| Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr Mustafa Erkal, sağın ve solun milliyetsiz kesimlerinin bir araya gelerek aralarında şer ittifakı oluşturduklarını söyledi. Erkal, bunlara karşı duran Türk Milliyetçiliği’nin yükselen değer haline geldiğini ve bu yüzden de küreselciler tarafından hedef seçildiğini belirtti. Hazırlayan: Yüksel MUTLU PROF. DR. ERKAL “AYDINLAR OCAĞI SOLCU ULUSALCILARLA KOL KOLA” ELEŞTİRİSİNi
CEVAPLADI Türkiye’nin çıkarları için çalışıyoruz * “Aydınlar Ocağı’nın geçmişini inkâr eden bugünkü iktidarla olan çelişkisi siyasi değildir” diyorsunuz, nedir öyleyse iktidarla olan çelişkiniz? Bizim elbette ki bir fikir çizgimiz vardır. Bu ayrı bir şey. Fakat bugünkü iktidarla olan çelişkimiz siyasi değildir, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda Milliyetçi bir çizgiye sahip olduğumuz içindir. Onların önemli bir bölümünün de milliyetçiliğin geçmişte kaldığı, gerilerde kaldığı söylemiyle ve kendilerini değişmiş görerek, geleneksel çizgiden koparak bu noktaya gelmiş olmalarıdır. Çelişkiyi burada yakalamak lazım. Biz klasik bir siyasi iktidar muhalifi değiliz. Onun için bizim Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda faaliyetlerimiz devam
etmektedir. Biz Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere bağlıyız. Her türlü Emperyalizme dün de karşıydık, bugün de karşıyız. Emperyalizmler arasında tercihler yapmıyoruz. Aynı fikirleri bugün de savunuyoruz. Ama özellikle biz inanıyoruz ki bu gün Milliyetçilik yükselen bir değerdir. Milliyetçilik, diğer milliyetlere de saygılı olarak dünyayı daha adil, eşit, anlamlı ve istismar edilmeden paylaşabilecek şuur ve olgunluğa ulaşmanın adıdır. Türk milliyetçisiyiz hep öyle kalacağız “Türkiye’de bir ‘İhanet ittifakı’ kurulmuştur ve buna karşı ‘dip dalgası’ hareketi de kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Bizim kendimizi tarif ettiğimiz sıfat bellidir; “Türk Milliyetçiliği.” Bunun dışında bir sıfat arayışında değiliz.” Aydınlar Ocağı’nın ‘ulusalcılarla’ kol kola olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten
Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Aydınlar Ocağı’nın bugün hiçbir siyasi partinin etkisi altında olmadığını ve Milliyetçiliğin sürekli yükselen bir değer haline geldiği için küreselcilerce bilinçli olarak hedef seçildiğini söyledi. Yıpratmak istiyorlar * Haftalık haber dergisi Tempo’da Aydınlar Ocağı’nın ‘tütmediği’ ve ‘eski etkisinin’ kalmadığı yönünde bir haber yayınlandı. Aydınlar Ocağı ile ilgili böyle bir haberin yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Aydınlar Ocağı iddia edildiği gibi tütmese, basında konu olmaz. Aydınlar Ocağı bitse hedef alınıp yıpratılmak istenmez. Demek ki Aydınlar Ocağı’nın dumanı çok uzaklardan hissedilebiliyor ki hedef alınıyor. Aydınlar Ocağı bundan önce de bir cemaatin örgütüne bağlı bir yayın organında hedef alınmıştı. Sonra
tabii ki bu cemaatle ilgili gerçekler ortaya çıkınca Aydınlar Ocağı’nın neden hedef alındığı daha rahat görüldü. Bugün özellikle küreselleşmenin beklentilerine rağmen yükselen değerin milliyetçilik ve bundan rahatsız olanların milliyetçiliği törpüleme, aşağılama ve zayıflatma uğraşı içinde olduğunu gözlemliyoruz. Tüzüğümüz ortada * Yani Aydınlar Ocağı da bundan nasibini aldı... Nitekim, bazı çevrelerin çete üretme merkezi gibi çalışması, bazı basın kuruluşlarının hayali çeteler kurarak asker-sivil, yerli-milli, küreselci, mandacı ve evrenselci olmayan çevrelerle uğraştığını görüyoruz. Onun için Aydınlar Ocağı da bundan nasiplenecektir. Ve biz bunu yadırgamıyoruz ve şikayetçi de değiliz. Öncellikle bunu
