Kaynak:1 - Spiritweb -13 Eylül 1999 tarihinde yayınlanan
Holographic Universe and Islam makalesi
2 - Ascension Listesine Wisdom's Golden Rod kitabından alıntı yapılarak gönderilen
The Universe as a Hologram makalesi
HOLOGRAFIK EVREN VE ISLAM
Alısageldigimiz düsünceleri altüst eden karsıtlıkların temelinde içsel tecrübelerimizi, normal
konusma dili ile anlatmak zorlugu yatmaktadır. .
oysa içsel tecrübelerimiz, konusma dilini çok asan bir yasayıstır.... anlatım dilinin sorunları çok önemli bir yer tutar.
Örnegin atomların yapıları hakkında konusmak ve açıklama yapmak isteriz. Ama bu konuda alısagelmis
konusma dilimiz yardımıyla fikir yürütmek ve atomları bu dille açıklamaya çalısmak tamamen
olanaksızdır.
Zamanımıza bilgi çagı denilmekte... bilgi
çagı deyince, artık yüzyılımızın basındaki bilgi ve
bilim kavramlarından daha farklı seyler düsünülmeye baslandı. Yeni çagın bilimi artık
materyalist, determinist ve mekaniktik olmaktan çok, spiritüel bütüncül ve mistik bir anlayısa
büründü. Büyük ölçüde kuantum fizigi ve izafiyet teorisinin katkıları ile saglanan bu degisim,
diger bilim dallarında da buna benzer gelismelerin görülmesiyle tüm dünyada geçerlilik
kazanıyor.
Simdilerde zaman ve mekan kavramlarına bakıs, neden sonuç iliskisinin kavranısı, madde ve
enerji anlayıslarının degerlendirilmesi çok farklı bir hal aldı.
Temel degisimi 1950 lerde
baslayan bu yeni bilimsel anlayıs, insanın evreni ve kendisini
algılayısını ve inançlarını
derinden sarsmıs, onları yeni temellere göre olusan degisik bir anlayısa sürüklemistir.
Evrendeki tekligi ve birligi kavramaya yönelik olan bu yeni anlayıs biçimi, kendisini çok
degisik biçimlerde manifesto etmekte, yani dısa vurmaktadır.
20. yüzyılda insanların düsüncelerini etkileyen bir çok kesif yapılmıstır.
Aslında kesif dedigimiz sey evrende mevcut ve var olan, ama belirisi ve görünüsü ile sembollerin ardına gizlenen bilgilerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kesiflerden en belli baslıları olan ve yeni çagın
bilimsel anlayıs düzeyini olusturmakta etki
yaratanlar sunlardır.
Bizim duyumsal algı alanımızı asan bir dördüncü boyutun varlıgından söz eden ve zaman ile
uzayın, aslında birbirinden ayrılmayacagını ve bazen de birbirlerine dönüstüklerini bize
gösteren, böylece de maddenin aslında bir enerji biçimi oldugunu kanıtlayan, Einstein'ın
izafiyet teorisidir...
Atom altı dünyaya inerek, oradaki gerçekligin, bizim kendi algı dünyamızdan çok farklı
oldugunu kesfeden, böylece evrende bagımsız ve tek tek nesneler olmadıgını bize
anlatarak,
evrendeki herseyin birbiryle baglı ve birbirine özdes oldugunu ortaya koyan kuantum fizigi...
Bütün varedilmislerin aynı bütünün parçaları oldugunu, dolayısı ile hepsinin özlerinin bir ve
birbirine es bulundugunu, her birinin bütünün bilgisini içinde tasıdıgını, ve ona uygun gelisme
saglanırsa, bütünün tam görüntüsünü yansıtabilecegini ileri süren, bütün bilgilerin her an ve
her yerde kullanıma hazır bulundugunu söyleyen, böylece de bütün evrenin birbirinin kardesi,
hatta insanın kendisi oldugu bilgisini sembolize eden, hologram teorisi....
