Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Hear how Yahoo! Groups has changed the lives of others. Take me there.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Gidenler Ve Kalanlar Üzerine Düsünceler!   Message List  
Reply | Forward Message #1563 of 6589 |
Gidenler Ve Kalanlar Üzerine Düşünceler! / Cumhur Bulut
 
“Kifayetsiz sözlerin akıbeti değiştireceğini pek sanmıyorum; Faydası yok… yalvaracak da değiliz a! Fakat bu gidişin bir sebebi ya da sebepler silsilesi olmalı… Terk edilmenin bu kadar yoğun olduğu bir başka cemiyet olmamıştır herhalde..! Bunun sebebini bulmalıyım…”

 
Yukarıdaki satırlar bir tiyatro repliği değildir, hazin bir ayrılık hikayesinin girizgâhı ise hiç değildir! Bu satırlar aslında hepimizi ilgilendiren ve hepimizin düşüncelerinin bir yeriyle münasebette olduğu sosyal bir hareketin mensuplarının gerçekleştirdiği kaygı dolu monologdan ibarettir.

Buradaki kaygı “gitmek” fiilinin gerçekleşmesinden sonra muhakkak yaşanacak olan bir inkırazdan dolayıdır. Çokça terk edilenler tarafından tecrübeyle sabittir ki, bu acı, “gidenleri” değil, daha çok geride kalanları mecruh(1) ve meftun(2) bırakmaktadır.

Nasıl olsa “gidenler” terk etmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayacak ve geride ne varsa bırakarak bir kuş gibi hafifleyeceklerdir. Çünkü statüko, askeri disiplin, emir-komuta ve doktrin gibi bağlayıcı unsurlardan, tabir caizse ayak bağı olan ütopyalardan onlar artık kurtulmuştur.

 
Bunca yıldır saklanan bastırılmış duygular şimdi ortaya çıkacaktır. Çok kısa bir zaman önce muhalefet edilen (aslında gizliden gizliye göz kırpılan) bir hayatla karşı karşıya; tartışılacak yeni konular, ikamet edilecek yeni mekanlar ve meclisler olacaktır bundan böyle. Yeni dostluklar doğacak ve kim bilir belki de “yeninin keyfi için geçmişe kalkıp sövülecektir!!!”(3)

 
Fakat mesele sadece “giden” ile “kalanın” yaşadığı duygu yoğunluğu değildir. Mesele, gitmeyi gerektiren veya kalmayı sağlayan şartlardır. İncelendiğinde anlaşılacaktır ki, “gitmek” sanıldığı kadar kolay gerçekleşen bir hadise ve fazilet değil, “kalmak” da sadece statükocu olmak veya pes paye bir talebin mümessili olmak değildir!!!

 
 Her şeyden önce giden, yani terk eden ardında birilerini bırakmış demektir. Türkçe’mizde “terk etmek” fiili menfi olarak kullanılır. “Eşini terk etti, evini terk etti, çocuklarını terk etti..” gibi. Yani suçtur terk edip bırakıp kaçmak! Cemiyetin uygulayacağı bir müeyyide ile karşı karşıya kalmalıdır terk eden! Ama nedense bizde terk edenlerin bir çoğu “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, İyi insanlar iyi atlara binip gitti.”(4) Diyerek “iyi insan” olarak anılır… Bu anlayışa göre “gidenler iyi” “kalanlar ise kötüdür”.

 
Evet işte bu yazının konusunu oluşturan esas soru budur: Gidenler iyi, kalanlar kötü müdür?(5)

 
Mazeretleri hazırdır nasıl olsa. Burası “yoz, estetikten değerlerden uzak, soğuk savaştan kalma bir işleyişi olan, biraz köylü, biraz gecekondu kültürüne sahip olanların bulunduğu bir yer” dir. Oysa kendileri: “entelektüel kaygılar taşıyan, estetik değerlerle mücehhez, modern ve kentlidirler… iyidirler …” yani çağa uygun, ilerici ve muhalefetlerinde haklı olduklarını ispatlayan birçok fikrin sahipleridirler. Ve bu iş burada olmuyorsa yapılacak en iyi şey bırakıp gitmektir. (!)

 
Gidenler, yani yapılacak hiçbir şey kalmadığı kanaatine vararak “kötü yeri ve kötü öğretiyi” terk edenler en başta tüm birikimlerini ve kazanımlarını hiçe sayanlardır. Gidenler açısından bakıldığında bu durum büyük cesaret gerektiren, bununla beraber -ağır bir tabir olacak ama- bukalemun gibi renk değiştirebilmeyi, dün söylediklerini bugün kabul etmemeyi yani ilkesizliği; baştan kabul etmiş olanlardır.

 
Ayrılmaya ve bırakıp gitmeye karar veren açısından bir başka önemli husus da gidilen yerde nasıl kabul göreceği ve yeni yerinde durumu hem eş-dostuna, hem de kendisine kucak açanlara nasıl anlatacağıdır.

Terk-i mekân eyleyenin buna ek olarak kendisinin cevaplaması gereken çok önemli bir soru vardır: bu soru “eski yerinin ve eski öğretisinin kötülüğünü bilerek; bu kötünün yeni tarafından neden kabul edildiği olacaktır. (!) Değil mi ki, geldiği yer ve o eski öğretisi kötüdür, o zaman kötüyü üzerinde taşıyana niye rağbet edilmektedir?

