Merhaba arkadaslar,
Dun arkadaslarımın Taksim'de yeni actıgı vejetaryen cafeyi ziyaret ettim. 3
genc cafeye enerjilerini tum saflıklarıyla yansıtmıslar ve gorunen o ki Cafe
OM yakın zamanda sadece vejetaryenler icin degil herkes icin bir tutku haline
gelecek. Vegan, vejetaryen kekler, corekler, samosalar, harika caylar ( kıs
cayi super tavsiye ederim ), aromalı kahveler ( decaf bile var ) su anda
hizmette. Yakında da cok hos bir monu geliyor :)
Cafe Om'u mutlaka ziyaret edin. Pisman olmayacaksınız. Asagıda grup linkini
kopyaladım. Adres ve iletisim bilgilerine oradan ulasabilirsiniz.
Sevgilerimle,
Bhakta Serhat
http://maps.google.com/maps/ms?hl=en&ie=UTF8&view=map&oe=UTF8&msa=0&msid=1101691\
03360158664550.00047482e5fb50677be1a&ll=41.035147,28.983039&spn=0.002832,0.00456\
&z=17&source=embed
------------------------------------
Yahoo! Groups Links
[Non-text portions of this message have been removed]
Vejetaryenizm söz konusu olduğunda birçok kez şu reaksiyon ile karşı
karşıya
gelinmektedir: "Peki ya protein?" Etin protein üzerinde tekele sahip olduğu
ve proteinin büyük bir miktarının enerji ve kuvvet için gerekli olduğu
düşünceleri söylencedir.
Yirmi iki aminoasitten sadece sekiz tanesi vücut tarafından emilir ve bu
başlıca sekiz amino asit etsiz yiyeceklerde fazlasıyla mevcuttur. Süt
ürünleri, buğday, bakliyat ve kuru yemişler enerji kaynağıdır. Örneğin
peynir, yer fıstığı ve mercimeğin bir gramı hamburger, kuzu eti ya da
bifteğinkinden daha fazla protein içerir.
Vücut için başlıca enerji kaynağı karbonhidratlardır. Protein bedenin
enerji
üretiminde kullanılan son çaredir. Çok fazla protein alımı aslında
vücudun
enerji kapasitesini düşürür. Yale Üniversitesi’nde görevli Dr. Irving
Fisher
tarafından yapılan karşılaştırmalı dayanıklılık testleri serisinde
vejetaryenlerin
et tüketicilerine oranla iki kat daha fazla performans sergilediği
görülmüştür. Diğer bir sürü çalışmalar doğru bir vejetaryen
beslenmenin
etten daha fazla besin enerjisi sağladığını göstermektedir. Brüksel
Üniversitesi’nde görevli Dr I. Iotekyo ve V. Kilpani tarafından yapılan
bir
çalışmada vejetaryenlerin et tüketicilerden iki veya üç kat daha fazla
fiziksel görevleri yerine getirdiği ve yorgunluklarından et tüketicilerine
oranla beşte bir daha az bir zaman diliminde kurtuldukları görülmüştür.
[Kaynak: www.krishna.org ]
Sevgilerimle,
Bhakta Serhat
TURKCE KARAKTERLERDEN ARINDIRILMISI
Vejetaryenizm soz konusu oldugunda bircok kez su reaksiyon ile karsi karsiya
gelinmektedir: "Peki ya protein?" Etin protein uzerinde tekele sahip oldugu
ve proteinin buyuk bir miktarinin enerji ve kuvvet icin gerekli oldugu
dusunceleri soylencedir.
Yirmi iki aminoasitten sadece sekiz tanesi vucut tarafindan emilir ve bu
baslica sekiz amino asit etsiz yiyeceklerde fazlasiyla mevcuttur. Sut
urunleri, bugday, bakliyat ve kuru yemisler enerji kaynagidir. Ornegin
peynir, yer fistigi ve mercimegin bir grami hamburger, kuzu eti ya da
bifteginkinden daha fazla protein icerir.
Vucut icin baslica enerji kaynagi karbonhidratlardir. Protein bedenin enerji
uretiminde kullanilan son caredir. Cok fazla protein alimi aslinda vucudun
enerji kapasitesini dusurur. Yale Universitesi’nde gorevli Dr. Irving Fisher
tarafindan yapilan karsilastirmali dayaniklilik testleri serisinde
vejetaryenlerin et tuketicilerine oranla iki kat daha fazla performans
sergiledigi gorulmustur. Diger bir suru calismalar dogru bir vejetaryen
beslenmenin etten daha fazla besin enerjisi sagladigini gostermektedir.
