يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Cuma 9-Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne). Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır. Taberî'nin Mihrân kanalıyla Ebu Mâlik'ten rivayet ettiği bir habere göre Bakîu'z-Zübeyr denilen mahalde bir topluluk alış-veriş yaparlar, Cuma günü cuma ezanı okunmuş olmasına rağmen alış-verişe devam eder, kalkıp namaza gitmezlermiş. İşte bunun üzerine "Ey iman edenler, Cuma günü namaz için nida olunduğunda..." âyet-i kerimesi nazil olmuş. – Taberî- وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِندَ اللَّهِ خَيْرٌ مِّنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللَّهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
Cuma 11-Ve izâ reev ticâreten ev lehveninfaddû ileyhâ ve terekûke kâimâ(kâimen), kul mâ indallâhi hayrun minel lehvi ve minet ticâreh(ticâreti), vallâhu hayrur râzıkîn(râzıkîne).
Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Bu ayeti kerime'nin iniş sebebi hakkında çeşitli rivayetler var, hepsini de yazacağım, umarım faydalı olur ve indirebiliriz yüreklere: Hafs ibn Ömer kanalıyla Câbir ibn Abdullah'tan rivayette o şöyle anlatıyor: Bir Cuma günü biz, Hz. Peygamber'le -sallallahu aleyhi ve sellem- birlikte iken bir kervan geldi ve İçlerinde Ebu Bekr ve Ömer'in bulunduğu on iki kişi dışında bütün insanlar kervana koştular da bunun üzerine Allah Tealâ: "Onlar, bir ticaret veya bir eğlence gördüklari zaman seni (hutbede iken) ayakta bırakarak oraya yöneldiler..." âyet-i kerimesini indirdi. –Buhârî- Vâhıdî'nin zikrettiğine göre bir sene Medine'de açlık olmuş ve buna bağlı olarak fiyatlar fahiş bir şekilde artmış. Bir cuma günü Hz. Peygamber hutbede iken Dihye ibn Halîfe'nin yiyecek yüklü kervanı Şam'dan Medine-i Münevvere'ye gelmiş ve Dihye bir tellâl çıkararak insanlara bu kervanın geldiğini ilân etmiş. İçlerinde Ebu Bekr ve Ömer'in de bulunduğu 12 kişi dışında herkes Hz. Peygamber'i hutbede bırakıp mescid-i nebevîden çıkmışlar ve işte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuş. -Vahidî- Ebu Mâlik'ten gelen bir rivayette bu ticaret kervanının zeytin yağı yüklü olduğu ayrıntısı vardır. Taberî Câbir ibn Abdullah'tan gelen bir rivayette Hz. Peygamber'le birlikte sadece 12 kişi ve bir kadının kaldığı; Hz. Peygamber'in: "Şayet sonuncularınız ilklerinize katılsaydılar vadi ateşle dolacaktı." buyurduğu ve bu âyet-i kerimenin bunun üzerine nazil olduğu ayrıntılarına yer verilmektedir. -Taberî- Katâde'den rivayete göre ashabın, Hz. Peygamber'i bu şekilde minberde iken kervan geldi haberiyle dışarı çıkmaları ve Efendimiz'i hutbede ayakta bırakmaları üç kere vukubulmuştur. –Razi- Yine Câbir ibn Abdullah'tan gelen bir rivayete göre bir kız evlendirilmiş ve onun çalgıcılar eşliğindeki düğün alayı Mescid-i Nebevî'nin yanından geçerken orada bulunanlar, Hz. Peygamber'i minberde iken terkedip düğün alayına yönelmişler de bunun üzerine Allah Tealâ: "Onlar, bir ticaret veya bir oyun gördüklerinde seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler..." âyet-i kerimesini indirmiş. -Taberi -
Suyûtî, her iki rivayeti verdikten sonra ticaret kervanının gelmesi ile Mescid-i Nebevî'nin yanından düğün alayının geçmesi olaylarının aynı zamanda olduğunu ve dolayısıyla her iki olayın birden bu âyetin nüzul sebebi olduğu görüşünü tercih eder. Elmalılı da şöyle diyor benzer olarak: Rivâyet olunur ki Medine'de açlık ve pahalılık olmuştu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbede iken bir kervan geliverdi. Onun def sesini işitince cemaatın bir çoğu, Hz. Peygamber'i ayakta bırakarak dışarıya fırlamışlardı. Buharî, Müslim, Tirmizi ve diğerleri