Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Hear how Yahoo! Groups has changed the lives of others. Take me there.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.

Messages

  Messages Help
Advanced
Siyaset sahnesi / M. Naci Bostancı   Message List  
Reply Message #1438 of 6767 |
[Yorum - M. Naci Bostancı] Siyaset sahnesi
Siyaset ilginç bir alan. Siyasetçiyseniz, olup bitenleri içselleştiriyor, siyasete ait o iktidar odaklı düzeni, ilişkileri, ritüelleri, gereği çerçevesinde yerine getiriyorsunuz. Zaten başka türlü olamaz, oyunun dışına çıktığınızda, zeminin kendine mahsus dünyasına şaşırarak bakmaya başladığınızda işi yürütemezsiniz.
-Sadece siyaset için değil, aslında hayatın diğer alanları için de böyle değil midir? Bürokraside, iş dünyasında, serbest mesleklerde, hatta bazen aile ilişkilerinde... Ama yine de bizi şaşırmaya davet eden o ses nereden gelir?-
Burada dikkat çekici bir husus şu: Bir partinin içinde olduğu kadar partilerin mücadelesinde de iktidarda ve muhalefette olmak arasında fark var. Parti iktidarını ellerinde tutanlar, sıradan gerçekliğe mucizevi bir görüntü kazandırmak gibi bir sanatın peşine düşme lüzumunu hissederler. Bu, iktidarı sürdürmek, bunun için gerekli büyülemeyi sağlamak, yönetenle yönetilen arasındaki mesafeyi -demokrasiler de dahil- biraz derinleştirmek, nihayet işlerin "bütünüyle nüfuz edilemeyecek bilgi ve niteliklerin varlığına atıfla" ehil ellerde olduğu izlenimini uyandırmak için gereklidir. Nüfuz etmek, iktidara ait o gizemli, bilinemez, tam da bu yüzden sahip olma hakkını bahşedici "öz" diye bir şey olmadığını, iktidarın fani, sınırlı niteliğini ortaya koyar ve böylelikle üzerindeki kutsallık şalını kaldırır. Bunu kim ister? Sadece muhalefette olanlar. Çünkü ancak böyle yaparak muktediri tahtından indireceklerdir. Onlar iktidara geldiklerinde ise yine aynı yöntemleri dolaşıma sokarlar. Çünkü hem iktidar sahipleri hem de yönetilenler için aurası olmayan bir iktidar düşünülemez.
İktidarı yücelten pratikler
Ayrıca bu büyüleme sadece ötekiler için değildir; doğrudan iktidarı ellerinde tutanlar da suretlerindeki büyüleme üzerinden kendilerine yönelik inancı tazelemek isterler. Unutmamak gerekir ki; insanlar, bu büyüleme pratiklerine sadece maruz kalmazlar, aynı zamanda bunu talep ederler. İktidar ilişkileri hiyerarşisinde yukarıda olanın bu konumunu kendimiz için de meşrulaştırmanın yolu bu yüceltmedir. Madem benim değil onun yukarıda oluşu söz konusudur, öyleyse buna getireceğim açıklama beni de kendi nazarımda beraat ettirmelidir. Öte yandan hayatın çıplak gerçekliği çok yavan, çok kurudur; siyaset gibi iktidar ilişkilerine dair bir alanda alegorilere, fantezilere, masallara, heyecanlara, kışkırtmalara muhatapların ihtiyaç duymadığını, ortada böyle bir talebin olmadığını kim söyleyebilir? Roman, film, masal, hikaye, resim gibi "sanat" dalları, bizi gerçek dünyanın kuru, sıkıcı, yavan dünyasından uzaklaştırırken, siyaset gibi bir yüce sanatın böyle bir özellikten mahrum olması düşünülebilir mi? Meydanları dolduran kalabalıkların ne tür konuşmalara "yürekten, diğerleriyle tek vücut olarak" tepki verdiğini hatırlayalım: Yüksek ses tonu, keskin ifadeler, nabızlara seslenen militan bir duyarlılık vs. Aklın sesi -eğer dinlersek- bizi oyunun içinden kopartır, kitleden ayırır, oradaki varlık gerekçemiz hilafına bizi tek başımıza bırakır.
