Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Show off your group to the world. Share a photo of your group with us.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
TÜRKLÜK SUURU (Basbug'dan)   Topic List   < Prev Topic  |  Next Topic >
Reply | Forward < Prev Message  |  Next Message > 
TÜRKLÜK ŞUURU (Başbuğ'dan)

Başbuğ
TÜRKLÜK ŞUURU (*)
(*) 9 Haziran 1973 günü başlayan ve 10 Haziran 1973 günü sona eren Milliyetçi Hareket Partisi 11. Kurultayında Başbuğ Alparslan Türkeş'in yapmış oldukları kapanış konuşmasının tam metnidir.
Sayın Delegeler;
Büyük kongremizi yapmış bulunuyoruz. Bu kongreden daha kuvvetli, daha bilinçli, daha dayanışmalı çıkıyoruz, partimiz Türk Milliyetçilik Ülküsünden ilham alarak, Genel seçimlerde büyük basanlar elde edecektir. Bundan asla şüphem yoktur. Hedefimiz, Türk Milletinin sevgi ve güvenini kazanmaktar. Milliyetçilik Ülküsü, Büyük Milletimizle bütünleşmek, Türk Milletinin güçlü büyük iktidarını kurmak ülküsüdür. Hepimiz bu kutsal ülkünün dönmez savunucusu, bu büyük iktidarın yılmaz kurucusu olacağız.


Ülkümüz, Partimiz yurt sathında bütün vatandaşanmızı kucaklamak zorundadır. Milliyetçi Hareket, Dünya üzerinde yaşayan her Türk'ün partisidir, her Türk Vatandaşına açıktır. Türkçülük, Milliyetçilik anlayışımız; manevî şuurlanmaya dayanır. Bu temel üzerinde Türklük şuuruna erişmiş, samimi olarak "Ben Türk'üm" diyen herkes Türktür. Türkçülük ve Türk'ün tâyininde, sapık ölçülere, özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuar ırkçılığına inanmıyorum. Başka milletleri küçük gören, Dünya barşını tehlikeye koyan antropolojik ırkçılık, Türk Milliyetçilik Ülküsünün dışındadır. Milliyetçilik anlayışımız, maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş bir milliyetçiliktir. Nazist Hitler ırkçılığının, komünist ırkçılığının, her türlü antidemokratik, insan sevgisine dayanmayan emperyalist ırkçılığın karşısındayız. Emperyalist ırkçılık, millî devlet fikrini tanımaz. Milliyetçi Hareket, millî devlet fikrine inanır, bütün devletlerin eşitlik ve bağımsızlığını savunur, her millî devletin ülke ve millet bütünlüğüne saygı duyar.
MİLLÎ BÜTÜNLEŞME ÜLKÜSÜ
Muhterem Ülküdaşlanm;
Milliyetçi Hareket, bütün davranışlarında, hep, tek sosyal değeri esas alır. Bu değer, TÜRK MİLLETİ'dir. Bu anlamda partimiz, mutlak fertçi ve sınıfçı sistemlere her zaman karşıdır.
Temel felsefemiz olan millet egemenliğinin gerçekleşebilmesi, milleti meydana getiren fertlerin, sosyal dilimlerin bütünleşmesine ve kendilerini ilgilendiren kararlara katılmalarına bağlıdır. Bir cümle ile özetlemek gerekirse, ülkümüz, millî bütünleşme ülküsüdür. Millî bütünleşme, bir ülke üzerinde yaşayan insanların aynı millete mensup olma şuuru içinde siyasî, ekonomik ve kültürel yönden birbirleriyle birleşip kaynaşmalarıdır. Millî bütünleşme hareketinde, bölünme yerine birleşme, farklılaşma yerine kaynaşma fikri hâkimdir. ATATÜRK, "Sınıfsız, imtiyazsız kaynaşmış bir millet" cümlesiyle millî bütünleşmeyi anlatmak istemiştir. Millî bütünleşme, belirli bir millete mensup olma inancının, millî şuurun doğmasıyla gerçekleşir. Milleti meydana getiren fertlerin, sosyal dilimlerin siyasî, ekonomik ve kültürel yönden büyük ölçüde farklılaştığı toplumlarda millî bütünleşmeden söz edilemez.
