Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

Expand Messages
  • Serdar Bolat
    Değerli arkadaşlar, Siz yakında Hz. Muhammed i de müşrik olmakla suçlarsınız bu gidişle. Deniz, Kürt ve Türklerin arasına kama sokulduğunu
    Message 1 of 11 , May 29 2:37 PM
    • 0 Attachment
      
      Değerli arkadaşlar,
       
      Siz yakında Hz. Muhammed'i de müşrik olmakla suçlarsınız bu gidişle.
      Deniz, Kürt ve Türklerin arasına kama sokulduğunu görüyordu. Hem de kimselerin görmediği, birleştiriyorum sananların aslında ayrıştırdığı bir dönemde.
      Bunun için her iki halkın birliğini savunması neden Kürtçülük olsun? Pes vallahi.
      O da bir fani idi, hata yapabilir, iki halk demesi bölücü olduğundan değil. Kullanılan sözcüğün metin içindeki anlamına bakarak karar vermeliyiz. Cımbızla çekip alırsak, bu kötü niyet olur.
      Halk demekle Kürt kökenli, Kürt etnisinden demek istiyor. Biz Kürt halkı demiyoruz. Ama Deniz'in Kürt halkı deyişi ile bizim Kürt kökenli deyişimiz aynı anlamdadır.
      PKK'nın Kürt halkı deyişi, bölücü bir amaçla söylendiği için Deniz'in kullandığı anlamda değildir.
       
      Kelimeler, içinde bulundukları metnin anlamına göre değerlendirilir.
      Aksi halde Atatürk'ü Atatürkçülük karşıtı, Marx'ı marksizm karşıtı vesaire göstermek çok kolaydır.
      Alırsın bir yazısını, çekersin içinden iki kelime "bak gördün mü" dersin. Buna hokkabazlık denir.
      Üniter devleti savunan, bölücülüğe karşı çıkan bir yazı içinden "Kürt halkı" deyimini cımbızla çekerek bu yazının bölücülük propagandası olduğunu söylemek, iyi niyetle bağdaşır bir tutum değildir.
      Atatürk'ün Kürtler hakkında yazdıklarını önünüze koysam, Atatürk'ü bile Kürtçülükle suçlarsınız bu kafayla.
       
      Ayrıca, o dönemde Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir" tarifi gün yüzüne çıkmamıştı.
      "Türkiye halkı" deyimi bilinmiyordu. Türk halkı, Kürt halkı denilip duruyordu.
      Genelkurmay bile bu cümlede "Türkiye halkına" yerine "Türk halkına" diye yazıyordu askeri binalara.
      Gerçeği Doğu Perinçek ortaya çıkardı. Genelkurmay Perinçek'e telefon edip kanıt sordu.
      İşte Türkiye'de Atatürk hakkıındaki bilgi bu derece cılızdı. O dönemde Perinçek de bu sözü bilmiyordu.
      Sonradan araştırarak öğrendi. Kanıtı gören Genelkurmay, hatasını düzeltti.
       
      Bunun nedeni, Atatürk'ün ölümünden sonra Türk devletinin yavaş yavaş Atatürk'den utanmaya başlamasıdır.
      Bu yüzden, Türk devleti Atatürk'ün Bütün Eserleri'ni basmadı. Köşe bucak bilinmesin diye sakladı.
      O yüzden deniz "Kürt halkı" dedi. Şimdi kabahat onun mu?
      Eğer TBMM veya Genelkurmay veya Atatürk'ün kurmuş olduğu Türk Tarih Kurumu, Atatürk'ün Bütün Eserleri'ni yayımlasalardı, biz de o zaman "Türkiye halkı" denilmesi gerektiğini öğrenir, "Kürt halkı, Türk halkı" diye ayırmazdık.
      Atatürk'ü bizden gizlediler. Onun için bu hataları yaptık.
      Niçin gizlediler? Çünkü Atatürk'ün yazıları yayımlansa, Atatürk'ün komünizm düşmanı değil, sosyalist olduğu, dinci değil materyalist olduğu anlaşılacaktı. Anlaşılmasın diye sakladılar.
      1904 tarihli not defterinden:
      Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı.
      İşte köşe bucak sakladıkları notlardan biri.
      Doğu Perinçek önderliğinde  yıllarca süren bir çalışma sonucunda Atatürk'ün Bütün eserleri (ATABE) 30 cilt olarak yayımlandı.
      Devletin yapmadığını (yapamadığını değil, yapmadığını) Doğu Perinçek yaptı. O yüzden esir kampında şimdi.
      ATABE bilgileri için:
       
      Deniz ile ilgili bilgiler için:
       
      Selamlar
      ++++++++++++
       
       
       
      ----- Original Message -----
      From: Akkartal
      Sent: Tuesday, May 29, 2012 9:43 PM
      Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

       

      Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...

