Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

.ıIıIı. FETİH ESİNTİLERİNİZ .ıIıIı.

Expand Messages
  • [[FeTiHNeT]]
    .ıIıIı. FETİH ESİNTİLERİNİZ .ıIıIı. [FeTiHNeT] E-MAİL GRUBU Ümmetin Buluştuğu Nokta http://www.fetihnetmailgrubu.org
    Message 1 of 39 , Jan 10, 2004
    • 0 Attachment
       .ıIıIı. FETİH ESİNTİLERİNİZ .ıIıIı.
       

      [FeTiHNeT] E-MAİL GRUBU 

      "Ümmetin Buluştuğu Nokta"

       http://www.fetihnetmailgrubu.org   http://groups.yahoo.com/group/fetihnet

      fetihnet@yahoogroups.com


       .ıIıIı.   FETİH ESİNTİLERİNİZ   .ıIıIı. 

       

      From: Nur Postacisi <nur_postacisi@...>
      Date: Sat Jan 10, 2004 2:43am
      Subject: Alman Dışişleri Bakanlığından
       
       SAID NURSI hakkında Alman Dışişleri Bakanlığının beyanı:
      Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan Kültür-Değişimi isimli
      derginin Ocak 2002 sayısında, aşağıdaki makale yayımlanmıştır.
      Reformlar ve Tepkiler
      S- İslam Dünyasında fundementalist (köktenci) akımların yanında
      liberal bir düzeni temsil eden ve Bati Dünyası ile barışmaktan söz
      eden düşünürler de vardı ve hal-i hazırda da var. Onların fikirleri
      basarili olacaklar mi ve muhtemel bir İslam reformu için temel teşkil
      edecekler mi?
      C- Türkiye´de ortaya çıkan ve Nurculuk veya Cemaat un-Nur diye de
      bilinen Nur Cemaati, uluslararası artan bir önemi haizdir.
      1960 senesinde vefat eden düşünce lideri Said Nursi, eserlerinde
      modern asrin bilimsel ve medeni başarılarını övmektedir. Akıl ve kalb
      diye de düşünülebilen Kitabi İslam ve Tasavvuf´tan bir çok unsurları
      bir araya getirerek şuurlu bir tarzda, bir din uygulamasını hayata
      geçirmeyi başarmıştır.
      Nursi`ye göre Müslüman olma kararı, akli esaslara dayanan ve sağlam
      zeminlere oturtulmuş ferdî bir karardır.
      Said Nursi siyasî hareket ve aktiviteyi şiddetle reddetmektedir. Çok
      kapsamlı eserlerinde; Muhammed (A.S.M.) ve Âhiret hakkında çok sayıda
      dersler yanında toplumun bu çizgiye doğru yönlendirilmesinde mükemmel
      bir tarz sergilemektedir.
      Çalışmak bir fazilet ve ibadet olmakla beraber İlahî iradenin
      tecellisidir. Ekonomi, toplum ve eğitim meseleleri hakkında ise,
      fundamentalist hareketlerin bütünsel eğilimlerine karşı koyan,
      ekseriyetçi bir yaklaşımı temsil eden çok yararlı görüşlere sahiptir.
      Said Nursi´nin eserlerinin bir hayranı da Suriyeli muhterem
      ilahiyatçı ve televizyon Yorumcusu; Prof. Dr. Said Ramazan El-
      Bûti´dir. Bûti, devletsel bir İslam politikası ve fundamentalist
      fikirler arasında vasat bir yol takip etmektedir. Fanatizmi ve
      beraberinde cihadı; toplumu değiştirmek ve inançsızlığa karşı
      savaşmak için bir cebr aleti olarak görmeyi reddetmektedir.
      İnançsızlıkla mücadele ederek, toplumu değiştirmeyi kendine bir
      prensib kabul etmiştir.
      Christian Szyska


      Reformen und Reaktionen

      von Christian Szyska

      Neben fundamentalistischen Strömungen gab und gibt es in der
      islamischen Welt eine Reihe von Denkern, die ein liberales Konzept
      vertreten und einer Versöhnung mit dem Westen das Wort reden. Werden
      sich ihre Ideen durchsetzen und die Grundlage für eine eventuelle
      Reform des Islam bilden?