SOSYAL DİLİMLER GERÇEĞİ
MİLLET, soyut bir kavram değil, sosyolojik bir bütündür. Bu açıdan bakıldığı zaman, MİLLETİ meydana getiren çeşitli sosyal dilimler vardır. Bu dillimleri, sosyo-ekonomik yönden, işçi, köylü, esnaf, memur, işveren ve serbest çalışanlar diye ayırmak mümkündür. MİLLÎ BÜTÜNLEŞMENİN VE MİLLET EGEMENLİĞİNİN gerçekleşebilmesi, bütün bu sosyal dilimlerin kendi kaderlerini ilgilendiren siyasî, ekonomik ve kültürel kararların alınmasına katılmasına, bu konularda söz sahibi olabilmesine bağlıdır. Her sosyal dilimin kendisini ilgilendiren kararlara katılma imkânının bulunmadığı bir düzende, millî bütünleşme ve millî egemenlik olamaz. Böyle bir düzende sadece belirli bir sınıf veya tabaka egemen olur. Kapitalist ve marksist sitstemler, sınıfçı sistemlerdir. Bu sistemlerde siyasî, ekonomik ve kültürle kararların alınmasına ya bir avuç işveren ya da komünist Partisi diktatörleri katılır.
Bütünleşmenin gerçekleşebilmesi, kararlara katılabilmekle olur. Katılma, sosyal dilimlerin kendi bağımsız teşkilâtlarını kurmalarını gerektirir. Her sosyal dilim kendi teşkilâtı içinde ve bunun aracılığıyla alınacak kararlara etkili bir biçimde katılma imkânını bulur. Teşkilâtsız sosyal dilimler kendi çıkarlarını savunamazlar. Bu ise, kendilerini ilgilendiren kararlara katılamamaları ve dolayısıyla başka bir sınıf veya tabakanın diktasına tâbi olmaları sonucunu doğurur. Artık burada bütünleşmeden değil, ancak bölünmeden söz edilebilir.
DEMOKRATİK MİLLİYETÇİ DEVLET
Sayın Delegeler;
Demokratik Milliyetçi Devlet, aynı millete mensup insanları, siyasî ve hukukî yönden teşkilâtlanıp, içeride kendi kendilerini yönetmesini (milli demokrasiyi), kendi ekonomik kaynaklarına sahip çıkmasını (millî ekonomiyi); dışarıda ise, diğer milletlerle eşit hakka sahip olmasını (millî bağımsızlığı) öngörür. Millî Devlet deyimi ile milliyetçilik hukukî bir nitelik kazanır. Demokratik Milliyetçi Devlette, milleti meydana getiren fert ve sosyal guruplar kendi kaderlerini kendileri çizer, devlet yönetimine etkili bir şekilde katılır. Bu iç olaya, devletin demokratik unsuru (millî demokrasi) adı verilir. Her fert, siyasî iktidarın, özellikle yasa ve yürütmenin oluşumuna katkıda bulunur. Milletler, iç yönetimlerinde bağımsız olmak, kendi gelfeceklerini serbestçe kararlaştırmak hakkına sahiptir. Bu, millet egemenliğinin iç şeklidir. Millî Devlette, egemenliğin dış şekli ise, devletin diğer devletlerle eşit olması, onların baskı ve teksi altında kalmamasıdır. Buna millî bağımsızık adı verilir. Dış egemenlik, milletlerarası topumda, devletlerin eşitliği ilkesine dayanır. Hiç bir devlet, eşit ve bağımsız olan diğer bir devlete müdahale edemez.
