Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.
 

Fwd: Türban meselesi ve Saros

Expand Messages
  • Sili Ozerdim
    ... Kimden: Murat Binzet Tarih: 01 Aralık 2010 11:40 Konu: Türban meselesi ve Saros Kime: Murat Binzet
    Message 1 of 1 , Dec 1, 2010


    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
    Kimden: Murat Binzet <m1000zet@...>
    Tarih: 01 Aralık 2010 11:40
    Konu: Türban meselesi ve Saros
    Kime: Murat Binzet <m1000zet@...>


    TÜRBAN MESELESİNDE SOROS NE DÜŞÜNÜYOR

    Türban konusuyla ilgili birçok çalışma yapıldı ve yapılıyor. Çalışmaların bir kısmı gerçekten bilimsel dürüstlükten taviz verilmeden ya da tavizi en aza indirerek yapıldı. Bazıları ise bilimsel dürüstlüğü, varmak istedikleri sonucun gerisine koydu; ancak bu eksiklerini isimlerinin başlarındaki akademik sıfatlarıyla tamamlamaya çalıştı. Bilimsel dürüstlükten taviz verilmeyen çalışmalar, vardıkları sonuçlar hangi yönde olursa olsun, dürüstlüklerinden ötürü bazı sorunlara parmak basıyor ve zıt yönde düşünenler tarafından bile saygı toplayabiliyorlar. Ancak bundan taviz veren akademik sıfatı bulunan yazarların çalışmaları ise en fazla süslü uzun ajitasyonlar olabiliyor. Bu tip metinlere tavizci metinler dersek, Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Dilek Cindoğlu’nun, 2008 yılında açıklandığı üzere Soros’tan yılda 2 milyon dolar yardım alan(1), TESEV’e hazırlamış olduğu “Başörtüsü Yasağı ve Ayrımcılık: Uzman Meslek Sahibi Başörtülü Kadınlar”(2) başlıklı metni tavizci bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikle hemen belirteyim, yazar her ne kadar başörtüsü dese de türbanla başörtüsü arasına sınır çizmiyor ve çoğu zaman bu ikisi geçişken oluyor. Metni analiz edebilmemiz için istatistik ile ilgili bazı temel bilgileri hatırlamakta yarar var.
    İSTATİSTİK
    İstatistik birçok kez yalan söyleme sanatı olarak adlandırılagelir, ki gerçekten de çoğu zaman istatistik kullanarak hazırlanan çalışmalarda yazar kendi görüşü aleyhindeki bazı verileri görmezden gelir. Tabii ki kimi veriler istisnai olarak adlandırılabilir, soyutlama yapılırken ihlal edilebilir; ancak bunların hepsinin bir mantığı olmalıdır. Eğer verilerin ihmal edilmesindeki tek mantık yazarın görüşlerine uygunsuzluksa burada bir tavizcilik söz konusudur. İstatistik kullanılırken bazen bu verilerden bahsedilmez, hiç yokmuş gibi davranılır, hatta bazen verilerin toplandığı konjonktürden de bahsedilmez. İşte bunlar ve bunlar gibi sebeplerden ötürü istatistik yalan söyleme sanatıdır. Belki daha doğru bir ifadeyle istatistik yalana kapıyı açık bırakabilir. Onun dışında istatistik bilimi günümüz doğa ve sosyal bilimlerinde son derece önemli bir yere oturur. Yerinde ve doğru kullanıldığında son derece yeterli ve kullanışlı sonuçları bize sunar. Sosyal bilimlerin araştırma alanı tüm toplum olduğundan ve her konuda toplumdaki tüm bireyler teker teker sorguya çekilemeyeceği için devreye istatistik girer ve bize toplumun küçük bir prototipiyle toplumu anlama imkanı sunar. Ancak burada bazı zorunluluklar devreye girer. Toplumdan çekilecek örneklemin belli özellikleri olmalıdır, ki bu özelliklerin başında seçtiğimiz gruptaki insanların rastgele çekilmiş olması ve grubumuzun yeterince büyük olması gerekiyor. Bu özellikleri olmayan örneklemler bir anlam ifade etmez.
    TEZDEKİ TEMEL İSTATİSTİK HATALARI