      International zunehmende Bedeutung besitzt die in der Türkei
      entstandene Bewegung "Nurcu Cemaati" (auch als "Nurculuk"
      oder "Jama´at-un-Nur" bekannt). Der 1960 verstorbene geistige Führer
      Said Nursi lobt in seinen Schriften die wissenschaftlichen und
      zivilisatorischen Leistungen der Moderne. Er entwirft eine nüchterne
      Form der Religionsausübung, in der er Elemente aus Schriftislam und
      Mystik zusammenkommen. Die Entscheidung, Muslim zu sein, sei, so
      Nursi, ein individueller Entschluss, der auf rationaler Grundlage
      getroffenen werde. Politischen Aktivismus lehnt Said Nursi strikt ab.
      Sein umfangreiches Schrifttum entfaltet neben zahlreichen
      Diskussionen zum Propheten Mohammad und dem Jenseits eine
      ausgesprochene Arbeitsethik. Tätigkeit sei eine Tugend und
      gottgewollt. Was Fragen der Wirtschaft, Gesellschaft und Erziehung
      angeht, so vertritt er einen pluralistischen Ansatz, der den
      ganzheitlichen Tendenzen fundamentalistischen Bewegungen
      entgegensteht. Ein Bewunderer von Said Nursis Schriften ist der
      angesehene syrische Theologe und Fernsehprediger Said Ramadan al-
      Buti. Er verfolgt einen Weg zwischen staatlicher Islampolitik und
      fundamentalistischen Ideologien. er lehnt den Fanatismus ab und mit
      ihm auch den Dschihad als ein Mittel der Gewalt, um die Gesellschaft
      zu verändern und den Unglauben zu bekämpfen.
       
       
       ____________________________________________________________
      Nur postacısı olma gayretinde, en azından niyetinde olanlar. Gelin bu ulvî Nur Postacılığını hep beraber üstlenelim.
       

       

      From: "zeki kentel" <zkentel@...>
      Date: Sat Jan 10, 2004 1:19am
      Subject: ORGENERALİM GİREMEZSİN...! MİLLETVEKİLİM SEN DE GİREMEZSİN..! YASAKTIR..!
        ORGENERALİM GİREMEZSİN.....! YASAKTIR.....!

      AMERİKAN ÜSSÜNE SOKULMAYAN TÜRK ORDU KOMUTANI (ORGENERAL)

      Isterseniz, biraz geriye,yaklaşık 40 yıl önce tarihin not düştüğü bir sayfaya göz atalım. Uğur Mumcu'nun yıllar önce Yeni Ortam gazetesindeki köşesinde yazdığı bu ilginç yaşanmış öykü, günümüzde ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlara da bir anlam kazandırmaktadır.

      Olay şöyle yaşanıyor."1963 yılında 3'üncü Ordu Komutanı olan Orgeneral Refik Tulga, Trabzon'daki Amerikan üssüne gider.

      Üs komutanı Amerikalı albay orgeneralimizi üsse sokmaz. Olayı Orgeneral Refik Tulga'nın kendi kaleminden okuyalım.Tulga,1969 yılında olayı, "Devrim Gazetesi"ne şöyle anlatmıştı:

      "Üs komutanı albay, bizi büyük bir merasimle karşıladı. Albay, kantin, kulüp, yemekhane, mutfak gibi tesisleri gezdirdi. Biraz ötede etrafı demir kafesle çevrili gerçek üsse doğru ilerledim. Amerikalı albay yolumu kesti:

      -Giremezsiniz, buraya ancak Amerikan uyruklu yetkililer girebilir...

      -Ben ordu komutanıyım. Bulunduğumuz bölgede giremeyeceğimiz yer olamaz...

      -Emir böyle...

      -Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?

      -Ama ikili antlaşmalar var... Bir viski almaz mısınız paşam?

      -Hayır...

      -Kıtayı denetleyecek misiniz?

      -Hayır..." (1)

      Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunan 1982 Anayasası'nın başlangıç bölümü şu sözlerle başlamaktadır:

      "Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa,..."

      Yine 1982 Anayasası'nın 3.maddesinde ise;

      "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." denilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içindeki bir bölgenin, tesisin, üssün ya da toprak parçasının yabancı bir devletin denetimine bırakılması, Anayasamızın üçüncü maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." değiştirilemez hükümüne aykırı değil midir?

      Çok partili dönemden bu yana, Türkiye ile yabancı devletler arasında imzalanan askeri, ekonomik ve kültürel içerilikli ikili anlaşmaların TBMM'nin onayından geçerek mi yürürlüğe girdiği, ayrı bir araştırma konusudur. Eğer geçmediyse geçerliliği var mıdır? Bu da ayrıca anayasa hukuku açısından irdelenecek bir konudur.

