Search the web
Sign In
New User? Sign Up
kirk-ambar · Kırkambar
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Want to share photos of your group with the world? Add a group photo to Flickr.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Eski ve yeni ramazanlar / Ilber Ortayli   Message List  
Reply | Forward Message #1155 of 6589 |
Eski ve yeni ramazanlar / İlber Ortaylı

Anane baldan tatlıdır. Abartıldıkça abartılır. Ama ister eski zamanlarda olsun ister günümüzde Türk İslamının farklı yönlerinden biri de ramazan adetleridir




Eski ramazan yazıları her ramazan ayında tekrarlanır. Bunların bazıları çok az kişinin yaşadığı zümrevi yani bir tabakaya veya İstanbul'un bazı semtlerinin halkına mahsus olan ramazanlardır. Bazıları ise hayali, hiçbir zaman olmayan türdendir. Nihayet İstanbul'un mahallelerinin her biri kendi içinde bir dünyaydı ve yeryüzünün en renkli topraklarını içeren imparatorluk Türkiye'si her bölge ve şehrinde ayrı bir yaşam sürdürürdü.
Şurası bir gerçektir: Ramazan Türk dünyasında bugün diğer İslam ülkelerine göre işi gücü aksatmadan yaşanıp gider. Verim düşüklüğünden, devlet dairelerinde işlerin aksadığından bahsedenler vardır, kısmen haklıdırlar ama ramazan Türkiye'de ve Balkan Türklerinin yaşadığı bölgelerde garip bir çalışma temposuyla birlikte giden, en göze batan özelliği bize anlatıldığı gibi sahura kadar sokakların ışıl ışıl olmaması ve iftara yarım saat kala işyerinden çıkıp tıkış tıkış yollara üşüşen, açlığın etkisiyle sinirlenen, birbirleriyle çarpışan ve çatışan bir kalabalıktır.
İftar sonunda günün yorgunluğuyla oruç tutan çoğunluk erkenden yatar. Oysa Mısır'da, Suriye'de gün pek sakindir; iftardan sonra ise caddeler cıvıl cıvıl bir kalabalıkla doluşur. Büyük çadırlarda konferanslar verilir, eğlence ve gösteri de onun yanı başındadır.

Çarşılar çeşit çeşit yiyecekle dolardı
Eski ramazanlarda başkent İstanbul ve bazı şehirlerde de benzer hava vardı. Dükkanlar geç açılırdı, devlet daireleri hiç değilse yarım gün tatil yapardı. Ama bürokrasinin üst kesimi ve kışlalardaki talimi yürüten komutanlar için bu söz konusu bir durum değildi. Nasıl yatarsın ki! Babıali'nin dış dünya ile itişmesi zaman tanımaz.
Bununla birlikte İstanbul'un çarşıları ramazan için bütün imparatorluktan getirilen çeşit çeşit malzeme, sabun vesaire, hatta ilginçtir yiyecek ve tatlıyla dolardı. O tarihte Beyazıd Meydanı'nda sadece Arabistan'dan gelen çeşitli hurmalar değil, Şam baklavası, Anadolu şehirlerinden gelen helva, macun ve pişmaniye bulunurdu.
Konaklarda iftar ziyaretleri hiç de yazıldığı kadar yaygın değildi. Ama İstanbul halkının aç kalmadığı, en kudretsiz insanların bile bir yerlerden bir şeyler temin ettiği ve değişik şeyler yendiği bir gerçekti.