    Bu kadar teoriden sonra doçent doktorun metnine dönecek olursak , ilk karşımıza çıkan şey, örneklemin küçüklüğüdür. Uzman meslek sahibi başörtülü kadınları temsilen toplam 79 kadın seçilmiş. Tüm Türkiye’deki uzman meslek sahibi başörtülü kadınlar hakkında yorum yapabilmek için çok düşük bir sayı. Böyle bir toplamın uzman meslek sahibi başörtülü kadınlar arasında dışa düşen denilen, ortalamadan uzak yerlerden gelmiş olması gibi bir olasılık ihmal edilemeyecek kadar yüksek. Bu zaafın sebebi bu kadınlarla grup toplantıları yapılmasından kaynaklanıyor. Kadınların kimlikleri açıklanmıyor, ki akademik amaçlarla hazırlanmış bir metin için son derece doğal. Grup toplantıları yapılarak kadınların konu üzerindeki düşünceleri alınıyor, böylece sübjektif veriler toplanıyor. Çalışmada ortaya konulan görüş, bu sorundan muzdarip olan insanların görüşleriyle zenginleştiriliyor. Sadece bu haliyle bir sorun gözükmüyor. Ancak araştırmanın konusu hakkında objektif verilerle karşılaşılmaması kırılma noktası oluyor. Doçent yazar da bu zayıflığın farkında ve “Araştırmanın Sınırları” alt başlığında “…, bu bir niteliksel araştırmadır. Niteliksel araştırmalar bulguların yaygınlığı konusunda ipuçları taşımakla birlikte, kesin hükümler verememektedir.”(2) diyor, ki son derece yerindedir. Objektif, niceliksel verilerle desteklenmeyen araştırmalar en fazla ipuçları taşıyabilirler, daha da ötesine geçemezler. Peki, bu alıntıdan sonra “Oysa, bu raporda ortaya konduğu üzere, başörtüsü yasağı sadece kamu sektöründe değil, özel sektörde de çalışma hayatını kadınların
    aleyhine etkilemektedir. Kamudaki başörtüsü yasağının özel sektör üzerinde de yayılma etkisi vardır..”
    kesin yargılarını nereye koyacağız?(2) Objektif herhangi bir veri elde olmadan bu kadar kesin konuşmaya tavizci doçentin hakkı var mıdır? Sonuçlarının doğru veya yanlış olmasından bağımsız, hiçbir objektif, niceliksel veri olmadan başörtüsü yasağının günah keçisi ilan edilebilmesi mümkün müdür? İslami sermayenin güç kazanması ve islami kökenli AKP’nin iktidara gelmesiyle başörtüsünün özel sektörde ve kamu sektöründe başörtüsüz kadınların aleyhine çalıştığı önermesi hakkında bir tez yazılsa ve sadece niteliksel, sübjektif veri kullanılsa, Dilek Cindoğlu bu teze bir eleştiri getirebilecek mi?
    Bu temel istatistik bilgisinden sonra metnin içeriğine girebiliriz. Öncelikle yazar için başörtüsü ile gömleğin çok da farklı olmadığını belirtmek durumundayım. Yazar, başörtüsünü sadece bir kıyafet olarak görmekte ve bu sebeple başörtüsü yasağına bir anlam verememektedir. Yazar için, eğer başörtülü bir kadınla başörtüsüz bir kadın arasında bir fark varsa bunun en önemli sorumlusu yasaktır. “Yani, başörtülü olup çalışan kadınların oranı, başını örtmeyen ve çalışan kadınların
    oranından daha düşüktür. Bu fark kendi başına başörtüsü yasağının etkilerine dair ip ucu vermektedir.”(
    2) Bu alıntıda Cindoğlu, ender olarak başvurduğu objektif verilerden yararlanıyor ve başörtülü kadınların başörtülü olmayanlara gore daha az çalıştığını söylüyor. Ancak buradan olağanüstü bir sıçrama yaparak sorumlunun başörtüsü yasağı olduğuna varıyor. Demek ki tavizci doçentimiz için başörtüsü ile gömlek aynı şeylerdir; başörtülü kadınların daha az çalışmalarının birincil sebebi onların başörtüsüyle birlikte gelen geleneksellikleri kesinlikle değildir; çünkü öyle düşünseydi yazardı. Metnin sipariş metin olmadığını varsayıyorum.