Bruksel Universitesi’nde gorevli Dr I. Iotekyo ve V. Kilpani tarafindan
yapilan bir calismada vejetaryenlerin et tuketicilerden iki veya uc kat daha
fazla fiziksel gorevleri yerine getirdigi ve yorgunluklarindan et
tuketicilerine oranla beste bir daha az bir zaman diliminde kurtulduklari
gorulmustur.
[Kaynak: www.krishna.org ]
Sevgilerimle,
Bhakta Serhat
www.TurkceKarakter.com
Bozuk gorunen Turkce harfleri duzelten site.
--
[Non-text portions of this message have been removed]
Et yememek konusunda fikir birlii etmi kiilerin bulutuu bu e-platformda et
hakkndaki sahtekarlklar anlatmann yeri nedir bilemedim.
O bahsettiiniz soya kspeli kftelerin iinde %100 kyma da olsa bu
vejetaryenler iin kftelerin daha ok tercih edilir olmasn salamaz. Yanl
yerde yanl gerekeler sunuluyor.
Paketlenmi ve ilenmi rnlerin neredeyse hepsinde byk sahtekarlklar
dnd zaten artk herkesce bilinen bir gerek. Byk irketlerin parmann
bulat her yerde insan saln hie sayan uygulamalar grlecektir, nk
tketici kitlesi onlarn gznde bireyler deil rakamlardan oluur. Yani kimse
sizin hastalnzla ya da alacanz kiloyla falan ilgilenmez. Bu konuya
eilmesi gereken sizsiniz. Satclardan baka trl bir yaklam beklemek bence
safla girer.
GDO'lu rnlere gelince, bunlar imdi iin ve ilerisi iin gayet byk bir
tehdittir. nsanlk iin yaratacaklar sorunlarn boyutu gn getike
byyecektir. GDO'lu rnlere kar kmak, "ona gelene kadar..." edebiyat
yapp geitirilecek bir ehirli kaprisi deildir. Sizi konu hakknda daha iyi
aratrma yapmaya aryorum.
Sayglarmla,
Erim Bikkul
--- In vejetaryen@yahoogroups.com, Sevinç Aksüt <sevincaksut@...> wrote:
>
> GDO hakkında bilgi ve değerlerinden bazıları
>
> Değerli dostlar,
>
>
> Ben inşaat mühendisi olmakla birlike yaklaşık 18 yıldır yemek
> sektöründeyim. Yemek Sanayici ve İş adamları Derneği başkan
yardımcısı,
>
> Ankara Sanayi Odası gıda komite üyesiyim.
>
> Bu sürede öğrendiklerimi yazmaya sayfalar yetmez. Ancak birkaç bilgi
> aktarırsam ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
>
> "Soya Kıyması" adıyla satılan ürün yağı alınmış soya küspesidir.
25 Kg
> torbalarda kg fiyatı 1,5 tl civarındadır. Kullanırken ılık suyla
ıslatılır 1
> kg soya kıyması 3 kg su emer. yani kullanım fiyatı kg da 50 krş tan
aşağı
> olur. Gerçek etin 20 tl/kg olduğu yerde tabiiki bunu önce sermaye
kullanır.
> maret, pınar vs gibi hazır tıp annemin köftesi gibi köftelerin tamamı
soya
> katkılıdır. şirin gözükmesi içinde mix kıyma, soya proteini vs. gibi
farklı
> isimlerle ambalaj üzerinde yazılmaktadır. yani et diye soya küspesi
satıp,
> annemin köftesi gibi aynen diye reklam
> yapıyorlar.
> BİTMEDİ: bu soya zımbırtısı granül veya toz halinde , beyaz , açık
kahve,
> koyu kahve , kırmızı, yeşil renkleri vardır. tadı nötüre yakındır.
cevizle
> karışıp baklavaya, kıymayla karışıp köfteye , unla karışıp ekmeğe,
keke vs.
> ye <http://vs.ye/> giriyor.
>
> - Marine kuşbaşı diye bir et satılıyor şimdi , normal kuşbaşı etten
ucuz.
