Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

Baritonun izinde: Gerry Mulligan

Expand Messages
  • Iskender Savasir
    Ders ve genel olarak hafta yorgunluğuyla, üzerine odaklanabileceğim, hiç değilse sonucumsu bir yere vardırabileceğim bir şey yazamıyorum. Yoksa
    Message 1 of 1 , Jul 15, 2009

    Ders ve genel olarak hafta yorgunluğuyla, üzerine odaklanabileceğim, hiç değilse sonucumsu bir yere vardırabileceğim bir şey yazamıyorum. Yoksa aslında şimdi, “bariton sesi” niye önemsediğim üzerine, “ortalamanın estetiği” üzerine bir şeyler yazmam gerekirdi.

     

    Bunu şimdili yapamadığıma göre, bu notları, olsa olsa, çok iyi bir müzisyen üzerine çok kısa bir tanıtım gibi telakki edin.

     

    Çıkış noktam, caza aşina olanların tahmin edebileceği gibi, Gerry Mulligan’dı…. Birkaç gün önce Facebook profilime ondan bir parça koymuştum; buraya tekrar ekliyorum.

     

    http://rapidshare.com/files/250516256/03_Wee_Small_Hours.mp3

     

    Parçanın alındığı albüm 1963 tarihli Night Lights; bütün albümlerini dinlemiş olmaktan çok uzağım ama dinlediklerim içinde galiba benim en sevdiğim albümü…


    Caz müziğinin “beyaz” müzisyenlerinden Gerry Mulligan 1927-1996 yılları arasında yaşamış… En çok Chet Baker’la birlikte 1950’lerin başında kurduğu piyanosuz kuartet ile anılıyor. “Moonlight in Vermon” o kuartetin 1953 tarihli bir albümden…

     

    http://rapidshare.com/files/251243356/06_Moonlight_In_Vermont.mp3

     

    Wikipedia, Grove gibi ansiklopedik kaynaklar, Mulligan’ın en çok parladığı ortamın Paul Desmond ile birlikte çaldığı albümler olduğunu söylüyor. Aşağıdaki kısa parçanın ilk hangi albümde yer almış olduğunu bilmiyorum, bir derlemeden aldım.

     

    http://rapidshare.com/files/255581187/Paul_Desmond_04_Improvised_Counterpoints.mp3

     

     

    Ancak benim için, sözkonusu olan Paul Desmond kadar sevimli bir şahsiyet olduğunda bile, Ben Webster’ın işin içinde olduğu durumlarda “en iyi”liği ondan başkasına kaptırmam mümkün değil. “Chelsea Bridge”,  Gerry Mulligan’ın Ben Webster’la 1959’da yaptığı “Gerry Mulligan meets Ben Webster” albümünün ilk parçası…

     

    http://rapidshare.com/files/251259427/01_-_gerry_mulligan_and_ben_webster_-_chelsea_bridge.mp3

     

    Ölümü üzerine yazılmış bir yazıda Frank McConnel, caz yazarlarının bile onun müziğini zaman zaman fazla kolay, “rahat” bulduklarını, onu “savaş sonrası post-modernizmin gazını almakla” eleştirdiklerini yazmış..

     

    Neredeyse Mulligan’ın 1974’te Astor Piazzolla ile birlikte yaptığı Reunion Cumbre albümünü unutacaktım. Öyle bir albüm ki, hangi parçayı neye göre seçeceğini şaşırıyor insan…(Bugün hâlâ Virginia Woolf’un “common reader-ortalama okur”una paralel bir “ortalama müziksever” diye bir varlığı hayal dahi edebilmek mümkün olsaydı eğer, bu albüm için herkesin koleksiyonunda bulunmalı, derdim.) En uzun parçayı, “Reminicensia”yı yolluyorum.

     

    http://rapidshare.com/files/255140819/07._Reminicensia.mp3

     

     

    Tuhaf bir ikili… Piazzolla’nın müziğini nasıl anlatmaya kalkışırsa kalkışsın insan, “keder” kelimesini kullanmaktan, tekrar tekrar kullanmaktan herhalde kaçınamaz. Belki de Piazzolla’yı mucizevî kılan şeylerden biri, onca kederle o kadar dinamizmin nasıl bir arada bulunabildiği…

     

    Frank McConnel Gerry Mulligan ölümü üzerine yazdığı yazıya “Keyif (“fun”- karşılıksız kelimelerden biri daha) için Müzik” başlığını vermiş. Dönüp dolaşıp bildik klişenin kucağına düşmüş olmuyor muyuz? Bir yanda, kederden, acıdan, çileden kaynaklanan bir derinlik, karşısında mutluluğun yüzeyselliği….?

     

    Aslında benzer bir kutupsallık, Gerry Mulligan’la, ilk büyük “ortağı” Chet Baker arasında da kurulabilir. 1950’lerde Mulligan eroin iptilasından kurtulmuş (herhalde bu kurtuluşun da sayesinde) “Waltzing Mathilda”nın aşağıdaki yorumu gibi bir parça kaydetmiş.

     

    http://rapidshare.com/files/256287738/Gerry_Mulligan_Idol_Gossip_04_Walzing_Mathilda.mp3

     

     

    Aşağı yukarı aynı yıllarda Chet Baker kendini tamamen, hiçbir zaman tam olarak kurtulamadığı eroine salmış, canki olmuş; iptilasını sahneye çıkacak kontrol edebilmeyi ancak 1980’lerde başarabilmiş. 1956’da rezaletle sonuçlandığı anlaşılan (ayrıntılarını daha öğrenemedim) Floransa’daki Conservatorio Cherubini konserinde aşağıdaki parçayı kaydetmiş.

     

    02_-_chet-baker-quintet_-_you-don-t-know-what-love-is.mp3

     

     

    (Aslında parçanın 1979’daki yorumunu da yollamak istiyordum ama Wolfgang Lackerschmid’le yaptığı albümü deli gibi arıyorum; bulabilme umudumu tamamen yitirmiş değilim.

     

    Bir de uyarı… Zaten cazsever değilseniz, Gerry Mulligan’ın sazını çalmaktan aldığı bulaşıcı keyfin tadına varamayabilir, hatta kimi zaman müziği kasvetli bile bulabilirsiniz. Mulligan, caza başlangıç için önereceğim bir müzisyen değil.)

     

     

     

     

     

     


    --
    sevgiler,
    iskender
    www.defterisk.blogspot.com
Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.