Muhterem Ülküdaşlanm;
Demokratik Miliyetçi Devlet, milletlerin yalnız siyasî kaderlerini değil, iktisadî kaderlerini çizmek hakkına da dayanır. Millî Devlet, bu anlamda millî ekonomiye dayanan, ekonomisini millileştirmiş olan devlettir. Demokratik Milliyetçi Devlet olabilmek için, Devletin, millî toplumun kendi öz kaynak ve kuvvetlerine dayanması gerekir. Millî bağımsızlık ve millî demokrasi, ancak millî gücün, ekonomik millî kuvvetin gelişmesi ve sağlanmasıyla gerçekleşebilir. "Kendi millî kuvvetine dayanan devlet" deyimindeki "millî kuvvet" millî iktisat ve millî savunma gücüdür. Millî Devlet, dışarıya karşı, kendi varlığını korumak ve devam ettirebilmek için, millî güçlerini birleştirmiş, seferber etmiş bir devlet biçimidir. Millî devletin en zorunlu şartı, kendi iktisadî kaynak ve. güçleriyle kendi varlığını muhafaza ve devam ettirebilmesidir. Millî güce dayanan Devlet, prensip itibariyle ekonomik yönden kendine yeten ve kendi varlığını koruyabilen bir ekonomiyi gerektirir. Yabancı ekonomilere muhtaç yaşayan bir devetin, millî olması mümkün değildir. Yabancı ekonomilere tam bağlı bir devletin, iç ve dış siyasetinde bağımsız olabilmesi mümkün değildir. İşte bu sebeple, millî devlet kendini yabancı güçlere sömürtmernek için, kendi iç kaynaklarıyla kalkınmasını tamamlamak, ekonomisini geliştirmek, zorundadır.
Demokratik Milliyetçi Devlet, milletin bütün fert ve sosyal dilimlerinin yükselmesi, ekonomik ve moral kalkınması amacını taşır. Devlet, faaliyetlerinde bu amacı gerçekleştirmek zorundadır. Bir avuç ferdin veya belirli bir sınıfın menfaatini ön plânda tutan, fert veya sınıf diktasına dayanan devlet, millî devlet olamaz. Millî Devlet, milleti esas alan bir hizmet ve refah devletidir, milletin bütün fertlerine hizmet etmek, onların refahını gerçekleştirmek zorundadır.
REFORMLAR VB MİLLÎ BÜTÜNLEŞME
Aziz Ülküdaşlanm;
Türk Devlet Felsefesiyle anayasa ilkelerinin te¬mel esprisi, millî bütünleşmedir. 12 Mart muhtırası da bu düşünceden hareketle millî bütünleşmeyi gerçekleştirecek reformların yapılmasını öngörmüştür. Ancak, hükümetlerin bu bütünleşmeyi sağlamak için kamu oyuna sunmuş oldukları reformlar, kanaatimizce eksiktir. Önce, Hükümet Prögramlarinda Anayasanın başlangıç kısmında yer alan "MİLLÎ ÜLKÜ" belirlenmemiş, bu ülküyü gerçekleştirecek ilke ve strateji gösterilmemiştir. Millî bütün^leşmenin moral ve sosyopsikolojik unsuru "MÎLLÎ ÜLKÜ" ve "MİLLÎ ŞUÛR"dur. Gerçi, Ordu'nun çok yerinde ısrar ve uyarmalanyla Anayasa değişikliğinde bir çok maddelere, "millet ve ülke bütünlüğü" eklenmiştir. Ancak bu sadece normatif bir değişikliktir. Dinamik bir özden yoksun norm değişiklikleri, istenilen amacı gerçekleştiremez. Kanatimizce, millî ülkü ve millî bilincin dinamik özü, millî kültür, başka bir deyimle KÜLTÜR BÜTÜNLEŞMESİDİR. Partimiz, bütün bildirilerinde millî kütüre değinmiş, buna önem vermiş, millî bütünleşmemizin en büyük engeli olan halk-bürokrat kültür ikileşmesini gidermek istemiştir.
Kültürel bütünleşme yönünden eğitime çok büyük görev düşmektedir. Eğitim reformları bu bakımdan önemlidir. Her seviyede eğitim, millî şuur ve ekonomik kalkınmanın tabii okuludur. Ancak, eğitim reformlarından kamu oyuna açıklananlardan anlaşıldığına göre, bu reformlara hâkim düşünce, daha çok ekonomik düşüncedir. Oysa eğitimin ekonomik yönü kadar, moral yönü, millî bilinçendirme yönü de önemlidir.
DİKEY EĞİTİM - MİLLÎ ELİT
Milliyetçi Hareket, eğitim politikasında'"dikey" ve "yatay eğitim"i savunur, dikey eğitimle seçkin elit yetiştirilir. Bu elit, devletin, Milliyetçi Ülkücü, araştırmacı ve bilimci kadrosudur. Kendi '.millî elitini, bilimci ve ülkücü aydın kadrosunu, teknisyenini yetiştirmemeiş bir milletin kalkınması, varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Avrupai ülkeleri, Amerika ve Hatta Rusya kalkınırken önce pnillî elitini yetiştirmiş ve halen de yetiştirmeye devam etmektedir. Ülkemizin az gelişmiş, kalkınmamış olmasının en önemli sebeplerinden birisi, iktidarların "millî elit" politikasına sahip olmayışıdır.; Milliyetçi Hareket, "dikey eğitim" yanında "yatay ektime" de önem verir. Bu eğitimle milletimizin bütüpü; köyümüz, işçimiz, esnafımız millî ülküyle bütünleşmiş olur.