       





      29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:
       

      Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
      29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
       

      Sn Özel;

      Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

      1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

      2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

      Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

      Burada iki not da düşmek gerekiyor:

      a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

      b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 

       

      Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".



      * * * * *

      29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:

       Değerli Arkadaşlar,

      Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.

      Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.

      Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...

      http://www.kovarabir.com/tag/kak/

       

      TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.


      --
      En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel

      --
      Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
       
      - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
       
       
       
      Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
      Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
      Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
      Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
      adresinde bu grubu ziyaret edin





      --
      En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel

    • Gürbüz Turgay
      Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor. BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla
      Message 2 of 11 , May 29 7:16 PM
      • 0 Attachment
        Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
        BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
        ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
        Zaman geçince bu gurup
        ikiye ayrıldı.
        Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
        Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
        tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
        kahraman(!) CHPliler.
        Ülkesini seven,
        ATATÜRKÇÜ!
        Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
        yiğit Atatürkçüler!
         
        Üç yiğit,beş yiğit...
        Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
        ONUNCU YIL MARŞI,
        ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
        SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
        BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
         
        Kısacası darağacında aslında
        onlar değil,onların yolunu çizdiği
        "Türklerin yok edilmesidir."


         
        29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
         

        Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...

         
         




        29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

         

        Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
        29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
         

        Sn Özel;

        Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

        1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

        2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

        Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

        Burada iki not da düşmek gerekiyor:

        a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

        b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 

         

        Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".



        * * * * *

        29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:

         Değerli Arkadaşlar,

        Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.

        Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.

        Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...

        http://www.kovarabir.com/tag/kak/

         

        TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.


        --
        En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel

        --
        Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
         
        - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
         
         
         
        Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
        Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
        Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
        Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
        adresinde bu grubu ziyaret edin





        --
        En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel




        --
         jin.dr.gürbüz turgay
      • ZEKI SAHIN
        Sayın Gürbüz TURGAY Sözün özü budur... Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil..... Teşekkürler......... Selam ve saygılar.......
        Message 3 of 11 , May 29 9:46 PM
        • 0 Attachment
          Sayın Gürbüz TURGAY
          Sözün özü budur...
          Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil.....
          Teşekkürler.........
          Selam ve saygılar.......
          From: Gürbüz Turgay <gurbuzturgay@...>
          To: Ozgur_Gundem@yahoogroups.com; Andaç Batur ÇOLAK <andacbaturcolak@...>; Osman ÜÇER <osmanucer@...>
          Sent: Wednesday, May 30, 2012 5:16 AM
          Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

           
          Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
          BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
          ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
          Zaman geçince bu gurup
          ikiye ayrıldı.
          Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
          Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
          tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
          kahraman(!) CHPliler.
          Ülkesini seven,
          ATATÜRKÇÜ!
          Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
          yiğit Atatürkçüler!
           
          Üç yiğit,beş yiğit...
          Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
          ONUNCU YIL MARŞI,
          ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
          SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
          BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
           
          Kısacası darağacında aslında
          onlar değil,onların yolunu çizdiği
          "Türklerin yok edilmesidir."


           
          29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
           
          Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...
           
           




          29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

           
          Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
          29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
           
          Sn Özel;

          Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

          1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

          2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

          Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

          Burada iki not da düşmek gerekiyor:

          a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

          b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 
           
          Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".


          * * * * *

          29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
           Değerli Arkadaşlar,
          Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
          Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.
          Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...
           
          TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.

          --
          En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
          --
          Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
           
          - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
           
           
           
          Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
          Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
          Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
          Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
          adresinde bu grubu ziyaret edin





          --
          En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



          --
           jin.dr.gürbüz turgay


        • Akkartal
          Sayın Turgay a, özlü ve izahatı için teşekkürler... ... -- En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel Sayın Turgay a, özlü ve izahatı için
          Message 4 of 11 , May 29 11:43 PM
          • 0 Attachment
            Sayın Turgay'a, özlü ve izahatı için teşekkürler...


