Search the web
Sign In
New User? Sign Up
AvYazBir · Avrasya Yazarlar Birliği
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Real people. Real stories. See how Yahoo! Groups impacts members worldwide.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.

Messages

  Messages Help
Advanced
Messages 1395 - 1424 of 1424   Newest  |  < Newer  |  Older >  |  Oldest
Messages: Show Message Summaries   (Group by Topic) Sort by Date v  
#1424 From: İhsan Kurt <ihsankurt06@...>
Date: Fri Feb 5, 2010 2:38 pm
Subject: RE: Fw: Nazim Hikmet kitabi tanitildi [5 Attachments]
ihsankurt06@...
Send Email Send Email
 




 

To: avyazbir@yahoogroups.com
From: yakupdeliomer@...
Date: Fri, 5 Feb 2010 06:13:59 -0800
Subject: [AvYazBir] Fw: Nazim Hikmet kitabi tanitildi [5 Attachments]

 
[Attachment(s) from =?utf-8?B?WWFrdXAgRGVsacO2bWVybw==?= included below]
Nazım Hikmet kitabı Amsterdam’da tanıtıldı
Nazım Hikmet, Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda, ne gariptir ki bizim için yani Sovyetler Birliğinde yaşayan Türkler için Türkçenin ve Türkiye’nin simgesiydi…
Türkiye’de ilk kez Azerbaycan Yazarlar BirliÄŸi BaÅŸkanı meÅŸhur yazar ANAR’ın kaleminden, Nazım Hikmet’in, hayatının önemli bir bölümünü geçirdiÄŸi Sovyetler BirliÄŸi’nde ve özellikle Azerbaycan’da nasıl tanındığını, ÅŸiirine ve varlığına ne gibi anlamlar yüklendiÄŸini ele alan â€Nazım Hikmet/ Kerem Gibi“ kapsamlı bir eser yayınlandı.
Bengü Yayınları arasında çıkan kitap, Hollanda Türkevi, Hollanda Türk Yazarlar Birliği ve Türk Demokratlar Birliği’nin organizesi ile kitabın yazarı ANAR ve çevirmeni İmdat Avşar’ın da katıldığı bir programla Amsterdam Palet Kongre Merkezinde tanıtıldı.
Program gazeteci yazar Yavuz Nufel tarafından takdim edildi. Yavuz Nufel gençlik yıllarına atıfta bulunarak, Nazım Hikmet’in fikir ve düşünce dünyamızın şekillenmesindeki önemli rolüne dikkat çekti. Kendisinin biraz asi bir şair olmasından dolayı televizyon yapımcısı Tayfun Talipoğlu tarafından ikici Nazım olarak nitelendirildiğini söyleyen şair Nufel, Nazım Hikmet’in Amsterdam’da Türkevi derneği tarafından düzenlenen böyle anlamlı bir toplantıda anılması bir çok insanı doğrusu şaşırtmıştır dedi. Açılış konuşmasını yapan Hollanda Türk Yazarlar Birliği Başkanı Sadık Yemni,Türk fikir hayatının en çok tartışılan isimlerinden birisi olan Nazım Hikmet hakkında yüzlerce makale ve kitap yazıldığını, fakat bunlardan pek azı dünyanın pek çok diline çevrilmiş Nazım’ın Türkiye dışında nasıl bilindiğine değindi dedi. Edebiyat dünyamızda önemli bir yere sahip olan
Nazım Hikmet’in Hollanda’da hatırlanması takdire şayan bir gelişmedir dedi.
Kitabı Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine çeviren İmdat Avşar, Türkiye’de ilk kez Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı meşhur yazar ANAR’ın kaleminden, Nazım Hikmet’in, hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Sovyetler Birliği’nde ve özellikle Azerbaycan’da nasıl tanındığını, şiirine ve varlığına ne gibi anlamlar yüklendiğini ele alan kapsamlı bir eser olduğunu söyledi.
İmdat Avşar, “Nazım Hikmet / Kerem Gibi†adlı kitabında Anar, kendine has büyük üslubuyla, Azerbaycan’da hatta doğu bloğu coğrafyasında yaşayan Türkler için Nazım’ın nasıl anlaşıldığını anlatıyor. Nazım hakkında yazılanları hassas terazisinde eleştirel bir gözle ama nazik bir üslupla irdeliyor. ANAR’ın “Kerem Gibi†kitabını okurken, aynı şaire ve onun şiirlerine farklı coğrafyalarda nasıl birbirine bu kadar zıt anlamlar yüklenerek sevildiğini veya eleştirildiğini görerek şaşıracaksınız. Türkiye’de Nazım’ı gerek “sağ†gerekse “sol†eleştiri ve övgülerle tanıyanlar için Azerbaycan aydınlarının tanıyıp sevdikleri Nazım suretinin aynı şair veya insana ait olduğunun bilinmesi, şair hakkında yeni tartışmaların ortaya çıkmasına sebep olacak ve belki de bu tartışmalardan sonra Nazım Hikmet’in hayatı ve şiiri fikir ve düşünce hayatımızda gerçek
yerini bulacak.â€
“Nazım Hikmet/Kerem Gibi†kitabı eserin yazarı ANAR, Nazım Hikmet’le beraber olana Dünya’da sayılı kiÅŸilerden biri olduÄŸunu, onun özel sohbetlerinde bulunduÄŸunu, bu kitabın bu sohbetlerden ilham alınarak ortaya çıktığını söyledi. ANAR “Bu kitap Nazım’ın farklı yönlerini ortaya çıkarması açısından son derece önemli bir eser olduÄŸunu söyledi.â€
Kitabın yazarı ANAR, kitabında "Nazım Hikmet'in 1950’li yıllarda SSCB'ye geldikten sonra, Sovyetler Birliği'nin iç yüzünü görüp, büyük bir hayal kırıklığına uğradığını; onun büyük pişmanlığını, olduğu gibi, gördüğüm, bildiğim gibi anlatmaya çalışıyorum" dedi. ANAR sözlerine şöyle devam etti: “Nazım Hikmet ,1957 yılından sonra da Bakü'ye her gelişinde bizde misafir olurdu. Bizim Moskova'ya yolumuz düştüğünde ise ya Nazım'ın Moskova’daki evinde, ya da bağ evinde mutlaka görüşürdük. Bazen de Nazım Hikmet, Ekber Babayev ile birlikte bizim kaldığımız otele, odamıza gelirdi. Nazım Hikmet, 61 yıllık ömrünün 44 yılını Türkiye'de, 44 yılın 15'ini de İstanbul, Ankara, Bursa ve Çankırı hapishanelerinde geçirmiştir.
Nazım Hikmet’i komünist yapan, gençlik yıllarında Anadolu’da gördüğü manzaralar, haksızlık ve adaletsizlikler oldu. Anadolu insanının çilesi Nazım’ı komünist olmaya yöneltti. Nazım büyük hayallerle Sovyetler BirliÄŸine geldi. Ancak aradığı romantizmi bulamadı. Nazım Hikmet şöyle diyor: Åiirimin kökü yurdumun topraklarındadır. Ama dallarımla bütün topraklarda, doÄŸuda, batıda, güneyde, kuzeyde uçsuz bucaksız yayılan bütün topraklarda, o topraklar üstünde kurulmuÅŸ, medeniyetlere, bütün dünyamıza uzanmak istedimâ€.
ANAR, Nazım Hikmet’in Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda, bizim için Sovyetlerde yaşayan Türkler için Türkçenin ve Türkiye’nin simgesiydi†dedi.
Anar, sözlerine şöyle son verdi: Nazım Hikmet kitabımın Amsterdam’da tanıtılacağı, Hollanda’daki Türklerle Nazım’ı konuşacağımı hiç hayalimden geçirmezdim. Benim için Nazım’ı burada sizinle konuşmak bir şereftir.
Sorulan sorular arasında Nazım Hikmet’in inanıp inanmadığı da vardı. Dedesinin bir Mevlevi olduğunu belirten ANAR, Nazım ilk şiirlerini Mevlevilik üzerine yazmıştır diyerek şu hatırasını anlattı. Bakü’de bizim evde ben ve kardeşlerim toplandık. Rahmetli babam da vardı. Nazım bize Allah’a inanıp inanmadığımızı sordu. Biz de hep birlikte evet Allah’a inanıyoruz dedik. Bunun üzerine babam, Nazım dedi, bunlar yeni nesil artık bunlar bizim neslin inandığı gibi Stalin’e inanmıyorlar, Allah’a inanıyorlar dedi.
Toplantının sonunda söz alan Hollanda Türkevi ve Hollanda Türk Demokratlar Birliği Başkanı Veyis Güngör ise, Hollanda’da şuana kadar böyle anlamda bir şekilde Nazım Hikmet’in anılmadığını, tanınmadığını dile getirerek, bir çok insanın hala Nazım Hikmet’e ideolojik yaklaştığını, bu tür yaklaşanları Türkevi derneğinin organize etmiş olduğu Nazım Hikmet programına anlam veremediklerini belirtti.

