Merhabalar,
Uzun zamandır internet sorunum olduğundan Kemaliye Şenlikleri faaliyet raporumuzu maalesef "gecikmeli" olarak sizlere sunuyorum.Gecikme özür dilerim.
Sevinç Aksüt
FAALİYET RAPORU
Herkese merhaba
Bu seneki Kemaliye şenliklerine gidebilmek için hepimiz aylar öncesinden uçak biletlerimizi almıştık.
29 Mayıs Cuma günü sabahı
Malatya uçağına binerek saat 11 gibi Malatya'ya indik ve bizi Kemaliye'ye götürmek üzere bekleyen minibüsümüze bindik.Malatya kayısı bahçelerinin arasından geçip Fırat vadisine yöneldiğimizde bizi başı dumanlı ve karlı Munzur dağları görüntüleri eşliğinde yavaş yavaş kanyona doğru ilerledik.Dutbeli'ne geldiğimizde görüntüler gitgide güzelleşti.Recep Yazıcıoğlu köprüsünde bir fotoğraf molası verip yola devam ederek,yaklaşık 2,5 saat süren bir ara transferle Kemaliye'ye ulaştık.Arkadaşlar:"Bugün transfer günü,yorgun oluruz" derken,ben "Kemaliye sizin yorgunluğunuzu en fazla 1 saatte alır,1 saat sonra hiç bir yorgunluk hissetmezsiniz,çantaları yerleştirin ve hemen Kemaliye'yi dolaşmaya çıkalım" demiştim.Mayıs sonu olduğundan oldukça sıcak bir hava vardı.Çantaları konaklayacağımız evlere yerleştirdikten sonra,her yıl bizi aynı şekilde karşılayan sevgili Ömer amca ve eşi Sıtkiye teyzenin hazırlamış olduğu sofraya hep birlikte oturduk.Tanışma,yemek ve sohbet faslından sonra,
akşama doğru Kemaliye'yi şöyle bir dolaşalım diyerek başladık çarşı içinde gezmeye.Çarşıdan yukarıya doğru süzülüp,maalesef şimdi hatta olmayan tarihi ayakkabı ustasının dükkanına uğradık oradan, Lökhane'ye geçip,lök ve beşateş lezzetlerinden tadıp,restorasyonla halen çalışır durumda olan tarihi değirmeni gördük.Mani yoluna çıktık.Kanyon içinde olduğumuzdan güneş buradan daha erken ayrılıyordu.Seyitali parkına vardığımızda gece karanlığı çökmüştü.Daha sonra aşağıya inip çay bahçesinde de biraz oturup bir şeyler içip konakladığımız evlerimize döndük.
30 Mayıs Cumartesi günü
şenliklerin resmi açılışı vardı.Kent cıvıl cıvıldı.Sürekli araçlar gelip gidiyordu.Valiler,belediye başkanları,Ankara'dan katılan resmi yetkililer ve tabii ki çevre illerden gelen Kemaliye sevdalıları ile,Türkiye genelinden bir çok ilden gelen Kemaliye'lilerle şenlik havası iyice sarmıştı ortamı.Protokol için hazırlanan bölümün önünde toplandık ve konuşmaları dinledik,açılış yapıldıktan sonra Buğday Meydanında kurulan kermes alanına yöneldik.Kemaliyeli kadınların ürünleri ve el sanatları yoğun ilgi görüyordu.Yiyecekler için ise o lezzetleri tatma imkanı sunulmasında fayda vardı.