Loading ...
Sorry, an error occurred while loading the content.

Re: [ERZURUM-HABER] YA IHTIRAS, YA IMAN - AHMET BERHAN YILMAZ [1 Attachment]

Expand Messages
  • Mehmet Katmer
    muhterem hocam görev talep etmek belirttiğiniz gibi islam toplumunda hoş karşılanmayan bir durumdur. çünkü islam toplumunda görev vericiler emaneti
    Message 1 of 2 , Jan 3, 2013
    • 0 Attachment
      muhterem hocam görev talep etmek belirttiğiniz gibi islam toplumunda  hoş karşılanmayan bir durumdur.
      çünkü islam toplumunda görev vericiler emaneti ehline vermek gibi bir durumla karşıkarşıyadırlar
      lakin günümüzde islam toplumu olmadığı gibi hakiki müslüman yöneticide bulmak zordur
      dolayısı ile bir müslüman bu toplumda önemli bir görev isteği ile görev vericiye baş vurmadığında kimsenin onu aklına getireceği bile yoktur
      benlik ve enaniyet duygularından uzak ama bir göreve layık olduğu kanaatinde olan birisi bu durumda ne yapmalı gidip göreve talip olmamalımıdır.
      o talip olmadığı zaman makam boş kalacak değil ve ehil olmayan biri tarafından o makam doldurulacaktır
      müslüman görev verici emaneti ehline vermek gibi bir anlayışla araştırıp soruşturup ehlini bulmakla yükümlü iken eğer bu layık olandan haberdar olamazsa suç kimin olacaktır
      bu hususuların dikkate alınarak değerlendirilmesini rica ediyor sevgiler sunuyorum

      2 Ocak 2013 22:33 tarihinde AHMET BERHAN YILMAZ <berhan.yilmaz@...> yazdı:
       
      [Attachment(s) from AHMET BERHAN YILMAZ included below]

