ANKARA (06.10.2006)- Irak Devlet Baºkanı Talabani, PKK'nin ateºkes
adımına karºılık Türkiye'nin de genel bir af ile
karºılık vermesini isterken, Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı
Mesut Barzani ise Kürt sorunun barıºçıl çözümü için katkı sunmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Ateºkes önemli. Bu süreç silah
bırakmaya kadar gidebilir'' dedi.
Koma Komalen Kurdistan tarafından 1 Ekim'de ilan edilen ateºkesin
uluslararası alanda yankıları sürerken, Celal Talabani ve Mesut
Barzani, Türkiye'nin ateºkes fırsatını değerlendirmesini
istedi.
'TÜKİYE BU ADIMA KARªILIK VERMELİ'
Kanal D'de yayınlanan 32 Gün programında gazeteci Mehmet Ali
Birand'ın sorularını yanıtlayan Celal Talabani, PKK'nin ilan
etti ettiği ateºkesten Amerika'nın memnun
kaldığını söyledi.
''Amerikalılarla her konuda görüºüyoruz. Ateºkesi de görüºtük. Onlarda
ateºkesten çok memnun kaldılar'' diyen Talabani, PKK'nin
attığı bu adıma karºılık Türkiye'nin de genel bir
af ile karºılık vermesini istedi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren tek taraflı ateºkesi
Amerikalıların istediğini söyleyen Talabani, ateºkes sürecinin
devam edeceğini belirtti.
''PKK'ye artık yeni bir dönem baºladığını,
silahların olmaması gerektiğini söyledik. Ateºkes PKK için de iyi
bir ºey. Türkiye'nin 'Genel Af' çıkarması gerekiyor. Belki Türkler
bazı taleplerini kabul edecektir. Türkiye'de sıkıntı olmadan
Kürtlerin yaºamasını istiyorum. PKK bütün taktiklerini
değiºtirmeye baºladılar. Ayrı bir Kürdistan istemiyorlar. Çok
olumlu bir adım atmıº durumdalar.''
Celal Talabani spekülasyon konusu olan Türkiye'yi ziyaret konusunda ise bir
sıkıntı olmadığını belirterek, ''İki
tarafın isteği çok önemlidir'' dedi.
BARZANİ: SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA KADAR GİDEBİLİR
Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı Mesut Barzani ise ateºkesi Türkiye
tarafından ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı. Kürt sorunun barıºçıl çözümü konusunda katkı
sunmaya hazır olduklarını belirten Barzani, ''Askeri yol çözüm
değil. Barıºçıl çözüm için katkı sunmaya hazırız.
Bu ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konu'' dedi.
Ateºkesin önemli bir geliºme olarak değerlendirilmesi gerektiğini
kaydeden Mesut Barzani, asıl çözümü Türkiye'nin içinde geliºtirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Barzani ºöyle konuºtu. ''Türkiye önemli bir devlet. Kendi vatandaºlarından
sorumlu olduğunu düºünüyorum. Çözüm geliºtirmesi önce Türkiye kendi içinde
yapmalı. Bu ateºkes önemli bir geliºme. Bu süreç silah bırakmaya kadar
gidebilir. PKK Kandil'den eylemlerini yapmıyor. Geniº bir PKK
varlığı Türkiye'de zaten var.''
Mesut Barzani, Türkiye ile iliºkilerin istenilen düzeyde
olmadığını ve iyi komºuluk istediklerini vurguladı.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-PKK Meclisi yaptığı Newroz açıklamasında, 2007 Newroz’unun
‘’Önderlik Newroz’u’’ haline getirilmesinin isteyerek, Kürt halkını ‘’her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini
yükseltmeye’’ çağırdı.
PKK açıklamasında, ‘’Halk ve mücadele tarihimizin en kritik sürecinde özgürlük
ve direniş günümüz olan bir Newroz’u daha karşılıyoruz. Halk olarak bizi yeniden
Newroz’un özgürlükçü, direnişçi ve mücadeleci özüyle buluşturarak bugünlere
getiren Önder Apo başta olmak üzere, tüm halkımızın, özgürlük savaşçılarının ve
Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz. Newrozu Diyarbakır zindanında en
vahşi işkence koşullarında dahi Önder Apo’dan PKK’den ve Kürt halkından
vazgeçmeyi dayatan düşman gerçekliğine karşı gerçek bir fedayi ruhuyla eylem
geliştirerek Newroz ateşini yeniden harlandıran Mazlum Doğan başta olmak üzere,
Agit, Zekiye, Rahşan, Ronahi ve Newrozu Newroz yapan tüm devrim şehitlerimizi
saygıyla anıyor, anılarına sonusuza dek bağlı kalacağımız sözünü yineliyoruz’’
dedi.
‘’Halk ve Özgürlük Hareketi olarak 2007 yılına Önder Apo’nun etrafında daha
birleşmiş, kenetlenmiş ve O’nun çizdiği strateji doğrultusunda kendisini
örgütlemiş, zafere ve özgürlüğe he zamankinden daha fazla yakınlaşmış olarak
girmiş bulunuyoruz’’ diyen PKK Meclisi ‘’otuz yılı aşkın mücadelesiyle artık
kendi demokratik çözümünü dayatan ve alternatif demokratik komünal yaşamını inşa
etme gücüne ulaşan, iradeleşen halkımızı hiçbir düşman gücü ne yenebilir, ne de
ona eski köleci yaşamı dayatabilir’’ ifadelerini kullandı.
PKK Newroz mesajı şöyle: ‘’İnkar ve imha siyasetinden vazgeçmeyen Türk devleti
bölgede yaşanan kaostan da yararlanarak, yeniden halkımıza bir soykırım dayatma
hazırlığındadır. Amed’de görüldüğü gibi gerillalarımızı da ajanlar yoluyla
zehirlemektedir. Gerek içe gerekse dışa dönük tüm politikalarının temelinde bu
hazırlık bulunmaktadır. Buna girişi de düşman Önder Apo’yu her türlü hukuk ve
ahlaki ilkeyi çiğneyerek, son derece kirli yöntemlerle zehirleyip tasfiye ederek
başlatmak istemektedir. Öte yandan halkımızın demokratik mevzi ve kazanımlarına
saldırarak, yoğun tutuklama ve işkencelere yönelerek, gerilla üzerine imha
operasyonları düzenleyerek, özel ve psikolojik savaşın en ince ve en kaba
yöntemlerini geliştirerek hareketimizi ve halkımızı Önder Apo’dan kopartma,
bağlılığını zayıflatma gibi beyhude çabalarını yoğunlaştırarak, halk olarak tüm
kazanımlarımızı yerle bir etmek istemektedir.
Artık çözüm aşamasına gelmiş bulunan Kürt sorununu çözme yerine, inkar ve imhaya
yönelme bunun için de en çok barışçıl ve demokratik çözümü geliştiren Önder
Apo’yu zehirlemek, son derece gayri ahlaki ve insani bir yöntem olduğu kadar,
Türk devletinin içinde bulunduğu güçsüzlüğün, çözümsüzlüğün ve zayıflığın da
ifadesidir. Kaynağını ırkçı-faşist ittihat ve terakki zihniyetinden alan bu
yönelimin Türk devletinin sonu olacağı kesindir. Bunun ateşle oynamak olduğunu
Türk halkına karşı duymuş olduğumuz kardeşçe duygu ve sorumluluğun bir gereği
olarak bir kez daha belirtme gereğini duyuyoruz.
Newroz vesilesiyle bir kez daha belirtelim ki, Önder Apo’yu zehirlemek Kürt
halkını zehirlemektir. Demokratikleşmeyi, barışçıl çözümü ve halklarımızın
birlikte yaşama kültürünü zehirlemektir. AKP hükümeti ve Türk devletinin diğer
yetkilileri son derece tehlikeli ve kimsenin altından kalkamayacağı bu uğursuz
komploya bir an önce son vermelidirler.
Bunun için AKP Hükümeti halkımızı ve hareketimizi daha fazla oyalamadan ve daha
fazla geç olmadan bir an önce halkımızı ve hareketimizi tatmin edecek olan
bağımsız bir uzman doktorlar heyetinin Önder Apo’yu muayene etme ve bulunduğu
yerin değiştirilmesi için harekete geçilmelidir. Halkımız kendisinin yıllardır
yükselttiği barış-kardeşlik çağrılarına Türk devletinin Önderliğini zehirleyerek
karşılık vermesini hiç unutmayacaktır. Kendi kimliğine, onuruna ve geleceğine
yönelik bu saldırıya karşı 2007 Newrozunu koşullar ne olursa olsun, düşman
yöneliminin düzeyi ne olursa olsun mücadele tarihimizin en görkemli Newroz’u
haline getirmelidir. Bunun için en yüksek katılımını gerçekleştirmelidir. Bunun
için tüm mücadele deneyimini, gücünü tam bir seferberlik ruhuyla ortaya
koymalıdır. Önderliğimizin alçakça zehirlendiği bu süreçte, tüm dünyanın,
dostların, düşmanların ve şehitlerin gözlerinin üzerimizde olduğu bir an bile
unutulmamalıdır. Bu kirli ve tehlikeli oyunu bozabilecek olan halkımızın
direnişçi tutumudur.
Nasılki geçen yıl Newroz’u tüm yönelimlere rağmen bir önderlik Newroz’u haline
getirilip, Önder Apo’nun Kürdistan’da bir siyasi irade olduğu referandumuna
milyonların oylarıyla bir kez kesinleştirildiyse, 2007 Newroz’uda Önder APO’yu
Sahiplenme ve Savunma Newroz’u, haline getirilerek Önderliğin sağlığı, güvenliği
ve özgürlüğü kesinleştirilmelidir.
Tüm halkımız Önder APO’nun Sağlığı Sağlığımız, Yaşamı Özgürlük İrademiz ve
Geleceğimizdir! şiyarıyla harekete geçmelidir. Her Kürt bireyi Önder Abdullah
Öcalan’ı sahiplenme ve savunmayı bir ulusal görev, insan ve Kürt olmanın
yüklediği bir sorumluluk ve şeref bilmelidir. Bu duyarlılık, bilinç ve
örgütlülük temelinde karşılanacak Newroz, düşmanlarımızın tasfiye planlarını
bozacak ve mücadelemizde yeni bir dönem başlatılacaktır.
Daha şimdiden kutlanmasına yurtdışında ve Kürdistan’ın birçok yerinde başlanan
Newroz’a eylemliliklerine katılan halkımızı Newroz ruhuyla selamlıyoruz, 2007
Newrozunu tüm bu kutlamaların zirvesi haline getirme şiyarıyla halkımızı tüm
gücüyle Newroz’u Önder APO’yu sahiplenme ve savunma temelinde, kendi özgür
geleceğine sahip çıkmaya ve düşmanın tüm yönelimlerini boşa çıkarmak için her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini yükseltmeye
çağırıyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat
Karayılan Newroz’u ‘’barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istediklerini’’
belirterek bu vesile ile koruculara da ‘’düşman askerlerine kalkan olmayın’’
çağrısında bulundu. Karayılan, baharda bir çatışma durumunun yaşanmasının
ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, ‘’Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez
daha ulusal konferans çağrısı yapıyoruz’’ dedi.
‘’Hareketimiz adına, başta Önder Apo, tüm yurtsever Kürdistan halkı, yoldaşlar
ve tüm Ortadoğu haklarının Newroz Bayramını kutluyorum. Büyük direnişleriyle
Newroz gününe anlam veren, Newroz gününü direniş, mücadele ve özgürlük gününe
dönüştüren, çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş şahsında tüm Newroz ve devrim
şehitlerini, saygıyla anıyor, bütün şehit ailelerinin ve şehit annelerinin
Newroz’unu kutluyorum’’ açıklamasında bulunan Murat Karayılan, ‘’2007 Newroz’unu
çok önemli ve bir o kadar hassas bir süreçte ama büyük bir hüzünle’’
karşıladıklarını kaydetti.
Karayılan, ‘’Önderimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen son
saldırılar, halkımız üzerinde yeni bir katliam konseptinin geliştirildiğine
işaret etmektedir. Önderliğimiz üzerinde geliştirilen saldırılar, tüm Kürt
halkına ve onun geleceğine yönelik saldırı anlamını taşımaktadır. Kürt halkının
Ortadoğu’da var olmasını istemeyen, iradesini kırmak ve yok etmek isteyen
güçler, Önderliğimiz üzerindeki bu saldırıyı geliştirmektedirler. Bu anlamda biz
bugün çok hassas ve bir o kadar ciddi bir dönem içine girmiş bulunmaktayız.
Süreç çok stratejik bir süreçtir, doğal olarak kazanımları da kayıpları da
stratejik olacaktır. Ya yurtsever halkımızın katılımı ile ulusal, demokratik ve
meşru eylemlerimizi tüm ülkemizde ve yurt dışında yükselteceğiz, bu hususta
kamuoyunu harekete geçirecek ve halkımız üzerindeki bu oyunu boşa çıkaracağız.
Bu şekilde demokratik çözümün önünü açarak, inkar ve imha zihniyet sahiplerini
gerileteceğiz; özgürlük ve demokrasinin yolunu açacağız. Ya da bu olmazsa, var
olan imha ve inkar zihniyeti kendini kurumsallaştırarak kendisiyle birlikte
büyük bir kaos ve ağır bir savaş getirecektir. Şimdi bu olasılık gündemdedir’’
dedi.
‘ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ SÜREÇ’
Bu çerçevede Kürdistan özgürlük hareketinin tarihin bu sürecinde ‘’çok hassas ve
önemli bir sürece’’ girmiş olduğunu ifade eden Karayılan, bu noktada, ‘’2007
Newrozu ¬ ve Newroz sonrasındaki haftayı karşılama’’ düzeyinin çok önemli
olduğunun altını çizdi. Karayılan şöyle dedi: ‘’Yani bu Newroz’da halkımız
kitlesel olarak katılım gösterir, çizgisine ve Önderliğine yüksek sesle sahip
çıkar ve büyük bir katılımla, Önderliğimiz ve halkımıza karşı geliştirilen
saldırılar karşısında durursa, bu hepimiz için bütün yılın başarısı için önemli
bir adım olacaktır. Bu nedenle bütün halkımızdan Newroz’a katılmalarını, hem 21
Mart günü, hem de Newroz haftasının tümünde, halkımız değerlerine sahip çıkarak,
fedakarlık göstermeli ve Newroz eylemlerine katılmalıdır. Türk devleti habire bu
Newrozda “olaylar çıkacak, çatışmalar yaşanacak” diyerek ortamı germek
istemektedir. Bu büyük bir yalandır. Ortamı gererek Newroza katılımı engelleme
amacını taşımaktadır. Bizim cephemizden böyle bir şey yaşanmayacaktır. Bizler
Newroz’u barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istiyoruz. Bu, geri adım
atacağımız, kazanımlarımızda ısrar etmeyeceğimiz anlamına elbette gelmemektedir.
Bu konuda mücadelemizin tarihinde ortaya çıkan iradeyi temsil edeceğiz. Newroz’u
barış içinde karşılama amacını taşıyoruz. Bu noktada kimse düşmanın oyununa
gelmemelidir. Özellikle kendine Kürdüm diyen tüm yurtsever kesimler böylesi
önemli ve hassas bir süreçte, özgürlük mücadelesine destek vermeli ve
düşmanlarımıza umut vermemelidir. ‘’
KORUCULARA ÇAĞRI
‘’Buradan özellikle koruculara sesleniyorum’’ diyen Karayılan koruculara şu
çağrıda bulundu: ‘’Önümüzdeki baharda bir çatışma durumunun yaşanması ihtimal
dahilindedir. Kendinizi bir kez daha düşman askerlerine kalkan yapmamalı,
oyunlara gelmemelisiniz. Bu hassas süreçte siz de halkınızın yanında yer
almalısınız.’’
‘’Ben bu kutlu ve tarihsel günde, birlik ve kardeşlik, özgürlük mücadelesini
yükseltme günü vesilesiyle, tüm Kürt siyasetçilerine, yine halkına karşı kendini
sorumlu gören Kürdistan’ın tüm siyasal örgütlenmelerine bir kez daha çağrı’’
yapan Karayılan ‘’Önderliğimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen
saldırı çok ilkel ve insanlık dışı bir saldırıdır. Bu çerçevede herkesi
Önderliğimizin sağlığına sahip çıkmaya ve bu temelde ulusal bir tavır
sergilemeye, güçlü bir tutum göstermeye çağırıyoruz. Herkes bu hususta Önder Apo
üzerindeki bu saldırının ne anlama geldiğini görmelidir. Bu saldırı, Kürt
halkının iradesini yok etmeyi amaçlayan yeni bir konseptin pratik uygulamaya
geçirilmesidir. Kimse bu hususta kendisini kandırmamalıdır’’ ifadelerini
kullandı.
KAPSAMLI İMHA PLANLARI
Karayılan, bugün hareketleri üzerindeki saldırılar ne kadar ağırlaşırsa
ağırlaşsın, bunu karşılama gücü ve kudretine sahip olduklarını kaydederek,
şunları ifade etti: ‘’Türk devleti hiçbir savaş kuralını tanımadan çok kirli
yöntemlerle Önderliğimiz dahil olmak üzere hareketimizin her ferdine karşı
geliştirerek, fırsat bulursa yaşam olanağı tanımayacağını gösterdiği pratiklerle
kanıtlamaktadır. Amed Kulp’ta da görüldüğü gibi Behzad, Botan ve diğer beş
yoldaşımız Türk devleti tarafından zehirlenmiştir. Yine güçlerimiz üzerinde
yoğun operasyon ve daha kapsamlı imha planları yapmaktadır.
Halkımız üzerinde de ağır bir baskı uygulamaktadır. Kürt siyasetçileri sebepsiz
yere tutuklanmakta ve baskı altına alınmaktadır. Üzerimizde sömürgeciliğin ne
kadar baskısı olursa olsun, biz yine de güçlüyüz. Çünkü oldukça güçlü bir
konumda bulunmaktayız. Herkes şunu bilmelidir ki, sömürgeciliğin bu saldırıları
onların güçlülüğünden değil, güçsüzlüğünden kaynağını almaktadır. Onurlu ve
şerefli bir devlet, denetimi altında bulunan birini zehirlemez, güçlü bir devlet
kendi karşısında mücadele yürüten bir hareketin üyelerini ajanlar yoluyla
zehirlemez. Bunların hepsi Türk devletinin zayıflığını göstermektedir. Türk
devleti Önderliğimiz ve hareketimiz üzerinde uyguladığı kirli yöntemlerin
pratikleriyle suçüstü yakalanmıştır.’’
‘ÇILGIN SAVAŞ’ UYARISI
‘’Hareketimiz, Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki planları ortaya çıkardığı
kanıtlarla deşifre etmiştir’’ diyen Karayılan, ‘’bu imha planlarını bozacak güç
ve hazırlıklarının’’ olduğunu kaydetti. Karayılan bu konuda şu uyarılarda
bulundu: ‘’Hareketimiz 2007 yılında her zamankinden daha fazla güçlüdür. Çok
ağır olsa da halkımızla beraber önümüzde duran yükü kaldırabilecek güçtedir.
Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki saldırılara karşı çok güçlü bir cevap
verebiliriz. Ama biz hala barışçıl bir sürecin gelişmesini, Kürt sorununun
demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz, bu konudaki inancımızı korumak
istiyoruz. Eğer böyle demokratik bir çözüme gelmezlerse, gelişecek olan çok
çılgın savaş sürecinin sorumluları kendileri olacaktır. Bu çerçevede halkımızdan
bu Newroz vesilesiyle, meydanlarda, Türk devletine hükümet yetkililerine ve
kamuoyuna, herkese durumun ciddiyetinin çağrısı yapmalıdır. Önderliğimiz,
hareketimiz ve halkımız üzerindeki saldırılar bu şekilde devam ederse, gelişecek
olan sürecin sorumlusu biz değil onlar olacaktır demelidirler.’’
ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI
Karayılan bugün Türkiye’de ‘’milliyetçi- şovenist bir dalga ekseninde Kürt
düşmanlığının’’ geliştirilmekte olduğunu ifade ederek, şu çağrılarda bulundu:
‘’Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı biz yine de Newrozda halkların kardeşliği,
özgürlüğü ve eşitliği sloganlarını haykırarak barış şiarını yükselteceğiz.
Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak bu Newroz’u ulusal
birlik günü haline getirme görevimiz vardır. Halkımız Kürdistan’ın bütün
parçalarında tek bir yürek ve tek bir sesle Newroz’a katılıp herkese mesajını
vermelidir. Bu Newroz Kürt halk birliğinin sağlandığı, halkımıza karşı
geliştirilen saldırılar karşısında halkımızın tüm güçlerinin birlik olduğu ve
meydanlarda bunu haykırmalıdır. Kuzeyde, Güneyde, Doğuda, Batıda ve yurt dışında
tüm Kürtler sesini yükseltmelidir. Özellikle Kürdistan üzerindeki oyunlar
noktasında, Kuzey ve Güney Kürdistan üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı
herkes duyarlı olmalı ve birbirine gereken desteği sunmalıdır.
Bu Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez daha ulusal konferans çağrısı
yapıyoruz. Gelişen imha saldırı konseptine karşı Kürt halkının stratejik
birliğinin oluşması, güçlerimizin birleşmesi için çağrı yapıyoruz. Bu ulusal
birlik ekseninde üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğimizi
belirtiyoruz. Bu esasta halkımız 2007 Newroz’unu büyük bir kalkış Newroz’u
haline getirerek, Önder Apo’ya sahip çıkma gününe dönüştürmelidir. Yine halkımız
bu Newrozu Kürt halkının ulusal birlik ve tavır günü, halkların kardeşliği
şiarının haykırıldığı bir gün haline getirmelidir.
Bu temelde halkımızın 2007 Newroz’una yapacağı katılımla geleceğine sahip
çıktığını, bu önemli sürecin zafere taşınmanın kararlılığında olduğunu herkese
göstermelidir. Yine özgürlük, birlik ve kardeşlik sesini daha da yükseltmelidir.
Bu inançla bir kez daha tüm Kürdistan halkının ve Kürt halkının tüm dostlarının
Newroz bayramını kutluyorum ve diyorum ki ‘Önderliksiz yaşam olmaz! Ya özgürlük
ya ölüm!’’’
ANF NEWS AGENCY
KKK Yürütme Konseyi üyesi ve Meşru Savunma Komitesi Başkanı Duran Kalkan, Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulundu. Zehirlenme kararının Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (TMYK) 2006
Temmuz’unda yapılan iki günlük toplantıda alındığını söyleyen Kalkan, ‘’Biz 1
Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, onlar
ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ dedi. Kalkan, TMYK’da ayrıca ‘öldürülecekler listesi’,
ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ hazırlandığını belirterek, ‘’ölüm
mangalarının bir bölümü elimizdedir’’ açıklamasında bulundu. Kalkan, kimlerin
öldürülmek istendiğine dair ‘’epeyce bilgi’’ olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulunan KKK, Duran Kalkan, kamuoyuna daha öne bazı somut bilgiler sunduklarını
belirterek şunları dile getirdi: ‘’Açığa çıkarttığımız önemli hususlar da var.
Açığa çıkartılması gereken birçok yön de söz konusudur. Herşeyden önce bunun
PKK’yi imha ve tasfiye planı temelinde geliştirilen bir saldırı olduğunu
bilmemiz gerekiyor. Tabii, PKK’nin imhası ve tasfiyesi demek, Kürt halkının ve
Kürtlüğün imhası ve yok edilmesi demektir. Dolayısıyla Önder Apo şahsında PKK ve
onun şahsında da Kürt halkı tarihten silinmek, yok edilmek, zalimce ve kirli
saldırılarla imha edilmek istenmektedir. Şimdiye kadar biz, acaba AKP hükümeti
ya da onun içinde bazı kesimler dürüst yaklaşarak olayın üstüne gidip
sorumluları açığa çıkarırlar mı diye bekledik. Bir şans verelim, fırsat
tanıyalım dedik. Fakat gördük ki AKP hükümeti bütünlüklü davranıyor. Olayın
üzerini kapatmaya çalışıyor. Cinayeti tümüyle kamuoyunun gözü önünde üstlenmiş
durumdadır ve bu cinayeti işliyor. Buradan baktığımızda da hükümetin işin
içerisinde olduğu, zehirlenme olayının arkasında başta Tayip Erdoğan ve Abdullah
Gül olmak üzere, AKP kurmaylarının ve hükümetin olduğu ortaya çıkmış oluyor. Tüm
devlet yönetimi ve hükümet tarafından planlanmış, insanlık, hukuk ve ahlak dışı
bir saldırıyla yüz yüzeyiz. Bunu genel Hareketimiz için yapıyorlardı, anlam
veriyorduk. Fakat yaşamı kendi güvenceleri altında olması gereken bir kişiye
karşı da yapacak kadar küçüleceklerini düşünmemiştik. Fakat açığa çıktı ki inkar
ve imha sisteminin, saldırıda, kirli savaş yöntemleri ve insanlık dışı
yöntemlerini kullanmada sınır tanımayan bir duruşu var. Bu bakımdan bazı
gerçekleri daha ortaya koymak gerekiyor.’’
TEMMUZ 2006’DA ZEHİRLENME PLANI TMYK’DA OLUŞTURULDU
‘’Şu iyi bilinmeli ki, Önder Apo’ya yönelik geliştirilen sistematik zehirleme
olayı planlı bir olaydır’’ diyen Kalkan, bu planın ne zaman, nasıl ve ne amaçla
yapıldığını anlattı: ‘’Bu plan, 2006 yılının Temmuz ayında oluşturuldu. Ben
şimdi günler itibariyle tarihleri tam ifade edemem. Fakat arşivlere bakıldığı
zaman hangi gün ne yapıldığı ve ne söylendiği açığa çıkartılabilir. 2006 yılının
Temmuz ayında yaşananları peş peşe hatırlayalım, göz önüne getirelim. O zaman da
tartışmalar yoğundu. Türkiye devletinin sınır ötesi operasyon yapıp yapmayacağı
tartışması, tüm siyaset gündemini kaplıyordu. Böyle bir ortamda önemli
toplantılar yapıldı ve kararlar alındı. Bunların önemli bir bölümü o zaman
basına da yansıdı. Bazılarıysa yansımadı. Ya da yansıtılmadı, gizli tutulmaya
çalışıldı.
Örneğin Temmuz sonunda bir gün bir gazeteci Tayip Erdoğan’a “PKK’yi tasfiye
planınızın olduğu söyleniyor, bu gerçek mi, böyle birşey var mı?’ diye sorunca,
Tayip Erdoğan da ona “sen vatan haini misin?’ dedi. Bu soruyu sormayı vatan
hainliği saydı. Şaşırtıcı bir durumdu. Kaldı ki Türkiye yönetimlerinin de
çeşitli çevrelerinin de en kolay söyledikleri söz, övünerek dillendirdikleri
husus PKK karşıtlığıdır, PKK’yi tasfiye etme isteğidir. Bir gazetecinin, böyle
bir çabasının olup olmadığını hükümete sorması kadar doğal birşey olamaz. Bunu
Başbakan vatan hainliği saydı. Neden? Çünkü, gizli bir plandı bu. Hükümet
kararlaştırmıştı, gizli tutuyordu, takip edilmesini ve açığa çıkartılmasını
istemiyordu. Niye? Çünkü içinde kirli işler vardı. Bu kirli işler şimdi açığa
çıkıyor. Bunlar açığa çıkmasın diye yapıyordu. Öyle davranıyordu. Diğer yandan
güya, PKK anlamasın, uyanmasın diye yapıyordu. Gizli kalsın ki imha planı
başarıyla uygulanabilsin. Bu bakımdan Türkiye Başbakanı Erdoğan, PKK’nin tasfiye
edilip edilmeyeceğini sorusunu vatan hainliği olarak değerlendiririm diyecek
kadar, bir noktaya getiren süreç ve olaylar nasıldır, ona bakalım:
‘VUR ÖLDÜR’ KARARI
2006 yılı Temmuz ayının muhtemelen ortalarındaydı. Abdullah Gül’ün başkanlığını
yaptığı “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” (TMYK), iki günlük bir toplantı
yapmıştı. Bu toplantı önemlidir. Önemli kararlar alınmıştı. Zaten toplantının
ardından hükümet toplandı. Kurulun kararlaştırdığı hususlar, hükümete
götürülerek orada da karar haline getirildi ve Temmuz sonunda MGK’ya sunuldu.
Kurulun iki günlük toplantısı ardından Abdullah Gül şu açıklamayı birkaç kez
yaptı: ‘Terörle mücadelede siyaset organı, alması gereken tüm kararları
almıştır. Kararları uygulayacak organlara gerekli yetki ve görevler verilmiştir.
Dolayısıyla terörle mücadele artık hükümetin işi olmaktan çıkmıştır. Hükümet hem
gereken kararı vermiş, hem yetki ve görev vermiş hem de her türlü imkanı tesis
etmiştir’
Yani önemli karar aldıklarını, artık PKK’ye karşı mücadelede ordunun, polisin,
MİT’in ve istihbaratın sorumlu olduğunu ortaya koymuş oldu. Bu önemli bir
durumdu. O zaman da biz tartışmıştık ve bundan ne anlamalıyız noktasında, hem
görüşlerimizi örgüte rApor etmiş hem de kamuoyuna kısmi bazı açıklamalar
yapmıştık. ‘Ne demek istiyor Abdullah Gül, yeni anlamında ne tür kararlar almış
olabilirler?’ diye tartışmıştık. Çünkü, zaten PKK’ye karşı mücadelede Türkiye
yönetiminin her türlü kararı almış olma durumu var. Acaba yeni ne olabilir,
dolayısıyla iki günlük toplantının önemi ne olabilir diye düşündüğümüzde şu
sonuca varmıştık: Yönetimimiz için ‘vur ve öldür kararı’ alındığını
belirtmiştik. Bunun kesin olduğu şimdi iyi ortaya çıkmış durumdadır. TMYK’nin,
söz konusu toplantısında, örgüt yönetimimiz için her türlü yöntem kullanılarak
öldürme kararı verilmiştir. Kurulun bu kararı hükümetçe de onaylanmıştır.
Dolayısıyla da MGK’dan da onay alınmıştır.
CÜNEYT ZAPSU’NUN SINIRÖTESİ GÜÇLERİ!
Konu, pratikleşme itibariyle, daha çok sınır ötesi operasyon nasıl olacak
noktasında tartışıldığı için bu hususa da yine -Temmuz’un 17 ya da 20’si
arasında bir tarihte olacak - Kanal D’de canlı yayında yaptığı bir açıklamayla
Başbakanlık danışmanı Cüneyt Zapsu açıklık getirmiştir. Biliniyor bir günde dört
büyük devletin elçileriyle görüştükten sonra Zapsu, Kanal D’nin akşam
programında, “teröre karşı mücadele” ve sınır ötesi operasyon konusu dahil
görüşler açıkladı. Çok somut söylemişti, ‘Sınırötesi operasyon öyle onbin,
ellibin, yüzbin kişilik askerle yapılacak bir operasyon değil, kimse öyle
beklememelidir, bu bir özel kuvvet operasyonudur, özel tim operasyonudur’
diyordu. Şunu da ekliyordu: ‘Nitekim bu konuda gerekli hedefler belirlenmiş,
görevlendirmeler yapılmış, birimler yani özel timler harekete geçmiştir,
operasyon başlamıştır. Hatta bazı birimler hedeflerine ulaşmış durumdalar.
Yakında sonuçlarını herkes görecektir’ diyordu. Zapsu’nun sözleri araştırılıp
bakılabilir. Biz gereksiz yere suçlamak istemiyoruz ama söylenenler öz
itibariyle bunlardır. Zaten açık ve anlaşılır ifadelerdi. Şimdi bununla
birleştirilince TMYK’nin toplantısı ve arkasından gelen hükümet ve MGK
toplantılarında, Örgütümüze ve yönetimimize yönelik yeni şeyler içeren kapsamlı
bir planlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılıyordu. Biz, bunu şöyle
değerlendirmiştik: İstihbarata ve kontrgerilla güçlerine dayanarak yönetimimize
karşı çeşitli suikastler gerçekleştirilecek, gerillaya karşı - zaten o zaman
ateşkes tartışılıyordu - ateşkes ile bir gevşetme ve zayıflatma durumu
yaratılacak, halk üzerinde baskılar uygulanacak. Kaygı ve panik yaratıp bir
dağılma süreci yeniden Hareketimize dayatılmaya çalışılacak, diyorduk.’’ Kalkan,
‘’Yani Tayip Erdoğan’ın, tartışılmasını hainlik olarak tanımladığı PKK’yi
tasfiye planının özünün bu olduğunu değerlendirmiştik’’ diyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ‘’Zaten devlet ve hükümet yetkilileri, ‘terörün katlanılabilir
sınırlara çekilmesi’ gereğinden söz ediyorlardı. Kendi amaçlarını, o dönemde
‘terörün katlanılabilir, yaşanılabilir sınırlara’ yani marjinal sınırlara
çekilmesi olarak tanımlıyorlardı. Dolayısıyla, Hareketimiz bu biçimde marjinal
kılınıp siyasi güçten düşürülerek, Önder Apo örgütsüz bırakılmak isteniyor, diye
değerlendirdik. Çünkü Önder Apo’yu imha edemediler.
Uluslararası Komplo’nun temel amacı imha etmek olmasına rağmen onu
başaramadılar. Yine Önder Apo’yu susturamadılar. İmralı sistemi, tarihte eşi
bulunmayan izolasyon, işkence ve baskı sistemi olmasına rağmen Önder Apo, bu
sistemi de parçaladı. Kendini yenileme, yeniden yaratma gücünü gösterdi.
Dolayısıyla Özgürlük Hareketimizin yenilenmesi, yeniden yapılanması ve daha
güçlü gelişmesi gibi bir süreç gelişti. İmralı sistemi de Önder Apo’yu
engelleyememiş oldu. Önder Apo’nun dehası ve çalışma gücü karşısında İmralı
sistemi de yenilmiş oldu. Dolayısıyla imha edemeyince, engelleyemeyince bu
sefer, örgütsüz bırakılarak başarısız kılınmak, yenilgiye uğratılmak isteniyor,
diye değerlendirmiştik. Örgüt olmayınca, oluşturulan düşünceler pratikleşmeyince
tabii Önderlik gerçeğimizin toplumsal yaşamda etkili olması gerçekleşmeyecekti.
Böylece Önder Apo durdurulmak, başarısız kılınmak ve yenilgiye uğratılmak
isteniyor, demiştik.‘’
‘İMHA EDEBİLİRLER DİYE BİZİ UYARDILAR’
Öcalan’ın o koşullarda imha edilmek isteneceğinin akıllarından hiç geçmediğini
belirten Kalkan, bu konuda bazı çevreler tarafından uyarıldıklarını şöyle dile
getirdi: ‘’Oysa aynı zaman sürecinde, bazı çevreler bu konuda bizi uyardılar.
‘İmha girişimleri olabilir, araştırma yapsanız iyi olur’ dediler. Bugünkü gibi
anlamlandıramasak da yine de dikkate aldık ve bir araştırma yapılmasını istedik.
