Türk Milliyetçiliği: Hem Meşru Hem Mahkum; Hem Mücrim Hem Masum
Cumhur BULUT - www.millethaber.com
03.03.2007
Hem meşru, hem mahkûm; hem mücrim(1) hem de masum… bir kavram için karmaşık bir hal… Önüne gelenin bir değer biçmeye kalktığı ve dahi sınır koymaya çalıştığı sosyal-siyasi bir meseledir Türk milliyetçiliği.
Başı sıkışan ona sarılır; sığınır, ne büyük bir kuvvet olduğunu savunur. Rahata eren de evvela ondan kurtulur, kötülüğünden dem vurur! Meşhurumuz bu bakımdan biraz gizemli, biraz çeşitli, fazlaca kuvvetli, şaşılacak derecede caydırıcı ve bir o kadar da dertlidir…
Mevhum esasen hepimizin aşinasıdır. Kapı komşumuz gibi tanıdık; bizden ve bildik! Fakat bazen muğlak ve uzak görünür. Her halde aramızdaki bu ilginç münasebet izaha çalışacağımız meselenin zorluğunu ortaya koyacaktır.
Önce Millet!
Önce Millet!
Sözlükler milleti tarifte cömert davranıyor. Genetik, etnolojik, zoolojik ve sosyolojik disiplinler tekmili birden tek manada cem oluyor. İzah bu noktada zorlaşıyor. Kerameti burada olsa gerek: Hepsi birden bu isimde buluşuyor! Kökü İbranice: “mil”, konuşmaktan geliyor. Bize Arapça’dan intikal. İlk defa son dönem Osmanlı aydınları(2) sayesinde tanışıyoruz meşhurumuzla. Fransızca “national”ın yerine milleti ikame ediyorlar. Ama kimin ilk defa kullandığı bilinmiyor. Hazret, fikri sahamızın gerçek
padişahı.(3)
Fikri sahamız dedik ya; çok geniş bir alan! Referansa göre tarifi de muhtevası da değişiyor. Gökalp’in önceliği başka, Yahya Kemal’in ona keza… Atsız’ın akdemi(4) tarihi romantizm, Nurettin Topçu ve Yusuf Akçura; toplumcu. Gaspıralı ufuk!… Meselede Peyami Safa; doyurucu… Taşer, tasavvufçu… Yurdakul şair… Erol Güngör; mest edici, Atatürk ve Başbuğ Türkeş’te ise tarif; siyasi ve hepsi!... ve daha niceleri; eskileri ve yenileri.
En iyi tarifi Gökalp yapıyor:(5) “Millet, ne ırkın, ne kavmin, ne coğrafyanın, ne politikanın ne de iradenin belirlediği bir topluluk değildir. Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur. Türk köylüsü onu (dili dilime uyan, dini dinime uyan) diyerek tarif eder”
Bütün tariflerin menbağı ve nüvesi bu. Dil, din, ahlak ve terbiye… Her milletin millet tarifi de buna göre şekilleniyor. İnanç birliği, ülkü birliği, kader birliği bu temel üzerine oturuyor.
Millet, esas itibariyle sosyolojik bir tabir. Tarih olgunlaştırıyor onu. “Geçmişi bir olmak” müşterekleri artırıyor, zenginleştiriyor. İnsanın hemcinsleriyle birlikte yaşama mecburiyeti tarih süzgecinden geçerken milleti oluşturuyor. Bu bir tekamül…
İnançların da milleti manalandırmada etkisi var. Batılıların ve Yahudilerin tariflerinde istinat “ırk”. Bu bizim çok dışımızda. İslam, “ırk” ve “ırkçılık” tabirlerine düşman. “İnanalar kardeştir”(6) buyuruyor Kur’an.
Aynı surenin müteakip ayetlerinde konu vuzuha kavuşuyor: “…kavim kavim yarattık”(7)… İşte Rum Suresi 22. Ayet; “…insanların dillerinin ve renklerinin ayrı oluşu Allah’ın varlığına delildir” hükmünü veriyor. Dahası Kur’an-ı Kerim’de tam onbeş yerde geçiyor “millet”. Demek ki, millet sosyolojik olmasının yanında aynı zamanda bir ilahi takdir!