Çünkü değişik coğrafyalardan gelen kişiler yöreye özgü tatları merak edip denemek ve satın almak istiyorlardı.El sanatları ise yine harikaydı.Kozalı,saçaklı,saatli yazmalar yine bütün asaletiyle standlardaki yerlerini almışlardı.Mürver reçeli,karadut reçeli,pestil,dut kurusu,ceviz,badem,elma kurusu ve tabii ki eğin tarhanası mutlaka alınması gereken ürünlerdi.Daha sonra öğlen yemeği için hep bilikte Cumhuriyet lokantasına gittik.Yemekten sonra konakladığımız evlere dönüp tırmanış malzemelerimizi alarak Seyitali parkının hemen arkasında yer alan Kemaliye tırmanış bahçesine gittik.Akşam saatlerine kadar tırmandık.Daha sonra Apçağa köyü gezisine yetişmek üzere tekrar merkeze döndük ve araçlara binerek Apçağa köyüne yollandık.Her zamanki misafirperverliği ile bizi güzelce ağırlayan Apçağa,herkese peksimet ve meyve suyu ikram etti.Paketlerin içine konulan "Apçağa köyünün tarihçesi" notu da gerçekten çok bilgilendirici idi.Kayabaşında Kemaliye Fırat vadisi manzarası eşliğinde çaylarımızı yudumlarken Apçağa köyünün tarihçesini Emine arkadaşımızın sesinden dinledik.Ne kadar zengin ve hareketli,ticaretin canlı olduğu bir köymüş Apçağa...Daha sonra Kayabaşından ayrılıp köyün içini dolaştık.Evlerden birini gezdik.Araçlarımıza binip Kemaliye'ye döndük.Pansiyonlarımızda biraz dinlendikten sonra,akşamüstü keyfi için çay bahçesine gittik.Çaylar,sohbetler ve ertesi günün programını konuştuk.Gece şenlik eğlencesi vardı.Gece eğlencelerini de biraz izleyip uyumaya gittik.
31 Mayıs Pazar günü
Türkiye Dağcılık Federasyonunun şenlik kapsamında düzenlemiş olduğu spor kaya tırmanış yarışması vardı.Sabah erkenden Seyitali parkına giderek yarışmayı izledik ve katıldık.Yarışma sonrasında kanyondan rafting geçişi yapacaktık ve o sırada basejump atlayışı gerçekleştirecek olan Arif Kemal Buhara'yı ve aynı zamandan kanyon içinde su seviyesinden başlayarak 60 metrelik bir tırmanış gerçekleştirecek olan Doğan Palut'u izleyecektik.Bizi araçlarla Taşyolundan Karpuz kaldıran mevkiinin karşısına ulaştırdılar ve bir bot ile Karpuz kaldıran'a geçtik.Bize gönderilecek olan rafting botlarını beklemeye koyulduk.Ancak hem atlayış hem tırmanış hem de rafting organizasyonlarının aynı güne denk gelmesi ve sabahta kaya tırmanış yarışmasının olması sanırım organizasyona çok fazla yük bindirmişti.Ve hava koşullarının uygunsuzluğu nedeniyle basejump atlayışının iptali ve diğer iletişimsizlikler nedeniyle Karpuz kaldıranda uzun süre beklemek durumunda kaldık.Bu bölgede telefonların da çekmemesi sıkıntı doğurdu.Kanyon içinde bir çok bölgede çekmemesi bu tip aktivitelerin ileride de yapılacağı göz önünde bulundurulursa mutlaka giderilmesi gereken bir sorun bence.Gerekli önlemlerin alınmasını tavsiye ediyoruz.
Karpuz kaldıran'a motorlu büyük bir botun gelmesi ile hep birlikte ona binerek kente geri döndük.Şenlikleri izlemek ve görüntülemek üzere gelen,İz TV'den Wilco Harpen de asistanı ile birlikte bizimleydi.Karpuz kaldıranda beklediğimiz zaman zarfında gerçekleşen Cirit Oyunları gösterisi ile Uçurtma şenliğini izleyememiş olduk.Bu duruma üzüldük biraz.Şırzı köprüsünde bottan inip minibüslerle kente dönüp yine soluğu Cumhuriyet lokantasında aldık.Lezzetli yemekleri ve güleryüzlü,hızlı hizmeti ile keyf aldığımız bir adresti artık Cumhuriyet.
