Milliyet ve Cibilliyet / Prof. Dr. Özcan Yeniçeri / Yeniçağ
Yalnız siyasal diktatörlükler Orwelyen bir dünya yaratmazlar. Sorun yalnızca maddi erki elinde tutan oligarklarla ilgili de değildir. Tarih boyunca insanların manevi dünyası üzerinde şu veya bu biçimde egemenlik tesis etmiş olanlar; daha yıkıcı, zalim ve yok edici olabilmişlerdir. Davidan, Halkın Tapınakları ya da Hasan Sabbah Tarikatlarının yabancılaştırıcı ve yok edici nitelik yönünden Stalinist veya Hitlerist yıkıcılıktan daha aşağı değildir.
Evlat Babuna’nın konuşması bir evladın ana/babaya nasıl düşman hale getirildiğinin kanıtı gibiydi. O, Orwel’in 1984 adlı kitapta tarif ettiği ülkeden gelmiş gibiydi. Babuna olayı muhakeme ve ahlak üzerine oturan totaliter zorbalığın, yalnız devlet ya da “Büyük Birader” le sınırlı olmadığını kanıtlamış oldu. Maneviyat şeyhlerinin akıl, zihin, ahlak ve muhakeme üzerine kurduğu hâkimiyetin nasıl bir sonuca neden olduğunu Babuna olayı somut olarak göstermiş oldu.
Orwel’in ünlü eserindeki “Büyük Biraderin” kurduğu sistem “savaşa barış” , “hürriyete esaret” ve “cehalete kuvvet” anlamı vermişti. Orwel, düşünce bütünlüğünü ise; düşünmemek, düşünmeye gerek duymamak olarak tanımlamıştı.
Aile hayatı ve cinsellik Orwel’in hayal ülkesi Okyanusya’nın tek hâkimi mutlakı olan parti için en büyük tehlike olarak nitelendirilmişti. Orada çocukla ana-baba, erkekle kadın arasındaki bütün bağlar koparılacaktır. Bunun nedeni herkesi karısına, çocuklarına ya da dostlarına güven duymayacak hale getirilmesini sağlamaktır. Bunun için de çocuklar doğar doğmaz analarından alınacak ve cinsiyet içgüdüsünün kökü kazınacaktır. Cinsel tatmin bütünüyle ortadan kaldırılacak, aileye, eba ecdata bağlılık yok edilecek; sadakat ise sadece kutsal biraderle sınırlandırılmış olacaktı. Bütün bunlar yalnızca bireyleri “Büyük Birader” e hizmet eden mankurt haline getirmek için düşünülmüştü. Aynı uygulamaların tarikatlardaki şeyh-mürit ilişkilerinde yaşandığını da ortaya çıkan gelişmeler görülmektedir.
Mürit muhakeme yeteneğini tümüyle yitirdiğinde, şeyhin ya da “yüce zatın” uysal ve zayıf bir hizmetkârı olduğuna inandığında; kendisine karşı sözüm ona büyük bir zafer kazanmış olacaktır.
Bir evlat ancak böyle bir uygulama sonucu kendi varlığının nedeni olan anne babasına akla gelmeyen korkunç ithamlarda bulunabilir. Öz anne ve babasına “yüce zatlar” (!) uğruna hakaret eder. Orwel’i okuyanlara bu tavır yabancı değildir.
Oktar Babuna, Adnan Hoca aleyhine konuşan annesini “Cinsel taciz” , babasını ise “organ kaçakçılığıyla” suçluyor. Buna karşın Adnan Hoca’yı kerameti kendinden menkul “yüce zatı” (!) adeta Orwel’in romanındaki “Büyük Birader” e özgü vasıflarla tarif ediyor. Ona sadakat ana, baba, sevgili, aşk ve her şeyin üstündedir. Evlatlar ana babalarına en galiz iftirayı yapmaktan çekinmezken, sözüm ona “yüce zat” söz konusu olunca onun önünde saygıyla eğilmektedirler.
Prof. Dr. Cevat Babuna, -sanki ortada muhakeme edebilecek bağımsız bir bilinç orta yerde varmış gibi- “Sabetayist olduğumu söyleyen oğluma sormak lazım. Ben Sabetayist isem sen nesin?” Prof. Dr. Babuna bu toplantılarda toplu seks yaptığı ve eş değiştirme (kuzu ayini) katıldığı iddialarına ise; “Hayatımda ilk defa duyuyorum bunları” diyor.
Ailesine bu suçlamaları yapan adam öyle her babayiğidin harcı olmayan üniversitelerde okumuş, zekası ve aklı tartışılamayacak derecede yüksek bir zattır. Bu sıradan bir olgu değildir ve bu durumun bir açıklamasının olması gerekir!
Bu somut olgu, ahlakın akıldan önce geldiğini gösterirken, milliyet ve ahlak bilinci olmayan insanları kurtaracak hiç bir zekânın olmadığının da kanıtı gibidir. Bilim sahibi olmak, insanı cehaletten kurtarıyor ama rezalete düşmesini de engelleyemiyor. Ailelerin evlatlarına önce ahlakı sonra cinsini cibilliyetini daha sonra aklı kullanmayı ve en sonunda da ilimi ve bilimi vermeleri gerekiyor. Son zamanlarda eba ecdat düşmanlığı Türkiye’de moda oldu. Dinine diyanetine, milletine milliyetine yaban insanlardan başka türlü davranış beklenemez. Milliyetsiz yapıların cibilliyetsiz tavırlar üretmesi de doğaldır.
