini göster, oradan nasıl çıkarttın diye sordum. Beni götürdü. Mezarın yerini bir iki gün sonra gösterdi. O zaman anlattıklarına inandım. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman Hazretleri’ni seviyordum. Bana ‘Hiç leke yok. Aynen bugün konmuş gibi’ demişti. Kefen toprağa girdikten hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmış. Mübareğin kefeni çürümemiş.” Başaslan, kırılan mermer parçalarını da alaydaki yemekhane kapısının ardında gördüğünü kaydediyor. Daha sonra nereye götürüldüğüne dair bilgisi ise yok. Yusuf Hayal’in mermeri kırmasından ötürü hak ettiği izni 30 günden 45’e çıkartılır. Bir ay kadar önce çıktığı Gümüşhane’nin Demirören köyüne yeniden döner.

      TABUT, C-47 UÇAĞINA SIĞMADI

      Halilürrahman Dergâhı’nda (Hz. İbrahim Makamı) bir saat içinde yaşanır tüm bunlar. Tabut bir arabaya yerleştirilip Şanlıurfa Alay Komutanlığı’na nakledilir. Askerî konvoy nizamiye kapısında durdurulurken sadece Bediüzzaman’ın naaşının olduğu arabanın girmesine izin verilir. Küçük havaalanında Diyarbakır’dan gelen C-47 nakliye uçağı beklemektedir. Uçaktaki dört kişiden pilot Ahmet Kırlay, muhabereci Kadri Özkartal ve diğer ekip gece yarısı apar topar kaldırılıp Urfa’ya yönlendirilir. Kadri Bey’in eşi Hikmet Özkartal taşınan kişinin Bediüzzaman olduğunu daha sonra öğrendiklerini söylüyor. “Biz şehit var sanmıştık. Ama Bediüzzaman Hazretleri olduğunu öğrenince tüylerimiz diken diken oldu.”

      Tabut, bu uçağa sığmaz. Naaş, daha küçük bir tabuta yerleştirilir. Yusuf Hayal ve arkadaşlarına ikinci bir emir verilir: “Büyük tabutu şehrin dışında bir yerde yakın.” Benzinle yakılmaya çalışılır, ancak tabut bir türlü alev almaz. Askerlerin bu şaşkınlığını Yusuf Hayal’in eşi Emine Hanım şöyle anlatıyor: “Benzini dökmüşler ama yakamamışlar. Vilayetin dışında bir yere götürmüşler. Tabutuna kaç teneke benzin döktük ama yakamadık derdi. Sonra tabutu oraya gömüyorlar. Bunları üzülerek anlatırdı. O mübareği nereye götürdüler hiç bilemiyordu.”

      Gece yarısı Afyon Havaalanı’na inen uçağı vali ve yaklaşık 15 asker karşılar. Buradaki askerlerden biri de Nizipli Ahmet Çam’dır. Isparta’nın merkezindeki 58’inci Tümen Karargâh Bölüğü’nde nizamiye nöbetçisidir. “Biraz atıcı, vurucu olduğumuz için bizi alıp götürdüler. Muhafız olarak gittik, muhafız olarak geldik.” diyen Çam, subayların havaalanında kendilerine katıldığını aktarıyor. Bir ambulansa yerleştirilir Bediüzzaman’ın naaşı. Peşine de 3-4 tane askerî araç takılır. Araçlar dağların arasından süzülüp sessizce yol alır. “Nereden gittiğimizi bilmiyoruz. Dağların tepesiydi. Araba önümüzde gitti, arkadan askerî arabayla gittik. Anayollardan gitmedik, dağ yollarıydı. Karanlıktı.”

      3-4 saatlik yolun sonunda gece yarısını geçerken Isparta’da meçhul bir yere gelinir. Yaklaşık 10 metre ötesinde defnedilen kişinin kimliğini dahi bilmeyen Ahmet Çam’ın görevi Bediüzzaman’ı defneden askerlerin tüfeklerini beklemektir. Sabaha karşı defin tamamlanır, ancak Çam, sadece uzaktan seyreder. Defnin ardından bir yüzbaşı erlere “Hiç kimseye söylemeyeceksiniz. Sizi asarlar.” der. Bunun üzerine kimse ne geldikleri yeri, ne de defin işlemini o günlerde başkasına anlatır. Ahmet Çam, defnettikleri kişinin kimliğini günler sonra gazetelerden öğrenir.

      Tahir Aktaş, Urfa-Suruç’taki birliğine döndükten sonra ilçenin yaşlıları ile konuşarak gece yarısı gizlice kimi çıkarttıklarını öğrenir. Bediüzzaman Hazretleri hakkında bilgi aldığı kişilerden biri Bostancı köyünün şeyhidir. “Şeyh efendi hadiseyi anlatır ve ağlardı. O kadar duygulanırdı. Ondan bilgi edinmeye çalışırdım yasak olduğu zamanlarda.”

      Eski adı Höyüklü yeni adı Ecek olan köyde vekâleten karakol komutanlığını yürüten Tahir Aktaş’ın eline Said-i Nursi’nin toplanma emri verilen eserleri ulaşır: “Şehir merkezi ile pek alakamız yoktu. Köyleri dolaşırken ortaya çıkıyordu eserler. Okumayı bilen köylülerde bulunurdu genelde. Karakol komutan vekilliği yaptığım zamanlarda sık sık geçerdi elime. Said Nursi’nin eserlerinin toplanması emredilirdi yukardan. Ama ben aldığım insanlara geri verirdim. Eserler belli ki bir âlimin yazısıydı. Benim Arapça okumuşluğum vardı. Tehlikeli olmadığı belliydi. Dinî konulardan bahsediyordu. El koymanın bir anlamı yoktu.”

      26 Ekim 1959 tarihinde Van’ın Erciş ilçesinde askerliğine başlayan Tahir Aktaş, altı aylık eğitimin ardından Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine jandarma olarak gelir. 30 aylık askerliğin ardından memleketine dönerek lokanta açar. Mermeri kıran Yusuf Hayal Van-Erciş’teki okuldan arkadaşıdır. Ancak Hayal’in birliği Şanlıurfa vilayetinin karşısında yer alan, yaklaşık 30 kişiden oluşan toplu birliktir. 72 yaşında vefat eden Yusuf Hayal 1961’de askerlik görevinin sona ermesinden üç yıl sonra Almanya’ya işçi olarak gider. 24 sene kaldığı Duisburg’da demir döküm fabrikasında çalışır. Eşi Emine Hanım’ı dönmesine 5 yıl kala yanına alır. Her altı ayda bir eşini ziyarete gelir. 1988’de İstanbul’a kesin dönüş yapan Pehlivan Yusuf, askerlikteki anılarını eşi Emine Hanım’a ve ikisi kız biri erkek üç çocuğuna anlatır. Emine Hayal, “Bediüzzaman Hazretleri’ni merak ederdi. Kitabı vardı onda, biri aldı götürdü. Nasıl aldı kabirden, nasıl çıkarttı onu anlatırdı. Severdi Bediüzzaman Hazretleri’ni.” diyor.

      “BENİM KABRİM BİLİNMEYECEK”

      67 yaşındaki Ahmet Çam ise Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Yeniyazma köyünde ikamet ediyor. Isparta’daki askerliği bir kenara konulacak olursa yaşamı köyünün dışına taşmamış. Bediüzzaman’ın mezarı ile uğraşılmasına şaşırıyor: “Bir adamın cenazesinden asker niye korkmuş ki? Niçin nakletmiş acaba? Şaşırıyor insan. Bir adamdan niye korksun devlet.” diyen Ahmet Çam’ın iki yıl süren askerliğinin başladığı tarih de Üstad’ın vefatından tam bir yıl öncesine denk geliyor: 23 Mart 1959. Mart 1961’de de köyüne dönüyor. 68 yaşındaki Şenol Başaslan ise askerliğin ardından 1963 yılında yerleştiği İstanbul’da Denizcilik İşletmeleri’nde manevracı olarak çalışmış. Kadri Özkartal ise Bursa’da yaşıyor. Kendisi konuşmayı arzu etmese de eşi onun yaşadıkları hakkında kısa bilgiler veriyor.

      Bediüzzaman Hazretleri vefatından üç gün önce Isparta’dan talebeleri Bayram Yüksel, Hüsnü Bayram ve Zübeyir Gündüzalp ile gizlice Urfa’ya geldi. Hükümet temsilcilerinin “Bir an önce ayrıl” uyarılarına rağmen, “Ben buraya dönmeye değil kalmaya geldim.” diyerek vefatını haber veriyordu. 21 Mart’ta geldiği, herkese kapısını açan, sofrasına misafirsiz oturmayan Hz. İbrahim’in makamında gözlerini yumdu. Yaşadığı yıllarda mezarının Urfa’da kalmayacağına da işaret ediyordu: “Benim kabrim çoklar tarafından bilinmeyecek.”


      BEDİÜZZAMAN’IN MEZARININ TAŞINMASINI İSTEYENLER MASONDU

      Bediüzzaman Hazretleri’nin küçük kardeşi Abdülmecid Ünlükul, Konya’da oturuyordu. Temmuz 1960’ın ilk günlerinde Vali Bey’in kendisini beklediği haberi iletildi. Odaya girdiğinde üç generalle karşılaştı: Cemal Tural, Refik Tulga ve Mucip Ataklı.

      Abisinin mezarını şark ahalisinden ziyarete gelenler arasında kaçaklar olduğu, nazik bir zaman geçirildiği söylenir. Bu yüzden İç Anadolu’da bir bölgeye nakledileceği söylenir. Israr etmemesi, buna mecbur olduğu, dilekçeyi imzalaması gerektiği ifade edilir. Ünlükul, “Bari mezarında rahat etsin.” feveranına rağmen istemeye istemeye dilekçeyi imzalar. Bu dilekçe Milli Birlik Komitesi’ne dönemin İçişleri Bakanı emekli General İhsan Kızıloğlu tarafından sunulur. Ancak komiteye talebin Abdülmecid Ünlükul tarafından geldiği, abisini ziyaret edemediğinden dolayı ikamet ettiği Konya’ya taşımak istediği aktarılır. Dilekçe metni de orada okunur. Hukuki bir sorun olmadığı da belirtilir.

      Ünlükul’u dinlemeye gerek duymayan Milli Birlik Komitesi İçişleri Bakanı’na taşıma yetkisi verir. Komite üyesi Ahmet Er, kararın alındığı toplantıda bulunmadığını ancak Cemal Tural, Refik Tulga, Mucip Ataklı ve İhsan Kızıloğlu’nun mason olduğunu iddia ediyor:

      “Kanaatimi söylüyorum. Bunlar yapabilirler. Bu isimler masondur. Komitenin içinde İslam’a karşı olanlar da vardı, olmayanlar da. Ama İslamiyet’in büyüklüğünün farkında olan hiç kimse yoktu. Dini bütün adam yoktu. Ezanın Türkçeleşmesi üzerine çok kavgalar ettik. İslamiyet havanın, suyun, ışığın girmediği yere kadar girmiş. İslamiyet hayatımızın bir parçası değil A’dan Z’ye kadar bir bütündür.”

      Milli Birlik Komitesi üyelerinin kandırılmış olabileceğini değerlendiren Ahmet Er, “O bir cinayetti. Bu kadar büyük müçtehidi nasıl rahatsız edersiniz.” diyor. Abdülmecid Ünlükul, ağlaya ağlaya mezarın taşınmasına şahitlik eder. Hatta diğer şahitlerin aktardığı gibi abisinin kefeni bugün konulmuş gibidir ve kefeni açtığında tebessüm eden yüzünü görür.

      CEMAL TURAL KARŞIMDA KALP KRİZİNDEN ÖLECEKTİ

      Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili çalışmalarıyla bilinen Necmeddin Şahiner, 1966 yılında Genelkurmay Başkanı olan Cemal Tural’a önce mektup yazar sonra da onu ziyaret eder. “Tural karşımda kalp krizinden ölecekti. Bir daha bana Said Nursi ile ilgili mektup göndermeyeceksin, beni aramayacaksın, kitap göndermeyeceksin dedi.” Taşınma olayının müsebbibi olarak ihtilalcileri gösteren Şahiner, Bediüzzaman’ın mezarının sadece birkaç talebesi tarafından bilinmesiyle ilgili “Bu olay Cenab-ı Hakkın, onun duasını zalimlerin eliyle kabul etmesidir.” diyor.



      Nur Kardeşleri grubuna üyelik için şu adrese boş bir mesaj göndermeniz yeterli:  nurkardesleri-subscribe@yahoogroups.com


      Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.

    • Muazzez Topal
      Edip Bey , Neden rahatsızlık duyuyorsunuz ki, Hoşunuza gitmeyen makaleleri okumayın olsun bittin. Bu arkadaşlar gruptan atılmayı gerektirecek bir şey
      Message 2 of 12 , Mar 29, 2006
      • 0 Attachment
        Edip Bey ,

        Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
        Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun bittin.
        Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir þey
        yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
        terkedebilirsiniz.