            30 Mayıs 2012 07:46 tarihinde ZEKI SAHIN <zekisahin@...> yazdı:
             

            Sayın Gürbüz TURGAY
            Sözün özü budur...
            Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil.....
            Teşekkürler.........
            Selam ve saygılar.......
            From: Gürbüz Turgay <gurbuzturgay@...>
            To: Ozgur_Gundem@yahoogroups.com; Andaç Batur ÇOLAK <andacbaturcolak@...>; Osman ÜÇER <osmanucer@...>
            Sent: Wednesday, May 30, 2012 5:16 AM
            Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

             
            Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
            BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
            ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
            Zaman geçince bu gurup
            ikiye ayrıldı.
            Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
            Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
            tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
            kahraman(!) CHPliler.
            Ülkesini seven,
            ATATÜRKÇÜ!
            Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
            yiğit Atatürkçüler!
             
            Üç yiğit,beş yiğit...
            Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
            ONUNCU YIL MARŞI,
            ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
            SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
            BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
             
            Kısacası darağacında aslında
            onlar değil,onların yolunu çizdiği
            "Türklerin yok edilmesidir."


             
            29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
             
            Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...
             
             




            29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

             
            Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
            29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
             
            Sn Özel;

            Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

            1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

            2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

            Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

            Burada iki not da düşmek gerekiyor:

            a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

            b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 
             
            Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".


            * * * * *

            29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
             Değerli Arkadaşlar,
            Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
            Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.
            Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...
             
            TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.

            --
            En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
            --
            Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
             
            - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
             
             
             
            Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
            Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
            Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
            Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
            adresinde bu grubu ziyaret edin





            --
            En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



            --
             jin.dr.gürbüz turgay





            --
            En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
          • ahmet dogan Simsek
            Kürtlerin Kahir ekseriyeti olan Müslüman Kürtler. Türklerinde kahir ekseriyeti olan Müslüman Türkler ile her türlü bölünmeleri önlemek için AKP
            Message 5 of 11 , May 30 2:08 AM
            • 0 Attachment
              Kürtlerin Kahir ekseriyeti olan Müslüman Kürtler. 
              Türklerinde kahir ekseriyeti olan Müslüman Türkler ile her türlü bölünmeleri önlemek için AKP de birleşmişlerdir.
              Bu bölünmelerden insanlara kan ve göz yaşı dışında bir fayda gelmeyeceğinin en önemli örneği başta Filistinliler Suriyeliler Iraklılar olmak üzere müşahhas deliller üzerinden düşünen gayri müslim vatandaşlar solculardan ve liberallerden bazıları da
              Bu yüzden ya doğrudan oy vererek ya da oy veremeyen ellerine rağmen gönüllerinde AKP iktidarı dışında bir umut ışığı olmadığını fark etmişler ve içlerinden başka partileri oy veren ellerine rağmen Gönüllerinden AKP yi desteklemektedirler.
              Çünkü herkes çoluk çocuğunun barış içinde endişesiz ve belli bir ferahlık içinde yaşamasını ister.
              Bunu görmemek için gözlerini kapatanlar. İnatları yüzünden kendilerini karanlıkta bırakanlardır.
              Daha iyisi ve başarılı projeleri olanlar çıkana kadar da bu böyle devam edecektir.
              A.D.Şimşek 

              30 Mayıs 2012 09:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
               

              Sayın Turgay'a, özlü ve izahatı için teşekkürler...



              30 Mayıs 2012 07:46 tarihinde ZEKI SAHIN <zekisahin@...> yazdı:
               

              Sayın Gürbüz TURGAY
              Sözün özü budur...
              Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil.....
              Teşekkürler.........
              Selam ve saygılar.......
              From: Gürbüz Turgay <gurbuzturgay@...>
              To: Ozgur_Gundem@yahoogroups.com; Andaç Batur ÇOLAK <andacbaturcolak@...>; Osman ÜÇER <osmanucer@...>
              Sent: Wednesday, May 30, 2012 5:16 AM
              Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

               
              Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
              BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
              ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
              Zaman geçince bu gurup
              ikiye ayrıldı.
              Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
              Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
              tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
              kahraman(!) CHPliler.
              Ülkesini seven,
              ATATÜRKÇÜ!
              Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
              yiğit Atatürkçüler!
               