Çabalarımızın sonucu, bu vahşi ve insanlık dışı cinayet olayını gündeme getirdi
işte. Gördük ki, Önderliğimiz gerçekten de iz bırakılmayacak şekilde
zehirlenerek imha edilmek isteniyor. Bu konuda kararları nettir. Üzerinde
inceleme yapılan saç tellerinin Önder Apo’ya ait olmadığı söyleniyor. Bu
yalandır. Önderliğimize ait olduğu çok somuttur ve o saç telleri üzerinde de
gerekli muayene yapılmıştır. İki kimyasal maddeyle yapılıyor. Hastalık yapıyor
bu maddeler. Vücutta hastalık yaptıktan sonra da atılıyorlar. Bundan sonra da bu
tür maddelerin bilinçli verilmiş olduğu anlaşılamıyor. Çeşitli kanser türleri
gerçekleştikten sonra da zaten tedavisi mümkün olmuyor. Önder Apo İmralı’da, AKP
hükümetinin yönetimi ve Türkiye devletinin sorumluluğu altında, İmralı
sisteminden sorumlu olan AB ve ABD’nin izni ve onayı temelinde zehirlenerek imha
edilmek isteniyor. Bu girişim yapılmıştır. Bu süreç ilerliyor, işliyor. Şimdi
açığa çıkan düzey bu oluyor. ‘’
ÖLÜM MANGALARI ELİMİZDE’
TMYK’da ‘öldürülecek ve tutuklanacaklar’ listelerini hazırlandığını da söyleyen
Kalkan şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Temmuz ayında iki günlük toplantı
yapan TMYK’nin iki liste hazırladığı açığa çıkıyor. Birincisi ‘öldürülecekler
listesi’, ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ Tutuklanacaklar listesi basına da
verildi. ABD’nin PKK koordinatörüne veriliyor ve iadeleri isteniyor. Avrupa’dan
ve Irak’tan isteniyor. Türkiye’nin içinde olanlar tutuklanıyorlar. Böyle
tutuklanması gerekenler listesi var. Yüz kişinin üzerinde isimlerden oluşuyor bu
liste. Bu liste yanında bir de vurulacaklar listesi var. Öldürülmesi, imha
edilmesi gerekenler listesi. Bunu söz konusu kurul kararlaştırmış, hükümet de
onaylamıştır. Tabii Genelkurmay’da da uzlaşma ve işbirliği dahilinde MGK’nin
olurundan geçirilerek bu karar uygulamaya konmaya çalışılıyor. Cüneyt Zapsu’nun
Özel Kuvvet operasyonu dediği operasyon işte budur. Listedekilerin öldürülmesi
için görevlendirilen özel tim kuvvetini ifade ediyor. Nitekim, böyle
görevlendirilmiş birçok tim var. Hemen sonra Ağustos 2006 başında, HPG Meclis
üyesi İbrahim arkadaşımız böyle bir saldırının kurbanı oldu. Zaten o durum bizi
bu konuda biraz daha uyardı. İşte Amed’de 7 gerillanın yine böyle bir kontra
kişi tarafından katledildiği bilgisi şimdi basına yansıyor. Bir de Cüneyt
Zapsu’nun ölüm mangalarının bir bölümü elimizdedir, açığa çıkarmış ve tutuklamış
bulunuyoruz. Onların verdiği bilgiler var. Kimlerin öldürülmek istendiğine dair
epeyce bilgimiz oldu. Kurulun hazırladığı ölüm listesinin bir bölümünü biliyoruz
şimdi. Yine bu ölüm mangalarını kimlerin eğittiği, hangi yollardan
geçirildikleri, neyle görevlendirildiklerine dair de elimizde önemli bilgiler
var. Yani Zapsu’nun timleri şimdi hesap verme safhasındadırlar. Öyle anlaşılıyor
ki, Temmuz 2006’dan bu yana AKP hükümeti ve Türkiye yönetimi, ne zaman ölüm
haberimizi duyacaklarını beklerlermiş.’’
‘SAVAŞÇILIK YAPIYORLARSA MERTÇE YAPSINLAR’
‘’Biz 1 Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz
ederken, onlar ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: Bunun ne zaman
gerçekleşeceğini ve bunu ne zaman duyacaklarını beklerlermiş. Geçen aylarda
birçok kez basında çıkan işte Kandil’de birçok PKK’li bilmem nasıl zehirlendi,
hastaneye kaldırıldı, Murat Karayılan hastalandı, Hewlêr’de nasıl tedaviye
götürüldü, Cemil Bayık nasıl hastadır, Güney yönetimi nasıl tedavi ediyor...
Bu ve benzeri haberler aslında beklentinin basına sızması oluyor. Basında bazı
çevrelerin de bu konuda bilgileri var. Onu yansıtıyorlar. Belki de talimat
vermek oluyor. Yani hazırlanıp gönderilmiş ölüm mangalarına talimat vermek
oluyor. Biz bunları Ağustos ayında söylediğimizde, Cüneyt Zapsu, doğru
olmadığını ifade etmişti. Fakat adamları elimizdedir. Eğer gerçekten biraz
dürüstlüğü varsa, yaşamlarını kurtarmak için devreye girmelidir. Gelip onları
kurtarmaya çalışmalıdır yani. Hiç olmazsa o zaman belki biraz ciddi bir kişidir,
biraz dürüstlüğü vardır, diyebiliriz. Yoksa böyle gençleri düşür, uyuşturucuyla
şunla bunla düşür, çeşitli vaatler ver, eğit, ondan sonra serseri mayın gibi
gönder. ‘Gidin şunu vurun bunu vurun’ de. Şöyle suikast yapın, böyle zehirleyin
demek olmaz. Türkiye devletine yakışmıyor bu. AKP hükümetine hiç yakışmıyor.
Savaşçılık yapıyorlarsa mertçe yapsınlar, yiğitçe yapsınlar.
‘CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYUYORUZ, SİZ DE UYUN’
Herkes zehir kullanabilir. Ortada dolaşıyor zehirler. Sadece kendilerinin mi
elinde var, kendileri mi ulaşabiliyorlar? Sorun öldürmekle halledilecekse herkes
öldürebilir. Kendilerini ne sanıyorlar? Böyle ahlak dışı, hukuk dışı kirli savaş
yöntemlerini uygulamamak gerekir. Biz buradan çeşitli uluslar arası kurumlara da
sesleniyoruz: Hareket olarak Cenevre Sözleşmesini imzaladık. Anti mayın
anlaşmasını imzaladık. Bunlara uyuyoruz fakat karşı tarafın da uyması gerekiyor.
Şimdi bu kurumlar nerededirler? Önder Apo’ya zehir veriliyor. Tutsaktır, yaşamı
devletin güvencesi altındadır. Yönetimimiz, ben de dahil, zehirlenmek istiyoruz.
Ortada bir sürü zehir paketi dolaşıyor, vurulmak isteniyoruz. Şimdi bütün
bunları yapma hakkı Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin elinde midir? Dünya
hukuku sadece Kürtleri ve PKK’yi mi bağlıyor? Bu kadar açık imha saldırısı
yürüten, bir halkın herşeyini inkar eden Türkiye yönetimi için bu kurallar hiç
geçerli değil mi? ‘’
‘ÖCALAN ÖLDÜRÜLECEKLER LİSTESİNİN BAŞINDA’
Kalkan, Öcalan’a yönelik zehirleme sürecinin de Temmuz’da başladığını
söyleyerek, bunun planın bir parçası olduğunu kaydetti. Kalkan şunları söyledi:
‘’TMYK, Önder Apo’yu zehirleme kararı vermiştir. Açıkça suç duyurusunda
bulunuyoruz. Suçluyu tespit ettik, ilan ediyoruz. Temmuz ayında oluşturulan
“öldürülecekler listesi”nin başında Önder Abdullah Öcalan’ın olduğunu, üç hafta
önce anlayabilmiş ve öğrenebilmiş bulunuyoruz. Şimdi böyle bir plan var. Türkiye
devleti tarafından öldürülme kararı verilen sadece Önder Apo değil, PKK’nin bir
grup yöneticisidir. Bazı isimler daha çok önde zikrediliyor. Olmazsa, direnişi
örgütleyen bütün yönetimlerin imha edilmesi görevinin bu timlere verildiğini
biliyoruz. Onlar bize söylemiş durumdalar. Açığa çıkarmış durumdayız.
Dolayısıyla biz ateşkes ilan ederken, Önder Apo ateşkesin stratejik başarısı,
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için en ağır
işkence altında dua edercesine çalışırken, Hareketimiz ve Halkımız
Önderliğimizi, en ağır bedeller ödemesine rağmen büyük bir fedekarlık göstererek
izlerken şunu görüyoruz ki, AKP ve Türkiye yönetimi bizi yok etmek istiyor. Yani
bir çözüm arayışı falan yok onlarda, bu gittikçe bizde bu durumda netleşmiş
oluyor. Bizim bu tutum ve çabamıza rağmen devletin ve hükümetin tutumu ise şöyle
oluyor: Önderliğimizin ve yönetimimizin bazı üyelerinin katledilmesi,
diğerlerinin ve önemli kadro gücünün tutuklanması, Maxmur’un kapattırılması,
Avrupa’daki Kürt yurtseverlerin tutuklanması ve kurumların kapatılması,
DTP’lilerin hapse doldurulması, Kuzey’de ve Türkiye’de her türlü baskı ve
tutuklama furyasıyla önde gelen yurtsever çevrelerin tutuklanması...
Hareketimizin tasfiye edilmesi hedefleniyor. Şimdi Önder Apo’yu zehirleme
girişimi böyle bir saldırı planının birinci halkasıdır, parçasıdır. Gerillada da
zehirlemek için yürütülen çabalar var. Şimdi zehirlemeye dayalı böyle bir imha
planı ile Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yüz yüzedir.’’
CİNAYET PLANI BOZULDU
Öcalan’a yönelen saldırının, ‘’barışa, demokrasiye, halkların kardeşliğine ve
Kürt halkının varlığına’’ yönelik olduğunu belirten Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder
Apo demek Kürt halkı, barış, demokrasi ve insanlığın zehirlenmesi demektir. Bunu
tüm halkımız, demokratik kamuoyu böyle anlıyor ve doğrusu da budur. Zaten genel
bir imha planının bir parçası olduğu açığa çıkmıştır. Bu plan açığa çıkmıştır’’
dedi.
‘’Gizli plan deşifre olmuştur sayın Başbakan Tayip Erdoğan, diyoruz’’ diye devam
eden Kalkan, şunları ifade etti: ‘’İster vatan haini de ister ne dersen de, ama
insanlık dışı yöntemler içeren cinayet planın bozulmuş bulunuyor. Dolayısıyla
PKK’yi tasfiye ve imha planı açığa çıkmış, deşifre olmuştur. Oyun bozulmuştur.
Ne kadar kötü olsa da, tehlikeli olsa da gerçekten caniyane olsa da, biz diyoruz
ki gelin, vazgeçin bundan. Hatadan ve yanlıştan dönmeyi bilmek lazım. Yani bu
yanlışla Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin gidebileceği bir yer yoktur.
Böyle açık cinayet işlemekle Türkiye devleti ve AKP hükümeti kendini kurtaramaz,
geliştiremez. Kazanacağı birşey olamaz. Farzedelim ki planladıkları gibi oldu ve
bizi öldürdüler, ne kazanacaklar? Kırk milyon Kürt var, hepsi özgürlük istiyor,
demokrasi istiyor, insanca yaşam istiyor. ‘Ya özgür yaşam ya hiç’ diyor. Böyle
bir noktaya gelmiştir. O nedenle, bu inkarcı ve imhacı zihniyetten tövbe
edercesine vazgeçmek gerekiyor.‘’
‘PKK BİNLERCE FEDAİDİR’
PKK’nin binlerce fedai olduğu uyarısında bulunan Kalkan şöyle konuştu: ‘’Şunu da
ifade etmek isterim burada: Hem Türkiye yönetimi hem de dış güçler iyi
bilsinler. Olacaksa bir Kürt çözümü, Kürtlerin bir örgüt ve yönetim haline
gelmesi, bu ancak Önder Apo öncülüğünde olacaktır. Eğer Önder Apo öncülüğünde bu
meseleler çözümlenmezse, başka çözüm olmayacaktır. “Apo’yu aşarız, PKK
yönetimini aşarız, başka yönetimler çıkar, onları kendi içimize çekeriz” hesabı
yapılıyorsa, bu yanlış hesaptır. PKK böyle bir örgüt değildir. Böyle bir örgüt
olmayacaktır da. Olursa çözüm, Önder Apo’yla olacaktır, olmazsa, PKK binlerce
fedaidir ve bu fedailik inkar ve imhacı zihniyetin ve sisteminin başında
patlayacaktır. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bir gün bile gecikmeden, bu yanlış
hesap ve karanlık niyetten vazgeçilerek biraz demokratik tutuma ve çözüm yoluna
girilmelidir. Bunun başlangıcı da tabii Önder Apo’nun tarafsız bir heyet
tarafından muayene edilip tedavi sürecinin hemen başlatılmasıdır. Önder Apo’ya
dayatılan bu imhanın durdurulması ve önlenmesidir. Eğer bu yapılmazsa artık
Türkiye kendi geleceğini karartmış demektir.’’
TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİ KALMAYACAK UYARISI
Duran Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder Apo, zehirlenen Türkiye’dir. Türkiye toplumunun
istikrarıdır, barışıdır, Kürt-Türk ilişkileridir’’ diyerek, ‘’Artık böyle bir
ilişki kalmayacak, geri döndürülemez bir düşmanlık süreci gelişecektir’’
uyarısında bulundu: Kalkan, ‘’bu nedenle, ne kadar ne kötü niyetli olunursa
olunsun, karanlık işler içine girilmiş olunursa olunsun, herkes biraz –varsa-
vicdanlı davranarak, bu yanlış hesaptan dönerek ve ters adımları durdurarak,
olumlu yöne girmelidir diyoruz. Biz yine de Hareket olarak bu şansı Türkiye
yönetimine ve AKP hükümetine vermek istedik. Kürt toplumu bunu verdi ama artık
bunun sonuna geliniyor. Sabrın sınırı vardır. Bu doğru anlaşılmalı, iyi
kullanılmalıdır’’ dedi.
Özellikle de Türkiye’yi sevenler, Türkiye toplumunun özgür geleceğini
isteyenler, Türkiye’nin aydınları, yazarları, demokratik güçleri ve
sanatçılarına sesleniyoruz: Bir felakete doğru gidiliyor. Daha hangi güne
duruluyor, ne bekleniyor? Doğru düşünmeliler ve bu gidişe “dur” diyecek bir
tutuma girmeliler. Adeta kıyamet koparmalılar. Yoksa tersinden kıyamet kopar ve
bundan hiç kimse sağlam çıkmaz. Hiç kimseye de bunun, kuşkusuz bir yararı olmaz.
Dolayısıyla sürecin böyle geliştirilmesinin önlenmesi gerekir, diyoruz.
Özellikle Kürt halkı, aydınları, kurumları ve yurtsever demokrat insanlarımız bu
konuda duyarlı olmalılar. İyi anlamamız gereken, sağlam durmamız gereken bir
süreçteyiz. Durum ciddidir, süreç tehlikelidir. İmhamıza karar kılmış bir
topluluk var karşımızda. Sistem var, yönetim var. Bununla mücadele ediyoruz. Bu
kararı bozacak, değiştirecek, özgür yaşamı ve geleceği yaratacak bir direniş ve
tutum içerisinde olmalıyız. Sistem başka türlü mücadele edemediği için bu
çılgınca yöntemlere başvuruyor. Demek ki daraltılmıştır, zayıflatılmıştır. Eğer
sağlam durur, etkili mücadele edersek inkar sistemini parçalamak, Kürt halkının
demokratik özgür yürüyüşünü ilerletmek mümkündür.
ANF NEWS AGENCY
AMED (20.03.2007)- DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, bütün engelleme ve baskılara rağmen
Newroz'u bayram havasında kutlayacaklarını söyleyerek, ‘’gerginliğe izin
vermeyeceğiz. Herkes halkın bayramına saygılı yaklaşması gerekir’’ dedi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yarın Fuar Alanı'nda "Ya gerçek demokrasi ya hiç"
sloganı ile yapılacak Newroz Kutlaması öncesi DTP Diyarbakır İl binasında basın
toplantısı düzenledi. Newroz'un barış ve özgürlük bayramı olduğunu belirten
Türk, "Newroz'un bayram ruhu ile kutlanacağından hiçbir endişemiz yok" dedi.
Ortadoğu ve Kürt halkı için Newroz'un çok büyük anlamı olduğunu belirten Türk,
şunları söyledi: "Hep birlikte alanda halaylar çekerek Newroz'u yad ederek
kutlama yapacağız. Biz Newroz'u barışa kardeşliğe ve özgürlüğe yol açan bir
anlayış ile karşılayacağız. Halkımız ile birlikte duruşumuzu sergileyeceğiz."
Herkesi yarın Fuar Alanı'na Newroz kutlamasına davet edenTürk, Newroz'un sadece
Kürtlerin değil Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin
barış ve özgürlüğe özlem duyduklarını ve Newroz'u Newroz gibi kutladıklarını
ifade eden Türk, "Newroz'u resmileştirerek içi boşaltılıyor bir hale
getirilmesinden rahatsız oluyoruz. Newroz'u amacına ve anlamına uygun kutlamak
istiyoruz. Halkımızında talebi de budur" diye konuştu.
Bazı güçlerin gerginliği sırtlayarak ya da tehdit ederek, Newroz'a katılımı
düşürme çabası içinde olduklarına dikkat çeken Türk, "Biz bayram anlayışı ile
kutlayacağız. Onlara karşı dik duracağız. Gerginliğe meydan vermeyecek bir tavır
sergileyeceğiz. Tabiki herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Güvenlik
güçlerininde bizim gibi hassasiyet göstermesi gerekiyor. Halkın bayramıdır
herkesin saygılı yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (06.08.2007) - KCK Yürütme Konseyi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin
Ankara ziyareti öncesinde yayınladığı açıklamada PKK’ye karşı ortak operasyon
girişiminin ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını duyurdu. KCK ayrıca
Dersim’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden HPG Askeri Konsey üyesi Nesih
Özcan ve diğer gerillalara Kürt halkının serhildanlarla sahip çıkması çağrısında
bulundu.
Güney Kürdistan’a bir askeri operasyonunun tartışıldığı bir dönemde Ankara’ya
yarın önemli bir konuk geliyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin kritik Ankara
ziyareti öncesinde bir açıklama yayınlayan KCK, tarafları güçlerine karşı
geliştirilen ortak operasyon planları konusunda uyardı.
KCK Yürütme Konseyi açıklamasında Kürt tarafının bu tür görüşmelerin Kürtlerin
hakları aleyhine yapılan tartışmalar biçiminde geçmesini değil, Kürt sorununun
Kürdistan’ın bütün parçalarında demokratik çözüme kavuşturularak Ortadoğu’nun
kalıcı istikrarına hizmet etmesini beklediğini ifade etti.
KCK, PKK’ye karşı geliştirilecek bir ortak operasyonun ne Türkiye’ye ne de
bölgeye hiçbir fayda sağlamayacağını ifade etti.
‘BÜYÜKANIT VE ERDOĞAN ANLAŞTI!’
Türkiye’de 1 Ekim’den bu yana ateşkes konumunda olan HPG gerillalarına karşı
geniş çaplı imha saldırıları yürütüldüğünün belirtildiği açıklamada buna rağmen
Kürdistan halkının 22 Temmuz’da yapılan erken genel seçim ile birlikte bağımsız
olarak seçtiği temsilcilerini meclise göndererek, barışçıl çözüm istemini ve
samimiyetini bir kez daha gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış adımlarına karşılık olarak
geliştirilen saldırıların Türk devletinin Kürt sorunu konusunda gerillayı
tasfiye etme, halkı sindirme ve örgütsüzleştirmekten başka hiçbir yaklaşımı
göstermeyeceğini ortaya koyduğu ifade edildi. KCK Tayip Erdoğan’ın seçimin ilk
gününde, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” yönündeki ifadelerinin de bu
durumun en ciddi göstergesi olarak nitelendirdi.
‘AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’
Tayip Erdoğan’ın seçim öncesi Yaşar Büyükanıt ile yaptığı anlaşmanın seçim
sonrası daha da pekiştirilmesinin temelinde Kürt halkına karşı savaş ve
gerillayı tasfiye etme planı bulunduğunun belirtildiği açıklamada “Tam da
meclisin açılış günü yapılan bu saldırı ve bu saldırı sonucu başta Medeni yoldaş
olmak üzere diğer yoldaşların katledilmesi, saldırıların giderek daha fazla
arttırılacağının kanıtıdır. Bu durumdan da hiçbir demokratik çözüme, diyalog ve
barış girişimine karşılık vermeyen AKP hükümetini sorumlu tutacağımız
bilinmelidir” denildi.
‘HALK SERHİLDANLARLA SAHİP ÇIKMALI’
Açıklamada ayrıca Dersim’de meydana gelen çatışmada HPG askeri Konsey Üyesi
Medeni Garzan (Nesih Özcan) ve altı gerillanın hayatını kaybettiğine değinilerek
şunlar belirtildi: “Halkımızın özgürlüğü, onuru ve geleceği için kendini fedaice
mücadeleye katan Medeni ve altı yoldaşın Sömürgeci ordu saldırıları karşısında
Mahsum Korkmazların yarattığı direniş geleneğine yaraşır bir kahramanlıkla
direnen ve şehit düşen Kürt halkının bu yiğit evlatlarını saygıyla anıyor,
anılarını mücadelemizde yaşatacağımız sözünü veriyoruz. Tüm halkımızı Medeni
yoldaş şahsında şehitlerimizi ve onların yarattığı destansı direnişi ve fedai
duruşu serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu şehitlerimize sahip çıkmak,
onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmaktır”.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR GÖREVE ÇAĞRILDI
KCK, Güney Kürdistan topraklarına karşı gerçekleştirilen bombardımanlar
konusunda ise uluslararası kuruluşları göreve çağırdı. Türk ordusunun Güney
Kürdistan’da sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırarak bir tampon bölge kurmayı
amaçladığının altının çizildiği açıklamada bu amaçla misket bombalarının da
bombardımanlar sırasında kullanıldığını duyurdu.
KCK özellikle bazı uluslararası anlaşmalarla kullanımı yasaklanan misket
bombalarının denetimi için uluslararası insan hakları kuruluşları ve hukuk
çevrelerini göreve çağırdı.
İRAN İDAMDAN VAZGEÇMELİ
KCK açıklamasında İran rejimi tarafından tutuklanarak idama mahkum edilen iki
Kürt gazeteciye de değinildi. Kürt gazeteciler Adnan Hasanpur, Abdulvahid Hiwa
Botimar’ın sadece kimlikleri nedeniyle tutuklandığının belirtildiği açıklamada
“Artık neredeyse tüm dünyada yasaklanmış bulunan ve çağdışı sayılan idam
cezasının iki Kürt gazeteciye verilmesi insan haklarına aykırı olduğu gibi,
halklarımız arasında sonu gelmez bir çatışmayı ve halklarımız arasında birlikte
yaşama imkanlarını zorlayacaktır. İran devletini, her iki Kürt gazeteciye vermiş
olduğu idam cezasını uygulamamaya ve Kürt gazetecilerini serbest bırakmaya
çağırıyoruz”.
ANF NEWS AGENCY
ANKARA (06.10.2006)- Irak Devlet Baºkanı Talabani, PKK'nin ateºkes
adımına karºılık Türkiye'nin de genel bir af ile
karºılık vermesini isterken, Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı
Mesut Barzani ise Kürt sorunun barıºçıl çözümü için katkı sunmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Ateºkes önemli. Bu süreç silah
bırakmaya kadar gidebilir'' dedi.
Koma Komalen Kurdistan tarafından 1 Ekim'de ilan edilen ateºkesin
uluslararası alanda yankıları sürerken, Celal Talabani ve Mesut
Barzani, Türkiye'nin ateºkes fırsatını değerlendirmesini
istedi.
'TÜKİYE BU ADIMA KARªILIK VERMELİ'
Kanal D'de yayınlanan 32 Gün programında gazeteci Mehmet Ali
Birand'ın sorularını yanıtlayan Celal Talabani, PKK'nin ilan
etti ettiği ateºkesten Amerika'nın memnun
kaldığını söyledi.
''Amerikalılarla her konuda görüºüyoruz. Ateºkesi de görüºtük. Onlarda
ateºkesten çok memnun kaldılar'' diyen Talabani, PKK'nin
attığı bu adıma karºılık Türkiye'nin de genel bir
af ile karºılık vermesini istedi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren tek taraflı ateºkesi
Amerikalıların istediğini söyleyen Talabani, ateºkes sürecinin
devam edeceğini belirtti.
''PKK'ye artık yeni bir dönem baºladığını,
silahların olmaması gerektiğini söyledik. Ateºkes PKK için de iyi
bir ºey. Türkiye'nin 'Genel Af' çıkarması gerekiyor. Belki Türkler
bazı taleplerini kabul edecektir. Türkiye'de sıkıntı olmadan
Kürtlerin yaºamasını istiyorum. PKK bütün taktiklerini
değiºtirmeye baºladılar. Ayrı bir Kürdistan istemiyorlar. Çok
olumlu bir adım atmıº durumdalar.''
Celal Talabani spekülasyon konusu olan Türkiye'yi ziyaret konusunda ise bir
sıkıntı olmadığını belirterek, ''İki
tarafın isteği çok önemlidir'' dedi.
BARZANİ: SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA KADAR GİDEBİLİR
Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı Mesut Barzani ise ateºkesi Türkiye
tarafından ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı. Kürt sorunun barıºçıl çözümü konusunda katkı
sunmaya hazır olduklarını belirten Barzani, ''Askeri yol çözüm
değil. Barıºçıl çözüm için katkı sunmaya hazırız.
Bu ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konu'' dedi.
Ateºkesin önemli bir geliºme olarak değerlendirilmesi gerektiğini
kaydeden Mesut Barzani, asıl çözümü Türkiye'nin içinde geliºtirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Barzani ºöyle konuºtu. ''Türkiye önemli bir devlet. Kendi vatandaºlarından
sorumlu olduğunu düºünüyorum. Çözüm geliºtirmesi önce Türkiye kendi içinde
yapmalı. Bu ateºkes önemli bir geliºme. Bu süreç silah bırakmaya kadar
gidebilir. PKK Kandil'den eylemlerini yapmıyor. Geniº bir PKK
varlığı Türkiye'de zaten var.''
Mesut Barzani, Türkiye ile iliºkilerin istenilen düzeyde
olmadığını ve iyi komºuluk istediklerini vurguladı.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-PKK Meclisi yaptığı Newroz açıklamasında, 2007 Newroz’unun
‘’Önderlik Newroz’u’’ haline getirilmesinin isteyerek, Kürt halkını ‘’her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini
yükseltmeye’’ çağırdı.
PKK açıklamasında, ‘’Halk ve mücadele tarihimizin en kritik sürecinde özgürlük
ve direniş günümüz olan bir Newroz’u daha karşılıyoruz. Halk olarak bizi yeniden
Newroz’un özgürlükçü, direnişçi ve mücadeleci özüyle buluşturarak bugünlere
getiren Önder Apo başta olmak üzere, tüm halkımızın, özgürlük savaşçılarının ve
Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz. Newrozu Diyarbakır zindanında en
vahşi işkence koşullarında dahi Önder Apo’dan PKK’den ve Kürt halkından
vazgeçmeyi dayatan düşman gerçekliğine karşı gerçek bir fedayi ruhuyla eylem
geliştirerek Newroz ateşini yeniden harlandıran Mazlum Doğan başta olmak üzere,
Agit, Zekiye, Rahşan, Ronahi ve Newrozu Newroz yapan tüm devrim şehitlerimizi
saygıyla anıyor, anılarına sonusuza dek bağlı kalacağımız sözünü yineliyoruz’’
dedi.
‘’Halk ve Özgürlük Hareketi olarak 2007 yılına Önder Apo’nun etrafında daha
birleşmiş, kenetlenmiş ve O’nun çizdiği strateji doğrultusunda kendisini
örgütlemiş, zafere ve özgürlüğe he zamankinden daha fazla yakınlaşmış olarak
girmiş bulunuyoruz’’ diyen PKK Meclisi ‘’otuz yılı aşkın mücadelesiyle artık
kendi demokratik çözümünü dayatan ve alternatif demokratik komünal yaşamını inşa
etme gücüne ulaşan, iradeleşen halkımızı hiçbir düşman gücü ne yenebilir, ne de
ona eski köleci yaşamı dayatabilir’’ ifadelerini kullandı.
PKK Newroz mesajı şöyle: ‘’İnkar ve imha siyasetinden vazgeçmeyen Türk devleti
bölgede yaşanan kaostan da yararlanarak, yeniden halkımıza bir soykırım dayatma
hazırlığındadır. Amed’de görüldüğü gibi gerillalarımızı da ajanlar yoluyla
zehirlemektedir. Gerek içe gerekse dışa dönük tüm politikalarının temelinde bu
hazırlık bulunmaktadır. Buna girişi de düşman Önder Apo’yu her türlü hukuk ve
ahlaki ilkeyi çiğneyerek, son derece kirli yöntemlerle zehirleyip tasfiye ederek
başlatmak istemektedir. Öte yandan halkımızın demokratik mevzi ve kazanımlarına
saldırarak, yoğun tutuklama ve işkencelere yönelerek, gerilla üzerine imha
operasyonları düzenleyerek, özel ve psikolojik savaşın en ince ve en kaba
yöntemlerini geliştirerek hareketimizi ve halkımızı Önder Apo’dan kopartma,
bağlılığını zayıflatma gibi beyhude çabalarını yoğunlaştırarak, halk olarak tüm
kazanımlarımızı yerle bir etmek istemektedir.
Artık çözüm aşamasına gelmiş bulunan Kürt sorununu çözme yerine, inkar ve imhaya
yönelme bunun için de en çok barışçıl ve demokratik çözümü geliştiren Önder
Apo’yu zehirlemek, son derece gayri ahlaki ve insani bir yöntem olduğu kadar,
Türk devletinin içinde bulunduğu güçsüzlüğün, çözümsüzlüğün ve zayıflığın da
ifadesidir. Kaynağını ırkçı-faşist ittihat ve terakki zihniyetinden alan bu
yönelimin Türk devletinin sonu olacağı kesindir. Bunun ateşle oynamak olduğunu
Türk halkına karşı duymuş olduğumuz kardeşçe duygu ve sorumluluğun bir gereği
olarak bir kez daha belirtme gereğini duyuyoruz.
Newroz vesilesiyle bir kez daha belirtelim ki, Önder Apo’yu zehirlemek Kürt
halkını zehirlemektir. Demokratikleşmeyi, barışçıl çözümü ve halklarımızın
birlikte yaşama kültürünü zehirlemektir. AKP hükümeti ve Türk devletinin diğer
yetkilileri son derece tehlikeli ve kimsenin altından kalkamayacağı bu uğursuz
komploya bir an önce son vermelidirler.
Bunun için AKP Hükümeti halkımızı ve hareketimizi daha fazla oyalamadan ve daha
fazla geç olmadan bir an önce halkımızı ve hareketimizi tatmin edecek olan
bağımsız bir uzman doktorlar heyetinin Önder Apo’yu muayene etme ve bulunduğu
yerin değiştirilmesi için harekete geçilmelidir. Halkımız kendisinin yıllardır
yükselttiği barış-kardeşlik çağrılarına Türk devletinin Önderliğini zehirleyerek
karşılık vermesini hiç unutmayacaktır. Kendi kimliğine, onuruna ve geleceğine
yönelik bu saldırıya karşı 2007 Newrozunu koşullar ne olursa olsun, düşman
yöneliminin düzeyi ne olursa olsun mücadele tarihimizin en görkemli Newroz’u
haline getirmelidir. Bunun için en yüksek katılımını gerçekleştirmelidir. Bunun
için tüm mücadele deneyimini, gücünü tam bir seferberlik ruhuyla ortaya
koymalıdır. Önderliğimizin alçakça zehirlendiği bu süreçte, tüm dünyanın,
dostların, düşmanların ve şehitlerin gözlerinin üzerimizde olduğu bir an bile
unutulmamalıdır. Bu kirli ve tehlikeli oyunu bozabilecek olan halkımızın
direnişçi tutumudur.
Nasılki geçen yıl Newroz’u tüm yönelimlere rağmen bir önderlik Newroz’u haline
getirilip, Önder Apo’nun Kürdistan’da bir siyasi irade olduğu referandumuna
milyonların oylarıyla bir kez kesinleştirildiyse, 2007 Newroz’uda Önder APO’yu
Sahiplenme ve Savunma Newroz’u, haline getirilerek Önderliğin sağlığı, güvenliği
ve özgürlüğü kesinleştirilmelidir.
Tüm halkımız Önder APO’nun Sağlığı Sağlığımız, Yaşamı Özgürlük İrademiz ve
Geleceğimizdir! şiyarıyla harekete geçmelidir. Her Kürt bireyi Önder Abdullah
Öcalan’ı sahiplenme ve savunmayı bir ulusal görev, insan ve Kürt olmanın
yüklediği bir sorumluluk ve şeref bilmelidir. Bu duyarlılık, bilinç ve
örgütlülük temelinde karşılanacak Newroz, düşmanlarımızın tasfiye planlarını
bozacak ve mücadelemizde yeni bir dönem başlatılacaktır.
Daha şimdiden kutlanmasına yurtdışında ve Kürdistan’ın birçok yerinde başlanan
Newroz’a eylemliliklerine katılan halkımızı Newroz ruhuyla selamlıyoruz, 2007
Newrozunu tüm bu kutlamaların zirvesi haline getirme şiyarıyla halkımızı tüm
gücüyle Newroz’u Önder APO’yu sahiplenme ve savunma temelinde, kendi özgür
geleceğine sahip çıkmaya ve düşmanın tüm yönelimlerini boşa çıkarmak için her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini yükseltmeye
çağırıyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat
Karayılan Newroz’u ‘’barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istediklerini’’
belirterek bu vesile ile koruculara da ‘’düşman askerlerine kalkan olmayın’’
çağrısında bulundu. Karayılan, baharda bir çatışma durumunun yaşanmasının
ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, ‘’Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez
daha ulusal konferans çağrısı yapıyoruz’’ dedi.
‘’Hareketimiz adına, başta Önder Apo, tüm yurtsever Kürdistan halkı, yoldaşlar
ve tüm Ortadoğu haklarının Newroz Bayramını kutluyorum. Büyük direnişleriyle
Newroz gününe anlam veren, Newroz gününü direniş, mücadele ve özgürlük gününe
dönüştüren, çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş şahsında tüm Newroz ve devrim
şehitlerini, saygıyla anıyor, bütün şehit ailelerinin ve şehit annelerinin
Newroz’unu kutluyorum’’ açıklamasında bulunan Murat Karayılan, ‘’2007 Newroz’unu
çok önemli ve bir o kadar hassas bir süreçte ama büyük bir hüzünle’’
karşıladıklarını kaydetti.
Karayılan, ‘’Önderimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen son
saldırılar, halkımız üzerinde yeni bir katliam konseptinin geliştirildiğine
işaret etmektedir. Önderliğimiz üzerinde geliştirilen saldırılar, tüm Kürt
halkına ve onun geleceğine yönelik saldırı anlamını taşımaktadır. Kürt halkının
Ortadoğu’da var olmasını istemeyen, iradesini kırmak ve yok etmek isteyen
güçler, Önderliğimiz üzerindeki bu saldırıyı geliştirmektedirler. Bu anlamda biz
bugün çok hassas ve bir o kadar ciddi bir dönem içine girmiş bulunmaktayız.
Süreç çok stratejik bir süreçtir, doğal olarak kazanımları da kayıpları da
stratejik olacaktır. Ya yurtsever halkımızın katılımı ile ulusal, demokratik ve
meşru eylemlerimizi tüm ülkemizde ve yurt dışında yükselteceğiz, bu hususta
kamuoyunu harekete geçirecek ve halkımız üzerindeki bu oyunu boşa çıkaracağız.
Bu şekilde demokratik çözümün önünü açarak, inkar ve imha zihniyet sahiplerini
gerileteceğiz; özgürlük ve demokrasinin yolunu açacağız. Ya da bu olmazsa, var
olan imha ve inkar zihniyeti kendini kurumsallaştırarak kendisiyle birlikte
büyük bir kaos ve ağır bir savaş getirecektir. Şimdi bu olasılık gündemdedir’’
dedi.
‘ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ SÜREÇ’
Bu çerçevede Kürdistan özgürlük hareketinin tarihin bu sürecinde ‘’çok hassas ve
önemli bir sürece’’ girmiş olduğunu ifade eden Karayılan, bu noktada, ‘’2007
Newrozu ¬ ve Newroz sonrasındaki haftayı karşılama’’ düzeyinin çok önemli
olduğunun altını çizdi. Karayılan şöyle dedi: ‘’Yani bu Newroz’da halkımız
kitlesel olarak katılım gösterir, çizgisine ve Önderliğine yüksek sesle sahip
çıkar ve büyük bir katılımla, Önderliğimiz ve halkımıza karşı geliştirilen
saldırılar karşısında durursa, bu hepimiz için bütün yılın başarısı için önemli
bir adım olacaktır. Bu nedenle bütün halkımızdan Newroz’a katılmalarını, hem 21
Mart günü, hem de Newroz haftasının tümünde, halkımız değerlerine sahip çıkarak,
fedakarlık göstermeli ve Newroz eylemlerine katılmalıdır. Türk devleti habire bu
Newrozda “olaylar çıkacak, çatışmalar yaşanacak” diyerek ortamı germek
istemektedir. Bu büyük bir yalandır. Ortamı gererek Newroza katılımı engelleme
amacını taşımaktadır. Bizim cephemizden böyle bir şey yaşanmayacaktır. Bizler
Newroz’u barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istiyoruz. Bu, geri adım
atacağımız, kazanımlarımızda ısrar etmeyeceğimiz anlamına elbette gelmemektedir.
