Moderntip Üzerine Düşünceler! / Cumhur Bulut www.millethaber.com
Bu çağ kendine uygun bir tipoloji oluşturdu: moderntip! Kaygısız, hedonist bir halet-i ruhiye, cilalı bir fizyoloji ve pazarlamacı bir karakter. İlkönce kendini pazarlıyor bu insan! Tepeden tırnağına bir süs yığını. Giyiminden saç ve tırnak bakımlarına kadar bir tezyin ürünü… Her şey marka onun için. Mintanı, pabucu; cep telefonu, saati… arabası, esansı ve sigarası… hem aksesuar kendisi hem de kapital!
İnsanın hakikati binlerce yıldır değişmedi ama hayatı sürekli değişiyor. Biyolojisi aynı lakin psikolojisi sürekli tebeddül(1) halinde. Her keskin viraj yeni yaşam şekilleri doğuruyor insan için. Son iki yüz yılın hayatımızı değiştiren zaviyesi: Modernizm! Geçmişinden kopan insanın maceralarını izliyoruz perdede… Geçmişinden kopan, yani geleneklerinden, öz ve kök değerlerinden! Geleneği oluşturan ve onu devamlı kılan ise kutsal olan değerler! İnanıştan gelen ritüeller, fiiller ve alışkanlıklar… eskiye nazaran, “eskiye” fazlaca değer vermeyen bu tip nereye doğru sürükleniyor? Bir meçhule…
En başta “kutsal”ı yok bu insanın. Mukaddeslerini birer birer terk ediyor. Bireysel kutsallıkların terk edildiği bir varyantta içtimai mukaddeslerden de söz edilemez! Azami müşterekleri oluşturan bütün teçhizatlar milli-sosyal alanda ya kutsaldır ya da kutsal kabul edilmiş. Moderntip bunlardan vazgeçmek üzere! Sunileştirilen bağlar veyahut ihdas edilmeye çalışılan yeni rabıtalar insanları birlik yapamaz, birliği müstakil halde tutamaz!
Kutsalı olmayanın kavgası da olmaz elbet. Ya da mukaddes cidallerin içinde bulamazsınız onu. O başka beklentilerin arzu ve heveslerin derdinde! Bu öznenin tek gerçeği var: keyfim yerinde olsun! Ve tek kaygısı var; keyfiyet, şatafat ve imtiyaz sür git devam etsin! Kimse dokunmasın O’na ve bozmasın rahatını, yılanlar bin yaşasın! Bu bir “Lüküs Hayat”(2) temsili, sahnesi ise bütün hayat.
Yalnızlaşıyor gitgide insan. Yalnızlığı yeğliyor. “Adam” olmadan “birey” olmanın derdinde. Buna tekamül diyemeyiz. Düpedüz irtica bu! İptidai insana yaraşır bir hayat tarzı. Anarşist! Kendisinden başka bir değer taşımayan, sadece kendi çıkar ve faydasını düşünen bu insan aslında bütünü yok ediyor. Üzerinde taşıdığı hastalığı bulaştırmadığı mekan yok gibi. Gayesi ve kaygısı zevk üzerine tesis edilmiş. Maddi olana ulaşmak ve maddiyata sahip olmak için her şey mubah!
Mukaddeslerin yerini “moda ve marka” almış! Yüzyüze geldiğimiz insanlar esasen bir bil board: reklam levhası! Ayak uçlarındaki ojeden saç tellerinin boyasına kadar. Teşhir sadece aksesuarda kalsa iyi, bedenleri de içine almış. Moderntip bir anaforun içinde bilmediği bir merkeze doğru çekiliyor, bir meçhule yol alıyor.
İşte bir örnek: mankenler! Dişi veya erkek. İnsan neslinin en cezbedici olanları. Televizyonlarımızın, gazete ve mecmualarımızın vazgeçilmez gözdeleri sunumlarının çok dışında bir ilkelliği sergiliyorlar aslında. Gayrı ahlaki yaşantılarını bir kenara bırakın, muhtevasızlıkla karşı karşıya bırakıyor bizi. Cehaletleri albenilerinin üzerinden aşıp hayrete gark ediyor tüm izleyenleri. Dışı güzel fakat içi çamur bu insancıkların!(3) Çamurlukları yaşantılarının topluma verdiği zararla doğru orantılı.(4)
Bütün mukaddeslerimiz tali planda. Düşman bir medeniyetin tahakkümü altındayız. O ne derse sorgusuz sualsiz kabul ediyoruz. Moderntip onun eseri! Tıpkı onun gibi hedonist, tıpkı onun gibi emperyalist! Kaygıları da, istek ve arzuları da batılı insanla aynı! En büyük tehdit de burada. Globalleşme, sadece devletlerin sınırlarını yok etmek değil, insanlar arsındaki değer farklılıklarının da ortadan kalkması olsa gerek!
