Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Want to share photos of your group with the world? Add a group photo to Flickr.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.

Messages

  Messages Help
Advanced
TÜRKES, ATSIZ, iLERi (NAMIK KEMAL ZEYBEK)   Message List  
Reply Message #1660 of 6767 |
TÜRKEŞ, ATSIZ, İLERİ (Namık Kemal Zeybek)
Yusufiye
 
 
TÜRKEŞ, ATSIZ, İLERİ
 
Tercüman yazarlarından Sırrı Yüksel Cebeci “Tarihe Tanıklık” başlığı ile bir yazı yazmıştı. Bu yazıda Agah Oktay Güner ile yapılan bir söyleşiyi kaynak göstererek “Atsız-Türkeş meselesi”ni anlatıyordu. Önce o yazıdan konuyla doğrudan ilgili bölümü yeniden okuyalım:
 
“Agah Oktay Güner, Ticaret Bakanlığı Müsteşarı iken, Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeş, bir gün kendisine ‘Âgah Bey niye benimle görüşmüyorsunuz? Siz de milliyetçisiniz, ben de. Neden bana uzak duruyorsunuz?´ diye sorar. Güner, "Beyefendi biz Tevfik İleri ekolünden geliyoruz. Tevfik İleri’yi Yassıada işkenceleri öldürdü, siz bunun sorumlususunuz. Atsız Bey de bu konuda size kırgın, küs gitti” cevabını verir.


Türkeş’in Güner’e verdiği karşılık şöyle olur: “Ne münasebet, Tevfik benim can kardeşimdi. Atsız bana, ‘Niye Tevfik’e ihtilali haber vermedin?’ dedi. ‘Ben ona nasıl haber verseydim, ben bir cuntaya girmişim, o cuntaya yeminli girdim.’ Nihal Atsız, ‘Sen bizimle de 1944’te yeminli dostluk kurmuştun, o yemin nereye gitti?’ dedi. Memleketin içinde bulunduğu şartları sevgili Atsız’a anlatamadım. Maalesef bu olayda beni suçlu buldu.”    
 
Güner, ilginç açıklamalarıyla yakın tarihimize önemli notlar düşüyor. Elbette Güner’in belleğine dayanarak anlattığı konuşmalara bir sözüm olamaz. Güner’in söylediklerini doğru saymak durumundayız. Ancak, tarihi gerçek, tek tanık ile oluşursa eksik kalır. Eksik bilgi ise yanlış yargılara götürür. Konuyu bilenler bildiklerini açıklamalıdırlar ki; yarın bu işlerin tarihini yazanlar çeşitli açılardan bakıp; sağlıklı değerlendirmeler yapabilsinler.
KONU, TEVFİK İLERİ OLAMAZ
 
Türkeş - Atsız meselesi konusunda tanıklardan biri olarak ben de bilgilerimi açıklamak gereği duyuyorum. Öncelikle Türkeş ile Atsız’ın ayrılmasının, 27 Mayıs 1960 darbesi`ni  Tevfik İleri’ye haber vermemek konusunu çok aşan bir mesele olduğunu belirtmeliyim. Evet, ayrılık vardı ve bu ayrılığın temellerinde de temel görüşlerdeki ayrımlar vardı. Türklük ve Türkçülük anlayışındaki başka bakış açıları, ayrılığın asıl sebebidir.
 
Bu konuyu açıklamadan önce Tevfik İleri konusunda Atsız’ın ne düşündüğünü hatırlamalıyız. Değerli Yücel Hacaloğlu’nun yayınladığı "ATSIZ’IN MEKTUPLARI" adlı kitabın 79. yaprağında İ. Hakkı Yılanlıoğlu’na gönderdiği bir mektup var. Bakın orada ne diyor:
 
“Maalesef Orkun’u yaşatmağa imkân yok. Ben alakadar olamadığım için Orkun’un daha büyük hatalar işlemesi muhtemel. Tevfik İleri’yi Türkçü diye müdafaa etmeleri bunu gösteriyor. O Necdet Sancar’ı sürer gibi Edirne’ye yollarken, Orkun onu müdafaa etti. Onu müdafaa eden yazıyı İsmet, Bekir Berk, Gemuhluoğlu müştereken yazmışlar. Bu sefer de Falih Rıfkı’ya cevap bahanesi ile bir müdafaası daha yapıldı. Ben bu kadar şuursuzca hareketlerle iş ve gönül birliği yapamam. Orkun kapanmalı.”
 
Kurduğu Orkun dergisinin Tevfik İleri’yi savundu diye kapanmasını isteyen Atsız’ın, Türkeş ile ayrılığının, sadece Tevfik İleri’ye 27 Mayıs Darbesi´ni haber vermemesine bağlanmasının doğru olmayacağını anlatmaya çalışıyorum. Amacım Güner’e cevap vermek değil… O hatırladıklarını yazıyor. Ben de konunun yanlış anlaşılmasını önlemeğe çalışıyorum.
 
