Vefatının 23. yıldönümünde,
ÜLKÜCÜ HAREKETİN KUTUP YILDIZI: PROF. DR. EROL GÜNGÖR
Mütefekkir, münevver, âlim, muhlis, fehim, bir o kadar da mütevazı bir insan: Prof. Dr. Erol GÖNGÖR. O bir musaggaf. Yani başarmak için kendi değerlerini, kültürünü, medeniyetini yeterli gören insan, tıpkı bir Selçuklu dönemi mütefekkiri. O bir münevver. Batı'nın teknolojisini, ilmini, kalkınmasını gören, bilen, anlayan, ondan ibret alarak kendinin de başarabileceğini düşünen ideolog. Yani o bir Tanzimat sonrası Türk aydını. O aynı zamanda bir entelektüel, aydın, ziyalı. O, meslekî bilgi ve tecrübesini zihnî mecraya taşıyarak, kendi toplumuna yön verebilen ender şahsiyet. Yeri doldurulamayacak kadar büyük insan, iyi bir
idareci, mükemmel bir yönetici o. Yazık oldu bu millete onu erken kaybettiği için. Yazıklar olsun bu millete onu daha fazla okumadığı, anlamadığı için.
Tanzimat'tan bu yana Batı taklitçiliği, komünizm papağanlığı, emperyalist hayranlığı engellerini aşamayan ve "entel" olarak bilinen "düzmece aydın" kimliğine bürünen eli kalem tutanlardan ayrı bir silsile olarak Erol GÜNGÖR musaggaftan aldığı bayrağı günümüze taşıyan yarışçıların son temsilcilerindendir. Erol GÜNGÖR'ün ana diline hakimiyeti her Türk aydınında olması gereken en önemli vasfıdır. Dile hakimiyetin ölçüsü ise, o dille felsefe yapmaksa, bunu en iyi Erol GÜNGÖR yapmıştır. Osmanlıca'yı da bilmesi, ona daha derin bir dil kültürü kazandırmıştır. O kadar çok tercüme yapacak, fevkalade iyi derecede konuşacak kadar İngilizce bilmesi ise diğer bir üstün yanıdır onun.
Eserlerinden, Erol GÜNGÖR'ün tarih şuuruna sahip olduğu, özellikle medeniyetler
tarihi, fikir akımları, dinler tarihi ve felsefe bakımından birçok detaylara bağlı hassas yorumlar ve yeni bakış açıları getirecek kadar mütehassıs seviyede bulunduğu anlaşılmaktadır. Doğu'yu ve Batı'yı onun kadar yakından tanıyıp, ilmi hüviyetini hiç unutmadan, kendi kültürünün üzerinde sapasağlam durarak yorum yapmak az insana nasip olmuştur.
Bugün içine düştüğümüz ve düşürüldüğümüz durumda millet olarak belki başımıza gelen zilletlerin en fenâsını yaşıyoruz. Bugün sosyal-psikoloji profesörü Erol GÜNGÖR'e daha çok ihtiyacımız var. Bugün sosyolojimizin genleriyle oynanıyor, psikolojimiz kanser. Tahammül ve tedavi gücümüz olsa bile reçetemiz yok. Türkiye'nin çivisi oynadı. Gözümüzü para hırsı bürüdükçe kazanmak yerine tüketim yarışına giriyoruz. Borca battık. Bunun için Erol GÖNGÖR'e daha fazla muhtacız. Karar makamlarını elinde tutanlar popüler kültürden, artistik tavırlardan, slogan edebiyatından, takiyyeden, amatörlükten, sokak
mantığından kurtulamıyor. İşler kötüye gittikçe daha yaldızlı ambalajlarla içi boş paketler açılıyor. Tam bir sömürge zihniyeti. İşte Erol GÜNGÖR'den sömürge milletlerin ortak kaderini çizen mükemmel bir yorum: "İşgal altındaki memleketlerde hukuk genellikle sosyal değişmenin başlıca manivelâsı olarak sayılır. Kanunlar ihtiyaçları karşılamaktan çok, ihtiyaç gerekçesine dayanarak bütün bir hukuk inkılabını ve bu vasıtayla topyekun kültür değişmesini gerçekleştirmek için çıkarılır. Bu niyetin en iyi delili ise halkın çoğunluğu tarafından istenen neticelerden ziyade bir inkılapçı azınlığın emellerini tatmin etmiş olmasıdır".
Erol GÜNGÖR ilmiyle irfanını birleştirebilen bir münevverdir. Bütün eserlerinde, makalelerinde her cümle, her kelime ilim terazisinin hassas ölçüsünden geçmiş gibidir. Ancak bu mükemmel rasyonel bakış açısının hemen yanında hayret verecek derecede feraset sahibidir. Doğruyla yanlışı, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri,
milletine kurulan tuzakları, oynanan oyunları hep önceden sezmiş gibidir. Yüksek sentez kabiliyetiyle az sayıda veriden sağlam yorumlar çıkarır, yoğurur, pişirir sunar insanına her gün sıcak bir ekmek nefasetiyle.