        --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

        > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin konumuzla
        > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
        > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz ediyorlar..
        >
        >
        > ----- Özgün Ýleti -----
        > Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
        > Kime: nurkardesleri@...
        > Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
        > Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI TAÞIYANLAR
        > ANLATIYOR
        >
        >
        > Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
        > Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
        >
        > Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
        > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
        > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar istemiþ!
        >
        >
        >
        ------------------------------------------------------------------------------
        >
        > 1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
        > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
        > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle çevrili
        > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said
        > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi üstadýn
        > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý tutan
        > askerler mermeri bir türlü kýramýyor. Nihayetinde
        > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
        > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
        > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
        > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
        > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor. Önce
        > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
        > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
        > çýkarýlýyor.
        >
        > Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
        > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
        > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz kaldý.
        > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde
        > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
        > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
        > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta yolunda
        > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
        > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra gerçekleþecek
        > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi. Ýhtilal
        > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
        > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar Bediüzzaman'ý
        > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni iktidar
        > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ önce
        > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
        > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
        > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden erlerden
        > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
        > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
        > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay
        > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
        > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da ikâmet
        > ediyor.
        >
        > KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
        >
        > 12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
        > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
        > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
        > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak yanlarýnda
        > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen mermerlerle
        > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri taþýmak
        > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
        > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk 2005'te
        > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar vurmaya.
        > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
        > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
        > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu
        > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
        > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar. Ve
        > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
        >
        > Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran eþi
        > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
        > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
        > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
        > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona yardým
        > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden biri
        > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
        > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç kimse
        > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik. Gördüðüm
        > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ gibiydi.
        > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim çýkýyor
        > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik. Ama
        > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
        > diken diken oldu."
        >
        > Askere gitmeden önce köylerinde ceset
        > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak oradan
        > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
        > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün önce
        > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
        > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
        >
        > Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
        > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
        > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
        > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn yerini
        > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman anlattýklarýna
        > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
        > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok. Aynen
        > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða girdikten
        > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
        > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
        > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane kapýsýnýn
        > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
        > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf Hayal'in
        > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30 günden
        > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
        > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
        >
        > TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
        >
        > Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý) bir
        > saat içinde yaþanýr tüm bunlar. Tabut bir arabaya
        > yerleþtirilip Þanlýurfa Alay Komutanlýðý'na
        > nakledilir. Askerî konvoy nizamiye kapýsýnda
        > durdurulurken sadece Bediüzzaman'ýn naaþýnýn olduðu
        > arabanýn girmesine izin verilir. Küçük havaalanýnda
        > Diyarbakýr'dan gelen C-47 nakliye uçaðý
        > beklemektedir. Uçaktaki dört kiþiden pilot Ahmet
        > Kýrlay, muhabereci Kadri Özkartal ve diðer ekip gece
        > yarýsý apar topar kaldýrýlýp Urfa'ya yönlendirilir.
        > Kadri Bey'in eþi Hikmet Özkartal taþýnan kiþinin
        > Bediüzzaman olduðunu daha sonra öðrendiklerini
        > söylüyor. "Biz þehit var sanmýþtýk. Ama Bediüzzaman
        > Hazretleri olduðunu öðrenince tüylerimiz diken diken
        > oldu."
        >
        > Tabut, bu uçaða sýðmaz. Naaþ, daha küçük bir
        > tabuta yerleþtirilir. Yusuf Hayal ve arkadaþlarýna
        > ikinci bir emir verilir: "Büyük tabutu þehrin
        > dýþýnda bir yerde yakýn." Benzinle yakýlmaya
        > çalýþýlýr, ancak tabut bir türlü alev almaz.
        > Askerlerin bu þaþkýnlýðýný Yusuf Hayal'in eþi Emine
        > Haným þöyle anlatýyor: "Benzini dökmüþler ama
        > yakamamýþlar. Vilayetin dýþýnda bir yere
        > götürmüþler. Tabutuna kaç teneke benzin döktük ama
        > yakamadýk derdi. Sonra tabutu oraya gömüyorlar.
        > Bunlarý üzülerek anlatýrdý. O mübareði nereye
        > götürdüler hiç bilemiyordu."
        >
        > Gece yarýsý Afyon Havaalaný'na inen uçaðý vali ve
        > yaklaþýk 15 asker karþýlar. Buradaki askerlerden
        > biri de Nizipli Ahmet Çam'dýr. Isparta'nýn
        > merkezindeki 58'inci Tümen Karargâh Bölüðü'nde
        > nizamiye nöbetçisidir. "Biraz atýcý, vurucu
        > olduðumuz için bizi alýp götürdüler. Muhafýz olarak
        > gittik, muhafýz olarak geldik." diyen Çam,
        > subaylarýn havaalanýnda kendilerine katýldýðýný
        > aktarýyor. Bir ambulansa yerleþtirilir
        > Bediüzzaman'ýn naaþý. Peþine de 3-4 tane askerî araç
        > takýlýr. Araçlar daðlarýn arasýndan süzülüp sessizce
        > yol alýr. "Nereden gittiðimizi bilmiyoruz. Daðlarýn
        > tepesiydi. Araba önümüzde gitti, arkadan askerî
        > arabayla gittik. Anayollardan gitmedik, dað
        > yollarýydý. Karanlýktý."
        >
        > 3-4 saatlik yolun sonunda gece yarýsýný geçerken
        > Isparta'da meçhul bir yere gelinir. Yaklaþýk 10
        > metre ötesinde defnedilen kiþinin kimliðini dahi
        > bilmeyen Ahmet Çam'ýn görevi Bediüzzaman'ý defneden
        > askerlerin tüfeklerini beklemektir. Sabaha karþý
        > defin tamamlanýr, ancak Çam, sadece uzaktan
        > seyreder. Defnin ardýndan bir yüzbaþý erlere "Hiç
        > kimseye söylemeyeceksiniz. Sizi asarlar." der. Bunun
        > üzerine kimse ne geldikleri yeri, ne de defin
        > iþlemini o günlerde baþkasýna anlatýr. Ahmet Çam,
        > defnettikleri kiþinin kimliðini günler sonra
        > gazetelerden öðrenir.
        >
        > Tahir Aktaþ, Urfa-Suruç'taki birliðine döndükten
        > sonra ilçenin yaþlýlarý ile konuþarak gece yarýsý
        > gizlice kimi çýkarttýklarýný öðrenir. Bediüzzaman
        > Hazretleri hakkýnda bilgi aldýðý kiþilerden biri
        > Bostancý köyünün þeyhidir. "Þeyh efendi hadiseyi
        > anlatýr ve aðlardý. O kadar duygulanýrdý. Ondan
        > bilgi edinmeye çalýþýrdým yasak olduðu zamanlarda."
        >
        > Eski adý Höyüklü yeni adý Ecek olan köyde
        > vekâleten karakol komutanlýðýný yürüten Tahir
        > Aktaþ'ýn eline Said-i Nursi'nin toplanma emri
        > verilen eserleri ulaþýr: "Þehir merkezi ile pek
        > alakamýz yoktu. Köyleri dolaþýrken ortaya çýkýyordu
        > eserler. Okumayý bilen köylülerde bulunurdu genelde.
        > Karakol komutan vekilliði yaptýðým zamanlarda sýk
        > sýk geçerdi elime. Said Nursi'nin eserlerinin
        > toplanmasý emredilirdi yukardan. Ama ben aldýðým
        > insanlara geri verirdim. Eserler belli ki bir âlimin
        > yazýsýydý. Benim Arapça okumuþluðum vardý. Tehlikeli
        > olmadýðý belliydi. Dinî konulardan bahsediyordu. El
        > koymanýn bir anlamý yoktu."
        >
        === message truncated ===


        __________________________________________________
        Do You Yahoo!?
        Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
        http://mail.yahoo.com
      • yunus kutlubay
        BEN KOLAY KOLAY BU GRUPTA YAZI YAZMAM. ŞU OLAYDAN SONRA YAZMAK ZORUNDA KALDIM. BENDE EDİP KARDEŞİME KATILIYORUM. BU PLATFORM BU KONUNUN KONUŞULACAĞI VE
        Message 3 of 12 , Mar 29, 2006
        • 0 Attachment
          BEN KOLAY KOLAY BU GRUPTA YAZI YAZMAM. ÞU OLAYDAN SONRA
          YAZMAK ZORUNDA KALDIM. BENDE EDÝP KARDEÞÝME KATILIYORUM.
          BU PLATFORM BU KONUNUN KONUÞULACAÐI VE ANLATILACAÐI BÝR
          KONU DEÐÝL. BU GRUPTA BULUÞANLAR DEÐÝÞÝK SÝYASÝ GÖRÜÞE SAHÝP OLABÝLÝRLER VEYA OLMAYABÝLÝRLER. SÝYASETÝN KÝMLERÝ NASIL BÖLDÜÐÜ
          ORTADIR.BÝZ KENDÝ DAVAMIZA SAHÝP ÇIKALIM DERKEN BÖYLE KONULARA
          DALMAMIZ UYGUN DÜÞMEZ DÝYE DEÐERLENDÝRÝYORUM.BU ARKADAÞLARI
          GRUPTAN ÇIKARMAK YERÝNE ÝKAZ ETMEK DAHA ÇAÐDAÞ BÝR YAKLAÞIMDIR.
          AYRICA BU KONULARIN KONUÞULDUÐU GRUPLARDA VARDIR.ARKADAÞLARIMIZI O GRUPTA BU KONUYU ANLATMALARI DAHA
          UYGUNDUR. SAYGILARIMLA....
           
          YUNUS KUTLUBAY   

          Muazzez Topal <mehtap64@...> wrote:
          Edip Bey ,

          Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
          Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun bittin.
          Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir þey
          yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
          terkedebilirsiniz.


          --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

          > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin konumuzla
          > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
          > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz ediyorlar..
          >
          >
          > ----- Özgün Ýleti -----
          >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
          >   Kime: nurkardesleri@...
          >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
          >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI TAÞIYANLAR
          > ANLATIYOR
          >
          >
          >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
          >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
          >
          >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
          > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
          > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar istemiþ!  
          >
          >
          >
          ------------------------------------------------------------------------------
          >
          >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
          > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
          > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle çevrili
          > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said
          > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi üstadýn
          > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý tutan
          > askerler mermeri bir türlü kýramýyor. Nihayetinde
          > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
          > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
          > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
          > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
          > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor. Önce
          > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
          > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
          > çýkarýlýyor.
          >
          >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
          > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
          > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz kaldý.
          > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde
          > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
          > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
          > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta yolunda
          > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
          > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra gerçekleþecek
          > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi. Ýhtilal
          > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
          > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar Bediüzzaman'ý
          > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni iktidar
          > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ önce
          > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
          > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
          > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden erlerden
          > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
          > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
          > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay
          > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
          > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da ikâmet
          > ediyor.
          >
          >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
          >
          >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
          > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
          > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
          > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak yanlarýnda
          > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen mermerlerle
          > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri taþýmak
          > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
          > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk 2005'te
          > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar vurmaya.
          > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
          > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
          > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu
          > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
          > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar. Ve
          > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
          >
          >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran eþi
          > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
          > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
          > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
          > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona yardým
          > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden biri
          > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
          > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç kimse
          > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik. Gördüðüm
          > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ gibiydi.
          > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim çýkýyor
          > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik. Ama
          > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
          > diken diken oldu."
          >
          >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
          > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak oradan
          > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
          > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün önce
          > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
          > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
          >
          >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
          > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
          > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
          > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn yerini
          > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman anlattýklarýna
          > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
          > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok. Aynen
          > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða girdikten
          > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
          > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
          > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane kapýsýnýn
          > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
          > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf Hayal'in
          > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30 günden
          > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
          > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
          >
          >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
          >
          >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý) bir
          > saat içinde yaþanýr tüm bunlar. Tabut bir arabaya
          > yerleþtirilip Þanlýurfa Alay Komutanlýðý'na
          > nakledilir. Askerî konvoy nizamiye kapýsýnda
          > durdurulurken sadece Bediüzzaman'ýn naaþýnýn olduðu
          > arabanýn girmesine izin verilir. Küçük havaalanýnda
          > Diyarbakýr'dan gelen C-47 nakliye uçaðý
          > beklemektedir. Uçaktaki dört kiþiden pilot Ahmet
          > Kýrlay, muhabereci Kadri Özkartal ve diðer ekip gece
          > yarýsý apar topar kaldýrýlýp Urfa'ya yönlendirilir.
          > Kadri Bey'in eþi Hikmet Özkartal taþýnan kiþinin
          > Bediüzzaman olduðunu daha sonra öðrendiklerini
          > söylüyor. "Biz þehit var sanmýþtýk. Ama Bediüzzaman
          > Hazretleri olduðunu öðrenince tüylerimiz diken diken
          > oldu."
          >
          >   Tabut, bu uçaða sýðmaz. Naaþ, daha küçük bir
          > tabuta yerleþtirilir. Yusuf Hayal ve arkadaþlarýna
          > ikinci bir emir verilir: "Büyük tabutu þehrin
          > dýþýnda bir yerde yakýn." Benzinle yakýlmaya
          > çalýþýlýr, ancak tabut bir türlü alev almaz.
          > Askerlerin bu þaþkýnlýðýný Yusuf Hayal'in eþi Emine
          > Haným þöyle anlatýyor: "Benzini dökmüþler ama
          > yakamamýþlar. Vilayetin dýþýnda bir yere
          > götürmüþler. Tabutuna kaç teneke benzin döktük ama
          > yakamadýk derdi. Sonra tabutu oraya gömüyorlar.
          > Bunlarý üzülerek anlatýrdý. O mübareði nereye
          > götürdüler hiç bilemiyordu."
          >
          >   Gece yarýsý Afyon Havaalaný'na inen uçaðý vali ve
          > yaklaþýk 15 asker karþýlar. Buradaki askerlerden
          > biri de Nizipli Ahmet Çam'dýr. Isparta'nýn
          > merkezindeki 58'inci Tümen Karargâh Bölüðü'nde
          > nizamiye nöbetçisidir. "Biraz atýcý, vurucu
          > olduðumuz için bizi alýp götürdüler. Muhafýz olarak
          > gittik, muhafýz olarak geldik." diyen Çam,
          > subaylarýn havaalanýnda kendilerine katýldýðýný
          > aktarýyor. Bir ambulansa yerleþtirilir
          > Bediüzzaman'ýn naaþý. Peþine de 3-4 tane askerî araç
          > takýlýr. Araçlar daðlarýn arasýndan süzülüp sessizce
          > yol alýr. "Nereden gittiðimizi bilmiyoruz. Daðlarýn
          > tepesiydi. Araba önümüzde gitti, arkadan askerî
          > arabayla gittik. Anayollardan gitmedik, dað
          > yollarýydý. Karanlýktý."
          >
          >   3-4 saatlik yolun sonunda gece yarýsýný geçerken
          > Isparta'da meçhul bir yere gelinir. Yaklaþýk 10
          > metre ötesinde defnedilen kiþinin kimliðini dahi
          > bilmeyen Ahmet Çam'ýn görevi Bediüzzaman'ý defneden
          > askerlerin tüfeklerini beklemektir. Sabaha karþý
          > defin tamamlanýr, ancak Çam, sadece uzaktan
          > seyreder. Defnin ardýndan bir yüzbaþý erlere "Hiç
          > kimseye söylemeyeceksiniz. Sizi asarlar." der. Bunun
          > üzerine kimse ne geldikleri yeri, ne de defin
          > iþlemini o günlerde baþkasýna anlatýr. Ahmet Çam,
          > defnettikleri kiþinin kimliðini günler sonra
          > gazetelerden öðrenir.
          >
          >   Tahir Aktaþ, Urfa-Suruç'taki birliðine döndükten
          > sonra ilçenin yaþlýlarý ile konuþarak gece yarýsý
          > gizlice kimi çýkarttýklarýný öðrenir. Bediüzzaman
          > Hazretleri hakkýnda bilgi aldýðý kiþilerden biri
          > Bostancý köyünün þeyhidir. "Þeyh efendi hadiseyi
          > anlatýr ve aðlardý. O kadar duygulanýrdý. Ondan
          > bilgi edinmeye çalýþýrdým yasak olduðu zamanlarda."
          >
          >   Eski adý Höyüklü yeni adý Ecek olan köyde
          > vekâleten karakol komutanlýðýný yürüten Tahir
          > Aktaþ'ýn eline Said-i Nursi'nin toplanma emri
          > verilen eserleri ulaþýr: "Þehir merkezi ile pek
          > alakamýz yoktu. Köyleri dolaþýrken ortaya çýkýyordu
          > eserler. Okumayý bilen köylülerde bulunurdu genelde.
          > Karakol komutan vekilliði yaptýðým zamanlarda sýk
          > sýk geçerdi elime. Said Nursi'nin eserlerinin
          > toplanmasý emredilirdi yukardan. Ama ben aldýðým
          > insanlara geri verirdim. Eserler belli ki bir âlimin
          > yazýsýydý. Benim Arapça okumuþluðum vardý. Tehlikeli
          > olmadýðý belliydi. Dinî konulardan bahsediyordu. El
          > koymanýn bir anlamý yoktu."
          >
          === message truncated ===


          __________________________________________________
          Do You Yahoo!?
          Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
          http://mail.yahoo.com



          Yunus KUTLUBAY
          0544 7420635


          Yahoo! Messenger with Voice. Make PC-to-Phone Calls to the US (and 30+ countries) for 2¢/min or less.

        • Edip YALTIR
          Burası Tatar Türklerinin bir araya geldiği bir grup mu,yoksa belli bir tarikatın grubu mu? Yarın karşıt görüşlü birileri cevap yazdığı ve
          Message 4 of 12 , Mar 29, 2006
          • 0 Attachment
            Burası Tatar Türklerinin bir araya geldiği bir grup mu,yoksa belli bir tarikatın grubu mu?
            Yarın karşıt görüşlü birileri cevap yazdığı ve atışmalar başladığı zaman ne olacak??
            Bu tip mailleri her zaman protesto edeceğim,moderatörseniz beni şimdiden atın!!!
             
            Yaşasın Milletimiz..
             