Akşamın programı Havuzbaşı'nda idi.Havuzbaşında gün içinde yapılan sportif yarışmaların ödülleri dağıtılacak idi.Bayanlar kategorisinde kulüp üyelerimizden Ebru Özok bayanlar spor tırmanış yarışması birincisi oldu ,ve naçizane ben üçüncü oldum.Kupalarımızı Kemaliye kaymakamı Yasin Özcan'dan aldık.Gece boyunca,tüm tırmanışçılar hep birlikte Havuzbaşında oturup neşeli sohbetler yaptıktan sonra pansiyonlarımıza geri döndük.
01 Haziran Pazartesi günü
Koçan yürüyüşü ve koçan sektöründe tırmanmaya gittik.Şenliklere katılan diğer konuklar ve Kemaliye'li sporcularla birlikte Koçan Gabanı yürüyüşünü gerçekleştirirken grubumuzun diğer bir bölümü de Koçan sektöründe Doğan Palut'un açmış olduğu (hala açmaya devam ettiği) rotalara tırmanışlar yaptı.Gece Kırkgöz'de gece kampı faaliyetimiz vardı.Koçan dönüşü hemen akşam yemeklerimizi yedikten sonra,pansiyonlarımıza uğrayıp kamp malzemelerimizi yüklediğimiz çantaları sırtladık ve bizi bekleyen aracımıza binip Kırkgöz'e gittik.Harika,panoramik bir Kemaliye gece manzarası ve onlarca yıldızın altında gece kampımızı kurduk.Gece geç saatlere kadar yıldızların altında oturup geç saatlerde uykuya çekildikten sonra mis gibi bir sabaha ve zengin bir sabah kahvaltısına gözlerimizi açtık.
02 Haziran Salı günü
Kemaliye şenlik organizasyonu açık büfe bir kahvaltı ile ağırlıyordu konuklarını Kırkgöz'de.
Kahvaltı sonrasında kamp yüklerimizi araca yükleyip,Kırkgöz'den Apçağa köyüne inen patika olarak başlayıp yola dönüşen güzergah boyunca aşağıya doğru eşsiz manzaralar ve su sesleri şırıltılarıyla sık sık fotoğraf çekerek,envayi çeşit çiçekleri görüntülereyek yola Apçağa girişine kadar yürüdük.Burada bizi almaya gelen minibüsümüze rica ederek Gemürgap'lı sevgili Nermin öğretmen'in evini ziyaret ettik.(Murat şöförümüze ve organizasyona da bu ziyareti yapabilmemiz için desteklerinden dolayı çok çok teşekkür ediyoruz) Nermin öğretmenin yüksekçe bir taşın başına konuşlandırdığı evi, yoldan geçen herkesin hayranlıkla dolu bakışlarıyla sanki daha da bir yüceliyordu.
Bizi güleryüzü ve sakin huzurlu,misafirperver bir şekilde karşılayan Nermin öğretmen bir sürü sorumuza maruz kaldı.Hayranlıkla evi gezip,kendisi ile fotoğraflar çektirip seneye görüşmek üzere vedalaşarak ayrıldık.
