Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Want to share photos of your group with the world? Add a group photo to Flickr.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Sadece Bizim Çocuklar Okusun! "Fenâ Makami"   Message List  
Reply | Forward Message #1811 of 6589 |
Sadece Bizim Çocuklar Okusun! "Fenâ Makamı"
 
Cumhur BULUT - www.millethaber.com
 
Kavram Arapça. Tasavvuf terimleri arasında buluyorsunuz kendisini. Manevi bir makam, rütbe... “Fâni Olmak”la aynı kökten. Mefhumu; Ölmek, yok olmak diye tarif ediyor Türkçe lügatler. Keşif ehli tarif ederken dahi kendinden geçiyor; Allah’ı çok zikretmekten dolayı insanın sarhoş olması, sekr(1) hali, bir melankoliye girmesi, rahatlaması, farklı bir boyut yaşaması.

Allah’ı o kadar çok anacaksın ki, artık ondan başkası ile meşgul olman imkansız hale gelecek. Nasıl bir anma bu? Sadece dil ile yapılacak bir sayıklamadan bahsetmiyorlar. Kendini tümüyle O’nda yok edeceksin, eriteceksin. Aynı zamanda fiili bir anma. Dual bir senkronizasyon. Leyla ve Mecnun hikâyesi bütün bölümleriyle böyle bir aşktan bahsediyor. Sevenin sevilende yok olması(!) kendi varlığını O’ nun varlığında eritmesi. Bu çok başka bir şey!

İlk defa ona “Dündar TAŞER’ in Büyük Türkiye”sinde(2) rastladım. Rahmetli “Fena Fi’d- Devle Ve’l-Mille”(3) derken; birbirinden ayırmadan Türk’ ün emsalsiz devlet ve millet anlayışından bahsediyor.(4)

Konunun giriş bölümünü fazla tafsilata boğmadan muhteva üzerinde biraz çalışalım. Birçok tasavvufi konuda tevafuk ettiğimiz “fenâ” kavramı esas itibariyle neleri kapsıyor buna bakalım;

İlk bakışta fani olmak, ölmek ve yok olmak ya da erimek olarak bildiğimiz mefhum, geniş manada çok daha başka bir anlayışı beraberinde getirmektedir. İslam tasavvufu hepimizin bildiği gibi, sadece ve yalın olarak “yokluğu” kabul etmez. Bilakis “varlığı”, “var olmayı” esas alır. Ölüm dahi büyük mutasavvıfımız Mevlana’ya göre “Sevgiliye Kavuşma Günü”(5) olarak belirtilir. Yani ölüm, bizim için yok olma, nihayet bulma, toprağa karışma anı değil, yepyeni bir hayata başlama anıdır. İslam bu gözle bakar ve böyle kabul eder ölümü.

Buradaki varlık, “kul” olma ile tarif edilmeli ve anlaşılmalıdır. Yani İslam’da var olmak, ancak ve ancak kul olmakla mümkündür. Yoksa gaye, Hint ve Budizm felsefelerinde olduğu gibi miskinlik dairesi içinde nirvanaya ulaşma meselesi değildir.

Peki bizim “Fenâ Makamımız” neyi ifade etmektedir? Şayet kavramı, yok olmaya -yanlış anlaşıldığı gibi- bir miskinliğe ve münzevi(6) bir hayata bağlayamayacak isek eğer, neye bağlayacağız?

Her dem ve ikazla(!) Başbuğumuz’un da üzerinde durduğu gibi biz; “reaksiyon” değil, “aksiyon” bir hareketiz. Yani varlığımız başkalarının yapacağı menfi etkilere göre şekillenemez(!) Varlığımız, bizzat ve tüm yönleriyle bir tavır ve hareket sergilemelidir. Demek ki bizim “Fenâ Makamımız” oluşumuzu, duruşumuzu ve hareketimizi ihtiva etmelidir. Öyle miskinler tekkesinin sakinleri olmak bize uygun değil!

Bu sebeple kavrama, başka bir yönden bakmamız gerekmektedir. Türk Milliyetçileri, Ülkücüler, yok olmayı daima olduğu gibi kabul etmeyecek, var olduğunu alenen ve defaten bulunduğu her zaman ve mekanda dikte edecektir. Bu da ancak büyük düşünce ve edebiyat adamı rahmetli Peyami SAFA’ nın “Fena Fi’ Millet” kavramını tam ve gerçek manasıyla vuzuha(7) kavuşturduğu gibi anlaşılmalıdır. Bu da Millette kaybolmak, ölmek, yok olmak yerine; “Milletin Hizmetine-Emrine Girmek”(8) dir.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in oluş, duruş, tavır ve hareketi tam anlamıyla budur. Bil’a kayd-u şart milletin hizmetinde ve emrinde bulunmaktır. Olanca ağabeyimizin sadece ve sadece “Büyük Türk milletinin hizmetinde, emrinde” zindanlara, sehpalara ve ölümlere yürüdüğü gibi...