Evlat Babuna’nın konuşması bir evladın ana/babaya nasıl düşman hale getirildiğinin kanıtı gibiydi. O, Orwel’in 1984 adlı kitapta tarif ettiği ülkeden gelmiş gibiydi. Babuna olayı muhakeme ve ahlak üzerine oturan totaliter zorbalığın, yalnız devlet ya da “Büyük Birader” le sınırlı olmadığını kanıtlamış oldu. Maneviyat şeyhlerinin akıl, zihin, ahlak ve muhakeme üzerine kurduğu hâkimiyetin nasıl bir sonuca neden olduğunu Babuna olayı somut olarak göstermiş oldu.
Orwel’in ünlü eserindeki “Büyük Biraderin” kurduğu sistem “savaşa barış” , “hürriyete esaret” ve “cehalete kuvvet” anlamı vermişti. Orwel, düşünce bütünlüğünü ise; düşünmemek, düşünmeye gerek duymamak olarak tanımlamıştı.
Aile hayatı ve cinsellik Orwel’in hayal ülkesi Okyanusya’nın tek hâkimi mutlakı olan parti için en büyük tehlike olarak nitelendirilmişti. Orada çocukla ana-baba, erkekle kadın arasındaki bütün bağlar koparılacaktır. Bunun nedeni herkesi karısına, çocuklarına ya da dostlarına güven duymayacak hale getirilmesini sağlamaktır. Bunun için de çocuklar doğar doğmaz analarından alınacak ve cinsiyet içgüdüsünün kökü kazınacaktır. Cinsel tatmin bütünüyle ortadan kaldırılacak, aileye, eba ecdata bağlılık yok edilecek; sadakat ise sadece kutsal biraderle sınırlandırılmış olacaktı. Bütün bunlar yalnızca bireyleri “Büyük Birader” e hizmet eden mankurt haline getirmek için düşünülmüştü. Aynı uygulamaların tarikatlardaki şeyh-mürit ilişkilerinde yaşandığını da ortaya çıkan gelişmeler görülmektedir.
Mürit muhakeme yeteneğini tümüyle yitirdiğinde, şeyhin ya da “yüce zatın” uysal ve zayıf bir hizmetkârı olduğuna inandığında; kendisine karşı sözüm ona büyük bir zafer kazanmış olacaktır.
Bir evlat ancak böyle bir uygulama sonucu kendi varlığının nedeni olan anne babasına akla gelmeyen korkunç ithamlarda bulunabilir. Öz anne ve babasına “yüce zatlar” (!) uğruna hakaret eder. Orwel’i okuyanlara bu tavır yabancı değildir.
Oktar Babuna, Adnan Hoca aleyhine konuşan annesini “Cinsel taciz” , babasını ise “organ kaçakçılığıyla” suçluyor. Buna karşın Adnan Hoca’yı kerameti kendinden menkul “yüce zatı” (!) adeta Orwel’in romanındaki “Büyük Birader” e özgü vasıflarla tarif ediyor. Ona sadakat ana, baba, sevgili, aşk ve her şeyin üstündedir. Evlatlar ana babalarına en galiz iftirayı yapmaktan çekinmezken, sözüm ona “yüce zat” söz konusu olunca onun önünde saygıyla eğilmektedirler.
Prof. Dr. Cevat Babuna, -sanki ortada muhakeme edebilecek bağımsız bir bilinç orta yerde varmış gibi- “Sabetayist olduğumu söyleyen oğluma sormak lazım. Ben Sabetayist isem sen nesin?” Prof. Dr. Babuna bu toplantılarda toplu seks yaptığı ve eş değiştirme (kuzu ayini) katıldığı iddialarına ise; “Hayatımda ilk defa duyuyorum bunları” diyor.
Ailesine bu suçlamaları yapan adam öyle her babayiğidin harcı olmayan üniversitelerde okumuş, zekası ve aklı tartışılamayacak derecede yüksek bir zattır. Bu sıradan bir olgu değildir ve bu durumun bir açıklamasının olması gerekir!
Bu somut olgu, ahlakın akıldan önce geldiğini gösterirken, milliyet ve ahlak bilinci olmayan insanları kurtaracak hiç bir zekânın olmadığının da kanıtı gibidir. Bilim sahibi olmak, insanı cehaletten kurtarıyor ama rezalete düşmesini de engelleyemiyor. Ailelerin evlatlarına önce ahlakı sonra cinsini cibilliyetini daha sonra aklı kullanmayı ve en sonunda da ilimi ve bilimi vermeleri gerekiyor. Son zamanlarda eba ecdat düşmanlığı Türkiye’de moda oldu. Dinine diyanetine, milletine milliyetine yaban insanlardan başka türlü davranış beklenemez. Milliyetsiz yapıların cibilliyetsiz tavırlar üretmesi de doğaldır.
Tarih:08.11.2006
Sponsored Link
Free Uniden 5.8GHz Phone System with Packet8 Internet Phone Service