Ayrılmayı elzem olarak kabul edenler cevap olarak (kendilerini kandırmayı başaramıyorlarsa) varlıklarını inkar etmek zorunda kalacaklardır. Çünkü bugünkü varlıklarını her şartta kötülüğünü vehmettikleri o eski mekana ve cemiyete borçludurlar. Ancak! inkar yani “nankörlük” başka…

Bir de gidenlerin bizi terk ettikten sonra bulundukları yere bakmak gerekir. Entelektüel kaygıları, modern ve kentli olmaları çok işe yaramış; birçoğu “Büyük Adam” olmuşlardır, Büyük Bakan, Büyük Milletvekili, Büyük Yazar, Büyük Genel Başkan… v.s. Ama aynı hastalığı üzerlerinde taşımıyorlar mı acaba? Yoksa “kötülük” sâri(6) değil mi? Sahi onlar kötülüğe karşı aşı mı yaptırmışlardı?

İşin bir de derûnunda “kaçmak” gibi bir eylem var! Bu da herkesin kabul edeceği, yeyip yutacağı bir sıfat olmasa gerek! Şimdi yeni bir isimle anacağız artık onları: kaçak!

Nereden kaçtılar? Zordan, zor olandan. Daha dün birlikte oldukları, destek gördükleri, sevildikleri, okundukları, dinlendikleri ve emirlerine amâde buldukları bir cemiyetten! Cesaretlerinden değil belki de kopuşları cüretkarlıklarından!

Kalmak tabii olarak zordur. İçeride kol kanat kırılır, anadan yardan geçilir…(7) Velhasıl-ı kelam acı çekilir! Mücadele edilir tüm zor şartlarla. Güzel olsun, güzele ve iyiye ulaşılsın diye…

Buraya kadar hep gidenleri yerdik. Kendilerince ve bazılarımızca haklı olabilirler. Lâkin kalmak da gitmek kadar zor bu has odada. Onlar için söylenecek söz, sitem ve inkırazla karışık bir iyi niyetle :

“Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi”

Ve kalanlar… gerçek yük onların omuzlarında. Hem kalmaya devam edecekler, hem gitmeye sebep olan şartları ortadan kaldıracaklar, hem de gitmedikleri için cefaya daima hazır olacaklar. Bir de bunun yanında kendi sorularına yanıt arayacaklar…

Aslında kalanlar, gidenlerin iyi olmadığını, onların başkalaştıklarını ve yukarıdaki kötü sıfatları üzerlerinde taşıyabilecek kadar değişime uğradıklarını anlayacaklardır.(!)

 “Evet, burası iyi ve biz iyiyiz! Gidenler kalanlardan iyi değil! Burayı kötü gördüğümüzden dolayı, gidenler iyi! Eğer burayı iyi görmeyi becerebilirsek bunun zıttı olarak gidenler kötü olacak!”(8) diyeceklerdir.

Şayet burası ve biz kötüysek tıpkı gidenlerin düştüğü tenakuza düşüp kendimizi inkar etme bahtsızlığını kabullenmiş olacağız. Kötülüğü kabul ediyorsak eğer iyi olduğuna inandığımız davada ne işimiz var! Biz gidelim ki iyiler kalsın! Çünkü burası iyi. Temelinden çatısına kadar. Burayı kötü gösteren sadece sırıtanlar!(9)

Tabiatın kanunu budur aslında; kötü olan safra olan dışarı atılır. Fikri hayat da ağaçlardaki eğrelti dalların budandıkça güçlenip semizleşmesi gibi kuvvet kazanacaktır...

Kalan iyilerin, iyi ve güzel yerdekilerin dudağında da ise şu şarkı kalacaktır:

“Gelene hoş geldin,
 Gidene güle güle…”

Dipnotlar
1 Mecruh: Yaralı
2 Meftun: Düşkün, Hasta
3 İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’ ten Uyarlama : “Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…” Şiiri hatırladınız değil mi?
4 Necip Fazıl KISAKÜREK – Boş Ufuklar Şiiri 1973
5 Soru Sormayı bilen adam sana çok teşekkür ederiz.. Cevapları da yine senden iktibas etmeye çalışacağız kusura bakma.
6 Sâri: Bulaşıcı
7 Yine Necip Fazıl’dan
8 Fark ettiysen aynen aldım.
9 Muhterem Okuyucu Bu Cümle Tafsilatlı Anlatılması Gereken Bir Cümle Ama Yerimiz Dar Olduğu İçin Diye Yazamadık!!!
 

__________________________________________________
Do You Yahoo!?
Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
http://mail.yahoo.com

Fri Dec 15, 2006 8:00 pm

umaybike
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
Message #1563 of 6589 |
Expand Messages Author Sort by Date

Gidenler Ve Kalanlar Üzerine Düşünceler! / Cumhur Bulut “Kifayetsiz sözlerin akıbeti değiştireceğini pek sanmıyorum; Faydası yok… yalvaracak da...
umay umay
umaybike
Offline Send Email
Dec 16, 2006
10:56 am
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help