Bu üc dev kesif de, aslında tek bir seyi göstermektedir:
Yüzyılımızın basında Kopernik, Darwin ve Newton un kesifleri de pek çok insanı saskınlıga
düsürecek derin etkiler yaratmıslardı. Ama onların kullandıkları kavramları anlamak o kadar
zor
degildi... Oysa bu yeni kesifler, bilim adamlarını, dünya görüslerinin temellerini
çökertecek bir gerçeklikle temasa geçmistir... Artık eskiye ait olan temel kavramlar, dillerdeki
kelimeler ve düsünce yöntemleri iflas etmektedir..
Yeni olusumları ve gerçekligi anlatabilmek
için yeni bir kavrayıs, yeni bir düsünce tarzı ve anlayısların degismesi gerekiyor...
Yeni bilimsel anlayısın kavramları, felsefi ve mistik düsüncelere dek uzanarak, tutarlı ve
kapsamlı bir dünya görüsünü doguracak özellikler tasımaktadır..
Artık evrensel gerçekligin
dogasını daha iyi anlamaya dogru gidilmektedir. Bu yeni dünya görüsü organik, bütüncül ve
ekolojik özellikler tasıyor. Evren artık mekanistik ve kartezyen Descartesci anlayısta oldugu
gibi, çok sayıda birbirinden farklı nesnelerin bir araya gelerek olusturdukları bir makine
biçiminde tasarlanmıyor...
Tam tersine evren, birbirinden ayrı ve farklı duran parçaları birbiriyle özden iliskili olan
bölünmez ve dinamik bir bütünlük olarak tanımlamaktadır...
Mistisizm ile bilimsel düsüncenin bu yeni yaklasım biçiminin birbirleriyle benzesmeleri,
batılılar için bir sok etkisi yaratmıstır. Ama bilimin bugün vardıgı sonuçların, yüzyıllardır
söylenegeldigi mistik düsünce platformu için bu gelisme, beklenen bir sonuç olmustur.. Artık
mistik sonuçlar bilim tarafından reddedilmemektedir.. Aksine bu yeni karsılasılan gerçeklikleri
tanımlayacak sözcük ve kavramları ancak mistik düsüncede bulabilen bilim için, mistisizm
felsefi bir zemin ve görüs zenginligi saglamıstır.
Bu yeni anlayıs, insanların manevi yaklasımları ve dini inançları ile de bir uyum içindedir.....
Artık tüm evrensel yasalar ve bilgiler, herkes için ulasılabilir haldedir, bütün insanlıga açılmıs
ve mal edilmistir.. _ste bunun aracı da bilimdir...
Çünkü artık her sey, evrenin dogal yasaları
olarak karsımıza çıkmaktadır. Baskasını sevmen veya komsun açken tok yatmaman ya da
baskasının hakkına el uzatmaman gerekiyor.. Bunlar tıpkı günesin dogması, rüzgarın esmesi
ve yagmırın yagması gibi dogal olaylar ve evren yasaları.. Çünkü bunu simdi bilim söylüyor
ve kanıtlıyor.. Evrende hersey birbirine baglıdır.. Birbirinden ayrı bagımsız birimler yoktur.
Madde aslında, belirli bir yogunlukta bir araya gelmis bir enerjidir. Hepimiz aynı bütünün
parçalarıyız ve aynı özü tasıyoruz. Bilgi her an ve her yerdedir. Çünkü üçüncü boyut ve
ötesinde ve frekanslar alanında zaman ve uzay da birbirinin aynıdır. Hem vardır hem yoktur.
Bunları uzatmak mümkün ama sunu unutmayalım ki bilgi sorumluluktur ve biz hepimiz
birbirimize ve evrene karsı sorumluyuz.
I
nsanlık büyük bir hızla tümden yok olmaya dogru sürüklenmektedir. Ekonomik gelisimin
giderek insanları tutsak alması, dogaya karsı takınılan düsmanca tavır, çesitli savaslar ve
salgın hastalıklar, insan soyunu ve dünyayı tehdit etmektedir. Felakete gidisin önünün
alınabilmesi için,
insanların ve onların davranıslarına biçim veren toplumsal sistemlerin,
kökten degismeleri gerekmektedir.