      Türkiye'deki, Amerikan üslerinin, ulusal bağımsızlığımızı kısıtlayıp kısıtlamadığı sorusu, günümüzde değişen siyasal ve ekonomik koşullara göre, çağın askeri amaçlarına ve ulusal savunmamızın gereklerine göre yeniden tartışılması gereken önemli bir konudur.

      Bir ordu komutanımızın, kendi ülkesinin topraklarında, bir bölgeye, bir binaya ya da bir tesise sokulmamasını anlamak mümkün müdür? O dönemdeki 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Refik Tulga'nın, "Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?" sorusu, haklı ve yerinde değil mi? Şu olay bile, ikili anlaşmalar yoluyla ulusal bağımsızlığımızın ve ulusal onurumuzun nasıl bir duruma düşürüldüğünü göstermektedir.

      Türkiye'deki Amerikan üslerinin bulunma koşulları,öteki NATO ülkeri ile aynı mıdır? Bu üsler Türkiye'nin savunmasına katkıda bulunuyor mu?

      Bu soruların yanıtının, geç kalınmış olmasına karşın şimdiden verilmesi gerekir.

      Türkiye, ulusal savunmasını, ancak ve ancak kendi ulusuna ve kaynaklarına güvenerek yapabilir. Ulusal güvenliğimiz, tek yanlı ikili anlaşmalarla ve NATO stratejilerine dayanılarak yapılamaz. Bunun en yakın ve en önemli örneğini, 1974 yılında,Kıbrıs çıkarması sırasında yaşadık.

      Eğer yakın tarihten gerekli dersleri çıkaramazsak, sonra uluslararası mali oligarşinin baş temsilcisi George Saros efendi ülkemize gelir, "Sizin en iyi ihraç ürününüz ordunuzdur" sözlerini suratımıza çarpıp gider.

      --------------------------------------------------------------

      (1) Uğur Mumcu, Amerika Küsmesin, S:25-26, um:ag yayınları)

      //////////////////////////////////////////////////////////

      MİLLETVEKİLİM SEN DE GİREMEZSİN..! YASAKTIR..

      ORDUEVİNE SOKULMAYAN MİLLETVEKİLİNDEN SİTEM ( * )

       

      Oğlunun düğünü için salon bakarken, Fenerbahçe Orduevi'ne sokulmayan CHP'li milletvekili, AKP'nin desteğiyle yasağı kaldırma girişiminde başarılı olamadı.

       

      Oğlunun düğünü için salon bakarken Fenerbahçe Orduevi'ne alınmayan CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün AKP'lilerin desteğiyle milletvekillerine orduevi ve askeri sosyal tesis yasağını kaldırma girişimi paşaya çarptı. Milli Savunma Bakanlığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Tuğgeneral Yılmaz Hızlı, yetkinin Milli Savunma bakanlarında olduğunu belirtirken, yasağın kalkmasını isteyen eski Milli Savunma Bakanı Mehmet Gölhan'ın da bunu yapamadığını anımsattı.

       

      'Bilmem anlatabildim mi'

      TBMM Milli Savunma Komisyonu'nun dünkü toplantısında Öğüt, MSB temsilcilerine, "Arkadaşlarımız, orduevlerine rahatlıkla girip çıkabilmelerine izin verecek bir düzenleme istiyor" dedi. AKP'li Başkan Cengiz Kaptanoğlu da, "Orduevine milletvekili arkadaşlarımız giremiyor. Sosyal ihtiyaçlar için orduevlerine, sosyal tesislere girmemiz, ziyaret etmemiz izne mi tabidir?" diye sordu.

      Hızlı da "Bu konuyu geçen dönem komisyonda Gölhan da dile getirdi. O zaman kendisine, 'Bakanken bu düzenlemeyi neden gerçekleştirmediniz?' dedim. Bilmem anlatabildim mi" karşılığını verdi. Kaptanoğlu bu sözler üzerine "Tamam, anladım" diyerek güldü.

      Toplantı sonrası soruları yanıtlayan Öğüt, komisyonda bu konuyu dile getirmesinin nedenini şöyle açıkladı: "Üç ay önce Fenerbahçe Orduevi'ne gittim. Oğlumun düğünü için yer bakıyordum. Bana, milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu üyesi olduğumu söylememe rağmen giremeyeceğimi söylediler.

      Gerekli iznin alınması için önce 1. Ordu Komutanlığı ile görüştüm. Oradan da Genelkurmay'dan izin alınması gerektiğini söylediler. İşin uzaması üzerine girişimlerden vazgeçtim. Ancak bu zoruma gitti. Bu kurumun bütçesini ve kanunlarını biz yapıyoruz ama bu tür davranışlarla karşılaşıyoruz."