    Bir diğer mesele ise grup görüşmeleri ile ilgili. Grup görüşmelerinde söylenen bazı çarpıcı sözleri yazar çalışmasına dahil etmiş. Ancak bu noktada yazar grup psikolojisi gerçeğini unutmuş gözüküyor. Çünkü tamamı başörtüsü takan bir grup içinde Mazlum-Der salonunda düzenlenen görüşmelerde, insanlar bazı sorulara doğru, gerçek olan cevabı değil; ortama uyum sağlayan cevabı verirler. Katılımcıların, başörtüsü yasağına karşı ne kadar direndiniz, sizi başörtüsü takmaya zorlayan oldu mu vb. sorulara verdikleri cevapların grup içinde farklı, bire birde farklı olması karşılaşılmayan bir olgu değil. Üstelik bazı konuşmacıların grubun desteğini arkalarına almalarıyla birlikte ortak nefret edilene saldırmalarının dozu artabiliyor. Bazı konuşmacıların birçok şeyi “… başörtüsü yasağından dolayı…” gibi açıklaması metinde hemen göze çarpıyor.
    Metinde başörtülü kadınların meslekte yükselmemeleri de derhal yasağa bağlanıyor. Halbuki katılımcılardan biri iş hayatında el sıkışmalardan çekindiğini ifade ediyor. El sıkışmaktan imtina eden biri üst düzey yönetici olduğu zaman protokollere nasıl uyacak? Halkla İlişkiler Müdiresi ya da daha da ötesi bir şirketin CEO’su başörtülü bir kadın olduğunda başka üst düzey yöneticilerle görüştüğünde sadece kafa mı sallayacak?
    Metin hakkında söylenebilecek bir diğer husus ise bazı konular sırf başörtülülerle ilgiliymiş gibi lanse edilmesi. Bunun temel sebebi tabii ki örneklemin sadece başörtülülerden oluşması. Hangi sorun sadece başörtülü kadınların sorunu hangi sorun tüm kadınların sorunu ayrım yapılamıyor. Kadınların mesleklerinde yükseltilmemesi, bir erkekle aynı işi yapan kadınlara düşük ücret verilmesi kadınların işgücüne katılımlarının düşmesi gibi tüm kadınları ilgilendiren sorunlarda bile başörtüsü yasağı aranıyor. En sonunda teker teker meslekler sıralanıyor ve sadece başörtülülerin karşılaştıkları sorunlar yasak çerçevesinde açıklanıyor.
    Sonuç olarak tavizci Doçent Doktor Dilek Cindoğlu kadın mücadelesinin nasıl yapılması gerektiğini çiziyor ve tüm kadınları başörtüsü yasağına karşı birlik olmaya çağırıyor. “Kadının iş hayatına yönelik mücadelenin bütünlüğü açısından başörtüsü yasağının etkisini büyük resmin
    içine dâhil etmek zorunludur.”
    (2)
    Yazıdaki temel hatalar bir yana, kadın mücadelesi hakkında yazılanlar doçentin, her ne kadar Bilkent Üniversitesi politika biliminde gözükse de, apolitik olduğunu gösteriyor. Yukarıda da belirttiğim gibi, başörtüsü bir gömlek değildir. Başörtüsü takmak basitçe saçına bir şey sarmak değildir. Başörtüsü siyasi bir simgedir(3), bugün onun simgelediği şey cemaattir. Cemaati yok sayarak başörtülü kadınlar ile başörtüsüzleri kıyaslayamazsınız. Başörtüsü yasağına karşı birlik olmaya çağıran doçent, onunla birlikte gelen cemaate tek kelime bir şey demiyor. Bu durumda Soros’un fonladığı Tesev Vakfı’ndan yazısı çıkan Dilek Cindoğlu’nun bu metnine geçer not vermemiz mümkün gözükmüyor.
    Doruk Cengiz
    Odatv.com
    (1) http://www.ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=8090&catid=2v
    (2) http://www.tesev.org.tr/UD_OBJS/PDF/DEMP/Basortusu%20Yasagi%20ve%20Ayrimcilik%20D%20Cindoglu%202010.pdf
    (3) http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=637977

     

     

    İyi çalışmalar saygı ve sevgiler

    Murat Binzet

    mailto:m1000zet@...

     

    --
    Sie haben diese Nachricht erhalten, da Sie der Google Groups-Gruppe m1000zet beigetreten sind.
    Wenn Sie Nachrichten in dieser Gruppe posten möchten, senden Sie eine E-Mail an m1000zet@....
    Wenn Sie aus dieser Gruppe austreten möchten, senden Sie eine E-Mail an m1000zet+unsubscribe@....
    Besuchen Sie die Gruppe unter http://groups.google.com/group/m1000zet?hl=de, um weitere Optionen zu erhalten.



    --
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.