Yeni bir insan ve yeni bir topluma geçisin tek yolu, herseyi elde etmek, onlara egemen olmak
biçiminde beliren kâr duygusu, aç gözlülük, bir de ihtiras demek olan sahip olmak karakterini
terk etmekten geçer. _nsanlar anlora huzura ve diger insan kardeslerini sevmeye yöneltecek
olan olmak biçimli bir dünya görüsüne geçmedikleri sürece, kurtulmaları imkansızdır.
Bu nedenle, muhtaç oldugumuz sey gerçekligin yeni tasarımı, düsünce, algılama ve deger
yargılarımızda olusacak köklü bir degisimdir. Yeni olanın kavranılması ve vizyonu, mistik
düsünürlerce uzun yıllardır anlatılır. Ama artık bireysel süreçlerin yaygınlasmasının, daha
genis insan kitlelerine duyurulmasının ve açıklamanın zamanı geldi.
KUANTUM Fızıktekı SON GELISMELER, BILINCI ANLAMAMIZDA ÖNEMLI AÇILIMLAR
SAGLAMISTIR.
Yüzyılın belki de en önemli deneylerinden birini gerçeklestirdiler.
Aspect ve ekibi, elektronlar
gibi atomaltı parçacıklarının belli kosullar altında,
kendilerini ayıran mesafeden tamamen
bagımsız olarak anında haberlesebiliyor olduklarını kesfettiler.
Onların arasındaki mesafenin
bir metre ya da onbin kilometre olması hiç farketmiyordu.
Öyle
görülüyordu ki
her bir parça,
digerinin ne yaptıgından bir sekilde tamamen haberdardı.
Bu Einstein'ın ısıktan hızlı
haberlesilemez savının, mekânsal hiçbir bagı bulunmayan iki elektron tarafından yıkılması
anlamına geliyordu.
Fizikçilerin
çogunlugu, fizikte ısık hızından daha hızlı bir islem fikrine
karsı oldugu için, Aspect'in deneyindeki atom altı parçacıklarının
"mekandan münezzeh iliskisi"
bu konuda degerli bir ispat olarak ele alındı.
Londra Üniversitesi fizikçilerinden David Bohm,
objektif realitenin var olmadıgı ve tam tersine
evrenin görünen katılıgının aslında çok genis, detaylı bir hologramın düssel dev bir kalbi
oldugunu gösteren Aspect'in bulgularına inananlar arasındaydı.
Bohm'un böylesi çarpıcı bir
kanıya nasıl vardıgını anlamak için öncelikle hologramlar hakkında azıcık bir bilgi edinmemiz
gerekiyor.
Bir hologram lazer yardımıyla olusturulmus üç boyutlu bir fotograftır.
Bir hologram
yapmak için,
fotografı alınacak nesne önce lazer ısını banyosunda yıkanır.
Sonra bundan
yansıyan ısıga ikinci bir lazer ısını tutulur.
Bu iki ısının karısım noktasının filmi alınır.
Film
basıldıgında anlamsız siyah ve beyaz çizgilerle dolu
bir görüntü elde edilir.
Ancak bu
tabedilen film bir baska lazer ısını ile aydınlatıldıgında,
orijinal objenin üç boyutlu bir
görüntüsü elde edilir.
Bu görüntülerin üç boyutlulugu hologramların en belirgin özelligidir.
Ancak daha da fazlası
var. Bir gül hologramını ikiye keser ve sonra tekrar bir lazer ısıgı tutulursa,
her iki yarımda
asıl gülün tam bir hologramını verecektir,
ancak bu asıl gülün yarı büyüklügünde olacaktır.
Eger bu yarıları da ikiye böler ve
her bir film parçasını tekrar lazer ısıgı ile aydınlatırsanız,
orijinal görüntünün aynısı olan ama daha küçük görüntüler elde edersiniz.
Normal fotografların tam tersine,
burada hologramın her bir parçası bütün tarafından sahip olunan
tüm bilgiye sahiptir.
"Her parçanın içindeki bütün" yapısı ile bir hologram bize organizasyon
ve düzen ile ilgili tamamen yeni bir anlayıs getirmektedir.