       

      'Komisyon üyeleri girsin'

      Öğüt, Hızlı'nın "bilmem anlatabildim mi" sözünden ne anladığını da gülerek şöyle anlattı: "Gölhan, bakan olarak dahi sözünü geçirememiş. Tüm milletvekillerine izin verilmeyebilir. Ama bu komisyon üyeleri orduevlerine girebilmelidir."

      -------------------------------------------

      ( * ) Milliyet (9 Ocak 2004)

      BİZ DE SANIYORUZ Kİ, "EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ULUSUNDUR" ULUS BI HAKKINI ÖZGÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'Nİ KURAN MİLLETVEKİLLERİ ELİYLE GÖRÜR.

      GÖRÜYORUZ Kİ, TÜRKİYE'DE EGEMENLİK ÖNCE ABD'NİN ELİNDEDİR.

      SONRA GERİ KALAN KISMI TÜRKİYE SİLAHLI KUVVETLERİ KOMUTA KADEMESİNE DEVREDİLMİŞTİR.

      GERİYE EĞER BİR ŞEYLER KALDIYSA ONU DA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'Nİ KURAN MİLLETVEKİLLERİ MİLLET ADINA KULLANABİLİRLER.

      MİLLET Mİ....? O DA DÖRT - BEŞ YILDA BİR ÖNÜNE KONAN İSİMLERİ SANDIĞA ATARAK EGEMENLİK HAKKINI KULLANIR.

      ORGENERALİM GİREMEZSİN.....! YASAKTIR.....!

      AMERİKAN ÜSSÜNE SOKULMAYAN TÜRK ORDU KOMUTANI (ORGENERAL)

      Isterseniz, biraz geriye,yaklaşık 40 yıl önce tarihin not düştüğü bir sayfaya göz atalım. Uğur Mumcu'nun yıllar önce Yeni Ortam gazetesindeki köşesinde yazdığı bu ilginç yaşanmış öykü, günümüzde ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlara da bir anlam kazandırmaktadır.

      Olay şöyle yaşanıyor."1963 yılında 3'üncü Ordu Komutanı olan Orgeneral Refik Tulga, Trabzon'daki Amerikan üssüne gider.

      Üs komutanı Amerikalı albay orgeneralimizi üsse sokmaz. Olayı Orgeneral Refik Tulga'nın kendi kaleminden okuyalım.Tulga,1969 yılında olayı,"Devrim Gazetesi"ne şöyle anlatmıştı:

      "Üs komutanı albay, bizi büyük bir merasimle karşıladı. Albay, kantin, kulüp, yemekhane, mutfak gibi tesisleri gezdirdi. Biraz ötede etrafı demir kafesle çevrili gerçek üsse doğru ilerledim. Amerikalı albay yolumu kesti:

      -Giremezsiniz, buraya ancak Amerikan uyruklu yetkililer girebilir...

      -Ben ordu komutanıyım. Bulunduğumuz bölgede giremeyeceğimiz yer olamaz...

      -Emir böyle...

      -Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?

      -Ama ikili antlaşmalar var... Bir viski almaz mısınız paşam?

      -Hayır...

      -Kıtayı denetleyecek misiniz?

      -Hayır..." (1)

      Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunan 1982 Anayasası'nın başlangıç bölümü şu sözlerle başlamaktadır:

      "Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa,..."

      Yine 1982 Anayasası'nın 3.maddesinde ise;

      "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." denilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içindeki bir bölgenin, tesisin, üssün ya da toprak parçasının yabancı bir devletin denetimine bırakılması, Anayasamızın üçüncü maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." değiştirilemez hükümüne aykırı değil midir?

      Çok partili dönemden bu yana, Türkiye ile yabancı devletler arasında imzalanan askeri, ekonomik ve kültürel içerilikli ikili anlaşmaların TBMM'nin onayından geçerek mi yürürlüğe girdiği, ayrı bir araştırma konusudur. Eğer geçmediyse geçerliliği var mıdır? Bu da ayrıca anayasa hukuku açısından irdelenecek bir konudur.

      Türkiye'deki, Amerikan üslerinin, ulusal bağımsızlığımızı kısıtlayıp kısıtlamadığı sorusu, günümüzde değişen siyasal ve ekonomik koşullara göre, çağın askeri amaçlarına ve ulusal savunmamızın gereklerine göre yeniden tartışılması gereken önemli bir konudur.