              Üç yiğit,beş yiğit...
              Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
              ONUNCU YIL MARŞI,
              ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
              SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
              BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
               
              Kısacası darağacında aslında
              onlar değil,onların yolunu çizdiği
              "Türklerin yok edilmesidir."


               
              29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
               
              Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...
               
               




              29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

               
              Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
              29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
               
              Sn Özel;

              Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

              1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

              2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

              Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

              Burada iki not da düşmek gerekiyor:

              a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

              b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 
               
              Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".


              * * * * *

              29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
               Değerli Arkadaşlar,
              Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
              Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.
              Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...
               
              TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.

              --
              En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
              --
              Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
               
              - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
               
               
               
              Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
              Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
              Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
              Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
              adresinde bu grubu ziyaret edin





              --
              En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



              --
               jin.dr.gürbüz turgay





              --
              En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel


            • Akkartal
              On yıldır ve kesintisiz olarak, o durum zaten devam etmektedir lakin, şartlar malum, giderek mahiyet değiştirip, bu değişim ise, değişimlerin en
              Message 6 of 11 , May 30 2:35 AM
              • 0 Attachment
                On yıldır ve kesintisiz olarak, o durum zaten devam etmektedir lakin,
                 şartlar malum, giderek mahiyet değiştirip, bu değişim ise, değişimlerin en radikali olan Savaş'a doğru meyletmiş bulunmaktadır.

                Savaşta  kaybedilmesinin ise, şimdiye kadar yapılan her şeyin (beyhude yapılmışçasına) yıkılıp, yok olmasını getireceği bellidir.
                Şu halde, bunda kazanmak hayatî önemde olup, daha önemli bir şey olmasa gerek.  

                 

                30 Mayıs 2012 12:08 tarihinde ahmet dogan Simsek <ahmetdogan.simsek@...> yazdı:
                 

                Kürtlerin Kahir ekseriyeti olan Müslüman Kürtler. 

                Türklerinde kahir ekseriyeti olan Müslüman Türkler ile her türlü bölünmeleri önlemek için AKP de birleşmişlerdir.
                Bu bölünmelerden insanlara kan ve göz yaşı dışında bir fayda gelmeyeceğinin en önemli örneği başta Filistinliler Suriyeliler Iraklılar olmak üzere müşahhas deliller üzerinden düşünen gayri müslim vatandaşlar solculardan ve liberallerden bazıları da
                Bu yüzden ya doğrudan oy vererek ya da oy veremeyen ellerine rağmen gönüllerinde AKP iktidarı dışında bir umut ışığı olmadığını fark etmişler ve içlerinden başka partileri oy veren ellerine rağmen Gönüllerinden AKP yi desteklemektedirler.
                Çünkü herkes çoluk çocuğunun barış içinde endişesiz ve belli bir ferahlık içinde yaşamasını ister.
                Bunu görmemek için gözlerini kapatanlar. İnatları yüzünden kendilerini karanlıkta bırakanlardır.
                Daha iyisi ve başarılı projeleri olanlar çıkana kadar da bu böyle devam edecektir.
                A.D.Şimşek 

                30 Mayıs 2012 09:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:

                 

                Sayın Turgay'a, özlü ve izahatı için teşekkürler...



                30 Mayıs 2012 07:46 tarihinde ZEKI SAHIN <zekisahin@...> yazdı:
                 

                Sayın Gürbüz TURGAY
                Sözün özü budur...
                Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil.....
                Teşekkürler.........
                Selam ve saygılar.......
                From: Gürbüz Turgay <gurbuzturgay@...>
                To: Ozgur_Gundem@yahoogroups.com; Andaç Batur ÇOLAK <andacbaturcolak@...>; Osman ÜÇER <osmanucer@...>
                Sent: Wednesday, May 30, 2012 5:16 AM
                Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

                 
                Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
                BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
                ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
                Zaman geçince bu gurup
                ikiye ayrıldı.
                Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
                Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
                tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
                kahraman(!) CHPliler.
                Ülkesini seven,
                ATATÜRKÇÜ!
                Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
                yiğit Atatürkçüler!
                 
