Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Message search is now enhanced, find messages faster. Take it for a spin.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Yükselen milliyetçilik mi?   Message List  
Reply | Forward Message #1961 of 6589 |
Yükselen milliyetçilik mi? / Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün
 
'Borsanın yükselmesi" ve "milliyetçiliğin yükselmesi" arasında nasıl bir ilişki vardır acaba? Bu, bir kelime oyunu olsa gerektir. Ama oyunları da ciddiye almak gerekiyor. Oyunlarımızı kelimelerle kurarız. Herhangi bir oyunun dili başka oyunlara da uygulanabilir.
Şu aralar "milliyetçilik yükselişte" gibi bir vurgunun, "borsa yükselişe geçti" gibi bir oyundan ödünç alındığı kuşkusu var içimde. Hayatımız borsalaşmış vaziyette. Nitekim TV'deki açıkoturumlar, gazete yazıları "yükselen milliyetçiliği" irdeleyip duruyorlar; tıpkı brokerların borsadaki değişmeleri irdelemesi gibi.
"Milliyetçilik yükselmekte" gibi bir söylemin panik yüklü bir söylem olduğunu kolayca görebiliriz. Panik borsada da olur. Lakin farkları görmek gerekir. Borsada kıymetler yükseldi mi, brokerların keyfine diyecek olmaz. Borsada genellikle düşüşler panik havası doğurur. Politik borsada ise bazı kıymetler yükselişe geçtiği zaman panik başlar. Kısacası kanaat önderleri politik kıymetler arasında, bir borsa oyuncusunun kurduğu ilişkiyi tersinden kurar. İstenmeyen değerler yükseldiğine dair kanaat edinilir edinilmez, politik brokerlar hemen esaslı bir panik havasını işlemeye başlar. Zaten pek çoğunu entelektüel olmaktan çıkarıp politik borsanın brokerları mertebesine indiren de bu paniklemeleri olsa gerektir. Çünkü entelektüeller herkesin paniklediği sırada sükûnetini koruması gereken insanlar değil midir? Kanımca ülkemizde bunun tam tersi oluyor. Bir panik havası yakalamanız gerekiyor. Bunu da bulmak zor değil. Bu bir kez yakalandı mı, kanaat önderleri ya da aydınlar bu duyguyu mübalağa sanatının imkânlarını sonuna kadar seferber edip, "çıplak uyarıcı" rolünü oynuyorlar. Panik hali, düşüncenin tatile gönderilmesidir. Bir bakıma bu durumda hiç kimseye ev ödevini yapıp yapmadığı sorulmaz. Tehlike mevcuttur ya da çok yakındır. Derhal ve dahi behemehal bir şeyler yapılıp bu gidişe bir dur demek gerekir.
Milliyetçiliğin tasfiyesi mi?
Politik brokerlar tek tip değildir. Hemen her ideolojide onların varlığına tanık oluruz. Soğuk Savaş sırasında sağ kanaat önderlerinin kâbusu, yaklaşan, hatta kışın gelmesi beklenen bir komünizm tehlikesiydi. Sol olmak, sosyalist olmak ya da sosyal demokrat olmak komünist olmakla özdeşti. Her taşın altında bir komünist vardı. Her komünist aynı zamanda anarşistti. Dolayısıyla görüldüğü yerde ezilmeliydi. Kimseye K.Marx'ın düşüncelerinin çok önemli olduğunu, dünyayı kavramlaştırmada büyük katkılar sağladığını; Marxist olmayanların bile ondan öğreneceği şeyler olduğunu anlatamazdınız. Daha da ileri gidelim; Marx'ın düşüncelerinin hiçbir yerde hayata geçmemiş olduğunu, Sovyetler ya da Çin deneyiminin Marx'ın düşüncelerinin toptan reddinden başka bir şey olmadığını, Che Guevara'nın ya da Enver Hoca'nın Das Kapital'i okuyup sindirecek vasıfta insanlar olmadığını söylediğiniz zaman ise çift taraflı bir tepkiyle karşılaşırdınız. 1970'lerdeki kör döğüşünün başka nedenleri olduğunu ve bu bir tehlikeyse bile bunun yaklaşan komünizm tehlikesiyle alakası olmadığını ise hiç anlatamazdınız. Ne yazık ki, 1960'lardan 1980'lere uzanan bu karanlık zaman tünelinde Türkiye'de, mesela Orta Anadolulu esnaf çocukları ile mesela orta sınıf öğretmen çocukları "mahalle-mahalle" kavgalarda pratik olarak öğrendiklerini üniversite sıralarında davalaştırarak sürdürdüler. "Faşizme karşı omuz omuza", "komünizme karşı omuz omuza" mahalleler kurtardılar, mahalleler bastılar. Mahallenin abisi yetişip iki tarafı da hizaya getirinceye kadar çok kan döküldü, çok ocak söndü...