      Bir ordu komutanımızın, kendi ülkesinin topraklarında, bir bölgeye, bir binaya ya da bir tesise sokulmamasını anlamak mümkün müdür? O dönemdeki 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Refik Tulga'nın, "Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?" sorusu, haklı ve yerinde değil mi? Şu olay bile, ikili anlaşmalar yoluyla ulusal bağımsızlığımızın ve ulusal onurumuzun nasıl bir duruma düşürüldüğünü göstermektedir.

      Türkiye'deki Amerikan üslerinin bulunma koşulları,öteki NATO ülkeri ile aynı mıdır? Bu üsler Türkiye'nin savunmasına katkıda bulunuyor mu?

      Bu soruların yanıtının, geç kalınmış olmasına karşın şimdiden verilmesi gerekir.

      Türkiye, ulusal savunmasını, ancak ve ancak kendi ulusuna ve kaynaklarına güvenerek yapabilir. Ulusal güvenliğimiz, tek yanlı ikili anlaşmalarla ve NATO stratejilerine dayanılarak yapılamaz. Bunun en yakın ve en önemli örneğini, 1974 yılında,Kıbrıs çıkarması sırasında yaşadık.

      Eğer yakın tarihten gerekli dersleri çıkaramazsak, sonra uluslararası mali oligarşinin baş temsilcisi George Saros efendi ülkemize gelir, "Sizin en iyi ihraç ürününüz ordunuzdur" sözlerini suratımıza çarpıp gider.

      --------------------------------------------------------------

      (1) Uğur Mumcu, Amerika Küsmesin, S:25-26, um:ag yayınları)

      //////////////////////////////////////////////////////////

      MİLLETVEKİLİM SEN DE GİREMEZSİN..! YASAKTIR..

      ORDUEVİNE SOKULMAYAN MİLLETVEKİLİNDEN SİTEM ( * )

       

      Oğlunun düğünü için salon bakarken, Fenerbahçe Orduevi'ne sokulmayan CHP'li milletvekili, AKP'nin desteğiyle yasağı kaldırma girişiminde başarılı olamadı.

       

      Oğlunun düğünü için salon bakarken Fenerbahçe Orduevi'ne alınmayan CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün AKP'lilerin desteğiyle milletvekillerine orduevi ve askeri sosyal tesis yasağını kaldırma girişimi paşaya çarptı. Milli Savunma Bakanlığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Tuğgeneral Yılmaz Hızlı, yetkinin Milli Savunma bakanlarında olduğunu belirtirken, yasağın kalkmasını isteyen eski Milli Savunma Bakanı Mehmet Gölhan'ın da bunu yapamadığını anımsattı.

       

      'Bilmem anlatabildim mi'

      TBMM Milli Savunma Komisyonu'nun dünkü toplantısında Öğüt, MSB temsilcilerine, "Arkadaşlarımız, orduevlerine rahatlıkla girip çıkabilmelerine izin verecek bir düzenleme istiyor" dedi. AKP'li Başkan Cengiz Kaptanoğlu da, "Orduevine milletvekili arkadaşlarımız giremiyor. Sosyal ihtiyaçlar için orduevlerine, sosyal tesislere girmemiz, ziyaret etmemiz izne mi tabidir?" diye sordu.

      Hızlı da "Bu konuyu geçen dönem komisyonda Gölhan da dile getirdi. O zaman kendisine, 'Bakanken bu düzenlemeyi neden gerçekleştirmediniz?' dedim. Bilmem anlatabildim mi" karşılığını verdi. Kaptanoğlu bu sözler üzerine "Tamam, anladım" diyerek güldü.

      Toplantı sonrası soruları yanıtlayan Öğüt, komisyonda bu konuyu dile getirmesinin nedenini şöyle açıkladı: "Üç ay önce Fenerbahçe Orduevi'ne gittim. Oğlumun düğünü için yer bakıyordum. Bana, milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu üyesi olduğumu söylememe rağmen giremeyeceğimi söylediler.

      Gerekli iznin alınması için önce 1. Ordu Komutanlığı ile görüştüm. Oradan da Genelkurmay'dan izin alınması gerektiğini söylediler. İşin uzaması üzerine girişimlerden vazgeçtim. Ancak bu zoruma gitti. Bu kurumun bütçesini ve kanunlarını biz yapıyoruz ama bu tür davranışlarla karşılaşıyoruz."

       

      'Komisyon üyeleri girsin'

      Öğüt, Hızlı'nın "bilmem anlatabildim mi" sözünden ne anladığını da gülerek şöyle anlattı: "Gölhan, bakan olarak dahi sözünü geçirememiş. Tüm milletvekillerine izin verilmeyebilir. Ama bu komisyon üyeleri orduevlerine girebilmelidir."