> bir özel kimyasal karışım suyla ete emdiriliyor. % 20 su basılıyor ete ,
> böylece fiyatı ucuzluyor. ancak bu tuzlar sizin kalp, şeker, tansiyon vs ,
> rejimlerinize zarar verirmi bilmiyorsunuz. yemeğe tuz atmıyorsunuz, ama
> başka tuzları bilmeden yiyorsunuz. yemek şirketinizin et giriş
faturalarında
> "mix kıyma" ve " marine kuşbaşı " var mı, bir kontrol edin bakalım.
>
> - PEYNİR ALTI SUYU TOZU: Adı üstünde, peynir üretiminde kalan su sıcak
> plakalara püskürtülüyor, buharlaşma sonucu elde edilen toz işte. nerede
> kullanılıyor? peynirli çizi de peynir mi var zannediyorsunuz. tüm bisküvi
ve
> kek sektörünün birinci sınıf dolgu maddesi. kg fiyatı 50 krş gibi
> bişeydi.yediğiniz bisküvit, kek, kraker vs paketlerin üzerini bir okuyun
> bakalım içinde şeker ve un dışında tanımadığınız kaç kalem malzeme
var. bir
> top keki toptancısı 15 krş a satıyor. anam-babam usulü un,yumurta ve yağ
ile
> yapsanız 30 krş malzeme maliyeti var, ambalaj, üretici karı, nakliye ve
> toptancı karı vs eklenince nasıl o fiyata satılabiliyor? çünkü kek
değil kek
> benzeri kimyasal bir şey alıp yiyoruz. paketin üzerini okuyun anlarsınız.
>
> - bezelyenin kurusu öğütülüp fıstık süsü verilerek tatlılara
konuyor.
>
> - pul biberin, karabiberin, kimyonun vs ektractı var, kilosu 5 tl ye satılan
> sucuklarda gerçek baharat mı var sanki. bazılarında zaten sucuk benzeri
ürün
> yazıyor.
>
> - bir danadan 25-30 kg sinir çıkıyor . -40 derecede dondurup öğütüyor
sinir
> unu yapıyor sosise basıyorlar. şarküteri ürünlerine dikkatli bakın.
%100
> dana diyor, dana eti demiyor, anlayın işte.
>
> - tavukların boyun , taşlık, kanat ucu vs gibi ticari değeri olmayan her
> yeri kemikleriyle öğütülerek "mekanik kıyma " isimli bişi yapılıyor.
tüm
> tavuk sucuk ve salamlarında bu var, siz tavukların göğüs etlerinin kıyma
> yapıldığını sanıyorsanız fena yanıldınız.
>
> bütün bu işler T.C.Tarım ve köy İşleri Bakanlığı izni ile
yapılıyor. Tamamen
> ve her yönüyle gıda terörünün cenneti olan yurdumuzda izinle bunlar
> yapılırken siz varın kaçak yapılanları düşünün,
>
>
> Bütün ekmeğe tavuk döner 2 tl , yarısı işkembe, ööööffffffffffff,
sıkıldım
> gene, GDO ne ki o daha yeni farkedildi, devede kulak bile değil. bugünkü
> hürriyette yılmaz özdil'i okuyun oda iyi dokundurmuş.*
> *
>
> *Bunlar işin yemek faslı, daha gıda ambalajları var, koruyucular var
> vs.kıyamet kopuyor da bizim gıda mühendislerimizin sesi soluğu yok ortada,
> bir garip yemekçi inşaat mühendisi çarşı pazardan topladığı bilgileri
> ortalığa döküyor.*
>
> sevgiyle kalın,
>
>
> Serdar Erler CE85,
>
> www.aysegulerlercat ering.com <http://www.aysegulerlercatering.com/>
> info@aysegulerlerca
> tering.com<http://us.mc556.mail.yahoo.com/mc/compose?to=info@...>
>
>
> [Non-text portions of this message have been removed]
>
<http://www.internationala.org/kurban-hayvaniyardimvakfi.jpg>
BU BİR REKLAM BOZUMUDUR...
BİRKAÇ GÜN SONRA SOKAKLARI KANA BULAYACAK OLAN BAYRAM DENEN KATLİAM
GÜNLERİNDEN
ÇIKAR SAĞLAYAN KURUM VE KURULUŞLARIN HAZIRLADIĞI AFİŞLERİN TERSTEN
OKUNMASIDIR...
BİRİLERİN BAYRAMI BİRİLERİNİN TOPLU KATLİAMI İSE
BU ZULÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.
