Milliyetçilik Üzerine! / Prof. Dr. Özcan Yeniçeri / Yeniçağ
Son zamanlarda “milliyetçilik yükseliyor” telaşı üzerine yapılan hesap ve üretilen düşüncelerin çok da isabetli olduğu söylenemez. Tartışılması gereken şeyin milliyetçilik potansiyelinin fonksiyonelleşme biçimi ve hızı olması gerekirken; milliyetçiliğin kötülenerek yargılanması ibretle izlenmektedir. Milliyetçilik ile ilgili tartışma açanların milliyetçiliği “bütün kötülüklerin anası” olarak görme ve göstermeleri, yaşanan sürecin anlaşılmasını engellemektedir. Milliyetçi hareketler, milletlere kendi kaderini belirleme, millî karakterini koruma ve özel vasfını insanlığın ortak
mirasına eklemeye tarih boyunca katkı sağlamışlardır. Kurtuluş savaşlarının temelindeki en büyük itici güç milliyetçilik olmuştur. Kimlik, şahsiyet, onur, kendine güven ve erdem gibi değerler de milliyetçi bir tavır ile ancak anlamlı bir hâl almıştır. Kendi kendini yönetmek, kendi geleceğine egemen olmak düşüncesinin bir toplumda fonksiyonel hâle gelebilmesi, bireylerin kendilerinin ne olduğunun farkına varmaları ile mümkündür.
Ortak kimlik, ortak heyecan, ortak kader ve bir topluma âidiyet duyma, özgürlüğün ilk şartıdır. Milliyetçiliğin, ortak değerleri bu yöndeki geliştirme yeteneğinin, her türlü duygunun önünde olduğu görülmektedir. Hatta milliyetçilik bu değerleri tutum, davranış, töre ve gelenek hâline sokarak kurumsallaştırmaktadır.
Milliyetçilik bu bağlamda milli bir üslup, milli devlet, milli egemenlik, milli kimlik ve bağımsızlık iradesini anlatır. Milliyetçilik milletin var olma iradesidir.
Irkçılık, şovenlik, saldırganlık, gericilik vb.. kavramlarla milliyetçiliğe eş değer tutarak konuşanlar bir yandan kendi cehaletlerini sergilerken diğer yandan da kötü niyetlerini ortaya koymuş olurlar. Milliyetsizlik hastalıktır.
Bütün tarihi gerçekler ve gelişmeler, Türk milletinin ve milliyetçiliğinin hiç bir zaman herhangi bir dinin, mezhebin, etnik grubun “ötekileştirilmesi” ya da “aleyhtarlığı” üzerine bina edilmediğini göstermektedir. Aksine Türk milliyetçiliği kendisi için meşru, haklı ve makul gördüğünü, diğer halklar için de makul ve meşru görmüştür.
Milliyetçiliği tepkiye, reflekse ya da reaksiyona indirgeyenler, dünya gerek ve gerçeklerini kendi gözleriyle okuyamayanlardır. Her toplum, kendi çıkarını, varlığını ve değerlerini öncelemektedir. Dünyada milliyetçi olmayan hiç bir toplum yoktur.
Milliyetçilik bir milletin var olma, yabancı egemenliğini sonlandırma, rüştünü ispatlama ve bağımsız yaşama iradesinin ürettiği sonuçtur.
Ortak kimlik, ortak heyecan, ortak kader ve bir topluma âidiyet duyma, özgürlüğün ilk şartıdır. Milliyetçiliğin, ortak değerleri bu yöndeki geliştirme yeteneğinin, her türlü duygunun önünde olduğu görülmektedir. Hatta milliyetçilik bu değerleri tutum, davranış, töre ve gelenek hâline sokarak kurumsallaştırmaktadır.
Milliyetçilik bu bağlamda milli bir üslup, milli devlet, milli egemenlik, milli kimlik ve bağımsızlık iradesini anlatır. Milliyetçilik milletin var olma iradesidir.
Irkçılık, şovenlik, saldırganlık, gericilik vb.. kavramlarla milliyetçiliğe eş değer tutarak konuşanlar bir yandan kendi cehaletlerini sergilerken diğer yandan da kötü niyetlerini ortaya koymuş olurlar. Milliyetsizlik hastalıktır.
Bütün tarihi gerçekler ve gelişmeler, Türk milletinin ve milliyetçiliğinin hiç bir zaman herhangi bir dinin, mezhebin, etnik grubun “ötekileştirilmesi” ya da “aleyhtarlığı” üzerine bina edilmediğini göstermektedir. Aksine Türk milliyetçiliği kendisi için meşru, haklı ve makul gördüğünü, diğer halklar için de makul ve meşru görmüştür.
Milliyetçiliği tepkiye, reflekse ya da reaksiyona indirgeyenler, dünya gerek ve gerçeklerini kendi gözleriyle okuyamayanlardır. Her toplum, kendi çıkarını, varlığını ve değerlerini öncelemektedir. Dünyada milliyetçi olmayan hiç bir toplum yoktur.
Milliyetçilik bir milletin var olma, yabancı egemenliğini sonlandırma, rüştünü ispatlama ve bağımsız yaşama iradesinin ürettiği sonuçtur.
Tarih:03.11.2006
Sponsored Link
Get a free Motorola Razr! Today Only! Choose Cingular, Sprint, Verizon, Alltel, or T-Mobile.