Bu konuda mücadelemizin tarihinde ortaya çıkan iradeyi temsil edeceğiz. Newroz’u
barış içinde karşılama amacını taşıyoruz. Bu noktada kimse düşmanın oyununa
gelmemelidir. Özellikle kendine Kürdüm diyen tüm yurtsever kesimler böylesi
önemli ve hassas bir süreçte, özgürlük mücadelesine destek vermeli ve
düşmanlarımıza umut vermemelidir. ‘’
KORUCULARA ÇAĞRI
‘’Buradan özellikle koruculara sesleniyorum’’ diyen Karayılan koruculara şu
çağrıda bulundu: ‘’Önümüzdeki baharda bir çatışma durumunun yaşanması ihtimal
dahilindedir. Kendinizi bir kez daha düşman askerlerine kalkan yapmamalı,
oyunlara gelmemelisiniz. Bu hassas süreçte siz de halkınızın yanında yer
almalısınız.’’
‘’Ben bu kutlu ve tarihsel günde, birlik ve kardeşlik, özgürlük mücadelesini
yükseltme günü vesilesiyle, tüm Kürt siyasetçilerine, yine halkına karşı kendini
sorumlu gören Kürdistan’ın tüm siyasal örgütlenmelerine bir kez daha çağrı’’
yapan Karayılan ‘’Önderliğimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen
saldırı çok ilkel ve insanlık dışı bir saldırıdır. Bu çerçevede herkesi
Önderliğimizin sağlığına sahip çıkmaya ve bu temelde ulusal bir tavır
sergilemeye, güçlü bir tutum göstermeye çağırıyoruz. Herkes bu hususta Önder Apo
üzerindeki bu saldırının ne anlama geldiğini görmelidir. Bu saldırı, Kürt
halkının iradesini yok etmeyi amaçlayan yeni bir konseptin pratik uygulamaya
geçirilmesidir. Kimse bu hususta kendisini kandırmamalıdır’’ ifadelerini
kullandı.
KAPSAMLI İMHA PLANLARI
Karayılan, bugün hareketleri üzerindeki saldırılar ne kadar ağırlaşırsa
ağırlaşsın, bunu karşılama gücü ve kudretine sahip olduklarını kaydederek,
şunları ifade etti: ‘’Türk devleti hiçbir savaş kuralını tanımadan çok kirli
yöntemlerle Önderliğimiz dahil olmak üzere hareketimizin her ferdine karşı
geliştirerek, fırsat bulursa yaşam olanağı tanımayacağını gösterdiği pratiklerle
kanıtlamaktadır. Amed Kulp’ta da görüldüğü gibi Behzad, Botan ve diğer beş
yoldaşımız Türk devleti tarafından zehirlenmiştir. Yine güçlerimiz üzerinde
yoğun operasyon ve daha kapsamlı imha planları yapmaktadır.
Halkımız üzerinde de ağır bir baskı uygulamaktadır. Kürt siyasetçileri sebepsiz
yere tutuklanmakta ve baskı altına alınmaktadır. Üzerimizde sömürgeciliğin ne
kadar baskısı olursa olsun, biz yine de güçlüyüz. Çünkü oldukça güçlü bir
konumda bulunmaktayız. Herkes şunu bilmelidir ki, sömürgeciliğin bu saldırıları
onların güçlülüğünden değil, güçsüzlüğünden kaynağını almaktadır. Onurlu ve
şerefli bir devlet, denetimi altında bulunan birini zehirlemez, güçlü bir devlet
kendi karşısında mücadele yürüten bir hareketin üyelerini ajanlar yoluyla
zehirlemez. Bunların hepsi Türk devletinin zayıflığını göstermektedir. Türk
devleti Önderliğimiz ve hareketimiz üzerinde uyguladığı kirli yöntemlerin
pratikleriyle suçüstü yakalanmıştır.’’
‘ÇILGIN SAVAŞ’ UYARISI
‘’Hareketimiz, Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki planları ortaya çıkardığı
kanıtlarla deşifre etmiştir’’ diyen Karayılan, ‘’bu imha planlarını bozacak güç
ve hazırlıklarının’’ olduğunu kaydetti. Karayılan bu konuda şu uyarılarda
bulundu: ‘’Hareketimiz 2007 yılında her zamankinden daha fazla güçlüdür. Çok
ağır olsa da halkımızla beraber önümüzde duran yükü kaldırabilecek güçtedir.
Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki saldırılara karşı çok güçlü bir cevap
verebiliriz. Ama biz hala barışçıl bir sürecin gelişmesini, Kürt sorununun
demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz, bu konudaki inancımızı korumak
istiyoruz. Eğer böyle demokratik bir çözüme gelmezlerse, gelişecek olan çok
çılgın savaş sürecinin sorumluları kendileri olacaktır. Bu çerçevede halkımızdan
bu Newroz vesilesiyle, meydanlarda, Türk devletine hükümet yetkililerine ve
kamuoyuna, herkese durumun ciddiyetinin çağrısı yapmalıdır. Önderliğimiz,
hareketimiz ve halkımız üzerindeki saldırılar bu şekilde devam ederse, gelişecek
olan sürecin sorumlusu biz değil onlar olacaktır demelidirler.’’
ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI
Karayılan bugün Türkiye’de ‘’milliyetçi- şovenist bir dalga ekseninde Kürt
düşmanlığının’’ geliştirilmekte olduğunu ifade ederek, şu çağrılarda bulundu:
‘’Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı biz yine de Newrozda halkların kardeşliği,
özgürlüğü ve eşitliği sloganlarını haykırarak barış şiarını yükselteceğiz.
Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak bu Newroz’u ulusal
birlik günü haline getirme görevimiz vardır. Halkımız Kürdistan’ın bütün
parçalarında tek bir yürek ve tek bir sesle Newroz’a katılıp herkese mesajını
vermelidir. Bu Newroz Kürt halk birliğinin sağlandığı, halkımıza karşı
geliştirilen saldırılar karşısında halkımızın tüm güçlerinin birlik olduğu ve
meydanlarda bunu haykırmalıdır. Kuzeyde, Güneyde, Doğuda, Batıda ve yurt dışında
tüm Kürtler sesini yükseltmelidir. Özellikle Kürdistan üzerindeki oyunlar
noktasında, Kuzey ve Güney Kürdistan üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı
herkes duyarlı olmalı ve birbirine gereken desteği sunmalıdır.
Bu Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez daha ulusal konferans çağrısı
yapıyoruz. Gelişen imha saldırı konseptine karşı Kürt halkının stratejik
birliğinin oluşması, güçlerimizin birleşmesi için çağrı yapıyoruz. Bu ulusal
birlik ekseninde üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğimizi
belirtiyoruz. Bu esasta halkımız 2007 Newroz’unu büyük bir kalkış Newroz’u
haline getirerek, Önder Apo’ya sahip çıkma gününe dönüştürmelidir. Yine halkımız
bu Newrozu Kürt halkının ulusal birlik ve tavır günü, halkların kardeşliği
şiarının haykırıldığı bir gün haline getirmelidir.
Bu temelde halkımızın 2007 Newroz’una yapacağı katılımla geleceğine sahip
çıktığını, bu önemli sürecin zafere taşınmanın kararlılığında olduğunu herkese
göstermelidir. Yine özgürlük, birlik ve kardeşlik sesini daha da yükseltmelidir.
Bu inançla bir kez daha tüm Kürdistan halkının ve Kürt halkının tüm dostlarının
Newroz bayramını kutluyorum ve diyorum ki ‘Önderliksiz yaşam olmaz! Ya özgürlük
ya ölüm!’’’
ANF NEWS AGENCY
KKK Yürütme Konseyi üyesi ve Meşru Savunma Komitesi Başkanı Duran Kalkan, Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulundu. Zehirlenme kararının Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (TMYK) 2006
Temmuz’unda yapılan iki günlük toplantıda alındığını söyleyen Kalkan, ‘’Biz 1
Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, onlar
ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ dedi. Kalkan, TMYK’da ayrıca ‘öldürülecekler listesi’,
ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ hazırlandığını belirterek, ‘’ölüm
mangalarının bir bölümü elimizdedir’’ açıklamasında bulundu. Kalkan, kimlerin
öldürülmek istendiğine dair ‘’epeyce bilgi’’ olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulunan KKK, Duran Kalkan, kamuoyuna daha öne bazı somut bilgiler sunduklarını
belirterek şunları dile getirdi: ‘’Açığa çıkarttığımız önemli hususlar da var.
Açığa çıkartılması gereken birçok yön de söz konusudur. Herşeyden önce bunun
PKK’yi imha ve tasfiye planı temelinde geliştirilen bir saldırı olduğunu
bilmemiz gerekiyor. Tabii, PKK’nin imhası ve tasfiyesi demek, Kürt halkının ve
Kürtlüğün imhası ve yok edilmesi demektir. Dolayısıyla Önder Apo şahsında PKK ve
onun şahsında da Kürt halkı tarihten silinmek, yok edilmek, zalimce ve kirli
saldırılarla imha edilmek istenmektedir. Şimdiye kadar biz, acaba AKP hükümeti
ya da onun içinde bazı kesimler dürüst yaklaşarak olayın üstüne gidip
sorumluları açığa çıkarırlar mı diye bekledik. Bir şans verelim, fırsat
tanıyalım dedik. Fakat gördük ki AKP hükümeti bütünlüklü davranıyor. Olayın
üzerini kapatmaya çalışıyor. Cinayeti tümüyle kamuoyunun gözü önünde üstlenmiş
durumdadır ve bu cinayeti işliyor. Buradan baktığımızda da hükümetin işin
içerisinde olduğu, zehirlenme olayının arkasında başta Tayip Erdoğan ve Abdullah
Gül olmak üzere, AKP kurmaylarının ve hükümetin olduğu ortaya çıkmış oluyor. Tüm
devlet yönetimi ve hükümet tarafından planlanmış, insanlık, hukuk ve ahlak dışı
bir saldırıyla yüz yüzeyiz. Bunu genel Hareketimiz için yapıyorlardı, anlam
veriyorduk. Fakat yaşamı kendi güvenceleri altında olması gereken bir kişiye
karşı da yapacak kadar küçüleceklerini düşünmemiştik. Fakat açığa çıktı ki inkar
ve imha sisteminin, saldırıda, kirli savaş yöntemleri ve insanlık dışı
yöntemlerini kullanmada sınır tanımayan bir duruşu var. Bu bakımdan bazı
gerçekleri daha ortaya koymak gerekiyor.’’
TEMMUZ 2006’DA ZEHİRLENME PLANI TMYK’DA OLUŞTURULDU
‘’Şu iyi bilinmeli ki, Önder Apo’ya yönelik geliştirilen sistematik zehirleme
olayı planlı bir olaydır’’ diyen Kalkan, bu planın ne zaman, nasıl ve ne amaçla
yapıldığını anlattı: ‘’Bu plan, 2006 yılının Temmuz ayında oluşturuldu. Ben
şimdi günler itibariyle tarihleri tam ifade edemem. Fakat arşivlere bakıldığı
zaman hangi gün ne yapıldığı ve ne söylendiği açığa çıkartılabilir. 2006 yılının
Temmuz ayında yaşananları peş peşe hatırlayalım, göz önüne getirelim. O zaman da
tartışmalar yoğundu. Türkiye devletinin sınır ötesi operasyon yapıp yapmayacağı
tartışması, tüm siyaset gündemini kaplıyordu. Böyle bir ortamda önemli
toplantılar yapıldı ve kararlar alındı. Bunların önemli bir bölümü o zaman
basına da yansıdı. Bazılarıysa yansımadı. Ya da yansıtılmadı, gizli tutulmaya
çalışıldı.
Örneğin Temmuz sonunda bir gün bir gazeteci Tayip Erdoğan’a “PKK’yi tasfiye
planınızın olduğu söyleniyor, bu gerçek mi, böyle birşey var mı?’ diye sorunca,
Tayip Erdoğan da ona “sen vatan haini misin?’ dedi. Bu soruyu sormayı vatan
hainliği saydı. Şaşırtıcı bir durumdu. Kaldı ki Türkiye yönetimlerinin de
çeşitli çevrelerinin de en kolay söyledikleri söz, övünerek dillendirdikleri
husus PKK karşıtlığıdır, PKK’yi tasfiye etme isteğidir. Bir gazetecinin, böyle
bir çabasının olup olmadığını hükümete sorması kadar doğal birşey olamaz. Bunu
Başbakan vatan hainliği saydı. Neden? Çünkü, gizli bir plandı bu. Hükümet
kararlaştırmıştı, gizli tutuyordu, takip edilmesini ve açığa çıkartılmasını
istemiyordu. Niye? Çünkü içinde kirli işler vardı. Bu kirli işler şimdi açığa
çıkıyor. Bunlar açığa çıkmasın diye yapıyordu. Öyle davranıyordu. Diğer yandan
güya, PKK anlamasın, uyanmasın diye yapıyordu. Gizli kalsın ki imha planı
başarıyla uygulanabilsin. Bu bakımdan Türkiye Başbakanı Erdoğan, PKK’nin tasfiye
edilip edilmeyeceğini sorusunu vatan hainliği olarak değerlendiririm diyecek
kadar, bir noktaya getiren süreç ve olaylar nasıldır, ona bakalım:
‘VUR ÖLDÜR’ KARARI
2006 yılı Temmuz ayının muhtemelen ortalarındaydı. Abdullah Gül’ün başkanlığını
yaptığı “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” (TMYK), iki günlük bir toplantı
yapmıştı. Bu toplantı önemlidir. Önemli kararlar alınmıştı. Zaten toplantının
ardından hükümet toplandı. Kurulun kararlaştırdığı hususlar, hükümete
götürülerek orada da karar haline getirildi ve Temmuz sonunda MGK’ya sunuldu.
Kurulun iki günlük toplantısı ardından Abdullah Gül şu açıklamayı birkaç kez
yaptı: ‘Terörle mücadelede siyaset organı, alması gereken tüm kararları
almıştır. Kararları uygulayacak organlara gerekli yetki ve görevler verilmiştir.
Dolayısıyla terörle mücadele artık hükümetin işi olmaktan çıkmıştır. Hükümet hem
gereken kararı vermiş, hem yetki ve görev vermiş hem de her türlü imkanı tesis
etmiştir’
Yani önemli karar aldıklarını, artık PKK’ye karşı mücadelede ordunun, polisin,
MİT’in ve istihbaratın sorumlu olduğunu ortaya koymuş oldu. Bu önemli bir
durumdu. O zaman da biz tartışmıştık ve bundan ne anlamalıyız noktasında, hem
görüşlerimizi örgüte rApor etmiş hem de kamuoyuna kısmi bazı açıklamalar
yapmıştık. ‘Ne demek istiyor Abdullah Gül, yeni anlamında ne tür kararlar almış
olabilirler?’ diye tartışmıştık. Çünkü, zaten PKK’ye karşı mücadelede Türkiye
yönetiminin her türlü kararı almış olma durumu var. Acaba yeni ne olabilir,
dolayısıyla iki günlük toplantının önemi ne olabilir diye düşündüğümüzde şu
sonuca varmıştık: Yönetimimiz için ‘vur ve öldür kararı’ alındığını
belirtmiştik. Bunun kesin olduğu şimdi iyi ortaya çıkmış durumdadır. TMYK’nin,
söz konusu toplantısında, örgüt yönetimimiz için her türlü yöntem kullanılarak
öldürme kararı verilmiştir. Kurulun bu kararı hükümetçe de onaylanmıştır.
Dolayısıyla da MGK’dan da onay alınmıştır.
CÜNEYT ZAPSU’NUN SINIRÖTESİ GÜÇLERİ!
Konu, pratikleşme itibariyle, daha çok sınır ötesi operasyon nasıl olacak
noktasında tartışıldığı için bu hususa da yine -Temmuz’un 17 ya da 20’si
arasında bir tarihte olacak - Kanal D’de canlı yayında yaptığı bir açıklamayla
Başbakanlık danışmanı Cüneyt Zapsu açıklık getirmiştir. Biliniyor bir günde dört
büyük devletin elçileriyle görüştükten sonra Zapsu, Kanal D’nin akşam
programında, “teröre karşı mücadele” ve sınır ötesi operasyon konusu dahil
görüşler açıkladı. Çok somut söylemişti, ‘Sınırötesi operasyon öyle onbin,
ellibin, yüzbin kişilik askerle yapılacak bir operasyon değil, kimse öyle
beklememelidir, bu bir özel kuvvet operasyonudur, özel tim operasyonudur’
diyordu. Şunu da ekliyordu: ‘Nitekim bu konuda gerekli hedefler belirlenmiş,
görevlendirmeler yapılmış, birimler yani özel timler harekete geçmiştir,
operasyon başlamıştır. Hatta bazı birimler hedeflerine ulaşmış durumdalar.
Yakında sonuçlarını herkes görecektir’ diyordu. Zapsu’nun sözleri araştırılıp
bakılabilir. Biz gereksiz yere suçlamak istemiyoruz ama söylenenler öz
itibariyle bunlardır. Zaten açık ve anlaşılır ifadelerdi. Şimdi bununla
birleştirilince TMYK’nin toplantısı ve arkasından gelen hükümet ve MGK
toplantılarında, Örgütümüze ve yönetimimize yönelik yeni şeyler içeren kapsamlı
bir planlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılıyordu. Biz, bunu şöyle
değerlendirmiştik: İstihbarata ve kontrgerilla güçlerine dayanarak yönetimimize
karşı çeşitli suikastler gerçekleştirilecek, gerillaya karşı - zaten o zaman
ateşkes tartışılıyordu - ateşkes ile bir gevşetme ve zayıflatma durumu
yaratılacak, halk üzerinde baskılar uygulanacak. Kaygı ve panik yaratıp bir
dağılma süreci yeniden Hareketimize dayatılmaya çalışılacak, diyorduk.’’ Kalkan,
‘’Yani Tayip Erdoğan’ın, tartışılmasını hainlik olarak tanımladığı PKK’yi
tasfiye planının özünün bu olduğunu değerlendirmiştik’’ diyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ‘’Zaten devlet ve hükümet yetkilileri, ‘terörün katlanılabilir
sınırlara çekilmesi’ gereğinden söz ediyorlardı. Kendi amaçlarını, o dönemde
‘terörün katlanılabilir, yaşanılabilir sınırlara’ yani marjinal sınırlara
çekilmesi olarak tanımlıyorlardı. Dolayısıyla, Hareketimiz bu biçimde marjinal
kılınıp siyasi güçten düşürülerek, Önder Apo örgütsüz bırakılmak isteniyor, diye
değerlendirdik. Çünkü Önder Apo’yu imha edemediler.
Uluslararası Komplo’nun temel amacı imha etmek olmasına rağmen onu
başaramadılar. Yine Önder Apo’yu susturamadılar. İmralı sistemi, tarihte eşi
bulunmayan izolasyon, işkence ve baskı sistemi olmasına rağmen Önder Apo, bu
sistemi de parçaladı. Kendini yenileme, yeniden yaratma gücünü gösterdi.
Dolayısıyla Özgürlük Hareketimizin yenilenmesi, yeniden yapılanması ve daha
güçlü gelişmesi gibi bir süreç gelişti. İmralı sistemi de Önder Apo’yu
engelleyememiş oldu. Önder Apo’nun dehası ve çalışma gücü karşısında İmralı
sistemi de yenilmiş oldu. Dolayısıyla imha edemeyince, engelleyemeyince bu
sefer, örgütsüz bırakılarak başarısız kılınmak, yenilgiye uğratılmak isteniyor,
diye değerlendirmiştik. Örgüt olmayınca, oluşturulan düşünceler pratikleşmeyince
tabii Önderlik gerçeğimizin toplumsal yaşamda etkili olması gerçekleşmeyecekti.
Böylece Önder Apo durdurulmak, başarısız kılınmak ve yenilgiye uğratılmak
isteniyor, demiştik.‘’
‘İMHA EDEBİLİRLER DİYE BİZİ UYARDILAR’
Öcalan’ın o koşullarda imha edilmek isteneceğinin akıllarından hiç geçmediğini
belirten Kalkan, bu konuda bazı çevreler tarafından uyarıldıklarını şöyle dile
getirdi: ‘’Oysa aynı zaman sürecinde, bazı çevreler bu konuda bizi uyardılar.
‘İmha girişimleri olabilir, araştırma yapsanız iyi olur’ dediler. Bugünkü gibi
anlamlandıramasak da yine de dikkate aldık ve bir araştırma yapılmasını istedik.
Çabalarımızın sonucu, bu vahşi ve insanlık dışı cinayet olayını gündeme getirdi
işte. Gördük ki, Önderliğimiz gerçekten de iz bırakılmayacak şekilde
zehirlenerek imha edilmek isteniyor. Bu konuda kararları nettir. Üzerinde
inceleme yapılan saç tellerinin Önder Apo’ya ait olmadığı söyleniyor. Bu
yalandır. Önderliğimize ait olduğu çok somuttur ve o saç telleri üzerinde de
gerekli muayene yapılmıştır. İki kimyasal maddeyle yapılıyor. Hastalık yapıyor
bu maddeler. Vücutta hastalık yaptıktan sonra da atılıyorlar. Bundan sonra da bu
tür maddelerin bilinçli verilmiş olduğu anlaşılamıyor. Çeşitli kanser türleri
gerçekleştikten sonra da zaten tedavisi mümkün olmuyor. Önder Apo İmralı’da, AKP
hükümetinin yönetimi ve Türkiye devletinin sorumluluğu altında, İmralı
sisteminden sorumlu olan AB ve ABD’nin izni ve onayı temelinde zehirlenerek imha
edilmek isteniyor. Bu girişim yapılmıştır. Bu süreç ilerliyor, işliyor. Şimdi
açığa çıkan düzey bu oluyor. ‘’
ÖLÜM MANGALARI ELİMİZDE’
TMYK’da ‘öldürülecek ve tutuklanacaklar’ listelerini hazırlandığını da söyleyen
Kalkan şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Temmuz ayında iki günlük toplantı
yapan TMYK’nin iki liste hazırladığı açığa çıkıyor. Birincisi ‘öldürülecekler
listesi’, ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ Tutuklanacaklar listesi basına da
verildi. ABD’nin PKK koordinatörüne veriliyor ve iadeleri isteniyor. Avrupa’dan
ve Irak’tan isteniyor. Türkiye’nin içinde olanlar tutuklanıyorlar. Böyle
tutuklanması gerekenler listesi var. Yüz kişinin üzerinde isimlerden oluşuyor bu
liste. Bu liste yanında bir de vurulacaklar listesi var. Öldürülmesi, imha
edilmesi gerekenler listesi. Bunu söz konusu kurul kararlaştırmış, hükümet de
onaylamıştır. Tabii Genelkurmay’da da uzlaşma ve işbirliği dahilinde MGK’nin
olurundan geçirilerek bu karar uygulamaya konmaya çalışılıyor. Cüneyt Zapsu’nun
Özel Kuvvet operasyonu dediği operasyon işte budur. Listedekilerin öldürülmesi
için görevlendirilen özel tim kuvvetini ifade ediyor. Nitekim, böyle
görevlendirilmiş birçok tim var. Hemen sonra Ağustos 2006 başında, HPG Meclis
üyesi İbrahim arkadaşımız böyle bir saldırının kurbanı oldu. Zaten o durum bizi
bu konuda biraz daha uyardı. İşte Amed’de 7 gerillanın yine böyle bir kontra
kişi tarafından katledildiği bilgisi şimdi basına yansıyor. Bir de Cüneyt
Zapsu’nun ölüm mangalarının bir bölümü elimizdedir, açığa çıkarmış ve tutuklamış
bulunuyoruz. Onların verdiği bilgiler var. Kimlerin öldürülmek istendiğine dair
epeyce bilgimiz oldu. Kurulun hazırladığı ölüm listesinin bir bölümünü biliyoruz
şimdi. Yine bu ölüm mangalarını kimlerin eğittiği, hangi yollardan
geçirildikleri, neyle görevlendirildiklerine dair de elimizde önemli bilgiler
var. Yani Zapsu’nun timleri şimdi hesap verme safhasındadırlar. Öyle anlaşılıyor
ki, Temmuz 2006’dan bu yana AKP hükümeti ve Türkiye yönetimi, ne zaman ölüm
haberimizi duyacaklarını beklerlermiş.’’
‘SAVAŞÇILIK YAPIYORLARSA MERTÇE YAPSINLAR’
‘’Biz 1 Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz
ederken, onlar ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: Bunun ne zaman
gerçekleşeceğini ve bunu ne zaman duyacaklarını beklerlermiş. Geçen aylarda
birçok kez basında çıkan işte Kandil’de birçok PKK’li bilmem nasıl zehirlendi,
hastaneye kaldırıldı, Murat Karayılan hastalandı, Hewlêr’de nasıl tedaviye
götürüldü, Cemil Bayık nasıl hastadır, Güney yönetimi nasıl tedavi ediyor...
Bu ve benzeri haberler aslında beklentinin basına sızması oluyor. Basında bazı
çevrelerin de bu konuda bilgileri var. Onu yansıtıyorlar. Belki de talimat
vermek oluyor. Yani hazırlanıp gönderilmiş ölüm mangalarına talimat vermek
oluyor. Biz bunları Ağustos ayında söylediğimizde, Cüneyt Zapsu, doğru
olmadığını ifade etmişti. Fakat adamları elimizdedir. Eğer gerçekten biraz
dürüstlüğü varsa, yaşamlarını kurtarmak için devreye girmelidir. Gelip onları
kurtarmaya çalışmalıdır yani. Hiç olmazsa o zaman belki biraz ciddi bir kişidir,
biraz dürüstlüğü vardır, diyebiliriz. Yoksa böyle gençleri düşür, uyuşturucuyla
şunla bunla düşür, çeşitli vaatler ver, eğit, ondan sonra serseri mayın gibi
gönder. ‘Gidin şunu vurun bunu vurun’ de. Şöyle suikast yapın, böyle zehirleyin
demek olmaz. Türkiye devletine yakışmıyor bu. AKP hükümetine hiç yakışmıyor.
Savaşçılık yapıyorlarsa mertçe yapsınlar, yiğitçe yapsınlar.
‘CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYUYORUZ, SİZ DE UYUN’
Herkes zehir kullanabilir. Ortada dolaşıyor zehirler. Sadece kendilerinin mi
elinde var, kendileri mi ulaşabiliyorlar? Sorun öldürmekle halledilecekse herkes
öldürebilir. Kendilerini ne sanıyorlar? Böyle ahlak dışı, hukuk dışı kirli savaş
yöntemlerini uygulamamak gerekir. Biz buradan çeşitli uluslar arası kurumlara da
sesleniyoruz: Hareket olarak Cenevre Sözleşmesini imzaladık. Anti mayın
anlaşmasını imzaladık. Bunlara uyuyoruz fakat karşı tarafın da uyması gerekiyor.
Şimdi bu kurumlar nerededirler? Önder Apo’ya zehir veriliyor. Tutsaktır, yaşamı
devletin güvencesi altındadır. Yönetimimiz, ben de dahil, zehirlenmek istiyoruz.
Ortada bir sürü zehir paketi dolaşıyor, vurulmak isteniyoruz. Şimdi bütün
bunları yapma hakkı Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin elinde midir? Dünya
hukuku sadece Kürtleri ve PKK’yi mi bağlıyor? Bu kadar açık imha saldırısı
yürüten, bir halkın herşeyini inkar eden Türkiye yönetimi için bu kurallar hiç
geçerli değil mi? ‘’
‘ÖCALAN ÖLDÜRÜLECEKLER LİSTESİNİN BAŞINDA’
Kalkan, Öcalan’a yönelik zehirleme sürecinin de Temmuz’da başladığını
söyleyerek, bunun planın bir parçası olduğunu kaydetti. Kalkan şunları söyledi:
‘’TMYK, Önder Apo’yu zehirleme kararı vermiştir. Açıkça suç duyurusunda
bulunuyoruz. Suçluyu tespit ettik, ilan ediyoruz. Temmuz ayında oluşturulan
“öldürülecekler listesi”nin başında Önder Abdullah Öcalan’ın olduğunu, üç hafta
önce anlayabilmiş ve öğrenebilmiş bulunuyoruz. Şimdi böyle bir plan var. Türkiye
devleti tarafından öldürülme kararı verilen sadece Önder Apo değil, PKK’nin bir
grup yöneticisidir. Bazı isimler daha çok önde zikrediliyor. Olmazsa, direnişi
örgütleyen bütün yönetimlerin imha edilmesi görevinin bu timlere verildiğini
biliyoruz. Onlar bize söylemiş durumdalar. Açığa çıkarmış durumdayız.
Dolayısıyla biz ateşkes ilan ederken, Önder Apo ateşkesin stratejik başarısı,
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için en ağır
işkence altında dua edercesine çalışırken, Hareketimiz ve Halkımız
Önderliğimizi, en ağır bedeller ödemesine rağmen büyük bir fedekarlık göstererek
izlerken şunu görüyoruz ki, AKP ve Türkiye yönetimi bizi yok etmek istiyor. Yani
bir çözüm arayışı falan yok onlarda, bu gittikçe bizde bu durumda netleşmiş
oluyor. Bizim bu tutum ve çabamıza rağmen devletin ve hükümetin tutumu ise şöyle
oluyor: Önderliğimizin ve yönetimimizin bazı üyelerinin katledilmesi,
diğerlerinin ve önemli kadro gücünün tutuklanması, Maxmur’un kapattırılması,
Avrupa’daki Kürt yurtseverlerin tutuklanması ve kurumların kapatılması,
DTP’lilerin hapse doldurulması, Kuzey’de ve Türkiye’de her türlü baskı ve
tutuklama furyasıyla önde gelen yurtsever çevrelerin tutuklanması...
Hareketimizin tasfiye edilmesi hedefleniyor. Şimdi Önder Apo’yu zehirleme
girişimi böyle bir saldırı planının birinci halkasıdır, parçasıdır. Gerillada da
zehirlemek için yürütülen çabalar var. Şimdi zehirlemeye dayalı böyle bir imha
planı ile Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yüz yüzedir.’’
CİNAYET PLANI BOZULDU
Öcalan’a yönelen saldırının, ‘’barışa, demokrasiye, halkların kardeşliğine ve
Kürt halkının varlığına’’ yönelik olduğunu belirten Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder
Apo demek Kürt halkı, barış, demokrasi ve insanlığın zehirlenmesi demektir. Bunu
tüm halkımız, demokratik kamuoyu böyle anlıyor ve doğrusu da budur. Zaten genel
bir imha planının bir parçası olduğu açığa çıkmıştır. Bu plan açığa çıkmıştır’’
dedi.
‘’Gizli plan deşifre olmuştur sayın Başbakan Tayip Erdoğan, diyoruz’’ diye devam
eden Kalkan, şunları ifade etti: ‘’İster vatan haini de ister ne dersen de, ama
insanlık dışı yöntemler içeren cinayet planın bozulmuş bulunuyor. Dolayısıyla
PKK’yi tasfiye ve imha planı açığa çıkmış, deşifre olmuştur. Oyun bozulmuştur.
Ne kadar kötü olsa da, tehlikeli olsa da gerçekten caniyane olsa da, biz diyoruz
ki gelin, vazgeçin bundan. Hatadan ve yanlıştan dönmeyi bilmek lazım. Yani bu
yanlışla Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin gidebileceği bir yer yoktur.
Böyle açık cinayet işlemekle Türkiye devleti ve AKP hükümeti kendini kurtaramaz,
geliştiremez. Kazanacağı birşey olamaz. Farzedelim ki planladıkları gibi oldu ve
bizi öldürdüler, ne kazanacaklar? Kırk milyon Kürt var, hepsi özgürlük istiyor,
demokrasi istiyor, insanca yaşam istiyor. ‘Ya özgür yaşam ya hiç’ diyor. Böyle
bir noktaya gelmiştir. O nedenle, bu inkarcı ve imhacı zihniyetten tövbe
edercesine vazgeçmek gerekiyor.‘’
‘PKK BİNLERCE FEDAİDİR’
PKK’nin binlerce fedai olduğu uyarısında bulunan Kalkan şöyle konuştu: ‘’Şunu da
ifade etmek isterim burada: Hem Türkiye yönetimi hem de dış güçler iyi
bilsinler. Olacaksa bir Kürt çözümü, Kürtlerin bir örgüt ve yönetim haline
gelmesi, bu ancak Önder Apo öncülüğünde olacaktır. Eğer Önder Apo öncülüğünde bu
meseleler çözümlenmezse, başka çözüm olmayacaktır. “Apo’yu aşarız, PKK
yönetimini aşarız, başka yönetimler çıkar, onları kendi içimize çekeriz” hesabı
yapılıyorsa, bu yanlış hesaptır. PKK böyle bir örgüt değildir. Böyle bir örgüt
olmayacaktır da. Olursa çözüm, Önder Apo’yla olacaktır, olmazsa, PKK binlerce
fedaidir ve bu fedailik inkar ve imhacı zihniyetin ve sisteminin başında
patlayacaktır. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bir gün bile gecikmeden, bu yanlış
hesap ve karanlık niyetten vazgeçilerek biraz demokratik tutuma ve çözüm yoluna
girilmelidir. Bunun başlangıcı da tabii Önder Apo’nun tarafsız bir heyet
tarafından muayene edilip tedavi sürecinin hemen başlatılmasıdır. Önder Apo’ya
dayatılan bu imhanın durdurulması ve önlenmesidir. Eğer bu yapılmazsa artık
Türkiye kendi geleceğini karartmış demektir.’’
TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİ KALMAYACAK UYARISI
Duran Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder Apo, zehirlenen Türkiye’dir. Türkiye toplumunun
istikrarıdır, barışıdır, Kürt-Türk ilişkileridir’’ diyerek, ‘’Artık böyle bir
ilişki kalmayacak, geri döndürülemez bir düşmanlık süreci gelişecektir’’
uyarısında bulundu: Kalkan, ‘’bu nedenle, ne kadar ne kötü niyetli olunursa
olunsun, karanlık işler içine girilmiş olunursa olunsun, herkes biraz –varsa-
vicdanlı davranarak, bu yanlış hesaptan dönerek ve ters adımları durdurarak,
olumlu yöne girmelidir diyoruz. Biz yine de Hareket olarak bu şansı Türkiye
yönetimine ve AKP hükümetine vermek istedik. Kürt toplumu bunu verdi ama artık
bunun sonuna geliniyor. Sabrın sınırı vardır. Bu doğru anlaşılmalı, iyi
kullanılmalıdır’’ dedi.
Özellikle de Türkiye’yi sevenler, Türkiye toplumunun özgür geleceğini
isteyenler, Türkiye’nin aydınları, yazarları, demokratik güçleri ve
sanatçılarına sesleniyoruz: Bir felakete doğru gidiliyor. Daha hangi güne
duruluyor, ne bekleniyor? Doğru düşünmeliler ve bu gidişe “dur” diyecek bir
tutuma girmeliler. Adeta kıyamet koparmalılar. Yoksa tersinden kıyamet kopar ve
bundan hiç kimse sağlam çıkmaz. Hiç kimseye de bunun, kuşkusuz bir yararı olmaz.
Dolayısıyla sürecin böyle geliştirilmesinin önlenmesi gerekir, diyoruz.
Özellikle Kürt halkı, aydınları, kurumları ve yurtsever demokrat insanlarımız bu
konuda duyarlı olmalılar. İyi anlamamız gereken, sağlam durmamız gereken bir
süreçteyiz. Durum ciddidir, süreç tehlikelidir. İmhamıza karar kılmış bir
topluluk var karşımızda. Sistem var, yönetim var. Bununla mücadele ediyoruz. Bu
kararı bozacak, değiştirecek, özgür yaşamı ve geleceği yaratacak bir direniş ve
tutum içerisinde olmalıyız. Sistem başka türlü mücadele edemediği için bu
çılgınca yöntemlere başvuruyor. Demek ki daraltılmıştır, zayıflatılmıştır. Eğer
sağlam durur, etkili mücadele edersek inkar sistemini parçalamak, Kürt halkının
demokratik özgür yürüyüşünü ilerletmek mümkündür.
ANF NEWS AGENCY
AMED (20.03.2007)- DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, bütün engelleme ve baskılara rağmen
Newroz'u bayram havasında kutlayacaklarını söyleyerek, ‘’gerginliğe izin
vermeyeceğiz. Herkes halkın bayramına saygılı yaklaşması gerekir’’ dedi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yarın Fuar Alanı'nda "Ya gerçek demokrasi ya hiç"
sloganı ile yapılacak Newroz Kutlaması öncesi DTP Diyarbakır İl binasında basın
toplantısı düzenledi. Newroz'un barış ve özgürlük bayramı olduğunu belirten
Türk, "Newroz'un bayram ruhu ile kutlanacağından hiçbir endişemiz yok" dedi.
