İlber Ortaylı ile... / Namık Kemal Zeybek
1965 yılıydı... Sovyetler'in demir perdesinin sağlam gibi göründüğü yıllar... Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti'nden bir sanatçı, Reşit Beybudof gelmişti... Ankara Senfoni Orkestrası'nın salonunda konser... Uğur Mumcu sınıf arkadaşımdı... Orada karşılaştık; birbirimize takıldık... 'Senin burada ne işin var, Reşit Bey Turan'dan geliyor' dedim. Soruma soruyla karşılık verdi: 'Asıl senin ne işin var? Sosyalist dünyadan geliyor...'
'Turan'dan gelsin de sosyalist olsun' diye karşılık verdim. Gülüp yerlerimize oturduk. Konser bittiğinde ikimizin de alkışları ayrı coşkunluktaydı.
Hukuk öğrencisiydim... Bizler Türkçü ve toplumcuyduk... Siyasal Bilgiler'de Marksist sosyalizm rüzgarları esiyordu. Orada bir Sultan Galiyef'ci olduğunu işitirdik. Kırım asıllıymış. Turancı sosyalistmiş, derlerdi. Merak ederdik, uzaktan sevgi duyardık ama hiç tanışamadık. Adı İlber Ortaylı'ydı...
Birkaç ay önce uçakta yanımda Murat Karayalçın oturuyordu. Eskilerden söyleştik. Bir anısını anlattı. Sultan Galiyef'i merak etmişler. Uzman aramışlar. Aclan Sayılgan salık verilmiş. SBF'de bir toplantı düzenlenmiş. Aclan Sayılgan konuşurken gözü İlber Ortaylı'ya takılmış. Ve 'İçinizde İlber Bey varken bu konuyu bana niye anlattırıyorsunuz. Sultan Galiyef'i en iyi bilen odur' demiş. Bunun üzerine İlber Bey'in yaptığı konuşmayı şaşkınlık ve beğeni içinde izlediklerini eklemişti; uçak yoldaşım...
Bu arada Sultan Bey'in soyadındaki Gali'nin gerçekte 'Ali' olduğunu söylemeliyim. Kimi doğu Türkçeleri'nde 'ayn'la başlayan Arapça kelimeler 'gayn'la başlar...
Zaman kaybolmaz
NİLGÜN Uysal'ın İlber Ortaylı ile yaptığı söyleşilerden oluşan ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan yayınlanan ZAMAN KAYBOLMAZ adlı kitabı okurken, önce yukarda yazdıklarımı hatırladım. Sonraları İlber Bey ile dost olduk. Birçok kere görüştük ve söyleştik. Her söyleşimde de bir şeyler öğrendim.
Biliyorum ki İlber Ortaylı ülkemizde sayıları çok olmayan gerçek bilginlerden biridir. Tarihçi geçinen kimileri AB yandaşlığı yaparken, o bir tarihçimizin yapması gereken uyarıcılık görevini hiç şaşmadan yerine getiriyor.
Sınırlar kalkacak mı?
ESKİDEN solcu geçinen, şimdilerde global kapitalizmin savunucuları kesilen birilerine inat, gelin biz bu İlber Ortaylı ile söyleşilerden bir alıntı ile bu yazıyı bitirelim...
Nilgün Uysal soruyor:
- 'Sınırlar kalkacak' deniyor örneğin... Gerçi siz 'sınırlar kalkacağa benzemiyor' diye yazıyorsunuz ama...
- Yok canım. Laf ola. Birileri konuşuyor bunu. Eski solcu, şimdi üniversalizmini, artık liberalizm sayesinde savunuyor. Bilhassa Türkiye'de böyle... Çok tuhaf bir tavır. Bizim o eski solcular, hiçbir zaman 'sermaye/emek çelişkisini' kafalarında pek ciddiye almamışlar. Öyle görünüyor. Bu, biraz ilmi bir şeydir. Hayatının bir döneminde 'genç' insanlar, en ufak 'haksızlığa' itiraz eder ve fazlasını da düşünmez dibine kadar. Ama bir solcu, bu çelişkiyi bütün hayatı boyunca işler. Bu önemlidir onun için. Ben bakıyorum; bizim eski Marksistler'in hiçbirinde böyle bir sorun yok, başka şeylere vurmuşlar. Bunların bir kısmı 'insan hakları' diyor, bir başka kısmı 'kadın hakları' diyor.
- Sermaye-emek çelişkisi eskisi kadar irdelenmiyor mu?
- Bitmiş o artık, tartışılmıyor. Zaten bilmiyorlardı. Bu insanlar artık başka kalıba girmiş. Oturuyor, daha başka bir şey yapıyor; yobazlıkla uğraşıyor. Bu tür şeyler için Marksist olmaya lüzum yok. Türkiye Cumhuriyeti'nin bürokratları, aydın grupları, elit gurupları zaten öteden beri bu konularla uğraşıyor. Feminizmi Türkiye'de Marksistler getirmedi gündeme, hele bu haliyle.
