Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

Klezmer

Expand Messages
  • Iskender Savasir
    Evet, aşağıdaki okuyacağınız notlar blogların kapatılmasının yol açtığı cinnet halinde çıkmaya çalışırken düşünüldü ( yazıldı
    Message 1 of 1 , Nov 1, 2008
    • 0 Attachment

      Evet, aşağıdaki okuyacağınız notlar blogların kapatılmasının yol açtığı cinnet halinde çıkmaya çalışırken düşünüldü ("yazıldı" diyemeyeceğim çünkü ilk şok sırasında yazmam pek mümkün olmadı). O yüzden yer yer sabuklamayı andırıyorlarsa, hiç değilse epey güçlü hafifletici nedenlerim var.

       

      Şok karşısında ilk başvurduğum çare, nedense, Klezmerim dinlemeye başlamak oldu. Neden, bilmiyorum; daha doğrusu giriştiğim sıkı auto-analizle bu tercihin keşfettiğim bileşenlerini aktararak sizi bezdirmeye kalkışmayacağım.

       

      Hem Klezmer-caz ilişkisine daha sonra değineceğimden, hem de klezmer sözkonusu olduğunda konuya Giora Feidman ile girmemek ayıp olacağından, onun 1990 tarihli Gershwin and Klezmer albümünden bir parçaya kulak vererek girelim konuya: Bess you is my woman now.

       

      http://www.mediafire.com/?mqyqi5duzjy

       

      Şu son 3-4 gün içinde müzikal olarak epey aşina olduğumu sandığım klezmer hakkında, aslında, ne kadar az şey bildiğimi anladım. (Daha da fenası, yıllardır içli dışlı olduğumu sandığım Yahudi kültürü hakkında da...)

       

      Örneği, klezmer müziğinin temelinde 19 yüzyılda yaşadığı varsayılan efsanevi bir müzik grubunun, bir sarhoşlar bandosunun, "Di Shikere Kapelye"nin yattığını bilmiyordum. Gezgin olan bütün bu bando bütün kutlamalara, düğünlere, cenazeler davet edilir ancak hiçbir yerde yatılamasına izin verilmezmiş. Han, bar, meyhane, artık o yerleşimde ne varsa, o kapandıktan sonra da çalmaya devam ederek milleti azdırırlarmış.

       

      Zaman içinde bu bando büyümüş, kalabalıklaşmış, ayrılanlar olmuş, ayrılanlar kendi bandolarını kurmuşlar. İşte klezmer müziği de böyle doğmuş.

       

      Ama bu hikâyeyi bilmeleyenler, "di shikele Kapelye"yi duymuşlarsa Frank London Klezmer Bandosu'nun 2002 tarihli albümünün adı olarak duymuş olacaklardır. Aşağıdaki parça, "Hora mit Slivovitz" klezmer müziğinin orta Avrupa ama özellikle Balkanlarla ilişkisini aşikâr bir şekilde ele veriyor.

       

       

      http://www.mediafire.com/?5wzdum2gnzh

       

      Frank London Klezmer Bandosu'nun yanısıra geleneksel klezmeri modern kayıt, konser, stüdyo koşullarına uyarlamaya çalışan çok sayıda müzik grubu arasında benim ilk aklıma gelenler, Amsterdam Klezmer Band, Golem!.... Ama bu gurpları keyifle, zevk alarak dinleyebilmekle birlikte, açıkçası, aralarındaki yorum, yaklaşık farklarını anlamaya çalışacak kadar ilgimi çekmiyorlar.

       

      Benim daha çok ilgimi çeken, klezmeri -doğru terim hangisi, kestiremiyorum- "modernleştiren", başka tarzlar, tınılarla kaynaştıran, daha cazımsı bir doğrultuda yorumlayan müzisyenler.

       

                                                                 *   *   *

       

      Buraya kadarını hafta başında yazmış, düşünmüştüm. Arada geçen bütün hafta klezmer dinlemekle geçti.  Açıkçası bu alanın gerek müzikal, gerekse konu üzerine yazılanlar açısından bu kadar zengin olduğunun farkında değildim. Dinlediklerimden bir seçme yapmaya, okuduklarımı özetlemeye henüz hazır değilim.  Belki bir başka postaya... Bu postayı, bir sonrakine bir köprü atmak adına Frank London'un bandosund da çalan Matta Darriou'nun Paradox Trio ile 1997'de çıkardığı "Flying the Slant" albümüden bir parçayla bitireyim: Andaluz.

       

      http://www.mediafire.com/?nxewdzm5mt2

       

       

       



      --
      sevgiler,
      iskender
      www.defterisk.blogspot.com
    Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.