Ortadoğu ve Kürt halkı için Newroz'un çok büyük anlamı olduğunu belirten Türk,
şunları söyledi: "Hep birlikte alanda halaylar çekerek Newroz'u yad ederek
kutlama yapacağız. Biz Newroz'u barışa kardeşliğe ve özgürlüğe yol açan bir
anlayış ile karşılayacağız. Halkımız ile birlikte duruşumuzu sergileyeceğiz."
Herkesi yarın Fuar Alanı'na Newroz kutlamasına davet edenTürk, Newroz'un sadece
Kürtlerin değil Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin
barış ve özgürlüğe özlem duyduklarını ve Newroz'u Newroz gibi kutladıklarını
ifade eden Türk, "Newroz'u resmileştirerek içi boşaltılıyor bir hale
getirilmesinden rahatsız oluyoruz. Newroz'u amacına ve anlamına uygun kutlamak
istiyoruz. Halkımızında talebi de budur" diye konuştu.
Bazı güçlerin gerginliği sırtlayarak ya da tehdit ederek, Newroz'a katılımı
düşürme çabası içinde olduklarına dikkat çeken Türk, "Biz bayram anlayışı ile
kutlayacağız. Onlara karşı dik duracağız. Gerginliğe meydan vermeyecek bir tavır
sergileyeceğiz. Tabiki herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Güvenlik
güçlerininde bizim gibi hassasiyet göstermesi gerekiyor. Halkın bayramıdır
herkesin saygılı yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (06.08.2007) - KCK Yürütme Konseyi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin
Ankara ziyareti öncesinde yayınladığı açıklamada PKK’ye karşı ortak operasyon
girişiminin ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını duyurdu. KCK ayrıca
Dersim’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden HPG Askeri Konsey üyesi Nesih
Özcan ve diğer gerillalara Kürt halkının serhildanlarla sahip çıkması çağrısında
bulundu.
Güney Kürdistan’a bir askeri operasyonunun tartışıldığı bir dönemde Ankara’ya
yarın önemli bir konuk geliyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin kritik Ankara
ziyareti öncesinde bir açıklama yayınlayan KCK, tarafları güçlerine karşı
geliştirilen ortak operasyon planları konusunda uyardı.
KCK Yürütme Konseyi açıklamasında Kürt tarafının bu tür görüşmelerin Kürtlerin
hakları aleyhine yapılan tartışmalar biçiminde geçmesini değil, Kürt sorununun
Kürdistan’ın bütün parçalarında demokratik çözüme kavuşturularak Ortadoğu’nun
kalıcı istikrarına hizmet etmesini beklediğini ifade etti.
KCK, PKK’ye karşı geliştirilecek bir ortak operasyonun ne Türkiye’ye ne de
bölgeye hiçbir fayda sağlamayacağını ifade etti.
‘BÜYÜKANIT VE ERDOĞAN ANLAŞTI!’
Türkiye’de 1 Ekim’den bu yana ateşkes konumunda olan HPG gerillalarına karşı
geniş çaplı imha saldırıları yürütüldüğünün belirtildiği açıklamada buna rağmen
Kürdistan halkının 22 Temmuz’da yapılan erken genel seçim ile birlikte bağımsız
olarak seçtiği temsilcilerini meclise göndererek, barışçıl çözüm istemini ve
samimiyetini bir kez daha gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış adımlarına karşılık olarak
geliştirilen saldırıların Türk devletinin Kürt sorunu konusunda gerillayı
tasfiye etme, halkı sindirme ve örgütsüzleştirmekten başka hiçbir yaklaşımı
göstermeyeceğini ortaya koyduğu ifade edildi. KCK Tayip Erdoğan’ın seçimin ilk
gününde, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” yönündeki ifadelerinin de bu
durumun en ciddi göstergesi olarak nitelendirdi.
‘AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’
Tayip Erdoğan’ın seçim öncesi Yaşar Büyükanıt ile yaptığı anlaşmanın seçim
sonrası daha da pekiştirilmesinin temelinde Kürt halkına karşı savaş ve
gerillayı tasfiye etme planı bulunduğunun belirtildiği açıklamada “Tam da
meclisin açılış günü yapılan bu saldırı ve bu saldırı sonucu başta Medeni yoldaş
olmak üzere diğer yoldaşların katledilmesi, saldırıların giderek daha fazla
arttırılacağının kanıtıdır. Bu durumdan da hiçbir demokratik çözüme, diyalog ve
barış girişimine karşılık vermeyen AKP hükümetini sorumlu tutacağımız
bilinmelidir” denildi.
‘HALK SERHİLDANLARLA SAHİP ÇIKMALI’
Açıklamada ayrıca Dersim’de meydana gelen çatışmada HPG askeri Konsey Üyesi
Medeni Garzan (Nesih Özcan) ve altı gerillanın hayatını kaybettiğine değinilerek
şunlar belirtildi: “Halkımızın özgürlüğü, onuru ve geleceği için kendini fedaice
mücadeleye katan Medeni ve altı yoldaşın Sömürgeci ordu saldırıları karşısında
Mahsum Korkmazların yarattığı direniş geleneğine yaraşır bir kahramanlıkla
direnen ve şehit düşen Kürt halkının bu yiğit evlatlarını saygıyla anıyor,
anılarını mücadelemizde yaşatacağımız sözünü veriyoruz. Tüm halkımızı Medeni
yoldaş şahsında şehitlerimizi ve onların yarattığı destansı direnişi ve fedai
duruşu serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu şehitlerimize sahip çıkmak,
onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmaktır”.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR GÖREVE ÇAĞRILDI
KCK, Güney Kürdistan topraklarına karşı gerçekleştirilen bombardımanlar
konusunda ise uluslararası kuruluşları göreve çağırdı. Türk ordusunun Güney
Kürdistan’da sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırarak bir tampon bölge kurmayı
amaçladığının altının çizildiği açıklamada bu amaçla misket bombalarının da
bombardımanlar sırasında kullanıldığını duyurdu.
KCK özellikle bazı uluslararası anlaşmalarla kullanımı yasaklanan misket
bombalarının denetimi için uluslararası insan hakları kuruluşları ve hukuk
çevrelerini göreve çağırdı.
İRAN İDAMDAN VAZGEÇMELİ
KCK açıklamasında İran rejimi tarafından tutuklanarak idama mahkum edilen iki
Kürt gazeteciye de değinildi. Kürt gazeteciler Adnan Hasanpur, Abdulvahid Hiwa
Botimar’ın sadece kimlikleri nedeniyle tutuklandığının belirtildiği açıklamada
“Artık neredeyse tüm dünyada yasaklanmış bulunan ve çağdışı sayılan idam
cezasının iki Kürt gazeteciye verilmesi insan haklarına aykırı olduğu gibi,
halklarımız arasında sonu gelmez bir çatışmayı ve halklarımız arasında birlikte
yaşama imkanlarını zorlayacaktır. İran devletini, her iki Kürt gazeteciye vermiş
olduğu idam cezasını uygulamamaya ve Kürt gazetecilerini serbest bırakmaya
çağırıyoruz”.
ANF NEWS AGENCY
ANKARA (06.10.2006)- Irak Devlet Baºkanı Talabani, PKK'nin ateºkes
adımına karºılık Türkiye'nin de genel bir af ile
karºılık vermesini isterken, Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı
Mesut Barzani ise Kürt sorunun barıºçıl çözümü için katkı sunmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Ateºkes önemli. Bu süreç silah
bırakmaya kadar gidebilir'' dedi.
Koma Komalen Kurdistan tarafından 1 Ekim'de ilan edilen ateºkesin
uluslararası alanda yankıları sürerken, Celal Talabani ve Mesut
Barzani, Türkiye'nin ateºkes fırsatını değerlendirmesini
istedi.
'TÜKİYE BU ADIMA KARªILIK VERMELİ'
Kanal D'de yayınlanan 32 Gün programında gazeteci Mehmet Ali
Birand'ın sorularını yanıtlayan Celal Talabani, PKK'nin ilan
etti ettiği ateºkesten Amerika'nın memnun
kaldığını söyledi.
''Amerikalılarla her konuda görüºüyoruz. Ateºkesi de görüºtük. Onlarda
ateºkesten çok memnun kaldılar'' diyen Talabani, PKK'nin
attığı bu adıma karºılık Türkiye'nin de genel bir
af ile karºılık vermesini istedi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren tek taraflı ateºkesi
Amerikalıların istediğini söyleyen Talabani, ateºkes sürecinin
devam edeceğini belirtti.
''PKK'ye artık yeni bir dönem baºladığını,
silahların olmaması gerektiğini söyledik. Ateºkes PKK için de iyi
bir ºey. Türkiye'nin 'Genel Af' çıkarması gerekiyor. Belki Türkler
bazı taleplerini kabul edecektir. Türkiye'de sıkıntı olmadan
Kürtlerin yaºamasını istiyorum. PKK bütün taktiklerini
değiºtirmeye baºladılar. Ayrı bir Kürdistan istemiyorlar. Çok
olumlu bir adım atmıº durumdalar.''
Celal Talabani spekülasyon konusu olan Türkiye'yi ziyaret konusunda ise bir
sıkıntı olmadığını belirterek, ''İki
tarafın isteği çok önemlidir'' dedi.
BARZANİ: SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA KADAR GİDEBİLİR
Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı Mesut Barzani ise ateºkesi Türkiye
tarafından ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı. Kürt sorunun barıºçıl çözümü konusunda katkı
sunmaya hazır olduklarını belirten Barzani, ''Askeri yol çözüm
değil. Barıºçıl çözüm için katkı sunmaya hazırız.
Bu ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konu'' dedi.
Ateºkesin önemli bir geliºme olarak değerlendirilmesi gerektiğini
kaydeden Mesut Barzani, asıl çözümü Türkiye'nin içinde geliºtirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Barzani ºöyle konuºtu. ''Türkiye önemli bir devlet. Kendi vatandaºlarından
sorumlu olduğunu düºünüyorum. Çözüm geliºtirmesi önce Türkiye kendi içinde
yapmalı. Bu ateºkes önemli bir geliºme. Bu süreç silah bırakmaya kadar
gidebilir. PKK Kandil'den eylemlerini yapmıyor. Geniº bir PKK
varlığı Türkiye'de zaten var.''
Mesut Barzani, Türkiye ile iliºkilerin istenilen düzeyde
olmadığını ve iyi komºuluk istediklerini vurguladı.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-PKK Meclisi yaptığı Newroz açıklamasında, 2007 Newroz’unun
‘’Önderlik Newroz’u’’ haline getirilmesinin isteyerek, Kürt halkını ‘’her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini
yükseltmeye’’ çağırdı.
PKK açıklamasında, ‘’Halk ve mücadele tarihimizin en kritik sürecinde özgürlük
ve direniş günümüz olan bir Newroz’u daha karşılıyoruz. Halk olarak bizi yeniden
Newroz’un özgürlükçü, direnişçi ve mücadeleci özüyle buluşturarak bugünlere
getiren Önder Apo başta olmak üzere, tüm halkımızın, özgürlük savaşçılarının ve
Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz. Newrozu Diyarbakır zindanında en
vahşi işkence koşullarında dahi Önder Apo’dan PKK’den ve Kürt halkından
vazgeçmeyi dayatan düşman gerçekliğine karşı gerçek bir fedayi ruhuyla eylem
geliştirerek Newroz ateşini yeniden harlandıran Mazlum Doğan başta olmak üzere,
Agit, Zekiye, Rahşan, Ronahi ve Newrozu Newroz yapan tüm devrim şehitlerimizi
saygıyla anıyor, anılarına sonusuza dek bağlı kalacağımız sözünü yineliyoruz’’
dedi.
‘’Halk ve Özgürlük Hareketi olarak 2007 yılına Önder Apo’nun etrafında daha
birleşmiş, kenetlenmiş ve O’nun çizdiği strateji doğrultusunda kendisini
örgütlemiş, zafere ve özgürlüğe he zamankinden daha fazla yakınlaşmış olarak
girmiş bulunuyoruz’’ diyen PKK Meclisi ‘’otuz yılı aşkın mücadelesiyle artık
kendi demokratik çözümünü dayatan ve alternatif demokratik komünal yaşamını inşa
etme gücüne ulaşan, iradeleşen halkımızı hiçbir düşman gücü ne yenebilir, ne de
ona eski köleci yaşamı dayatabilir’’ ifadelerini kullandı.
PKK Newroz mesajı şöyle: ‘’İnkar ve imha siyasetinden vazgeçmeyen Türk devleti
bölgede yaşanan kaostan da yararlanarak, yeniden halkımıza bir soykırım dayatma
hazırlığındadır. Amed’de görüldüğü gibi gerillalarımızı da ajanlar yoluyla
zehirlemektedir. Gerek içe gerekse dışa dönük tüm politikalarının temelinde bu
hazırlık bulunmaktadır. Buna girişi de düşman Önder Apo’yu her türlü hukuk ve
ahlaki ilkeyi çiğneyerek, son derece kirli yöntemlerle zehirleyip tasfiye ederek
başlatmak istemektedir. Öte yandan halkımızın demokratik mevzi ve kazanımlarına
saldırarak, yoğun tutuklama ve işkencelere yönelerek, gerilla üzerine imha
operasyonları düzenleyerek, özel ve psikolojik savaşın en ince ve en kaba
yöntemlerini geliştirerek hareketimizi ve halkımızı Önder Apo’dan kopartma,
bağlılığını zayıflatma gibi beyhude çabalarını yoğunlaştırarak, halk olarak tüm
kazanımlarımızı yerle bir etmek istemektedir.
Artık çözüm aşamasına gelmiş bulunan Kürt sorununu çözme yerine, inkar ve imhaya
yönelme bunun için de en çok barışçıl ve demokratik çözümü geliştiren Önder
Apo’yu zehirlemek, son derece gayri ahlaki ve insani bir yöntem olduğu kadar,
Türk devletinin içinde bulunduğu güçsüzlüğün, çözümsüzlüğün ve zayıflığın da
ifadesidir. Kaynağını ırkçı-faşist ittihat ve terakki zihniyetinden alan bu
yönelimin Türk devletinin sonu olacağı kesindir. Bunun ateşle oynamak olduğunu
Türk halkına karşı duymuş olduğumuz kardeşçe duygu ve sorumluluğun bir gereği
olarak bir kez daha belirtme gereğini duyuyoruz.
Newroz vesilesiyle bir kez daha belirtelim ki, Önder Apo’yu zehirlemek Kürt
halkını zehirlemektir. Demokratikleşmeyi, barışçıl çözümü ve halklarımızın
birlikte yaşama kültürünü zehirlemektir. AKP hükümeti ve Türk devletinin diğer
yetkilileri son derece tehlikeli ve kimsenin altından kalkamayacağı bu uğursuz
komploya bir an önce son vermelidirler.
Bunun için AKP Hükümeti halkımızı ve hareketimizi daha fazla oyalamadan ve daha
fazla geç olmadan bir an önce halkımızı ve hareketimizi tatmin edecek olan
bağımsız bir uzman doktorlar heyetinin Önder Apo’yu muayene etme ve bulunduğu
yerin değiştirilmesi için harekete geçilmelidir. Halkımız kendisinin yıllardır
yükselttiği barış-kardeşlik çağrılarına Türk devletinin Önderliğini zehirleyerek
karşılık vermesini hiç unutmayacaktır. Kendi kimliğine, onuruna ve geleceğine
yönelik bu saldırıya karşı 2007 Newrozunu koşullar ne olursa olsun, düşman
yöneliminin düzeyi ne olursa olsun mücadele tarihimizin en görkemli Newroz’u
haline getirmelidir. Bunun için en yüksek katılımını gerçekleştirmelidir. Bunun
için tüm mücadele deneyimini, gücünü tam bir seferberlik ruhuyla ortaya
koymalıdır. Önderliğimizin alçakça zehirlendiği bu süreçte, tüm dünyanın,
dostların, düşmanların ve şehitlerin gözlerinin üzerimizde olduğu bir an bile
unutulmamalıdır. Bu kirli ve tehlikeli oyunu bozabilecek olan halkımızın
direnişçi tutumudur.
Nasılki geçen yıl Newroz’u tüm yönelimlere rağmen bir önderlik Newroz’u haline
getirilip, Önder Apo’nun Kürdistan’da bir siyasi irade olduğu referandumuna
milyonların oylarıyla bir kez kesinleştirildiyse, 2007 Newroz’uda Önder APO’yu
Sahiplenme ve Savunma Newroz’u, haline getirilerek Önderliğin sağlığı, güvenliği
ve özgürlüğü kesinleştirilmelidir.
Tüm halkımız Önder APO’nun Sağlığı Sağlığımız, Yaşamı Özgürlük İrademiz ve
Geleceğimizdir! şiyarıyla harekete geçmelidir. Her Kürt bireyi Önder Abdullah
Öcalan’ı sahiplenme ve savunmayı bir ulusal görev, insan ve Kürt olmanın
yüklediği bir sorumluluk ve şeref bilmelidir. Bu duyarlılık, bilinç ve
örgütlülük temelinde karşılanacak Newroz, düşmanlarımızın tasfiye planlarını
bozacak ve mücadelemizde yeni bir dönem başlatılacaktır.
Daha şimdiden kutlanmasına yurtdışında ve Kürdistan’ın birçok yerinde başlanan
Newroz’a eylemliliklerine katılan halkımızı Newroz ruhuyla selamlıyoruz, 2007
Newrozunu tüm bu kutlamaların zirvesi haline getirme şiyarıyla halkımızı tüm
gücüyle Newroz’u Önder APO’yu sahiplenme ve savunma temelinde, kendi özgür
geleceğine sahip çıkmaya ve düşmanın tüm yönelimlerini boşa çıkarmak için her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini yükseltmeye
çağırıyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat
Karayılan Newroz’u ‘’barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istediklerini’’
belirterek bu vesile ile koruculara da ‘’düşman askerlerine kalkan olmayın’’
çağrısında bulundu. Karayılan, baharda bir çatışma durumunun yaşanmasının
ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, ‘’Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez
daha ulusal konferans çağrısı yapıyoruz’’ dedi.
‘’Hareketimiz adına, başta Önder Apo, tüm yurtsever Kürdistan halkı, yoldaşlar
ve tüm Ortadoğu haklarının Newroz Bayramını kutluyorum. Büyük direnişleriyle
Newroz gününe anlam veren, Newroz gününü direniş, mücadele ve özgürlük gününe
dönüştüren, çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş şahsında tüm Newroz ve devrim
şehitlerini, saygıyla anıyor, bütün şehit ailelerinin ve şehit annelerinin
Newroz’unu kutluyorum’’ açıklamasında bulunan Murat Karayılan, ‘’2007 Newroz’unu
çok önemli ve bir o kadar hassas bir süreçte ama büyük bir hüzünle’’
karşıladıklarını kaydetti.
Karayılan, ‘’Önderimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen son
saldırılar, halkımız üzerinde yeni bir katliam konseptinin geliştirildiğine
işaret etmektedir. Önderliğimiz üzerinde geliştirilen saldırılar, tüm Kürt
halkına ve onun geleceğine yönelik saldırı anlamını taşımaktadır. Kürt halkının
Ortadoğu’da var olmasını istemeyen, iradesini kırmak ve yok etmek isteyen
güçler, Önderliğimiz üzerindeki bu saldırıyı geliştirmektedirler. Bu anlamda biz
bugün çok hassas ve bir o kadar ciddi bir dönem içine girmiş bulunmaktayız.
Süreç çok stratejik bir süreçtir, doğal olarak kazanımları da kayıpları da
stratejik olacaktır. Ya yurtsever halkımızın katılımı ile ulusal, demokratik ve
meşru eylemlerimizi tüm ülkemizde ve yurt dışında yükselteceğiz, bu hususta
kamuoyunu harekete geçirecek ve halkımız üzerindeki bu oyunu boşa çıkaracağız.
Bu şekilde demokratik çözümün önünü açarak, inkar ve imha zihniyet sahiplerini
gerileteceğiz; özgürlük ve demokrasinin yolunu açacağız. Ya da bu olmazsa, var
olan imha ve inkar zihniyeti kendini kurumsallaştırarak kendisiyle birlikte
büyük bir kaos ve ağır bir savaş getirecektir. Şimdi bu olasılık gündemdedir’’
dedi.
‘ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ SÜREÇ’
Bu çerçevede Kürdistan özgürlük hareketinin tarihin bu sürecinde ‘’çok hassas ve
önemli bir sürece’’ girmiş olduğunu ifade eden Karayılan, bu noktada, ‘’2007
Newrozu ¬ ve Newroz sonrasındaki haftayı karşılama’’ düzeyinin çok önemli
olduğunun altını çizdi. Karayılan şöyle dedi: ‘’Yani bu Newroz’da halkımız
kitlesel olarak katılım gösterir, çizgisine ve Önderliğine yüksek sesle sahip
çıkar ve büyük bir katılımla, Önderliğimiz ve halkımıza karşı geliştirilen
saldırılar karşısında durursa, bu hepimiz için bütün yılın başarısı için önemli
bir adım olacaktır. Bu nedenle bütün halkımızdan Newroz’a katılmalarını, hem 21
Mart günü, hem de Newroz haftasının tümünde, halkımız değerlerine sahip çıkarak,
fedakarlık göstermeli ve Newroz eylemlerine katılmalıdır. Türk devleti habire bu
Newrozda “olaylar çıkacak, çatışmalar yaşanacak” diyerek ortamı germek
istemektedir. Bu büyük bir yalandır. Ortamı gererek Newroza katılımı engelleme
amacını taşımaktadır. Bizim cephemizden böyle bir şey yaşanmayacaktır. Bizler
Newroz’u barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istiyoruz. Bu, geri adım
atacağımız, kazanımlarımızda ısrar etmeyeceğimiz anlamına elbette gelmemektedir.
Bu konuda mücadelemizin tarihinde ortaya çıkan iradeyi temsil edeceğiz. Newroz’u
barış içinde karşılama amacını taşıyoruz. Bu noktada kimse düşmanın oyununa
gelmemelidir. Özellikle kendine Kürdüm diyen tüm yurtsever kesimler böylesi
önemli ve hassas bir süreçte, özgürlük mücadelesine destek vermeli ve
düşmanlarımıza umut vermemelidir. ‘’
KORUCULARA ÇAĞRI
‘’Buradan özellikle koruculara sesleniyorum’’ diyen Karayılan koruculara şu
çağrıda bulundu: ‘’Önümüzdeki baharda bir çatışma durumunun yaşanması ihtimal
dahilindedir. Kendinizi bir kez daha düşman askerlerine kalkan yapmamalı,
oyunlara gelmemelisiniz. Bu hassas süreçte siz de halkınızın yanında yer
almalısınız.’’
‘’Ben bu kutlu ve tarihsel günde, birlik ve kardeşlik, özgürlük mücadelesini
yükseltme günü vesilesiyle, tüm Kürt siyasetçilerine, yine halkına karşı kendini
sorumlu gören Kürdistan’ın tüm siyasal örgütlenmelerine bir kez daha çağrı’’
yapan Karayılan ‘’Önderliğimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen
saldırı çok ilkel ve insanlık dışı bir saldırıdır. Bu çerçevede herkesi
Önderliğimizin sağlığına sahip çıkmaya ve bu temelde ulusal bir tavır
sergilemeye, güçlü bir tutum göstermeye çağırıyoruz. Herkes bu hususta Önder Apo
üzerindeki bu saldırının ne anlama geldiğini görmelidir. Bu saldırı, Kürt
halkının iradesini yok etmeyi amaçlayan yeni bir konseptin pratik uygulamaya
geçirilmesidir. Kimse bu hususta kendisini kandırmamalıdır’’ ifadelerini
kullandı.
KAPSAMLI İMHA PLANLARI
Karayılan, bugün hareketleri üzerindeki saldırılar ne kadar ağırlaşırsa
ağırlaşsın, bunu karşılama gücü ve kudretine sahip olduklarını kaydederek,
şunları ifade etti: ‘’Türk devleti hiçbir savaş kuralını tanımadan çok kirli
yöntemlerle Önderliğimiz dahil olmak üzere hareketimizin her ferdine karşı
geliştirerek, fırsat bulursa yaşam olanağı tanımayacağını gösterdiği pratiklerle
kanıtlamaktadır. Amed Kulp’ta da görüldüğü gibi Behzad, Botan ve diğer beş
yoldaşımız Türk devleti tarafından zehirlenmiştir. Yine güçlerimiz üzerinde
yoğun operasyon ve daha kapsamlı imha planları yapmaktadır.
Halkımız üzerinde de ağır bir baskı uygulamaktadır. Kürt siyasetçileri sebepsiz
yere tutuklanmakta ve baskı altına alınmaktadır. Üzerimizde sömürgeciliğin ne
kadar baskısı olursa olsun, biz yine de güçlüyüz. Çünkü oldukça güçlü bir
konumda bulunmaktayız. Herkes şunu bilmelidir ki, sömürgeciliğin bu saldırıları
onların güçlülüğünden değil, güçsüzlüğünden kaynağını almaktadır. Onurlu ve
şerefli bir devlet, denetimi altında bulunan birini zehirlemez, güçlü bir devlet
kendi karşısında mücadele yürüten bir hareketin üyelerini ajanlar yoluyla
zehirlemez. Bunların hepsi Türk devletinin zayıflığını göstermektedir. Türk
devleti Önderliğimiz ve hareketimiz üzerinde uyguladığı kirli yöntemlerin
pratikleriyle suçüstü yakalanmıştır.’’
‘ÇILGIN SAVAŞ’ UYARISI
‘’Hareketimiz, Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki planları ortaya çıkardığı
kanıtlarla deşifre etmiştir’’ diyen Karayılan, ‘’bu imha planlarını bozacak güç
ve hazırlıklarının’’ olduğunu kaydetti. Karayılan bu konuda şu uyarılarda
bulundu: ‘’Hareketimiz 2007 yılında her zamankinden daha fazla güçlüdür. Çok
ağır olsa da halkımızla beraber önümüzde duran yükü kaldırabilecek güçtedir.
Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki saldırılara karşı çok güçlü bir cevap
verebiliriz. Ama biz hala barışçıl bir sürecin gelişmesini, Kürt sorununun
demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz, bu konudaki inancımızı korumak
istiyoruz. Eğer böyle demokratik bir çözüme gelmezlerse, gelişecek olan çok
çılgın savaş sürecinin sorumluları kendileri olacaktır. Bu çerçevede halkımızdan
bu Newroz vesilesiyle, meydanlarda, Türk devletine hükümet yetkililerine ve
kamuoyuna, herkese durumun ciddiyetinin çağrısı yapmalıdır. Önderliğimiz,
hareketimiz ve halkımız üzerindeki saldırılar bu şekilde devam ederse, gelişecek
olan sürecin sorumlusu biz değil onlar olacaktır demelidirler.’’
ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI
Karayılan bugün Türkiye’de ‘’milliyetçi- şovenist bir dalga ekseninde Kürt
düşmanlığının’’ geliştirilmekte olduğunu ifade ederek, şu çağrılarda bulundu:
‘’Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı biz yine de Newrozda halkların kardeşliği,
özgürlüğü ve eşitliği sloganlarını haykırarak barış şiarını yükselteceğiz.
Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak bu Newroz’u ulusal
birlik günü haline getirme görevimiz vardır. Halkımız Kürdistan’ın bütün
parçalarında tek bir yürek ve tek bir sesle Newroz’a katılıp herkese mesajını
vermelidir. Bu Newroz Kürt halk birliğinin sağlandığı, halkımıza karşı
geliştirilen saldırılar karşısında halkımızın tüm güçlerinin birlik olduğu ve
meydanlarda bunu haykırmalıdır. Kuzeyde, Güneyde, Doğuda, Batıda ve yurt dışında
tüm Kürtler sesini yükseltmelidir. Özellikle Kürdistan üzerindeki oyunlar
noktasında, Kuzey ve Güney Kürdistan üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı
herkes duyarlı olmalı ve birbirine gereken desteği sunmalıdır.
Bu Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez daha ulusal konferans çağrısı
yapıyoruz. Gelişen imha saldırı konseptine karşı Kürt halkının stratejik
birliğinin oluşması, güçlerimizin birleşmesi için çağrı yapıyoruz. Bu ulusal
birlik ekseninde üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğimizi
belirtiyoruz. Bu esasta halkımız 2007 Newroz’unu büyük bir kalkış Newroz’u
haline getirerek, Önder Apo’ya sahip çıkma gününe dönüştürmelidir. Yine halkımız
bu Newrozu Kürt halkının ulusal birlik ve tavır günü, halkların kardeşliği
şiarının haykırıldığı bir gün haline getirmelidir.
Bu temelde halkımızın 2007 Newroz’una yapacağı katılımla geleceğine sahip
çıktığını, bu önemli sürecin zafere taşınmanın kararlılığında olduğunu herkese
göstermelidir. Yine özgürlük, birlik ve kardeşlik sesini daha da yükseltmelidir.
Bu inançla bir kez daha tüm Kürdistan halkının ve Kürt halkının tüm dostlarının
Newroz bayramını kutluyorum ve diyorum ki ‘Önderliksiz yaşam olmaz! Ya özgürlük
ya ölüm!’’’
ANF NEWS AGENCY
KKK Yürütme Konseyi üyesi ve Meşru Savunma Komitesi Başkanı Duran Kalkan, Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulundu. Zehirlenme kararının Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (TMYK) 2006
Temmuz’unda yapılan iki günlük toplantıda alındığını söyleyen Kalkan, ‘’Biz 1
Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, onlar
ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ dedi. Kalkan, TMYK’da ayrıca ‘öldürülecekler listesi’,
ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ hazırlandığını belirterek, ‘’ölüm
mangalarının bir bölümü elimizdedir’’ açıklamasında bulundu. Kalkan, kimlerin
öldürülmek istendiğine dair ‘’epeyce bilgi’’ olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulunan KKK, Duran Kalkan, kamuoyuna daha öne bazı somut bilgiler sunduklarını
belirterek şunları dile getirdi: ‘’Açığa çıkarttığımız önemli hususlar da var.
Açığa çıkartılması gereken birçok yön de söz konusudur. Herşeyden önce bunun
PKK’yi imha ve tasfiye planı temelinde geliştirilen bir saldırı olduğunu
bilmemiz gerekiyor. Tabii, PKK’nin imhası ve tasfiyesi demek, Kürt halkının ve
Kürtlüğün imhası ve yok edilmesi demektir. Dolayısıyla Önder Apo şahsında PKK ve
onun şahsında da Kürt halkı tarihten silinmek, yok edilmek, zalimce ve kirli
saldırılarla imha edilmek istenmektedir. Şimdiye kadar biz, acaba AKP hükümeti
ya da onun içinde bazı kesimler dürüst yaklaşarak olayın üstüne gidip
sorumluları açığa çıkarırlar mı diye bekledik. Bir şans verelim, fırsat
tanıyalım dedik. Fakat gördük ki AKP hükümeti bütünlüklü davranıyor. Olayın
üzerini kapatmaya çalışıyor. Cinayeti tümüyle kamuoyunun gözü önünde üstlenmiş
durumdadır ve bu cinayeti işliyor. Buradan baktığımızda da hükümetin işin
içerisinde olduğu, zehirlenme olayının arkasında başta Tayip Erdoğan ve Abdullah
Gül olmak üzere, AKP kurmaylarının ve hükümetin olduğu ortaya çıkmış oluyor. Tüm
devlet yönetimi ve hükümet tarafından planlanmış, insanlık, hukuk ve ahlak dışı
bir saldırıyla yüz yüzeyiz. Bunu genel Hareketimiz için yapıyorlardı, anlam
veriyorduk. Fakat yaşamı kendi güvenceleri altında olması gereken bir kişiye
karşı da yapacak kadar küçüleceklerini düşünmemiştik. Fakat açığa çıktı ki inkar
ve imha sisteminin, saldırıda, kirli savaş yöntemleri ve insanlık dışı
yöntemlerini kullanmada sınır tanımayan bir duruşu var. Bu bakımdan bazı
gerçekleri daha ortaya koymak gerekiyor.’’
TEMMUZ 2006’DA ZEHİRLENME PLANI TMYK’DA OLUŞTURULDU
‘’Şu iyi bilinmeli ki, Önder Apo’ya yönelik geliştirilen sistematik zehirleme
olayı planlı bir olaydır’’ diyen Kalkan, bu planın ne zaman, nasıl ve ne amaçla
yapıldığını anlattı: ‘’Bu plan, 2006 yılının Temmuz ayında oluşturuldu. Ben
şimdi günler itibariyle tarihleri tam ifade edemem. Fakat arşivlere bakıldığı
zaman hangi gün ne yapıldığı ve ne söylendiği açığa çıkartılabilir. 2006 yılının
Temmuz ayında yaşananları peş peşe hatırlayalım, göz önüne getirelim. O zaman da
tartışmalar yoğundu. Türkiye devletinin sınır ötesi operasyon yapıp yapmayacağı
tartışması, tüm siyaset gündemini kaplıyordu. Böyle bir ortamda önemli
toplantılar yapıldı ve kararlar alındı. Bunların önemli bir bölümü o zaman
basına da yansıdı. Bazılarıysa yansımadı. Ya da yansıtılmadı, gizli tutulmaya
çalışıldı.
Örneğin Temmuz sonunda bir gün bir gazeteci Tayip Erdoğan’a “PKK’yi tasfiye
planınızın olduğu söyleniyor, bu gerçek mi, böyle birşey var mı?’ diye sorunca,
Tayip Erdoğan da ona “sen vatan haini misin?’ dedi. Bu soruyu sormayı vatan
hainliği saydı. Şaşırtıcı bir durumdu. Kaldı ki Türkiye yönetimlerinin de
çeşitli çevrelerinin de en kolay söyledikleri söz, övünerek dillendirdikleri
husus PKK karşıtlığıdır, PKK’yi tasfiye etme isteğidir. Bir gazetecinin, böyle
bir çabasının olup olmadığını hükümete sorması kadar doğal birşey olamaz. Bunu
Başbakan vatan hainliği saydı. Neden? Çünkü, gizli bir plandı bu. Hükümet
kararlaştırmıştı, gizli tutuyordu, takip edilmesini ve açığa çıkartılmasını
istemiyordu. Niye? Çünkü içinde kirli işler vardı. Bu kirli işler şimdi açığa
çıkıyor. Bunlar açığa çıkmasın diye yapıyordu. Öyle davranıyordu. Diğer yandan
güya, PKK anlamasın, uyanmasın diye yapıyordu. Gizli kalsın ki imha planı
başarıyla uygulanabilsin. Bu bakımdan Türkiye Başbakanı Erdoğan, PKK’nin tasfiye
edilip edilmeyeceğini sorusunu vatan hainliği olarak değerlendiririm diyecek
kadar, bir noktaya getiren süreç ve olaylar nasıldır, ona bakalım:
‘VUR ÖLDÜR’ KARARI
2006 yılı Temmuz ayının muhtemelen ortalarındaydı. Abdullah Gül’ün başkanlığını
yaptığı “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” (TMYK), iki günlük bir toplantı
yapmıştı. Bu toplantı önemlidir. Önemli kararlar alınmıştı. Zaten toplantının
ardından hükümet toplandı. Kurulun kararlaştırdığı hususlar, hükümete
götürülerek orada da karar haline getirildi ve Temmuz sonunda MGK’ya sunuldu.
Kurulun iki günlük toplantısı ardından Abdullah Gül şu açıklamayı birkaç kez
yaptı: ‘Terörle mücadelede siyaset organı, alması gereken tüm kararları
almıştır. Kararları uygulayacak organlara gerekli yetki ve görevler verilmiştir.
Dolayısıyla terörle mücadele artık hükümetin işi olmaktan çıkmıştır. Hükümet hem
gereken kararı vermiş, hem yetki ve görev vermiş hem de her türlü imkanı tesis
etmiştir’
Yani önemli karar aldıklarını, artık PKK’ye karşı mücadelede ordunun, polisin,
MİT’in ve istihbaratın sorumlu olduğunu ortaya koymuş oldu. Bu önemli bir
durumdu. O zaman da biz tartışmıştık ve bundan ne anlamalıyız noktasında, hem
görüşlerimizi örgüte rApor etmiş hem de kamuoyuna kısmi bazı açıklamalar
yapmıştık. ‘Ne demek istiyor Abdullah Gül, yeni anlamında ne tür kararlar almış
olabilirler?’ diye tartışmıştık. Çünkü, zaten PKK’ye karşı mücadelede Türkiye
yönetiminin her türlü kararı almış olma durumu var. Acaba yeni ne olabilir,
dolayısıyla iki günlük toplantının önemi ne olabilir diye düşündüğümüzde şu
sonuca varmıştık: Yönetimimiz için ‘vur ve öldür kararı’ alındığını
belirtmiştik. Bunun kesin olduğu şimdi iyi ortaya çıkmış durumdadır. TMYK’nin,
söz konusu toplantısında, örgüt yönetimimiz için her türlü yöntem kullanılarak
öldürme kararı verilmiştir. Kurulun bu kararı hükümetçe de onaylanmıştır.