 Jet imamlara rastlanmazdı
İmparatorluk halkı açlık çekmiş değildir. Hatta bu konuda bereketli Rusya'ya göre çok farklı ve talihli bir hayatımız vardı. İmaretin ve komşuların yardımıyla, umumi iftar sofralarında 40 çeşit yiyecek sunulmasa da halk doyurulurdu. Kuşkusuz koca imparatorluğun her şehrinde öyle renkli sofralar, ballar reçeller, kuşgömü pastırmalar bulunmazdı. İnsanlar pideyle, bulgurla, tarhana çorbasıyla, kayısı ya da üzüm hoşafıyla ramazanın tadını çıkarırdı. Kaldı ki et ucuzdu. İstanbul ve diğer şehirlerin etrafı geniş bağ ve bostanlarla doluydu.
Teravih namazlarında bugün artık rastlanmayan bir hava vardı. Cemaatin acelesi olmadığından öyle jet imamlara rastlanmazdı. Jet imamlar 1960'larda ertesi gün işi olan ve açıkcası camilerin yetersiz havalandırmasına uzun boylu tahammül edemeyen cemaatin teşvikiyle ortaya çıktı. Çünkü uzun teravih namazları cami cemaatinin ilgisini çekmemeye başlamıştı. Bu ilgisizlikteki nedenler muhteliftir; en başta teravih namazları hoş vaazlar, güzel bir vaiz dili ve makamla getirilen kaametle olur.
Eski teravih namazlarında namazın ardından Kuran'ı güzel sesle okuyan hafızlar, Sultanahmet ve Firuzağa örneğinde olduğu gibi ezanı camiden camiye mukabele ile okuyan müezzinler, kamet getirirken koro halinde ve makamla ruhları dinlendirenler vardı.
Niyazi Sayın anlatmıştır; yakın zamanlara kadar İstanbul halkının zarifleri bu makamlı kamet yüzünden büyük camileri tercih ederlerdi. Hatta kametten sonra namaza duranlar müezzinleri o kadar beğenmiş ki, secdeye vardıklarında "Sübhane Rabbielala"nın "ala"sını müezzinleri taltif için yüksek sesle tekrarlamışlar.
Bu Türkiye'ye has bir incelikti. 17'nci yüzyılda bugünkü Arabistan Vahhabileri gibi mutaassıp bir hareket olan Kadızadelilerin öncülerinden Üstüvani Mehmed Efendi makamla kamet getiriyorlar diye Fatih Camii müezzinlerini adamlarına dövdürtmüş, çıkan hadisenin ortalığın nizamını bozduğunu gören Köprülü Mehmed Paşa bu zevatı yeniçerilere dövdürterek hepsini İstanbul'dan sürmüştü.

Kimse kavgaya girişmiyordu
Ramazanda oruç yiyenler de vardı. Her zaman olmuştur. Mümtaz Müştak Mayokan "Yıldız Hatıralarında" yazıyor. Halifenin yani II. Abdülhamid'in sarayında mabeyn ve yaveran dairelerinde zaman zaman ramazan ortasında tepsilerin gezindiği olurmuş. Ama bugünkünden farklı olarak kimse oruç yeme ve yedirmeme kavgasına girişmiyordu. Nihayet bugünkü gibi Üsküdar ile Beşiktaş arasındaki motorlarda ramazan sabahı sigara tellendirenlere rastlanmadığı açıktır.
Eskiden de farklılık ve farklı yaşam sürenler çoktu ama galiba herkes kendi iç aleminde, yaptığını sudan sessiz ve ottan basık yürütmeyi tercih ediyordu. Ramazan ortasında Konya'da aşçı dükkanı arayan yoktu, bundan şikayet eden de.
Anane baldan tatlıdır. Abartıldıkça abartılır. Aslında bugünün iftar ziyafetleri de başka bir renge bürünüyor. Bütün ay evinde iftar edemeden vakıfların, siyasi partilerin iftar ziyafetlerini gezinen, oradan devlet adamlarının ve Müslüman ülke elçiliklerinin iftarlarına koşuşanların, bitap düşenlerin haddi hesabı yok.
Artık Direklerarası'na da ihtiyaç yok. Bütün televizyon kanalları bu eğlencelere gereği kadar yer veriyor ve insanlar gene bütün ay boyunca koşuşuyor, ardından oruç açıyor. Türk İslamının farklı yönlerinden biri de ramazan adetleri...

Milliyet Pazar
 


 
"ve ben mekteblerinizde okudum
bir rivâyete göre adam oldum
bir rivâyete göre kayboldum..."
 


Do you Yahoo!?
Get on board. You're invited to try the new Yahoo! Mail.

Sun Oct 8, 2006 10:12 am

mehmedkagan
Offline Offline
Send Email Send Email

Forward
Message #1155 of 6589 |
Expand Messages Author Sort by Date

Eski ve yeni ramazanlar / İlber Ortaylı Anane baldan tatlıdır. Abartıldıkça abartılır. Ama ister eski zamanlarda olsun ister günümüzde Türk...
Mehmed Kagan
mehmedkagan
Offline Send Email
Oct 8, 2006
10:28 am
Advanced

Copyright © 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help