      -------------------------------------------

      ( * ) Milliyet (9 Ocak 2004)

      BİZ DE SANIYORUZ Kİ, "EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ULUSUNDUR" ULUS BI HAKKINI ÖZGÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'Nİ KURAN MİLLETVEKİLLERİ ELİYLE GÖRÜR.

      GÖRÜYORUZ Kİ, TÜRKİYE'DE EGEMENLİK ÖNCE ABD'NİN ELİNDEDİR.

      SONRA GERİ KALAN KISMI TÜRKİYE SİLAHLI KUVVETLERİ KOMUTA KADEMESİNE DEVREDİLMİŞTİR.

      GERİYE EĞER BİR ŞEYLER KALDIYSA ONU DA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'Nİ KURAN MİLLETVEKİLLERİ MİLLET ADINA KULLANABİLİRLER.

      MİLLET Mİ....? O DA DÖRT - BEŞ YILDA BİR ÖNÜNE KONAN İSİMLERİ SANDIĞA ATARAK EGEMENLİK HAKKINI KULLANIR.

       

      From: "yusuf boztepe" <yusufboztepe@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 7:42pm
      Subject: Kıskançlığın Kuran’daki yeri nedir?

      Kıskançlığın Kuran’daki yeri nedir?

      Haset Kuran’da kınanan bir tavırdır. Allah deneme maksadıyla insanların nefsini kıskançlığa eğilimli olarak yarattığını ama müminlerin bundan sakınmaları gerektiğini Kuran’da şöyle bildirmiştir:

      Nefisler ise –kıskançlığa ve bencil tutkulara- elverişli kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphehiz Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 128)

      Kıskançlık en çok insanın başka birisinin kendisinden herhangi bir yönüyle daha üstün olmasını kabullenememesinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu ise insanı Allah’a karşı büyüklenmeye kadar götürecek bir tutumdur. Çünkü insanlara sahip oldukları bütün özellikleri veren, Allah’tır. Dilediğine dilediği kadar verir, bunu da kimse engelleyemez.

      Ayrıca Kuran’da şeytanın kıskançlık yüzünden Hz. Adem’e secde etmeyerek Allah’a isyan etmesinden söz edilir. Şeytanın kendisini Hz. Adem’den daha üstün gördüğü bildirilir. Bu durumda karşımıza önemli bir gerçek çıkar. Kıskançlık aslında şeytana ait bir özelliktir. Ve Allah’tan korkan insanın bundan şiddetle kaçınması gerekir

       

      From: "zeynep sena" <bnoktaanokta@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 11:45am
      Subject: herşeyde hayır görmek...
      Şöyle geçmişe doğru bir bakıp bugüne kadar yaşadıklarınızı kısaca gözden
      geçirecek olsanız, onyıllara sığan olayların aslında dakikaları aşmadığını
      görürsünüz. Bir zamanlar çok önemli olduğunu düşündüğünüz, kimi zaman
      heyecanla kimi zaman endişeyle kimi zaman da merakla beklediğiniz tüm
      olaylar sizin için artık birer hatıra olmuştur. Tüm bunlardan dünyevi
      anlamda geriye kalan sadece hafızanızdaki kalıntılardan ibarettir. Ancak tüm
      bu zaman dilimi içerisinde sarf etmiş olduğunuz her söz, göstermiş olduğunuz
      her tavır, aklınızdan geçirdiğiniz her düşünce, Allah katında sizin adınıza
      saklanmış durumdadır. Her insanın mutlak olarak karşılaşacağı ölüm
      gerçeğiyle birlikte bu bilgiler önünüze dökülecektir. Sizin hafızanızda
      artık dakikalarla ifade ettiğiniz ömrünüz Allah katında size an an, dakika
      dakika tek bir saniyesi bile eksik olmadan sunulacaktır. Sizin sadece birkaç
      on dakikada özetleyebileceğiniz hayatınızdan Allah katında hiçbir detay
      unutulmamamış olacaktır.

       

      From: "yAsemin deRe" <ydere@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 10:59am
      Subject: Türkiyenin tanıtımı
      Ülkemizi tanıtan nefis bir sunum. Tanıdığınız yabancı dostlarınıza forward edebilirsiniz.
      A presantation is about Turkey:

       http://www.halicrotary.org/ercu/ercu_flash.html

       

      From: "Ozlem Ersoz" <ersozozlem@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 8:12am
      Subject: ne yapmalı???
      Bişri hafi rahimehullah yolda yürürken bakar meydanda bir kalabalık..Merak
      eder yaklaşır.