            ----- Özgün İleti -----
            Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarşamba 16:17
            Konu: Re: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI TAŞIYANLAR ANLATIYOR

            Edip Bey ,

            Neden rahatsızlık duyuyorsunuz ki,
            Hoşunuza gitmeyen makaleleri okumayın olsun bittin.
            Bu arkadaşlar gruptan atılmayı gerektirecek bir şey
            yapmadılar, siz rahatsız olduysanız grubu
            terkedebilirsiniz.


            --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

            > Bu arkadaşları lütfen gruptan atınız.Bizin konumuzla
            > ne ilgisi var bu yolladıklarının???
            > Başka grupları da bu şekilde rahatsız ediyorlar..
            >
            >
            > ----- Özgün İleti -----
            >   Kimden: NUR KARDEŞLERİ
            >   Kime: nurkardesleri@...
            >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarşamba 07:01
            >   Konu: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI TAŞIYANLAR
            > ANLATIYOR
            >
            >
            >         Üstad'ın mezarını taşıyan askerler
            >         İbrahim Doğan - i.dogan@...
            >
            >         Bediüzzaman'ın mezarını gizlice taşıyan
            > askerler Aksiyon'a konuştu. Kefeni de bedeni de
            > çürümeyen cenazenin taşınmasını masonlar istemiş!  
            >
            >
            >
            ------------------------------------------------------------------------------
            >
            >   1960'ın 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarısına
            > yaklaşıyor. Urfa'daki Halil İbrahim Dergâhı'ndan
            > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafı askerlerle çevrili
            > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said
            > Nursi Hazretleri yatıyor. İhtilal komitesi üstadın
            > mezarını taşıma kararı almış. Ancak balyozları tutan
            > askerler mermeri bir türlü kıramıyor. Nihayetinde
            > komutan sesleniyor: "Mezarı kim kırarsa 30 gün
            > izin." Pehlivan lakaplı Yusuf öne çıkıyor: "Ben
            > kırarım." Orada kimin yattığından ne onun ne de
            > diğer askerlerin haberi var. Verilen emir gereği
            > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallıyor. Önce
            > mermer kırılıyor, sonra toprak kazılıyor. Said
            > Nursi'nin naaşı bozulmamış kefeniyle kabirden
            > çıkarılıyor.
            >
            >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yıllık hayatı
            > sıkıntılarla geçti. Mahkeme mahkeme, şehir şehir
            > dolaştırılıp durdu. Birçok işkenceye maruz kaldı.
            > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde
            > İpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardından on
            > binlerin duası eşliğinde Hz. İbrahim Makamı'na
            > defnedildi. Vefatından üç gün önce Isparta yolunda
            > talebelerine "Bunlar beni anlamadı." dedi. Bu
            > sözleri adeta vefatından iki ay sonra gerçekleşecek
            > olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin habercisiydi. İhtilal
            > olmuş ve Adnan Menderes'i idam sehpasına götüren
            > süreç başlamıştı. İhtilali yapanlar Bediüzzaman'ı
            > vefatından sonra da rahat bırakmadı. Yeni iktidar
            > mezarın taşınmasına karar verdi. Urfa'dan naaş önce
            > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
            > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taşımakla
            > görevlendirildi. Bu sürece şahitlik eden erlerden
            > biri Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde, diğeri
            > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diğeri ise
            > İstanbul'da yaşıyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay
            > kadar önce vefat etmiş. Said Nursi'nin naaşını
            > taşıyan uçaktaki muhabere subayı ise Bursa'da ikâmet
            > ediyor.
            >
            >   KEFENİ HİÇ ÇÜRÜMEMİŞ
            >
            >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarında asker
            > kuşatır. İçeriye kimse alınmazken bekçilerin de
            > dışarı çıkmasına izin verilmez. Onu ziyarete
            > gelenler birer avuç toprağı hatıra olarak yanlarında
            > götürmeye başlayınca Adana'dan getirilen mermerlerle
            > mezarın üstü kapatılır. Gece yarısı kabri taşımak
            > için gelen askerler balyoz darbelerine rağmen bu
            > mermerleri kıramaz. Yusuf Hayal (1 Aralık 2005'te
            > vefat etti) "Ben kırarım." diyerek başlar vurmaya.
            > Dişleriyle 50 kilogramlık çuvalları taşıyan, tek
            > başına bir arabayı 10 dakika boyunca kaldırarak
            > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu
            > her indirişinde mermerden de parçalar ayrılır.
            > Mezarın üstündeki toprağı kürekle dışarı atar. Ve
            > kefene sarılı beden ortaya çıkar.
            >
            >   Yusuf Hayal'in kendine anlattıklarını aktaran eşi
            > Emine Hayal, "İçini açmamışlar ama kefen hiç
            > çürümemiş. Aynen bugün konulmuş gibi. Sık sık
            > anlatırdı bize Yusuf. Kendi elleriyle naaşı
            > çıkartmış. Adanalı bir arkadaşı galiba ona yardım
            > etmiş." diyor. Bu sahnelere şahitlik edenlerden biri
            > de Elbistanlı Tahir Aktaş'tır: "Türbenin etrafı
            > abluka altına alınmıştı. Askerden başka hiç kimse
            > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik. Gördüğüm
            > kadarıyla cenaze sanki bugün defnedilmiş gibiydi.
            > Bakıştık birbirimizle. Merak ediyoruz kim çıkıyor
            > diye. Mübarek adamın ismini hiç işitmemiştik. Ama
            > cenazenin çürümemiş olmasından dolayı tüylerimiz
            > diken diken oldu."
            >
            >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
            > çıkardıklarını, köylünün kokuya dayanamayarak oradan
            > kaçtığını anlatan Aktaş, "Ama bu mübarek insan
            > çıktığında yeni konulmuş gibiydi. 3 ay 21 gün önce
            > vefat ettiği düşünülünce çürümüş olması lazımdı.
            > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
            >
            >   Yusuf Hayal'in anlattıklarını, asker arkadaşı
            > Şenol Başaslan ise şöyle aktarıyor: "Gümüşhaneli
            > Yusuf'a mezarın yerini göster, oradan nasıl
            > çıkarttın diye sordum. Beni götürdü. Mezarın yerini
            > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman anlattıklarına
            > inandım. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
            > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok. Aynen
            > bugün konmuş gibi' demişti. Kefen toprağa girdikten
            > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmış.
            > Mübareğin kefeni çürümemiş." Başaslan, kırılan
            > mermer parçalarını da alaydaki yemekhane kapısının
            > ardında gördüğünü kaydediyor. Daha sonra nereye
            > götürüldüğüne dair bilgisi ise yok. Yusuf Hayal'in
            > mermeri kırmasından ötürü hak ettiği izni 30 günden
            > 45'e çıkartılır. Bir ay kadar önce çıktığı
            > Gümüşhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
            >
            >   TABUT, C-47 UÇAĞINA SIĞMADI
            >
            >   Halilürrahman Dergâhı'nda (Hz. İbrahim Makamı) bir
            > saat içinde yaşanır tüm bunlar. Tabut bir arabaya
            > yerleştirilip Şanlıurfa Alay Komutanlığı'na
            > nakledilir. Askerî konvoy nizamiye kapısında
            > durdurulurken sadece Bediüzzaman'ın naaşının olduğu
            > arabanın girmesine izin verilir. Küçük havaalanında
            > Diyarbakır'dan gelen C-47 nakliye uçağı
            > beklemektedir. Uçaktaki dört kişiden pilot Ahmet
            > Kırlay, muhabereci Kadri Özkartal ve diğer ekip gece
            > yarısı apar topar kaldırılıp Urfa'ya yönlendirilir.
            > Kadri Bey'in eşi Hikmet Özkartal taşınan kişinin
            > Bediüzzaman olduğunu daha sonra öğrendiklerini
            > söylüyor. "Biz şehit var sanmıştık. Ama Bediüzzaman
            > Hazretleri olduğunu öğrenince tüylerimiz diken diken
            > oldu."
            >
            >   Tabut, bu uçağa sığmaz. Naaş, daha küçük bir
            > tabuta yerleştirilir. Yusuf Hayal ve arkadaşlarına
            > ikinci bir emir verilir: "Büyük tabutu şehrin
            > dışında bir yerde yakın." Benzinle yakılmaya
            > çalışılır, ancak tabut bir türlü alev almaz.
            > Askerlerin bu şaşkınlığını Yusuf Hayal'in eşi Emine
            > Hanım şöyle anlatıyor: "Benzini dökmüşler ama
            > yakamamışlar. Vilayetin dışında bir yere
            > götürmüşler. Tabutuna kaç teneke benzin döktük ama
            > yakamadık derdi. Sonra tabutu oraya gömüyorlar.
            > Bunları üzülerek anlatırdı. O mübareği nereye
            > götürdüler hiç bilemiyordu."
            >
            >   Gece yarısı Afyon Havaalanı'na inen uçağı vali ve
            > yaklaşık 15 asker karşılar. Buradaki askerlerden
            > biri de Nizipli Ahmet Çam'dır. Isparta'nın
            > merkezindeki 58'inci Tümen Karargâh Bölüğü'nde
            > nizamiye nöbetçisidir. "Biraz atıcı, vurucu
            > olduğumuz için bizi alıp götürdüler. Muhafız olarak
            > gittik, muhafız olarak geldik." diyen Çam,
            > subayların havaalanında kendilerine katıldığını
            > aktarıyor. Bir ambulansa yerleştirilir
            > Bediüzzaman'ın naaşı. Peşine de 3-4 tane askerî araç
            > takılır. Araçlar dağların arasından süzülüp sessizce
            > yol alır. "Nereden gittiğimizi bilmiyoruz. Dağların
            > tepesiydi. Araba önümüzde gitti, arkadan askerî
            > arabayla gittik. Anayollardan gitmedik, dağ
            > yollarıydı. Karanlıktı."
            >
            >   3-4 saatlik yolun sonunda gece yarısını geçerken
            > Isparta'da meçhul bir yere gelinir. Yaklaşık 10
            > metre ötesinde defnedilen kişinin kimliğini dahi
            > bilmeyen Ahmet Çam'ın görevi Bediüzzaman'ı defneden
            > askerlerin tüfeklerini beklemektir. Sabaha karşı
            > defin tamamlanır, ancak Çam, sadece uzaktan
            > seyreder. Defnin ardından bir yüzbaşı erlere "Hiç
            > kimseye söylemeyeceksiniz. Sizi asarlar." der. Bunun
            > üzerine kimse ne geldikleri yeri, ne de defin
            > işlemini o günlerde başkasına anlatır. Ahmet Çam,
            > defnettikleri kişinin kimliğini günler sonra
            > gazetelerden öğrenir.
            >
            >   Tahir Aktaş, Urfa-Suruç'taki birliğine döndükten
            > sonra ilçenin yaşlıları ile konuşarak gece yarısı
            > gizlice kimi çıkarttıklarını öğrenir. Bediüzzaman
            > Hazretleri hakkında bilgi aldığı kişilerden biri
            > Bostancı köyünün şeyhidir. "Şeyh efendi hadiseyi
            > anlatır ve ağlardı. O kadar duygulanırdı. Ondan
            > bilgi edinmeye çalışırdım yasak olduğu zamanlarda."
            >
            >   Eski adı Höyüklü yeni adı Ecek olan köyde
            > vekâleten karakol komutanlığını yürüten Tahir
            > Aktaş'ın eline Said-i Nursi'nin toplanma emri
            > verilen eserleri ulaşır: "Şehir merkezi ile pek
            > alakamız yoktu. Köyleri dolaşırken ortaya çıkıyordu
            > eserler. Okumayı bilen köylülerde bulunurdu genelde.
            > Karakol komutan vekilliği yaptığım zamanlarda sık
            > sık geçerdi elime. Said Nursi'nin eserlerinin
            > toplanması emredilirdi yukardan. Ama ben aldığım
            > insanlara geri verirdim. Eserler belli ki bir âlimin
            > yazısıydı. Benim Arapça okumuşluğum vardı. Tehlikeli
            > olmadığı belliydi. Dinî konulardan bahsediyordu. El
            > koymanın bir anlamı yoktu."
            >
            === message truncated ===


            __________________________________________________
            Do You Yahoo!?
            Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
            http://mail.yahoo.com
          • dilek gurkan
            Edip beye katılıyorum. Biz burada Tatarlar ile ilgili konuşuyoruz yazışıyoruz. Bize ne Saidi Nursiden Biz tarikat değiliz. Tarikat isteseydik
            Message 5 of 12 , Mar 30, 2006
            • 0 Attachment
              Edip beye katýlýyorum.

              Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
              yazýþýyoruz.
              Bize ne Saidi Nursiden

              Biz tarikat deðiliz.

              Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

              Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

              Dilek

              --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

              > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
              > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
              > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
              > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
              > Bu tip mailleri her zaman protesto
              > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
              >
              > Yaþasýn Milletimiz..
              >
              > ----- Özgün Ýleti -----
              > Kimden: Muazzez Topal
              > Kime: tatar-l@yahoogroups.com
              > Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
              > Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
              > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
              >
              >
              > Edip Bey ,
              >
              > Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
              > Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
              > bittin.
              > Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
              > þey
              > yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
              > terkedebilirsiniz.
              >
              >
              > --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
              >
              > > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
              > konumuzla
              > > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
              > > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
              > ediyorlar..
              > >
              > >
              > > ----- Özgün Ýleti -----
              > > Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
              > > Kime: nurkardesleri@...
              > > Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
              > > Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
              > TAÞIYANLAR
              > > ANLATIYOR
              > >
              > >
              > > Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
              > > Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
              > >
              > > Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
              > > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
              > > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
              > istemiþ!
              > >
              > >
              > >
              >
              >
              ------------------------------------------------------------------------------
              > >
              > > 1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
              > > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
              > > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
              > çevrili
              > > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
              > Said
              > > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
              > üstadýn
              > > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
              > tutan
              > > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
              > Nihayetinde
              > > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
              > > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
              > > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
              > > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
              > > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
              > Önce
              > > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
              > > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
              > > çýkarýlýyor.
              > >
              > > Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
              > > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
              > > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
              > kaldý.
              > > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
              > tarihinde
              > > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
              > > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
              > > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
              > yolunda
              > > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
              > > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
              > gerçekleþecek
              > > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
              > Ýhtilal
              > > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
              > > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
              > Bediüzzaman'ý
              > > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
              > iktidar
              > > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
              > önce
              > > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
              > > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
              > > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
              > erlerden
              > > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
              > > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
              > > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
              > ay
              > > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
              > > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
              > ikâmet
              > > ediyor.
              > >
              > > KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
              > >
              > > 12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
              > > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
              > > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
              > > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
              > yanlarýnda
              > > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
              > mermerlerle
              > > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
              > taþýmak
              > > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
              > > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
              > 2005'te
              > > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
              > vurmaya.
              > > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
              > > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
              > > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
              > balyozu
              > > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
              > > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
              > Ve
              > > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
              > >
              > > Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
              > eþi
              > > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
              > > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
              > > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
              > > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
              > yardým
              > > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
              > biri
              > > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
              > > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
              > kimse
              > > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
              > Gördüðüm
              > > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
              > gibiydi.
              > > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
              > çýkýyor
              > > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
              > Ama
              > > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
              > > diken diken oldu."
              > >
              > > Askere gitmeden önce köylerinde ceset
              > > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
              > oradan
              > > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
              > > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
              > önce
              > > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
              > > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
              > >
              > > Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
              > > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
              > > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
              > > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
              > yerini
              > > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
              > anlattýklarýna
              > > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
              > > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
              > Aynen
              > > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
              > girdikten
              > > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
              > > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
              > > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
              > kapýsýnýn
              > > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
              > > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
              > Hayal'in
              > > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
              > günden
              > > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
              > > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
              > >
              > > TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
              > >
              > > Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
              > bir
              >
              === message truncated ===


              __________________________________________________
              Do You Yahoo!?
              Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
              http://mail.yahoo.com
            • tawish2001 Group
              yazmak istemedim ama tarikat deyip de aşağılamaya başlayınca mesele boyut değiştiriyor. tarikat kelimesi aşağılık bir kelime olduğundan değil,
              Message 6 of 12 , Mar 30, 2006
              • 0 Attachment
                yazmak istemedim ama tarikat deyip de aþaðýlamaya baþlayýnca mesele boyut deðiþtiriyor. tarikat kelimesi aþaðýlýk bir kelime olduðundan deðil, aþaðýlamak için kullanýldýðýndan..
                 
                fýkralar geliyor, baþka yazýlar geliyor, zaten baþlýktan da konunun neyle ilgili olduðu anlaþýlýyor.. birilerini aþaðýlamak ya da karalamak amacý gütmedikçe bence o arkadaþlar yazýlarýný göndermeye devam etmeli.
                 