Şu halde, ilahiyat, tarih ve sosyoloji ilimleri kesin bir hüküm ortaya koyar ki, o da arz üzerinde yaşayan bütün insanlar “milletler” olarak hayatlarını sürdürmektedirler.
Bütün bu sebeplerden dolayı biz Türkler, milletin tarifini yaparken, hem inancımız gereği hem de tarihi birikimimizden dolayı kendimize mahsus ifadeleri ortaya koyarız. Bize göre asıl olan; aynı duygu ve
düşüncede bir araya gelmektir. Dil birliği, soy birliği, ülkü birliği, kader birliği, kültür birliği bu toplamın parçaları. Duygu ve düşünceleri şekillendiren ise inanç sistemidir.
Şimdi Türk!
Bir zorluk da burada! Milletimizin özel ism-i sıfatı. Türk hem isim hem sıfat. İsmin ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle beraber manaları hususunda çokça tespit bulunmaktadır.
Tarihte “Türk” adını taşıyan ilk devlet “Göktürkler”. Fakat bu isim nereden gelmiştir? Arap tarihçisi El Mesudi: “Türkler, Nuh peygamberin üç oğlundan Yafes’in soyundandır” diyor. Tac-üt Tevarih yazarı Hoca Saadeddin Efendi dahil bütün Osmanlı vakanüvisleri(8) bu görüşü benimsiyor.
Gökalp, “Türk” adının, töreli;
yasası olan anlamına geldiğini düşünüyor. Çin kaynaklarında Tu-ku-e: miğfer, başı koruyucu manasında geçiyor. Hint kaynaklarında “Turukha” oluyor. Rivayetler çeşitli. Proto kavimler döneminde “Türk” diye bir kabilenin olup olmadığı ise bilinmiyor.
Fakat en gurur verici izahı Kaşgarlı Mahmut yapıyor: “Türk adını bize Tanrı vermiştir.” Mesnedi bir Had-i Kuds-i(9). “Allah buyuruyor ki; Benim ordum vardır, O’na Türk adını verdim ve onları doğuda yerleştirdim. Her hangi bir kavme karşı gazaba gelsem bu ordumu onların üzerine sevk eder ve onları helak ederim.” Ne büyük bir onur!
Bu bize yeter. Kaşgarlı Atamız manasına ekliyor: “güçlü, kuvvetli, güzel ve çağ.” Her şeyi ve milletleri yaratan Allah
onların isimlerini de verir elbette!
İmâni bir mesele bu. Her şartta inançta birlik. Millet, sosyolojik bir yapının adı. Türk, saf ve temiz imanda birleşenlerin adı. İmandan kasıt: İslam inancı. Her ilahi din ilk geldiği hali ve ismiyle İslam. Türkler ise tarih boyunca her daim bu inancın mensubu. Tarih şekillendirmiş onu. Kader pekiştirmiş. Hedef birliği Çin Seddi’nin önünde de, Viyana kapılarında da, Çanakkale’de de aynı. Coğrafyalar, ülkeler dize gelmiş. Aynı dille kavilleşilmiş; aynı bedii eserleri vermiş. Vel’hasılı kelam; Türk doğmuş, Türk olmuş…
İmâni bir mesele bu. Her şartta inançta birlik. Millet, sosyolojik bir yapının adı. Türk, saf ve temiz imanda birleşenlerin adı. İmandan kasıt: İslam inancı. Her ilahi din ilk geldiği hali ve ismiyle İslam. Türkler ise tarih boyunca her daim bu inancın mensubu. Tarih şekillendirmiş onu. Kader pekiştirmiş. Hedef birliği Çin Seddi’nin önünde de, Viyana kapılarında da, Çanakkale’de de aynı. Coğrafyalar, ülkeler dize gelmiş. Aynı dille kavilleşilmiş; aynı bedii eserleri vermiş. Vel’hasılı kelam; Türk doğmuş, Türk olmuş…
Nihayet Türk Milliyetçiliği!
