Alişan Satılmış, böyle güzel şeyler de yazıyor... Eleştirmeyi bildiğimiz kadar güzel şeyleri takdir etmeyi de öğrenmeliyiz...
Behlül'den Harun'a darb-ı mesel
"Yükseklerde yer tutanlar, aşağıdakilerden
daha az güvendedirler…"
'Gönül kendine hâl eylemiş
Varıp yad ellere buyruk dilemiş
Fermana kasıt…
Mahçup gül eylemiş
Kül savruluş dil eylemiş
Gören, bilen naz eylemiş
Dünkü beyler…
Arsız surat eylemiş
Dem bu dem…
Yolsuz buyruk
Devran suratsız çok kimse
…adam eylemiş'
Bir divanenin evine ateş düşmüş, yanıyordu.
Kendisi de karşısına geçmiş, kalgıyıp, oynuyordu.
Onu bu halde görenler :
-"Behey divane! Neyin varsa ateşte yandı, kül oldu ve dumanları göklere tırmandı.
Senin böyle sevinip, oynamana ve kalgıyıp gülmene sebep nedir acaba?" Dediler. Divane:
-"Siz bilmezsiniz, pireler için fena bir iş oldu.
Canım ellerinden zor kurtuldu.
Onun için sevinirim" dedi.
Makamların, mevkilerin, dünyalık telaşların zihniyet temayülünde hakkı, hukuku, ahireti, fikri, zikri unutturup, maskeli, iki yüzlü birliktelikler oluşturucu hâl aldığı zamanların, insanı kahreden yabancılaştırmalarına örnek oluşturacak traji - komiklik, divanenin işaret anlamında bugünü çokça fotoğraflayan gerçeklik okumasıdır…
Toplum tasavvuru olmayan, dahiliyet arz eden zihniyetsiz ve fikirsiz birliktelikler dağılıp, yok olmaya her zaman mahkûmdur.
Fırtınadan kaçıp, bir kovukta dost olanların birlikteliği, fırtına durunca kendiliğinden dağılacaktır.
Fırtına mevzusuna dahiliyet arz etmeyen, değer yönelimli bir tercihle irade beyanında meşruiyet arz eden temsil makamları koruma ve kollama kapsamında birlikteliği 'pazara kadar değil, mezara kadar' anlamında hak ve hukukla manalandıran olgudur.
Ateş baş çektiği için dumanı göklere çıktı.
Toprak alçak olduğu için halifelikle taltif edildi.
Behlül Divane, bir gün Harun Reşid'in divanına gelir.
Bakar ki, Harun tahtında yok. Hemen Harun'un yerine geçip, padişah gibi oturur.
O anda hacipler gelir, Behlül'ü halifenin yerinde görürler:
-"Bre edepsiz deli!" diye bir, iki vururlar.
Behlül hemen çağlamaya ve göz yaşı döküp ağlamaya başlar.
Tam o esnada Harun çıka gelir.
Behlül'ü ağlar bulur ve okşayarak yanına alır:
-"Niçin ağlıyorsun?" diyerek halini, hatırını sorar ve yanındaki haciplere:
-"Buna ne oldu?" der. Hacipler:
-"Ey müminlerin emiri, onu, sizin yerinize geçmiş, oturur gördük..Edeplenmesi için öfkelenip, bir - iki vurduk. Ondan ötürü ağlar" derler.
Behlül ileri atılıp:
-"Hayır! Ben, onların dövmelerine ağlamam.
Senin için ağlarım ve sana acıyıp, ciğerimi dağlarım.
Çünkü ben, ömrümde bir kez bu makama oturduğum için bu kadar dayak yedim. Sen ki, her gün oturuyorsun. Acaba ne kadar dayak gerekecek?" Der.
"Tahtın,sonunda bir tahta parçası olur.
Beyim bu yücelikle sevinme, o zilleti düşüşü hatırla…"
Alişan Satılmış
"Yükseklerde yer tutanlar, aşağıdakilerden
daha az güvendedirler…"
'Gönül kendine hâl eylemiş
Varıp yad ellere buyruk dilemiş
Fermana kasıt…
Mahçup gül eylemiş
Kül savruluş dil eylemiş
Gören, bilen naz eylemiş
Dünkü beyler…
Arsız surat eylemiş
Dem bu dem…
Yolsuz buyruk
Devran suratsız çok kimse
…adam eylemiş'
Bir divanenin evine ateş düşmüş, yanıyordu.
Kendisi de karşısına geçmiş, kalgıyıp, oynuyordu.
Onu bu halde görenler :
-"Behey divane! Neyin varsa ateşte yandı, kül oldu ve dumanları göklere tırmandı.
Senin böyle sevinip, oynamana ve kalgıyıp gülmene sebep nedir acaba?" Dediler. Divane:
-"Siz bilmezsiniz, pireler için fena bir iş oldu.
Canım ellerinden zor kurtuldu.
Onun için sevinirim" dedi.
Makamların, mevkilerin, dünyalık telaşların zihniyet temayülünde hakkı, hukuku, ahireti, fikri, zikri unutturup, maskeli, iki yüzlü birliktelikler oluşturucu hâl aldığı zamanların, insanı kahreden yabancılaştırmalarına örnek oluşturacak traji - komiklik, divanenin işaret anlamında bugünü çokça fotoğraflayan gerçeklik okumasıdır…
Toplum tasavvuru olmayan, dahiliyet arz eden zihniyetsiz ve fikirsiz birliktelikler dağılıp, yok olmaya her zaman mahkûmdur.
Fırtınadan kaçıp, bir kovukta dost olanların birlikteliği, fırtına durunca kendiliğinden dağılacaktır.
Fırtına mevzusuna dahiliyet arz etmeyen, değer yönelimli bir tercihle irade beyanında meşruiyet arz eden temsil makamları koruma ve kollama kapsamında birlikteliği 'pazara kadar değil, mezara kadar' anlamında hak ve hukukla manalandıran olgudur.
Ateş baş çektiği için dumanı göklere çıktı.
Toprak alçak olduğu için halifelikle taltif edildi.
Behlül Divane, bir gün Harun Reşid'in divanına gelir.
Bakar ki, Harun tahtında yok. Hemen Harun'un yerine geçip, padişah gibi oturur.
O anda hacipler gelir, Behlül'ü halifenin yerinde görürler:
-"Bre edepsiz deli!" diye bir, iki vururlar.
Behlül hemen çağlamaya ve göz yaşı döküp ağlamaya başlar.
Tam o esnada Harun çıka gelir.
Behlül'ü ağlar bulur ve okşayarak yanına alır:
-"Niçin ağlıyorsun?" diyerek halini, hatırını sorar ve yanındaki haciplere:
-"Buna ne oldu?" der. Hacipler:
-"Ey müminlerin emiri, onu, sizin yerinize geçmiş, oturur gördük..Edeplenmesi için öfkelenip, bir - iki vurduk. Ondan ötürü ağlar" derler.
Behlül ileri atılıp:
-"Hayır! Ben, onların dövmelerine ağlamam.
Senin için ağlarım ve sana acıyıp, ciğerimi dağlarım.
Çünkü ben, ömrümde bir kez bu makama oturduğum için bu kadar dayak yedim. Sen ki, her gün oturuyorsun. Acaba ne kadar dayak gerekecek?" Der.
"Tahtın,sonunda bir tahta parçası olur.
Beyim bu yücelikle sevinme, o zilleti düşüşü hatırla…"
Alişan Satılmış
__________________________________________________
Do You Yahoo!?
Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
http://mail.yahoo.com