Ekonomik kalkınmamıza yönelen reformlar, yeterli değildir. Ekonomik kalkınmanın tertıeli, sınaî kalkınmadır. Sermaye birikimini sağlayamamış bir devletin, demokratik millî sosyal devlet nitjeligini taşıması mümkün değildir. Bu açıdan bakılldığı takdirde reformlar arasında kalkınmanın iki temel unsuru olan tasarruf ve yatırımın sorunlarına yeterikadar yer verilmemiştir. Hükümet programlarında sosyal bütünleşmeyi gerçekleştirecek reformlara rastlanmamıştır. Üretim sürecinde, sermayenin emeğe hâkim olduğu bir toplumda, bütünleşme değil, sınıflaşma doğar. Emek sermaye arasında millî barış ve dengenin kurulabilmesi için, iktisadî demokrasi şarttır. Ekonomik kararlara katılamayan kimselere, siyasî katılma hakkının tanınması, şekilci bir demokrasiden başka bir şey değildir. Emeği sermayeye, sermayeyi emeğe sömürtmemek için, iş¬çinin işyerinin mülkiyet ve yönetimine kâr ve zararına katılmasını sağlayacak reformlara ihtiyaç vardır.
TOPRAK REFORMU MU, KÖY REFORMU MU?
Sayın Delegeler;
Millî bütünleşmemizin gerçekleşebilmesi, nüfusumuzun çok büyük bir kısmını içine alan KÖY TOPLUM YAPISININ düzeltilmesine bağlidır. Köy toplum yapısının düzeltilmesi, çok yönlü sosyal, ekonomik ve kültürel tedbirlerin alınmasını gerektirir. Köy kalkınması, dar kapsamlı bir toprak reformuyla gerçekleştirilemez. Bugünkü köy nüfusu ve bunun yıllık artış hızı ile dağıtılabilecek toprak miktarı karşılaştırılacak olursa, tek başına toprak reformu hareketinin yanıltıcı bir tedbirden başka bir şey olmadığı anlaşılır. O halde yapılacak iş, bir yandan dar anlamlı toprak reformunu gerçekleştirirken, diğer yandan da KÖY REFORMU'nu gerçekleştirmektir. Bugün ülkemize 40 bin civarında köy vardır. Bu köylerde 30 milyon insan yasamaktadır. Köyde yaşayan insanı, insanca yaşamak imkânına kavuşturabilmek için, her köye alt ve üst yapı gibi ekonomik tesisleri; okul, hastahane gibi kültürel ve sosyal tesisleri götürmek şarttır. Ancak, 40 bin köye bu tesisleri götürmek mümkün değildir. Bu durum karşısında köyleri, sosyal, ekonomik ve kültürel hizmetler bakımından birleştirmek şarttır. Bunun için aynı bölgede kurulmuş köyler arasından en müsait olanı seçilir. Buna "Merkez Köy" adı verilir. Bütün at yapı tesisleri, sosyo-kültürel hizmet ve kurumlar bu köyde toplanır. Böylece hizmet bizzat köye götürülmüş ve köyler kentleşmiş, şehir haline gelmiş olur. Merkez köye, civar köyler çeşitli yönlerden bağlanır. Bu köy bir ekonomik ve kültür merkezi olacağından, buradaki tesis ve işletmelerde çalışacak, memur, işçi ve müstahdem, belirli bir oranda öncelikle civar köylerden alınır. Böylece köyde birikmiş açık ve gizli işsizlik ordusuna istihdam imkânı bulunmuş, köydeki fazla nüfus sanayi ve hizmet sektörüne aktarılmış olur.
TOPRAK REFORMU, TOPRAK DAĞITIMINDAN İBARET DEĞİLDİR.
