| Ekonomik Güvenlik ve Türk Milliyetçileri / Prof. Dr. Ümit Özdağ |
| "Borç alan emir alır" şeklinde bir deyişimiz vardır. Türkiye, dünyanın en borçlu ülkelerinden birisidir. Türkiye'ye kredi verilirken artık sadece ekonomik değil, siyasi şartlarda ileri sürülmektedir. Örneğin ABD, Türkiye'ye vermeyi önerdiği 8 milyar Dolarlık krediyi Türkiye'nin Kuzey Irak'a asker yollamamasına bağlamıştır. Özetle, Türkiye artık emir alan bir ülkedir. Eskiden Maliye Bakanlığı'nda Genel Müdür veya Genel Müdür yardımcısı seviyesinde yetkililerle görüşmeler yapan IMF ve Dünya Bankası yetkilileri artık başbakandan başkası ile görüşmeyi kabul etmemekte, başbakanın sözlü ifadelerini kabul etmeyip yazılı taahhütler istemektedirler. Türkiye'nin sorunlarını çözeceğini ifade eden her iktidarın önündeki en önemli sorunların başında PKK ile birlikte ekonomik güvenlik gelmektedir. Ekonomik güvenlik sağlanmaz ise PKK sorunu kısa vade de çözülse dahi uzun vade de çözülemez. Türkiye'nin yeniden inşasına talip olma noktasında olan Türk milliyetçilerinin de önce Türk ekonomisinin karşı karşıya olduğu ağır sorunları aşacak kısa vadeli çözümler, sonra da Türk ekonomisinin dünya ekonomileri içinde etkin bir rol oynamasını sağlayacak, Türk halkını refaha kavuşturacak orta ve uzun vadeli stratejik bir kalkınma planına ihtiyaçları vardır. Türk ekonomisinin içinde bulunduğu duruma gelince. Türk ekonomisinin yapısını 57. Hükümetten buyana tamamen IMF belirlemektedir. AKP döneminde gerçekleştirilen uygulamaların büyük bir bölümü, 57. Hükümetten devralınan, Derviş'in IMF ile gerçekleştirdiği anlaşmaların devamıdır. Dünyanın hiçbir ekonomisinin ayağa kalkmasına yardımcı olamayan, devraldığı ekonomilere çoğunlukla yıkım getiren IMF programı, Türk ekonomisini de bir yıkım süreci içinde tutmaktadır. IMF tarafından enflasyonu düşürme hedefi üzerine yoğunlaştırılan ekonomik program başka hiçbir ekonomik göstergeye önem vermiyor görünmektedir. Enflasyon önemli bir makro ekonomik göstergedir ve yüksek enflasyon vücudun yüksek ateşi demektir. Ancak, enflasyonu düşürmek adına işsizlik, fakirlik, refah, dış borçların büyümesi, cari açık, ekonomik büyüme konuları tamamen bir kenara atılmıştır. Dış borçların sürekli arttığı, dış borcun yeni dış borçla ödendiği sahte bir ekonomik istikrar sürecinde ucuz döviz/yüksek faiz sarmalına mahkum edilmiş olan ekonomimiz, hızla büyüyen ithalatın altında ezilmektedir. Türkiye'nin dışarıya sattığı mallar içinde de ithal girdi oranı gittikçe artmaktadır. Yani bir 100 YTL'lik televizyon ihraç ederken, bu televizyonun 80 YTL'lik bölümünü dışarıdan alarak monte etmekteyiz. Yerli sanayinin gelişmesi durmuş, montaj sanayine dönmeye başlamıştır. Dış borçlar sürekli artmaktadır. Üstelik, uluslar arası piyasalarda %4-5 faiz ile borç bulmak mümkün iken Türkiye eski Hazine müsteşarı Mahfi Eğilmez'e göre IMF'den % 11 ile yani tefeci faizi ile borç almaktadır. Her ne kadar televole ekonomistleri Türkiye'nin dış borçlarını ödemede bir sıkıntısının olmadığını ileri sürseler dahi gerçek durum çok farklıdır. Türkiye gibi cari işlemler açığı veren bir ülkenin dış borçlarını sıkıntısız ödemesi mümkün değildir. Televole ekonomistleri iddialarını kanıtlamak için 2004 sonunda 95 milyar dolar olan kamu dış borcunun 2005 Eylül'de 85 milyar dolar olmasını göstermektedirler. Ancak gerçekte olan şudur. Türk özel sektörü uluslar arası piyasalardan borçlanmaktadır. Türkiye'ye bol miktarda sıcak para girmiştir. Hazine dış borç yerine döviz cinsi iç borçlanma yaparak dış borçları ödemektedir. Bunun kanıtı, anılan dönemde özel sektör borçlarının 67 milyar dolardan 80 milyar dolara yükselmiş olmasıdır. Türkiye'nin toplam dış borcu (devlet artı özel sektör) ise ayni dönemde 162 milyar dolardan 165 dolara yükselmiştir ve artmaya devam etmektedir. (Selim Somçağ, Türkiye'nin Ekonomik Krizi-Oluşumu ve Çıkış Yolları, İstanbul 2006) İktidar iddiası taşıyan Türk milliyetçilerinin öncelikle yapması gereken şey Türk milletinin önüne bu borçların nasıl ödeneceğini, nasıl, aş ve iş konacağının göstermektir. Aksi takdirde Türk milletine vereceğimiz çok şey olduğunu söyleyemeyiz. Yeniçağ Gazetesi |
How low will we go? Check out Yahoo! Messenger’s low PC-to-Phone call rates.