| EĞRETİ DURANLAR/ BEKİR ÖZ |
| Hayat devam ederken, zaman kavramını estetik bir durum okumasıyla buluşturan kültür, milliyetçilik ideolojisinin düşünce temellerini de oluşturmaktadır. Milliyetçilik milli kültürü temel alarak medeniyet referansını cemiyet yaşantısında net bir biçimde ortaya koyar. Toplumumuzun bilinci kültürüne ne kadar
bağlı olduğu ile alakalıdır. Günlük yaşantımızda bu bilinç karşımıza kültür milliyetçiliği olarak çıkmaktadır. Bu düşüncemin ışığında herkesin aslında bir şekilde milliyetçi olduğunu ve kimsenin kimseye bu noktada sen daha çok seversin, ben daha çok severim gibi üstünlük taslayacak durumu yoktur. Zaten milliyetçilik insanını sevmek onu yüceltmek, korumak, kollamak gibi ifadelerle anlam bulduğundan kucaklayıcı bir yapısı vardır. Ön söz olarak giriş yaptığım bu yöndeki esas tartışmak istediğim istikamet siyasi arenadaki milliyetçilik ve onun etrafında toplanan
bizler. Kimliğimizi Türk milliyetçisi olarak doktriner dinamiklerle şekillendirdiğimizde ne olduğumuzu belirlemiştik. Kendimizi tanımladığımızda, eğreti duran naylonların belirlendiğini de gördük ki kendi içinde renklilik arz eden ötekiler bizim cepheden tek renkte görünüyor. Duruş bozukluğu olan hokkabazların koltuk hayalleri uygunsuz bir vaziyette uyanmalarıyla son bulup kimseye anlatamamalarını çok iyi anlıyoruz. Biz onları, ilkokul çağlarımızda ettiğimiz “varlığım Türk varlığına armağan olsun” andından beri biliyoruz. Çünkü, onlar o gün okula gelmediler. Gerçeklerle yüzleşmenin
zamanı gelmiştir, sırtımızdaki bu yükü alaşağı etmenin metodu bellidir. Türk milliyetçiliği bir fikir hareketi olduğuna göre bilgi kaynaklarımızı açarak içimizde ki bu hokkabazları bertaraf edebiliriz. İşte milliyetçi duruş budur bildiğinden geri durmayan bildiğinden korkmayandır. Kahramanlık türküleriyle sevdasını romantikleştiren ülkücülerle sahtelerinin arasındaki fark, ülkücülerin gökyüzündeki yıldızları hedef almasıyla alakalıdır. “Ey şanlı avcı, dâmını bîhûde kurmadın Ne yazık ki deşifre oldunuz, sizi dikkate almadığımız Fikret in ermeni teröristlere yazdığı satırlardadır. Bugün ülkücülere ikinci sınıf insan libası giydirmeye çalışan koltuk kapkaççıları sizleri iyi biliyoruz. Kişisel dünyalarında şekillendirdikleri kendi hayatlarında bile kimlik çelişkisi çekenler, göbek bağlarının uzantıları kendi biçimsiz ve sevimsiz ortamlarını bile aşmış dinozor kökenliler ne yazık ki: Üstün vazife küstahlığı ve cüretkarlık örneği sergileyerek, bu güne kadar Lider, Teşkilat, Doktrin çizgisinden ayrılmamış olan milliyetçilerin hayat kaynakları ile ilgili yorum yapma ve makam tutma hakkını kendilerinde bulmakta olanlara hatırlatıyoruz. Menzil daha önceden satmış olduğunuz benliğinizi yeni bir mahsul gibi vitrinize edeceğiniz vakit değildir. Kendilerine büyük dava adamı
payitahtlığını seçenler, şimdinin gidilesi- gelinesi yol hanına çevirdikleri, ideal satma pazarında, bizde yaptık, ettik, gittik, geldik yaftalarıyla, milliyetçi gençliğin zamanını ve yolunu gasp etmek emr-i ricasında olurlarken aynı zamanda kendi koltuk ve makamlarını garanti altına almışlar ve kendilerince büyük olmuşlar. Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin: Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engellerde yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük,zayıf,araçsız, hiç sayarak kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın, bundan sonrada sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.[3] |
Check out the all-new Yahoo! Mail beta - Fire up a more powerful email and get things done faster.