      Kalabalığı yarıp ortaya gelince bir genç görür.

      meydanda sırtına kırbaç vurulmakta..

      Seyreder.. gencin sırtına tam 70 kırbaç vururlar ama genç den bir defa ah
      çıkmaz..kalabalık dağılır...

      Bişri Hafi gence yaklaşıp sorar..

      -Ey genç sırtına 70 kırbaç yedin bir kere ah demedin.nasıl dayandın neden
      bir ah bile demedin?

      Genç derki:

      -Sevdiğim kız damdan beni izliyordu

      Bişri Hafi derin bir ahh çeker...

      " Ya Allah Teala bizi her an görüyor ona ne yapmalı " der

      Genc olduğu yere düşüp bayılır.

       

       

      From: "Nurhayat Bozan" <fason@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 3:04am
      Subject: Pasta Kitiri
      PASTA KITIRI
      O'na kızgın olduğunu
      biliyorum.
      Neden şunu dene miyorsun ?
      Ona bir mektup yaz.
      Bütün duygularını dök.
      Öfkeni ve hayal kırıklığını
      anlat.
      Hiçbir şeyi gizleme.
      Sonra mektubu bir çekmeceye
      koy.
      İki gün sonra oku.
      Hala yollamak isteyecek
      misin bakalım?
      Ben öfkenin ve pasta
      kıtırının iki gün sonra
      yumuşadığını öğrendim!!
      H. Jackson Brown ©

       

       

      From: "mustafa ateş" <m_ates77@...>
      Date: Fri Jan 9, 2004 1:59am
      Subject: Damlalar

      Karanlığın en koyu anı,
      Aydınlığa en yakın olduğu zamandır.
      Selam ve Dua İle.
      Mustafa ATEŞ

      --------------------------------------------------

      Damlalar
       
      İlimiyle amel etmeyen alim;
      Başkasını giydirdiği halde,
      Kendisi çıplak olan iğne gibidir.
       
      ------------------------------------------------------------------

       

      From: hikmet kurt <hikmetkurt2000@...>
      Date: Thu Jan 8, 2004 10:57pm
      Subject: Fwd: Ararat Filmi ve Turkiye'de Ermeni Propagandasi
      Çok güzel bir site, bütün arkadaşlara tavsiye ediyorum, Allaha emanet olun
       "Ararat  Filmi ve Turkiye'de Ermeni Propagandasi"
      Hisar Gazetesinin 27. sayisi yayinda!
      www.hisargazetesi.com

       

      From: Nur Postacisi <nur_postacisi@...>
      Date: Thu Jan 8, 2004 7:26am
      Subject: Bediuzzaman'in yanlış tanıtımı
      Sevgili dostlar. Aşağıdaki ifadeler http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=548
      adresinde yer alıyor. Üstelik künyesinde şu isimler yer alıyor:
      Sahibi-Editör:
      Mahmut Çetin

       Genel Yayın Danışmanı:
      Ö.Ziya Belviranlı

       Danışma Kurulu:
      Prof.Dr.Orhan Türkdoğan

      Dr. Mehmet Niyazi Özdemir
      Dursun Gürlek
      Dr. Mustafa Çalık

      Gerçi tarafımızdan Bediüzzaman hazretlerinin tarihçe-i hayatı doğru ve özet bir şekilde gönderildi. Lisan-ı münasible hatırlatlamalar yapılacak olursa bu yanlışın izalesi mümkün olacaktır.

       

      SAİD NURSİ

      ""1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde doğdu.Geleneksel dini eğitim gördü.1908’de II.Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldiBaşlangıçta Jön Türklerle iyi geçindi, ama daha sonra İttihad-ı Muhammedi’nin kurucuları arasında yer aldı.1909 tarihinden sonra hayatını Doğu Anadolu’da sürdürdü.1911’de İstanbul’a döndü.I.Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa’da çalıştı.19151917 arasında Ruslar tarafından savaş esiri olarak alındı.Savaştan sonra ülkeye döndü ve Cemiyet-i Müderrisin ve Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.Milli Mücadele hareketine katıldı, ama yanlış laik uygulamalardan dolayı 1923’te iktidardan desteğini çekti.1925 Bölücü ayaklanmasından sonra tutuklandı.Önce Isparta yakınlarında bir köye ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Afyon Emirdağ’a (1945) sürüldü.1950’de DP iktidara gelince serbest bırakıldı.Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı.1960 yılında vefat etti.

