Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.
 

Hâl içinde mefkuresini bulamayıp tatmini g eçmiş zamanda arayan ilk sanatçımız

Expand Messages
  • ozgean omer
    Sade dil akımına öncülük eden ve bizde hikâye türünün klâsik değeri hâline gelmiş bulunan Ömer Seyfettin (1884 - 1920), Samipaşazâde nin ve
    Message 1 of 1 , Jun 30, 2010
      Sade dil akımına öncülük eden ve bizde hikâye türünün klâsik değeri hâline gelmiş bulunan Ömer Seyfettin (1884 - 1920), Samipaşazâde'nin ve Halit Ziya'nın denemelerinden sonra kendisini sırf hikâyeye veren ilk sanatçımızdır. Onun eserleri Fransız üstadı Naturalist Guy de Maupassant (1850 - 1893) tarzında kuvvetli bir olay üstüne ve küçük bir roman gibi kurulmuş hikâyelerdir. Hikâye türünü tezli olarak ve toplumu yükseltmek amacıyla ilk kullanan yazarımız Ömer Seyfettin'dir. Hikâyeleri, bugün de, okul kitaplarında baş yeri tutan ve çok okunan Ömer Seyfettin, özlediği millî amaca ulaşmış yazarlarımızdandır. Türk savaş tarihinden çıkardığı hikâyelerin nezdinde çok sevilen destanî eserlerin en tanınmışı Forsa'dır. Bu hikâyeleri, I. Dünya Harbi içinde Eski Kahramanlar başlığı altında yayımlanmıştır. Bu savaşın son yıllarında Harbiye Nazırı (Bakanı) Enver Paşa, bütün yazar ve şairleri ''Askerin maneviyatını yükseltecek eserler'' yazmaya davet etmişti. Ömer Seyfettin, zaten savaş tarihini incelemiş ve üstün karakterde kahraman örneklerini görmüştü. Eski savaşların usul  ve terimlerini, Osmanlı ordu teşkilâtını iyi biliyordu. Bu sebeple, yarısı destan yarısı tarih olan bu hikâyelerde benzersiz bir kudret gösterdi. Bir zamanlar Kâtip Çelebi'nin ve Tanzimat'ta Namık Kemal'in yaptığı gibi, eski denizcilerin ve kahramanların şan dolu hatıralarından yeni savaş ve mana yiğitleri yetiştirmenin yollarını aradı. Türklerin asla yenilmez büyük bir millet olduğunu tarihimizin canlı vakalar içinden çıkarıp canlandırdığı sahnelerde gözler önüne serdi.
      Zaten tarih, Ömer Seyfettin'in bilerek, isteyerek sığındığı bir ideler dünyasıydı. Kendi ifadesi ile: "Sanatkâr, hâl içinde mefkuresini olanca heyecaniyle duymayınca romantik maziye döner. Orada, ezelî efsanelerini yaşayan binlerce tayf (siluet, gölge, hayal) vardır. Bu tayflar, tarihinin hayalinden renkler, şekiller verir, onlara meftun olur. Destanlarını terennüm eder." Ömer Seyfettin gibi hâl içinde mefkuresini bulamayıp tatmini geçmiş zamanda arayan iki büyük sanatkârımız daha vardı. Bunlar Devr-i İstilâ ve Evrak-ı Perişan yazarı Namık Kemal ile,
           Çık, tayy-i zaman et, açılır her perde
       Bir ömür geçir istediğin her yerde,
      diyen Yahya Kemal Beyatlı'dır. Ayrı kaynaklara gitmekle birlikte Ziya Gökalp ile Mehmet Akif Ersoy da tarihe sığınmış şairlerdir. Bizde tarih duygusunu umursamayan (hatta ona menfî gözle bakan) ilk sanatçılar ise Servet-i Fünuncular ve bilhassa Tevfik Fikret olmuştu. 1940'tan sonra beliren Yeni Edebiyat'ın bazı sanatkârlarında da bir tarih sevgisi ve endişesi olmadığı hatta geçmişe olumsuz açıdan bakıldığı, ilerde görülecektir.
       
      Prof.Yük.Müh. Ozgean OMER, Köstence, Romanya, Avrupa Birliği

    Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.