İNSANA, HAYVANA, GEZEGENE ÖZGÜRLÜK... http://www.internationala.org/
--
-Dusmanini affet ki senin icinde yasamasin (Ramtha)
-Gercek affedis ,"bana bu deneyimi yasattigin icin tesekkur
ederim"diyebilmektir.
[Non-text portions of this message have been removed]
*''DAR HANE'' İDİ, ''TARHANA'' OLDU
*
Bazı kaynaklardan derlenen bilgilere göre, tarhanayı tüketen kültürlerde
bu
ismin nereden geldiği konusunda çeşitli söylentiler bulunsa da konuyla
ilgili kesin bir bilgi bulunmuyor.
Yunan mutfağında ''trhana'' olarak tanınan tarhananın Balkan mutfağına
girişinin, Osmanlılar döneminde olduğu belirtiliyor.
Anadolu'da tarhana adının kaynağına yönelik en yaygın inanış, şöyle
ifade
ediliyor: ''Vaktiyle bir hükümdar seferlerinden birini yaparken, bir fakirin
evine misafir olmuş.
Sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadın çabucak bir
çorba
kaynatıvermiş. Hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok beğenip, ev
sahiplerine övgüde bulunarak, 'bu ne çorbası?' diye sormuş. Çorbayı
hazırlayan kadın 'dar hane çorbasıdır, kusura bakmayın. Afiyetle yiyin'
demiş.
'Darda olan ev' anlamına gelen dar hane, zamanla tarhana diye anılmış.''
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü
Beslenme
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Karakaya, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, tarhananın geleneksel bir ürün olduğunu ve yaşatılması
gerektiğini söyledi.
Tarhanada yoğurt, kırmızı biber, domates, soğan gibi sağlığa yararlı
bileşenler bulunduğunu belirten Prof. Dr. Karakaya, ''Tarhanadaki yoğurt ve
laktik asit fermantasyonu, kalın bağırsak sağlığı için son derece
faydalıdır. Kırmızı biber, soğan ve diğer bitkisel kaynaklı gıdalar ise
antioksidan etki gösteren fenolik bileşikler açısından zengin
kaynaklardır.
İnsan sağlığını koruyucu etkisi bulunan tarhana geleneği mutlaka
yaşatılmalıdır'' dedi.
http://www.olay.com.tr/Sayfa.php?Git=Haber&id=28022
--
-Dusmanini affet ki senin icinde yasamasin (Ramtha)
-Gercek affedis ,"bana bu deneyimi yasattigin icin tesekkur
ederim"diyebilmektir.
[Non-text portions of this message have been removed]
Domuz Gribi İle Mücadelede Skandal!!!
yazan: Haber Merkezi |
http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/
[image: C1D_HABER5]Sağlık Bakanlığı Domuz Gribi salgınında etkene temas
şüpheli vakalar için koruyucu amaçla kullanılan antiviral ilaçların son
kullanma tarihini uzatarak halkın sağlığını bir kez daha riske
ediyor.Endüstriyalizmin her sene Dünya’ya armağan ettiği salgın
hastalıklardan bu
senekinin ismi “Domuz Gribi”, diğer bir adıyla H1N1. Hastalığa karşı
önlem
olarak da öne çıkan iki ürün var. Bir tanesi domuz gribi aşısı…
Diğeri ise
Tamiflu adlı ilaç. Sağlık Bakanlığı, geçen sene yaşanan ve etkisi
beklenildiği kadar fazla olmayan Kuş Gribi için, bu Tamiflu adlı ilaçtan
almış ve depolarında stoklamıştı. Olası bir salgında da bu ilaç
kullanılacaktı. Alınan ilaçların da üzerinde de “Sağlık Bakanlığına
Aittir.
Satılamaz.” ibaresi yazılı.
Bu ilacın, raf ömrü 5 yıl. 5 yılın sonunda ise miadı dolmuş ilaçlara
yapılması gereken işlemlerin yapılması gerekir. Yani, kullanımlarının
durdurulması ve ilaçların toplu olarak imha edilmesi gerekmekte. Fakat
Sağlık Bakanlığı’nın aldığı ilaçların son kullanma tarihinin
geçmiş
olmasıyla birlikte, Sağlık Bakanlığı eşine az rastlanır bir şekilde bu
son
kullanma tarihi problemini çözdü.