Dolayısıyla da MGK’dan da onay alınmıştır.
CÜNEYT ZAPSU’NUN SINIRÖTESİ GÜÇLERİ!
Konu, pratikleşme itibariyle, daha çok sınır ötesi operasyon nasıl olacak
noktasında tartışıldığı için bu hususa da yine -Temmuz’un 17 ya da 20’si
arasında bir tarihte olacak - Kanal D’de canlı yayında yaptığı bir açıklamayla
Başbakanlık danışmanı Cüneyt Zapsu açıklık getirmiştir. Biliniyor bir günde dört
büyük devletin elçileriyle görüştükten sonra Zapsu, Kanal D’nin akşam
programında, “teröre karşı mücadele” ve sınır ötesi operasyon konusu dahil
görüşler açıkladı. Çok somut söylemişti, ‘Sınırötesi operasyon öyle onbin,
ellibin, yüzbin kişilik askerle yapılacak bir operasyon değil, kimse öyle
beklememelidir, bu bir özel kuvvet operasyonudur, özel tim operasyonudur’
diyordu. Şunu da ekliyordu: ‘Nitekim bu konuda gerekli hedefler belirlenmiş,
görevlendirmeler yapılmış, birimler yani özel timler harekete geçmiştir,
operasyon başlamıştır. Hatta bazı birimler hedeflerine ulaşmış durumdalar.
Yakında sonuçlarını herkes görecektir’ diyordu. Zapsu’nun sözleri araştırılıp
bakılabilir. Biz gereksiz yere suçlamak istemiyoruz ama söylenenler öz
itibariyle bunlardır. Zaten açık ve anlaşılır ifadelerdi. Şimdi bununla
birleştirilince TMYK’nin toplantısı ve arkasından gelen hükümet ve MGK
toplantılarında, Örgütümüze ve yönetimimize yönelik yeni şeyler içeren kapsamlı
bir planlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılıyordu. Biz, bunu şöyle
değerlendirmiştik: İstihbarata ve kontrgerilla güçlerine dayanarak yönetimimize
karşı çeşitli suikastler gerçekleştirilecek, gerillaya karşı - zaten o zaman
ateşkes tartışılıyordu - ateşkes ile bir gevşetme ve zayıflatma durumu
yaratılacak, halk üzerinde baskılar uygulanacak. Kaygı ve panik yaratıp bir
dağılma süreci yeniden Hareketimize dayatılmaya çalışılacak, diyorduk.’’ Kalkan,
‘’Yani Tayip Erdoğan’ın, tartışılmasını hainlik olarak tanımladığı PKK’yi
tasfiye planının özünün bu olduğunu değerlendirmiştik’’ diyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ‘’Zaten devlet ve hükümet yetkilileri, ‘terörün katlanılabilir
sınırlara çekilmesi’ gereğinden söz ediyorlardı. Kendi amaçlarını, o dönemde
‘terörün katlanılabilir, yaşanılabilir sınırlara’ yani marjinal sınırlara
çekilmesi olarak tanımlıyorlardı. Dolayısıyla, Hareketimiz bu biçimde marjinal
kılınıp siyasi güçten düşürülerek, Önder Apo örgütsüz bırakılmak isteniyor, diye
değerlendirdik. Çünkü Önder Apo’yu imha edemediler.
Uluslararası Komplo’nun temel amacı imha etmek olmasına rağmen onu
başaramadılar. Yine Önder Apo’yu susturamadılar. İmralı sistemi, tarihte eşi
bulunmayan izolasyon, işkence ve baskı sistemi olmasına rağmen Önder Apo, bu
sistemi de parçaladı. Kendini yenileme, yeniden yaratma gücünü gösterdi.
Dolayısıyla Özgürlük Hareketimizin yenilenmesi, yeniden yapılanması ve daha
güçlü gelişmesi gibi bir süreç gelişti. İmralı sistemi de Önder Apo’yu
engelleyememiş oldu. Önder Apo’nun dehası ve çalışma gücü karşısında İmralı
sistemi de yenilmiş oldu. Dolayısıyla imha edemeyince, engelleyemeyince bu
sefer, örgütsüz bırakılarak başarısız kılınmak, yenilgiye uğratılmak isteniyor,
diye değerlendirmiştik. Örgüt olmayınca, oluşturulan düşünceler pratikleşmeyince
tabii Önderlik gerçeğimizin toplumsal yaşamda etkili olması gerçekleşmeyecekti.
Böylece Önder Apo durdurulmak, başarısız kılınmak ve yenilgiye uğratılmak
isteniyor, demiştik.‘’
‘İMHA EDEBİLİRLER DİYE BİZİ UYARDILAR’
Öcalan’ın o koşullarda imha edilmek isteneceğinin akıllarından hiç geçmediğini
belirten Kalkan, bu konuda bazı çevreler tarafından uyarıldıklarını şöyle dile
getirdi: ‘’Oysa aynı zaman sürecinde, bazı çevreler bu konuda bizi uyardılar.
‘İmha girişimleri olabilir, araştırma yapsanız iyi olur’ dediler. Bugünkü gibi
anlamlandıramasak da yine de dikkate aldık ve bir araştırma yapılmasını istedik.
Çabalarımızın sonucu, bu vahşi ve insanlık dışı cinayet olayını gündeme getirdi
işte. Gördük ki, Önderliğimiz gerçekten de iz bırakılmayacak şekilde
zehirlenerek imha edilmek isteniyor. Bu konuda kararları nettir. Üzerinde
inceleme yapılan saç tellerinin Önder Apo’ya ait olmadığı söyleniyor. Bu
yalandır. Önderliğimize ait olduğu çok somuttur ve o saç telleri üzerinde de
gerekli muayene yapılmıştır. İki kimyasal maddeyle yapılıyor. Hastalık yapıyor
bu maddeler. Vücutta hastalık yaptıktan sonra da atılıyorlar. Bundan sonra da bu
tür maddelerin bilinçli verilmiş olduğu anlaşılamıyor. Çeşitli kanser türleri
gerçekleştikten sonra da zaten tedavisi mümkün olmuyor. Önder Apo İmralı’da, AKP
hükümetinin yönetimi ve Türkiye devletinin sorumluluğu altında, İmralı
sisteminden sorumlu olan AB ve ABD’nin izni ve onayı temelinde zehirlenerek imha
edilmek isteniyor. Bu girişim yapılmıştır. Bu süreç ilerliyor, işliyor. Şimdi
açığa çıkan düzey bu oluyor. ‘’
ÖLÜM MANGALARI ELİMİZDE’
TMYK’da ‘öldürülecek ve tutuklanacaklar’ listelerini hazırlandığını da söyleyen
Kalkan şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Temmuz ayında iki günlük toplantı
yapan TMYK’nin iki liste hazırladığı açığa çıkıyor. Birincisi ‘öldürülecekler
listesi’, ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ Tutuklanacaklar listesi basına da
verildi. ABD’nin PKK koordinatörüne veriliyor ve iadeleri isteniyor. Avrupa’dan
ve Irak’tan isteniyor. Türkiye’nin içinde olanlar tutuklanıyorlar. Böyle
tutuklanması gerekenler listesi var. Yüz kişinin üzerinde isimlerden oluşuyor bu
liste. Bu liste yanında bir de vurulacaklar listesi var. Öldürülmesi, imha
edilmesi gerekenler listesi. Bunu söz konusu kurul kararlaştırmış, hükümet de
onaylamıştır. Tabii Genelkurmay’da da uzlaşma ve işbirliği dahilinde MGK’nin
olurundan geçirilerek bu karar uygulamaya konmaya çalışılıyor. Cüneyt Zapsu’nun
Özel Kuvvet operasyonu dediği operasyon işte budur. Listedekilerin öldürülmesi
için görevlendirilen özel tim kuvvetini ifade ediyor. Nitekim, böyle
görevlendirilmiş birçok tim var. Hemen sonra Ağustos 2006 başında, HPG Meclis
üyesi İbrahim arkadaşımız böyle bir saldırının kurbanı oldu. Zaten o durum bizi
bu konuda biraz daha uyardı. İşte Amed’de 7 gerillanın yine böyle bir kontra
kişi tarafından katledildiği bilgisi şimdi basına yansıyor. Bir de Cüneyt
Zapsu’nun ölüm mangalarının bir bölümü elimizdedir, açığa çıkarmış ve tutuklamış
bulunuyoruz. Onların verdiği bilgiler var. Kimlerin öldürülmek istendiğine dair
epeyce bilgimiz oldu. Kurulun hazırladığı ölüm listesinin bir bölümünü biliyoruz
şimdi. Yine bu ölüm mangalarını kimlerin eğittiği, hangi yollardan
geçirildikleri, neyle görevlendirildiklerine dair de elimizde önemli bilgiler
var. Yani Zapsu’nun timleri şimdi hesap verme safhasındadırlar. Öyle anlaşılıyor
ki, Temmuz 2006’dan bu yana AKP hükümeti ve Türkiye yönetimi, ne zaman ölüm
haberimizi duyacaklarını beklerlermiş.’’
‘SAVAŞÇILIK YAPIYORLARSA MERTÇE YAPSINLAR’
‘’Biz 1 Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz
ederken, onlar ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: Bunun ne zaman
gerçekleşeceğini ve bunu ne zaman duyacaklarını beklerlermiş. Geçen aylarda
birçok kez basında çıkan işte Kandil’de birçok PKK’li bilmem nasıl zehirlendi,
hastaneye kaldırıldı, Murat Karayılan hastalandı, Hewlêr’de nasıl tedaviye
götürüldü, Cemil Bayık nasıl hastadır, Güney yönetimi nasıl tedavi ediyor...
Bu ve benzeri haberler aslında beklentinin basına sızması oluyor. Basında bazı
çevrelerin de bu konuda bilgileri var. Onu yansıtıyorlar. Belki de talimat
vermek oluyor. Yani hazırlanıp gönderilmiş ölüm mangalarına talimat vermek
oluyor. Biz bunları Ağustos ayında söylediğimizde, Cüneyt Zapsu, doğru
olmadığını ifade etmişti. Fakat adamları elimizdedir. Eğer gerçekten biraz
dürüstlüğü varsa, yaşamlarını kurtarmak için devreye girmelidir. Gelip onları
kurtarmaya çalışmalıdır yani. Hiç olmazsa o zaman belki biraz ciddi bir kişidir,
biraz dürüstlüğü vardır, diyebiliriz. Yoksa böyle gençleri düşür, uyuşturucuyla
şunla bunla düşür, çeşitli vaatler ver, eğit, ondan sonra serseri mayın gibi
gönder. ‘Gidin şunu vurun bunu vurun’ de. Şöyle suikast yapın, böyle zehirleyin
demek olmaz. Türkiye devletine yakışmıyor bu. AKP hükümetine hiç yakışmıyor.
Savaşçılık yapıyorlarsa mertçe yapsınlar, yiğitçe yapsınlar.
‘CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYUYORUZ, SİZ DE UYUN’
Herkes zehir kullanabilir. Ortada dolaşıyor zehirler. Sadece kendilerinin mi
elinde var, kendileri mi ulaşabiliyorlar? Sorun öldürmekle halledilecekse herkes
öldürebilir. Kendilerini ne sanıyorlar? Böyle ahlak dışı, hukuk dışı kirli savaş
yöntemlerini uygulamamak gerekir. Biz buradan çeşitli uluslar arası kurumlara da
sesleniyoruz: Hareket olarak Cenevre Sözleşmesini imzaladık. Anti mayın
anlaşmasını imzaladık. Bunlara uyuyoruz fakat karşı tarafın da uyması gerekiyor.
Şimdi bu kurumlar nerededirler? Önder Apo’ya zehir veriliyor. Tutsaktır, yaşamı
devletin güvencesi altındadır. Yönetimimiz, ben de dahil, zehirlenmek istiyoruz.
Ortada bir sürü zehir paketi dolaşıyor, vurulmak isteniyoruz. Şimdi bütün
bunları yapma hakkı Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin elinde midir? Dünya
hukuku sadece Kürtleri ve PKK’yi mi bağlıyor? Bu kadar açık imha saldırısı
yürüten, bir halkın herşeyini inkar eden Türkiye yönetimi için bu kurallar hiç
geçerli değil mi? ‘’
‘ÖCALAN ÖLDÜRÜLECEKLER LİSTESİNİN BAŞINDA’
Kalkan, Öcalan’a yönelik zehirleme sürecinin de Temmuz’da başladığını
söyleyerek, bunun planın bir parçası olduğunu kaydetti. Kalkan şunları söyledi:
‘’TMYK, Önder Apo’yu zehirleme kararı vermiştir. Açıkça suç duyurusunda
bulunuyoruz. Suçluyu tespit ettik, ilan ediyoruz. Temmuz ayında oluşturulan
“öldürülecekler listesi”nin başında Önder Abdullah Öcalan’ın olduğunu, üç hafta
önce anlayabilmiş ve öğrenebilmiş bulunuyoruz. Şimdi böyle bir plan var. Türkiye
devleti tarafından öldürülme kararı verilen sadece Önder Apo değil, PKK’nin bir
grup yöneticisidir. Bazı isimler daha çok önde zikrediliyor. Olmazsa, direnişi
örgütleyen bütün yönetimlerin imha edilmesi görevinin bu timlere verildiğini
biliyoruz. Onlar bize söylemiş durumdalar. Açığa çıkarmış durumdayız.
Dolayısıyla biz ateşkes ilan ederken, Önder Apo ateşkesin stratejik başarısı,
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için en ağır
işkence altında dua edercesine çalışırken, Hareketimiz ve Halkımız
Önderliğimizi, en ağır bedeller ödemesine rağmen büyük bir fedekarlık göstererek
izlerken şunu görüyoruz ki, AKP ve Türkiye yönetimi bizi yok etmek istiyor. Yani
bir çözüm arayışı falan yok onlarda, bu gittikçe bizde bu durumda netleşmiş
oluyor. Bizim bu tutum ve çabamıza rağmen devletin ve hükümetin tutumu ise şöyle
oluyor: Önderliğimizin ve yönetimimizin bazı üyelerinin katledilmesi,
diğerlerinin ve önemli kadro gücünün tutuklanması, Maxmur’un kapattırılması,
Avrupa’daki Kürt yurtseverlerin tutuklanması ve kurumların kapatılması,
DTP’lilerin hapse doldurulması, Kuzey’de ve Türkiye’de her türlü baskı ve
tutuklama furyasıyla önde gelen yurtsever çevrelerin tutuklanması...
Hareketimizin tasfiye edilmesi hedefleniyor. Şimdi Önder Apo’yu zehirleme
girişimi böyle bir saldırı planının birinci halkasıdır, parçasıdır. Gerillada da
zehirlemek için yürütülen çabalar var. Şimdi zehirlemeye dayalı böyle bir imha
planı ile Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yüz yüzedir.’’
CİNAYET PLANI BOZULDU
Öcalan’a yönelen saldırının, ‘’barışa, demokrasiye, halkların kardeşliğine ve
Kürt halkının varlığına’’ yönelik olduğunu belirten Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder
Apo demek Kürt halkı, barış, demokrasi ve insanlığın zehirlenmesi demektir. Bunu
tüm halkımız, demokratik kamuoyu böyle anlıyor ve doğrusu da budur. Zaten genel
bir imha planının bir parçası olduğu açığa çıkmıştır. Bu plan açığa çıkmıştır’’
dedi.
‘’Gizli plan deşifre olmuştur sayın Başbakan Tayip Erdoğan, diyoruz’’ diye devam
eden Kalkan, şunları ifade etti: ‘’İster vatan haini de ister ne dersen de, ama
insanlık dışı yöntemler içeren cinayet planın bozulmuş bulunuyor. Dolayısıyla
PKK’yi tasfiye ve imha planı açığa çıkmış, deşifre olmuştur. Oyun bozulmuştur.
Ne kadar kötü olsa da, tehlikeli olsa da gerçekten caniyane olsa da, biz diyoruz
ki gelin, vazgeçin bundan. Hatadan ve yanlıştan dönmeyi bilmek lazım. Yani bu
yanlışla Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin gidebileceği bir yer yoktur.
Böyle açık cinayet işlemekle Türkiye devleti ve AKP hükümeti kendini kurtaramaz,
geliştiremez. Kazanacağı birşey olamaz. Farzedelim ki planladıkları gibi oldu ve
bizi öldürdüler, ne kazanacaklar? Kırk milyon Kürt var, hepsi özgürlük istiyor,
demokrasi istiyor, insanca yaşam istiyor. ‘Ya özgür yaşam ya hiç’ diyor. Böyle
bir noktaya gelmiştir. O nedenle, bu inkarcı ve imhacı zihniyetten tövbe
edercesine vazgeçmek gerekiyor.‘’
‘PKK BİNLERCE FEDAİDİR’
PKK’nin binlerce fedai olduğu uyarısında bulunan Kalkan şöyle konuştu: ‘’Şunu da
ifade etmek isterim burada: Hem Türkiye yönetimi hem de dış güçler iyi
bilsinler. Olacaksa bir Kürt çözümü, Kürtlerin bir örgüt ve yönetim haline
gelmesi, bu ancak Önder Apo öncülüğünde olacaktır. Eğer Önder Apo öncülüğünde bu
meseleler çözümlenmezse, başka çözüm olmayacaktır. “Apo’yu aşarız, PKK
yönetimini aşarız, başka yönetimler çıkar, onları kendi içimize çekeriz” hesabı
yapılıyorsa, bu yanlış hesaptır. PKK böyle bir örgüt değildir. Böyle bir örgüt
olmayacaktır da. Olursa çözüm, Önder Apo’yla olacaktır, olmazsa, PKK binlerce
fedaidir ve bu fedailik inkar ve imhacı zihniyetin ve sisteminin başında
patlayacaktır. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bir gün bile gecikmeden, bu yanlış
hesap ve karanlık niyetten vazgeçilerek biraz demokratik tutuma ve çözüm yoluna
girilmelidir. Bunun başlangıcı da tabii Önder Apo’nun tarafsız bir heyet
tarafından muayene edilip tedavi sürecinin hemen başlatılmasıdır. Önder Apo’ya
dayatılan bu imhanın durdurulması ve önlenmesidir. Eğer bu yapılmazsa artık
Türkiye kendi geleceğini karartmış demektir.’’
TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİ KALMAYACAK UYARISI
Duran Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder Apo, zehirlenen Türkiye’dir. Türkiye toplumunun
istikrarıdır, barışıdır, Kürt-Türk ilişkileridir’’ diyerek, ‘’Artık böyle bir
ilişki kalmayacak, geri döndürülemez bir düşmanlık süreci gelişecektir’’
uyarısında bulundu: Kalkan, ‘’bu nedenle, ne kadar ne kötü niyetli olunursa
olunsun, karanlık işler içine girilmiş olunursa olunsun, herkes biraz –varsa-
vicdanlı davranarak, bu yanlış hesaptan dönerek ve ters adımları durdurarak,
olumlu yöne girmelidir diyoruz. Biz yine de Hareket olarak bu şansı Türkiye
yönetimine ve AKP hükümetine vermek istedik. Kürt toplumu bunu verdi ama artık
bunun sonuna geliniyor. Sabrın sınırı vardır. Bu doğru anlaşılmalı, iyi
kullanılmalıdır’’ dedi.
Özellikle de Türkiye’yi sevenler, Türkiye toplumunun özgür geleceğini
isteyenler, Türkiye’nin aydınları, yazarları, demokratik güçleri ve
sanatçılarına sesleniyoruz: Bir felakete doğru gidiliyor. Daha hangi güne
duruluyor, ne bekleniyor? Doğru düşünmeliler ve bu gidişe “dur” diyecek bir
tutuma girmeliler. Adeta kıyamet koparmalılar. Yoksa tersinden kıyamet kopar ve
bundan hiç kimse sağlam çıkmaz. Hiç kimseye de bunun, kuşkusuz bir yararı olmaz.
Dolayısıyla sürecin böyle geliştirilmesinin önlenmesi gerekir, diyoruz.
Özellikle Kürt halkı, aydınları, kurumları ve yurtsever demokrat insanlarımız bu
konuda duyarlı olmalılar. İyi anlamamız gereken, sağlam durmamız gereken bir
süreçteyiz. Durum ciddidir, süreç tehlikelidir. İmhamıza karar kılmış bir
topluluk var karşımızda. Sistem var, yönetim var. Bununla mücadele ediyoruz. Bu
kararı bozacak, değiştirecek, özgür yaşamı ve geleceği yaratacak bir direniş ve
tutum içerisinde olmalıyız. Sistem başka türlü mücadele edemediği için bu
çılgınca yöntemlere başvuruyor. Demek ki daraltılmıştır, zayıflatılmıştır. Eğer
sağlam durur, etkili mücadele edersek inkar sistemini parçalamak, Kürt halkının
demokratik özgür yürüyüşünü ilerletmek mümkündür.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (06.08.2007) - KCK Yürütme Konseyi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin
Ankara ziyareti öncesinde yayınladığı açıklamada PKK’ye karşı ortak operasyon
girişiminin ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını duyurdu. KCK ayrıca
Dersim’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden HPG Askeri Konsey üyesi Nesih
Özcan ve diğer gerillalara Kürt halkının serhildanlarla sahip çıkması çağrısında
bulundu.
Güney Kürdistan’a bir askeri operasyonunun tartışıldığı bir dönemde Ankara’ya
yarın önemli bir konuk geliyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin kritik Ankara
ziyareti öncesinde bir açıklama yayınlayan KCK, tarafları güçlerine karşı
geliştirilen ortak operasyon planları konusunda uyardı.
KCK Yürütme Konseyi açıklamasında Kürt tarafının bu tür görüşmelerin Kürtlerin
hakları aleyhine yapılan tartışmalar biçiminde geçmesini değil, Kürt sorununun
Kürdistan’ın bütün parçalarında demokratik çözüme kavuşturularak Ortadoğu’nun
kalıcı istikrarına hizmet etmesini beklediğini ifade etti.
KCK, PKK’ye karşı geliştirilecek bir ortak operasyonun ne Türkiye’ye ne de
bölgeye hiçbir fayda sağlamayacağını ifade etti.
‘BÜYÜKANIT VE ERDOĞAN ANLAŞTI!’
Türkiye’de 1 Ekim’den bu yana ateşkes konumunda olan HPG gerillalarına karşı
geniş çaplı imha saldırıları yürütüldüğünün belirtildiği açıklamada buna rağmen
Kürdistan halkının 22 Temmuz’da yapılan erken genel seçim ile birlikte bağımsız
olarak seçtiği temsilcilerini meclise göndererek, barışçıl çözüm istemini ve
samimiyetini bir kez daha gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış adımlarına karşılık olarak
geliştirilen saldırıların Türk devletinin Kürt sorunu konusunda gerillayı
tasfiye etme, halkı sindirme ve örgütsüzleştirmekten başka hiçbir yaklaşımı
göstermeyeceğini ortaya koyduğu ifade edildi. KCK Tayip Erdoğan’ın seçimin ilk
gününde, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” yönündeki ifadelerinin de bu
durumun en ciddi göstergesi olarak nitelendirdi.
‘AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’
Tayip Erdoğan’ın seçim öncesi Yaşar Büyükanıt ile yaptığı anlaşmanın seçim
sonrası daha da pekiştirilmesinin temelinde Kürt halkına karşı savaş ve
gerillayı tasfiye etme planı bulunduğunun belirtildiği açıklamada “Tam da
meclisin açılış günü yapılan bu saldırı ve bu saldırı sonucu başta Medeni yoldaş
olmak üzere diğer yoldaşların katledilmesi, saldırıların giderek daha fazla
arttırılacağının kanıtıdır. Bu durumdan da hiçbir demokratik çözüme, diyalog ve
barış girişimine karşılık vermeyen AKP hükümetini sorumlu tutacağımız
bilinmelidir” denildi.
‘HALK SERHİLDANLARLA SAHİP ÇIKMALI’
Açıklamada ayrıca Dersim’de meydana gelen çatışmada HPG askeri Konsey Üyesi
Medeni Garzan (Nesih Özcan) ve altı gerillanın hayatını kaybettiğine değinilerek
şunlar belirtildi: “Halkımızın özgürlüğü, onuru ve geleceği için kendini fedaice
mücadeleye katan Medeni ve altı yoldaşın Sömürgeci ordu saldırıları karşısında
Mahsum Korkmazların yarattığı direniş geleneğine yaraşır bir kahramanlıkla
direnen ve şehit düşen Kürt halkının bu yiğit evlatlarını saygıyla anıyor,
anılarını mücadelemizde yaşatacağımız sözünü veriyoruz. Tüm halkımızı Medeni
yoldaş şahsında şehitlerimizi ve onların yarattığı destansı direnişi ve fedai
duruşu serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu şehitlerimize sahip çıkmak,
onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmaktır”.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR GÖREVE ÇAĞRILDI
KCK, Güney Kürdistan topraklarına karşı gerçekleştirilen bombardımanlar
konusunda ise uluslararası kuruluşları göreve çağırdı. Türk ordusunun Güney
Kürdistan’da sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırarak bir tampon bölge kurmayı
amaçladığının altının çizildiği açıklamada bu amaçla misket bombalarının da
bombardımanlar sırasında kullanıldığını duyurdu.
KCK özellikle bazı uluslararası anlaşmalarla kullanımı yasaklanan misket
bombalarının denetimi için uluslararası insan hakları kuruluşları ve hukuk
çevrelerini göreve çağırdı.
İRAN İDAMDAN VAZGEÇMELİ
KCK açıklamasında İran rejimi tarafından tutuklanarak idama mahkum edilen iki
Kürt gazeteciye de değinildi. Kürt gazeteciler Adnan Hasanpur, Abdulvahid Hiwa
Botimar’ın sadece kimlikleri nedeniyle tutuklandığının belirtildiği açıklamada
“Artık neredeyse tüm dünyada yasaklanmış bulunan ve çağdışı sayılan idam
cezasının iki Kürt gazeteciye verilmesi insan haklarına aykırı olduğu gibi,
halklarımız arasında sonu gelmez bir çatışmayı ve halklarımız arasında birlikte
yaşama imkanlarını zorlayacaktır. İran devletini, her iki Kürt gazeteciye vermiş
olduğu idam cezasını uygulamamaya ve Kürt gazetecilerini serbest bırakmaya
çağırıyoruz”.
ANF NEWS AGENCY
AMED (20.03.2007)- DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, bütün engelleme ve baskılara rağmen
Newroz'u bayram havasında kutlayacaklarını söyleyerek, ‘’gerginliğe izin
vermeyeceğiz. Herkes halkın bayramına saygılı yaklaşması gerekir’’ dedi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yarın Fuar Alanı'nda "Ya gerçek demokrasi ya hiç"
sloganı ile yapılacak Newroz Kutlaması öncesi DTP Diyarbakır İl binasında basın
toplantısı düzenledi. Newroz'un barış ve özgürlük bayramı olduğunu belirten
Türk, "Newroz'un bayram ruhu ile kutlanacağından hiçbir endişemiz yok" dedi.
Ortadoğu ve Kürt halkı için Newroz'un çok büyük anlamı olduğunu belirten Türk,
şunları söyledi: "Hep birlikte alanda halaylar çekerek Newroz'u yad ederek
kutlama yapacağız. Biz Newroz'u barışa kardeşliğe ve özgürlüğe yol açan bir
anlayış ile karşılayacağız. Halkımız ile birlikte duruşumuzu sergileyeceğiz."
Herkesi yarın Fuar Alanı'na Newroz kutlamasına davet edenTürk, Newroz'un sadece
Kürtlerin değil Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin
barış ve özgürlüğe özlem duyduklarını ve Newroz'u Newroz gibi kutladıklarını
ifade eden Türk, "Newroz'u resmileştirerek içi boşaltılıyor bir hale
getirilmesinden rahatsız oluyoruz. Newroz'u amacına ve anlamına uygun kutlamak
istiyoruz. Halkımızında talebi de budur" diye konuştu.
Bazı güçlerin gerginliği sırtlayarak ya da tehdit ederek, Newroz'a katılımı
düşürme çabası içinde olduklarına dikkat çeken Türk, "Biz bayram anlayışı ile
kutlayacağız. Onlara karşı dik duracağız. Gerginliğe meydan vermeyecek bir tavır
sergileyeceğiz. Tabiki herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Güvenlik
güçlerininde bizim gibi hassasiyet göstermesi gerekiyor. Halkın bayramıdır
herkesin saygılı yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
ANF NEWS AGENCY
ANKARA (06.10.2006)- Irak Devlet Baºkanı Talabani, PKK'nin ateºkes
adımına karºılık Türkiye'nin de genel bir af ile
karºılık vermesini isterken, Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı
Mesut Barzani ise Kürt sorunun barıºçıl çözümü için katkı sunmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Ateºkes önemli. Bu süreç silah
bırakmaya kadar gidebilir'' dedi.
Koma Komalen Kurdistan tarafından 1 Ekim'de ilan edilen ateºkesin
uluslararası alanda yankıları sürerken, Celal Talabani ve Mesut
Barzani, Türkiye'nin ateºkes fırsatını değerlendirmesini
istedi.
'TÜKİYE BU ADIMA KARªILIK VERMELİ'
Kanal D'de yayınlanan 32 Gün programında gazeteci Mehmet Ali
Birand'ın sorularını yanıtlayan Celal Talabani, PKK'nin ilan
etti ettiği ateºkesten Amerika'nın memnun
kaldığını söyledi.
''Amerikalılarla her konuda görüºüyoruz. Ateºkesi de görüºtük. Onlarda
ateºkesten çok memnun kaldılar'' diyen Talabani, PKK'nin
attığı bu adıma karºılık Türkiye'nin de genel bir
af ile karºılık vermesini istedi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren tek taraflı ateºkesi
Amerikalıların istediğini söyleyen Talabani, ateºkes sürecinin
devam edeceğini belirtti.
''PKK'ye artık yeni bir dönem baºladığını,
silahların olmaması gerektiğini söyledik. Ateºkes PKK için de iyi
bir ºey. Türkiye'nin 'Genel Af' çıkarması gerekiyor. Belki Türkler
bazı taleplerini kabul edecektir. Türkiye'de sıkıntı olmadan
Kürtlerin yaºamasını istiyorum. PKK bütün taktiklerini
değiºtirmeye baºladılar. Ayrı bir Kürdistan istemiyorlar. Çok
olumlu bir adım atmıº durumdalar.''
Celal Talabani spekülasyon konusu olan Türkiye'yi ziyaret konusunda ise bir
sıkıntı olmadığını belirterek, ''İki
tarafın isteği çok önemlidir'' dedi.
BARZANİ: SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA KADAR GİDEBİLİR
Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı Mesut Barzani ise ateºkesi Türkiye
tarafından ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı. Kürt sorunun barıºçıl çözümü konusunda katkı
sunmaya hazır olduklarını belirten Barzani, ''Askeri yol çözüm
değil. Barıºçıl çözüm için katkı sunmaya hazırız.
Bu ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konu'' dedi.
Ateºkesin önemli bir geliºme olarak değerlendirilmesi gerektiğini
kaydeden Mesut Barzani, asıl çözümü Türkiye'nin içinde geliºtirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Barzani ºöyle konuºtu. ''Türkiye önemli bir devlet. Kendi vatandaºlarından
sorumlu olduğunu düºünüyorum. Çözüm geliºtirmesi önce Türkiye kendi içinde
yapmalı. Bu ateºkes önemli bir geliºme. Bu süreç silah bırakmaya kadar
gidebilir. PKK Kandil'den eylemlerini yapmıyor. Geniº bir PKK
varlığı Türkiye'de zaten var.''
Mesut Barzani, Türkiye ile iliºkilerin istenilen düzeyde
olmadığını ve iyi komºuluk istediklerini vurguladı.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-PKK Meclisi yaptığı Newroz açıklamasında, 2007 Newroz’unun
‘’Önderlik Newroz’u’’ haline getirilmesinin isteyerek, Kürt halkını ‘’her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini
yükseltmeye’’ çağırdı.
PKK açıklamasında, ‘’Halk ve mücadele tarihimizin en kritik sürecinde özgürlük
ve direniş günümüz olan bir Newroz’u daha karşılıyoruz. Halk olarak bizi yeniden
Newroz’un özgürlükçü, direnişçi ve mücadeleci özüyle buluşturarak bugünlere
getiren Önder Apo başta olmak üzere, tüm halkımızın, özgürlük savaşçılarının ve
Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz. Newrozu Diyarbakır zindanında en
vahşi işkence koşullarında dahi Önder Apo’dan PKK’den ve Kürt halkından
vazgeçmeyi dayatan düşman gerçekliğine karşı gerçek bir fedayi ruhuyla eylem
geliştirerek Newroz ateşini yeniden harlandıran Mazlum Doğan başta olmak üzere,
Agit, Zekiye, Rahşan, Ronahi ve Newrozu Newroz yapan tüm devrim şehitlerimizi
saygıyla anıyor, anılarına sonusuza dek bağlı kalacağımız sözünü yineliyoruz’’
dedi.
‘’Halk ve Özgürlük Hareketi olarak 2007 yılına Önder Apo’nun etrafında daha
birleşmiş, kenetlenmiş ve O’nun çizdiği strateji doğrultusunda kendisini
örgütlemiş, zafere ve özgürlüğe he zamankinden daha fazla yakınlaşmış olarak
girmiş bulunuyoruz’’ diyen PKK Meclisi ‘’otuz yılı aşkın mücadelesiyle artık
kendi demokratik çözümünü dayatan ve alternatif demokratik komünal yaşamını inşa
etme gücüne ulaşan, iradeleşen halkımızı hiçbir düşman gücü ne yenebilir, ne de
ona eski köleci yaşamı dayatabilir’’ ifadelerini kullandı.
PKK Newroz mesajı şöyle: ‘’İnkar ve imha siyasetinden vazgeçmeyen Türk devleti
bölgede yaşanan kaostan da yararlanarak, yeniden halkımıza bir soykırım dayatma
hazırlığındadır. Amed’de görüldüğü gibi gerillalarımızı da ajanlar yoluyla
zehirlemektedir. Gerek içe gerekse dışa dönük tüm politikalarının temelinde bu
hazırlık bulunmaktadır. Buna girişi de düşman Önder Apo’yu her türlü hukuk ve
ahlaki ilkeyi çiğneyerek, son derece kirli yöntemlerle zehirleyip tasfiye ederek
başlatmak istemektedir. Öte yandan halkımızın demokratik mevzi ve kazanımlarına
saldırarak, yoğun tutuklama ve işkencelere yönelerek, gerilla üzerine imha
operasyonları düzenleyerek, özel ve psikolojik savaşın en ince ve en kaba
yöntemlerini geliştirerek hareketimizi ve halkımızı Önder Apo’dan kopartma,
bağlılığını zayıflatma gibi beyhude çabalarını yoğunlaştırarak, halk olarak tüm
kazanımlarımızı yerle bir etmek istemektedir.
Artık çözüm aşamasına gelmiş bulunan Kürt sorununu çözme yerine, inkar ve imhaya
yönelme bunun için de en çok barışçıl ve demokratik çözümü geliştiren Önder
Apo’yu zehirlemek, son derece gayri ahlaki ve insani bir yöntem olduğu kadar,
Türk devletinin içinde bulunduğu güçsüzlüğün, çözümsüzlüğün ve zayıflığın da
ifadesidir. Kaynağını ırkçı-faşist ittihat ve terakki zihniyetinden alan bu
yönelimin Türk devletinin sonu olacağı kesindir. Bunun ateşle oynamak olduğunu
Türk halkına karşı duymuş olduğumuz kardeşçe duygu ve sorumluluğun bir gereği
olarak bir kez daha belirtme gereğini duyuyoruz.
Newroz vesilesiyle bir kez daha belirtelim ki, Önder Apo’yu zehirlemek Kürt
halkını zehirlemektir. Demokratikleşmeyi, barışçıl çözümü ve halklarımızın
birlikte yaşama kültürünü zehirlemektir. AKP hükümeti ve Türk devletinin diğer
yetkilileri son derece tehlikeli ve kimsenin altından kalkamayacağı bu uğursuz
komploya bir an önce son vermelidirler.