Batı bilimi tarihi boyunca hep
fiziksel fenomenleri anlamak için, ister kurbaga, ister atom olsun, onu önce kesip, parçalara
ayırıp sonra bütünü anlamaya gitmisti.
Hologram ise bize evrendeki bazı seylerin kendilerini
bu yaklasımla açık etmeyecegini ögretmektedir;
eger biz holografik olarak olusturulmus bir
seyi alır ve onu parçalarsak, onu olusturan parçaları degil, onun sadece daha küçük
bütünlerini elde ederiz.
Bu
görüs Bohm'a Aspectin yapmıs oldugu bulusa yeni bir anlayıs
tarzı getirmistir.
Bohm
atomaltı parçalarının bir digeri ile kendilerini ayıran mesafeden tamamen
bagımsız olarak
haberlesmesinin nedeninin aralarında gizemli bir sinyal alıs verisi olmasından
kaynaklanmadıgını, zira onların ayrı ayrı varlıklar olmadıgına inanıyordu.
Onların gerçekte
aynı temel seyin uzantıları olduguna inanıyordu.
Bohm buna örnek olarak içinde bir balık
bulunan akvaryumu vermektedir.
Düsünün ki akvaryumu direk
olarak göremiyorsunuz.
Sizin onunla ilgili bilginiz, iki televizyon kamerasından gelmektedir.
Biri akvaryumu ön yüzünden
gösterirken, digeri yandan göstermektedir. Siz her iki
monitordeki balıkları izlerken, her iki
balıgın birbirinden farklı oldugunu düsüneceksiniz, zira kameralar onu farklı açılardan ele
alıyor... bu nedenle görüntüler farklı görülecektir. Ancak iki balıgı seyretmeye devam ettikçe
aralarında bir iliski oldugunu düsünmeye baslayacaksınız. Biri döndügünde, digeri de daha
farklı bile olsa digerinin hareketine belli bir uyumla dönmektedir. Birisi yüzünü size dönse,
digeri yanını dönmekte olacaktır. Durum hakkında hiçbir bilginiz yoksa, biraz sonra bu iki
balıgın birbiri ile kesinlikle haberlestigini düsünmeye baslayacaksınız... oysa simdi
biliyorsunuz ki böyle bir haberlesme yok aralarında...
Bohm'a göre Aspectin deneyindeki atom altı parçacıklarının arasında olup biten seyin
bundan hiçbir farkı yoktu. Atomaltı parçalarının aralarındaki asikar "mekandan münezzeh
olma" iliskisi bize
realitenin çok derin yüzeyleri bulundugunu ve bizim de bunların farkında
olmadıgımızı dile getirmektedir.
Bu derin boyut akvaryum analogumuzdan çok daha derin ve
karmasıktır. Ve ekliyor Bohm, bizler atom altı parçalarını birbirlerinden ayrı olarak görüyoruz
zira biz onların realitesinin sadece bir kısmını görüyoruz.
Bu parçacıklar birbirlerinden ayrı
"parçalar" degil,
ancak konunun en basında anlattıgımız ilk gül kadar bölünemez bir
hologramın nihai bütünsel görüntüsünün su yüzüne çıkmıs degisik veçheleridir.
Fiziksel realitedeki her sey bu "eidolons"dan olustuguna göre,
bu evrenin kendisi bir projeksiyon bir
hologramdır.
Bu hayali yapısına ilaveten böylesi bir evren,
sasırtıcı bir çok özellige daha
sahiptir.
Eger açıkça birbirlerinden ayrı oldugu görülen atomaltı parçacıklarının bu asikar ayrılıgı bir
illüzyon ise
bu evrendeki her seyin daha derin bir realitede birbirleri ile kesin bir baglantı
içinde olduklarını belirtir.
_nsan beynindeki bir karbon atomunun molekülleri yüzen her
alabalıktaki, her
atan kalpteki, gökyüzünde parlayan her yıldızdaki atomaltı parçaları ile
baglantılı demektir.
Her sey her seyin içine geçmekte olup, insan dogası geregi her seyi
kategorize etme alt parçalarına bölmeye, ig
(Message over 64k, truncated.)