                Osmanlýda tarikatlar çok saygýndý, Osmanlýyý Osmanlý yapan onlardý. þimdiki sistemizde tarikatýn yeri yok diye geçmiþimizi silip atamayýz. ben ne kadar tatarsam o kadar da osmanlýyým.
                 
                ayrýca grup tarikat olmadýðýný söylüyor. mesele neyse ne, eleþtiriye evet ama aþaðýlama boyutuna gelirse orda durun.
                 
                 
                Bu yazýyý grubumuz adýna deðil kendi adýma gönderiyorum,
                 
                M. Haluk Aksu
                 
                saygýlar..
                 


                dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                Edip beye katýlýyorum.

                Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
                yazýþýyoruz.
                Bize ne Saidi Nursiden

                Biz tarikat deðiliz.

                Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

                Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

                Dilek

                --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
                > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
                > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
                > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
                > Bu tip mailleri her zaman protesto
                > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
                >
                > Yaþasýn Milletimiz..
                >
                >   ----- Özgün Ýleti -----
                >   Kimden: Muazzez Topal
                >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
                >   Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
                >
                >
                >   Edip Bey ,
                >
                >   Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
                >   Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
                > bittin.
                >   Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
                > þey
                >   yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
                >   terkedebilirsiniz.
                >
                >
                >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                >
                >   > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
                > konumuzla
                >   > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
                >   > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
                > ediyorlar..
                >   >
                >   >
                >   > ----- Özgün Ýleti -----
                >   >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
                >   >   Kime: nurkardesleri@...
                >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
                >   >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                > TAÞIYANLAR
                >   > ANLATIYOR
                >   >
                >   >
                >   >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
                >   >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
                >   >
                >   >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
                >   > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
                >   > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
                > istemiþ!  
                >   >
                >   >
                >   >

                >
                ------------------------------------------------------------------------------
                >   >
                >   >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
                >   > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
                >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
                > çevrili
                >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                > Said
                >   > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
                > üstadýn
                >   > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
                > tutan
                >   > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
                > Nihayetinde
                >   > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
                >   > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
                >   > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
                >   > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
                >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
                > Önce
                >   > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
                >   > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
                >   > çýkarýlýyor.
                >   >
                >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
                >   > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
                >   > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
                > kaldý.
                >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                > tarihinde
                >   > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
                >   > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
                >   > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
                > yolunda
                >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
                >   > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
                > gerçekleþecek
                >   > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                > Ýhtilal
                >   > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
                >   > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
                > Bediüzzaman'ý
                >   > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
                > iktidar
                >   > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
                > önce
                >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
                >   > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
                > erlerden
                >   > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
                >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
                >   > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                > ay
                >   > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
                >   > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
                > ikâmet
                >   > ediyor.
                >   >
                >   >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
                >   >
                >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
                >   > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
                >   > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
                >   > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
                > yanlarýnda
                >   > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
                > mermerlerle
                >   > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
                > taþýmak
                >   > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
                >   > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
                > 2005'te
                >   > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
                > vurmaya.
                >   > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
                >   > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
                >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                > balyozu
                >   > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
                >   > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
                > Ve
                >   > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
                >   >
                >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
                > eþi
                >   > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
                >   > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
                >   > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
                >   > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
                > yardým
                >   > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
                > biri
                >   > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
                >   > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
                > kimse
                >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                > Gördüðüm
                >   > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
                > gibiydi.
                >   > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                > çýkýyor
                >   > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
                > Ama
                >   > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
                >   > diken diken oldu."
                >   >
                >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                >   > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
                > oradan
                >   > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
                >   > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
                > önce
                >   > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
                >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                >   >
                >   >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
                >   > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
                >   > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
                >   > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
                > yerini
                >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                > anlattýklarýna
                >   > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                > Aynen
                >   > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
                > girdikten
                >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
                >   > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
                >   > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
                > kapýsýnýn
                >   > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                >   > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                > Hayal'in
                >   > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
                > günden
                >   > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
                >   > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                >   >
                >   >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
                >   >
                >   >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
                > bir
                >
                === message truncated ===


                __________________________________________________
                Do You Yahoo!?
                Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                http://mail.yahoo.com


                New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.

              • Tatar Bala
                Kulturun ve her seyni anamak usun okumak kerek,tarikat,osmanli,demokrasi,finans,imperialism,socialism,maga kore her seyni okumak zarar olmaz.Onin usun
                Message 7 of 12 , Mar 30, 2006
                • 0 Attachment
                  Kulturun ve her seyni anamak usun okumak kerek,tarikat,osmanli,demokrasi,finans,imperialism,socialism,maga kore her seyni okumak zarar olmaz.Onin usun Turkiyede Constantinopol yada Adrianopol neresi dep sorasan  90 % bilmiyor.tawish2001 Group <tawish2001@...> wrote:
                  yazmak istemedim ama tarikat deyip de aþaðýlamaya baþlayýnca mesele boyut deðiþtiriyor. tarikat kelimesi aþaðýlýk bir kelime olduðundan deðil, aþaðýlamak için kullanýldýðýndan..
                   
                  fýkralar geliyor, baþka yazýlar geliyor, zaten baþlýktan da konunun neyle ilgili olduðu anlaþýlýyor.. birilerini aþaðýlamak ya da karalamak amacý gütmedikçe bence o arkadaþlar yazýlarýný göndermeye devam etmeli.
                   
                  Osmanlýda tarikatlar çok saygýndý, Osmanlýyý Osmanlý yapan onlardý. þimdiki sistemizde tarikatýn yeri yok diye geçmiþimizi silip atamayýz. ben ne kadar tatarsam o kadar da osmanlýyým.
                   
                  ayrýca grup tarikat olmadýðýný söylüyor. mesele neyse ne, eleþtiriye evet ama aþaðýlama boyutuna gelirse orda durun.
                   
                   
                  Bu yazýyý grubumuz adýna deðil kendi adýma gönderiyorum,
                   
                  M. Haluk Aksu
                   
                  saygýlar..
                   


                  dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                  Edip beye katýlýyorum.

                  Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
                  yazýþýyoruz.
                  Bize ne Saidi Nursiden

                  Biz tarikat deðiliz.

                  Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

                  Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

                  Dilek

                  --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                  > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
                  > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
                  > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
                  > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
                  > Bu tip mailleri her zaman protesto
                  > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
                  >
                  > Yaþasýn Milletimiz..
                  >
                  >   ----- Özgün Ýleti -----
                  >   Kimden: Muazzez Topal
                  >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                  >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
                  >   Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                  > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
                  >
                  >
                  >   Edip Bey ,
                  >
                  >   Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
                  >   Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
                  > bittin.
                  >   Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
                  > þey
                  >   yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
                  >   terkedebilirsiniz.
                  >
                  >
                  >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                  >
                  >   > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
                  > konumuzla
                  >   > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
                  >   > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
                  > ediyorlar..
                  >   >
                  >   >
                  >   > ----- Özgün Ýleti -----
                  >   >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
                  >   >   Kime: nurkardesleri@...
                  >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
                  >   >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                  > TAÞIYANLAR
                  >   > ANLATIYOR
                  >   >
                  >   >
                  >   >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
                  >   >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
                  >   >
                  >   >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
                  >   > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
                  >   > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
                  > istemiþ!  
                  >   >
                  >   >
                  >   >

                  >
                  ------------------------------------------------------------------------------
                  >   >
                  >   >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
                  >   > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
                  >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
                  > çevrili
                  >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                  > Said
                  >   > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
                  > üstadýn
                  >   > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
                  > tutan
                  >   > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
                  > Nihayetinde
                  >   > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
                  >   > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
                  >   > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
                  >   > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
                  >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
                  > Önce
                  >   > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
                  >   > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
                  >   > çýkarýlýyor.
                  >   >
                  >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
                  >   > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
                  >   > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
                  > kaldý.
                  >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                  > tarihinde
                  >   > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
                  >   > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
                  >   > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
                  > yolunda
                  >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
                  >   > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
                  > gerçekleþecek
                  >   > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                  > Ýhtilal
                  >   > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
                  >   > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
                  > Bediüzzaman'ý
                  >   > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
                  > iktidar
                  >   > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
                  > önce
                  >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                  >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
                  >   > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
                  > erlerden
                  >   > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
                  >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
                  >   > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                  > ay
                  >   > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
                  >   > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
                  > ikâmet
                  >   > ediyor.
                  >   >
                  >   >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
                  >   >
                  >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
                  >   > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
                  >   > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
                  >   > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
                  > yanlarýnda
                  >   > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
                  > mermerlerle
                  >   > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
                  > taþýmak
                  >   > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
                  >   > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
                  > 2005'te
                  >   > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
                  > vurmaya.
                  >   > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
                  >   > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
                  >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                  > balyozu
                  >   > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
                  >   > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
                  > Ve
                  >   > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
                  >   >
                  >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
                  > eþi
                  >   > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
                  >   > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
                  >   > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
                  >   > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
                  > yardým
                  >   > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
                  > biri
                  >   > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
                  >   > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
                  > kimse
                  >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                  > Gördüðüm
                  >   > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
                  > gibiydi.
                  >   > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                  > çýkýyor
                  >   > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
                  > Ama
                  >   > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
                  >   > diken diken oldu."
                  >   >
                  >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                  >   > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
                  > oradan
                  >   > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
                  >   > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
                  > önce
                  >   > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
                  >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                  >   >
                  >   >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
                  >   > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
                  >   > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
                  >   > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
                  > yerini
                  >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                  > anlattýklarýna
                  >   > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                  >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                  > Aynen
                  >   > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
                  > girdikten
                  >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
                  >   > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
                  >   > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
                  > kapýsýnýn
                  >   > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                  >   > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                  > Hayal'in
                  >   > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
                  > günden
                  >   > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
                  >   > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                  >   >
                  >   >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
                  >   >
                  >   >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
                  > bir
                  >
                  === message truncated ===


                  __________________________________________________
                  Do You Yahoo!?
                  Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                  http://mail.yahoo.com


                  New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.


                  New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.

                • yunus kutlubay
                  HALUK KARDEŞİM DAHA ÖNCE DE AYNI KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİMİ BİLDİRMİŞTİM. YİNE TEKRARLAMAK İSTİYORUM.BU PLATFORM SİYASİ DÜŞÜNCELERİN
                  Message 8 of 12 , Mar 30, 2006
                  • 0 Attachment
                    HALUK KARDEÞÝM
                    DAHA ÖNCE DE AYNI KONU ÝLE ÝLGÝLÝ GÖRÜÞLERÝMÝ BÝLDÝRMÝÞTÝM.
                    YÝNE TEKRARLAMAK ÝSTÝYORUM.BU PLATFORM SÝYASÝ DÜÞÜNCELERÝN
                    KABUL EDÝLDÝÐÝ, ANLATILDIÐI VE TARTIÞILDIÐI YER OLMAMALI.HEPÝMÝZÝN AMACI ÖZÜMÜZÜ ÖÐRENÝP TANIÞMAK.BÝRBÝRÝMÝZE BU KONUDAKÝ BÝLDÝKLERÝMÝZÝ ANLATMAK. KALDIKÝ HEPÝMÝZ AYNI KAN KARDEÞLÝÐÝNDEN GELÝYORUZ.SEN BANA SÖYLEYEBÝLÝRMÝSÝN SÝYASETÝN ÝNSANLARI
                    ÝKÝYE, ÜÇE AYIRMADIÐI YER VAR MI? BEN BU ORTAMDA SÝYASET YAPILMASINI ÝSTEMÝYORUM.ZATEN MEDYANIN BÝZÝ BU KONUDA NASIL TÖRPÜLEDÝÐÝNÝ BÝLÝYORSUNDUR UMARIM. BÝZ DOÐRUYU, GÜZELLÝÐÝ,
                    ÖZÜMÜZÜ KONUÞALIM.YILLAR ÖNCE YAÞAMIÞ BÝR ÝNSANIN HAYAT FELSEFESÝ BENÝ ÝLGÝLENDÝRMÝYORKÝ. O ZAMAN BENDE BU GRUPTAKÝLERE ÞÖYLE BÝR BÝLGÝLENDÝRME YAZARIM;
                    HER KONUDA SÖMÜRÜ YAPILMAYA DEVAM ETMEKTEDÝR.BUNLARIN BAÞINDA DÝN SÖMÜRÜSÜ GELÝR. ÖLÜMSÜZ YAZAR VE BÝLÝM ADAMI A. TANER KIÞLALI,SON YAZISINDA ÜNLÜ ÝTALYAN FÝLOZOFU BRUNO'NUN (GALÝLE'DEN ÖNCE EVRENÝN SONSUZLUÐUNU ÝFADE ETMÝÞ OLAN KÝÞÝDÝR.) BÝR SÖZÜNE ATIFTA BULUNMUÞTUR: "KÖTÜLER TANRI'YI KULLANIR; TANRI ÝYÝLERÝ KULLANIR." A. TANER KIÞLALI, TANRI'NIN KULLANDIÐI ÝYÝLERÝ SIRALARKEN BAÞTA M. KEMAL'ÝN ÝSMÝNÝ ZÝKRETMÝÞTÝR. KÖTÜLERÝN TANRI'YI KULLANIMINA ÖRNEK TE PEK ÇOKTUR. ÖZELLÝKLE CUMHURÝYET'E YÖNELÝK SALDIRILAR KONUSUNDA  ÖNCELÝKLE AKLA GELMESÝ GEREKENLERDE BUNLAR
                    OLUYOR. BUNLARDAN BÝR ÖRNEÐÝ M. KEMAL ATATÜRK, "NUTUK"TA UZUN UZUN ANLATIR. BU, SAÝT MOLLA ÝSÝMLÝ BÝR ZATTIR. SAÝT MOLLA DÝN ADAMI HÜVÝYETÝYLE ORTAYA ÇIKMIÞTIR. ANCAK, M. KEMAL'ÝN ADAMLARI,CUMHURÝYET'ÝN YENÝ KURULDUÐU, BÜTÇENÝN, MAAÞIN OLMADIÐI ANCAK BÜYÜK
                    FEDAKARLIKLARIN  VAR OLDUÐU DAHA O DÖNEMDE, EVÝNE HÝZMETÇÝ KILIÐINDA GÝREREK SAÝT MOLLA'NIN GERÇEK KÝMLÝÐÝNÝ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. SAÝT MOLLA,ÝNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU GÝBÝ KENDÝSÝNÝ GÖSTEREREK O DÖNEMDE TURKÝYE'YE GELMÝÞ OLAN  RAHÝP FREW ADLI ÝNGÝLÝZ ENTELÝJANS SERVÝSÝ'NÝN BÝR ADAMINDAN TALÝMAT ALARAK ETKÝNLÝKLERÝNÝ SERGÝLEMEKTEDÝR. DÝÐER ADI "REDÝNGOT SAÝT"TÝR. ÇÜNKÜ AKÞAMLARI DA REDÝNGOTUNU GÝYÝP ÝNGÝLÝZ BÜYÜKELÇÝLÝÐÝ'NDE SERVÝS YAPMAKTADIR. O ZAMAN BU TESPÝTÝ M. KEMAL'ÝN ADAMLARÝ YAPIYORLAR. "BUGÜN NÝYE YAPILAMIYOR?" DÝYE SORULURSA "BUGÜN ARTIK AÇIKÇA YAPILDIÐI ÝÇÝN BUNA GEREK KALMIYOR." DENÝLEBÝLÝR! SAÝT MOLLA NE YAPIYOR? "KUVVA-Ý MÝLLÝYECÝLER KAFÝRDÝR, KATLEDÝLMELERÝ VACÝPTÝR." VS.ÞEKLÝNDE FETVALAR VERÝYOR. DÝÐER ÖRNEK ÞEYH SAÝT OLAYIDIR. ÞEYH SAÝT,1925'TE DOÐU VE GÜNEYDOÐU'DAKÝ YOKSUL ÝNSANLARIMIZI, "MÜSLÜMANLIK ELDEN GÝDÝYOR; EMÝR KAFÝR OLURSA ÝHTÝLAL VACÝPTÝR." DÝYE KENDÝNÝ DÝN OTORÝTESÝ ÝLAN EDEREK ORTAYA ÇIKIYOR. YÝNE O TARÝHTE M. KEMAL'ÝN ADAMLARI ÞEYH SAÝT  ÝLE ÝNGÝLTERE ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝYÝ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. BUNLARDAN BÝRÝ SANKÝ ÝNGÝLÝZ AJANI ÝMÝÞ
                    GÝBÝ DAVRANARAK ÞEYH SAÝT'ÝN ADAMLARÝ ÝLE PAZARLIÐA GÝRÝÞÝNCE GERÇEK YÜZLERÝ ORTAYA ÇIKIYOR. DAHA SONRA FRANSIZ BÜYÜKELÇÝLÝÐÝ'NÝN PARÝS'E YOLLADIÐI NOTALARIN BÝRÝNDE "GÜNEYDOÐU AYAKLANMASI'NIN GERÝSÝNDE ÝNGÝLÝZ TERTÝBÝ VARDIR." YAZILDIÐI ÜZERÝNDEN ZAMAN GEÇTÝKTEN SONRA AÇIÐA ÇIKMIÞTIR. ÞEYH SAÝT OLAYI BÜYÜK SANCILARA YOL AÇMIÞTIR. BÝLDÝÐÝNÝZ GÝBÝ LOZAN'DA MÝSAK-I MÝLLÝ SINIRLARI ÝÇÝNDE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ KURULMASI KARAR ALTINA ALINMIÞTIR. BÝRKAÇ NOKTA GELECEÐE BIRAKILMIÞTIR. BUNLARDAN BÝR TANESÝ MUSUL MESELESÝ'DÝR. M. KEMAL HÜKÜMETÝ ÝLE ÝNGÝLÝZLER ARASINDA " ÝLERÝDE BU HUSUSUN  TARAFLAR ARASINDA
                    DOSTANE ÇÖZÜMLERE KAVUÞTURULACAÐI" KARARA BAÐLANMIÞTIR. TAM BU MUSUL MESELESÝ'NÝN KARARA
                    BAÐLANMASI GÜNDEME GELECEÐÝ SIRADA ÞEYH SAÝT ÝSYANI PATLAK VERÝYOR. TÜRKÝYE'NÝN BAÞINA SARILAN BU BELA SAYESÝNDE ÝNGÝLÝZLER MUSUL'A SAHÝP OLMA ÝMKANINA KAVUÞUYORLAR. BURADA DA GÖRÜNÜÞTEKÝ AMACIYLA TAMAMEN TERS BÝR ÝSYAN ("SALDIRI") SÖZ KONUSU. DÜNKÜ BU TÜRDEN BÖLÜCÜ/IRKÇI HAREKETLER NASIL KÝ EN BÜYÜK ZARARI O BÖLGE ÝNSANINA VERMÝÞSE, GÜNÜMÜZDE BUNLARIN  TEKRARI NÝTELÝÐÝNDEKÝ OLAYLARIN ÖNCELÝKLE O BÖLGE ÝNSANINA,O BÖLGEYE TAÞINMAK ÝSTENEN UYGARLIK NÝMETLERÝNÝN KESÝNTÝYE UÐRAMASINA NEDEN OLDUÐU AÇIKTIR . ÞU ANDA OLDUÐU GÝBÝ..
                     