Bakanlık, bir yazı ile raf ömrü 5 yıl olan ilaçların raf ömürlerini 7
yıla
çıkarttı ve böylece de bu sorunu çözdü. Bu kadar basit… Bir yazı ile
ilaçlar
2 yıl daha fazla kullanılabilecek.
Şimdi bu yazışmaların ayrıntılarına bakarsak;
Sağlık Bakanlığı merkez deposunda ve il sağlık müdürlüklerinin
stoklarında
aseltamivir etken maddeli Tamiflu 75 mg tabletin 5 yıl olarak kutu üzerinden
basılı olan miatlarının 7 yıla çıkarılması uygun olduğu ve Bakanlık
merkez
stoklarında bulunana söz konusu ilaçlarının yeniden etiketleneceği
söylenmektedir. Bunun yanında dikkat çeken bir başka nokta ise tüm Tamiflu
tabletlerin değil, sadece Bakanlığın elinde bulunanların raf ömrünün
uzatılacak olduğudur. Yazıda şu ifade yer almaktadır: “Halen piyasada
bulunan Tamiflu 75 mg tabletlerin miatlarında, ulusal ve uluslar arası
geçerli yönetmelik ve kılavuzlara göre “raf ömrü 5 yılı
aşmamalıdır” ibaresi
bulunduğundan dolayı her hangi bir değişiklik olmayacaktır.”
Bir başka yazıda, gelen yazıya rağmen, halen 7 yıl etiketlemesi yapmayanlar
uyarılmaktadır. Kullanılan ifade, bir ilacın ömrünün nasıl kesin bir
şekilde
değiştirilebileceğinin kanıtı gibi: “Bu ilaçların sahadaki pandemi ve
kuş
gribi insan vakalarında kullanılması sırasında sorunlar yaşanmaması
adına,
stoklarımızda bulunan Tamiflu 75 mg kapsül yeni miada uygun şekilde yeniden
etiketlenmesi hususunda…”
Peki, bu miadı geçmiş ilaçlar kullanıldı mı? Kullanılıyor mu? SES
Ankara
Şubesi, Domuz gribinden ölen Taşeron sağlık çalışanına ilk müdahale
eden
sağlık çalışanlarına koruyucu olarak verilen Tamiflu 75 mg tb. ‘in
miadının
geçtiğini tespit etmiş durumda.
Ortaya çıkan tablo aşı konusunda ısrarcı olan Bakanlığın, domuz
gribi’nin
tümü ile ilgili olarak nasıl çalıştığının göstergesi. Bir ilaç var
ortada,
bu ilacın miadı eczanelerde ve Bakanlığa bağlı olmayan sağlık
kuruluşlarında
5 yıl. Bakanlığa bağlı kuruluşlarda ise 7 yıl. Ve bakanlığın deposunda
bir
hayli miadı geçmiş ilaç var. “Kullanılması sırasında sorun
yaratmaması” için
de gerekli yerler uyarılıyor. Kullanıldıktan sonra yarattığı,
yaratacağı
sorunlar ise zaten “olağan şüpheli” olan H1N1′e yükleneceği için
çok da
önemli değil.
SES İzmir Şubesi, Bakanlığa bu konuda bazı sorular soruyor:
1- Sağlık Bakanlığı depolarında miadı geçen antiviral ilaçların
temin
yolu nedir? İhale ile alınmışsa belirlene tutar ve kutu adedi nedir?
Antiviral ilaçlar (Tamiflu) hangi tarihte Sağlık Bakanlığına teslim
edilmiştir ve teslim edilen ilaçların son kullanma tarihleri nelerdir? Son
kullanma tarihi biten antiviral ilaç (Tamiflu) miktarı nedir?
2- Roche firmasının ürettiği Tamiflu 75 mg tabletin, aynı üretim
tarihli
eczane raflarında miadı dolan ilacın miadı uzatılmazken, Sağlık
Bakanlığı
depolarında miadı dolan Tamiflu 75 mg tabletlerin miadını hangi bilimsel
farmakolojik verilerle göre uzattınız?
3- Miadı geçen ilaçların kullanılması ilacın etkinlik değerini
azaltmaktadır. Etkinliği azalan bir ilacın bu önemli salgın hastalıkta
nasıl
koruyucu olarak kullanmayı düşünüyorsunuz?