                Üç yiğit,beş yiğit...
                Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
                ONUNCU YIL MARŞI,
                ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
                SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
                BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
                 
                Kısacası darağacında aslında
                onlar değil,onların yolunu çizdiği
                "Türklerin yok edilmesidir."


                 
                29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
                 
                Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...
                 
                 




                29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

                 
                Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
                29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
                 
                Sn Özel;

                Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

                1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

                2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

                Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

                Burada iki not da düşmek gerekiyor:

                a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

                b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 
                 
                Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".


                * * * * *

                29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
                 Değerli Arkadaşlar,
                Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
                Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.
                Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...
                 
                TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.

                --
                En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
                --
                Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
                 
                - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
                 
                 
                 
                Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
                Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
                Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
                Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
                adresinde bu grubu ziyaret edin





                --
                En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



                --
                 jin.dr.gürbüz turgay





                --
                En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel





                --
                En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
              • Akkartal
                Hal böyle iken, sorulacak en mühim soru elbette ki; AKP iktidarı (ekonominin uzmanları), bu işte* ( savaşta) *galebe çalınacağını millete temin
                Message 7 of 11 , May 30 2:38 AM
                • 0 Attachment
                  Hal böyle iken, sorulacak en mühim soru elbette ki;
                  AKP iktidarı (ekonominin uzmanları), bu işte ( savaşta) galebe çalınacağını millete temin edebilecek durumda mı dır?

                  30 Mayıs 2012 12:35 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
                  On yıldır ve kesintisiz olarak, o durum zaten devam etmektedir lakin,
                   şartlar malum, giderek mahiyet değiştirip, bu değişim ise, değişimlerin en radikali olan Savaş'a doğru meyletmiş bulunmaktadır.

                  Savaşta  kaybedilmesinin ise, şimdiye kadar yapılan her şeyin (beyhude yapılmışçasına) yıkılıp, yok olmasını getireceği bellidir.
                  Şu halde, bunda kazanmak hayatî önemde olup, daha önemli bir şey olmasa gerek.  

                   

                  30 Mayıs 2012 12:08 tarihinde ahmet dogan Simsek <ahmetdogan.simsek@...> yazdı:

                   

                  Kürtlerin Kahir ekseriyeti olan Müslüman Kürtler. 

                  Türklerinde kahir ekseriyeti olan Müslüman Türkler ile her türlü bölünmeleri önlemek için AKP de birleşmişlerdir.
                  Bu bölünmelerden insanlara kan ve göz yaşı dışında bir fayda gelmeyeceğinin en önemli örneği başta Filistinliler Suriyeliler Iraklılar olmak üzere müşahhas deliller üzerinden düşünen gayri müslim vatandaşlar solculardan ve liberallerden bazıları da
                  Bu yüzden ya doğrudan oy vererek ya da oy veremeyen ellerine rağmen gönüllerinde AKP iktidarı dışında bir umut ışığı olmadığını fark etmişler ve içlerinden başka partileri oy veren ellerine rağmen Gönüllerinden AKP yi desteklemektedirler.
                  Çünkü herkes çoluk çocuğunun barış içinde endişesiz ve belli bir ferahlık içinde yaşamasını ister.
                  Bunu görmemek için gözlerini kapatanlar. İnatları yüzünden kendilerini karanlıkta bırakanlardır.
                  Daha iyisi ve başarılı projeleri olanlar çıkana kadar da bu böyle devam edecektir.
                  A.D.Şimşek 

                  30 Mayıs 2012 09:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:

                   

                  Sayın Turgay'a, özlü ve izahatı için teşekkürler...



                  30 Mayıs 2012 07:46 tarihinde ZEKI SAHIN <zekisahin@...> yazdı:
                   

                  Sayın Gürbüz TURGAY
                  Sözün özü budur...
                  Harika bir özet....Tek kelime ilave etmek mümkün değil.....
                  Teşekkürler.........
                  Selam ve saygılar.......
                  From: Gürbüz Turgay <gurbuzturgay@...>
                  To: Ozgur_Gundem@yahoogroups.com; Andaç Batur ÇOLAK <andacbaturcolak@...>; Osman ÜÇER <osmanucer@...>
                  Sent: Wednesday, May 30, 2012 5:16 AM
                  Subject: Re: [Ozgur_Gundem] Re: <<TuranCatli>> Deniz Gezmiş bir Atatürkçü mü idi, yoksa bir Kürtçü mü?