söylemek istiyorum. Tabii Aydınlar Ocağı bugün yerli-milli, dıştan kumandalı olmayan bir sivil toplum kuruluşudur. Bazıları gibi dışarıya bağlı olsaydık veya Soros’a bağlı hareket edip dışardan fonlanmış olsaydık, Aydınlar Ocağıyla fazla uğraşılmazdı. Ama böyle olmadığı için Aydınlar Ocağı ile uğraşılıyor, mensupları hedef alınıyor. Bizim kendimizi tarif ettiğimiz sıfat bellidir; “Türk milliyetçiliği”. Bizim tüzüğümüzde Türk milliyetçiliği yazıyor. Onun için biz kendimize bunun dışında herhangi bir sıfat arayışında değiliz. Bize yakıştırılan sıfatları da dikkate almıyoruz. Tehdit algılamasında insanları birleştiriyor
* Eleştirilerin farklı amaçları olduğunu ifade ettiniz, biraz daha açar mısınız? Sıfatımız ve ünvanımız
net ve açık. Diğer taraftan özellikle küreselleşmenin Türkiye’ye yansımaları var. Bu yansımalardan birisi de klasik sağ ve klasik solda ortaya çıkan değişimdir. Burayı yakalamadan bugün Türkiye’yi değerlendirmek mümkün değildir. Özellikle komünizmin çöküşünden sonra Batı kapitalizmi ve Batı emperyalizmi istediği gibi at oynatmaya başladı. Ve bu durumda bu defa ülkelerin iç yapılarına yansıma olmuştur. Klasik sağ ve solun, milliyetsiz kesimi, küreselci, mandacı kesimi bir araya gelmiştir. Sağın ve solun milliyetsiz kesimleri bir araya gelmişlerdir. Türkiye’de bir ‘ihanet ittifakı’ kurulmuştur. Her milli davada, her milli konuda Türkiye’ye karşı bir İhanet İttifakı var. Buna karşı tabii Atilla İlhan’ın da ifade ettiği gibi ‘milli dip dalga’ hareketi de kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Çünkü Türkiye geçmişi ve geleneği olan bir Devlettir. Onun için Türkiye’nin bugün karşı karşıya kaldığı stratejik yol ayrımında ister istemez ‘tehdit’
algılamasını fark eden insanlar, özellikle altını çiziyorum tehdit algılamasını tek görenler ‘Türkiye’nin milli bütünlüğü milli varlığı, cumhuriyet ve Anayasa’da birleşiyorlar. * Yani Aydınlar Ocağı’nın geçmişten gelen fikirleri merkez alınarak kendiliğinden, amaçta birliktelik oluşuyor! Küreselleşme Türkiye’yi ufalamak istiyor. Buna karşı bir ’tehdit algılamasını’ fark ederek kendiliğinden oluşan farklı fikirlere sahip insanların bir yakınlaşması kendisini gösterdi. Ancak bu da tabii istismar ediliyor. Bazılarının kendilerine Milliyetçi dememesi Ulusalcı demesi bizi fazla rahatsız etmiyor. Bu kendilerinin tercih meselesidir. Biz dünde bugünde aynı şeyleri söylüyoruz. İstismar edenler var Aydınlar Ocağı’nın tüzüğünde de bir değişikliğe
ihtiyaç yok. Ona göre biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak bazı kişiler eski çöken ideolojilerin etkisinden sıyrılarak gerçekleri görerek bizim görüşlerimize yaklaşıyorlar. Bugün ulusalcılığı istismar edenler de vardır. Ulusalcılığı bir yerlere ‘atlama taşı’ veya eski ideolojik ezberleri doğrulama aracı olarak kullanmak isteyenler vardır. Bu işin ayrı tarafı. Ama özet olarak ‘Önce Türkiye’ diyenler Türkiye’nin bugün karşı karşıya kaldığı sorunları göz önüne alanlar ister istemez, Türk kimliğinde, milli devlette, Cumhuriyet’te birleşebilmektedir. Tehdit algılamasına karşı bir tavır kendiliğinden oluşmaktadır. Neden bize yaklaştınız diye birilerine hesap mı soracağız? Tepkisizlikten şikayet eden Türkiye, bugün tepki gösterilmesinden şikayetçi mi olmalı? Onun için Aydınlar Ocağı ne çizgisini değiştirmiştir, ne de farklı bir noktaya çekilmiştir. Aydınlar Ocağı’nın geçmişlerini inkâr eden bugünkü iktidarla olan çelişkisi siyasi değildir. Çünkü
bizim siyasi kimliğimiz yoktur. Bunu da özellikle belirtmek isterim, biz bir siyasi kimliğimizin olmasını isteseydik şimdiye kadar olurdu. Bizim her Cumhuriyet hükümetine saygımız var. Çünkü onların başarısı Türkiye’nin başarısıdır diye kabul ederiz. AKP’li Büyükkaya siyasi yatırım yapma gayretinde