Cabir b. Abdullah'dan şöyle rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber ile namaz kılacağımız sırada yiyecek getiren bir kervan geliverdi. Cemaat ona yöneldi, hatta Peygamber'in yanında on iki adamdan başka kimse kalmadı. Bunun üzerine âyeti nazil oldu." Bir rivâyette de Resulullah buyurmuştur ki, "Eğer hepsi çıksaydı mescid üzerlerine ateş olurdu." Hz. Peygamber'in yanında kalan on iki kişiden onu, Aşer-i Mübeşşere (cennetle müjdelenen on kişi) ikisi de Bilal ile Cabir yahut Ammar ile İbnü Mes'ud, veya Bilal ile İbnü Mes'ud idi. Kervan Abdullah b. Avf 'a aittir. Âyetteki "lehv", kafile gelirken çalınması adet haline gelen kös veya def, dünbelektir. Bazıları da bunun davul zurna olduğunu söylemişlerdir. Mamafih âyetteki zamiri müennes (dişi) olarak ticarete gönderilmiş denilerek lehv ile beraber ticarete, denilerek de yalnız lehve gönderilmemiştir. Bu da göstermektedir ki, mescidden çıkanların maksadı, lehv değil ticaret idi. Bunun da sebebi, kıtlık ve pahalılığın şiddeti, bir de hutbeyi bırakıp çıkmakta bir sakıncanın olmadığını zannetmeleri olmuştu. De ki ey Allah'ı zikretmek için kalkan Resul! Allah'ın katındaki menfaatler lehivden de ticaretten de hayırlıdır. Çünkü onlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Allah yanındaki lütuf ve sevab ise sonsuz ve ebedidir. Kaldı ki eğlencenin menfaati de zihinde kurulan hayalden ibarettir. Ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. Asıl rızık O'ndan istenmelidir. O nasib etmeyince sebeplerden hiç birisinin faydası olmaz. Ticaretlerin üstünde Allah'ın öyle rızık kapıları vardır ki, onlar kapanınca bütün ticaretler de kapanır. Onun için ticaret sevdasıyla her şeyi unutan yahudileri Allah Teâlâ bu sûrede kınadıktan sonra müminleri yükseltmek üzere bu emirlerle Cumaya hidayet ve irşad buyurmuştur. Bu emirlerden sonra Cuma'yı mazeretsiz terk etmek ve Cuma'yı bırakıp da lehiv ve eğlenceye koşuşmanın nifaka varacağına işaret olmak üzere bu sûrenin peşinden münafıkların hallerini anlatan sûre gelecek ve o da, yine müminleri Allah'ı zikre teşvik eden bir hitab ile son bulacaktır. Annem rahmetli cuma günü namaz vaktinde kesinlikle iş yaptırmazdı, ibadet, tesbih vb. meşgul olunsun isterdi..
Velev Kur'an okunmasa, namaz kılınmasa bile, illa ki de ev işlerini o saatte yapanlara, ev süpürenlere falan çok kızardı.. Demek ki eskiler biliyorlardı, ilimleri olmasa dahi ![]() Tabii cuma içindeki o duaların kabul olduğu icabet saati de var.. Yani ayeti okuyup, "haa tamam bu sadece cuma namazı için, hem de alışveriş hakkında" dememek lazım.. Diğer vakitlere de şamildir bu ikaz, diye yüreğime düşüyor ![]() ezanı duyunca hiç umursamadan elindeki işine devam edenler.. ezanı duyunca izlediği tv dizisinden baş kaldırmayanlar.. ezanı duyunca hiç duymamış gibi kulak ve yürek tıkayanlar.. Anne-babası ya da iş yerinde patronu ya da sevdiği çağırınca el pençe divan duranlar hergün 5 vakit minarelerden okunan: "Beni Unutma" "Haydi huzura" "Haydi kurtuluşa" çağrısını neden umursamazlar? Neden umursamıyoruz?! O vakitler bilelim ki Rabbin bizi kucağına çağırdığı vakitlerdir, gafil olmayalım ve o an ki amellerimize "Allah için"lik katalım daima.. --------------------------------
~~~~~~~~~~~~~~~
Lütfen dikkat: Eger bu maili baskalarina iletmek isterseniz (forward), mail adresimi silin. En fazla 3 -4 saniyenizi alacaktir. Ayrica, göndereceginiz arkadaslarin mail adreslerini To (kime) bölümüne degil, Bcc: (Gizli kopya)'ya yazarak adreslerin görünmez olmasini saglayin. Böylece size ve arkadaslariniza viruslu maillerin gönderilmesini engellemis ve de mail adresi toplayan spam'cilara aracilik etmemis olursunuz. |