Şenliklerdeki faaliyetlerin hızına yetişmek ne mümkün...aracımıza bindiğimiz gibi soluğu taşyolunda aldık.Zira bugünün hava koşulları uygun olduğundan Arif Kemal Buhara "base jump" atlayışının üçüncüsünü yapmak üzere hazırlanıyordu.Arif, kanyon üzerine boydan boya çekilmiş çelik hatta girebilmek için yol alırken,bizde zamanı değerlendirerek Taşyolu'nu yürüyerek fotoğraflayalım dedik.Sonra yine atlayışın yapılacağı alana döndük.Aşağıda bekleyen yerel basın ve çeşitli kanallardan gelen yapımcılar,İz TV'den Wilco,heyecanlı bir izleyici grubunun arasındaki yerimizi alarak atlayışın tüm aşamalarını izleme şansı bulduk.Kanyonun tepesine gerilmiş olan çelik hat boyunca ilerleyen Arif uygun noktaya geldiğinde emniyet bağlantısından çıkarak kanyonun içine doğru kendisini boşluğa bıraktı ve saniyeler içinde paraşütünü açarak,süzüle süzüle kanyon içindeki daracık bir kumsala iniş yaptı.Düşüncesi bile insanı heyecanlandıran bu zorlu,cesur atlayışından dolayı kendisini tebrik ediyoruz.Arif'in atlayışından sonra hemen araçlarımıza binip kente geri dönerek Doğan Palut-Feridun Çelikmen söyleşisine yetiştik.
Akşam yemeğini de acele acele yedik çünkü yetişmemiz gereken çok önemli bir seminer vardı! Prof.Dr.Ali Demirsoy sunumu.
Ali Demirsoy hocamızın birbirinden güzel fotoğraflarla ve güzel anlatımıyla dakikaların nasıl geçtiğini anlamadık.Kemaliye'nin tarihi dokusu,geçmişi,bitki örtüsünün endemik yapısı ve çevresel sorunlarla nasıl başa çıkarız konularına ilişkin güzel bir sunum izledik.Çıkışta çay bahçesinde kısa mola,yarın neler yapacağız planları yaparak yine pansiyonlarımıza gittik.
03 Haziran Çarşamba günü
rafting günümüzdü.Bu gün mutlaka rafting yapmak istiyorduk.Hep birlikte araçlarımıza binerek taşyolunda yol almaya başladık.Karpuz kaldırana vardığımızda botların henüz gelmemiş olduğunu görünce yola devam edip ilerideki sapaktan Gümüşçeşme köyüne girdik ve kısa sürede olsa,köyü gezip dolaştık ve sıcağında etkisiyle olgunlaşmaya başlayan dutlarından taze taze tattık.Meyveyi dalından yemenin lezzeti başka oluyordu :) Daha sonra Karpuz kaldıran mevkiine dönerek rafting botlarına binip,kanyonun kalbinde yol alarak Kemaliye'ye doğru kürek çekmeye başladık.Yer yer botu durdurup doğanın sessizliğini dinleyerek,yaban hayatı gözlemledik.Bazı derelerin nehre katıldığı kısımlara botumuzla girerek güzellikleri fotoğrafladık.Dilli deresinde yüzmeden olmazdı :) Şırzı köprüsü yakınlarına kadar rafting botu ile ilerleyip öğlende tekrar Kemaliye'ye döndük.Hızlı bir şekilde öğlen yemeklerimizi atıştırdıktan sonra,Şırzı(Esertepe-Kocaçimen köy gezilerine ve İPEK YOLU yürüyüşüne katılmak üzere yine yollara düştük.Araçlarımız bu kez nehrin karşı kıyısına yöneldi.Şırzı köprüsünü geçip Şırzı köyüne ulaştığımızda bizi köy meydanında buz gibi yayık ayranı bekliyordu.Köyün güzel mimarisini ,hala ayakta kalan sağlam kiliseyi gezip,ayranlarımızı içtikten sonra yine araçlarımıza binerek Kocaçimen köyüne gittik.Köyün içinden aşağıya dereye doğru indik ve son çeşmeden su ikmali yaptıktan sonra saat 4 civarında antik İPEK YOLU'nu yürümeye başladık.Grubumuzda Kemaliye'liler de vardı.Bu nedenle yol boyunca bir sürü sorumuza yanıt almaktan çok hoşnut kaldık.Önce tepeye doğru yükselen yol Venk kalesinin dibinden Sorak kilisesi kalıntısının üzerinden aşağıya kıvrılarak Kemaliye'nin tam karşısına indirdi bizi.Harika bitki örtüsü ve antik ipek yolu üzerinde bol bol fotoğraf çekerek yol aldık.Çok eski yıllarda yani 1800'lerde Hindistan üzerinden gelip Türkiye'den geçen ipek yolunda yürüyor olduğumuzu düşünmek,yolun hala bozulmamış alt yapısını görmek heyecan vericiydi.Saat 7 gibi yola indik ve Kemaliye'ye gitmek üzere bizi bekleyen araçlarımıza bindik.Organizasyon gayet iyi idi.Kemaliye'ye varıp akşam yemeğimizi yedikten sonra grubumuzdan erken ayrılacak olan arkadaşlarla sohbetlerimizi yapıp,onlar gittikten sonra acaba nerelere gidelim planları yaptık.