Ölçü elimizde: “Bir kavme benzeyen onlardandır”(5) diyor Yüce Peygamber (S.A.V). Caddeler, sokaklar ve binalar bu ağırlığı taşıyamayacak! Dağların taşıyamadığı yük bu olsa gerek: şuur! Dünyaperest bir medeniyet bizi sarmak üzere. Heyhat! Biz kime benzeyeceğiz? Döktüğü kandan başka bir zaferi bulunmayan bir medeniyete benzemek onlardan olmak olur!
Taşıdığımız cep telefonundan çok daha akdem ve çok daha akdes değerlerimiz var bizim. “Maddi olan ancak cüzdanda yer bulmalı gönülde değil” diyor bir gönül adamı!(6) Fakat bu insan bize yabancı! Demokrasi havarisi olabilir, sekülerizm(!)(7)savunucusu da olabilir… ama akşamı nerede ve kimin yanında geçireceğinin kaygısını çeken bizden olamaz!
Bizim insanımız, kutsallarımız etrafında birleşen insandır. Azami müştereklerde buluşan… pazarlama metaı olmayan, bireyden önce “adam” olma gayretini taşıyan… kaygılarıyla, arzu ve hevesleriyle hepimizin değerlerini savunandır bizim insanımız.
İnsanın hakikati binlerce yıldır değişmedi ama hayatı sürekli değişiyor. Biyolojisi aynı lakin psikolojisi sürekli tebeddül(1) halinde. Her keskin viraj yeni yaşam şekilleri doğuruyor insan için. Son iki yüz yılın hayatımızı değiştiren zaviyesi: Modernizm! Geçmişinden kopan insanın maceralarını izliyoruz perdede… Geçmişinden kopan, yani geleneklerinden, öz ve kök değerlerinden! Geleneği oluşturan ve onu devamlı kılan ise kutsal olan değerler! İnanıştan gelen ritüeller, fiiller ve alışkanlıklar… eskiye nazaran, “eskiye” fazlaca değer vermeyen bu tip nereye doğru sürükleniyor? Bir meçhule…
En başta “kutsal”ı yok bu insanın. Mukaddeslerini birer birer terk ediyor. Bireysel kutsallıkların terk edildiği bir varyantta içtimai mukaddeslerden de söz edilemez! Azami müşterekleri oluşturan bütün teçhizatlar milli-sosyal alanda ya kutsaldır ya da kutsal kabul edilmiş. Moderntip bunlardan vazgeçmek üzere! Sunileştirilen bağlar veyahut ihdas edilmeye çalışılan yeni rabıtalar insanları birlik yapamaz, birliği müstakil halde tutamaz!
Kutsalı olmayanın kavgası da olmaz elbet. Ya da mukaddes cidallerin içinde bulamazsınız onu. O başka beklentilerin arzu ve heveslerin derdinde! Bu öznenin tek gerçeği var: keyfim yerinde olsun! Ve tek kaygısı var; keyfiyet, şatafat ve imtiyaz sür git devam etsin! Kimse dokunmasın O’na ve bozmasın rahatını, yılanlar bin yaşasın! Bu bir “Lüküs Hayat”(2) temsili, sahnesi ise bütün hayat.
Yalnızlaşıyor gitgide insan. Yalnızlığı yeğliyor. “Adam” olmadan “birey” olmanın derdinde. Buna tekamül diyemeyiz. Düpedüz irtica bu! İptidai insana yaraşır bir hayat tarzı. Anarşist! Kendisinden başka bir değer taşımayan, sadece kendi çıkar ve faydasını düşünen bu insan aslında bütünü yok ediyor. Üzerinde taşıdığı hastalığı bulaştırmadığı mekan yok gibi. Gayesi ve kaygısı zevk üzerine tesis edilmiş. Maddi olana ulaşmak ve maddiyata sahip olmak için her şey mubah!
Mukaddeslerin yerini “moda ve marka” almış! Yüzyüze geldiğimiz insanlar esasen bir bil board: reklam levhası! Ayak uçlarındaki ojeden saç tellerinin boyasına kadar. Teşhir sadece aksesuarda kalsa iyi, bedenleri de içine almış. Moderntip bir anaforun içinde bilmediği bir merkeze doğru çekiliyor, bir meçhule yol alıyor.