Merhum Türkeş ve Atsız, 1944 Irkçılık-Turancılık davasında birlikte yargılandılar. Arkadaş idiler. Atsız, çetin günlerde konuşmaları, çıkardığı dergiler ve kitaplar ile Türkçülüğün yayılmasına büyük hizmet etmiş bir bilim, düşünce ve sanat adamıdır. 1965 yılında Türkeş ve arkadaşları siyaset yoluyla hizmet etmek için CKMP’ye girdiler. Yapılan kurultayda Türkeş Genel Başkan oldu. 1969 Adana Kurultayı´nda partinin adı MHP ve belgisi de Üç Hilal oldu. Bu kurultayda üç ayrı görüş çatıştı. Üç hilalciler maneviyat temelinde bir Türk Milliyetçiliğini savunanlardı. Bozkurtçular Atsız çizgisinde Türkçülüğü savunuyorlardı. "Partinin adı ´Köylü-İşçi Partisi´ olsun, belgisi de ´terazi´ kalsın" diyenler ise milliyetçi-toplumcu çizgide idiler... Bu kurultaydaki dalgalanmalar çabuk geçti, ama Atsızcılar kendilerini dışlanmış saydılar. Milliyetçi toplumcu görüşün en önemli kişisi Muzaffer Özdağ’dı. O da bir süre sonra ayrıldı...
MESELE NEYDİ?
 
Türkeş - Atsız meselesi diye adlandırılan konunun temelinde iki öncünün konumlarından gelen ayrım vardır. Atsız ne düşünüyorsa onu yazmağa alışmış bir düşünce adamıydı. Türkeş ise düşünce adamı olmanın yanında eylem adamıydı. Ayrıca TÜRK’ün tanımında da bir temel anlayış ayrımları vardı... Atsız’da soy birincil konu iken; Türkeş bilinç ve kültüre önem veriyordu. Atsız’ın ÖTÜKEN adlı dergide yazdığı yazılarda, TÜRK saymadığı yurttaşlarımıza yönelik ağır suçlamalarının MHP’ye ve Türkeş’e yamanması; yol ayrılığının başlangıcını oluşturdu.
 
MHP’de önce ÖTÜKEN, sonra Atsız’ın kitapları ve sonra Atsız’ın kendisi yasaklandı. Böylece Ülkücü Hareket yolunu Atsız’sız sürdürdü. 1972’den başlayarak yollar iyice ayrıştı ve istenmeyen olaylar oldu. Atsız arkadaşlarına yazdığı yazılarda Türkeş ve MHP’ye karşıt bir tutum ortaya koymuştu. Yücel Hacaloğlu’nun çıkardığı “ATSIZ’IN MEKTUPLARI” adlı kitaptan “O. Nuri Kurt Beğ”e yazdığı bir mektuptaki sözleri durumu özetler:
 
“MHP’nin durumu, sizin de yazdığınız gibi karmakarışık bir halde... Türkeş’in çevresinde birtakım ahlaksız asalaklar yalan-dolanla onu yanlış hareketlere sevk ediyorlar. Bunlar, Türkeş adına şuraya buraya genelgeler göndererek Ötüken’in okunmamasını, bizim dinsiz olduğumuzu söylüyorlar. Türkeş de bunalmış ve şaşırmış durumda, ne yapacağını bilemiyor. Çelişik emirler vererek gerçek Türkçüleri yanından uzaklaştırıyor. Şimdi onun yanında hemen hemen hakiki Türkçü kalmamıştır. Türkçü gözüken sahtekârlar kalmıştır. Kalanı birtakım yobazlardan ibarettir. Bu şartlar dahilinde bu partiden artık ümit kalmamıştır. İlk seçimde silinip gidecektir.
 
Bugün Türkeş bizden kopmuş vaziyettedir. Türkçülüğü konferanslarda reddediyor. Geçen yıl Almanya’da verdiği bir konferansta ‘Biz Yahudi düşmanı değiliz. Çünkü Yahudilerle hiç harp etmedik’ diyerek Türkçüleri şaşkına çevirmiş. Nejdet Sancar’a da ‘bu milleti birleştirici tek unsur İslamiyet’tir’ diyerek artık tamamiyle dinci bir istikamete yöneldiğini açıklamıştır. Bilhassa en güvendiği adamları olan ‘Devlet’ gazetesi sahiplerinin her yerde bizim aleyhimizde bulunmaları ve bütün uyarmalara rağmen göz yumması, bize karşı tutumunu ortaya koymuştur. Böylelikle artık ilişkilerimiz kesilmiştir.”
 
Atsız Türkçülük akımının önemli öncülerinden birisidir. Birçok hizmeti olduğu ve birçok aydınımızdaki Türkçülük bilincinin gelişmesine katkıları önemlidir. Romanları bugün için de değerini koruyor. Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor, Ruh Adam, Deli Kurt’u gençlerimiz okumalıdır. Atsız’ın Türk bilimine ve Türk tarih bilimine katkıları da gerçektir. Ancak, Türkeş ve Atsız’ın ayrıldığı görüşlerde doğru ve yararlı çizginin Türkeş çizgisi olduğu da ayrı bir gerçektir. Dışlayıcı bir Türkçülük yerine kapsayıcı bir Türkçülük, Türkiye için de Türk Dünyası için de en doğrusudur.
Namık Kemal Zeybek
http://www.yusufiye.net/modules.php?name=News&file=article&sid=574

__________________________________________________
Do You Yahoo!?
Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
http://mail.yahoo.com

Wed Jan 3, 2007 3:10 pm

umutyavuzz
Offline Offline
Send Email Send Email

Message #1660 of 6767 |
Expand Messages Author Sort by Date

TÜRKEŞ, ATSIZ, İLERİ (Namık Kemal Zeybek) TÜRKEŞ, ATSIZ, İLERİ Tercüman yazarlarından Sırrı Yüksel Cebeci “Tarihe Tanıklık” başlığı ile...
Umut Yavuz
umutyavuzz
Offline Send Email
Jan 3, 2007
3:54 pm
Advanced

Copyright © 2010 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help