4- Miat uzatma Roche firmasının ürettiği Tamiflu ilacına özel bir
uygulama mı, farklı tüm ilaçların miatlarını 2 yıl uzatmayı
düşünüyor
musunuz?
Bu sorular çoğaltılabilir fakat grip aşısında kamuoyunun kafasında
oluşan
soruları bir türlü yanıtlayamayan Sağlık Bakanlığı’nın, domuz gribi
ile
mücadelede açtığı bu yeni yol, tüm mücadelenin güvenilirliğine olan
inancı
da etkileyebilir. Etkileyecektir. Bakanlık, bu şekilde hem tedavide etkiyi
azaltmakta, hem de bunun sonucunda ortaya çıkan durumlarla birlikte domuz
gribi çevresinde oluşan korkunun daha da artmasına neden olmaktadır. Bu da
sonuçta, domuz gribinin tükettirme ikonu olmasına hizmet etmektedir.
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/c1d_haber5\
/>
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/c1d_haber5\
-2/>
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/3f4_img_26\
31/>
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/8e8_img_26\
29/>
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/c4e_img_26\
30/>
<http://yesilgazete.org/2009/11/19/domuz-gribi-ile-mucadelede-skandal/dsc_0059/>
[Non-text portions of this message have been removed]
*BRAIN DAMAGING HABITS (Beyine zarar veren alışkanlıklar)*
1.* No Breakfast (Kahvaltı etmemek)*
People who do not take breakfast are going to have a lower blood sugar
level. This leads to an insufficient supply of nutrients to the brain
causing brain degeneration.
(Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu
durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin
dejenerasyonuna yol açar.).
2 . *Overeating (Aşırı yeme)*
It causes hardening of the brain arteries, leading to a decrease in mental
power.
(Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına
yol
açar).
3. *Smoking* *(Sigara içmek)*
It causes multiple brain shrinkage and may lead to Alzheimer disease. (Çoklu
beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir).
4. *High Sugar consumption** (Yüksek şeker tüketimi)** *
Too much sugar will interrupt the absorption of proteins and nutrients
causing malnutrition and may interfere with brain development.
(Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz
beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.)
5. *Air Pollution* *(Hava kirlenmesi)*
The brain is the largest oxygen consumer in our body. Inhaling polluted air
decreases the supply of oxygen to the brain, bringing about a decrease in
brain efficiency.
(Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs
edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır).
6 . *Sleep Deprivation (uyku yetersizliği)*
Sleep allows our brain to rest. Long term deprivation from sleep will
accelerate the death of brain cells.
(Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin
hücrelerinin ölmesini hızlandırır.)
7. *Head covered while sleeping* *(Uyurken kafayı örtmek)*
Sleeping with the head covered increases the concentration of carbon dioxide
and decrease concentration of oxygen that may lead to brain damaging
effects.
(Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne
hasar veren etkilere yol açabilir.)
8. *Working your brain during illness (Hastalık sırasında beyni
çalıştırmak)
*
Working hard or studying with sickness may lead to a decrease in
effectiveness of the brain as well as damage the brain.
(Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol
açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.)
9. *Lacking in stimulating thoughts (Uyarıcı düşüncelerde eksiklik)*
Thinking is the best way to train our brain, lacking in brain stimulation
thoughts may cause brain shrinkage. Crosswords and Sudoku provide good
exercises.
(Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin
eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi
egzersiz sağlar.)
10. *Talking Rarely (Az konuşmak)*
Intellectual conversations will promote the efficiency of the brain.
(Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.)
*THE MAIN CAUSES OF LIVER DAMAGE ARE:**
(Karaciğer hasarının ana nedenleri:) *
1. Sleeping too late and waking up too late.
Çok geç uyuma ve çok geç kalkma.)
2. Not urinating in the morning.
(Sabahları çiş yapmamak)
3. Too much eating.
(çok fazla yemek)
4. Skipping breakfast.
(Kahvaltıyı atlamak)
5. Consuming too much medication.
(Çok fazla ilaç tüketmek)
6. Consuming too much preservatives, additives, food coloring, and
artificial sweetener.
(Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı
tüketmek)
7. Consuming unhealthy cooking oil. (Sağlıksız pişirme yağı tüketmek)
As much as possible reduce cooking oil use when frying, which includes even
the best cooking oils like olive oil. Do not consume fried foods when you
are tired, except if the body is very fit.
(İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken
mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer
vücudunuz
formda (zinde) değilse kızarmış gıdalar tüketmeyin.)