Türküz Türkler yoldaşımız
Hesaba gelmez yaşımız
Nerde olsa savaşırız
Türküz türkü çağırırız
(Aşık Veysel)
Millet tarifi her millete göre değiştiği gibi “milliyetçilik” tarifleri de farklı. Bu fark inanç sistemlerinden doğar. Din bir bakıma insanı sınırlayan sistemin adı. Azgınlık ve aşırılıklara karşı ilahi bir kontrol.
Hıristiyan Batı alemine ve Yahudiler’e göre milliyetçilik, “ırkçılık”. Nazizm ve Faşizm bunun göstergesi. Emperyalizm, yani sömürü onların ürünü. Dünya tarihi bunun parametresi!
Tüm batı ırkçılık yönünden sabıkalı. Kendilerini “üstün ırk” addediyorlar. Zenciler köle, Müslümanlar kafir! Sömürülmeli ve yok edilmelidir. İşte yaşadıklarımız ve okuduklarımızın hülasası.
Yahudiler ise daha vahim ve vahşi bir inancın sahibi: “…Çünkü sana kulluk etmeyen millet harap olacak. Ve seni sıkıştıranların oğulları sana eğilerek gelecekler ve seni hor görenlerin hepsi senin ayaklarının tabanında yere kapanacaklar ve sana Rabbin şehri 'İsrail Kuddüsunun Sionu', diyecekler. Ve milletlerin sütünü emeceksin ve kralların memelerini emeceksin.”(10) Muharref Tevrat bunun gibi birçok vahşi emperyalist bölümle dolu.
“Küfür Tek Millettir” diyor Peygamber efendimiz (s.a.v). Dünya tarihi milletler mücadelesinin arenası. Mücadele sonsuza dek sürüp gidecek. Bâtılı hakim kılmak isteyen milletlerle Hak’ı hakim kılmak isteyen milletler arasında!
İslam dayanışma dini. Onun çerçevesi içinde Hz. Bilal-i Habeşi de bir, Hz. Ebu Bekir de. Üstünlük Allah’a yakınlıkta! Ölçü belli: gidenler bilir, her Cuma namazında imam efendi okuyor ayeti: “Şüphesiz Allah adaleti, insanlara iyilik etmeyi, akrabaya, bakmayı emreder. Hayasızlığı, fenalığı, azgınlığı yasaklar, tutasınız diye size öğüt verir…”(11) Ayet’de geçen akrabamız kimdir? Geniş manada millet. Azami müştereklerde bir araya geldiğimiz, tarihin yoğurduğu, kültürel kodlarımızın aynı olduğu insanlar. Açken tok yatamayacaklarımız! Zulüm görürken sessiz kalamadıklarımız! Kapı komşumuzdan başlayarak Doğu Türkistan, Kerkük, Bosna, Karabağ ve Batı Trakya’da yaşayan soy, dil ve din kardeşlerimize kadar… Dünyayı aynı gözle gördüğümüz insanlar.
Milliyetçilik bir şuur meselesi. Bir üst merhale. İlkönce “millet olduğunu fark edeceksin” “ötekinden farklı” olduğunu idrak edeceksin. Öteki kim? Milletler mücadelesinde seni yok etmek isteyen; günü geldiğinde vatanını işgal eden, temsil ettiği değerler bakımından seninle çatışan/savaşan milletler. İngiliz, Rus, Alman, Fransız, Arap, İtalyan, Yahudi…
Bu bir gerçek! Bu savaş sonsuza dek sürecek! Sen kendini müdafaa edeceksin. Her dem olduğu gibi meşru bir müdafaa! Her millet bu mücadelede üzerine düşeni yapıyor. Hayatını idame ettirmek için politikalar üretiyor. Gerekirse savaşıyor.
Türk milleti bu savaşta istese de istemese de var! Bizim dışımızdakilerin tarihi düşmanıyız. Varlığımız ve temsil ettiklerimiz potansiyel düşman. Batılı bizi bu gözle görüyor. Sarılacağımız tek dal Türk milliyetçiliği. Sınırları da ülküleri de belli olan bir milliyetçilik bu!