Bugünlerde ise en büyük tehlike milliyetçilik. Milliyetçiliğin de türleri var. Ama hepsi son tahlilde milliyetçi. Dindarlık milliyetçilik, ırkçılık milliyetçilik, Kemalist olmak milliyetçilik yapmak. Kısacası kurtuluş yok. Panikatak nüksetti. Mekanizmalar yeniden işlemeye başladı. Şimdi yine anlatmak zor. Bir zamanlar İsmail Gasprinsky diye biri yaşamıştı. Kazan'da, Kırım'da olağanüstü işlere imza atmıştı. İnsanların kısa sürede okuyup yazmasını sağlayacak bir yöntem geliştirmiş, at sırtında, köy köy dolaşıp yüzlerce okul kurmuş, öğretmen yetiştirmişti. O bir milliyetçiydi. Yusuf Akçura diye bir başka milliyetçi vardı. Daha 20. yüzyılın başında sınıfsız millet olunamayacağını, bütün milliyetçilerin Karl Marx'ı okuması gerektiğini, ondan öğrenecek çok şey olduğunu, yazdığı dergilerde bizzat Marx çevirileri yayınlayarak iddia ediyordu. Yine anlatamazsınız, Hrant Dink'in katil ya da katillerinin Yusuf Akçura ile bir ilgisi olmadığını; bir zamanlar Mao'nun ya da Pol Pot'un kasaplıklarının Marxizm adına yapılmış olmakla birlikte Marx ya da Marxizm ile bir ilgisi olmadığını anlatamamış olduğunuz gibi.
Yükselen şey: Sığ bir çığlık...
Bu yazının amacı milliyetçilerden ya da Marxistlerden ari saf ve tertemiz bir milliyetçiliğin ya da Marxizm'in olduğunu savunmak değil. Sadece kan dökmenin vesilelerini kan dökmenin esas saiki gibi görmenin yanlışlığına dikkat çekmek. Bir bakıma yeldeğirmenleriyle savaşmanın Don Kişotçu bir çocuksuluk ve basitçilik olduğuna işaret etmek. Milliyetçiliği tasfiye etseniz de başka başka ideolojik referanslar kullanılarak bu topraklarda kan dökülmeyeceğini garanti edebiliyor muyuz?
Reel "sosyalizm", sosyalist ideallerin tasfiyesiydi. Reel sosyalizm uygulandığı yerlerde çok sayıda dalkavuk, yanaşma türettiyse de inanç yaratamadı. Yabancılaşmadan kurtarılmış, zihnîve ruhî şubeleri bağımsızlaşmış bireyler yerine otomatlaşmış, bedeni dahil her şeyini satmaya amade insanlar ortaya çıkardı. Banal ve reel "milliyetçilik" ise milli ideallerin tasfiyesidir. Eğitim ile kazandığı bilgi ya da becerileri ülkesinin metruk ücralarına taşıyan ve oraların makus talihini değiştirmek için derin bir alturizm içinde çalışan insanlar üretemedi. Eğitimsiz kalmış bir taşra kabalığını, nevzuhur tüketim özlemleriyle kamçılayan bir reel insanlık durumudur bu. En kestirmeden, saray-tapınak imgelerinin karışımı mekânlarda cipli, takım elbiseli, Amerikan tıraşlı ve kirli sakallı ve de manken sevgilili, futbolist, lap top'lı mafioso kültürlere dönüşür. Eğer derin ve uzmanca bir psikanaliz yapılırsa Hrant Dink'in katillerinin ruhlarının labirentlerinde bu manzaraların dolaştığını görmek zor olmayacaktır.
İnsanlık durumlarının serencamı bir sacayağına oturuyor. "Yaradılışımız" ya da birinci tabiatımız ayaklardan birisi. Yaradılışımız ile kodlanmış olarak bu dünyaya geliyoruz. Diğer ikisi ise içine doğduğumuz "metin"lerle zamansal ve mekânsal "bağlam"lar. Önemli olan, etrafımızda salınan metinlerin, hangi niyetle yazılmış olursa olsun, yani yazarının niyeti ya da eğer varsa bizatihi metnin niyeti ne olursa olsun; bizim yani okurların onu nasıl okuduğu. Bir okumanın sorunlu olması ise bu okumadan sorumlu olmayanlara ödettiği bedeldir. Burada sorunlu olan, okunan metinden ziyade onu okuyan ve böylesi bir okumaya yol açan tarihsel-kültürel koşullardır. Dikkat etmek gerekir ki, ideolojiler karşısında onların günlük hayattaki sendromları ya da "habitus"udur, son tahlilde belirleyici olan.
Yükselen milliyetçilik değil, derin metinler oluşturamayan ve manifesto düzeyindeki metinlerle yetinen, solipsizmi ile politik parkurlar arasında salınan sığ bir entelektüel hayatın çığlıklarıdır. Olanlar ise öldürme fiilinin çok kolaylaşması, "kafasına sıktım" gibi bir cümlenin, "köşe başındaki bakkaldan yüz gram leblebi aldım" demek kadar rahat ifade edilebilir hale gelmesidir.
PROF. DR. SÜLEYMAN SEYFİ ÖĞÜN
13/02/2007
 


Finding fabulous fares is fun.
Let Yahoo! FareChase search your favorite travel sites to find flight and hotel bargains.

Thu Feb 15, 2007 8:13 am

mehmedkagan
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
Message #1961 of 6589 |
Expand Messages Author Sort by Date

Yükselen milliyetçilik mi? / Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün 'Borsanın yükselmesi" ve "milliyetçiliğin yükselmesi" arasında nasıl bir ilişki...
Mehmed Kagan
mehmedkagan
Offline Send Email
Feb 15, 2007
10:11 am
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help