Erol GÜNGÖR'ün eserlerini okumak, bilgi edinmenin ötesinde, apayrı bir hazdır. Her cümlesi, her kelimesi, her terkibi ayrı bir nakış, ayrı bir desendir. Akıcı üslubu içinde kaybolur kaç sayfa okuduğunuzu unutur gidersiniz. Temmuz ortasında bir gözeden buz gibi su içmeye benzer onu okumak. Kana kana yudumlar, her damlasını hissedersiniz. Doysanız bile itici gelmez, kısa süre sonra yeniden susar, aynı iştahla ona dönersiniz. Erol GÜNGÖR'ü okumamak ise gerçekten büyük eksikliktir. Özellikle de gençler için, daha büyük eksikliktir onu okumamak.
Prof. Dr. Ayhan SONGAR diyor ki, "Bir ilim adamı olarak onu bağrına basan vatan toprağını kıskanıyorum". Biz onun vefatından seneler sonra bile halâ öksüz gibiyiz.
Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet diliyorum. Ruhu şâd olsun.
Prof. Dr. Sedat TEMUR
| Prof. Dr. Erol GÜNGÖR (Kırşehir, 25 Kasım 1938 - İstanbul, 24 Nisan 1983) 25 Kasım 1938'de Kırşehir'de doğdu. İlk ve orta tahsilini burada tamamladı. Ahi Evran Camii imamı olan dedesinin çevresindeki insanlar sebebiyle tarih ve kültür konularına ilgi
duydu. Ortaokulda iken eski yazıyı öğrendi. Lisedeyken Lütfi İkiz beyden Arapça dersleri aldı. Böylece daha erken yaşlarda İslam-Türk kültür tarihinin ana eserlerini okuma imakanı buldu. Taberi Tarihi'nin tamamına yakınını ezberledi ve lise yıllarındaki bu durum hayatına yön verdi. 1956'da Kırşehir Lisesi'ni bitirdikden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Öğrencilik yıllarında devrin önemli ilim, fikir ve sanat adamlarıyla tanıştı. Bu arada Fethi Gemuhluoğlu tarafından Mümtaz Turhan'la tanıştırıldı. Mümtaz Turhan onu bir ilim adamı olarak yetiştirmek istedi. Bu teşvikle Hukuk Fakültesinden ayrılıp İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'nü geçti. Hem okuyor, hem de okuduğu fakültede memur olarak çalışıyordu. Ayrıca, Yeni İstanbul Gazetesi'nde de müsahhihlik yapıyordu. Bir ara üniversiteye misafir olarak ders vermeye gelen prefösör Hains'in laboratuvar asistanlığını yaptı ve onun derslerini
Türkçe'ye çevirdi. Bu arada fransızcasını geliştirdiği gibi ingilizceyi de öğrendi. 1961'de, fakülteyi başarıyla bitirince, başkanlığını Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın yaptığı Tecrübî Psikoloji kürsüsünde akademik kariyere başladı orada asistan oldu. Asistanlığı sırasında Türkiye'de yeni bir ilim dalı olan sosyal-psikolojiye yöneldi. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crithfield'in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçe'ye çevirdi. Akademik çalışmalarının yanı sıra dergi ve gazetelerde yazılar yazmaya devam etti. 1965'de “Kelâmî Sahada Estetik Yapı Organizasyonu” adlı teziyle Psikoloji doktoru oldu. 1966'da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal - psikolog Kenneth Hammond'un daveti üzerine Amerika'ya gitti. Bu üniversitenin (Institute of Behavioral Sciences) Davranış Bilimleri Enstitüsü’nde milletlerarası bir ekibin araştırmalarına katıldı. 1968'de yurda dönerek Tecrübi Psikoloji kürsüsünde Sosyal-psikoloji ders ve
seminerlerini yürüttü. Bu arada hazırladığı “Şahıslararası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü” konulu teziyle 1971 yılında doçent oldu. Erol Güngör üniversitede verdiği derslerle, ilmi yayınlarıyla Türkiye'de sosyal- psikoloji dalını önemli önemli bir saha haline getirdi. Başbakanlık Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür Bakanlığının çeşitli komisyonlarında vazife aldı. 1978'de “Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar” adlı teziyle sosyal-psikoloji profesörü oldu ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Profesör kadrosuna atandı 1982 senesinin Temmuz ayında Konya Selçuk Üniversitesi'ne rektör olarak tayin edildi ve 10 ay kadar süren bu görevi sırasında 24 Nisan 1983'de, evini Konya'ya getirmek için gittiği İstanbul'da kalp krizi geçirerek Hakk'ın rahmetine kavuştu. O, henüz 45 yaşındaydı ve bir çocuk babası idi. İslâm'ı ve milliyetçiliği bir arada ve yeniden değerlendiren
çalışmalarıyla dikkat çeken Erol Güngör, ölene kadar Yol, Töre, Türk Edebiyatı gibi dergiler ile Yeni Düşünce ve Ortadoğu gibi gazetelerde yazılar yazdı. Bir müddet Ortadoğu'nun başyazarlığını da yapmıştı. |
Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak Türkiye'de Misyoner Faaliyetleri İslam'ın Bugünkü Meseleleri İslam Tasavvufunun Meseleleri Türk Kültürü ve Milliyetçilik Kültür Değişmesi
ve Milliyetçilik Dünden Bugüne Tarih, Kültür ve Milliyetçilik Sosyal Meseleler ve Aydınlar Kelami Sahada Estetik Yapı Organizasyonu Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar İktisadi Gelişmelerin
Merhalesi Dünyayı Değiştiren Kitaplar Batı Düşüncesinde Büyük Değişme |