Milleti seveceksin! Elbette komplike bir yapıyı, hem de bütün patolojisiyle… En zor gelen kısmı da bu, tüm hastalık ve olumsuzluklarıyla. Mecnun’a Leyla zulmü.(!)(9) “Rağmen sevmek!”(10) Neydi milliyetçilik, bir hatırlayalım: Sevmek, bir araya toplamak ve yükseltmek! Öyle seveceğiz ki, kalbimizde ve fikrimizde Onun iyiliğinden başka hiçbir şeye yer bırakmayacağız. Onun bütün parçalarını soyut veya somut birer tamamlayıcı cüz olarak göreceğiz. O biraz kıskanç olacak, biz daha çok üzerine eğileceğiz...

“Hep seninçindir benim dünya cefasın çektiğim,
 Yoksa ömrüm varı, sensiz neyleyim dünyayı, ben.”(11)

diyerek sevgilisine seslenen Büyük Türk Şairi Bâki Usta gibi her dem feryad-ü figan etsek de “sevilmeye layık olanın O” olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız.

Bu, Hazreti Yunus’un cennet vatanımızda açan bir “Sarı Çiçek” ile konuştuğu gibi, Ahi Evran’ın insanımızın el emeğine sahip çıktığı gibi bizde de tezahür etmelidir. Türküsünde, şiirinde, masalında, mimarisinde, denizinde, güneşinde ve dahi, tarımında, illa sanayisinde, geleneklerinde, terbiye ve ahlakında hep biz olmalıyız. Milletin neyi varsa; başta insanına, nerede yaşıyorsa yaşasın sahip çıkmalıyız. Seviyorsak gereği budur!

Oluşumuz, duruşumuz, olaylar karşısındaki tavrımız ve hareketimiz hep bu merkezden inkişaf(12) etmeli ve yine bu merkez etrafında dönmelidir. Cereyan eden bütün hadiseler, uzun ve kısa vadeli olarak düşünülmeli, değerlendirilmeli ve planlanmalıdır.

Zaten Ülkücü hareket bunun yabancısı değil, bizzat bu imanı ve fikri üzerinde taşıyan bir harekettir. Ama unutmamalıyız ki, sevgili masum ve bir o kadar da gaddar ve zalimdir. Bize, türlü cefalar çektirmiş ve çektirecektir.

Ve bu defa öyle “emrine” gireceğiz ki (!) sokaktan değil bizzat Onun kalbinden O’ na ulaşacağız.(!) Türk Milletini İki Cihanda Aziz Görme Ülküsü’(13) nü gerçekleştirmek için daima var ve ayakta olacağız.

Dipnotlar

1 Kendini unutma hali
2 Kutluğ Yayınları, 2. Baskı 1977 Sayfa 23
3 Devlette ve Millette kaybolma, yok olma
4 Bknz. Konu ile ilgili tafsilatlı bilgi, Mehmet Niyazi YILDIRIM “Türk Devlet Felsefesi” Ötüken Yayınları
5 Hazret ölüm gününü Allah’ a kavuşma olarak sıfatlandırıyor; Şeb-i Arus.
6 Dış dünya ile alakayı kesip kendini kapatmak, inzivaya çekilmek.
7 Açığa kavuşturmak
8 Matmazel Noriyala’ nın Koltuğu” romanı Peyami SAFA. Ötüken Yayınları.
9 Zaten hep böyle olmuştur. “Biz Sevdik eller aldı”
10 Tabir, D. Müsavat DERVİŞOĞLU’na ait. Rağmen sevenlerden biri O.
11 (1526-1600) Asıl Adı Mahmud Abdülbaki. En büyük Türk Şairleri arasında.
12 Ortaya çıkmak, ilerlemek
13 Türk-İslam Ülküsü. Seyyid Ahmet ARVASİ. Burak Yayınları.1991


Be a PS3 game guru.
Get your game face on with the latest PS3 news and previews at Yahoo! Games.

Sun Jan 28, 2007 3:10 pm

umaybike
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
Message #1811 of 6589 |
Expand Messages Author Sort by Date

Sadece Bizim Çocuklar Okusun! "Fenâ Makamı" Cumhur BULUT - www.millethaber.com Kavram Arapça. Tasavvuf terimleri arasında buluyorsunuz kendisini. Manevi...
umay umay
umaybike
Offline Send Email
Jan 28, 2007
3:49 pm
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help