                   
                  Ömer Çavuşoğlu TV konuşmasında o dönemin sol hareketi %90 kürtçülük idi diyor.
                  BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN sloganları idi.Heryerde rahatlıkla söyleniyordu.
                  ODTÜ Kürtçülük hareketinin merkez üssü idi.
                  Zaman geçince bu gurup
                  ikiye ayrıldı.
                  Ana yurtları CHP yi terkederek kürtçü partiler kurdular.
                  Önceki sözler ve yataklıkları unutulup, dönek ve liboş suçlamaları söylemleri olan ,
                  tam bağımsızlık diyen,ama araya da pek sevdikleri HALKLARA ÖZGÜRLÜK sözünü tıkıştıran
                  kahraman(!) CHPliler.
                  Ülkesini seven,
                  ATATÜRKÇÜ!
                  Halklara özgürlük sözünün manasını anlamayan...
                  yiğit Atatürkçüler!
                   
                  Üç yiğit,beş yiğit...
                  Kürtçülük SOLUN TEMEL DERDİDİR,TEMEL HEDEFİDİR.
                  ONUNCU YIL MARŞI,
                  ATATÜRK ANLAMADAN SÖYLEDİKLERİ,KULLANDIKLARI,KULLANDIRTILAN
                  SEMBOLLERİDİR Kİ BU DA AYRI BİR ZARARLARIDIR.
                  BAYRAK DA SEMBOLLERİNE DÖNMEK ÜZEREDİR.
                   
                  Kısacası darağacında aslında
                  onlar değil,onların yolunu çizdiği
                  "Türklerin yok edilmesidir."


                   
                  29 Mayıs 2012 21:43 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
                   
                  Her ne kadar, ayrı ve farklı bir millet gibi görüp, yabancı saymasak da, Kürtler'den biz de bahseder, kardeş deriz   ama... gel de tekrar et bakalım; vekillerinin onca tahkir ve tahrik eden sözleri karşısında...
                   
                   




                  29 Mayıs 2012 21:10 tarihinde Mentes Azuz <mentesoz@...> yazdı:

                   
                  Deniz Gezmiş'in infazına kadar yanında bulunan avukatı Nihat Behram'in yazdigi "Daragacinda üç (3) fidan" adli kitapta, Deniz Gezmis'in gerek babasina yazdigi son mektupta, gerekse son nefesini vermeden Turk ve Kurt halklari lehine yazdigi ve bagirdigi anlatiliyor.
                  29 Mayıs 2012 06:56 tarihinde Haberci <kamuoyu@...> yazdı:
                   
                  Sn Özel;

                  Değindiğiniz konuda iki kaynak var:

                  1. İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.

                  2.  İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.

                  Ve öyle dediyse, Deniz Gezmiş, Kemalist olamaz. Cünkü Mustafa Kemal, "Cumhuriyet'e bağlılığı vatandaşlık olarak nniteler.".

                  Burada iki not da düşmek gerekiyor:

                  a) Deniz Gezmiş iki kaynağa göre öyle demişse, bilmeden yanlış söylemiştir. Çünkü Marksizim Leninizm, sınıfsaldır; halklların mücadelesi değildir.

                  b) Tarihte Osmanlılara kadar hiçbir yerde Kürt denildiğini gösteren belge yok.  Osmanlı, Kürt'ü aşiret olarak kullanmış, yaşanılan yer adı değil. Çünkü batılının, Osmanlı için hazırladığı haritada Kürdistan diye bir yer yoktur. 
                   
                  Ancak bu konuda her iki kaynağa da değinmek gerek. Çünkü öncelikle batılı bir dergiye ne kadar güven olabilir? Sözün kaynağı yok. Dergi kaynak olarak alınabilir mi? Öte yandan 5 Mayıs'ta ölen Avukat Çelenk'in öyle dediğinin kanıtı nerede? Bu da belirsiz. Gerçekleri beğenip beğenmemek için bile kanıt gereklidir.".


