| Milliyetçiliğin Sözcükler Ve İmgeler Dünyasına Bir Katkı |
![]() |
| “Ya Rab bela-yı aşk ile kıl aşina beni, Bir dem bela-yı aşktan etme cüda beni” (tanrım, aşk belasıyla beni tanıştır, bir an bile aşk belasından mahrum etme beni) Fuzuli Milliyetçilik fikri millet ve devlet değerlerine sıkça işaret buyurur... Milliyetçik bugün dış politika, iç güvenlik gibi birçok alanda söylediği laflar ile siyasi bir ideoloji olarak katı haliyle duruyor...Heybesi çok yüklü bir kavram olarak milliyetçiliği ortaya atarak işin içinden çıkmak pekte mümkün değil...Çünkü
önümüzde bir kavram bütünlüğü olmayan ve üzerinde uzlaşılmamış bir milliyetçilik tarifleri geziyor...Dünyada ne kadar millet varsa, bir o kadar daha milliyetçilik tanımı yapılabilinir...Netice olarak Türk milliyetçileri tarafından bütün bir tarihsel deneyimimizden istifade ederek, bu kavramı milli kimlik şuuruna, manevi bütünlüğe ve insanî bir milliyetçiliğe oturtmamız gerekiyor...Yani Türkiye’yi “milliyetçilik” penceresinden bakarak anlamayı değil; milliyetçiliğe “Türkiye’nin bütünü”nden bakarak ortaya bir şeyler koyabilme şevk ve idealinden dem vuruyorum... Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Gazi’yi ve onunla beraber İmparatorluğu kuranların hiç birini Yunus’tan ayırmadığını belirterek, “ne zaman Orhan Gazi’nin çehresine biraz eğilsem, orada Yunus Divanından aksetmiş çizgiler görürüm” der...Osmanlı’nın temel harcında, Yunus’un şiirlerinde çiçeklenen sevgi vardır...Çakıltaşı milliyetçilerini de işte bu ana pınar beslemektedir...Evet çakıltaşı milliyetçisi “cümle yaradılmışa bir göz ile bakmayan; Şer’ün evliyasıysa hakikatte asidir” demektedir... O, bu toprakların gözle görünür en küçük çakıltaşını dahi dikkate alır...Bilir ki; Anadolu’nun en küçük taşından bile kültür kıvılcımları çıkabilir karşısına...Onun davası da, hülyâsı da somuttur...Havada uçan lâfları yoktur...Onun milliyetçiliği aşk gibi realitedir, bir hakikattir... Onun milliyetçiliğinde Kumrular sokaktaki hergün selam verip, hallihamur olduğu meşe ağaçlarının payı büyüktür...Onun hülyâsında; Anadolu kasabaları yer tutar...Silifke, Gemlik, Milas, Ezine, Pülümür, Urla, Cide ve birçok Anadolu kasabası sıcaklığı, samimiliği, sahiciliği ile çakıltaşı milliyetçilerinin fethini sayıklamaktadır... Gökkubbe; Onun dilinden Hayyam’dan bir beyite de şahitlik eder; Aziz Mahmud Hüdai ile birlikte “neyleyim ben dünyayı, bana Allah’ım gerek, aşık cananın ister bana Allah’ım gerek” huşûsuyla su üzerinden nefs-i
mutmainne merhalesine yürüyüşüne de... İmdi!...Özetlemek gerekirse, çakıltaşı milliyetçisinin özünde “Mecnun” yatar...Deli, tutkun, çılgın, çıldırasıya seven manalarına gelmektedir Mecnun...Evet, çakıltaşı milliyetçisi bu toprakların en küçük taşına, kanaviçe işlemelerine, Damal Bebeğine, Bünyan Halısına, Görece Nazar Boncuğuna, kasabalarına, Yalnızçam Dağlarına, ovalarına, yaylalarına, gazellerine, ağıtlarına, ninnilerine Mecnundur... Delilere aşina bu coğrafya yeni mecnunlarını gözlüyor...Delileri ile velileri birbirine karışmış; her köyünde bir delisi olan bu topraklarda; bu nev’i delilerin emâreleri çoktan ufukta belirmeye başladı bile... *Yağmur ALP Millethaber.com |
Love cheap thrills? Enjoy PC-to-Phone calls to 30+ countries for just 2¢/min with Yahoo! Messenger with Voice.