8. Consuming raw (or overly done) foods also adds to the burden of liver.
Veggies should be eaten raw or cooked 3-5 parts. Fried veggies should be
finished in one sitting, do not store.
[Çiğ (veya fazla pişmiş) gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük
olur.
Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler
bir
öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.]
*THE TOP FIVE CANCER CAUSING FOODS ARE:**
(Kansere en çok neden olan 5 gıda)*
1. Hot Dogs (Sosisli sandviç)
Because they are high in nitrates. the Cancer Prevention Coalition advises
that children eat no more than 12 hot dogs a month. If you can't live
without hot dogs, buy those made without sodium nitrate.
(Zira içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların
ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli
sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.)
2. Processed meats and Bacon (İşlenmiş et ve domuz pastırması)
Also high in the same sodium nitrates found in hot dogs, bacon, and other
processed meats raise the risk of heart disease. The saturated fat in bacon
also contributes to cancer.
(Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan
aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir.
Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.)
3. Doughnuts (yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma)
Doughnuts are cancer-causing double trouble. First, they are made with white
flour, sugar, and hydrogenated oils, then fried at high temperatures.
Doughnuts, may be the worst food you can possibly eat to raise your risk of
cancer.
(Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan,
şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır.
Bunlar,
belki de kanser riskini arttırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.
4. French fries (kızarmış patates)
Like doughnuts, French fries are made with hydrogenated oils and then fried
at high temperatures. They also contain cancer- causing acryl amides which
occur during the frying process. They should be called cancer fries, not
French fries.
(Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra
yüksek
ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya
çıkan ve
kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara “French fries”
değil, “kanser fries” olarak çağırılmalıdır.)
5. Chips, crackers, and cookies (Cips, kraker ve kurabiye, bisküi)
All are usually made with white flour and sugar. Even the ones whose labels
claim to be free of trans-fats generally contain small amounts of
trans-fats.
(Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde “trans yağlar
içermez” yazılı olsa bile, genellikle az miktarda trans yağ vardır.)
[image:
cid:image002.jpg@...]<http://uoeqvw.blu.livefilestore.com/y1pnQjKr\
jx4O9A5ds0Fa5sfxhzqHf-yr0u_4mqvSWA1RG9V4xdI13hxD3SzjmmilIsDC0QYqZBlC55ymp8U_34tE\
w/image011.jpg?download>
PASS THIS TO ALL WHOM YOU LOVE & CARE FOR.............
(Bu yazıyı tüm sevdiklerinize ve önem verdiklerinize aktarın....)
[Non-text portions of this message have been removed]
GDO hakkında bilgi ve değerlerinden bazıları
Değerli dostlar,
Ben inşaat mühendisi olmakla birlike yaklaşık 18 yıldır yemek
sektöründeyim. Yemek Sanayici ve İş adamları Derneği başkan
yardımcısı,
Ankara Sanayi Odası gıda komite üyesiyim.
Bu sürede öğrendiklerimi yazmaya sayfalar yetmez. Ancak birkaç bilgi
aktarırsam ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
"Soya Kıyması" adıyla satılan ürün yağı alınmış soya küspesidir. 25
Kg
torbalarda kg fiyatı 1,5 tl civarındadır. Kullanırken ılık suyla
ıslatılır 1
kg soya kıyması 3 kg su emer. yani kullanım fiyatı kg da 50 krş tan
aşağı
olur. Gerçek etin 20 tl/kg olduğu yerde tabiiki bunu önce sermaye kullanır.
maret, pınar vs gibi hazır tıp annemin köftesi gibi köftelerin tamamı soya
katkılıdır. şirin gözükmesi içinde mix kıyma, soya proteini vs. gibi
farklı
isimlerle ambalaj üzerinde yazılmaktadır. yani et diye soya küspesi satıp,
annemin köftesi gibi aynen diye reklam
yapıyorlar.
BİTMEDİ: bu soya zımbırtısı granül veya toz halinde , beyaz , açık
kahve,
koyu kahve , kırmızı, yeşil renkleri vardır. tadı nötüre yakındır.
cevizle
karışıp baklavaya, kıymayla karışıp köfteye , unla karışıp ekmeğe,
keke vs.
ye <http://vs.ye/> giriyor.