                  * * * * *

                  29 Mayıs 2012 01:49 tarihinde Akkartal <akkartal29@...> yazdı:
                   Değerli Arkadaşlar,
                  Deniz Gezmiş için, Atatürkçü  diyorlardı ya, ne tesadüf ki, onun arkadaşlarından birine, nette sörf yaparken rastladım. Linki ilgilenenler için ekleyeceğim. Ben sadece, Deniz Gezmiş ismin en çok geçtiği iki sayfayı okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
                  Buradan anladığım kadarı ile, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu gün ve otuz seneden beri cebelleşmekte  olduğumuz Kürt bölücülüğünü başlatmış ve bunu ülkücülere de kabul ettirmek için çalışmış, üniversitelerde onlarla kavgalar etmişler.
                  Hal böyle iken, sonradan akılları başlarına geldiklerini düşündüğümüz kimi arkadaşların Deniz Gezmiş aslında şöyleydi, böyleydi ve en önemlisi de Atatürkçü idi demelerine de inanmıştım. Gel de sen şimdi eski solculara, yeni ulusalcı, pardon, milliyetçilere inan, güven...
                   
                  TİIP’in Eminönü ilçe kongresinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları beni kongre Divan Başkanlığı’na önerdiler. Divan Başkalığı’nı sosyalist devrim görüşünü savunan Nejat Aksın kazandı, ben ikinci başkan oldum. Divan’da Deniz Gezmiş’e konuşması için söz verdim; Deniz milli demokratik devrim görüşüyle Aydınlık dergisinde Mihri Belli tarafından yazılan milli meseleyle ilgili yazıyı okudu. Türkiye’de Kürtler olduğunu, Kürt sorunun olduğunu ve nasıl bir çözüm öngör- düklerini kısaca açıkladı. İstanbul’da 6 Haziran 1968 tarihinde başta Hukuk, İktisat, Tıp, Edebiyat ve Eczacılık fakültelerinin işgaliyle başlayan üniversite işgalinde etkin rol aldım. Hukuk fakültesinin işgalinden sonra getirdiğimiz davul zurnacıyla birlikte Edebiyat ve Fen Fakültesi’ne doğru yürüyüşe geçtik ve bu fakülteyi davul zurna eşliğinde işgal ettik. Halaylar çektik, kasap oyununu oynadık, işgal gece de devam etti. Binlerce öğrenci üniversitede sabahladık. İşgal 20 gün sürdü. Hukuk Fakültesi Işgal Komitesi’nde yer aldım. Siverekli Fevzi Dağlı da Edebiyat Fakültesi Işgal Komitesi Başkanı oldu. Işgal devam ederken bir keresinde Hukuk Fakültesi’nden Edebiyat Fakültesi’nde bulunan Fevzi Dağlı ile telefon görüşmesini Kürtçe yaptığımız için konuşmamız bir anlık kesildi. Merkez binasında bulunan telefon santraline gittim, oradaki öğrenci arkadaşa konuşmazı neden kestiğini sordum. Kürtçe olduğu için kestiğini söyledi. Onu oradan kovdum ve o göreve başka bir arkadaşı getirdik; telefonla yaptığımız Kürtçe konuşmalarımız bundan sonra kesilmedi. Üniversiteyi işgal eden en iyi militanlardan birisiydim. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mehmet Can, Mustafa Gürkan, Celal Doğan, Mehmet Ilgın, İbrahim Önen ve Mehmet Tüysüz hep beraber hareket eden en iyi militanlardık. Beşiktaş’ta bulunan Özel Işık Mühendislik Yüksek Okulu’ndaki arkadaşlar bizden yardım istedi. Bunun üzerine bir grup arkadaşla Özel Işık’a gittik. Akşam saatleriydi, Özel Işık’a 50 metre kala oradan üzerimize yaylım ateşi açıldı; yanımda bulunan Kahtalı Mehmet Cantekin’e kurşun isabet etti ve onu kaybettik. Siverekli Fahri Ergun ve Malatyalı Kadir Akgüneş arkadaşlar da ellerinden yaralandılar. Ertesi gün Mehmet Cantekin için büyük bir cenaze töreni yapıldı; törene çok büyük öğrenci kitleleri katıldı. Yürüyüşünün bir ucu üniversite içindeyken bir ucu Sirkeci’ye ulaşmıştı. Taksim’e doğru gidiliyordu; ilk defa bir yürüyüşte binlerce insan, kadın ve erkek Kürtçe “Bîr nakim ha  bîr nakim, riya Lenîn bîr nakim, Lenîn hatiye welata azadî da milleta, bîr nakim ha  bîr nakim, kirna Lenîn bîr nakim” diye şarkı söylüyorduk. Üniversite işgalinde Işgal Konsey Başkanlığı için bizlerle Karadenizli arkadaşlar arasında münakaşalar oldu. Sonradan arkadaşımız Feridun Yazar’ın getirdiği teklif üzerine