Milliyetçilik tabii ki yükselecek!!! / Hasan Ünal
| Milliyetçiliğin yükselmekte olması her manada sevindiricidir. Aslında millet ve milliyet kavramına çok yönlü saldırıların gerçekleştiği bir ortamda, milli reflekslerin oluşması gayet tabii ve milletin nabzını tutabilen bizler açısından hiç de sürpriz bir gelişme değil. Ama toplumdan kopuk yaşayan ve entelektüellikleri kendilerinden menkul bir güruh için tamamen beklenmedik bir yükseliş bu... Bu güruh, bir takım kimselerin (yani bizlerin) vatanın elden gittiği, Kıbrıs’ın satıldığı gibi sözlerle milliyetçiliği tahrik ettiklerini anlatmaya çalışıyor. Anlayamadıkları şey, toplumun bir hadiseye ne zaman ve nasıl tepki verdiğini bilmemeleri. Eğer toplum ’vatan satılıyor ve Kıbrıs elden gidiyor’denildiğinde, inandırıcı bulmazsa, oralı bile olmaz ve söyleyenler söyledikleriyle kalırlar.. Ama toplum, Kıbrıs’ın hakikaten elden gittiğini görüyor ve bunu kendisine anlatacak insanlar bulmak ihtiyacı duyuyorsa, o zaman İstanbul’dan yayın yapan ve toplumla ilişkileri tamamen marjinalleşmiş olan gazete ve televizyonlar, gayrimilli ve yanıltıcı yayınlar yapsa da onlara inanmaz. Başka kanallar ve gazeteler bulur. Bu ihtiyacı Yeniçağ ve Tercüman gibi gazeteler; Kanalb, ART gibi televizyonlar karşılamaya başlar. Doğrusu da budur. 2002 ve 2003 senelerinde yabancı diplomatlarla Ankara’da yaptığım görüşmelerde bu hususu ısrarla anlatmıştım. Türkiye’nin Irak’taki hak ve menfaatleri çiğnenir ve Kıbrıs’tan çıkmaya zorlanırsa, AKP hükümeti bunu kabul etse bile AKP seçmeni de dahil olmak üzere milletin geniş bir bölümünün olup biteni kabul etmeyeceğini söylediğimde bazılarının yüzünde müstehzi ifadeler oluşuyordu. Ama aradan fazla değil iki yıl geçtikten sonra aynı tipler beni ziyarete gelip, neden bu milliyetçi yükseliş olduğunu sorduklarında bu defa da ben onlara müstehzi ifadelerle bakmaya başladım. Aslında ABD ve AB açısından mesele incelendiğinde hakikaten inanılmaz bir durum var ortada. Örneğin aynı bizdeki gibi, Amerika’da da bütün gazeteler ve televizyonlar belirli bir konuda Amerikan halkına tek yanlı propaganda yapsalar; hatta halka hepsinin atalarının Türk ve Müslüman olduğunu; ancak Amerika’ya gelirken bunların kendi esas kimliklerinden ve dinlerinden uzaklaştıklarını anlatsalar, fazla değil bir yılda Amerikan halkını inandırılar. Ve bir yıl sonra Amerikalılar kitlesel olarak Türkiye’ye gelip, yeniden Türk ve Müslüman olmanın yollarını aramaya başlarlar. Ama Türk milleti öyle değil. Bu basın ve televizyonlar bir yandan Amerika öte yandan da AB’nin propagandasını yaptıkça, bu işin içinde bir bit yeniği olması gerektiğini düşünmeye başlıyor. Demokratikleşme adına Türklerle ve Türklükle yakın tarihte sorun yaşamış Hıristiyan azınlıkların Türklükten hesap soran kin ve nefret dolu azgın tutumlarını, basın ve televizyonlar ’başka çaremiz yok; AB adına bunları da kabul etmek zorundayız’anlayışıyla topluma pompaladıkça, Türk milletinin itiraz etmesinden daha tabii ne olabilir? Bu çevrelerin samimi olmadığı da ayrıca sırıtıyor ve millet bunu da hemen fark ediyor. Örneğin yakın tarihte sıkıntı çekmiş olan Ermeniler ve Rumlarla uzlaşma kültürünün oluşması isteniyorsa, bu azınlıkların geçmişte olanlardan dolayı Türk milletini suçlamalarıyla bir yere varılamayacağı açık. Geçmişte olanların herkes tarafından unutulmaya terk edilmesiyle uzlaşma oluşabilir. Ve böyle yapılsa bile vakit alır. Ama demokratikleşme adına bir yandan Ermeniler öte yandan da Rumlar ve diğerleri tarihteki hadiselerden dolayı Türk milletini suçlarsa uzlaşma olmaz. ’Türkler tarihleriyle uzlaşmalı’diyenler bunu çok iyi bilmelidir. Eğer Türk milleti tarihiyle yüzleşmeye başlarsa, kendisine yapılan ve unutmaya terk ettiği kötülükleri hatırlamaya başlayacaktır. ’Milliyetçilik kötüdür’ diyerek söze başlayıp, Kürt ırkçılığına alkış tutan ve kendisini entelektüel sayanlar, bunu hiç hatırlarından çıkarmamalıdır... |
| Tarih:29.01.2007 |
Sucker-punch spam with award-winning protection.
Try the free Yahoo! Mail Beta.