AKP Milletvekili Alaattin Büyükkaya bizim eski öğrencile-rimizdendir. Ancak maalesef bu eski öğrencimiz daha önce de Aksiyon dergisine malzeme olmuştu. * Yine Tempo dergisinde bazı siyasilerin isimleri veriliyor ve bu isimlerin Aydınlar Ocağı ile bağlarının koptuğu ifade ediliyor. Gerçekten bir kopuş süreci yaşanıyor mu? Aydınlar Ocağı üyesi olan bazı eski milletvekillerinin veya mevcut bazı milletvekillerin isimleri veriliyor, bunların Aydınlar
Ocağı’ndan ‘elveda’ deyip ayrıldıkları belirtiliyor. Bu tamamen uydurma ve yanlıştır. Belirtilen isimlerin birçoğu Aydınlar Ocağı’nın bayram kutlamalarına, Şurâlarına katılıyorlar, açık oturumlarına dinleyici olarak geliyorlar, kongrelerine katılıyorlar. Peki bu insanlar bize nasıl ‘elveda’ demişler? Elde edilen bilgilerlerin bu şekilde çarpıtılmaması gerekir. İkinci bir nokta AKP İstanbul Milletvekili Alaattin Büyükkaya bizim eski öğrencilerimizdendir. Ancak maalesef bu eski öğrencimiz daha önce de Aksiyon dergisine malzeme olmuş şimdi de yine verdiği beyanatla Aydınlar Ocağı’nı tanımadığını ortaya koymuştur. Eğer Aydınlar Ocağını bugün tanımış olsa bu beyanatı vermezdi. Ben kendisinin siyasi bir yatırım yaptığı düşüncesindeyim. Ama bakıyorum ki siyasi yatırımı halen devam etmektedir, demek ki hedeflerine varamamış. Doğrusu çok yadırgıyorum. Aydınlar Ocağı yönetimi kimi üye yapacağını bilir, herkese açık değildir. Ancak Ocağa üye olmak için illaki
50 yaş beklenmez. Bizden önceki yönetimlerden farklı olarak asistanları, yardımcı doçentleri ünvansız aydınları da Aydınlar Ocağı kadrosuna alıyoruz. Gençlere önem verilmediği takdirde bir kuruluşu nasıl geleceğe taşıyabilirsiniz? Kimsenin arka bahçesi değiliz * Aydınlar Ocağı’nın siyasi partiler üzerinde büyük etkisi olduğundan bahsediliyor. Gerçekten Ocağın parti bazında siyasi bir kimliği var mı? Aydınlar Ocağı hangi partinin güdümüne girmiştir? Açıklanmıyor. Kaldı ki kastettiği siyasi parti döneminde Aydınlar Ocağı’na verilen ödenek kesilmiştir. Bugün Aydınlar Ocağı’nın partiler üstü olma konumu devam etmektedir. Bunu herkesin iyi fark etmesi lazım. Biz siyasi partilere de saygılıyız ama kimsenin arka bahçesi değiliz. Türkiye’den yana ülke menfaatlerinden yana küresel çıkarlara hizmet
etmeyen Türkiye’nin çıkarlarına hizmet edenlere saygılıyız ve onlara yardımcı olmayı da görev biliriz. Bizim bugün iktidarla olan sorunumuz siyasi değildir. Ancak eskiden Aydınlar Ocağı siyasilere etkili olurdu, siyasiler onlara danışırlardı deniyor. Şimdi bizim fikirlerimize bize danışmalarına ihtiyaç yok. Bugünkü iktidarın çizgisine ve danışman kadrosuna baktığınız zaman, zaten bize danışmalarını gerektirecek bir ortam da yok. Onun için çok önemli çizgi farkları doğmuştur. Bunu da iyi anlamak lâzım. Aydınlar Ocağı’nın eski etkisi devam ediyor mu? Elbette ki devam ediyor. Yayınlarıyla, toplantılarıyla, temaslarıyla devam ediyor. Ama 1970’li yıllarla 2000’li yılları en azından sosyal değişme bakımından ayırmak lazım. 70’li yıllarda bugün olduğu gibi birçok cemaat ve birçok büyük ekonomik güce sahip vakıflar söz konusu değildi. Üç-dört tane kuruluş vardı. Bunlardan biri de Aydınlar Ocağı’ydı. Ama bugün de faaliyet raporlarımıza
bakıldığında Aydınlar Ocağı’nın yine etkili olduğu ortada. Diyalog ve karşılıklı saygı esas olmalıdır. Saygı göstermeyen saygı bekleyemez. Bu milletvekilimiz iktidarın kol kola olduğu ve işbirliği yaptığı çevreleri içine sindire biliyor mu? Milliyetçiliğin, muhafazakârlığan artık devri geçti; biz değiştik Türkiyelilere bir cevabı var mı? İşte Tempo’nun iddiaları
Haftalık haber dergisi Tempo’nun son sayısında Aydınlar Ocağı’nın ideolojik çizgisinde sapmalar olduğu savunuldu. “Aydınlar Ocağı tütmüyor” başlıklı yorumda “Türkiye’de efsanevi milliyetçi örgüt, solcuların yeraldığı ulusalcı cepheye yakınlaştı” ifadeleri kullanıldı.
|