İktidar sahiplerini öne çıkartan, boyutlarını değiştiren, ona özel nitelikler atfeden, sadece sözel olarak değil jest, mimik, tutumlarla tahkim edilmiş bir yüceltme söyleminin, bazen yazılı kurallarla -protokol- bazen ise fiili olarak yürürlükte olduğunu görürüz. Ceket önü iliklemelerin çok katmanlı mesaj stratejisi özelliğini ceketlerini ilikleyenler kadar buna şahit olanlar da iyi bilirler: "Sana saygı gösteriyorum, bunu yürüyüşüm kadar en önemli jestlerden birisi olan ceket önü iliklememden görmelisin, böylelikle aramızdaki farkı kabul ve onaylıyorum, bunu kendim için olduğu kadar çevre için de yapıyorum; çünkü böyle yaparken senin itibarına destek veriyorum..." Ayağa kalkmalar, iktidar sahibine saygılı bir mesafeden konuşmalar, onun sözlerini can kulağıyla dinlemeler, esprilerine "gerektiği gibi" gülmeler, odasına girerken kapı çalmadan tutun ona doğru ilerlemeye kadar her adımın adeta kimi Budist rahiplerin dindarlığını hatırlatan bir ayrıntı ve düzen duygusuyla atmalar vs. bunların hepsi iktidar ilişkileri stratejileridir. Bu sözel ve görsel pratikler bütününün bildik bir alt-üst ilişkisi olduğu düşünülmesin. Zayıf ve güçsüz olanlar, bu pratikler üzerinden iktidar sahibini borçlandırırlar, onu kendi talepleri istikametinde yönlendirmeye çalışırlar. Kaderine razı, boynunu eğmiş yöneticinin vereceği İlahi kararı bekliyor gibi görünen kişi aslında bu görünümü, istediği kararı elde etmek için nihai bir koz olarak kullanan bir sanatçı değil midir?
Siyaset sanatının tarihi
Siyaset herhalde hiçbir zaman sadece dünyevi bir gerçeklik bağlamında yürümedi, şu veya bu şekilde göklerle, kutsallıkla, yücelikle ilişkili bir sanat olarak icra edildi. Eski Yunanlılar "site"yi yüceltirlerdi. Vatandaşların en önemli görevleri siteye sadakatle bağlılık ve hizmetti. Ortaçağ Avrupa'sında kilisenin başlangıç dönemi sadeliğiyle mukayese edilemeyecek ölçüde bir gösteriş ve alayişle işleri yürüttüğü malum. "Göksel" kutsal yapılar, İlahi ve dünyevi alanlara aracılık eden eski Şamanları, büyücüleri aratmayacak ölçüde kendine has, parlak giysileri içindeki rahipler. Kilisenin bunları sadece "Tanrı" için yaptığını kim söyleyebilir? Yoldan çıkmış olanları Tanrı yoluna döndürmek kadar yol üzere olanların imanlarını tahkim etmek de bu tür giysiler, törenler, mekanlar gerektirmiyor mu? Dostoyevski'nin Büyük Engizatörcü'de dediği gibi, sıradan insanı kendi başına karar verme yükünden kurtarmak için otoriteye, mucizeye ve sırra, elbette aynı zamanda bu şahane görselliğe ihtiyaç var.
