YÜKSELEN OTORİTE ARZUSU MU
YOKSA MİLLİYETÇİLİK Mİ (1)/ Av. Mehmet Tolga Akalın /
Günboyu Gazetesi
Siyasette ortalama eğilim olarak ifade edilen konjoktür, esasen
seçmenlerin bir döneme ilişkin birincil taleplerinin
ortalamasıdır.Siyasetin makul aklı,siyasal ifadesinin en azından bir
bölümünün bu konjoktür ile paralel olmasına dikkat eder.Türkiye’nin son
dönem konjoktür tahlilleri,2007 seçimlerinin yükselen milliyetçilik
düşüncesi zemininde‘’önce Türkiye’’ifadesi altında geçeceği izlenimini
uyandırmıştır.
Toplumsal süreçlerin tahlil ilmi olan sosyolojinin evrensel
ilkelerinin azlığı esasen onun milli kültürler ile zoraki dansından
kaynaklanmaktadır. Bugünkü sosyoloji ilminin genel ilkelerinin batı kaynaklı
toplumculuk anlayışlarından türediği de vakıadır. Türkiye’de milli güvenlik
risk faktörü olarak görülmesi gereken bir iktidar uygulamaları nedeni ile
ortaya çıkan tepki, batılı muhataplarca tarihi arka planlarına uygun olarak
yükselen milliyetçilik biçiminde bir sosyolojik yoruma tabi kılınmıştır.
Batılı siyasi seçkin tarafından‘’Türkiye’ye ne oluyor’’sorusuna
verilen cevap milliyetçiliğin yükselmesi yönünde olunca Türk siyasi seçkini
de yaşadığı akıl tutulmasının doğal sonucu olarak batı kaynaklı algılamaya
mal bulmuş magribi misali katılmıştır.Özellikle siyasal milliyetçiliği genel
kabul görmüş hareketler açısından bu ortam bulunmaz nimet olarak addedilmiş
ve kadrolar konjoktürel yükseliş hevesine girmişlerdir.Bunun kolaycılık ve
daha ötesi bir algılama zafiyeti olduğuna ilişkin çığlıklar ve yeni yöntem
önerileri de yükselişi baltalayan haince hareketler olarak klasik değilleme
sürecine sokulmuş ve siyasal tabanın güce iltica etme geleneği ve dışa
kapalılığı kullanılmıştır.
Oysa güvenlik kaygısı ve buna bağlı olarak yükselen devlet ve otorite
arayışını yükselen milliyetçilik olarak tanımlama basiretsizliği Türk
seçmenini karşıtlıklar girdabına itmiş ve milli makuliyeti zafiyete
uğratmıştır.
Bu tanımlama zafiyeti o kadar geniş alana yayılmıştır ki süreci
oluşturan faillerinin dahi son kurban bayramında ayına yıldızına kurban
oldukları milliyetçiliğin en makul ve açık göstergesi olan
bayrak,Tandoğan,Çağlayan’dan sonra AKP nin Erzurum mitinginde de parti
bayrağının yerini almıştır.Birer milli tepki mitingleri olarak
nitelendirilen Tandoğan ve Çağlayan mitingleri düzenleme amacına uygun
olarak nihai noktada sol siyasetin külleri üzerinden yeniden doğuşuna
yardımcı olduğu da muhakkaktır.Sanırım İzmir bunun tescili olacaktır.
Gerçi mitinglerin iradesi bu yönde değildir. Ancak katılımcıların
rejim kaygıları o kadar çok tahrik edilmiştir ki sonuçlar sebep olarak
algılanmaya başlamıştır. Biraz açmak gerekirse AKP yönetimi ve dolayısıyla
rejim tehdidi esasen bir sonuçtur.Ana sebep ılımlı İslam, dinler arası
diyalog gibi ifadeleri olan, kurumsal taşeronluğunu AB nin yaptığı küresel
modern kölelik olarak tanımlanan yeni dünya düzenidir. Mitinglerdeki Ne ABD
ne AB tam bağımsız Türkiye sloganı esasen sağduyuya dayalı bir tepkinin
ifadesidir.Ancak bu milli tepki devşirme organizatörleri nedeni ile
küreselci makuliyet çizgisine çekilmiştir. Deniz Baykal ’ın referans
gazetesine verdiği mülakatı değerlendiren Ertuğrul Özkök Baykal’ın AB
yanlısı ,piyasa dostu ve devleti garson devlet zaviyesine düşüren
açılımlarını makul kürsüye çıkmak olarak nitelendirmiştir.
Türkiye için makuliyetin ölçeği bir defa daha ve her iki iktidar adayı
siyasi hareket açısından da küreselleşmeye uyum olarak ortaya
konmuştur.Türkiye entegre bir toplum mühendisliği çalışması ile seçime tek
bayrak altında ikili kulvarda girmektedir.Ne yazık ki küresel arzu birleşik
kapları kurmuştur. Küçük denge adacıklarının ne oranda temsil edileceği
ikincil sorundur. Ayrıca ovaya inenler bu konumu çoktan özümsemişlerdir.Türk
bayrağının küresel işbirliğine örtü oluyor ve olacak olması da tarihin
yorumlayacağı akıl almaz bir çelişki olacaktır.
Mehmet Tolga AKALIN
_________________________________________________________________
Her yönüyle sohbetin tadi ancak Messenger ile çikar!
http://messenger.msn.com/?mkt=tr&DI=3490&XAPID=2584