                    SAYGILARIMLA...

                     
                     
                    yazmak istemedim ama tarikat deyip de aþaðýlamaya baþlayýnca mesele boyut deðiþtiriyor. tarikat kelimesi aþaðýlýk bir kelime olduðundan deðil, aþaðýlamak için kullanýldýðýndan..
                     
                    fýkralar geliyor, baþka yazýlar geliyor, zaten baþlýktan da konunun neyle ilgili olduðu anlaþýlýyor.. birilerini aþaðýlamak ya da karalamak amacý gütmedikçe bence o arkadaþlar yazýlarýný göndermeye devam etmeli.
                     
                    Osmanlýda tarikatlar çok saygýndý, Osmanlýyý Osmanlý yapan onlardý. þimdiki sistemizde tarikatýn yeri yok diye geçmiþimizi silip atamayýz. ben ne kadar tatarsam o kadar da osmanlýyým.
                     
                    ayrýca grup tarikat olmadýðýný söylüyor. mesele neyse ne, eleþtiriye evet ama aþaðýlama boyutuna gelirse orda durun.
                     
                     
                    Bu yazýyý grubumuz adýna deðil kendi adýma gönderiyorum,
                     
                    M. Haluk Aksu
                     
                    saygýlar..
                     


                    dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                    Edip beye katýlýyorum.

                    Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
                    yazýþýyoruz.
                    Bize ne Saidi Nursiden

                    Biz tarikat deðiliz.

                    Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

                    Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

                    Dilek

                    --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                    > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
                    > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
                    > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
                    > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
                    > Bu tip mailleri her zaman protesto
                    > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
                    >
                    > Yaþasýn Milletimiz..
                    >
                    >   ----- Özgün Ýleti -----
                    >   Kimden: Muazzez Topal
                    >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                    >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
                    >   Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                    > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
                    >
                    >
                    >   Edip Bey ,
                    >
                    >   Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
                    >   Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
                    > bittin.
                    >   Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
                    > þey
                    >   yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
                    >   terkedebilirsiniz.
                    >
                    >
                    >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                    >
                    >   > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
                    > konumuzla
                    >   > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
                    >   > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
                    > ediyorlar..
                    >   >
                    >   >
                    >   > ----- Özgün Ýleti -----
                    >   >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
                    >   >   Kime: nurkardesleri@...
                    >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
                    >   >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                    > TAÞIYANLAR
                    >   > ANLATIYOR
                    >   >
                    >   >
                    >   >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
                    >   >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
                    >   >
                    >   >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
                    >   > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
                    >   > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
                    > istemiþ!  
                    >   >
                    >   >
                    >   >

                    >
                    ------------------------------------------------------------------------------
                    >   >
                    >   >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
                    >   > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
                    >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
                    > çevrili
                    >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                    > Said
                    >   > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
                    > üstadýn
                    >   > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
                    > tutan
                    >   > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
                    > Nihayetinde
                    >   > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
                    >   > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
                    >   > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
                    >   > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
                    >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
                    > Önce
                    >   > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
                    >   > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
                    >   > çýkarýlýyor.
                    >   >
                    >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
                    >   > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
                    >   > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
                    > kaldý.
                    >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                    > tarihinde
                    >   > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
                    >   > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
                    >   > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
                    > yolunda
                    >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
                    >   > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
                    > gerçekleþecek
                    >   > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                    > Ýhtilal
                    >   > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
                    >   > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
                    > Bediüzzaman'ý
                    >   > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
                    > iktidar
                    >   > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
                    > önce
                    >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                    >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
                    >   > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
                    > erlerden
                    >   > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
                    >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
                    >   > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                    > ay
                    >   > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
                    >   > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
                    > ikâmet
                    >   > ediyor.
                    >   >
                    >   >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
                    >   >
                    >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
                    >   > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
                    >   > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
                    >   > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
                    > yanlarýnda
                    >   > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
                    > mermerlerle
                    >   > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
                    > taþýmak
                    >   > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
                    >   > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
                    > 2005'te
                    >   > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
                    > vurmaya.
                    >   > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
                    >   > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
                    >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                    > balyozu
                    >   > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
                    >   > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
                    > Ve
                    >   > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
                    >   >
                    >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
                    > eþi
                    >   > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
                    >   > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
                    >   > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
                    >   > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
                    > yardým
                    >   > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
                    > biri
                    >   > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
                    >   > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
                    > kimse
                    >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                    > Gördüðüm
                    >   > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
                    > gibiydi.
                    >   > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                    > çýkýyor
                    >   > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
                    > Ama
                    >   > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
                    >   > diken diken oldu."
                    >   >
                    >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                    >   > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
                    > oradan
                    >   > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
                    >   > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
                    > önce
                    >   > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
                    >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                    >   >
                    >   >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
                    >   > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
                    >   > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
                    >   > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
                    > yerini
                    >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                    > anlattýklarýna
                    >   > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                    >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                    > Aynen
                    >   > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
                    > girdikten
                    >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
                    >   > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
                    >   > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
                    > kapýsýnýn
                    >   > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                    >   > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                    > Hayal'in
                    >   > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
                    > günden
                    >   > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
                    >   > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                    >   >
                    >   >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
                    >   >
                    >   >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
                    > bir
                    >
                    === message truncated ===


                    __________________________________________________
                    Do You Yahoo!?
                    Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                    http://mail.yahoo.com


                    New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.



                    Yunus KUTLUBAY
                    0544 7420635


                    Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.

                  • Edip YALTIR
                    Yunus bey goruyorsunuz..Bir meczup kuyuya tas atti,neler oldu..Ben de bunu kastetmis,o maili yollayanlari atalim demistim.. Meczuplar moderasyonsuz her gruba
                    Message 9 of 12 , Mar 30, 2006
                    • 0 Attachment
                          Yunus bey goruyorsunuz..Bir meczup kuyuya tas atti,neler oldu..Ben de bunu kastetmis,o maili yollayanlari atalim demistim..
                         Meczuplar moderasyonsuz her gruba girip bu tip seyler yolluyor,ortaligi karistiriyorlar..Atilmaz,gerekli tepkiyi gormezlerse belli bir sure sonra gene benzer konulu mai atacaklardir..Bunu bircok grupta gordum..
                         Her fikre,goruse,inanca saygimiz var ama tartisilacak yer burasi degil.Bu tip mail gonderenleri asagiliyor ve ahmaklikla sucluyorum cunku bir cok insani aptal yerine koyuyorlar..
                        Biliyorum ki,bir sure sonra gene bu tip mail atacaklar ve ben daha sert bir sekilde elestirecek hatta hakaret edecegim..Simdiden soyluyorum,moderator isterse su an atsin.
                       
                                     BURASI  TARIKAT GRUBU DEGIL!!!  TATAR TURKLERININ GRUBU...
                       
                           MECZUPLAR!!
                      HUZURUMUZU KACIRMAYIN,DEFOLUN!!!!
                       
                      ----- Özgün İleti -----
                      Gönderme tarihi: 30 Mart 2006 Perşembe 20:30
                      Konu: Re: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI TAŞIYANLAR ANLATIYOR

                      HALUK KARDEŞİM
                      DAHA ÖNCE DE AYNI KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİMİ BİLDİRMİŞTİM.
                      YİNE TEKRARLAMAK İSTİYORUM.BU PLATFORM SİYASİ DÜŞÜNCELERİN
                      KABUL EDİLDİĞİ, ANLATILDIĞI VE TARTIŞILDIĞI YER OLMAMALI.HEPİMİZİN AMACI ÖZÜMÜZÜ ÖĞRENİP TANIŞMAK.BİRBİRİMİZE BU KONUDAKİ BİLDİKLERİMİZİ ANLATMAK. KALDIKİ HEPİMİZ AYNI KAN KARDEŞLİĞİNDEN GELİYORUZ.SEN BANA SÖYLEYEBİLİRMİSİN SİYASETİN İNSANLARI
                      İKİYE, ÜÇE AYIRMADIĞI YER VAR MI? BEN BU ORTAMDA SİYASET YAPILMASINI İSTEMİYORUM.ZATEN MEDYANIN BİZİ BU KONUDA NASIL TÖRPÜLEDİĞİNİ BİLİYORSUNDUR UMARIM. BİZ DOĞRUYU, GÜZELLİĞİ,
                      ÖZÜMÜZÜ KONUŞALIM.YILLAR ÖNCE YAŞAMIŞ BİR İNSANIN HAYAT FELSEFESİ BENİ İLGİLENDİRMİYORKİ. O ZAMAN BENDE BU GRUPTAKİLERE ŞÖYLE BİR BİLGİLENDİRME YAZARIM;
                      HER KONUDA SÖMÜRÜ YAPILMAYA DEVAM ETMEKTEDİR.BUNLARIN BAŞINDA DİN SÖMÜRÜSÜ GELİR. ÖLÜMSÜZ YAZAR VE BİLİM ADAMI A. TANER KIŞLALI,SON YAZISINDA ÜNLÜ İTALYAN FİLOZOFU BRUNO'NUN (GALİLE'DEN ÖNCE EVRENİN SONSUZLUĞUNU İFADE ETMİŞ OLAN KİŞİDİR.) BİR SÖZÜNE ATIFTA BULUNMUŞTUR: "KÖTÜLER TANRI'YI KULLANIR; TANRI İYİLERİ KULLANIR." A. TANER KIŞLALI, TANRI'NIN KULLANDIĞI İYİLERİ SIRALARKEN BAŞTA M. KEMAL'İN İSMİNİ ZİKRETMİŞTİR. KÖTÜLERİN TANRI'YI KULLANIMINA ÖRNEK TE PEK ÇOKTUR. ÖZELLİKLE CUMHURİYET'E YÖNELİK SALDIRILAR KONUSUNDA  ÖNCELİKLE AKLA GELMESİ GEREKENLERDE BUNLAR
                      OLUYOR. BUNLARDAN BİR ÖRNEĞİ M. KEMAL ATATÜRK, "NUTUK"TA UZUN UZUN ANLATIR. BU, SAİT MOLLA İSİMLİ BİR ZATTIR. SAİT MOLLA DİN ADAMI HÜVİYETİYLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR. ANCAK, M. KEMAL'İN ADAMLARI,CUMHURİYET'İN YENİ KURULDUĞU, BÜTÇENİN, MAAŞIN OLMADIĞI ANCAK BÜYÜK
                      FEDAKARLIKLARIN  VAR OLDUĞU DAHA O DÖNEMDE, EVİNE HİZMETÇİ KILIĞINDA GİREREK SAİT MOLLA'NIN GERÇEK KİMLİĞİNİ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. SAİT MOLLA,İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU GİBİ KENDİSİNİ GÖSTEREREK O DÖNEMDE TURKİYE'YE GELMİŞ OLAN  RAHİP FREW ADLI İNGİLİZ ENTELİJANS SERVİSİ'NİN BİR ADAMINDAN TALİMAT ALARAK ETKİNLİKLERİNİ SERGİLEMEKTEDİR. DİĞER ADI "REDİNGOT SAİT"TİR. ÇÜNKÜ AKŞAMLARI DA REDİNGOTUNU GİYİP İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ'NDE SERVİS YAPMAKTADIR. O ZAMAN BU TESPİTİ M. KEMAL'İN ADAMLARİ YAPIYORLAR. "BUGÜN NİYE YAPILAMIYOR?" DİYE SORULURSA "BUGÜN ARTIK AÇIKÇA YAPILDIĞI İÇİN BUNA GEREK KALMIYOR." DENİLEBİLİR! SAİT MOLLA NE YAPIYOR? "KUVVA-İ MİLLİYECİLER KAFİRDİR, KATLEDİLMELERİ VACİPTİR." VS.ŞEKLİNDE FETVALAR VERİYOR. DİĞER ÖRNEK ŞEYH SAİT OLAYIDIR. ŞEYH SAİT,1925'TE DOĞU VE GÜNEYDOĞU'DAKİ YOKSUL İNSANLARIMIZI, "MÜSLÜMANLIK ELDEN GİDİYOR; EMİR KAFİR OLURSA İHTİLAL VACİPTİR." DİYE KENDİNİ DİN OTORİTESİ İLAN EDEREK ORTAYA ÇIKIYOR. YİNE O TARİHTE M. KEMAL'İN ADAMLARI ŞEYH SAİT  İLE İNGİLTERE ARASINDAKİ İLİŞKİYİ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. BUNLARDAN BİRİ SANKİ İNGİLİZ AJANI İMİŞ
                      GİBİ DAVRANARAK ŞEYH SAİT'İN ADAMLARİ İLE PAZARLIĞA GİRİŞİNCE GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKIYOR. DAHA SONRA FRANSIZ BÜYÜKELÇİLİĞİ'NİN PARİS'E YOLLADIĞI NOTALARIN BİRİNDE "GÜNEYDOĞU AYAKLANMASI'NIN GERİSİNDE İNGİLİZ TERTİBİ VARDIR." YAZILDIĞI ÜZERİNDEN ZAMAN GEÇTİKTEN SONRA AÇIĞA ÇIKMIŞTIR. ŞEYH SAİT OLAYI BÜYÜK SANCILARA YOL AÇMIŞTIR. BİLDİĞİNİZ GİBİ LOZAN'DA MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇİNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULMASI KARAR ALTINA ALINMIŞTIR. BİRKAÇ NOKTA GELECEĞE BIRAKILMIŞTIR. BUNLARDAN BİR TANESİ MUSUL MESELESİ'DİR. M. KEMAL HÜKÜMETİ İLE İNGİLİZLER ARASINDA " İLERİDE BU HUSUSUN  TARAFLAR ARASINDA
                      DOSTANE ÇÖZÜMLERE KAVUŞTURULACAĞI" KARARA BAĞLANMIŞTIR. TAM BU MUSUL MESELESİ'NİN KARARA
                      BAĞLANMASI GÜNDEME GELECEĞİ SIRADA ŞEYH SAİT İSYANI PATLAK VERİYOR. TÜRKİYE'NİN BAŞINA SARILAN BU BELA SAYESİNDE İNGİLİZLER MUSUL'A SAHİP OLMA İMKANINA KAVUŞUYORLAR. BURADA DA GÖRÜNÜŞTEKİ AMACIYLA TAMAMEN TERS BİR İSYAN ("SALDIRI") SÖZ KONUSU. DÜNKÜ BU TÜRDEN BÖLÜCÜ/IRKÇI HAREKETLER NASIL Kİ EN BÜYÜK ZARARI O BÖLGE İNSANINA VERMİŞSE, GÜNÜMÜZDE BUNLARIN  TEKRARI NİTELİĞİNDEKİ OLAYLARIN ÖNCELİKLE O BÖLGE İNSANINA,O BÖLGEYE TAŞINMAK İSTENEN UYGARLIK NİMETLERİNİN KESİNTİYE UĞRAMASINA NEDEN OLDUĞU AÇIKTIR . ŞU ANDA OLDUĞU GİBİ..
                       