04
Haziran Perşembe günü kahvaltımızı edip biraz dinlendikten sonra
tırmanış malzemelerimizi alıp Seyitali parkındaki tırmanış sektörlerine
gittik.Doğan Palut yeni rotalar açıyordu.güneşin etkisinin biraz
azalmasını bekleyip,bizde tırmandık.Akşam yemeği malum yine
Cumhuriyet'te idik :)
05 Haziran Cuma
günü sabah erkenden İstanbul'a dönüşe geçecek arkadaşlarımızı
uğurladıktan sonra Yeşilyurt köyü yakınlarındaki İnderesi kanyonunu
yürümek üzere yola çıktık.Çarşıdan biraz atıştırmalık kumanya,meyve
aldık.Su almaya hiç gerek yoktu ...Kemaliye'de idik çünkü.Her yerden
çağlayarak akan mis gibi suları içmeye doyamadık.Öğlene doğru kanyon
yürüyüşüne başladık.Hava oldukça basıktı.Aslında yağmur kokusu
vardı,ancak güneş ışınları çok yakıcıydı.Öğlende dere boyunca biraz
daha gölgelik olan kısımlara ulaşarak yolun sonunda oluşmuş doğal
şelalenin hemen yanıbaşında uzun molamızı verdik.Biraz bir şeyler
atıştırdık.Şelalede serinleyelim diye yüzmeye çalıştık,ama ne
mümkün...su buz gibiydi.Biraz serinledikten sonra tekrar köye doğru
yürümeye başladık.Öğleden sonra köy vardığımızda caminin açık olduğunu
görüp ,izin alarak gezdik ve fotoğrafladık.Yeşilyurt camisinin tavan
işçiliği gerçekten çok güzeldi.Daha sonra Kemaliye'ye dönüşe geçtik.Ve
ertesi günün planlarını yaptık.
Şenliklere katılmak üzere başvuran bütün arkadaşlar,
"9 gün boyunca Kemaliye'de ne yapılır ki,sıkılır insan."diyorlarken;
Bu kez,hala
gezecek ve görülecek bir sürü yer kaldığına hayıflanan
arkadaşlarımız;biraz daha gezelim,şuraları da görelim diye tutturdular
:)
06 Haziran
Cumartesi günü ise bisikletle dolaşma ve yüzme günümüzdü.Emine
arkadaşımız bisikletli gezinin kendisine uygun olmadığını bize
katılamayacağını söyledi.Bizde katılabilecek arkadaşlarla Kemav'dan
Ragıp'ın yardımları ve desteği ile kullanımımıza verdikleri
bisikletlere binip Kemaliye'den Yuva köyüne doğru yola çıktık.Amacımız
hem Yuva'yı gezmek hem de Ali Demirsoy hocamızın sunumunda sözünü
ettiği tarihi mezar taşını görmekti.Öğlen sıcağına kaldığımız için
yokuşlarda biraz zorlanıyor olsakda,yol boyunca dallarından bize
dutlarını suna ağaçlarda sık sık mola vererek,enerjimizi toplayıp Yuva
köyüne ulaştık.Bisikletleri meydana bırakıp köyü gezdik,kilise
kalıntısını bulup fotoğrafladık.Sonra pencerelerden birinden bize
seslenen teyze;her ne kadar "Çocuklar gelin çay ikram edeyim" size dese
de zamanı iyi kullanmak için,kendisine teşekkür edip mezarlığın yolunu
sorup köyün içinden yokuş yukarı devam ederek mezarlığa ulaştık.Sunumda
gördüğümüz "hayat ağacı" figürü bulunan mezar taşını
fotoğrafladık.Mezarın bir yan duvarında çark ve beş köşeli yıldız ile
diğer yan duvarında da bir testi(ibrik) kabartması yer alıyordu.