Aziz Ülküdaşlanm;
Toprak dağıtım, toprak reformunun yalnız bir unsurundan ibarettir. Toprak reformunun diğer iki önemli unsuru, UFAK TOPRAKLARIN TOPLULAŞ: TIKILMASI ve TOPRAĞIN BÖLÜNMESİNE MANI OLMAKTIR. Ülkemizde toprakların % 87'si 100 dönümden daha küçük parçalara bölünmüştür. 100 dönümden küçük tarım işletmesi, iktisadî olmaktan uzaktır. Bu itibarla yapılacak ilk reform, küçük parçalara'bölünmüş toprakların toplulaştırılmasıdır. Toprak toplulaştırılması zorunlu olmalıdır. Bugün Belçika gibi demokratik ülkelerde zorunlu toprak toplulaştırlması yapılmaktadır. Gönüllü toplulaştınlmanın gerçekleştirebilmesi mümkün değildir. Aynca miras dolayısıyla toprakların bölünmesine mani olacak hükümlerin konulması da şarttır. Toprak dağıtımında özel mülk arazi yönünden üst snınn tayini çok önemli bir sorundur. Tarım ekonomisinde büyük işletme daha verimli olmaktadır. Ülkemiz şartlan yönünden dağıtilaca özel mülk arazi çeşitli bölgelerin ekolojik şartlan göz önüne alınarak, sulu toprakta 1250, kuru toprakta ise 2500 dönümden yukan araziyi kapsamalıdır. Mülk sahibine daha küçük arazinin bırakılması, toprak reformundan beklenen ekonomik faydayı ihlâl eder. Diğer taraftan toprak reformunda Güneydoğu ve Doğu bölgesine öncelik tanınmalıdır. Zira bu bölgelerde 700 köy; kişi veya aile mülkiyetinde olduğu için, feodal tanm tipine rastlanmaktadır. Bu durum ise milletimizin demokratik yasama biçimimine, insanlık haysiyetine aykın düşmektedir.
Kooperatifleşme, toprak reformunun tamamlayıcı bir unsurudur. Tanm işletmeciliği, teknoloji, sermaye ve pazarlama ister. Küçük çiftçilerin tek başlanna bunu başarmalan mümkün değildir. Bunlar yalnız birleşme ve dayanışma yoluyla gerçekleşebilir. Bu da ancak ekonomik bir kuruluş olan kooperatifler yoluyla sağlanabilir. ANCAK DEMOKRATİK DÜZENDE HÜRRİYET ASİLEDİR. HÜRRİYETİN TEK GARANTİSİ İSE ÖZEL MÜLKİYETTİR. Bu sebeple KOOPERATİFE GİRECEK KÖYLÜ, TOPRAĞININ ÖZEL VE FERDÎ MÜLKİYETİNE SAHİP OLMALIDIR. Mülkiyet hakkının kooperatife tanınması, SOVYET MODELİNDE OLDUĞU GİBİ KOLHOZLARIN DOĞMASINA YOL AÇAR.
Muhterem Arkadaşlarım; '
Şimdi Aziz Vatan'ın dört bir köşesine dağılacaksınız; Ülkümüz, Millî Bütünleşme, Demokratik Milliyetçi Türkiye Ülküsüdür. "Ben Türküm" diyen, gönlünü bu Büyük Millet ve ülkeye sıcık bir tutku ile bağlamış herkesi sevin, kucaklayın. Birlik ve bütünlüğe, sevgi ve saygıya her zamandan daha çok muhtacız. Türk'ün ebedî, büyük zaferi, Millî devlat, millî iktidar zaferidir. Zafer Türk Milliyetçilerinin, Türk Ülkücülerinindir.
Yasasın Millî Bütünleşme Ülküsü!
Yaşasın bu ülkünün dönmez erleri!
Yaşasın demokratik Milliyetçi kudretli Büyük Türkiye Cumhuriyeti.


Need a quick answer? Get one in minutes from people who know. Ask your question on Yahoo! Answers.

Sun Jan 28, 2007 3:24 pm

umutyavuzz
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
< Prev Message  |  Next Message > 
Expand Messages Author Sort by Date

TÜRKLÜK ŞUURU (Başbuğ'dan) TÜRKLÜK ŞUURU (*) (*) 9 Haziran 1973 günü başlayan ve 10 Haziran 1973 günü sona eren Milliyetçi Hareket Partisi 11....
Umut Yavuz
umutyavuzz
Offline Send Email
Jan 28, 2007
3:50 pm
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help