       
       ____________________________________________________________
      Nur postacısı olma gayretinde, en azından niyetinde olanlar. Gelin bu ulvî Nur Postacılığını hep beraber üstlenelim.
       

       

      From: "Yavuz Selim Bayrak" <ysbayrak@...>
      Date: Thu Jan 8, 2004 1:57am
      BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
      Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da
      sevdikçe, doldursun sarsın çevremi.
      Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...

       

       


       Fetih; kaynağı olan bir suyun kendi yatağını bularak serbestçe akmasıdır. Kaynak, evreni kudret elinde tutan yüce güç ; su, o gücün insanın mutluluğu için gönderdiği mesaj; suyun aktığı yataksa, İslam mesajını ilk aktarıcısı Rasûl’den başlayıp o mesajın ulaştığı her insan. Îşte fetih, Îslam adlı bu hayat suyunun, inkarın hararetiyle kuruyup çöle dönmüş insan yüreğine yürümesi için aradaki engellerin kaldırılarak kanalın açılmasI işlemidir.

      Bu e-mail grubu  "Fetih Grubu" na aittir.   İLETİŞİM : fetihnet_mailgrubu@...

    • [[FeTiHNeT]]
      Yeni Sayfa 1 [FeTiHNeT] E-MAİL GRUBU Ümmetin Buluştuğu Nokta http://www.fetihnetmailgrubu.org http://groups.yahoo.com/group/fetihnet
      Message 39 of 39 , Jan 16, 2004
      • 0 Attachment
        Yeni Sayfa 1
         

        [FeTiHNeT] E-MAİL GRUBU 

        "Ümmetin Buluştuğu Nokta"

         http://www.fetihnetmailgrubu.org   http://groups.yahoo.com/group/fetihnet

        fetihnet@yahoogroups.com


         .ıIıIı.   FETİH ESİNTİLERİNİZ   .ıIıIı. 

         

        From: "cengiz" <cengiz@...>
        Date: Fri Jan 16, 2004 10:03am
        Subject: RE: [FeTiHNeT] kim evleniyor?
        Dogru söze ne denir? Bisey denmez. Kabul edilir.

        Agzina saglik Dogan kardes...

         

        From: "Nur_Efşan" <ela_20@...>
        Date: Fri Jan 16, 2004 2:37am
        Subject: Ynt: [FeTiHNeT] Selam

        sevgili kardeşim şunu bimen yeterli sanırım SELAM VERMEK "SÜNNET" ALMAK "FARZ" DIR. VESSELAM..

         

        From: "Yavuz Selim Bayrak" <ysbayrak@...>
        Date: Thu Jan 15, 2004 3:45am
        Subject: 2
        Perdeler kalkıp da sabah olunca
        Aldırma Aras 'ın öyle bulanık,
        Öyle mahzun aktığına
        Palandöken yine sisli , aldırma...
        Ben hem sise , hem çamura alıştım.
        Senelerdir bu acıyla buluştum..
        Mutluluk ne zaman çiksa karşima;
        Yalnızlık bir zindan, çöker başima...
         
        Nurullah GENÇ

         

        From: "mustafa ateş" <m_ates77@...>
        Date: Thu Jan 15, 2004 1:05am
        Subject: Damlalar

        Karanlığın en koyu anı,
        Aydınlığa en yakın olduğu zamandır.
        Selam ve Dua İle.
        Mustafa ATEŞ

        --------------------------------------------------

        Damlalar
         
        Yüksekliği istedim,
        Onu alçak gönüllülükte buldum...
         
                                         Hz. Ali
         
        ----------------------------------------------------------------

         

        From: "Caglargunduz" <Caglargunduz@...>
        Date: Fri Jan 16, 2004 10:02am
        Subject: Selamün Aleyküm
        Bence böyle bir siteyi hazırlayıp hizmete koymanız % 100 yararlı olur destekliyorum. Saygılar ve teşekkürler.

         

         


         Fetih; kaynağı olan bir suyun kendi yatağını bularak serbestçe akmasıdır. Kaynak, evreni kudret elinde tutan yüce güç ; su, o gücün insanın mutluluğu için gönderdiği mesaj; suyun aktığı yataksa, İslam mesajını ilk aktarıcısı Rasûl’den başlayıp o mesajın ulaştığı her insan. Îşte fetih, Îslam adlı bu hayat suyunun, inkarın hararetiyle kuruyup çöle dönmüş insan yüreğine yürümesi için aradaki engellerin kaldırılarak kanalın açılmasI işlemidir.

        Bu e-mail grubu  "Fetih Grubu" na aittir.   İLETİŞİM : fetihnet_mailgrubu@...

      Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.