'Turan'dan gelsin de sosyalist olsun' diye karşılık verdim. Gülüp yerlerimize oturduk. Konser bittiğinde ikimizin de alkışları ayrı coşkunluktaydı.
Hukuk öğrencisiydim... Bizler Türkçü ve toplumcuyduk... Siyasal Bilgiler'de Marksist sosyalizm rüzgarları esiyordu. Orada bir Sultan Galiyef'ci olduğunu işitirdik. Kırım asıllıymış. Turancı sosyalistmiş, derlerdi. Merak ederdik, uzaktan sevgi duyardık ama hiç tanışamadık. Adı İlber Ortaylı'ydı...
Birkaç ay önce uçakta yanımda Murat Karayalçın oturuyordu. Eskilerden söyleştik. Bir anısını anlattı. Sultan Galiyef'i merak etmişler. Uzman aramışlar. Aclan Sayılgan salık verilmiş. SBF'de bir toplantı düzenlenmiş. Aclan Sayılgan konuşurken gözü İlber Ortaylı'ya takılmış. Ve 'İçinizde İlber Bey varken bu konuyu bana niye anlattırıyorsunuz. Sultan Galiyef'i en iyi bilen odur' demiş. Bunun üzerine İlber Bey'in yaptığı konuşmayı şaşkınlık ve beğeni içinde izlediklerini eklemişti; uçak yoldaşım...
Bu arada Sultan Bey'in soyadındaki Gali'nin gerçekte 'Ali' olduğunu söylemeliyim. Kimi doğu Türkçeleri'nde 'ayn'la başlayan Arapça kelimeler 'gayn'la başlar...
Zaman kaybolmaz
NİLGÜN Uysal'ın İlber Ortaylı ile yaptığı söyleşilerden oluşan ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan yayınlanan ZAMAN KAYBOLMAZ adlı kitabı okurken, önce yukarda yazdıklarımı hatırladım. Sonraları İlber Bey ile dost olduk. Birçok kere görüştük ve söyleştik. Her söyleşimde de bir şeyler öğrendim.
Biliyorum ki İlber Ortaylı ülkemizde sayıları çok olmayan gerçek bilginlerden biridir. Tarihçi geçinen kimileri AB yandaşlığı yaparken, o bir tarihçimizin yapması gereken uyarıcılık görevini hiç şaşmadan yerine getiriyor.
Sınırlar kalkacak mı?
ESKİDEN solcu geçinen, şimdilerde global kapitalizmin savunucuları kesilen birilerine inat, gelin biz bu İlber Ortaylı ile söyleşilerden bir alıntı ile bu yazıyı bitirelim...
Nilgün Uysal soruyor:
- 'Sınırlar kalkacak' deniyor örneğin... Gerçi siz 'sınırlar kalkacağa benzemiyor' diye yazıyorsunuz ama...
- Yok canım. Laf ola. Birileri konuşuyor bunu. Eski solcu, şimdi üniversalizmini, artık liberalizm sayesinde savunuyor. Bilhassa Türkiye'de böyle... Çok tuhaf bir tavır. Bizim o eski solcular, hiçbir zaman 'sermaye/emek çelişkisini' kafalarında pek ciddiye almamışlar. Öyle görünüyor. Bu, biraz ilmi bir şeydir. Hayatının bir döneminde 'genç' insanlar, en ufak 'haksızlığa' itiraz eder ve fazlasını da düşünmez dibine kadar. Ama bir solcu, bu çelişkiyi bütün hayatı boyunca işler. Bu önemlidir onun için. Ben bakıyorum; bizim eski Marksistler'in hiçbirinde böyle bir sorun yok, başka şeylere vurmuşlar. Bunların bir kısmı 'insan hakları' diyor, bir başka kısmı 'kadın hakları' diyor.
- Sermaye-emek çelişkisi eskisi kadar irdelenmiyor mu?
- Bitmiş o artık, tartışılmıyor. Zaten bilmiyorlardı. Bu insanlar artık başka kalıba girmiş. Oturuyor, daha başka bir şey yapıyor; yobazlıkla uğraşıyor. Bu tür şeyler için Marksist olmaya lüzum yok. Türkiye Cumhuriyeti'nin bürokratları, aydın grupları, elit gurupları zaten öteden beri bu konularla uğraşıyor. Feminizmi Türkiye'de Marksistler getirmedi gündeme, hele bu haliyle.
Yahoo! Messenger with Voice. Make PC-to-Phone Calls to the US (and 30+ countries) for 2¢/min or less.