Bunun için AKP Hükümeti halkımızı ve hareketimizi daha fazla oyalamadan ve daha
fazla geç olmadan bir an önce halkımızı ve hareketimizi tatmin edecek olan
bağımsız bir uzman doktorlar heyetinin Önder Apo’yu muayene etme ve bulunduğu
yerin değiştirilmesi için harekete geçilmelidir. Halkımız kendisinin yıllardır
yükselttiği barış-kardeşlik çağrılarına Türk devletinin Önderliğini zehirleyerek
karşılık vermesini hiç unutmayacaktır. Kendi kimliğine, onuruna ve geleceğine
yönelik bu saldırıya karşı 2007 Newrozunu koşullar ne olursa olsun, düşman
yöneliminin düzeyi ne olursa olsun mücadele tarihimizin en görkemli Newroz’u
haline getirmelidir. Bunun için en yüksek katılımını gerçekleştirmelidir. Bunun
için tüm mücadele deneyimini, gücünü tam bir seferberlik ruhuyla ortaya
koymalıdır. Önderliğimizin alçakça zehirlendiği bu süreçte, tüm dünyanın,
dostların, düşmanların ve şehitlerin gözlerinin üzerimizde olduğu bir an bile
unutulmamalıdır. Bu kirli ve tehlikeli oyunu bozabilecek olan halkımızın
direnişçi tutumudur.
Nasılki geçen yıl Newroz’u tüm yönelimlere rağmen bir önderlik Newroz’u haline
getirilip, Önder Apo’nun Kürdistan’da bir siyasi irade olduğu referandumuna
milyonların oylarıyla bir kez kesinleştirildiyse, 2007 Newroz’uda Önder APO’yu
Sahiplenme ve Savunma Newroz’u, haline getirilerek Önderliğin sağlığı, güvenliği
ve özgürlüğü kesinleştirilmelidir.
Tüm halkımız Önder APO’nun Sağlığı Sağlığımız, Yaşamı Özgürlük İrademiz ve
Geleceğimizdir! şiyarıyla harekete geçmelidir. Her Kürt bireyi Önder Abdullah
Öcalan’ı sahiplenme ve savunmayı bir ulusal görev, insan ve Kürt olmanın
yüklediği bir sorumluluk ve şeref bilmelidir. Bu duyarlılık, bilinç ve
örgütlülük temelinde karşılanacak Newroz, düşmanlarımızın tasfiye planlarını
bozacak ve mücadelemizde yeni bir dönem başlatılacaktır.
Daha şimdiden kutlanmasına yurtdışında ve Kürdistan’ın birçok yerinde başlanan
Newroz’a eylemliliklerine katılan halkımızı Newroz ruhuyla selamlıyoruz, 2007
Newrozunu tüm bu kutlamaların zirvesi haline getirme şiyarıyla halkımızı tüm
gücüyle Newroz’u Önder APO’yu sahiplenme ve savunma temelinde, kendi özgür
geleceğine sahip çıkmaya ve düşmanın tüm yönelimlerini boşa çıkarmak için her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini yükseltmeye
çağırıyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat
Karayılan Newroz’u ‘’barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istediklerini’’
belirterek bu vesile ile koruculara da ‘’düşman askerlerine kalkan olmayın’’
çağrısında bulundu. Karayılan, baharda bir çatışma durumunun yaşanmasının
ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, ‘’Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez
daha ulusal konferans çağrısı yapıyoruz’’ dedi.
‘’Hareketimiz adına, başta Önder Apo, tüm yurtsever Kürdistan halkı, yoldaşlar
ve tüm Ortadoğu haklarının Newroz Bayramını kutluyorum. Büyük direnişleriyle
Newroz gününe anlam veren, Newroz gününü direniş, mücadele ve özgürlük gününe
dönüştüren, çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş şahsında tüm Newroz ve devrim
şehitlerini, saygıyla anıyor, bütün şehit ailelerinin ve şehit annelerinin
Newroz’unu kutluyorum’’ açıklamasında bulunan Murat Karayılan, ‘’2007 Newroz’unu
çok önemli ve bir o kadar hassas bir süreçte ama büyük bir hüzünle’’
karşıladıklarını kaydetti.
Karayılan, ‘’Önderimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen son
saldırılar, halkımız üzerinde yeni bir katliam konseptinin geliştirildiğine
işaret etmektedir. Önderliğimiz üzerinde geliştirilen saldırılar, tüm Kürt
halkına ve onun geleceğine yönelik saldırı anlamını taşımaktadır. Kürt halkının
Ortadoğu’da var olmasını istemeyen, iradesini kırmak ve yok etmek isteyen
güçler, Önderliğimiz üzerindeki bu saldırıyı geliştirmektedirler. Bu anlamda biz
bugün çok hassas ve bir o kadar ciddi bir dönem içine girmiş bulunmaktayız.
Süreç çok stratejik bir süreçtir, doğal olarak kazanımları da kayıpları da
stratejik olacaktır. Ya yurtsever halkımızın katılımı ile ulusal, demokratik ve
meşru eylemlerimizi tüm ülkemizde ve yurt dışında yükselteceğiz, bu hususta
kamuoyunu harekete geçirecek ve halkımız üzerindeki bu oyunu boşa çıkaracağız.
Bu şekilde demokratik çözümün önünü açarak, inkar ve imha zihniyet sahiplerini
gerileteceğiz; özgürlük ve demokrasinin yolunu açacağız. Ya da bu olmazsa, var
olan imha ve inkar zihniyeti kendini kurumsallaştırarak kendisiyle birlikte
büyük bir kaos ve ağır bir savaş getirecektir. Şimdi bu olasılık gündemdedir’’
dedi.
‘ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ SÜREÇ’
Bu çerçevede Kürdistan özgürlük hareketinin tarihin bu sürecinde ‘’çok hassas ve
önemli bir sürece’’ girmiş olduğunu ifade eden Karayılan, bu noktada, ‘’2007
Newrozu ¬ ve Newroz sonrasındaki haftayı karşılama’’ düzeyinin çok önemli
olduğunun altını çizdi. Karayılan şöyle dedi: ‘’Yani bu Newroz’da halkımız
kitlesel olarak katılım gösterir, çizgisine ve Önderliğine yüksek sesle sahip
çıkar ve büyük bir katılımla, Önderliğimiz ve halkımıza karşı geliştirilen
saldırılar karşısında durursa, bu hepimiz için bütün yılın başarısı için önemli
bir adım olacaktır. Bu nedenle bütün halkımızdan Newroz’a katılmalarını, hem 21
Mart günü, hem de Newroz haftasının tümünde, halkımız değerlerine sahip çıkarak,
fedakarlık göstermeli ve Newroz eylemlerine katılmalıdır. Türk devleti habire bu
Newrozda “olaylar çıkacak, çatışmalar yaşanacak” diyerek ortamı germek
istemektedir. Bu büyük bir yalandır. Ortamı gererek Newroza katılımı engelleme
amacını taşımaktadır. Bizim cephemizden böyle bir şey yaşanmayacaktır. Bizler
Newroz’u barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istiyoruz. Bu, geri adım
atacağımız, kazanımlarımızda ısrar etmeyeceğimiz anlamına elbette gelmemektedir.
Bu konuda mücadelemizin tarihinde ortaya çıkan iradeyi temsil edeceğiz. Newroz’u
barış içinde karşılama amacını taşıyoruz. Bu noktada kimse düşmanın oyununa
gelmemelidir. Özellikle kendine Kürdüm diyen tüm yurtsever kesimler böylesi
önemli ve hassas bir süreçte, özgürlük mücadelesine destek vermeli ve
düşmanlarımıza umut vermemelidir. ‘’
KORUCULARA ÇAĞRI
‘’Buradan özellikle koruculara sesleniyorum’’ diyen Karayılan koruculara şu
çağrıda bulundu: ‘’Önümüzdeki baharda bir çatışma durumunun yaşanması ihtimal
dahilindedir. Kendinizi bir kez daha düşman askerlerine kalkan yapmamalı,
oyunlara gelmemelisiniz. Bu hassas süreçte siz de halkınızın yanında yer
almalısınız.’’
‘’Ben bu kutlu ve tarihsel günde, birlik ve kardeşlik, özgürlük mücadelesini
yükseltme günü vesilesiyle, tüm Kürt siyasetçilerine, yine halkına karşı kendini
sorumlu gören Kürdistan’ın tüm siyasal örgütlenmelerine bir kez daha çağrı’’
yapan Karayılan ‘’Önderliğimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen
saldırı çok ilkel ve insanlık dışı bir saldırıdır. Bu çerçevede herkesi
Önderliğimizin sağlığına sahip çıkmaya ve bu temelde ulusal bir tavır
sergilemeye, güçlü bir tutum göstermeye çağırıyoruz. Herkes bu hususta Önder Apo
üzerindeki bu saldırının ne anlama geldiğini görmelidir. Bu saldırı, Kürt
halkının iradesini yok etmeyi amaçlayan yeni bir konseptin pratik uygulamaya
geçirilmesidir. Kimse bu hususta kendisini kandırmamalıdır’’ ifadelerini
kullandı.
KAPSAMLI İMHA PLANLARI
Karayılan, bugün hareketleri üzerindeki saldırılar ne kadar ağırlaşırsa
ağırlaşsın, bunu karşılama gücü ve kudretine sahip olduklarını kaydederek,
şunları ifade etti: ‘’Türk devleti hiçbir savaş kuralını tanımadan çok kirli
yöntemlerle Önderliğimiz dahil olmak üzere hareketimizin her ferdine karşı
geliştirerek, fırsat bulursa yaşam olanağı tanımayacağını gösterdiği pratiklerle
kanıtlamaktadır. Amed Kulp’ta da görüldüğü gibi Behzad, Botan ve diğer beş
yoldaşımız Türk devleti tarafından zehirlenmiştir. Yine güçlerimiz üzerinde
yoğun operasyon ve daha kapsamlı imha planları yapmaktadır.
Halkımız üzerinde de ağır bir baskı uygulamaktadır. Kürt siyasetçileri sebepsiz
yere tutuklanmakta ve baskı altına alınmaktadır. Üzerimizde sömürgeciliğin ne
kadar baskısı olursa olsun, biz yine de güçlüyüz. Çünkü oldukça güçlü bir
konumda bulunmaktayız. Herkes şunu bilmelidir ki, sömürgeciliğin bu saldırıları
onların güçlülüğünden değil, güçsüzlüğünden kaynağını almaktadır. Onurlu ve
şerefli bir devlet, denetimi altında bulunan birini zehirlemez, güçlü bir devlet
kendi karşısında mücadele yürüten bir hareketin üyelerini ajanlar yoluyla
zehirlemez. Bunların hepsi Türk devletinin zayıflığını göstermektedir. Türk
devleti Önderliğimiz ve hareketimiz üzerinde uyguladığı kirli yöntemlerin
pratikleriyle suçüstü yakalanmıştır.’’
‘ÇILGIN SAVAŞ’ UYARISI
‘’Hareketimiz, Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki planları ortaya çıkardığı
kanıtlarla deşifre etmiştir’’ diyen Karayılan, ‘’bu imha planlarını bozacak güç
ve hazırlıklarının’’ olduğunu kaydetti. Karayılan bu konuda şu uyarılarda
bulundu: ‘’Hareketimiz 2007 yılında her zamankinden daha fazla güçlüdür. Çok
ağır olsa da halkımızla beraber önümüzde duran yükü kaldırabilecek güçtedir.
Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki saldırılara karşı çok güçlü bir cevap
verebiliriz. Ama biz hala barışçıl bir sürecin gelişmesini, Kürt sorununun
demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz, bu konudaki inancımızı korumak
istiyoruz. Eğer böyle demokratik bir çözüme gelmezlerse, gelişecek olan çok
çılgın savaş sürecinin sorumluları kendileri olacaktır. Bu çerçevede halkımızdan
bu Newroz vesilesiyle, meydanlarda, Türk devletine hükümet yetkililerine ve
kamuoyuna, herkese durumun ciddiyetinin çağrısı yapmalıdır. Önderliğimiz,
hareketimiz ve halkımız üzerindeki saldırılar bu şekilde devam ederse, gelişecek
olan sürecin sorumlusu biz değil onlar olacaktır demelidirler.’’
ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI
Karayılan bugün Türkiye’de ‘’milliyetçi- şovenist bir dalga ekseninde Kürt
düşmanlığının’’ geliştirilmekte olduğunu ifade ederek, şu çağrılarda bulundu:
‘’Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı biz yine de Newrozda halkların kardeşliği,
özgürlüğü ve eşitliği sloganlarını haykırarak barış şiarını yükselteceğiz.
Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak bu Newroz’u ulusal
birlik günü haline getirme görevimiz vardır. Halkımız Kürdistan’ın bütün
parçalarında tek bir yürek ve tek bir sesle Newroz’a katılıp herkese mesajını
vermelidir. Bu Newroz Kürt halk birliğinin sağlandığı, halkımıza karşı
geliştirilen saldırılar karşısında halkımızın tüm güçlerinin birlik olduğu ve
meydanlarda bunu haykırmalıdır. Kuzeyde, Güneyde, Doğuda, Batıda ve yurt dışında
tüm Kürtler sesini yükseltmelidir. Özellikle Kürdistan üzerindeki oyunlar
noktasında, Kuzey ve Güney Kürdistan üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı
herkes duyarlı olmalı ve birbirine gereken desteği sunmalıdır.
Bu Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez daha ulusal konferans çağrısı
yapıyoruz. Gelişen imha saldırı konseptine karşı Kürt halkının stratejik
birliğinin oluşması, güçlerimizin birleşmesi için çağrı yapıyoruz. Bu ulusal
birlik ekseninde üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğimizi
belirtiyoruz. Bu esasta halkımız 2007 Newroz’unu büyük bir kalkış Newroz’u
haline getirerek, Önder Apo’ya sahip çıkma gününe dönüştürmelidir. Yine halkımız
bu Newrozu Kürt halkının ulusal birlik ve tavır günü, halkların kardeşliği
şiarının haykırıldığı bir gün haline getirmelidir.
Bu temelde halkımızın 2007 Newroz’una yapacağı katılımla geleceğine sahip
çıktığını, bu önemli sürecin zafere taşınmanın kararlılığında olduğunu herkese
göstermelidir. Yine özgürlük, birlik ve kardeşlik sesini daha da yükseltmelidir.
Bu inançla bir kez daha tüm Kürdistan halkının ve Kürt halkının tüm dostlarının
Newroz bayramını kutluyorum ve diyorum ki ‘Önderliksiz yaşam olmaz! Ya özgürlük
ya ölüm!’’’
ANF NEWS AGENCY
KKK Yürütme Konseyi üyesi ve Meşru Savunma Komitesi Başkanı Duran Kalkan, Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulundu. Zehirlenme kararının Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (TMYK) 2006
Temmuz’unda yapılan iki günlük toplantıda alındığını söyleyen Kalkan, ‘’Biz 1
Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, onlar
ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ dedi. Kalkan, TMYK’da ayrıca ‘öldürülecekler listesi’,
ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ hazırlandığını belirterek, ‘’ölüm
mangalarının bir bölümü elimizdedir’’ açıklamasında bulundu. Kalkan, kimlerin
öldürülmek istendiğine dair ‘’epeyce bilgi’’ olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulunan KKK, Duran Kalkan, kamuoyuna daha öne bazı somut bilgiler sunduklarını
belirterek şunları dile getirdi: ‘’Açığa çıkarttığımız önemli hususlar da var.
Açığa çıkartılması gereken birçok yön de söz konusudur. Herşeyden önce bunun
PKK’yi imha ve tasfiye planı temelinde geliştirilen bir saldırı olduğunu
bilmemiz gerekiyor. Tabii, PKK’nin imhası ve tasfiyesi demek, Kürt halkının ve
Kürtlüğün imhası ve yok edilmesi demektir. Dolayısıyla Önder Apo şahsında PKK ve
onun şahsında da Kürt halkı tarihten silinmek, yok edilmek, zalimce ve kirli
saldırılarla imha edilmek istenmektedir. Şimdiye kadar biz, acaba AKP hükümeti
ya da onun içinde bazı kesimler dürüst yaklaşarak olayın üstüne gidip
sorumluları açığa çıkarırlar mı diye bekledik. Bir şans verelim, fırsat
tanıyalım dedik. Fakat gördük ki AKP hükümeti bütünlüklü davranıyor. Olayın
üzerini kapatmaya çalışıyor. Cinayeti tümüyle kamuoyunun gözü önünde üstlenmiş
durumdadır ve bu cinayeti işliyor. Buradan baktığımızda da hükümetin işin
içerisinde olduğu, zehirlenme olayının arkasında başta Tayip Erdoğan ve Abdullah
Gül olmak üzere, AKP kurmaylarının ve hükümetin olduğu ortaya çıkmış oluyor. Tüm
devlet yönetimi ve hükümet tarafından planlanmış, insanlık, hukuk ve ahlak dışı
bir saldırıyla yüz yüzeyiz. Bunu genel Hareketimiz için yapıyorlardı, anlam
veriyorduk. Fakat yaşamı kendi güvenceleri altında olması gereken bir kişiye
karşı da yapacak kadar küçüleceklerini düşünmemiştik. Fakat açığa çıktı ki inkar
ve imha sisteminin, saldırıda, kirli savaş yöntemleri ve insanlık dışı
yöntemlerini kullanmada sınır tanımayan bir duruşu var. Bu bakımdan bazı
gerçekleri daha ortaya koymak gerekiyor.’’
TEMMUZ 2006’DA ZEHİRLENME PLANI TMYK’DA OLUŞTURULDU
‘’Şu iyi bilinmeli ki, Önder Apo’ya yönelik geliştirilen sistematik zehirleme
olayı planlı bir olaydır’’ diyen Kalkan, bu planın ne zaman, nasıl ve ne amaçla
yapıldığını anlattı: ‘’Bu plan, 2006 yılının Temmuz ayında oluşturuldu. Ben
şimdi günler itibariyle tarihleri tam ifade edemem. Fakat arşivlere bakıldığı
zaman hangi gün ne yapıldığı ve ne söylendiği açığa çıkartılabilir. 2006 yılının
Temmuz ayında yaşananları peş peşe hatırlayalım, göz önüne getirelim. O zaman da
tartışmalar yoğundu. Türkiye devletinin sınır ötesi operasyon yapıp yapmayacağı
tartışması, tüm siyaset gündemini kaplıyordu. Böyle bir ortamda önemli
toplantılar yapıldı ve kararlar alındı. Bunların önemli bir bölümü o zaman
basına da yansıdı. Bazılarıysa yansımadı. Ya da yansıtılmadı, gizli tutulmaya
çalışıldı.
Örneğin Temmuz sonunda bir gün bir gazeteci Tayip Erdoğan’a “PKK’yi tasfiye
planınızın olduğu söyleniyor, bu gerçek mi, böyle birşey var mı?’ diye sorunca,
Tayip Erdoğan da ona “sen vatan haini misin?’ dedi. Bu soruyu sormayı vatan
hainliği saydı. Şaşırtıcı bir durumdu. Kaldı ki Türkiye yönetimlerinin de
çeşitli çevrelerinin de en kolay söyledikleri söz, övünerek dillendirdikleri
husus PKK karşıtlığıdır, PKK’yi tasfiye etme isteğidir. Bir gazetecinin, böyle
bir çabasının olup olmadığını hükümete sorması kadar doğal birşey olamaz. Bunu
Başbakan vatan hainliği saydı. Neden? Çünkü, gizli bir plandı bu. Hükümet
kararlaştırmıştı, gizli tutuyordu, takip edilmesini ve açığa çıkartılmasını
istemiyordu. Niye? Çünkü içinde kirli işler vardı. Bu kirli işler şimdi açığa
çıkıyor. Bunlar açığa çıkmasın diye yapıyordu. Öyle davranıyordu. Diğer yandan
güya, PKK anlamasın, uyanmasın diye yapıyordu. Gizli kalsın ki imha planı
başarıyla uygulanabilsin. Bu bakımdan Türkiye Başbakanı Erdoğan, PKK’nin tasfiye
edilip edilmeyeceğini sorusunu vatan hainliği olarak değerlendiririm diyecek
kadar, bir noktaya getiren süreç ve olaylar nasıldır, ona bakalım:
‘VUR ÖLDÜR’ KARARI
2006 yılı Temmuz ayının muhtemelen ortalarındaydı. Abdullah Gül’ün başkanlığını
yaptığı “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” (TMYK), iki günlük bir toplantı
yapmıştı. Bu toplantı önemlidir. Önemli kararlar alınmıştı. Zaten toplantının
ardından hükümet toplandı. Kurulun kararlaştırdığı hususlar, hükümete
götürülerek orada da karar haline getirildi ve Temmuz sonunda MGK’ya sunuldu.
Kurulun iki günlük toplantısı ardından Abdullah Gül şu açıklamayı birkaç kez
yaptı: ‘Terörle mücadelede siyaset organı, alması gereken tüm kararları
almıştır. Kararları uygulayacak organlara gerekli yetki ve görevler verilmiştir.
Dolayısıyla terörle mücadele artık hükümetin işi olmaktan çıkmıştır. Hükümet hem
gereken kararı vermiş, hem yetki ve görev vermiş hem de her türlü imkanı tesis
etmiştir’
Yani önemli karar aldıklarını, artık PKK’ye karşı mücadelede ordunun, polisin,
MİT’in ve istihbaratın sorumlu olduğunu ortaya koymuş oldu. Bu önemli bir
durumdu. O zaman da biz tartışmıştık ve bundan ne anlamalıyız noktasında, hem
görüşlerimizi örgüte rApor etmiş hem de kamuoyuna kısmi bazı açıklamalar
yapmıştık. ‘Ne demek istiyor Abdullah Gül, yeni anlamında ne tür kararlar almış
olabilirler?’ diye tartışmıştık. Çünkü, zaten PKK’ye karşı mücadelede Türkiye
yönetiminin her türlü kararı almış olma durumu var. Acaba yeni ne olabilir,
dolayısıyla iki günlük toplantının önemi ne olabilir diye düşündüğümüzde şu
sonuca varmıştık: Yönetimimiz için ‘vur ve öldür kararı’ alındığını
belirtmiştik. Bunun kesin olduğu şimdi iyi ortaya çıkmış durumdadır. TMYK’nin,
söz konusu toplantısında, örgüt yönetimimiz için her türlü yöntem kullanılarak
öldürme kararı verilmiştir. Kurulun bu kararı hükümetçe de onaylanmıştır.
Dolayısıyla da MGK’dan da onay alınmıştır.
CÜNEYT ZAPSU’NUN SINIRÖTESİ GÜÇLERİ!
Konu, pratikleşme itibariyle, daha çok sınır ötesi operasyon nasıl olacak
noktasında tartışıldığı için bu hususa da yine -Temmuz’un 17 ya da 20’si
arasında bir tarihte olacak - Kanal D’de canlı yayında yaptığı bir açıklamayla
Başbakanlık danışmanı Cüneyt Zapsu açıklık getirmiştir. Biliniyor bir günde dört
büyük devletin elçileriyle görüştükten sonra Zapsu, Kanal D’nin akşam
programında, “teröre karşı mücadele” ve sınır ötesi operasyon konusu dahil
görüşler açıkladı. Çok somut söylemişti, ‘Sınırötesi operasyon öyle onbin,
ellibin, yüzbin kişilik askerle yapılacak bir operasyon değil, kimse öyle
beklememelidir, bu bir özel kuvvet operasyonudur, özel tim operasyonudur’
diyordu. Şunu da ekliyordu: ‘Nitekim bu konuda gerekli hedefler belirlenmiş,
görevlendirmeler yapılmış, birimler yani özel timler harekete geçmiştir,
operasyon başlamıştır. Hatta bazı birimler hedeflerine ulaşmış durumdalar.
Yakında sonuçlarını herkes görecektir’ diyordu. Zapsu’nun sözleri araştırılıp
bakılabilir. Biz gereksiz yere suçlamak istemiyoruz ama söylenenler öz
itibariyle bunlardır. Zaten açık ve anlaşılır ifadelerdi. Şimdi bununla
birleştirilince TMYK’nin toplantısı ve arkasından gelen hükümet ve MGK
toplantılarında, Örgütümüze ve yönetimimize yönelik yeni şeyler içeren kapsamlı
bir planlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılıyordu. Biz, bunu şöyle
değerlendirmiştik: İstihbarata ve kontrgerilla güçlerine dayanarak yönetimimize
karşı çeşitli suikastler gerçekleştirilecek, gerillaya karşı - zaten o zaman
ateşkes tartışılıyordu - ateşkes ile bir gevşetme ve zayıflatma durumu
yaratılacak, halk üzerinde baskılar uygulanacak. Kaygı ve panik yaratıp bir
dağılma süreci yeniden Hareketimize dayatılmaya çalışılacak, diyorduk.’’ Kalkan,
‘’Yani Tayip Erdoğan’ın, tartışılmasını hainlik olarak tanımladığı PKK’yi
tasfiye planının özünün bu olduğunu değerlendirmiştik’’ diyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ‘’Zaten devlet ve hükümet yetkilileri, ‘terörün katlanılabilir
sınırlara çekilmesi’ gereğinden söz ediyorlardı. Kendi amaçlarını, o dönemde
‘terörün katlanılabilir, yaşanılabilir sınırlara’ yani marjinal sınırlara
çekilmesi olarak tanımlıyorlardı. Dolayısıyla, Hareketimiz bu biçimde marjinal
kılınıp siyasi güçten düşürülerek, Önder Apo örgütsüz bırakılmak isteniyor, diye
değerlendirdik. Çünkü Önder Apo’yu imha edemediler.
Uluslararası Komplo’nun temel amacı imha etmek olmasına rağmen onu
başaramadılar. Yine Önder Apo’yu susturamadılar. İmralı sistemi, tarihte eşi
bulunmayan izolasyon, işkence ve baskı sistemi olmasına rağmen Önder Apo, bu
sistemi de parçaladı. Kendini yenileme, yeniden yaratma gücünü gösterdi.
Dolayısıyla Özgürlük Hareketimizin yenilenmesi, yeniden yapılanması ve daha
güçlü gelişmesi gibi bir süreç gelişti. İmralı sistemi de Önder Apo’yu
engelleyememiş oldu. Önder Apo’nun dehası ve çalışma gücü karşısında İmralı
sistemi de yenilmiş oldu. Dolayısıyla imha edemeyince, engelleyemeyince bu
sefer, örgütsüz bırakılarak başarısız kılınmak, yenilgiye uğratılmak isteniyor,
diye değerlendirmiştik. Örgüt olmayınca, oluşturulan düşünceler pratikleşmeyince
tabii Önderlik gerçeğimizin toplumsal yaşamda etkili olması gerçekleşmeyecekti.
Böylece Önder Apo durdurulmak, başarısız kılınmak ve yenilgiye uğratılmak
isteniyor, demiştik.‘’
‘İMHA EDEBİLİRLER DİYE BİZİ UYARDILAR’
Öcalan’ın o koşullarda imha edilmek isteneceğinin akıllarından hiç geçmediğini
belirten Kalkan, bu konuda bazı çevreler tarafından uyarıldıklarını şöyle dile
getirdi: ‘’Oysa aynı zaman sürecinde, bazı çevreler bu konuda bizi uyardılar.
‘İmha girişimleri olabilir, araştırma yapsanız iyi olur’ dediler. Bugünkü gibi
anlamlandıramasak da yine de dikkate aldık ve bir araştırma yapılmasını istedik.
Çabalarımızın sonucu, bu vahşi ve insanlık dışı cinayet olayını gündeme getirdi
işte. Gördük ki, Önderliğimiz gerçekten de iz bırakılmayacak şekilde
zehirlenerek imha edilmek isteniyor. Bu konuda kararları nettir. Üzerinde
inceleme yapılan saç tellerinin Önder Apo’ya ait olmadığı söyleniyor. Bu
yalandır. Önderliğimize ait olduğu çok somuttur ve o saç telleri üzerinde de
gerekli muayene yapılmıştır. İki kimyasal maddeyle yapılıyor. Hastalık yapıyor
bu maddeler. Vücutta hastalık yaptıktan sonra da atılıyorlar. Bundan sonra da bu
tür maddelerin bilinçli verilmiş olduğu anlaşılamıyor. Çeşitli kanser türleri
gerçekleştikten sonra da zaten tedavisi mümkün olmuyor. Önder Apo İmralı’da, AKP
hükümetinin yönetimi ve Türkiye devletinin sorumluluğu altında, İmralı
sisteminden sorumlu olan AB ve ABD’nin izni ve onayı temelinde zehirlenerek imha
edilmek isteniyor. Bu girişim yapılmıştır. Bu süreç ilerliyor, işliyor. Şimdi
açığa çıkan düzey bu oluyor. ‘’
ÖLÜM MANGALARI ELİMİZDE’
TMYK’da ‘öldürülecek ve tutuklanacaklar’ listelerini hazırlandığını da söyleyen
Kalkan şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Temmuz ayında iki günlük toplantı
yapan TMYK’nin iki liste hazırladığı açığa çıkıyor. Birincisi ‘öldürülecekler
listesi’, ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ Tutuklanacaklar listesi basına da
verildi. ABD’nin PKK koordinatörüne veriliyor ve iadeleri isteniyor. Avrupa’dan
ve Irak’tan isteniyor. Türkiye’nin içinde olanlar tutuklanıyorlar. Böyle
tutuklanması gerekenler listesi var. Yüz kişinin üzerinde isimlerden oluşuyor bu
liste. Bu liste yanında bir de vurulacaklar listesi var. Öldürülmesi, imha
edilmesi gerekenler listesi. Bunu söz konusu kurul kararlaştırmış, hükümet de
onaylamıştır. Tabii Genelkurmay’da da uzlaşma ve işbirliği dahilinde MGK’nin
olurundan geçirilerek bu karar uygulamaya konmaya çalışılıyor. Cüneyt Zapsu’nun
Özel Kuvvet operasyonu dediği operasyon işte budur. Listedekilerin öldürülmesi
için görevlendirilen özel tim kuvvetini ifade ediyor. Nitekim, böyle
görevlendirilmiş birçok tim var. Hemen sonra Ağustos 2006 başında, HPG Meclis
üyesi İbrahim arkadaşımız böyle bir saldırının kurbanı oldu. Zaten o durum bizi
bu konuda biraz daha uyardı. İşte Amed’de 7 gerillanın yine böyle bir kontra
kişi tarafından katledildiği bilgisi şimdi basına yansıyor. Bir de Cüneyt
Zapsu’nun ölüm mangalarının bir bölümü elimizdedir, açığa çıkarmış ve tutuklamış
bulunuyoruz. Onların verdiği bilgiler var. Kimlerin öldürülmek istendiğine dair
epeyce bilgimiz oldu. Kurulun hazırladığı ölüm listesinin bir bölümünü biliyoruz
şimdi. Yine bu ölüm mangalarını kimlerin eğittiği, hangi yollardan
geçirildikleri, neyle görevlendirildiklerine dair de elimizde önemli bilgiler
var. Yani Zapsu’nun timleri şimdi hesap verme safhasındadırlar. Öyle anlaşılıyor
ki, Temmuz 2006’dan bu yana AKP hükümeti ve Türkiye yönetimi, ne zaman ölüm
haberimizi duyacaklarını beklerlermiş.’’
‘SAVAŞÇILIK YAPIYORLARSA MERTÇE YAPSINLAR’
‘’Biz 1 Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz
ederken, onlar ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: Bunun ne zaman
gerçekleşeceğini ve bunu ne zaman duyacaklarını beklerlermiş. Geçen aylarda
birçok kez basında çıkan işte Kandil’de birçok PKK’li bilmem nasıl zehirlendi,
hastaneye kaldırıldı, Murat Karayılan hastalandı, Hewlêr’de nasıl tedaviye
götürüldü, Cemil Bayık nasıl hastadır, Güney yönetimi nasıl tedavi ediyor...
Bu ve benzeri haberler aslında beklentinin basına sızması oluyor. Basında bazı
çevrelerin de bu konuda bilgileri var. Onu yansıtıyorlar. Belki de talimat
vermek oluyor. Yani hazırlanıp gönderilmiş ölüm mangalarına talimat vermek
oluyor. Biz bunları Ağustos ayında söylediğimizde, Cüneyt Zapsu, doğru
olmadığını ifade etmişti. Fakat adamları elimizdedir. Eğer gerçekten biraz
dürüstlüğü varsa, yaşamlarını kurtarmak için devreye girmelidir. Gelip onları
kurtarmaya çalışmalıdır yani. Hiç olmazsa o zaman belki biraz ciddi bir kişidir,
biraz dürüstlüğü vardır, diyebiliriz. Yoksa böyle gençleri düşür, uyuşturucuyla
şunla bunla düşür, çeşitli vaatler ver, eğit, ondan sonra serseri mayın gibi
gönder. ‘Gidin şunu vurun bunu vurun’ de. Şöyle suikast yapın, böyle zehirleyin
demek olmaz. Türkiye devletine yakışmıyor bu. AKP hükümetine hiç yakışmıyor.
Savaşçılık yapıyorlarsa mertçe yapsınlar, yiğitçe yapsınlar.
‘CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYUYORUZ, SİZ DE UYUN’
Herkes zehir kullanabilir. Ortada dolaşıyor zehirler. Sadece kendilerinin mi
elinde var, kendileri mi ulaşabiliyorlar? Sorun öldürmekle halledilecekse herkes
öldürebilir. Kendilerini ne sanıyorlar? Böyle ahlak dışı, hukuk dışı kirli savaş
yöntemlerini uygulamamak gerekir. Biz buradan çeşitli uluslar arası kurumlara da
sesleniyoruz: Hareket olarak Cenevre Sözleşmesini imzaladık. Anti mayın
anlaşmasını imzaladık. Bunlara uyuyoruz fakat karşı tarafın da uyması gerekiyor.
Şimdi bu kurumlar nerededirler? Önder Apo’ya zehir veriliyor. Tutsaktır, yaşamı
devletin güvencesi altındadır. Yönetimimiz, ben de dahil, zehirlenmek istiyoruz.
Ortada bir sürü zehir paketi dolaşıyor, vurulmak isteniyoruz. Şimdi bütün
bunları yapma hakkı Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin elinde midir? Dünya
hukuku sadece Kürtleri ve PKK’yi mi bağlıyor? Bu kadar açık imha saldırısı
yürüten, bir halkın herşeyini inkar eden Türkiye yönetimi için bu kurallar hiç
geçerli değil mi? ‘’
‘ÖCALAN ÖLDÜRÜLECEKLER LİSTESİNİN BAŞINDA’
Kalkan, Öcalan’a yönelik zehirleme sürecinin de Temmuz’da başladığını
söyleyerek, bunun planın bir parçası olduğunu kaydetti. Kalkan şunları söyledi:
‘’TMYK, Önder Apo’yu zehirleme kararı vermiştir. Açıkça suç duyurusunda
bulunuyoruz. Suçluyu tespit ettik, ilan ediyoruz. Temmuz ayında oluşturulan
“öldürülecekler listesi”nin başında Önder Abdullah Öcalan’ın olduğunu, üç hafta
önce anlayabilmiş ve öğrenebilmiş bulunuyoruz. Şimdi böyle bir plan var. Türkiye
devleti tarafından öldürülme kararı verilen sadece Önder Apo değil, PKK’nin bir
grup yöneticisidir. Bazı isimler daha çok önde zikrediliyor. Olmazsa, direnişi
örgütleyen bütün yönetimlerin imha edilmesi görevinin bu timlere verildiğini
biliyoruz. Onlar bize söylemiş durumdalar. Açığa çıkarmış durumdayız.
Dolayısıyla biz ateşkes ilan ederken, Önder Apo ateşkesin stratejik başarısı,
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için en ağır
işkence altında dua edercesine çalışırken, Hareketimiz ve Halkımız
Önderliğimizi, en ağır bedeller ödemesine rağmen büyük bir fedekarlık göstererek
izlerken şunu görüyoruz ki, AKP ve Türkiye yönetimi bizi yok etmek istiyor. Yani
bir çözüm arayışı falan yok onlarda, bu gittikçe bizde bu durumda netleşmiş
oluyor. Bizim bu tutum ve çabamıza rağmen devletin ve hükümetin tutumu ise şöyle
oluyor: Önderliğimizin ve yönetimimizin bazı üyelerinin katledilmesi,
diğerlerinin ve önemli kadro gücünün tutuklanması, Maxmur’un kapattırılması,
Avrupa’daki Kürt yurtseverlerin tutuklanması ve kurumların kapatılması,
DTP’lilerin hapse doldurulması, Kuzey’de ve Türkiye’de her türlü baskı ve
tutuklama furyasıyla önde gelen yurtsever çevrelerin tutuklanması...