                      SAYGILARIMLA...

                       
                       
                      yazmak istemedim ama tarikat deyip de aşağılamaya başlayınca mesele boyut değiştiriyor. tarikat kelimesi aşağılık bir kelime olduğundan değil, aşağılamak için kullanıldığından..
                       
                      fıkralar geliyor, başka yazılar geliyor, zaten başlıktan da konunun neyle ilgili olduğu anlaşılıyor.. birilerini aşağılamak ya da karalamak amacı gütmedikçe bence o arkadaşlar yazılarını göndermeye devam etmeli.
                       
                      Osmanlıda tarikatlar çok saygındı, Osmanlıyı Osmanlı yapan onlardı. şimdiki sistemizde tarikatın yeri yok diye geçmişimizi silip atamayız. ben ne kadar tatarsam o kadar da osmanlıyım.
                       
                      ayrıca grup tarikat olmadığını söylüyor. mesele neyse ne, eleştiriye evet ama aşağılama boyutuna gelirse orda durun.
                       
                       
                      Bu yazıyı grubumuz adına değil kendi adıma gönderiyorum,
                       
                      M. Haluk Aksu
                       
                      saygılar..
                       


                      dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                      Edip beye katılıyorum.

                      Biz burada Tatarlar ile ilgili konuşuyoruz
                      yazışıyoruz.
                      Bize ne Saidi Nursiden

                      Biz tarikat değiliz.

                      Tarikat isteseydik tarikatların grubuna katılırdık.

                      Ayrıca tatarların tarikat olduklarını sanmıyorum.

                      Dilek

                      --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                      > Burası Tatar Türklerinin bir araya geldiği bir grup
                      > mu,yoksa belli bir tarikatın grubu mu?
                      > Yarın karşıt görüşlü birileri cevap yazdığı ve
                      > atışmalar başladığı zaman ne olacak??
                      > Bu tip mailleri her zaman protesto
                      > edeceğim,moderatörseniz beni şimdiden atın!!!
                      >
                      > Yaşasın Milletimiz..
                      >
                      >   ----- Özgün İleti -----
                      >   Kimden: Muazzez Topal
                      >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                      >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarşamba 16:17
                      >   Konu: Re: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI
                      > TAŞIYANLAR ANLATIYOR
                      >
                      >
                      >   Edip Bey ,
                      >
                      >   Neden rahatsızlık duyuyorsunuz ki,
                      >   Hoşunuza gitmeyen makaleleri okumayın olsun
                      > bittin.
                      >   Bu arkadaşlar gruptan atılmayı gerektirecek bir
                      > şey
                      >   yapmadılar, siz rahatsız olduysanız grubu
                      >   terkedebilirsiniz.
                      >
                      >
                      >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                      >
                      >   > Bu arkadaşları lütfen gruptan atınız.Bizin
                      > konumuzla
                      >   > ne ilgisi var bu yolladıklarının???
                      >   > Başka grupları da bu şekilde rahatsız
                      > ediyorlar..
                      >   >
                      >   >
                      >   > ----- Özgün İleti -----
                      >   >   Kimden: NUR KARDEŞLERİ
                      >   >   Kime: nurkardesleri@...
                      >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarşamba 07:01
                      >   >   Konu: [tatar-l] SAİD NURSÎ'NİN MEZARINI
                      > TAŞIYANLAR
                      >   > ANLATIYOR
                      >   >
                      >   >
                      >   >         Üstad'ın mezarını taşıyan askerler
                      >   >         İbrahim Doğan - i.dogan@...
                      >   >
                      >   >         Bediüzzaman'ın mezarını gizlice taşıyan
                      >   > askerler Aksiyon'a konuştu. Kefeni de bedeni de
                      >   > çürümeyen cenazenin taşınmasını masonlar
                      > istemiş!  
                      >   >
                      >   >
                      >   >

                      >
                      ------------------------------------------------------------------------------
                      >   >
                      >   >   1960'ın 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarısına
                      >   > yaklaşıyor. Urfa'daki Halil İbrahim Dergâhı'ndan
                      >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafı askerlerle
                      > çevrili
                      >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                      > Said
                      >   > Nursi Hazretleri yatıyor. İhtilal komitesi
                      > üstadın
                      >   > mezarını taşıma kararı almış. Ancak balyozları
                      > tutan
                      >   > askerler mermeri bir türlü kıramıyor.
                      > Nihayetinde
                      >   > komutan sesleniyor: "Mezarı kim kırarsa 30 gün
                      >   > izin." Pehlivan lakaplı Yusuf öne çıkıyor: "Ben
                      >   > kırarım." Orada kimin yattığından ne onun ne de
                      >   > diğer askerlerin haberi var. Verilen emir gereği
                      >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallıyor.
                      > Önce
                      >   > mermer kırılıyor, sonra toprak kazılıyor. Said
                      >   > Nursi'nin naaşı bozulmamış kefeniyle kabirden
                      >   > çıkarılıyor.
                      >   >
                      >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yıllık hayatı
                      >   > sıkıntılarla geçti. Mahkeme mahkeme, şehir şehir
                      >   > dolaştırılıp durdu. Birçok işkenceye maruz
                      > kaldı.
                      >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                      > tarihinde
                      >   > İpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardından on
                      >   > binlerin duası eşliğinde Hz. İbrahim Makamı'na
                      >   > defnedildi. Vefatından üç gün önce Isparta
                      > yolunda
                      >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadı." dedi. Bu
                      >   > sözleri adeta vefatından iki ay sonra
                      > gerçekleşecek
                      >   > olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                      > İhtilal
                      >   > olmuş ve Adnan Menderes'i idam sehpasına götüren
                      >   > süreç başlamıştı. İhtilali yapanlar
                      > Bediüzzaman'ı
                      >   > vefatından sonra da rahat bırakmadı. Yeni
                      > iktidar
                      >   > mezarın taşınmasına karar verdi. Urfa'dan naaş
                      > önce
                      >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                      >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taşımakla
                      >   > görevlendirildi. Bu sürece şahitlik eden
                      > erlerden
                      >   > biri Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde, diğeri
                      >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diğeri ise
                      >   > İstanbul'da yaşıyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                      > ay
                      >   > kadar önce vefat etmiş. Said Nursi'nin naaşını
                      >   > taşıyan uçaktaki muhabere subayı ise Bursa'da
                      > ikâmet
                      >   > ediyor.
                      >   >
                      >   >   KEFENİ HİÇ ÇÜRÜMEMİŞ
                      >   >
                      >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarında asker
                      >   > kuşatır. İçeriye kimse alınmazken bekçilerin de
                      >   > dışarı çıkmasına izin verilmez. Onu ziyarete
                      >   > gelenler birer avuç toprağı hatıra olarak
                      > yanlarında
                      >   > götürmeye başlayınca Adana'dan getirilen
                      > mermerlerle
                      >   > mezarın üstü kapatılır. Gece yarısı kabri
                      > taşımak
                      >   > için gelen askerler balyoz darbelerine rağmen bu
                      >   > mermerleri kıramaz. Yusuf Hayal (1 Aralık
                      > 2005'te
                      >   > vefat etti) "Ben kırarım." diyerek başlar
                      > vurmaya.
                      >   > Dişleriyle 50 kilogramlık çuvalları taşıyan, tek
                      >   > başına bir arabayı 10 dakika boyunca kaldırarak
                      >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                      > balyozu
                      >   > her indirişinde mermerden de parçalar ayrılır.
                      >   > Mezarın üstündeki toprağı kürekle dışarı atar.
                      > Ve
                      >   > kefene sarılı beden ortaya çıkar.
                      >   >
                      >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattıklarını aktaran
                      > eşi
                      >   > Emine Hayal, "İçini açmamışlar ama kefen hiç
                      >   > çürümemiş. Aynen bugün konulmuş gibi. Sık sık
                      >   > anlatırdı bize Yusuf. Kendi elleriyle naaşı
                      >   > çıkartmış. Adanalı bir arkadaşı galiba ona
                      > yardım
                      >   > etmiş." diyor. Bu sahnelere şahitlik edenlerden
                      > biri
                      >   > de Elbistanlı Tahir Aktaş'tır: "Türbenin etrafı
                      >   > abluka altına alınmıştı. Askerden başka hiç
                      > kimse
                      >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                      > Gördüğüm
                      >   > kadarıyla cenaze sanki bugün defnedilmiş
                      > gibiydi.
                      >   > Bakıştık birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                      > çıkıyor
                      >   > diye. Mübarek adamın ismini hiç işitmemiştik.
                      > Ama
                      >   > cenazenin çürümemiş olmasından dolayı tüylerimiz
                      >   > diken diken oldu."
                      >   >
                      >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                      >   > çıkardıklarını, köylünün kokuya dayanamayarak
                      > oradan
                      >   > kaçtığını anlatan Aktaş, "Ama bu mübarek insan
                      >   > çıktığında yeni konulmuş gibiydi. 3 ay 21 gün
                      > önce
                      >   > vefat ettiği düşünülünce çürümüş olması lazımdı.
                      >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                      >   >
                      >   >   Yusuf Hayal'in anlattıklarını, asker arkadaşı
                      >   > Şenol Başaslan ise şöyle aktarıyor: "Gümüşhaneli
                      >   > Yusuf'a mezarın yerini göster, oradan nasıl
                      >   > çıkarttın diye sordum. Beni götürdü. Mezarın
                      > yerini
                      >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                      > anlattıklarına
                      >   > inandım. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                      >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                      > Aynen
                      >   > bugün konmuş gibi' demişti. Kefen toprağa
                      > girdikten
                      >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmış.
                      >   > Mübareğin kefeni çürümemiş." Başaslan, kırılan
                      >   > mermer parçalarını da alaydaki yemekhane
                      > kapısının
                      >   > ardında gördüğünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                      >   > götürüldüğüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                      > Hayal'in
                      >   > mermeri kırmasından ötürü hak ettiği izni 30
                      > günden
                      >   > 45'e çıkartılır. Bir ay kadar önce çıktığı
                      >   > Gümüşhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                      >   >
                      >   >   TABUT, C-47 UÇAĞINA SIĞMADI
                      >   >
                      >   >   Halilürrahman Dergâhı'nda (Hz. İbrahim Makamı)
                      > bir
                      >
                      === message truncated ===


                      __________________________________________________
                      Do You Yahoo!?
                      Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                      http://mail.yahoo.com


                      New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.



                      Yunus KUTLUBAY
                      0544 7420635


                      Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.

                    • tawish2001 Group
                      işin boyutunu terbiyesizliğe vardırmaya gerek yok. burası sizin olduğu kadar bizim de grubumuz. ben gelen o maillerde başkalarına yapılan bir saldırı
                      Message 10 of 12 , Mar 30, 2006
                      • 0 Attachment
                        iþin boyutunu terbiyesizliðe vardýrmaya gerek yok. burasý sizin olduðu kadar bizim de grubumuz. ben gelen o maillerde baþkalarýna yapýlan bir saldýrý ya da hakaret görmediðim halde sizin mailiniz baþtan aþaðý hakaret dolu.
                         
                        görüþü saðlam olan insan açýklarýný kapatmak için hakaret etmeye ihtiyaç duymaz. nerde ki biri baþkasý aleyhine konuþmadan, sadece kendi görüþünü ifade etmekten acizdir, hemen baþlar hasmý olarak gördüklerine saldýrmaya.
                         
                        gerekiyorsa bir anket düzenlenir. sonucuna göre hareket edilir. ama ben istemiyorum atýn bunlarý demekle olmaz.
                         