Daha sonra aynı
patikadan tekrar köy meydanına inerek çeşmenin buz gibi suyunda elimizi
yüzümüzü yıkayıp tekrar bisikletlere atlayıp,bu kez yokuş aşağı
Havuzbaşına doğru yol almaya başladık.
Havuzbaşına varıp
bisikletleri kenara koyduk ki,daha arkamı dönmeden baktım arkadaşlar
üstlerindekilerle havuzun serin sularına kendilerini çoktan bırakmışlar
bile.Havuzun suyu doğal dere suyu olduğundan oldukça soğuktu ama
İnderesinin suyundan sıcak olacak ki,atlayanlar çıkıp çıkıp bir daha
atlıyorlardı.Bir süre serinleyip dinlenip,kuruduktan sonra bisikletlere
binip onları yerlerine teslim edip Kemaliye sokaklarından yürüye yürüye
kente gidelim dedik.İlk girdiğimiz sokakta Ebru,dalları önüne eğilmiş
olan kirazdan bir iki tane koparırken,Eren'in fotoğrafını çektiği
kapının ardından çıkan bir Kemaliye'li hanım evinin avlusuna davet
etti.Sıcaktan bunalmış olarak biraz dinlenelim diye avluya girip
oturduğumuzda bizi kocaman bir tas kiraz ikramı
bekliyordu.Kirazlarımızı yiyip,kendimizi tanıtıp biraz sohbet ettikten
sonra sokaklardaki yürüyüşümüze devam ederek pansiyonlarımıza döndük.
7 Haziran
Cumartesi gününü ise alışveriş ve son hazırlıklarımıza ayırıp öğlende
minibüsümüze binerek Malatya'ya doğru yola çıktık.
Malatya'dan yine
uçakla İstanbul'a geçerek bir Kemaliye şenliğini daha sonlandırmış
olduk.Yol boyunca hala göremediğimiz yerlerden söz ederek,seneye yine
Kemaliye şenliklerinde birlikte olmak dilekleriyle ayrıldık.
şenliklere katılarak o atmosferi paylaşan bütün katılımcılarımıza çok teşekkürler.
2010 Kemaliye Şenliklerinde görüşmek üzere...
Sevgi ve saygılar
Sevinç Aksüt
NOT: 9 gün süren faaliyetimiz boyunca çektiğimiz fotoğrafları birbirinden ayırmak çok zordu.Herkesin kendi ilgi alanlarına yönelik fotoları inceleyebilmesi bakımından aşağıdaki linkleri paylaşmayı uygun buldum.Sayıca fazlalar biraz,kusura bakmayın.
http://picasaweb.google.com.tr/aytanricasi/Kemaliye20091?authkey=Gv1sRgCKzvkq-_i4yDvgE&feat=email#
http://picasaweb.google.com.tr/aytanricasi/Kemaliye20092?authkey=Gv1sRgCNqappTD67fs5gE&feat=email#
http://picasaweb.google.com.tr/aytanricasi/Kemaliye20093?authkey=Gv1sRgCJy4tLXGs5iJSQ&feat=email#
--
Sevginin oldugu yerde korku, korkunun oldugu yerde sevgi yoktur.
4 of 4 File(s)