Aytmatov, "Cengiz Han'a Küsen Bulut" hikayesinde acıklı bir olay anlatır. Sefere çıkan ordusunda yeni doğmuş bebek istemeyen hanın emrine karşı gelen bir asker ve karısı öldürülür. Aytmatov'un anlatımındaki "bir bakışıyla orduları dize getiren Hakan"ı kendini çevreleyen tüm iktidar teknikleri ve atmosferiyle birlikte hikayenin dışına fırlayacakmış gibi hissetmek mümkün. İnsan genellikle burada çekilen acı üzerine, trajedi üzerine düşünür, mağdurla bütünleşir, bu ise "gerçek insanın" tam da burada olduğu yanılsaması yaratır. Oysa gerçek insanı, tüm bu trajedi yaşanırken büyüleyici iktidar önünde, bu "insanlık dışı uygulama"ya heyecanla, kışkırtmayla katılan asıl büyük kitle temsil eder.
Bir başka örneğe geçelim. Osmanlı padişahlarına bayram törenlerinin bir parçası olarak "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var" dendiği rivayet edilir. Bu anekdot sadece padişaha faniliği ve Allah'ın hesabını hatırlatma, halka da bunun hatırlatıcısı olma rolünü vermez. Bunun beraberinde, mağrur iktidar ilişkilerine bu ve benzeri tutumlarla meşruiyet kazandırma çabası söz konusudur. Gündelik hayatın her tür ayrıntısından beslenen mağrur olma şartlarını mucizevi bir teknik gibi bayramlarda söylenen bu sözün ortadan kaldıracağını -adeta 'açıl susam açıl' denildiğinde kapının açılması gibi- padişahın da bir vicdan muhasebesi olarak hep bu haykırışı hatırlayacağını düşünmek hoş bir geçmiş kurmacası olabilir. Gerçekte bu tür anekdotlar dünkü iktidar ilişkilerini açıklamak, tarihi hakikatine kavuşturmaktan ziyade bugün içindir, bugünün iktidar sahiplerine bir hatırlatmadır. Ama dün mağrur olma diyenler, bugün ise anekdotu anlatanlar yukarıda zikredilene benzer bir rolü ifa etme tehlikesiyle karşı karşıya değil midirler?
Bugün demokrasi var, insanlar en azından teorik olarak eşitler. Siyasetin tüm örgütlerinde yöneticiler "primus inter pares". Gel gör ki fiiliyatta öyle değil. "Dünyanın büyüsü bozuldu" diyenler yanılıyorlar, büyü sadece kılık değiştirdi, ad değiştirdi, yeni söylemler kazandı. Önümüzde seçim var. Afişlerde, sloganlarda, televizyon reklamlarında, gazete ilanlarında büyü kazanındaki iksirden nasiplenmiş sözler, resimler, jestler göreceğiz. Bunların bir de arka planı var mutlaka. Fakat bugün sanki bir başka sorun boy gösteriyor gibi. Kitle iletişiminin her türlü büyüleme uygulamasını tükettiği bir zamanda yenilerini bulmak çok kolay değil Seçmen -her zaman olduğu gibi- baştan çıkmaya, büyülenmeye, dolmuşa binmeye hazır; ama artık eşik çok yüksek. Demek ki bugün profesyonellere, yaratıcı zeka sahiplerine çok daha fazla iş düşüyor. Burada perde kapanmayacağına göre neler yapıldığını göreceğiz demektir.
M. NACİ BOSTANCI
16/11/2006
 


Sponsored Link

$200,000 mortgage for $660/mo - 30/15 yr fixed, reduce debt, home equity - Click now for info

Sun Nov 19, 2006 7:38 pm

mehmedkagan
Offline Offline
Send Email Send Email

Message #1438 of 6767 |
Expand Messages Author Sort by Date

[Yorum - M. Naci Bostancı] Siyaset sahnesi Siyaset ilginç bir alan. Siyasetçiyseniz, olup bitenleri içselleştiriyor, siyasete ait o iktidar odaklı...
Mehmed Kagan
mehmedkagan
Offline Send Email
Nov 19, 2006
8:02 pm
Advanced

Copyright © 2010 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help