                        haluk 
                         
                         


                        Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                            Yunus bey goruyorsunuz..Bir meczup kuyuya tas atti,neler oldu..Ben de bunu kastetmis,o maili yollayanlari atalim demistim..
                           Meczuplar moderasyonsuz her gruba girip bu tip seyler yolluyor,ortaligi karistiriyorlar..Atilmaz,gerekli tepkiyi gormezlerse belli bir sure sonra gene benzer konulu mai atacaklardir..Bunu bircok grupta gordum..
                           Her fikre,goruse,inanca saygimiz var ama tartisilacak yer burasi degil.Bu tip mail gonderenleri asagiliyor ve ahmaklikla sucluyorum cunku bir cok insani aptal yerine koyuyorlar..
                          Biliyorum ki,bir sure sonra gene bu tip mail atacaklar ve ben daha sert bir sekilde elestirecek hatta hakaret edecegim..Simdiden soyluyorum,moderator isterse su an atsin.
                         
                                       BURASI  TARIKAT GRUBU DEGIL!!!  TATAR TURKLERININ GRUBU...
                         
                             MECZUPLAR!!
                        HUZURUMUZU KACIRMAYIN,DEFOLUN!!!!
                         
                        ----- Özgün Ýleti -----
                        Gönderme tarihi: 30 Mart 2006 Perþembe 20:30
                        Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI TAÞIYANLAR ANLATIYOR

                        HALUK KARDEÞÝM
                        DAHA ÖNCE DE AYNI KONU ÝLE ÝLGÝLÝ GÖRÜÞLERÝMÝ BÝLDÝRMÝÞTÝM.
                        YÝNE TEKRARLAMAK ÝSTÝYORUM.BU PLATFORM SÝYASÝ DÜÞÜNCELERÝN
                        KABUL EDÝLDÝÐÝ, ANLATILDIÐI VE TARTIÞILDIÐI YER OLMAMALI.HEPÝMÝZÝN AMACI ÖZÜMÜZÜ ÖÐRENÝP TANIÞMAK.BÝRBÝRÝMÝZE BU KONUDAKÝ BÝLDÝKLERÝMÝZÝ ANLATMAK. KALDIKÝ HEPÝMÝZ AYNI KAN KARDEÞLÝÐÝNDEN GELÝYORUZ.SEN BANA SÖYLEYEBÝLÝRMÝSÝN SÝYASETÝN ÝNSANLARI
                        ÝKÝYE, ÜÇE AYIRMADIÐI YER VAR MI? BEN BU ORTAMDA SÝYASET YAPILMASINI ÝSTEMÝYORUM.ZATEN MEDYANIN BÝZÝ BU KONUDA NASIL TÖRPÜLEDÝÐÝNÝ BÝLÝYORSUNDUR UMARIM. BÝZ DOÐRUYU, GÜZELLÝÐÝ,
                        ÖZÜMÜZÜ KONUÞALIM.YILLAR ÖNCE YAÞAMIÞ BÝR ÝNSANIN HAYAT FELSEFESÝ BENÝ ÝLGÝLENDÝRMÝYORKÝ. O ZAMAN BENDE BU GRUPTAKÝLERE ÞÖYLE BÝR BÝLGÝLENDÝRME YAZARIM;
                        HER KONUDA SÖMÜRÜ YAPILMAYA DEVAM ETMEKTEDÝR.BUNLARIN BAÞINDA DÝN SÖMÜRÜSÜ GELÝR. ÖLÜMSÜZ YAZAR VE BÝLÝM ADAMI A. TANER KIÞLALI,SON YAZISINDA ÜNLÜ ÝTALYAN FÝLOZOFU BRUNO'NUN (GALÝLE'DEN ÖNCE EVRENÝN SONSUZLUÐUNU ÝFADE ETMÝÞ OLAN KÝÞÝDÝR.) BÝR SÖZÜNE ATIFTA BULUNMUÞTUR: "KÖTÜLER TANRI'YI KULLANIR; TANRI ÝYÝLERÝ KULLANIR." A. TANER KIÞLALI, TANRI'NIN KULLANDIÐI ÝYÝLERÝ SIRALARKEN BAÞTA M. KEMAL'ÝN ÝSMÝNÝ ZÝKRETMÝÞTÝR. KÖTÜLERÝN TANRI'YI KULLANIMINA ÖRNEK TE PEK ÇOKTUR. ÖZELLÝKLE CUMHURÝYET'E YÖNELÝK SALDIRILAR KONUSUNDA  ÖNCELÝKLE AKLA GELMESÝ GEREKENLERDE BUNLAR
                        OLUYOR. BUNLARDAN BÝR ÖRNEÐÝ M. KEMAL ATATÜRK, "NUTUK"TA UZUN UZUN ANLATIR. BU, SAÝT MOLLA ÝSÝMLÝ BÝR ZATTIR. SAÝT MOLLA DÝN ADAMI HÜVÝYETÝYLE ORTAYA ÇIKMIÞTIR. ANCAK, M. KEMAL'ÝN ADAMLARI,CUMHURÝYET'ÝN YENÝ KURULDUÐU, BÜTÇENÝN, MAAÞIN OLMADIÐI ANCAK BÜYÜK
                        FEDAKARLIKLARIN  VAR OLDUÐU DAHA O DÖNEMDE, EVÝNE HÝZMETÇÝ KILIÐINDA GÝREREK SAÝT MOLLA'NIN GERÇEK KÝMLÝÐÝNÝ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. SAÝT MOLLA,ÝNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU GÝBÝ KENDÝSÝNÝ GÖSTEREREK O DÖNEMDE TURKÝYE'YE GELMÝÞ OLAN  RAHÝP FREW ADLI ÝNGÝLÝZ ENTELÝJANS SERVÝSÝ'NÝN BÝR ADAMINDAN TALÝMAT ALARAK ETKÝNLÝKLERÝNÝ SERGÝLEMEKTEDÝR. DÝÐER ADI "REDÝNGOT SAÝT"TÝR. ÇÜNKÜ AKÞAMLARI DA REDÝNGOTUNU GÝYÝP ÝNGÝLÝZ BÜYÜKELÇÝLÝÐÝ'NDE SERVÝS YAPMAKTADIR. O ZAMAN BU TESPÝTÝ M. KEMAL'ÝN ADAMLARÝ YAPIYORLAR. "BUGÜN NÝYE YAPILAMIYOR?" DÝYE SORULURSA "BUGÜN ARTIK AÇIKÇA YAPILDIÐI ÝÇÝN BUNA GEREK KALMIYOR." DENÝLEBÝLÝR! SAÝT MOLLA NE YAPIYOR? "KUVVA-Ý MÝLLÝYECÝLER KAFÝRDÝR, KATLEDÝLMELERÝ VACÝPTÝR." VS.ÞEKLÝNDE FETVALAR VERÝYOR. DÝÐER ÖRNEK ÞEYH SAÝT OLAYIDIR. ÞEYH SAÝT,1925'TE DOÐU VE GÜNEYDOÐU'DAKÝ YOKSUL ÝNSANLARIMIZI, "MÜSLÜMANLIK ELDEN GÝDÝYOR; EMÝR KAFÝR OLURSA ÝHTÝLAL VACÝPTÝR." DÝYE KENDÝNÝ DÝN OTORÝTESÝ ÝLAN EDEREK ORTAYA ÇIKIYOR. YÝNE O TARÝHTE M. KEMAL'ÝN ADAMLARI ÞEYH SAÝT  ÝLE ÝNGÝLTERE ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝYÝ ORTAYA ÇIKARIYORLAR. BUNLARDAN BÝRÝ SANKÝ ÝNGÝLÝZ AJANI ÝMÝÞ
                        GÝBÝ DAVRANARAK ÞEYH SAÝT'ÝN ADAMLARÝ ÝLE PAZARLIÐA GÝRÝÞÝNCE GERÇEK YÜZLERÝ ORTAYA ÇIKIYOR. DAHA SONRA FRANSIZ BÜYÜKELÇÝLÝÐÝ'NÝN PARÝS'E YOLLADIÐI NOTALARIN BÝRÝNDE "GÜNEYDOÐU AYAKLANMASI'NIN GERÝSÝNDE ÝNGÝLÝZ TERTÝBÝ VARDIR." YAZILDIÐI ÜZERÝNDEN ZAMAN GEÇTÝKTEN SONRA AÇIÐA ÇIKMIÞTIR. ÞEYH SAÝT OLAYI BÜYÜK SANCILARA YOL AÇMIÞTIR. BÝLDÝÐÝNÝZ GÝBÝ LOZAN'DA MÝSAK-I MÝLLÝ SINIRLARI ÝÇÝNDE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ KURULMASI KARAR ALTINA ALINMIÞTIR. BÝRKAÇ NOKTA GELECEÐE BIRAKILMIÞTIR. BUNLARDAN BÝR TANESÝ MUSUL MESELESÝ'DÝR. M. KEMAL HÜKÜMETÝ ÝLE ÝNGÝLÝZLER ARASINDA " ÝLERÝDE BU HUSUSUN  TARAFLAR ARASINDA
                        DOSTANE ÇÖZÜMLERE KAVUÞTURULACAÐI" KARARA BAÐLANMIÞTIR. TAM BU MUSUL MESELESÝ'NÝN KARARA
                        BAÐLANMASI GÜNDEME GELECEÐÝ SIRADA ÞEYH SAÝT ÝSYANI PATLAK VERÝYOR. TÜRKÝYE'NÝN BAÞINA SARILAN BU BELA SAYESÝNDE ÝNGÝLÝZLER MUSUL'A SAHÝP OLMA ÝMKANINA KAVUÞUYORLAR. BURADA DA GÖRÜNÜÞTEKÝ AMACIYLA TAMAMEN TERS BÝR ÝSYAN ("SALDIRI") SÖZ KONUSU. DÜNKÜ BU TÜRDEN BÖLÜCÜ/IRKÇI HAREKETLER NASIL KÝ EN BÜYÜK ZARARI O BÖLGE ÝNSANINA VERMÝÞSE, GÜNÜMÜZDE BUNLARIN  TEKRARI NÝTELÝÐÝNDEKÝ OLAYLARIN ÖNCELÝKLE O BÖLGE ÝNSANINA,O BÖLGEYE TAÞINMAK ÝSTENEN UYGARLIK NÝMETLERÝNÝN KESÝNTÝYE UÐRAMASINA NEDEN OLDUÐU AÇIKTIR . ÞU ANDA OLDUÐU GÝBÝ..
                         
                        SAYGILARIMLA...

                         
                         
                        yazmak istemedim ama tarikat deyip de aþaðýlamaya baþlayýnca mesele boyut deðiþtiriyor. tarikat kelimesi aþaðýlýk bir kelime olduðundan deðil, aþaðýlamak için kullanýldýðýndan..
                         
                        fýkralar geliyor, baþka yazýlar geliyor, zaten baþlýktan da konunun neyle ilgili olduðu anlaþýlýyor.. birilerini aþaðýlamak ya da karalamak amacý gütmedikçe bence o arkadaþlar yazýlarýný göndermeye devam etmeli.
                         
                        Osmanlýda tarikatlar çok saygýndý, Osmanlýyý Osmanlý yapan onlardý. þimdiki sistemizde tarikatýn yeri yok diye geçmiþimizi silip atamayýz. ben ne kadar tatarsam o kadar da osmanlýyým.
                         
                        ayrýca grup tarikat olmadýðýný söylüyor. mesele neyse ne, eleþtiriye evet ama aþaðýlama boyutuna gelirse orda durun.
                         
                         
                        Bu yazýyý grubumuz adýna deðil kendi adýma gönderiyorum,
                         
                        M. Haluk Aksu
                         
                        saygýlar..
                         


                        dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                        Edip beye katýlýyorum.

                        Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
                        yazýþýyoruz.
                        Bize ne Saidi Nursiden

                        Biz tarikat deðiliz.

                        Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

                        Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

                        Dilek

                        --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                        > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
                        > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
                        > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
                        > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
                        > Bu tip mailleri her zaman protesto
                        > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
                        >
                        > Yaþasýn Milletimiz..
                        >
                        >   ----- Özgün Ýleti -----
                        >   Kimden: Muazzez Topal
                        >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                        >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
                        >   Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                        > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
                        >
                        >
                        >   Edip Bey ,
                        >
                        >   Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
                        >   Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
                        > bittin.
                        >   Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
                        > þey
                        >   yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
                        >   terkedebilirsiniz.
                        >
                        >
                        >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                        >
                        >   > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
                        > konumuzla
                        >   > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
                        >   > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
                        > ediyorlar..
                        >   >
                        >   >
                        >   > ----- Özgün Ýleti -----
                        >   >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
                        >   >   Kime: nurkardesleri@...
                        >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
                        >   >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                        > TAÞIYANLAR
                        >   > ANLATIYOR
                        >   >
                        >   >
                        >   >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
                        >   >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
                        >   >
                        >   >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
                        >   > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
                        >   > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
                        > istemiþ!  
                        >   >
                        >   >
                        >   >

                        >
                        ------------------------------------------------------------------------------
                        >   >
                        >   >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
                        >   > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
                        >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
                        > çevrili
                        >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                        > Said
                        >   > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
                        > üstadýn
                        >   > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
                        > tutan
                        >   > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
                        > Nihayetinde
                        >   > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
                        >   > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
                        >   > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
                        >   > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
                        >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
                        > Önce
                        >   > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
                        >   > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
                        >   > çýkarýlýyor.
                        >   >
                        >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
                        >   > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
                        >   > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
                        > kaldý.
                        >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                        > tarihinde
                        >   > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
                        >   > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
                        >   > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
                        > yolunda
                        >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
                        >   > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
                        > gerçekleþecek
                        >   > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                        > Ýhtilal
                        >   > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
                        >   > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
                        > Bediüzzaman'ý
                        >   > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
                        > iktidar
                        >   > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
                        > önce
                        >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                        >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
                        >   > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
                        > erlerden
                        >   > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
                        >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
                        >   > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                        > ay
                        >   > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
                        >   > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
                        > ikâmet
                        >   > ediyor.
                        >   >
                        >   >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
                        >   >
                        >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
                        >   > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
                        >   > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
                        >   > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
                        > yanlarýnda
                        >   > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
                        > mermerlerle
                        >   > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
                        > taþýmak
                        >   > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
                        >   > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
                        > 2005'te
                        >   > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
                        > vurmaya.
                        >   > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
                        >   > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
                        >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                        > balyozu
                        >   > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
                        >   > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
                        > Ve
                        >   > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
                        >   >
                        >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
                        > eþi
                        >   > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
                        >   > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
                        >   > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
                        >   > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
                        > yardým
                        >   > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
                        > biri
                        >   > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
                        >   > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
                        > kimse
                        >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                        > Gördüðüm
                        >   > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
                        > gibiydi.
                        >   > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                        > çýkýyor
                        >   > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
                        > Ama
                        >   > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
                        >   > diken diken oldu."
                        >   >
                        >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                        >   > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
                        > oradan
                        >   > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
                        >   > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
                        > önce
                        >   > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
                        >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                        >   >
                        >   >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
                        >   > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
                        >   > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
                        >   > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
                        > yerini
                        >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                        > anlattýklarýna
                        >   > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                        >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                        > Aynen
                        >   > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
                        > girdikten
                        >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
                        >   > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
                        >   > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
                        > kapýsýnýn
                        >   > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                        >   > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                        > Hayal'in
                        >   > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
                        > günden
                        >   > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
                        >   > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                        >   >
                        >   >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
                        >   >
                        >   >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
                        > bir
                        >
                        === message truncated ===


                        __________________________________________________
                        Do You Yahoo!?
                        Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                        http://mail.yahoo.com


                        New Yahoo! Messenger with Voice. Call regular phones from your PC and save big.



                        Yunus KUTLUBAY
                        0544 7420635

                        Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.