Büyük ve çok yönlü bir taarruz altındayız. Parçalanmak, yokedilmek isteniyoruz. Tarih ve yaşadıklarımız buna şahit! Kuvvetli bir idrak gerek. Cumhuriyeti kuran milletin adı: Türk! Fakat Türk milliyetçiliği mahkum! Kurumlar Türk: Lakin Türk milliyetçiliği mücrim!
Bu arada çeşitleriyle de tanıştık! Oysa biz bir tek Türk milliyetçiliği var sanıyorduk! “Kafatasçı Milliyetçiliği”, “Hizmet Milliyetçiliği”, “Pozitif Milliyetçilik” ve “Falancı Milliyetçilik”ler de türedi. Hem de ben de milliyetçiyim diyenler yaptı bunu!(12)
Türk Milletinin malını ve değerlerini pazarlayanlar “Hizmet Milliyetçisi” bunlara alkış tutup bizi “mahkum” etmek isteyenler “Pozitif Milliyetçi” biz ise “Kafatasçı Milliyetçisiyiz”.
Çok görmemek lazım. Vaktiyle “Milli Şef” unvanlı bir başbakan sırf Almanlara karşı savaşı kazanacağını anladığı komünist Ruslara şirin gözükmek için Türk Milliyetçilerini mahkum etmişti! Tabutluklarda Alman malı işkence aletleriyle “ırkçılık” suçlamasıyla zulmedildi edildi onlara. İronisi burada!(13)
Türk milliyetçiliği büyük bir güce sahip. Çünkü öznesi çok kuvvetli: Türk milleti. Mesele bu gücün farkına varıp harekete geçirmek.
Türk milliyetçiliği bu toprağın çocuklarının hakkı. Özmalı... Varlık, birlik ve ebed fikrimiz ancak onunla ayakta durabilir. Yoksa ne şahsi ne de milli bir gelecekten söz edemeyiz.
Nesl-i hâzıra(14) büyük görevler düşüyor. Zaten her yönüyle bir kıskacın içine alınan Türk milletine ve değerlerine sahip çıkılmalı. Sevgiden başlamalı her şey. Bütün değerlerimize sahip çıkmalıyız. “Sevgi delil ister” diyor bir gönül adamı.(15) Delilimizi ortaya koymamız gerek.
Şifre belli; “milliyetçi, muhafazakar, mukaddesatçı ve demokrat.” Mazi birliğimiz, Ati ülküsünde ancak bu minval üzerinde Türk milliyetçiliği üzerinden şekillenir.
Fakat önce insan. Bizim insanımız. Adı sanı Türk olan Türk milleti.
Dipnotlar
1 Mücrim: cürüm işleyen suç işleyen. suçlu
2 Jön’ Türkler, Genç Türkler, İttihatçılar vs.
3 Sağlam bir kaynaktan öğrendim. Kaynak: Erkan ŞİMŞEK
4 Akdem: Önceliği olan
5 Bu arada teoride Gökalp’çi olduğumuz ortaya çıktı.
6 Hucurat Suresi 10. Ayet
7 Hücurat Suresi 13. Ayet
8 Vakanüvis: Bir bakıma tarihçi. Olayları kayda geçiren manasında.
9 Hadis-i kuds-i: Dini terim. Peygamber Efendimizin kaynağı Allah’tan olan sözü. Hadislerden ayrılan vasfı hitabında. “Allah Buyuruyor ki,” diye başlıyor.
10 Muharref Tevrat: İşaya Bölüm 60/10
11 Nahl Suresi 90. Ayet. Hutbeden sonra hem de Türkçe okuyor imam efendi. Öğüt alalım diye!!!
12 Bunlardan biri
Başbakan sıfatını taşıyor, diğeri Milliyetçi aydın Mümtazer Türköne! İsmet Berkan’ la aynı kafadan
13 Bizzat Reha Oğuz Türkkan’dan dinlemiştim!
14 Nesl-i Hâzır: Şimdiki nesil
15 Mehmed Deniz Kınıklı.
Don't get soaked. Take a quick peak at the forecast
with theYahoo! Search weather shortcut.