Diyarbakırlı Kemal Bingöllü ile Trabzonlu Bozkurt Nuhoğlu beraber konsey başkanı seçildiler. Bu şekilde anlaşma yapıldı. Işgal bittikten sonra üniversite içerisindeki devrimci öğrencilerin etkinliği çok arttı. Dekanların seçimi bile öğrencilerin fikirleri alınarak yapılıyordu. Üniversite içerisinde sağ-sol çatışması zaman zaman devam etti; ülkücülerle (o zamanlar onlara “komandolar” deniliyordu) birkaç kez kavgalar oldu. Benim şahsen 5-6 olayda özellikle Site Yurdu’nun işgali olayında kafam birkaç yerinden kırıldı. Site Yurdu işgalinden hemen sonra Diyarbakır Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı olan Muhittin Erdoğan bir gün yurda Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanı Dr. Yusuf Azizoğlu ile senatör Azmi Erdoğan’ı davet etti. Yurdun toplantı salonunda bir toplantı yapıldı; amaçları YTP’nin İstanbul’da gençlik kollarını kurmak idi. Konuşmalar yapıldı bu arada bir çok arkadaşımız soru sordu. Ben de Dr. Yusuf Azizoğlu’na Türkiye’de etnik bir sorun olup olmadığını sordum; bizlere böyle bir sorunun olmadığını söyledi. Bu bizi memnun etmedi, gerçi rahatça tartışmak için koşullar elverişli değildi ama bu soruya cevap veremeyeceğini belirtebilirdi. Bizlerin bir kısmı zaten TİP üyesiydik. YTP’nin bu anlayışından dolayı ona ilgi göstermedik; YTP gençlik kollarını kuramadı. İstanbul’da üniversitelerde olaylar devam ediyordu, forumlar ve tartışmalar yapılıyordu. Bir gün İstanbul Hukuk Fakültesi’nin 1 nolu amfisinde ülkücüler (komandolar) bir forum yapıyorlardı. Bu forumu haber aldık; ben, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Selahattin Okur, Mustafa Gürkan, Tıplı Mustafa, Mehmet Can, Mehmet Tüysüz, Mehmet Ilgın ve birkaç arkadaşla birlikte foruma doğru yürüdük ve forumu dağıttık. Bu olaydan sonra ülkücüler üniversite içindeki etkinliklerini kaybettiler. Yine Site Yurdu’ndaki olaylarda da ben, Necmettin Büyükkaya, Ahmet Karlı, Fevzi Dağlı, Mehmet Tüysüz, Yahya Mehmetoğlu, Feridun Yazar, Ali Gören ve Antepli tıpta okuyan Atilla isimli arkadaş bizden birkaç kat fazla olan ülkücülerle kavga ettik ve onları Site Yurdundan attık. Bütün bu olaylar üniversite içinde ve yurtlarda olan etkinliklerimizi arttırdı. Bu olaylarda en önde kavga eden, kafası kırılan, yaralanan öğrencilerin büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu (Kürt) kökenliydi.

                  --
                  En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
                  --
                  Dikkat : Dikkat : Sayin Turan Catli uyeleri..
                   
                  - Gruptaki yazıların sorumlulugu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diger üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmis olurlar. Bu ifadeler her mesajin altinda yer almaktadir. Bu nedenle üyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler.
                   
                   
                   
                  Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "TURAN CATLI" grubu.
                  Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turancatli@...
                  Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turancatli-unsubscribe@...
                  Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turancatli?hl=tr
                  adresinde bu grubu ziyaret edin





                  --
                  En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



                  --
                   jin.dr.gürbüz turgay





                  --
                  En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel





                  --
                  En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel



                  --
                  En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel
                Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.