Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Show off your group to the world. Share a photo of your group with us.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Islam ve Demokrasi (1)   Message List  
Reply | Forward Message #1156 of 6589 |
HİLMİ YAVUZ
08.10.2006  PAZAR
İslam’la Demokrasi bağdaşır mı, sorusu, bir hayli zamandır soruluyor. Kimilerine göre, Hıristiyanlık ‘Sezar’ın hakkı Sezar’a, Allah’ın hakkı Allah’a’ formülasyonu ile, Din ve Dünya işlerini birbirinden ayırmış, ama İslam bunu gerçekleştirememiştir.
Hz. Muhammed’in hem Peygamber, hem de devlet başkanı oluşu dolayısıyla, İslam’da Din ve Siyasetin birbirinden ayrılmasının sözkonusu olmayacağı, ötedenberi tekrarlanan önyargılardan biridir.
Doğrudur: Hz. Muhammed, hem Allah’ın resulü hem de İslam devletinin başkanıdır. Bunun böyle olması, onun ‘Nübüvvet’ yani Peygamber konumunun, ‘Velayet’, yani devlet başkanı konumundan ayrılmaz olmasına rağmen, birbirinden farklı olmadıkları anlamına gelmez. Dolayısıyla, Hz. Muhammed’in ‘Nübüvvet’ konumunu, onun Din işleri ile, ‘Velayet’ konumunu da Dünya ya da siyaset işleriyle ilişkilendirmek mümkündür.
Bu konuyu enine boyuna ‘İslam Dini Açısında Din-Devlet İlişkileri’ adlı çalışmasında ele alan Dr. Fahri Demir, Hz. Peygamber’in Hadis’lerini, onların ‘Nübüvvet’ konumunda mı, yoksa ‘Velayet’ konumunda mı dilegetirildiklerine bakarak ele almak gerektiğini öne sürüyor. Dr. Demir’e göre, Hz. Peygamber’in ‘Nübüvvet’ konumuna ilişkin sözleri, birer nass’tır ve onların herhangi bir biçimde değiştirilmeleri asla sözkonusu değildir. ‘Nübüvvet’, Hz. Peygamber’in İtikad ve İbadet’e ilişkin görüşlerinin Din’e ait olduğunu ve onların birer nass olarak kabul edilmelerini gerektirirken; ‘Velayet’, Hz. Peygamber’in Muamelat’a ilişkin görüşlerinin Dünya işlerine ait olduğunu ve onların birer nass olarak kabul edilemeyebilmelerini mümkün kılmaktadır. Dr. Demir, şöyle diyor: ‘[...] Hz. Peygamber (s)’den itibaren uygulamaya baktığımızda görüyoruz ki, konu İtikad ve İbadet olunca, nasslar üzerinde herhangi bir farklı görüş müzakere ve tartışma konusu olmazken, konu muamelat olunca, gerek Hz. Peygamber’in görüş ve uygulamaları gerek nasslar üzerinde her vesile ile farklı görüş, müzakere ve tartışma olagelmiş; bu konularda Hz. Peygamber (s)’in bile kendi görüş ve tercihini değiştirdiği görülmüş ve nassa rağmen gibi görünen düzenleme ve uygulamaya gidilegelmiştir.’ Dr. Demir, bu konuda ‘hurma tozlaşması’nı, Tebük seferi sırasındaki ‘tahmin’ olayını, Bedir savaşı öncesinde savaş düzenine ilişkin olarak, ashabdan Habbab b. El-Münzir’in ‘Ya Resulallah! Bu yerleşme ‘vahy’ gereği bir yerleşme mi yoksa savaş sanatı gereği bir yerleşme mi?’ sorusu üzerine Hz. Peygamber’in ‘Vahiy gereği değil’ cevabını verince, savaşta yerleşim düzeninin değiştirilmesi.. vb. gibi olayları örnek gösteriyor.
Okurlarım hatırlayacaklardır: Bundan iki yıl kadar önce, ‘İslam Terakkiye Mani midir?’ meselesini tartışırken ‘müellefe-i kulub’ konusunda Hz. Ömer’in, ‘maslahat’ (kamu yararı’) gereği bir hadisi uygulamadan kaldırdığını belirtmiş, ‘illet’ (’sebep’) ve ‘maslahat’ bakımından muamelat konularında bu tür değişikliklere gidilmesinin mümkün olduğunu ifade etmiştim. Bu değişiklik elbette nesih değildir; -zira Hz. Peygamber’in vefatlarından sonra neshin mümkün olamayacağına dair bir icmaın olduğu bilinmektedir. Mecelle’nin 14. maddesinde dilegetirilen ‘Mevrid-i nassda içtihada mesağ yoktur’ [’Açık yasa hükmü varsa, içtihad yoluna gidilemez’] ibaresindeki ‘nass’ı, muamelata ilişkin hükümler olarak anlamak gerekir. Aksi halde yine Mecelle’nin 39. maddesinde öngörülen ‘Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz’ [’Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar olunamaz’] kuralının hiçbir anlamı kalmaz.
Dolayısıyla, nassların dünyevi olanlarının maslahata uygun bir biçimde değiştirilmesi, nassın getirdiği hükmün nesih müessesesi ile bütünüyle ortadan kaldırılması değil, Dr. Mehmet Erdoğan’ın ‘İslam Hukukunda Ahkamın Değişmesi’ adlı çalışmasında belirttiği üzre, ahkamın değişmesi durumunda, ‘neshte olduğu gibi asıl hükmün kaldırılması [iptali.Y.] sözkonusu değildir. Kaldırılan şey, artık münasebeti kalmadığı için, önceki hükmün uygulanmamasıdır.’
Bu konuya devam edeceğim.

08.10.2006
Zaman Gazetesi
 


 
"ve ben mekteblerinizde okudum
bir rivâyete göre adam oldum
bir rivâyete göre kayboldum..."
 


Get your own web address for just $1.99/1st yr. We'll help. Yahoo! Small Business.

Sun Oct 8, 2006 10:38 am

mehmedkagan
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
Message #1156 of 6589 |
Expand Messages Author Sort by Date

HİLMİ YAVUZ 08.10.2006 PAZAR İslam ve Demokrasi (1) İslam’la Demokrasi bağdaşır mı, sorusu, bir hayli zamandır soruluyor. Kimilerine göre,...
Mehmed Kagan
mehmedkagan
Offline Send Email
Oct 8, 2006
10:47 am
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help