İşte bir örnek: mankenler! Dişi veya erkek. İnsan neslinin en cezbedici olanları. Televizyonlarımızın, gazete ve mecmualarımızın vazgeçilmez gözdeleri sunumlarının çok dışında bir ilkelliği sergiliyorlar aslında. Gayrı ahlaki yaşantılarını bir kenara bırakın, muhtevasızlıkla karşı karşıya bırakıyor bizi. Cehaletleri albenilerinin üzerinden aşıp hayrete gark ediyor tüm izleyenleri. Dışı güzel fakat içi çamur bu insancıkların!(3) Çamurlukları yaşantılarının topluma verdiği zararla doğru orantılı.(4)
Bütün mukaddeslerimiz tali planda. Düşman bir medeniyetin tahakkümü altındayız. O ne derse sorgusuz sualsiz kabul ediyoruz. Moderntip onun eseri! Tıpkı onun gibi hedonist, tıpkı onun gibi emperyalist! Kaygıları da, istek ve arzuları da batılı insanla aynı! En büyük tehdit de burada. Globalleşme, sadece devletlerin sınırlarını yok etmek değil, insanlar arsındaki değer farklılıklarının da ortadan kalkması olsa gerek!
Ölçü elimizde: “Bir kavme benzeyen onlardandır”(5) diyor Yüce Peygamber (S.A.V). Caddeler, sokaklar ve binalar bu ağırlığı taşıyamayacak! Dağların taşıyamadığı yük bu olsa gerek: şuur! Dünyaperest bir medeniyet bizi sarmak üzere. Heyhat! Biz kime benzeyeceğiz? Döktüğü kandan başka bir zaferi bulunmayan bir medeniyete benzemek onlardan olmak olur!
Taşıdığımız cep telefonundan çok daha akdem ve çok daha akdes değerlerimiz var bizim. “Maddi olan ancak cüzdanda yer bulmalı gönülde değil” diyor bir gönül adamı!(6) Fakat bu insan bize yabancı! Demokrasi havarisi olabilir, sekülerizm(!)(7)savunucusu da olabilir… ama akşamı nerede ve kimin yanında geçireceğinin kaygısını çeken bizden olamaz!
Bizim insanımız, kutsallarımız etrafında birleşen insandır. Azami müştereklerde buluşan… pazarlama metaı olmayan, bireyden önce “adam” olma gayretini taşıyan… kaygılarıyla, arzu ve hevesleriyle hepimizin değerlerini savunandır bizim insanımız.
Kutsal sevdaların ve kavgaların içinde de ancak bu insanı görebilirsiniz. Zaaflarının elinde oyuncak olmuş insanlardan kurtuluş reçetesi beklemek abesle iştigal.
Kötü etrafımızda tur dönüyor. Damarlarımızda gezen iblis misali. Kötü olana düşkünlük, onu masum ve meşru göstermek başka bir hata! (8)
Moderntip’in zevkle sömürdüğü aslında bizzat kendisi. Kendisini kaybettiği için bir çok değeri yitiriyor. Mukaddesi olmayan insan her şeye sahip olur! Hem de her metaya… belki de içtimai kaygıları çekmek ve doğrultusunda mücadele etmek bu yüzden zor geliyor olabilir bu insana…
Kolay olan, kolay elde edilen cezbedici özellikler taşır; yormaz evvela insanı, sonra eğlendirir onu. Her gün daha çok şeye sahip olmaktan başka bir derdi olmaz bu insanın. Kadehler “şerefe” kalkarken, cam bardaklardan ne beklenir bilinmez! Kendinden kaçan insanın trajedisi bu. Bir mankurt zihniyeti ile karşı karşıyayız. Sorumsuz! Kendinden geçmek için, başkalarına benzemek için tüm değerlerini satan bir anlayış.
Uçurum var! Gerçeğimizle bu insan arasındaki bir uçurum… eğer moderntip’in ardına düşersek sonumuz uçurumdan aşağı yuvarlanmak olacak. Biz gerçeğimizin derdine düşmeliyiz. Gerçek tipolojimizin: Türk Tipi! Duyarlı. Hisleriyle, emel ve fiilleriyle bizden! Bir edep ve ahlak adamı kastettiğimiz. Şerefi cam kadehlerde değil de bizzat “şerefli” yaratıldığının şuurunda olan bir tipoloji…
Dipnotlar
1 Tebeddül: yenilenme değişme
2 Ülkemizde en çok sahnelenen tiyatro oyunlarından. 3 ATSIZ’ ın “Topal Asker” şiiri
4 Lakin aynı komik, aynı muhtevasız: boş, insancıklar Tv dizileriyle bütünü etkisi altına almış durumda… Mankenlik kavram olarak: güzel gösterme sanatı. Geçmişte RP de manken Gülay PINARBAŞI'yı renklerine bağlamıştı! kendisini güzel göstersin diye…
5 Ebu Davut’tan rivayet. Sahihtir!6 Mehmet Deniz KINIKLI: “ paranın yeri cüzdandır gönül değil”
7 Burada o “sus” yapan hemşire portresi gözünüzün önüne gelsin.
8 M.R.V.
Luggage? GPS? Comic books?
Check out fitting gifts for grads at Yahoo! Search.