- Marine kuşbaşı diye bir et satılıyor şimdi , normal kuşbaşı etten
ucuz.
bir özel kimyasal karışım suyla ete emdiriliyor. % 20 su basılıyor ete ,
böylece fiyatı ucuzluyor. ancak bu tuzlar sizin kalp, şeker, tansiyon vs ,
rejimlerinize zarar verirmi bilmiyorsunuz. yemeğe tuz atmıyorsunuz, ama
başka tuzları bilmeden yiyorsunuz. yemek şirketinizin et giriş
faturalarında
"mix kıyma" ve " marine kuşbaşı " var mı, bir kontrol edin bakalım.
- PEYNİR ALTI SUYU TOZU: Adı üstünde, peynir üretiminde kalan su sıcak
plakalara püskürtülüyor, buharlaşma sonucu elde edilen toz işte. nerede
kullanılıyor? peynirli çizi de peynir mi var zannediyorsunuz. tüm bisküvi
ve
kek sektörünün birinci sınıf dolgu maddesi. kg fiyatı 50 krş gibi
bişeydi.yediğiniz bisküvit, kek, kraker vs paketlerin üzerini bir okuyun
bakalım içinde şeker ve un dışında tanımadığınız kaç kalem malzeme
var. bir
top keki toptancısı 15 krş a satıyor. anam-babam usulü un,yumurta ve yağ
ile
yapsanız 30 krş malzeme maliyeti var, ambalaj, üretici karı, nakliye ve
toptancı karı vs eklenince nasıl o fiyata satılabiliyor? çünkü kek değil
kek
benzeri kimyasal bir şey alıp yiyoruz. paketin üzerini okuyun anlarsınız.
- bezelyenin kurusu öğütülüp fıstık süsü verilerek tatlılara konuyor.
- pul biberin, karabiberin, kimyonun vs ektractı var, kilosu 5 tl ye satılan
sucuklarda gerçek baharat mı var sanki. bazılarında zaten sucuk benzeri
ürün
yazıyor.
- bir danadan 25-30 kg sinir çıkıyor . -40 derecede dondurup öğütüyor
sinir
unu yapıyor sosise basıyorlar. şarküteri ürünlerine dikkatli bakın. %100
dana diyor, dana eti demiyor, anlayın işte.
- tavukların boyun , taşlık, kanat ucu vs gibi ticari değeri olmayan her
yeri kemikleriyle öğütülerek "mekanik kıyma " isimli bişi yapılıyor.
tüm
tavuk sucuk ve salamlarında bu var, siz tavukların göğüs etlerinin kıyma
yapıldığını sanıyorsanız fena yanıldınız.
bütün bu işler T.C.Tarım ve köy İşleri Bakanlığı izni ile yapılıyor.
Tamamen
ve her yönüyle gıda terörünün cenneti olan yurdumuzda izinle bunlar
yapılırken siz varın kaçak yapılanları düşünün,
Bütün ekmeğe tavuk döner 2 tl , yarısı işkembe, ööööffffffffffff,
sıkıldım
gene, GDO ne ki o daha yeni farkedildi, devede kulak bile değil. bugünkü
hürriyette yılmaz özdil'i okuyun oda iyi dokundurmuş.*
*
*Bunlar işin yemek faslı, daha gıda ambalajları var, koruyucular var
vs.kıyamet kopuyor da bizim gıda mühendislerimizin sesi soluğu yok ortada,
bir garip yemekçi inşaat mühendisi çarşı pazardan topladığı bilgileri
ortalığa döküyor.*
sevgiyle kalın,
Serdar Erler CE85,
www.aysegulerlercat ering.com <http://www.aysegulerlercatering.com/>
info@aysegulerlerca
tering.com<http://us.mc556.mail.yahoo.com/mc/compose?to=info@aysegulerlercaterin\
g.com>
[Non-text portions of this message have been removed]
*Kur'an'Kerim / Bakara suresi/ 173. ayet (Hasan basri ÇANTAY; tercümesiyle)*
*O, size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allahdan
başkası
için kesileni kat'iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemiye muztar
kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mikdarı) geçmemek
şartıyle
onun üzerine günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yargılayıcıdır,
hakkıyle
esirgeyicidir.*
**
--
-Dusmanini affet ki senin icinde yasamasin (Ramtha)
-Gercek affedis ,"bana bu deneyimi yasattigin icin tesekkur
ederim"diyebilmektir.
[Non-text portions of this message have been removed]