Hareketimizin tasfiye edilmesi hedefleniyor. Şimdi Önder Apo’yu zehirleme
girişimi böyle bir saldırı planının birinci halkasıdır, parçasıdır. Gerillada da
zehirlemek için yürütülen çabalar var. Şimdi zehirlemeye dayalı böyle bir imha
planı ile Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yüz yüzedir.’’
CİNAYET PLANI BOZULDU
Öcalan’a yönelen saldırının, ‘’barışa, demokrasiye, halkların kardeşliğine ve
Kürt halkının varlığına’’ yönelik olduğunu belirten Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder
Apo demek Kürt halkı, barış, demokrasi ve insanlığın zehirlenmesi demektir. Bunu
tüm halkımız, demokratik kamuoyu böyle anlıyor ve doğrusu da budur. Zaten genel
bir imha planının bir parçası olduğu açığa çıkmıştır. Bu plan açığa çıkmıştır’’
dedi.
‘’Gizli plan deşifre olmuştur sayın Başbakan Tayip Erdoğan, diyoruz’’ diye devam
eden Kalkan, şunları ifade etti: ‘’İster vatan haini de ister ne dersen de, ama
insanlık dışı yöntemler içeren cinayet planın bozulmuş bulunuyor. Dolayısıyla
PKK’yi tasfiye ve imha planı açığa çıkmış, deşifre olmuştur. Oyun bozulmuştur.
Ne kadar kötü olsa da, tehlikeli olsa da gerçekten caniyane olsa da, biz diyoruz
ki gelin, vazgeçin bundan. Hatadan ve yanlıştan dönmeyi bilmek lazım. Yani bu
yanlışla Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin gidebileceği bir yer yoktur.
Böyle açık cinayet işlemekle Türkiye devleti ve AKP hükümeti kendini kurtaramaz,
geliştiremez. Kazanacağı birşey olamaz. Farzedelim ki planladıkları gibi oldu ve
bizi öldürdüler, ne kazanacaklar? Kırk milyon Kürt var, hepsi özgürlük istiyor,
demokrasi istiyor, insanca yaşam istiyor. ‘Ya özgür yaşam ya hiç’ diyor. Böyle
bir noktaya gelmiştir. O nedenle, bu inkarcı ve imhacı zihniyetten tövbe
edercesine vazgeçmek gerekiyor.‘’
‘PKK BİNLERCE FEDAİDİR’
PKK’nin binlerce fedai olduğu uyarısında bulunan Kalkan şöyle konuştu: ‘’Şunu da
ifade etmek isterim burada: Hem Türkiye yönetimi hem de dış güçler iyi
bilsinler. Olacaksa bir Kürt çözümü, Kürtlerin bir örgüt ve yönetim haline
gelmesi, bu ancak Önder Apo öncülüğünde olacaktır. Eğer Önder Apo öncülüğünde bu
meseleler çözümlenmezse, başka çözüm olmayacaktır. “Apo’yu aşarız, PKK
yönetimini aşarız, başka yönetimler çıkar, onları kendi içimize çekeriz” hesabı
yapılıyorsa, bu yanlış hesaptır. PKK böyle bir örgüt değildir. Böyle bir örgüt
olmayacaktır da. Olursa çözüm, Önder Apo’yla olacaktır, olmazsa, PKK binlerce
fedaidir ve bu fedailik inkar ve imhacı zihniyetin ve sisteminin başında
patlayacaktır. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bir gün bile gecikmeden, bu yanlış
hesap ve karanlık niyetten vazgeçilerek biraz demokratik tutuma ve çözüm yoluna
girilmelidir. Bunun başlangıcı da tabii Önder Apo’nun tarafsız bir heyet
tarafından muayene edilip tedavi sürecinin hemen başlatılmasıdır. Önder Apo’ya
dayatılan bu imhanın durdurulması ve önlenmesidir. Eğer bu yapılmazsa artık
Türkiye kendi geleceğini karartmış demektir.’’
TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİ KALMAYACAK UYARISI
Duran Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder Apo, zehirlenen Türkiye’dir. Türkiye toplumunun
istikrarıdır, barışıdır, Kürt-Türk ilişkileridir’’ diyerek, ‘’Artık böyle bir
ilişki kalmayacak, geri döndürülemez bir düşmanlık süreci gelişecektir’’
uyarısında bulundu: Kalkan, ‘’bu nedenle, ne kadar ne kötü niyetli olunursa
olunsun, karanlık işler içine girilmiş olunursa olunsun, herkes biraz –varsa-
vicdanlı davranarak, bu yanlış hesaptan dönerek ve ters adımları durdurarak,
olumlu yöne girmelidir diyoruz. Biz yine de Hareket olarak bu şansı Türkiye
yönetimine ve AKP hükümetine vermek istedik. Kürt toplumu bunu verdi ama artık
bunun sonuna geliniyor. Sabrın sınırı vardır. Bu doğru anlaşılmalı, iyi
kullanılmalıdır’’ dedi.
Özellikle de Türkiye’yi sevenler, Türkiye toplumunun özgür geleceğini
isteyenler, Türkiye’nin aydınları, yazarları, demokratik güçleri ve
sanatçılarına sesleniyoruz: Bir felakete doğru gidiliyor. Daha hangi güne
duruluyor, ne bekleniyor? Doğru düşünmeliler ve bu gidişe “dur” diyecek bir
tutuma girmeliler. Adeta kıyamet koparmalılar. Yoksa tersinden kıyamet kopar ve
bundan hiç kimse sağlam çıkmaz. Hiç kimseye de bunun, kuşkusuz bir yararı olmaz.
Dolayısıyla sürecin böyle geliştirilmesinin önlenmesi gerekir, diyoruz.
Özellikle Kürt halkı, aydınları, kurumları ve yurtsever demokrat insanlarımız bu
konuda duyarlı olmalılar. İyi anlamamız gereken, sağlam durmamız gereken bir
süreçteyiz. Durum ciddidir, süreç tehlikelidir. İmhamıza karar kılmış bir
topluluk var karşımızda. Sistem var, yönetim var. Bununla mücadele ediyoruz. Bu
kararı bozacak, değiştirecek, özgür yaşamı ve geleceği yaratacak bir direniş ve
tutum içerisinde olmalıyız. Sistem başka türlü mücadele edemediği için bu
çılgınca yöntemlere başvuruyor. Demek ki daraltılmıştır, zayıflatılmıştır. Eğer
sağlam durur, etkili mücadele edersek inkar sistemini parçalamak, Kürt halkının
demokratik özgür yürüyüşünü ilerletmek mümkündür.
ANF NEWS AGENCY
AMED (20.03.2007)- DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, bütün engelleme ve baskılara rağmen
Newroz'u bayram havasında kutlayacaklarını söyleyerek, ‘’gerginliğe izin
vermeyeceğiz. Herkes halkın bayramına saygılı yaklaşması gerekir’’ dedi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yarın Fuar Alanı'nda "Ya gerçek demokrasi ya hiç"
sloganı ile yapılacak Newroz Kutlaması öncesi DTP Diyarbakır İl binasında basın
toplantısı düzenledi. Newroz'un barış ve özgürlük bayramı olduğunu belirten
Türk, "Newroz'un bayram ruhu ile kutlanacağından hiçbir endişemiz yok" dedi.
Ortadoğu ve Kürt halkı için Newroz'un çok büyük anlamı olduğunu belirten Türk,
şunları söyledi: "Hep birlikte alanda halaylar çekerek Newroz'u yad ederek
kutlama yapacağız. Biz Newroz'u barışa kardeşliğe ve özgürlüğe yol açan bir
anlayış ile karşılayacağız. Halkımız ile birlikte duruşumuzu sergileyeceğiz."
Herkesi yarın Fuar Alanı'na Newroz kutlamasına davet edenTürk, Newroz'un sadece
Kürtlerin değil Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin
barış ve özgürlüğe özlem duyduklarını ve Newroz'u Newroz gibi kutladıklarını
ifade eden Türk, "Newroz'u resmileştirerek içi boşaltılıyor bir hale
getirilmesinden rahatsız oluyoruz. Newroz'u amacına ve anlamına uygun kutlamak
istiyoruz. Halkımızında talebi de budur" diye konuştu.
Bazı güçlerin gerginliği sırtlayarak ya da tehdit ederek, Newroz'a katılımı
düşürme çabası içinde olduklarına dikkat çeken Türk, "Biz bayram anlayışı ile
kutlayacağız. Onlara karşı dik duracağız. Gerginliğe meydan vermeyecek bir tavır
sergileyeceğiz. Tabiki herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Güvenlik
güçlerininde bizim gibi hassasiyet göstermesi gerekiyor. Halkın bayramıdır
herkesin saygılı yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (06.08.2007) - KCK Yürütme Konseyi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin
Ankara ziyareti öncesinde yayınladığı açıklamada PKK’ye karşı ortak operasyon
girişiminin ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını duyurdu. KCK ayrıca
Dersim’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden HPG Askeri Konsey üyesi Nesih
Özcan ve diğer gerillalara Kürt halkının serhildanlarla sahip çıkması çağrısında
bulundu.
Güney Kürdistan’a bir askeri operasyonunun tartışıldığı bir dönemde Ankara’ya
yarın önemli bir konuk geliyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin kritik Ankara
ziyareti öncesinde bir açıklama yayınlayan KCK, tarafları güçlerine karşı
geliştirilen ortak operasyon planları konusunda uyardı.
KCK Yürütme Konseyi açıklamasında Kürt tarafının bu tür görüşmelerin Kürtlerin
hakları aleyhine yapılan tartışmalar biçiminde geçmesini değil, Kürt sorununun
Kürdistan’ın bütün parçalarında demokratik çözüme kavuşturularak Ortadoğu’nun
kalıcı istikrarına hizmet etmesini beklediğini ifade etti.
KCK, PKK’ye karşı geliştirilecek bir ortak operasyonun ne Türkiye’ye ne de
bölgeye hiçbir fayda sağlamayacağını ifade etti.
‘BÜYÜKANIT VE ERDOĞAN ANLAŞTI!’
Türkiye’de 1 Ekim’den bu yana ateşkes konumunda olan HPG gerillalarına karşı
geniş çaplı imha saldırıları yürütüldüğünün belirtildiği açıklamada buna rağmen
Kürdistan halkının 22 Temmuz’da yapılan erken genel seçim ile birlikte bağımsız
olarak seçtiği temsilcilerini meclise göndererek, barışçıl çözüm istemini ve
samimiyetini bir kez daha gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış adımlarına karşılık olarak
geliştirilen saldırıların Türk devletinin Kürt sorunu konusunda gerillayı
tasfiye etme, halkı sindirme ve örgütsüzleştirmekten başka hiçbir yaklaşımı
göstermeyeceğini ortaya koyduğu ifade edildi. KCK Tayip Erdoğan’ın seçimin ilk
gününde, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” yönündeki ifadelerinin de bu
durumun en ciddi göstergesi olarak nitelendirdi.
‘AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’
Tayip Erdoğan’ın seçim öncesi Yaşar Büyükanıt ile yaptığı anlaşmanın seçim
sonrası daha da pekiştirilmesinin temelinde Kürt halkına karşı savaş ve
gerillayı tasfiye etme planı bulunduğunun belirtildiği açıklamada “Tam da
meclisin açılış günü yapılan bu saldırı ve bu saldırı sonucu başta Medeni yoldaş
olmak üzere diğer yoldaşların katledilmesi, saldırıların giderek daha fazla
arttırılacağının kanıtıdır. Bu durumdan da hiçbir demokratik çözüme, diyalog ve
barış girişimine karşılık vermeyen AKP hükümetini sorumlu tutacağımız
bilinmelidir” denildi.
‘HALK SERHİLDANLARLA SAHİP ÇIKMALI’
Açıklamada ayrıca Dersim’de meydana gelen çatışmada HPG askeri Konsey Üyesi
Medeni Garzan (Nesih Özcan) ve altı gerillanın hayatını kaybettiğine değinilerek
şunlar belirtildi: “Halkımızın özgürlüğü, onuru ve geleceği için kendini fedaice
mücadeleye katan Medeni ve altı yoldaşın Sömürgeci ordu saldırıları karşısında
Mahsum Korkmazların yarattığı direniş geleneğine yaraşır bir kahramanlıkla
direnen ve şehit düşen Kürt halkının bu yiğit evlatlarını saygıyla anıyor,
anılarını mücadelemizde yaşatacağımız sözünü veriyoruz. Tüm halkımızı Medeni
yoldaş şahsında şehitlerimizi ve onların yarattığı destansı direnişi ve fedai
duruşu serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu şehitlerimize sahip çıkmak,
onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmaktır”.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR GÖREVE ÇAĞRILDI
KCK, Güney Kürdistan topraklarına karşı gerçekleştirilen bombardımanlar
konusunda ise uluslararası kuruluşları göreve çağırdı. Türk ordusunun Güney
Kürdistan’da sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırarak bir tampon bölge kurmayı
amaçladığının altının çizildiği açıklamada bu amaçla misket bombalarının da
bombardımanlar sırasında kullanıldığını duyurdu.
KCK özellikle bazı uluslararası anlaşmalarla kullanımı yasaklanan misket
bombalarının denetimi için uluslararası insan hakları kuruluşları ve hukuk
çevrelerini göreve çağırdı.
İRAN İDAMDAN VAZGEÇMELİ
KCK açıklamasında İran rejimi tarafından tutuklanarak idama mahkum edilen iki
Kürt gazeteciye de değinildi. Kürt gazeteciler Adnan Hasanpur, Abdulvahid Hiwa
Botimar’ın sadece kimlikleri nedeniyle tutuklandığının belirtildiği açıklamada
“Artık neredeyse tüm dünyada yasaklanmış bulunan ve çağdışı sayılan idam
cezasının iki Kürt gazeteciye verilmesi insan haklarına aykırı olduğu gibi,
halklarımız arasında sonu gelmez bir çatışmayı ve halklarımız arasında birlikte
yaşama imkanlarını zorlayacaktır. İran devletini, her iki Kürt gazeteciye vermiş
olduğu idam cezasını uygulamamaya ve Kürt gazetecilerini serbest bırakmaya
çağırıyoruz”.
ANF NEWS AGENCY
ANKARA (06.10.2006)- Irak Devlet Baºkanı Talabani, PKK'nin ateºkes
adımına karºılık Türkiye'nin de genel bir af ile
karºılık vermesini isterken, Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı
Mesut Barzani ise Kürt sorunun barıºçıl çözümü için katkı sunmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Ateºkes önemli. Bu süreç silah
bırakmaya kadar gidebilir'' dedi.
Koma Komalen Kurdistan tarafından 1 Ekim'de ilan edilen ateºkesin
uluslararası alanda yankıları sürerken, Celal Talabani ve Mesut
Barzani, Türkiye'nin ateºkes fırsatını değerlendirmesini
istedi.
'TÜKİYE BU ADIMA KARªILIK VERMELİ'
Kanal D'de yayınlanan 32 Gün programında gazeteci Mehmet Ali
Birand'ın sorularını yanıtlayan Celal Talabani, PKK'nin ilan
etti ettiği ateºkesten Amerika'nın memnun
kaldığını söyledi.
''Amerikalılarla her konuda görüºüyoruz. Ateºkesi de görüºtük. Onlarda
ateºkesten çok memnun kaldılar'' diyen Talabani, PKK'nin
attığı bu adıma karºılık Türkiye'nin de genel bir
af ile karºılık vermesini istedi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren tek taraflı ateºkesi
Amerikalıların istediğini söyleyen Talabani, ateºkes sürecinin
devam edeceğini belirtti.
''PKK'ye artık yeni bir dönem baºladığını,
silahların olmaması gerektiğini söyledik. Ateºkes PKK için de iyi
bir ºey. Türkiye'nin 'Genel Af' çıkarması gerekiyor. Belki Türkler
bazı taleplerini kabul edecektir. Türkiye'de sıkıntı olmadan
Kürtlerin yaºamasını istiyorum. PKK bütün taktiklerini
değiºtirmeye baºladılar. Ayrı bir Kürdistan istemiyorlar. Çok
olumlu bir adım atmıº durumdalar.''
Celal Talabani spekülasyon konusu olan Türkiye'yi ziyaret konusunda ise bir
sıkıntı olmadığını belirterek, ''İki
tarafın isteği çok önemlidir'' dedi.
BARZANİ: SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA KADAR GİDEBİLİR
Kürdistan Federe Bölgesi Baºkanı Mesut Barzani ise ateºkesi Türkiye
tarafından ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı. Kürt sorunun barıºçıl çözümü konusunda katkı
sunmaya hazır olduklarını belirten Barzani, ''Askeri yol çözüm
değil. Barıºçıl çözüm için katkı sunmaya hazırız.
Bu ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konu'' dedi.
Ateºkesin önemli bir geliºme olarak değerlendirilmesi gerektiğini
kaydeden Mesut Barzani, asıl çözümü Türkiye'nin içinde geliºtirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Barzani ºöyle konuºtu. ''Türkiye önemli bir devlet. Kendi vatandaºlarından
sorumlu olduğunu düºünüyorum. Çözüm geliºtirmesi önce Türkiye kendi içinde
yapmalı. Bu ateºkes önemli bir geliºme. Bu süreç silah bırakmaya kadar
gidebilir. PKK Kandil'den eylemlerini yapmıyor. Geniº bir PKK
varlığı Türkiye'de zaten var.''
Mesut Barzani, Türkiye ile iliºkilerin istenilen düzeyde
olmadığını ve iyi komºuluk istediklerini vurguladı.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat
Karayılan Newroz’u ‘’barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istediklerini’’
belirterek bu vesile ile koruculara da ‘’düşman askerlerine kalkan olmayın’’
çağrısında bulundu. Karayılan, baharda bir çatışma durumunun yaşanmasının
ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, ‘’Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez
daha ulusal konferans çağrısı yapıyoruz’’ dedi.
‘’Hareketimiz adına, başta Önder Apo, tüm yurtsever Kürdistan halkı, yoldaşlar
ve tüm Ortadoğu haklarının Newroz Bayramını kutluyorum. Büyük direnişleriyle
Newroz gününe anlam veren, Newroz gününü direniş, mücadele ve özgürlük gününe
dönüştüren, çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş şahsında tüm Newroz ve devrim
şehitlerini, saygıyla anıyor, bütün şehit ailelerinin ve şehit annelerinin
Newroz’unu kutluyorum’’ açıklamasında bulunan Murat Karayılan, ‘’2007 Newroz’unu
çok önemli ve bir o kadar hassas bir süreçte ama büyük bir hüzünle’’
karşıladıklarını kaydetti.
Karayılan, ‘’Önderimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen son
saldırılar, halkımız üzerinde yeni bir katliam konseptinin geliştirildiğine
işaret etmektedir. Önderliğimiz üzerinde geliştirilen saldırılar, tüm Kürt
halkına ve onun geleceğine yönelik saldırı anlamını taşımaktadır. Kürt halkının
Ortadoğu’da var olmasını istemeyen, iradesini kırmak ve yok etmek isteyen
güçler, Önderliğimiz üzerindeki bu saldırıyı geliştirmektedirler. Bu anlamda biz
bugün çok hassas ve bir o kadar ciddi bir dönem içine girmiş bulunmaktayız.
Süreç çok stratejik bir süreçtir, doğal olarak kazanımları da kayıpları da
stratejik olacaktır. Ya yurtsever halkımızın katılımı ile ulusal, demokratik ve
meşru eylemlerimizi tüm ülkemizde ve yurt dışında yükselteceğiz, bu hususta
kamuoyunu harekete geçirecek ve halkımız üzerindeki bu oyunu boşa çıkaracağız.
Bu şekilde demokratik çözümün önünü açarak, inkar ve imha zihniyet sahiplerini
gerileteceğiz; özgürlük ve demokrasinin yolunu açacağız. Ya da bu olmazsa, var
olan imha ve inkar zihniyeti kendini kurumsallaştırarak kendisiyle birlikte
büyük bir kaos ve ağır bir savaş getirecektir. Şimdi bu olasılık gündemdedir’’
dedi.
‘ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ SÜREÇ’
Bu çerçevede Kürdistan özgürlük hareketinin tarihin bu sürecinde ‘’çok hassas ve
önemli bir sürece’’ girmiş olduğunu ifade eden Karayılan, bu noktada, ‘’2007
Newrozu ¬ ve Newroz sonrasındaki haftayı karşılama’’ düzeyinin çok önemli
olduğunun altını çizdi. Karayılan şöyle dedi: ‘’Yani bu Newroz’da halkımız
kitlesel olarak katılım gösterir, çizgisine ve Önderliğine yüksek sesle sahip
çıkar ve büyük bir katılımla, Önderliğimiz ve halkımıza karşı geliştirilen
saldırılar karşısında durursa, bu hepimiz için bütün yılın başarısı için önemli
bir adım olacaktır. Bu nedenle bütün halkımızdan Newroz’a katılmalarını, hem 21
Mart günü, hem de Newroz haftasının tümünde, halkımız değerlerine sahip çıkarak,
fedakarlık göstermeli ve Newroz eylemlerine katılmalıdır. Türk devleti habire bu
Newrozda “olaylar çıkacak, çatışmalar yaşanacak” diyerek ortamı germek
istemektedir. Bu büyük bir yalandır. Ortamı gererek Newroza katılımı engelleme
amacını taşımaktadır. Bizim cephemizden böyle bir şey yaşanmayacaktır. Bizler
Newroz’u barış ve çatışmasız bir ortamda kutlamak istiyoruz. Bu, geri adım
atacağımız, kazanımlarımızda ısrar etmeyeceğimiz anlamına elbette gelmemektedir.
Bu konuda mücadelemizin tarihinde ortaya çıkan iradeyi temsil edeceğiz. Newroz’u
barış içinde karşılama amacını taşıyoruz. Bu noktada kimse düşmanın oyununa
gelmemelidir. Özellikle kendine Kürdüm diyen tüm yurtsever kesimler böylesi
önemli ve hassas bir süreçte, özgürlük mücadelesine destek vermeli ve
düşmanlarımıza umut vermemelidir. ‘’
KORUCULARA ÇAĞRI
‘’Buradan özellikle koruculara sesleniyorum’’ diyen Karayılan koruculara şu
çağrıda bulundu: ‘’Önümüzdeki baharda bir çatışma durumunun yaşanması ihtimal
dahilindedir. Kendinizi bir kez daha düşman askerlerine kalkan yapmamalı,
oyunlara gelmemelisiniz. Bu hassas süreçte siz de halkınızın yanında yer
almalısınız.’’
‘’Ben bu kutlu ve tarihsel günde, birlik ve kardeşlik, özgürlük mücadelesini
yükseltme günü vesilesiyle, tüm Kürt siyasetçilerine, yine halkına karşı kendini
sorumlu gören Kürdistan’ın tüm siyasal örgütlenmelerine bir kez daha çağrı’’
yapan Karayılan ‘’Önderliğimiz üzerinde zehirleme yöntemiyle geliştirilen
saldırı çok ilkel ve insanlık dışı bir saldırıdır. Bu çerçevede herkesi
Önderliğimizin sağlığına sahip çıkmaya ve bu temelde ulusal bir tavır
sergilemeye, güçlü bir tutum göstermeye çağırıyoruz. Herkes bu hususta Önder Apo
üzerindeki bu saldırının ne anlama geldiğini görmelidir. Bu saldırı, Kürt
halkının iradesini yok etmeyi amaçlayan yeni bir konseptin pratik uygulamaya
geçirilmesidir. Kimse bu hususta kendisini kandırmamalıdır’’ ifadelerini
kullandı.
KAPSAMLI İMHA PLANLARI
Karayılan, bugün hareketleri üzerindeki saldırılar ne kadar ağırlaşırsa
ağırlaşsın, bunu karşılama gücü ve kudretine sahip olduklarını kaydederek,
şunları ifade etti: ‘’Türk devleti hiçbir savaş kuralını tanımadan çok kirli
yöntemlerle Önderliğimiz dahil olmak üzere hareketimizin her ferdine karşı
geliştirerek, fırsat bulursa yaşam olanağı tanımayacağını gösterdiği pratiklerle
kanıtlamaktadır. Amed Kulp’ta da görüldüğü gibi Behzad, Botan ve diğer beş
yoldaşımız Türk devleti tarafından zehirlenmiştir. Yine güçlerimiz üzerinde
yoğun operasyon ve daha kapsamlı imha planları yapmaktadır.
Halkımız üzerinde de ağır bir baskı uygulamaktadır. Kürt siyasetçileri sebepsiz
yere tutuklanmakta ve baskı altına alınmaktadır. Üzerimizde sömürgeciliğin ne
kadar baskısı olursa olsun, biz yine de güçlüyüz. Çünkü oldukça güçlü bir
konumda bulunmaktayız. Herkes şunu bilmelidir ki, sömürgeciliğin bu saldırıları
onların güçlülüğünden değil, güçsüzlüğünden kaynağını almaktadır. Onurlu ve
şerefli bir devlet, denetimi altında bulunan birini zehirlemez, güçlü bir devlet
kendi karşısında mücadele yürüten bir hareketin üyelerini ajanlar yoluyla
zehirlemez. Bunların hepsi Türk devletinin zayıflığını göstermektedir. Türk
devleti Önderliğimiz ve hareketimiz üzerinde uyguladığı kirli yöntemlerin
pratikleriyle suçüstü yakalanmıştır.’’
‘ÇILGIN SAVAŞ’ UYARISI
‘’Hareketimiz, Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki planları ortaya çıkardığı
kanıtlarla deşifre etmiştir’’ diyen Karayılan, ‘’bu imha planlarını bozacak güç
ve hazırlıklarının’’ olduğunu kaydetti. Karayılan bu konuda şu uyarılarda
bulundu: ‘’Hareketimiz 2007 yılında her zamankinden daha fazla güçlüdür. Çok
ağır olsa da halkımızla beraber önümüzde duran yükü kaldırabilecek güçtedir.
Önderliğimiz ve halkımız üzerindeki saldırılara karşı çok güçlü bir cevap
verebiliriz. Ama biz hala barışçıl bir sürecin gelişmesini, Kürt sorununun
demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz, bu konudaki inancımızı korumak
istiyoruz. Eğer böyle demokratik bir çözüme gelmezlerse, gelişecek olan çok
çılgın savaş sürecinin sorumluları kendileri olacaktır. Bu çerçevede halkımızdan
bu Newroz vesilesiyle, meydanlarda, Türk devletine hükümet yetkililerine ve
kamuoyuna, herkese durumun ciddiyetinin çağrısı yapmalıdır. Önderliğimiz,
hareketimiz ve halkımız üzerindeki saldırılar bu şekilde devam ederse, gelişecek
olan sürecin sorumlusu biz değil onlar olacaktır demelidirler.’’
ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI
Karayılan bugün Türkiye’de ‘’milliyetçi- şovenist bir dalga ekseninde Kürt
düşmanlığının’’ geliştirilmekte olduğunu ifade ederek, şu çağrılarda bulundu:
‘’Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı biz yine de Newrozda halkların kardeşliği,
özgürlüğü ve eşitliği sloganlarını haykırarak barış şiarını yükselteceğiz.
Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak bu Newroz’u ulusal
birlik günü haline getirme görevimiz vardır. Halkımız Kürdistan’ın bütün
parçalarında tek bir yürek ve tek bir sesle Newroz’a katılıp herkese mesajını
vermelidir. Bu Newroz Kürt halk birliğinin sağlandığı, halkımıza karşı
geliştirilen saldırılar karşısında halkımızın tüm güçlerinin birlik olduğu ve
meydanlarda bunu haykırmalıdır. Kuzeyde, Güneyde, Doğuda, Batıda ve yurt dışında
tüm Kürtler sesini yükseltmelidir. Özellikle Kürdistan üzerindeki oyunlar
noktasında, Kuzey ve Güney Kürdistan üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı
herkes duyarlı olmalı ve birbirine gereken desteği sunmalıdır.
Bu Newroz vesilesiyle örgüt olarak bir kez daha ulusal konferans çağrısı
yapıyoruz. Gelişen imha saldırı konseptine karşı Kürt halkının stratejik
birliğinin oluşması, güçlerimizin birleşmesi için çağrı yapıyoruz. Bu ulusal
birlik ekseninde üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğimizi
belirtiyoruz. Bu esasta halkımız 2007 Newroz’unu büyük bir kalkış Newroz’u
haline getirerek, Önder Apo’ya sahip çıkma gününe dönüştürmelidir. Yine halkımız
bu Newrozu Kürt halkının ulusal birlik ve tavır günü, halkların kardeşliği
şiarının haykırıldığı bir gün haline getirmelidir.
Bu temelde halkımızın 2007 Newroz’una yapacağı katılımla geleceğine sahip
çıktığını, bu önemli sürecin zafere taşınmanın kararlılığında olduğunu herkese
göstermelidir. Yine özgürlük, birlik ve kardeşlik sesini daha da yükseltmelidir.
Bu inançla bir kez daha tüm Kürdistan halkının ve Kürt halkının tüm dostlarının
Newroz bayramını kutluyorum ve diyorum ki ‘Önderliksiz yaşam olmaz! Ya özgürlük
ya ölüm!’’’
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (20.03.2007)-PKK Meclisi yaptığı Newroz açıklamasında, 2007 Newroz’unun
‘’Önderlik Newroz’u’’ haline getirilmesinin isteyerek, Kürt halkını ‘’her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini
yükseltmeye’’ çağırdı.
PKK açıklamasında, ‘’Halk ve mücadele tarihimizin en kritik sürecinde özgürlük
ve direniş günümüz olan bir Newroz’u daha karşılıyoruz. Halk olarak bizi yeniden
Newroz’un özgürlükçü, direnişçi ve mücadeleci özüyle buluşturarak bugünlere
getiren Önder Apo başta olmak üzere, tüm halkımızın, özgürlük savaşçılarının ve
Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz. Newrozu Diyarbakır zindanında en
vahşi işkence koşullarında dahi Önder Apo’dan PKK’den ve Kürt halkından
vazgeçmeyi dayatan düşman gerçekliğine karşı gerçek bir fedayi ruhuyla eylem
geliştirerek Newroz ateşini yeniden harlandıran Mazlum Doğan başta olmak üzere,
Agit, Zekiye, Rahşan, Ronahi ve Newrozu Newroz yapan tüm devrim şehitlerimizi
saygıyla anıyor, anılarına sonusuza dek bağlı kalacağımız sözünü yineliyoruz’’
dedi.
‘’Halk ve Özgürlük Hareketi olarak 2007 yılına Önder Apo’nun etrafında daha
birleşmiş, kenetlenmiş ve O’nun çizdiği strateji doğrultusunda kendisini
örgütlemiş, zafere ve özgürlüğe he zamankinden daha fazla yakınlaşmış olarak
girmiş bulunuyoruz’’ diyen PKK Meclisi ‘’otuz yılı aşkın mücadelesiyle artık
kendi demokratik çözümünü dayatan ve alternatif demokratik komünal yaşamını inşa
etme gücüne ulaşan, iradeleşen halkımızı hiçbir düşman gücü ne yenebilir, ne de
ona eski köleci yaşamı dayatabilir’’ ifadelerini kullandı.
PKK Newroz mesajı şöyle: ‘’İnkar ve imha siyasetinden vazgeçmeyen Türk devleti
bölgede yaşanan kaostan da yararlanarak, yeniden halkımıza bir soykırım dayatma
hazırlığındadır. Amed’de görüldüğü gibi gerillalarımızı da ajanlar yoluyla
zehirlemektedir. Gerek içe gerekse dışa dönük tüm politikalarının temelinde bu
hazırlık bulunmaktadır. Buna girişi de düşman Önder Apo’yu her türlü hukuk ve
ahlaki ilkeyi çiğneyerek, son derece kirli yöntemlerle zehirleyip tasfiye ederek
başlatmak istemektedir. Öte yandan halkımızın demokratik mevzi ve kazanımlarına
saldırarak, yoğun tutuklama ve işkencelere yönelerek, gerilla üzerine imha
operasyonları düzenleyerek, özel ve psikolojik savaşın en ince ve en kaba
yöntemlerini geliştirerek hareketimizi ve halkımızı Önder Apo’dan kopartma,
bağlılığını zayıflatma gibi beyhude çabalarını yoğunlaştırarak, halk olarak tüm
kazanımlarımızı yerle bir etmek istemektedir.
Artık çözüm aşamasına gelmiş bulunan Kürt sorununu çözme yerine, inkar ve imhaya
yönelme bunun için de en çok barışçıl ve demokratik çözümü geliştiren Önder
Apo’yu zehirlemek, son derece gayri ahlaki ve insani bir yöntem olduğu kadar,
Türk devletinin içinde bulunduğu güçsüzlüğün, çözümsüzlüğün ve zayıflığın da
ifadesidir. Kaynağını ırkçı-faşist ittihat ve terakki zihniyetinden alan bu
yönelimin Türk devletinin sonu olacağı kesindir. Bunun ateşle oynamak olduğunu
Türk halkına karşı duymuş olduğumuz kardeşçe duygu ve sorumluluğun bir gereği
olarak bir kez daha belirtme gereğini duyuyoruz.
Newroz vesilesiyle bir kez daha belirtelim ki, Önder Apo’yu zehirlemek Kürt
halkını zehirlemektir. Demokratikleşmeyi, barışçıl çözümü ve halklarımızın
birlikte yaşama kültürünü zehirlemektir. AKP hükümeti ve Türk devletinin diğer
yetkilileri son derece tehlikeli ve kimsenin altından kalkamayacağı bu uğursuz
komploya bir an önce son vermelidirler.
Bunun için AKP Hükümeti halkımızı ve hareketimizi daha fazla oyalamadan ve daha
fazla geç olmadan bir an önce halkımızı ve hareketimizi tatmin edecek olan
bağımsız bir uzman doktorlar heyetinin Önder Apo’yu muayene etme ve bulunduğu
yerin değiştirilmesi için harekete geçilmelidir. Halkımız kendisinin yıllardır
yükselttiği barış-kardeşlik çağrılarına Türk devletinin Önderliğini zehirleyerek
karşılık vermesini hiç unutmayacaktır. Kendi kimliğine, onuruna ve geleceğine
yönelik bu saldırıya karşı 2007 Newrozunu koşullar ne olursa olsun, düşman
yöneliminin düzeyi ne olursa olsun mücadele tarihimizin en görkemli Newroz’u
haline getirmelidir. Bunun için en yüksek katılımını gerçekleştirmelidir. Bunun
için tüm mücadele deneyimini, gücünü tam bir seferberlik ruhuyla ortaya
koymalıdır. Önderliğimizin alçakça zehirlendiği bu süreçte, tüm dünyanın,
dostların, düşmanların ve şehitlerin gözlerinin üzerimizde olduğu bir an bile
unutulmamalıdır. Bu kirli ve tehlikeli oyunu bozabilecek olan halkımızın
direnişçi tutumudur.
Nasılki geçen yıl Newroz’u tüm yönelimlere rağmen bir önderlik Newroz’u haline
getirilip, Önder Apo’nun Kürdistan’da bir siyasi irade olduğu referandumuna
milyonların oylarıyla bir kez kesinleştirildiyse, 2007 Newroz’uda Önder APO’yu
Sahiplenme ve Savunma Newroz’u, haline getirilerek Önderliğin sağlığı, güvenliği
ve özgürlüğü kesinleştirilmelidir.
Tüm halkımız Önder APO’nun Sağlığı Sağlığımız, Yaşamı Özgürlük İrademiz ve
Geleceğimizdir! şiyarıyla harekete geçmelidir. Her Kürt bireyi Önder Abdullah
Öcalan’ı sahiplenme ve savunmayı bir ulusal görev, insan ve Kürt olmanın
yüklediği bir sorumluluk ve şeref bilmelidir. Bu duyarlılık, bilinç ve
örgütlülük temelinde karşılanacak Newroz, düşmanlarımızın tasfiye planlarını
bozacak ve mücadelemizde yeni bir dönem başlatılacaktır.