                        YAHOO! GROUPS LINKS






                        Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.
                      • NURKARDEŞLERİ
                        Değerli Tatar-1 grup üyeleri. Eğer bir rahatsızlır vermişsek özür dileriz. Ancak, sizinle paylaştığımız mesajda bir tarikat tanıtımı söz
                        Message 11 of 12 , Mar 30, 2006
                        • 0 Attachment
                          Deðerli Tatar-1 grup üyeleri. Eðer bir rahatsýzlýr vermiþsek özür dileriz. Ancak, sizinle paylaþtýðýmýz mesajda bir tarikat tanýtýmý söz konusu deðildir. Said Nursî, bir tarikat lideri deðildir. Hatta yaþadýðý sýralarda ýsrarla kendisinin bir tarikat lideri olmadýðýný, kaleme aldýðý eserlerinde de bir tarikat kurmadýðýný defalarca söylemiþtir. Ancak bilgi eksikliði veya bazý önyargýlardan dolayý yaþadýðý dönemde de, halen günümüzde de bu yönde bazý iddialara muhatap olmuþtur.
                          Bir diðer konu, bir Ýslâm alimi olan Said Nursi, Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Rus ordularý ve özellikle Ruslar tarafýndan organize edilen Ermeni Çetelerine karþý, talebeleri ve gönüllü askerlerden meydana gelen askeri birliðiyle savaþmýþtýr. Buna dair rsmî veya gayr-ý nresmî çok sayýda belge vardýr. Üstelik bu savaþlara doðrudan Osmanlý yönetiminin en üst düzey isimlerinden olan Enver Paþa'nýn da desteðini alarak katýlmýþtýr.
                          Said Nursî hakkýnda en çok düþülen hatalardan birisi, Cumhuriyetin ilk yýllarýnda isyan hareketi baþlatan Þeyh Said'le karýþtýrýlmasýdýr. Bu karýþtýrýlma kimilerinin bilgi eksikliði, kimilerinin de artniyetli oluþuyla ortaya çýkmaktadýr. Üstelik, Þeyh Said kendisine onun kýramayacaðý bir þahsý elçi olarak göndermiþ, ancak Bediüzzaman Said Nursî bu talesi reddetmiþ, hatta bunun bir hata olacaðýný söyleyerek onlarý isyan hareketinden vazgeçirmeye çalýþmýþtýr.
                          Eðer bu konularda daha detaylý bilgi edinmek isterseniz gerenk internet ortamýnda, gerekse Said Nursî hakkýnda yazýlan makale ve kitaplardan ulaþabilirsiniz.
                          Hürmet ve muhabbetlerimizle.


                          dilek gurkan <dilekgurkan@...> wrote:
                          Edip beye katýlýyorum.

                          Biz burada Tatarlar ile ilgili konuþuyoruz
                          yazýþýyoruz.
                          Bize ne Saidi Nursiden

                          Biz tarikat deðiliz.

                          Tarikat isteseydik tarikatlarýn grubuna katýlýrdýk.

                          Ayrýca tatarlarýn tarikat olduklarýný sanmýyorum.

                          Dilek

                          --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:

                          > Burasý Tatar Türklerinin bir araya geldiði bir grup
                          > mu,yoksa belli bir tarikatýn grubu mu?
                          > Yarýn karþýt görüþlü birileri cevap yazdýðý ve
                          > atýþmalar baþladýðý zaman ne olacak??
                          > Bu tip mailleri her zaman protesto
                          > edeceðim,moderatörseniz beni þimdiden atýn!!!
                          >
                          > Yaþasýn Milletimiz..
                          >
                          >   ----- Özgün Ýleti -----
                          >   Kimden: Muazzez Topal
                          >   Kime: tatar-l@yahoogroups.com
                          >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 16:17
                          >   Konu: Re: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                          > TAÞIYANLAR ANLATIYOR
                          >
                          >
                          >   Edip Bey ,
                          >
                          >   Neden rahatsýzlýk duyuyorsunuz ki,
                          >   Hoþunuza gitmeyen makaleleri okumayýn olsun
                          > bittin.
                          >   Bu arkadaþlar gruptan atýlmayý gerektirecek bir
                          > þey
                          >   yapmadýlar, siz rahatsýz olduysanýz grubu
                          >   terkedebilirsiniz.
                          >
                          >
                          >   --- Edip YALTIR <eyaltir@...> wrote:
                          >
                          >   > Bu arkadaþlarý lütfen gruptan atýnýz.Bizin
                          > konumuzla
                          >   > ne ilgisi var bu yolladýklarýnýn???
                          >   > Baþka gruplarý da bu þekilde rahatsýz
                          > ediyorlar..
                          >   >
                          >   >
                          >   > ----- Özgün Ýleti -----
                          >   >   Kimden: NUR KARDEÞLERÝ
                          >   >   Kime: nurkardesleri@...
                          >   >   Gönderme tarihi: 29 Mart 2006 Çarþamba 07:01
                          >   >   Konu: [tatar-l] SAÝD NURSÎ'NÝN MEZARINI
                          > TAÞIYANLAR
                          >   > ANLATIYOR
                          >   >
                          >   >
                          >   >         Üstad'ýn mezarýný taþýyan askerler
                          >   >         Ýbrahim Doðan - i.dogan@...
                          >   >
                          >   >         Bediüzzaman'ýn mezarýný gizlice taþýyan
                          >   > askerler Aksiyon'a konuþtu. Kefeni de bedeni de
                          >   > çürümeyen cenazenin taþýnmasýný masonlar
                          > istemiþ!  
                          >   >
                          >   >
                          >   >

                          >
                          ------------------------------------------------------------------------------
                          >   >
                          >   >   1960'ýn 12 Temmuz'u. Vakit, gece yarýsýna
                          >   > yaklaþýyor. Urfa'daki Halil Ýbrahim Dergâhý'ndan
                          >   > balyoz sesleri yükseliyor. Etrafý askerlerle
                          > çevrili
                          >   > türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman
                          > Said
                          >   > Nursi Hazretleri yatýyor. Ýhtilal komitesi
                          > üstadýn
                          >   > mezarýný taþýma kararý almýþ. Ancak balyozlarý
                          > tutan
                          >   > askerler mermeri bir türlü kýramýyor.
                          > Nihayetinde
                          >   > komutan sesleniyor: "Mezarý kim kýrarsa 30 gün
                          >   > izin." Pehlivan lakaplý Yusuf öne çýkýyor: "Ben
                          >   > kýrarým." Orada kimin yattýðýndan ne onun ne de
                          >   > diðer askerlerin haberi var. Verilen emir gereði
                          >   > Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallýyor.
                          > Önce
                          >   > mermer kýrýlýyor, sonra toprak kazýlýyor. Said
                          >   > Nursi'nin naaþý bozulmamýþ kefeniyle kabirden
                          >   > çýkarýlýyor.
                          >   >
                          >   >   Bediüzzaman Said Nursi'nin 84 yýllýk hayatý
                          >   > sýkýntýlarla geçti. Mahkeme mahkeme, þehir þehir
                          >   > dolaþtýrýlýp durdu. Birçok iþkenceye maruz
                          > kaldý.
                          >   > Kadir Gecesi'ne denk gelen 23 Mart 1960
                          > tarihinde
                          >   > Ýpek Palas Oteli'nde vefat etti. Ardýndan on
                          >   > binlerin duasý eþliðinde Hz. Ýbrahim Makamý'na
                          >   > defnedildi. Vefatýndan üç gün önce Isparta
                          > yolunda
                          >   > talebelerine "Bunlar beni anlamadý." dedi. Bu
                          >   > sözleri adeta vefatýndan iki ay sonra
                          > gerçekleþecek
                          >   > olan 27 Mayýs 1960 ihtilalinin habercisiydi.
                          > Ýhtilal
                          >   > olmuþ ve Adnan Menderes'i idam sehpasýna götüren
                          >   > süreç baþlamýþtý. Ýhtilali yapanlar
                          > Bediüzzaman'ý
                          >   > vefatýndan sonra da rahat býrakmadý. Yeni
                          > iktidar
                          >   > mezarýn taþýnmasýna karar verdi. Urfa'dan naaþ
                          > önce
                          >   > uçakla Afyon'a, oradan da Isparta'ya götürüldü.
                          >   > Askerler Bediüzzaman Hazretleri'ni taþýmakla
                          >   > görevlendirildi. Bu sürece þahitlik eden
                          > erlerden
                          >   > biri Kahramanmaraþ'ýn Elbistan ilçesinde, diðeri
                          >   > Gaziantep'in Nizip ilçesinde, bir diðeri ise
                          >   > Ýstanbul'da yaþýyor. Pehlivan Yusuf ise üç buçuk
                          > ay
                          >   > kadar önce vefat etmiþ. Said Nursi'nin naaþýný
                          >   > taþýyan uçaktaki muhabere subayý ise Bursa'da
                          > ikâmet
                          >   > ediyor.
                          >   >
                          >   >   KEFENÝ HÝÇ ÇÜRÜMEMÝÞ
                          >   >
                          >   >   12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarýnda asker
                          >   > kuþatýr. Ýçeriye kimse alýnmazken bekçilerin de
                          >   > dýþarý çýkmasýna izin verilmez. Onu ziyarete
                          >   > gelenler birer avuç topraðý hatýra olarak
                          > yanlarýnda
                          >   > götürmeye baþlayýnca Adana'dan getirilen
                          > mermerlerle
                          >   > mezarýn üstü kapatýlýr. Gece yarýsý kabri
                          > taþýmak
                          >   > için gelen askerler balyoz darbelerine raðmen bu
                          >   > mermerleri kýramaz. Yusuf Hayal (1 Aralýk
                          > 2005'te
                          >   > vefat etti) "Ben kýrarým." diyerek baþlar
                          > vurmaya.
                          >   > Diþleriyle 50 kilogramlýk çuvallarý taþýyan, tek
                          >   > baþýna bir arabayý 10 dakika boyunca kaldýrarak
                          >   > hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal,
                          > balyozu
                          >   > her indiriþinde mermerden de parçalar ayrýlýr.
                          >   > Mezarýn üstündeki topraðý kürekle dýþarý atar.
                          > Ve
                          >   > kefene sarýlý beden ortaya çýkar.
                          >   >
                          >   >   Yusuf Hayal'in kendine anlattýklarýný aktaran
                          > eþi
                          >   > Emine Hayal, "Ýçini açmamýþlar ama kefen hiç
                          >   > çürümemiþ. Aynen bugün konulmuþ gibi. Sýk sýk
                          >   > anlatýrdý bize Yusuf. Kendi elleriyle naaþý
                          >   > çýkartmýþ. Adanalý bir arkadaþý galiba ona
                          > yardým
                          >   > etmiþ." diyor. Bu sahnelere þahitlik edenlerden
                          > biri
                          >   > de Elbistanlý Tahir Aktaþ'týr: "Türbenin etrafý
                          >   > abluka altýna alýnmýþtý. Askerden baþka hiç
                          > kimse
                          >   > yoktu. Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik.
                          > Gördüðüm
                          >   > kadarýyla cenaze sanki bugün defnedilmiþ
                          > gibiydi.
                          >   > Bakýþtýk birbirimizle. Merak ediyoruz kim
                          > çýkýyor
                          >   > diye. Mübarek adamýn ismini hiç iþitmemiþtik.
                          > Ama
                          >   > cenazenin çürümemiþ olmasýndan dolayý tüylerimiz
                          >   > diken diken oldu."
                          >   >
                          >   >   Askere gitmeden önce köylerinde ceset
                          >   > çýkardýklarýný, köylünün kokuya dayanamayarak
                          > oradan
                          >   > kaçtýðýný anlatan Aktaþ, "Ama bu mübarek insan
                          >   > çýktýðýnda yeni konulmuþ gibiydi. 3 ay 21 gün
                          > önce
                          >   > vefat ettiði düþünülünce çürümüþ olmasý lazýmdý.
                          >   > Ancak kefende bedeni aynen duruyordu." diyor.
                          >   >
                          >   >   Yusuf Hayal'in anlattýklarýný, asker arkadaþý
                          >   > Þenol Baþaslan ise þöyle aktarýyor: "Gümüþhaneli
                          >   > Yusuf'a mezarýn yerini göster, oradan nasýl
                          >   > çýkarttýn diye sordum. Beni götürdü. Mezarýn
                          > yerini
                          >   > bir iki gün sonra gösterdi. O zaman
                          > anlattýklarýna
                          >   > inandým. Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman
                          >   > Hazretleri'ni seviyordum. Bana 'Hiç leke yok.
                          > Aynen
                          >   > bugün konmuþ gibi' demiþti. Kefen topraða
                          > girdikten
                          >   > hemen sonra çürür. Ama o üç aydan fazla kalmýþ.
                          >   > Mübareðin kefeni çürümemiþ." Baþaslan, kýrýlan
                          >   > mermer parçalarýný da alaydaki yemekhane
                          > kapýsýnýn
                          >   > ardýnda gördüðünü kaydediyor. Daha sonra nereye
                          >   > götürüldüðüne dair bilgisi ise yok. Yusuf
                          > Hayal'in
                          >   > mermeri kýrmasýndan ötürü hak ettiði izni 30
                          > günden
                          >   > 45'e çýkartýlýr. Bir ay kadar önce çýktýðý
                          >   > Gümüþhane'nin Demirören köyüne yeniden döner.
                          >   >
                          >   >   TABUT, C-47 UÇAÐINA SIÐMADI
                          >   >
                          >   >   Halilürrahman Dergâhý'nda (Hz. Ýbrahim Makamý)
                          > bir
                          >
                          === message truncated ===


                          __________________________________________________
                          Do You Yahoo!?
                          Tired of spam?  Yahoo! Mail has the best spam protection around
                          http://mail.yahoo.com



                          Nur Kardeþleri grubuna üyelik için þu adrese boþ bir mesaj göndermeniz yeterli:  nurkardesleri-subscribe@yahoogroups.com


                          Talk is cheap. Use Yahoo! Messenger to make PC-to-Phone calls. Great rates starting at 1¢/min.

                        • tawish2001 Group
                          bu noktada son olarak şunu söylemek istiyorum: benim son iki e-postayı gönderme amacım konuyla ilgili maillerin gönderilmesine devam edilmesi isteğimden
                          Message 12 of 12 , Mar 31, 2006
                          • 0 Attachment
                            bu noktada son olarak þunu söylemek istiyorum: benim son iki e-postayý gönderme amacým konuyla ilgili maillerin gönderilmesine devam edilmesi isteðimden deðildir. maillerden rahatsýz da olmuyorum. gönderilip gönderilmemesi arasýnda benim için fark yoktur. çünkü eðer istiyorsam baþka kaynaklardan da bu konuda yazýlanlara ulaþabilirim. bir de, bu grubun amacý tatarlarla ilgili yazýlarýn yayýnlanmasýdýr diyenleri de anlýyorum.
                             
                            fakat çeþitli þekillerde aþaðýlama yapýlmasýný ve hakaret edilmesini anlamýyorum. hele büyük bir ortak paydayý paylaþtýðýmý düþündüðüm insanlarýn, yani bu grubun üyelerinin bu þekilde; benim sevdiðim ve saygý duyduðum bir insana hakaret etmeleri beni üzmüþtür. konuyla ilgili tüm emaillerimin amacý da bu tahriklere kapýlmýþ olmamdýr.
                             
                            NOT1: bu grubun moderatörü deðilim.
                            NOT2: osmanlý gibi bir dev 72 milleti yüzyýllarca bir arada tutabilmiþken, þimdi ülkemizde iki millete hakim olunamamasý; yaklaþýmýn ne kadar kýþkýrtýcý ve karþý tarafý rencide edici olduðunun isbatýdýr. ülkemizin geleceði açýsýndan bu yaklaþýmýn derhal terkedilmesi gerekmektedir.
                             
                            haluk.


                            Yahoo! Messenger with Voice. PC-to-Phone calls for ridiculously low rates.
                          Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.