      YA İHTİRAS, YA İMAN
      “Sizler yöneticilik hususunda çok arzulu olacaksınız, oysa bu görev kıyamet günü çoğunuz için bir pişmanlık olacaktır.” Hadis-i Şerif
      AHMET BERHAN YILMAZ                                                                        
      Geçenlerde yazdığım “Kifayetsiz Muhteris“ başlıklı yazının üzerinden birkaç hafta geçmesine rağmen aldığı tepkilerin devam ediyor olması bu konuda bir şeyler daha yazmak ihtiyacını doğurdu.
      Bizim “Kifayetsiz Muhteris” tanımlamasıyla ele aldığımız konu Dunning ve Kruger’e 2000 yılında Nobel ödülü kazandırmıştır. Bu konu ciddi, bilimsel olarak ispatlanmış bir problemdir.
      Kifayetsiz Muhteris denen “niteliksizlik + yetersizlik + haddini bilmemenin” getirdiği cahil cesaretiyle türeyen bu kişiler hızla yükselirler ve yukarılara çıkarlar. Etrafınıza, televizyonlara bir bakın Dunning ve Kruger’in bu konuyla neden Nobel Ödülü kazandığını çok iyi anlayacaksınız.
      Biliniyor ki; “Kifayetsiz Muhteris“ grubuna giren insanların partisi, siyasi görüşü, dini algıları, bulundukları yer, yanaştıkları tarikat, grup, cemaat ve insanlar; bu kişilerin menfaatlerine ve o dönemin gücüne göre değişmektedir.
      “Kifayetsiz Muhteris” yazısı belli bir partiyi, cemaati, tarikatı, grubu, belli kişileri desteklemek veya kösteklemek için yazılmamıştır. Çünkü Kifayetsiz Muhterislerden her yerde bol miktarda bulunmaktadır. Aksini iddia edenler haksızlık ve su-i zan yapmaktadırlar. 
      Kabul edilir ki; şahsi istekler, arzular ve ferdi ikbale yönelik çabalar ideal değil ihtirastır ve ihtiras hem sosyolojik hem de dini açıdan yasak ve zararlıdır.
      İdealler; milli, dini, ahlaki, sosyal ve hatta siyasi değerler adına olabilir. Doğru anlamıyla ideal, bütün insanları güzel değerler etrafında toplama ve aynı kalitede adaletli bir hayat sunma çabasıdır.
      İhtiras ise, sonu gelmeyen arzuların elinde esir olan, kibirli ve gözü kendi nefsinden, kendi başarısından başka bir şey görmeyen, bütün değerleri yiyen yutan insanların yaşadığı, hem dinen hem de sosyolojik açıdan marazi bir durumdur.
      Günümüzde sıklıkla yaşanan, ihtirasın, haddini bilmemenin, liyakatsizliğin insanları üst seviyelere getiren geçerli ve baskın etken olması ülkemiz için sosyal bir hastalıktır ve vatana, millete, bütün değerlere zarar vermektedir.
      Bir insan kendini ölçmeden biçmeden, hep bana ve hep daha fazlası diye yola çıkıyorsa kendi nefsini ve kibrini doyurmadan duramaz ve bilinir ki nefis doymaz, dur durak bilmez, sınır tanımaz.
      "Rasulullah (SAV) buyurdular ki: " Kişinin mal ve makam hırsıyla dinine verdiği zarar, bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarardan daha fazladır."
      Ortalığa düşüp haddini bilmeden görev talep edenler, beceremedikleri halde koltuğu bırakmak istemeyenler, oturdukları koltuklarda sebep oldukları zulmü ve haksızlıkları görmeyenler, ölene kadar koltuktan kalkmak istemeyenler, ellerinde atama yetkisi olup hatır gönül, çıkar ilişkisi veya başka menfaatler uğruna atama yapanlar; Unutmayınız ki; İdarecilik, özellikle üst düzey yöneticilik ateşten gömlektir. Menfaat, hatır, şehvet, servet ve şöhret için giyilecek bir gömlek değildir.
      Aşağıda yer alan “göreve talip olmamanın veya yöneticilik isteyene görev vermemenin” gerektiği konusunda Peygamberimizin hadisleri bütün gerçeği önümüze sermektedir.
      Ebu Musa el-Eş ‘ari şöyle dedi:
      Amcamın oğullarından ikisiyle Peygamber’in (SAV) huzuruna girmiştim. Onlardan biri:
      - Ya Resulullah! İdaresini Cenabı Hakk’ın sana verdiği görevlerden birine bizi âmir tayin et! Dedi. Öteki amcaoğlu da benzeri bir şey söyledi.
      Bunun üzerine Peygamber (SAV) şöyle buyurdu:
      “Vallahi biz görev isteyeni veya içinde görev hırsı bulunanı yönetici yapmıyoruz.”
      Yöneticilik konusunda aşırı istekli olanlar din veya hangi kisve altında görünürse görünsünler; genellikle menfaatlerini ön planda tutan, haddini bilmeyen, makam, para ve dünya zevklerine düşkün ihtiras sahipleridir. Tarih boyunca da böyle olagelmiştir. Onların hırsı ve kibri sebebiyle her zaman akıl almaz, istenmeyen kötülükler, adaletsizlikler, savaşlar ve zulümler meydana gelmiştir.
      Halkı âdil bir şekilde yönetmek, Cenabı Hakk’ın üzerinde ısrarla durduğu konuların başında gelmektedir. Bu nedenle özellikle dindar görünüp, dini argümanları kullanıp liyakatsizlere, ehli olmayanlara, hatır gönül, cemaat, tarikat, siyaset ilişkileriyle makam, mevki dağıtanlar Allah’ın emirlerine, Peygamberin sünnetine karşı gelmektedirler.
      Peygamber Efendimizden;
      “Sizler yöneticilik hususunda çok arzulu olacaksınız, oysa bu görev kıyamet günü çoğunuz için bir pişmanlık olacaktır.”
      “Kim bir yakınını, ondan daha üstününü bulabildiği halde, sırf kendisine duyduğu sevgiden dolayı bir göreve getirirse Cennetin kokusunu duyamaz.
       “Allah Teâlâ’nın yönetici yaptığı bir kimse, yönettiklerini aldatarak ölürse Allah ona Cennet yüzü göstermez.”
      “Müslümanların yönetimini üstlenen kimse, kendisini ve ailesini koruduğu gibi onları korumazsa Cennetin kokusunu duyamaz.”
      “Allah’ım, ümmetimin işlerinden birini üstlenip onlara zorluk çıkarana sen de zorluk çıkar, ümmetimin işlerinden birini yüklenip onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşak davran.”
      *************************
       “Ey Nefsim unutma; Mezarlar kendilerini vazgeçilmez sananların cesetleriyle doludur”
      AHMET BERHAN YILMAZ
       
       





      --
      Mehmet KATMER
    Your message has been successfully submitted and would be delivered to recipients shortly.