Daha şimdiden kutlanmasına yurtdışında ve Kürdistan’ın birçok yerinde başlanan
Newroz’a eylemliliklerine katılan halkımızı Newroz ruhuyla selamlıyoruz, 2007
Newrozunu tüm bu kutlamaların zirvesi haline getirme şiyarıyla halkımızı tüm
gücüyle Newroz’u Önder APO’yu sahiplenme ve savunma temelinde, kendi özgür
geleceğine sahip çıkmaya ve düşmanın tüm yönelimlerini boşa çıkarmak için her
zamankinden daha bilinçli, daha örgütlü ve daha cesurca eylemlerini yükseltmeye
çağırıyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
KKK Yürütme Konseyi üyesi ve Meşru Savunma Komitesi Başkanı Duran Kalkan, Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulundu. Zehirlenme kararının Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (TMYK) 2006
Temmuz’unda yapılan iki günlük toplantıda alındığını söyleyen Kalkan, ‘’Biz 1
Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, onlar
ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ dedi. Kalkan, TMYK’da ayrıca ‘öldürülecekler listesi’,
ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ hazırlandığını belirterek, ‘’ölüm
mangalarının bir bölümü elimizdedir’’ açıklamasında bulundu. Kalkan, kimlerin
öldürülmek istendiğine dair ‘’epeyce bilgi’’ olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin yeni açıklamalarda
bulunan KKK, Duran Kalkan, kamuoyuna daha öne bazı somut bilgiler sunduklarını
belirterek şunları dile getirdi: ‘’Açığa çıkarttığımız önemli hususlar da var.
Açığa çıkartılması gereken birçok yön de söz konusudur. Herşeyden önce bunun
PKK’yi imha ve tasfiye planı temelinde geliştirilen bir saldırı olduğunu
bilmemiz gerekiyor. Tabii, PKK’nin imhası ve tasfiyesi demek, Kürt halkının ve
Kürtlüğün imhası ve yok edilmesi demektir. Dolayısıyla Önder Apo şahsında PKK ve
onun şahsında da Kürt halkı tarihten silinmek, yok edilmek, zalimce ve kirli
saldırılarla imha edilmek istenmektedir. Şimdiye kadar biz, acaba AKP hükümeti
ya da onun içinde bazı kesimler dürüst yaklaşarak olayın üstüne gidip
sorumluları açığa çıkarırlar mı diye bekledik. Bir şans verelim, fırsat
tanıyalım dedik. Fakat gördük ki AKP hükümeti bütünlüklü davranıyor. Olayın
üzerini kapatmaya çalışıyor. Cinayeti tümüyle kamuoyunun gözü önünde üstlenmiş
durumdadır ve bu cinayeti işliyor. Buradan baktığımızda da hükümetin işin
içerisinde olduğu, zehirlenme olayının arkasında başta Tayip Erdoğan ve Abdullah
Gül olmak üzere, AKP kurmaylarının ve hükümetin olduğu ortaya çıkmış oluyor. Tüm
devlet yönetimi ve hükümet tarafından planlanmış, insanlık, hukuk ve ahlak dışı
bir saldırıyla yüz yüzeyiz. Bunu genel Hareketimiz için yapıyorlardı, anlam
veriyorduk. Fakat yaşamı kendi güvenceleri altında olması gereken bir kişiye
karşı da yapacak kadar küçüleceklerini düşünmemiştik. Fakat açığa çıktı ki inkar
ve imha sisteminin, saldırıda, kirli savaş yöntemleri ve insanlık dışı
yöntemlerini kullanmada sınır tanımayan bir duruşu var. Bu bakımdan bazı
gerçekleri daha ortaya koymak gerekiyor.’’
TEMMUZ 2006’DA ZEHİRLENME PLANI TMYK’DA OLUŞTURULDU
‘’Şu iyi bilinmeli ki, Önder Apo’ya yönelik geliştirilen sistematik zehirleme
olayı planlı bir olaydır’’ diyen Kalkan, bu planın ne zaman, nasıl ve ne amaçla
yapıldığını anlattı: ‘’Bu plan, 2006 yılının Temmuz ayında oluşturuldu. Ben
şimdi günler itibariyle tarihleri tam ifade edemem. Fakat arşivlere bakıldığı
zaman hangi gün ne yapıldığı ve ne söylendiği açığa çıkartılabilir. 2006 yılının
Temmuz ayında yaşananları peş peşe hatırlayalım, göz önüne getirelim. O zaman da
tartışmalar yoğundu. Türkiye devletinin sınır ötesi operasyon yapıp yapmayacağı
tartışması, tüm siyaset gündemini kaplıyordu. Böyle bir ortamda önemli
toplantılar yapıldı ve kararlar alındı. Bunların önemli bir bölümü o zaman
basına da yansıdı. Bazılarıysa yansımadı. Ya da yansıtılmadı, gizli tutulmaya
çalışıldı.
Örneğin Temmuz sonunda bir gün bir gazeteci Tayip Erdoğan’a “PKK’yi tasfiye
planınızın olduğu söyleniyor, bu gerçek mi, böyle birşey var mı?’ diye sorunca,
Tayip Erdoğan da ona “sen vatan haini misin?’ dedi. Bu soruyu sormayı vatan
hainliği saydı. Şaşırtıcı bir durumdu. Kaldı ki Türkiye yönetimlerinin de
çeşitli çevrelerinin de en kolay söyledikleri söz, övünerek dillendirdikleri
husus PKK karşıtlığıdır, PKK’yi tasfiye etme isteğidir. Bir gazetecinin, böyle
bir çabasının olup olmadığını hükümete sorması kadar doğal birşey olamaz. Bunu
Başbakan vatan hainliği saydı. Neden? Çünkü, gizli bir plandı bu. Hükümet
kararlaştırmıştı, gizli tutuyordu, takip edilmesini ve açığa çıkartılmasını
istemiyordu. Niye? Çünkü içinde kirli işler vardı. Bu kirli işler şimdi açığa
çıkıyor. Bunlar açığa çıkmasın diye yapıyordu. Öyle davranıyordu. Diğer yandan
güya, PKK anlamasın, uyanmasın diye yapıyordu. Gizli kalsın ki imha planı
başarıyla uygulanabilsin. Bu bakımdan Türkiye Başbakanı Erdoğan, PKK’nin tasfiye
edilip edilmeyeceğini sorusunu vatan hainliği olarak değerlendiririm diyecek
kadar, bir noktaya getiren süreç ve olaylar nasıldır, ona bakalım:
‘VUR ÖLDÜR’ KARARI
2006 yılı Temmuz ayının muhtemelen ortalarındaydı. Abdullah Gül’ün başkanlığını
yaptığı “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” (TMYK), iki günlük bir toplantı
yapmıştı. Bu toplantı önemlidir. Önemli kararlar alınmıştı. Zaten toplantının
ardından hükümet toplandı. Kurulun kararlaştırdığı hususlar, hükümete
götürülerek orada da karar haline getirildi ve Temmuz sonunda MGK’ya sunuldu.
Kurulun iki günlük toplantısı ardından Abdullah Gül şu açıklamayı birkaç kez
yaptı: ‘Terörle mücadelede siyaset organı, alması gereken tüm kararları
almıştır. Kararları uygulayacak organlara gerekli yetki ve görevler verilmiştir.
Dolayısıyla terörle mücadele artık hükümetin işi olmaktan çıkmıştır. Hükümet hem
gereken kararı vermiş, hem yetki ve görev vermiş hem de her türlü imkanı tesis
etmiştir’
Yani önemli karar aldıklarını, artık PKK’ye karşı mücadelede ordunun, polisin,
MİT’in ve istihbaratın sorumlu olduğunu ortaya koymuş oldu. Bu önemli bir
durumdu. O zaman da biz tartışmıştık ve bundan ne anlamalıyız noktasında, hem
görüşlerimizi örgüte rApor etmiş hem de kamuoyuna kısmi bazı açıklamalar
yapmıştık. ‘Ne demek istiyor Abdullah Gül, yeni anlamında ne tür kararlar almış
olabilirler?’ diye tartışmıştık. Çünkü, zaten PKK’ye karşı mücadelede Türkiye
yönetiminin her türlü kararı almış olma durumu var. Acaba yeni ne olabilir,
dolayısıyla iki günlük toplantının önemi ne olabilir diye düşündüğümüzde şu
sonuca varmıştık: Yönetimimiz için ‘vur ve öldür kararı’ alındığını
belirtmiştik. Bunun kesin olduğu şimdi iyi ortaya çıkmış durumdadır. TMYK’nin,
söz konusu toplantısında, örgüt yönetimimiz için her türlü yöntem kullanılarak
öldürme kararı verilmiştir. Kurulun bu kararı hükümetçe de onaylanmıştır.
Dolayısıyla da MGK’dan da onay alınmıştır.
CÜNEYT ZAPSU’NUN SINIRÖTESİ GÜÇLERİ!
Konu, pratikleşme itibariyle, daha çok sınır ötesi operasyon nasıl olacak
noktasında tartışıldığı için bu hususa da yine -Temmuz’un 17 ya da 20’si
arasında bir tarihte olacak - Kanal D’de canlı yayında yaptığı bir açıklamayla
Başbakanlık danışmanı Cüneyt Zapsu açıklık getirmiştir. Biliniyor bir günde dört
büyük devletin elçileriyle görüştükten sonra Zapsu, Kanal D’nin akşam
programında, “teröre karşı mücadele” ve sınır ötesi operasyon konusu dahil
görüşler açıkladı. Çok somut söylemişti, ‘Sınırötesi operasyon öyle onbin,
ellibin, yüzbin kişilik askerle yapılacak bir operasyon değil, kimse öyle
beklememelidir, bu bir özel kuvvet operasyonudur, özel tim operasyonudur’
diyordu. Şunu da ekliyordu: ‘Nitekim bu konuda gerekli hedefler belirlenmiş,
görevlendirmeler yapılmış, birimler yani özel timler harekete geçmiştir,
operasyon başlamıştır. Hatta bazı birimler hedeflerine ulaşmış durumdalar.
Yakında sonuçlarını herkes görecektir’ diyordu. Zapsu’nun sözleri araştırılıp
bakılabilir. Biz gereksiz yere suçlamak istemiyoruz ama söylenenler öz
itibariyle bunlardır. Zaten açık ve anlaşılır ifadelerdi. Şimdi bununla
birleştirilince TMYK’nin toplantısı ve arkasından gelen hükümet ve MGK
toplantılarında, Örgütümüze ve yönetimimize yönelik yeni şeyler içeren kapsamlı
bir planlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılıyordu. Biz, bunu şöyle
değerlendirmiştik: İstihbarata ve kontrgerilla güçlerine dayanarak yönetimimize
karşı çeşitli suikastler gerçekleştirilecek, gerillaya karşı - zaten o zaman
ateşkes tartışılıyordu - ateşkes ile bir gevşetme ve zayıflatma durumu
yaratılacak, halk üzerinde baskılar uygulanacak. Kaygı ve panik yaratıp bir
dağılma süreci yeniden Hareketimize dayatılmaya çalışılacak, diyorduk.’’ Kalkan,
‘’Yani Tayip Erdoğan’ın, tartışılmasını hainlik olarak tanımladığı PKK’yi
tasfiye planının özünün bu olduğunu değerlendirmiştik’’ diyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ‘’Zaten devlet ve hükümet yetkilileri, ‘terörün katlanılabilir
sınırlara çekilmesi’ gereğinden söz ediyorlardı. Kendi amaçlarını, o dönemde
‘terörün katlanılabilir, yaşanılabilir sınırlara’ yani marjinal sınırlara
çekilmesi olarak tanımlıyorlardı. Dolayısıyla, Hareketimiz bu biçimde marjinal
kılınıp siyasi güçten düşürülerek, Önder Apo örgütsüz bırakılmak isteniyor, diye
değerlendirdik. Çünkü Önder Apo’yu imha edemediler.
Uluslararası Komplo’nun temel amacı imha etmek olmasına rağmen onu
başaramadılar. Yine Önder Apo’yu susturamadılar. İmralı sistemi, tarihte eşi
bulunmayan izolasyon, işkence ve baskı sistemi olmasına rağmen Önder Apo, bu
sistemi de parçaladı. Kendini yenileme, yeniden yaratma gücünü gösterdi.
Dolayısıyla Özgürlük Hareketimizin yenilenmesi, yeniden yapılanması ve daha
güçlü gelişmesi gibi bir süreç gelişti. İmralı sistemi de Önder Apo’yu
engelleyememiş oldu. Önder Apo’nun dehası ve çalışma gücü karşısında İmralı
sistemi de yenilmiş oldu. Dolayısıyla imha edemeyince, engelleyemeyince bu
sefer, örgütsüz bırakılarak başarısız kılınmak, yenilgiye uğratılmak isteniyor,
diye değerlendirmiştik. Örgüt olmayınca, oluşturulan düşünceler pratikleşmeyince
tabii Önderlik gerçeğimizin toplumsal yaşamda etkili olması gerçekleşmeyecekti.
Böylece Önder Apo durdurulmak, başarısız kılınmak ve yenilgiye uğratılmak
isteniyor, demiştik.‘’
‘İMHA EDEBİLİRLER DİYE BİZİ UYARDILAR’
Öcalan’ın o koşullarda imha edilmek isteneceğinin akıllarından hiç geçmediğini
belirten Kalkan, bu konuda bazı çevreler tarafından uyarıldıklarını şöyle dile
getirdi: ‘’Oysa aynı zaman sürecinde, bazı çevreler bu konuda bizi uyardılar.
‘İmha girişimleri olabilir, araştırma yapsanız iyi olur’ dediler. Bugünkü gibi
anlamlandıramasak da yine de dikkate aldık ve bir araştırma yapılmasını istedik.
Çabalarımızın sonucu, bu vahşi ve insanlık dışı cinayet olayını gündeme getirdi
işte. Gördük ki, Önderliğimiz gerçekten de iz bırakılmayacak şekilde
zehirlenerek imha edilmek isteniyor. Bu konuda kararları nettir. Üzerinde
inceleme yapılan saç tellerinin Önder Apo’ya ait olmadığı söyleniyor. Bu
yalandır. Önderliğimize ait olduğu çok somuttur ve o saç telleri üzerinde de
gerekli muayene yapılmıştır. İki kimyasal maddeyle yapılıyor. Hastalık yapıyor
bu maddeler. Vücutta hastalık yaptıktan sonra da atılıyorlar. Bundan sonra da bu
tür maddelerin bilinçli verilmiş olduğu anlaşılamıyor. Çeşitli kanser türleri
gerçekleştikten sonra da zaten tedavisi mümkün olmuyor. Önder Apo İmralı’da, AKP
hükümetinin yönetimi ve Türkiye devletinin sorumluluğu altında, İmralı
sisteminden sorumlu olan AB ve ABD’nin izni ve onayı temelinde zehirlenerek imha
edilmek isteniyor. Bu girişim yapılmıştır. Bu süreç ilerliyor, işliyor. Şimdi
açığa çıkan düzey bu oluyor. ‘’
ÖLÜM MANGALARI ELİMİZDE’
TMYK’da ‘öldürülecek ve tutuklanacaklar’ listelerini hazırlandığını da söyleyen
Kalkan şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Temmuz ayında iki günlük toplantı
yapan TMYK’nin iki liste hazırladığı açığa çıkıyor. Birincisi ‘öldürülecekler
listesi’, ikincisi ‘tutuklanacaklar listesi’ Tutuklanacaklar listesi basına da
verildi. ABD’nin PKK koordinatörüne veriliyor ve iadeleri isteniyor. Avrupa’dan
ve Irak’tan isteniyor. Türkiye’nin içinde olanlar tutuklanıyorlar. Böyle
tutuklanması gerekenler listesi var. Yüz kişinin üzerinde isimlerden oluşuyor bu
liste. Bu liste yanında bir de vurulacaklar listesi var. Öldürülmesi, imha
edilmesi gerekenler listesi. Bunu söz konusu kurul kararlaştırmış, hükümet de
onaylamıştır. Tabii Genelkurmay’da da uzlaşma ve işbirliği dahilinde MGK’nin
olurundan geçirilerek bu karar uygulamaya konmaya çalışılıyor. Cüneyt Zapsu’nun
Özel Kuvvet operasyonu dediği operasyon işte budur. Listedekilerin öldürülmesi
için görevlendirilen özel tim kuvvetini ifade ediyor. Nitekim, böyle
görevlendirilmiş birçok tim var. Hemen sonra Ağustos 2006 başında, HPG Meclis
üyesi İbrahim arkadaşımız böyle bir saldırının kurbanı oldu. Zaten o durum bizi
bu konuda biraz daha uyardı. İşte Amed’de 7 gerillanın yine böyle bir kontra
kişi tarafından katledildiği bilgisi şimdi basına yansıyor. Bir de Cüneyt
Zapsu’nun ölüm mangalarının bir bölümü elimizdedir, açığa çıkarmış ve tutuklamış
bulunuyoruz. Onların verdiği bilgiler var. Kimlerin öldürülmek istendiğine dair
epeyce bilgimiz oldu. Kurulun hazırladığı ölüm listesinin bir bölümünü biliyoruz
şimdi. Yine bu ölüm mangalarını kimlerin eğittiği, hangi yollardan
geçirildikleri, neyle görevlendirildiklerine dair de elimizde önemli bilgiler
var. Yani Zapsu’nun timleri şimdi hesap verme safhasındadırlar. Öyle anlaşılıyor
ki, Temmuz 2006’dan bu yana AKP hükümeti ve Türkiye yönetimi, ne zaman ölüm
haberimizi duyacaklarını beklerlermiş.’’
‘SAVAŞÇILIK YAPIYORLARSA MERTÇE YAPSINLAR’
‘’Biz 1 Ekim’de ateşkes ilan ederken, barıştan ve demokratik çözümden söz
ederken, onlar ölümümüze zaten çoktan karar vermişler, ölüm mangalarını eğitip
görevlendirmişler’’ diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: Bunun ne zaman
gerçekleşeceğini ve bunu ne zaman duyacaklarını beklerlermiş. Geçen aylarda
birçok kez basında çıkan işte Kandil’de birçok PKK’li bilmem nasıl zehirlendi,
hastaneye kaldırıldı, Murat Karayılan hastalandı, Hewlêr’de nasıl tedaviye
götürüldü, Cemil Bayık nasıl hastadır, Güney yönetimi nasıl tedavi ediyor...
Bu ve benzeri haberler aslında beklentinin basına sızması oluyor. Basında bazı
çevrelerin de bu konuda bilgileri var. Onu yansıtıyorlar. Belki de talimat
vermek oluyor. Yani hazırlanıp gönderilmiş ölüm mangalarına talimat vermek
oluyor. Biz bunları Ağustos ayında söylediğimizde, Cüneyt Zapsu, doğru
olmadığını ifade etmişti. Fakat adamları elimizdedir. Eğer gerçekten biraz
dürüstlüğü varsa, yaşamlarını kurtarmak için devreye girmelidir. Gelip onları
kurtarmaya çalışmalıdır yani. Hiç olmazsa o zaman belki biraz ciddi bir kişidir,
biraz dürüstlüğü vardır, diyebiliriz. Yoksa böyle gençleri düşür, uyuşturucuyla
şunla bunla düşür, çeşitli vaatler ver, eğit, ondan sonra serseri mayın gibi
gönder. ‘Gidin şunu vurun bunu vurun’ de. Şöyle suikast yapın, böyle zehirleyin
demek olmaz. Türkiye devletine yakışmıyor bu. AKP hükümetine hiç yakışmıyor.
Savaşçılık yapıyorlarsa mertçe yapsınlar, yiğitçe yapsınlar.
‘CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYUYORUZ, SİZ DE UYUN’
Herkes zehir kullanabilir. Ortada dolaşıyor zehirler. Sadece kendilerinin mi
elinde var, kendileri mi ulaşabiliyorlar? Sorun öldürmekle halledilecekse herkes
öldürebilir. Kendilerini ne sanıyorlar? Böyle ahlak dışı, hukuk dışı kirli savaş
yöntemlerini uygulamamak gerekir. Biz buradan çeşitli uluslar arası kurumlara da
sesleniyoruz: Hareket olarak Cenevre Sözleşmesini imzaladık. Anti mayın
anlaşmasını imzaladık. Bunlara uyuyoruz fakat karşı tarafın da uyması gerekiyor.
Şimdi bu kurumlar nerededirler? Önder Apo’ya zehir veriliyor. Tutsaktır, yaşamı
devletin güvencesi altındadır. Yönetimimiz, ben de dahil, zehirlenmek istiyoruz.
Ortada bir sürü zehir paketi dolaşıyor, vurulmak isteniyoruz. Şimdi bütün
bunları yapma hakkı Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin elinde midir? Dünya
hukuku sadece Kürtleri ve PKK’yi mi bağlıyor? Bu kadar açık imha saldırısı
yürüten, bir halkın herşeyini inkar eden Türkiye yönetimi için bu kurallar hiç
geçerli değil mi? ‘’
‘ÖCALAN ÖLDÜRÜLECEKLER LİSTESİNİN BAŞINDA’
Kalkan, Öcalan’a yönelik zehirleme sürecinin de Temmuz’da başladığını
söyleyerek, bunun planın bir parçası olduğunu kaydetti. Kalkan şunları söyledi:
‘’TMYK, Önder Apo’yu zehirleme kararı vermiştir. Açıkça suç duyurusunda
bulunuyoruz. Suçluyu tespit ettik, ilan ediyoruz. Temmuz ayında oluşturulan
“öldürülecekler listesi”nin başında Önder Abdullah Öcalan’ın olduğunu, üç hafta
önce anlayabilmiş ve öğrenebilmiş bulunuyoruz. Şimdi böyle bir plan var. Türkiye
devleti tarafından öldürülme kararı verilen sadece Önder Apo değil, PKK’nin bir
grup yöneticisidir. Bazı isimler daha çok önde zikrediliyor. Olmazsa, direnişi
örgütleyen bütün yönetimlerin imha edilmesi görevinin bu timlere verildiğini
biliyoruz. Onlar bize söylemiş durumdalar. Açığa çıkarmış durumdayız.
Dolayısıyla biz ateşkes ilan ederken, Önder Apo ateşkesin stratejik başarısı,
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için en ağır
işkence altında dua edercesine çalışırken, Hareketimiz ve Halkımız
Önderliğimizi, en ağır bedeller ödemesine rağmen büyük bir fedekarlık göstererek
izlerken şunu görüyoruz ki, AKP ve Türkiye yönetimi bizi yok etmek istiyor. Yani
bir çözüm arayışı falan yok onlarda, bu gittikçe bizde bu durumda netleşmiş
oluyor. Bizim bu tutum ve çabamıza rağmen devletin ve hükümetin tutumu ise şöyle
oluyor: Önderliğimizin ve yönetimimizin bazı üyelerinin katledilmesi,
diğerlerinin ve önemli kadro gücünün tutuklanması, Maxmur’un kapattırılması,
Avrupa’daki Kürt yurtseverlerin tutuklanması ve kurumların kapatılması,
DTP’lilerin hapse doldurulması, Kuzey’de ve Türkiye’de her türlü baskı ve
tutuklama furyasıyla önde gelen yurtsever çevrelerin tutuklanması...
Hareketimizin tasfiye edilmesi hedefleniyor. Şimdi Önder Apo’yu zehirleme
girişimi böyle bir saldırı planının birinci halkasıdır, parçasıdır. Gerillada da
zehirlemek için yürütülen çabalar var. Şimdi zehirlemeye dayalı böyle bir imha
planı ile Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yüz yüzedir.’’
CİNAYET PLANI BOZULDU
Öcalan’a yönelen saldırının, ‘’barışa, demokrasiye, halkların kardeşliğine ve
Kürt halkının varlığına’’ yönelik olduğunu belirten Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder
Apo demek Kürt halkı, barış, demokrasi ve insanlığın zehirlenmesi demektir. Bunu
tüm halkımız, demokratik kamuoyu böyle anlıyor ve doğrusu da budur. Zaten genel
bir imha planının bir parçası olduğu açığa çıkmıştır. Bu plan açığa çıkmıştır’’
dedi.
‘’Gizli plan deşifre olmuştur sayın Başbakan Tayip Erdoğan, diyoruz’’ diye devam
eden Kalkan, şunları ifade etti: ‘’İster vatan haini de ister ne dersen de, ama
insanlık dışı yöntemler içeren cinayet planın bozulmuş bulunuyor. Dolayısıyla
PKK’yi tasfiye ve imha planı açığa çıkmış, deşifre olmuştur. Oyun bozulmuştur.
Ne kadar kötü olsa da, tehlikeli olsa da gerçekten caniyane olsa da, biz diyoruz
ki gelin, vazgeçin bundan. Hatadan ve yanlıştan dönmeyi bilmek lazım. Yani bu
yanlışla Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin gidebileceği bir yer yoktur.
Böyle açık cinayet işlemekle Türkiye devleti ve AKP hükümeti kendini kurtaramaz,
geliştiremez. Kazanacağı birşey olamaz. Farzedelim ki planladıkları gibi oldu ve
bizi öldürdüler, ne kazanacaklar? Kırk milyon Kürt var, hepsi özgürlük istiyor,
demokrasi istiyor, insanca yaşam istiyor. ‘Ya özgür yaşam ya hiç’ diyor. Böyle
bir noktaya gelmiştir. O nedenle, bu inkarcı ve imhacı zihniyetten tövbe
edercesine vazgeçmek gerekiyor.‘’
‘PKK BİNLERCE FEDAİDİR’
PKK’nin binlerce fedai olduğu uyarısında bulunan Kalkan şöyle konuştu: ‘’Şunu da
ifade etmek isterim burada: Hem Türkiye yönetimi hem de dış güçler iyi
bilsinler. Olacaksa bir Kürt çözümü, Kürtlerin bir örgüt ve yönetim haline
gelmesi, bu ancak Önder Apo öncülüğünde olacaktır. Eğer Önder Apo öncülüğünde bu
meseleler çözümlenmezse, başka çözüm olmayacaktır. “Apo’yu aşarız, PKK
yönetimini aşarız, başka yönetimler çıkar, onları kendi içimize çekeriz” hesabı
yapılıyorsa, bu yanlış hesaptır. PKK böyle bir örgüt değildir. Böyle bir örgüt
olmayacaktır da. Olursa çözüm, Önder Apo’yla olacaktır, olmazsa, PKK binlerce
fedaidir ve bu fedailik inkar ve imhacı zihniyetin ve sisteminin başında
patlayacaktır. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bir gün bile gecikmeden, bu yanlış
hesap ve karanlık niyetten vazgeçilerek biraz demokratik tutuma ve çözüm yoluna
girilmelidir. Bunun başlangıcı da tabii Önder Apo’nun tarafsız bir heyet
tarafından muayene edilip tedavi sürecinin hemen başlatılmasıdır. Önder Apo’ya
dayatılan bu imhanın durdurulması ve önlenmesidir. Eğer bu yapılmazsa artık
Türkiye kendi geleceğini karartmış demektir.’’
TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİ KALMAYACAK UYARISI
Duran Kalkan, ‘’Zehirlenen Önder Apo, zehirlenen Türkiye’dir. Türkiye toplumunun
istikrarıdır, barışıdır, Kürt-Türk ilişkileridir’’ diyerek, ‘’Artık böyle bir
ilişki kalmayacak, geri döndürülemez bir düşmanlık süreci gelişecektir’’
uyarısında bulundu: Kalkan, ‘’bu nedenle, ne kadar ne kötü niyetli olunursa
olunsun, karanlık işler içine girilmiş olunursa olunsun, herkes biraz –varsa-
vicdanlı davranarak, bu yanlış hesaptan dönerek ve ters adımları durdurarak,
olumlu yöne girmelidir diyoruz. Biz yine de Hareket olarak bu şansı Türkiye
yönetimine ve AKP hükümetine vermek istedik. Kürt toplumu bunu verdi ama artık
bunun sonuna geliniyor. Sabrın sınırı vardır. Bu doğru anlaşılmalı, iyi
kullanılmalıdır’’ dedi.
Özellikle de Türkiye’yi sevenler, Türkiye toplumunun özgür geleceğini
isteyenler, Türkiye’nin aydınları, yazarları, demokratik güçleri ve
sanatçılarına sesleniyoruz: Bir felakete doğru gidiliyor. Daha hangi güne
duruluyor, ne bekleniyor? Doğru düşünmeliler ve bu gidişe “dur” diyecek bir
tutuma girmeliler. Adeta kıyamet koparmalılar. Yoksa tersinden kıyamet kopar ve
bundan hiç kimse sağlam çıkmaz. Hiç kimseye de bunun, kuşkusuz bir yararı olmaz.
Dolayısıyla sürecin böyle geliştirilmesinin önlenmesi gerekir, diyoruz.
Özellikle Kürt halkı, aydınları, kurumları ve yurtsever demokrat insanlarımız bu
konuda duyarlı olmalılar. İyi anlamamız gereken, sağlam durmamız gereken bir
süreçteyiz. Durum ciddidir, süreç tehlikelidir. İmhamıza karar kılmış bir
topluluk var karşımızda. Sistem var, yönetim var. Bununla mücadele ediyoruz. Bu
kararı bozacak, değiştirecek, özgür yaşamı ve geleceği yaratacak bir direniş ve
tutum içerisinde olmalıyız. Sistem başka türlü mücadele edemediği için bu
çılgınca yöntemlere başvuruyor. Demek ki daraltılmıştır, zayıflatılmıştır. Eğer
sağlam durur, etkili mücadele edersek inkar sistemini parçalamak, Kürt halkının
demokratik özgür yürüyüşünü ilerletmek mümkündür.
ANF NEWS AGENCY
AMED (20.03.2007)- DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, bütün engelleme ve baskılara rağmen
Newroz'u bayram havasında kutlayacaklarını söyleyerek, ‘’gerginliğe izin
vermeyeceğiz. Herkes halkın bayramına saygılı yaklaşması gerekir’’ dedi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yarın Fuar Alanı'nda "Ya gerçek demokrasi ya hiç"
sloganı ile yapılacak Newroz Kutlaması öncesi DTP Diyarbakır İl binasında basın
toplantısı düzenledi. Newroz'un barış ve özgürlük bayramı olduğunu belirten
Türk, "Newroz'un bayram ruhu ile kutlanacağından hiçbir endişemiz yok" dedi.
Ortadoğu ve Kürt halkı için Newroz'un çok büyük anlamı olduğunu belirten Türk,
şunları söyledi: "Hep birlikte alanda halaylar çekerek Newroz'u yad ederek
kutlama yapacağız. Biz Newroz'u barışa kardeşliğe ve özgürlüğe yol açan bir
anlayış ile karşılayacağız. Halkımız ile birlikte duruşumuzu sergileyeceğiz."
Herkesi yarın Fuar Alanı'na Newroz kutlamasına davet edenTürk, Newroz'un sadece
Kürtlerin değil Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin
barış ve özgürlüğe özlem duyduklarını ve Newroz'u Newroz gibi kutladıklarını
ifade eden Türk, "Newroz'u resmileştirerek içi boşaltılıyor bir hale
getirilmesinden rahatsız oluyoruz. Newroz'u amacına ve anlamına uygun kutlamak
istiyoruz. Halkımızında talebi de budur" diye konuştu.
Bazı güçlerin gerginliği sırtlayarak ya da tehdit ederek, Newroz'a katılımı
düşürme çabası içinde olduklarına dikkat çeken Türk, "Biz bayram anlayışı ile
kutlayacağız. Onlara karşı dik duracağız. Gerginliğe meydan vermeyecek bir tavır
sergileyeceğiz. Tabiki herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Güvenlik
güçlerininde bizim gibi hassasiyet göstermesi gerekiyor. Halkın bayramıdır
herkesin saygılı yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
ANF NEWS AGENCY
BEHDİNAN (06.08.2007) - KCK Yürütme Konseyi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin
Ankara ziyareti öncesinde yayınladığı açıklamada PKK’ye karşı ortak operasyon
girişiminin ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını duyurdu. KCK ayrıca
Dersim’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden HPG Askeri Konsey üyesi Nesih
Özcan ve diğer gerillalara Kürt halkının serhildanlarla sahip çıkması çağrısında
bulundu.
Güney Kürdistan’a bir askeri operasyonunun tartışıldığı bir dönemde Ankara’ya
yarın önemli bir konuk geliyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin kritik Ankara
ziyareti öncesinde bir açıklama yayınlayan KCK, tarafları güçlerine karşı
geliştirilen ortak operasyon planları konusunda uyardı.
KCK Yürütme Konseyi açıklamasında Kürt tarafının bu tür görüşmelerin Kürtlerin
hakları aleyhine yapılan tartışmalar biçiminde geçmesini değil, Kürt sorununun
Kürdistan’ın bütün parçalarında demokratik çözüme kavuşturularak Ortadoğu’nun
kalıcı istikrarına hizmet etmesini beklediğini ifade etti.
KCK, PKK’ye karşı geliştirilecek bir ortak operasyonun ne Türkiye’ye ne de
bölgeye hiçbir fayda sağlamayacağını ifade etti.
‘BÜYÜKANIT VE ERDOĞAN ANLAŞTI!’
Türkiye’de 1 Ekim’den bu yana ateşkes konumunda olan HPG gerillalarına karşı
geniş çaplı imha saldırıları yürütüldüğünün belirtildiği açıklamada buna rağmen
Kürdistan halkının 22 Temmuz’da yapılan erken genel seçim ile birlikte bağımsız
olarak seçtiği temsilcilerini meclise göndererek, barışçıl çözüm istemini ve
samimiyetini bir kez daha gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış adımlarına karşılık olarak
geliştirilen saldırıların Türk devletinin Kürt sorunu konusunda gerillayı
tasfiye etme, halkı sindirme ve örgütsüzleştirmekten başka hiçbir yaklaşımı
göstermeyeceğini ortaya koyduğu ifade edildi. KCK Tayip Erdoğan’ın seçimin ilk
gününde, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” yönündeki ifadelerinin de bu
durumun en ciddi göstergesi olarak nitelendirdi.
‘AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’
Tayip Erdoğan’ın seçim öncesi Yaşar Büyükanıt ile yaptığı anlaşmanın seçim
sonrası daha da pekiştirilmesinin temelinde Kürt halkına karşı savaş ve
gerillayı tasfiye etme planı bulunduğunun belirtildiği açıklamada “Tam da
meclisin açılış günü yapılan bu saldırı ve bu saldırı sonucu başta Medeni yoldaş
olmak üzere diğer yoldaşların katledilmesi, saldırıların giderek daha fazla
arttırılacağının kanıtıdır. Bu durumdan da hiçbir demokratik çözüme, diyalog ve
barış girişimine karşılık vermeyen AKP hükümetini sorumlu tutacağımız
bilinmelidir” denildi.
‘HALK SERHİLDANLARLA SAHİP ÇIKMALI’
Açıklamada ayrıca Dersim’de meydana gelen çatışmada HPG askeri Konsey Üyesi
Medeni Garzan (Nesih Özcan) ve altı gerillanın hayatını kaybettiğine değinilerek
şunlar belirtildi: “Halkımızın özgürlüğü, onuru ve geleceği için kendini fedaice
mücadeleye katan Medeni ve altı yoldaşın Sömürgeci ordu saldırıları karşısında
Mahsum Korkmazların yarattığı direniş geleneğine yaraşır bir kahramanlıkla
direnen ve şehit düşen Kürt halkının bu yiğit evlatlarını saygıyla anıyor,
anılarını mücadelemizde yaşatacağımız sözünü veriyoruz. Tüm halkımızı Medeni
yoldaş şahsında şehitlerimizi ve onların yarattığı destansı direnişi ve fedai
duruşu serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu şehitlerimize sahip çıkmak,
onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmaktır”.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR GÖREVE ÇAĞRILDI
KCK, Güney Kürdistan topraklarına karşı gerçekleştirilen bombardımanlar
konusunda ise uluslararası kuruluşları göreve çağırdı. Türk ordusunun Güney
Kürdistan’da sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırarak bir tampon bölge kurmayı
amaçladığının altının çizildiği açıklamada bu amaçla misket bombalarının da
bombardımanlar sırasında kullanıldığını duyurdu.
KCK özellikle bazı uluslararası anlaşmalarla kullanımı yasaklanan misket
bombalarının denetimi için uluslararası insan hakları kuruluşları ve hukuk
çevrelerini göreve çağırdı.
İRAN İDAMDAN VAZGEÇMELİ
KCK açıklamasında İran rejimi tarafından tutuklanarak idama mahkum edilen iki
Kürt gazeteciye de değinildi. Kürt gazeteciler Adnan Hasanpur, Abdulvahid Hiwa
Botimar’ın sadece kimlikleri nedeniyle tutuklandığının belirtildiği açıklamada
“Artık neredeyse tüm dünyada yasaklanmış bulunan ve çağdışı sayılan idam
cezasının iki Kürt gazeteciye verilmesi insan haklarına aykırı olduğu gibi,
halklarımız arasında sonu gelmez bir çatışmayı ve halklarımız arasında birlikte
yaşama imkanlarını zorlayacaktır. İran devletini, her iki Kürt gazeteciye vermiş
olduğu idam cezasını uygulamamaya ve Kürt gazetecilerini serbest bırakmaya
çağırıyoruz”.
ANF NEWS AGENCY