--- On Fri, 2/5/10, uetd <info@...> wrote:

> From: uetd <info@...>
> Subject: Nazim Hikmet kitabi tanitildi
> To: info@...
> Date: Friday, February 5, 2010, 9:35 AM
>
>
>
>
> _filtered #yiv1992139463 {
> font-family:SimSun;}
> _filtered #yiv1992139463 {
> }
> _filtered #yiv1992139463 {margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt
> 70.85pt;}
> #yiv1992139463 P.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 LI.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 DIV.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 A:link {
> COLOR:blue;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.MsoHyperlink {
> COLOR:blue;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 A:visited {
> COLOR:purple;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.MsoHyperlinkFollowed {
> COLOR:purple;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.E-mailStijl17 {
> COLOR:windowtext;FONT-FAMILY:Arial;}
> #yiv1992139463 DIV.Section1 {
> }
>
>
>
>
> DeÄŸerli
> Basın Mensubu,
>  
> Ekte,
> Amsterdam’da gerçekleşen Nazım Hikmet kitap
> tanıtım programına ilişkin Basın
> Açıklaması yer almaktadır. İlginiz için teşekkür
> ederiz…
>
>  
> Kaan
> TÜRKELİ
> UETD
> Basın Danışmanı
>  
>




Windows Live: Arkadaşlarınız size e-posta gönderdiklerinde Flickr, Twitter ve Digg güncellemelerinizi öğrenirler.

#1423 From: Todur Zanet <todur.zanet@...>
Date: Sat Feb 6, 2010 3:40 pm
Subject: BASSAGLIGI
todur.zanet@...
Send Email Send Email
 
Saltuk Bugra Ercilasun'un raametli olmasinnan
aylesine hem yakinnarina bassagligi hem saburlar,
Allaa rahmet etsin.
 
Todur ZANET

#1422 From: kalmamat kulamshaev <tamamlak@...>
Date: Thu Feb 4, 2010 6:57 am
Subject: RE: Vefat BaЧsaÑ€lÑÑ€Ñ Saltuk Ercilasun
tamamlak@...
Send Email Send Email
 

 
> To: AvYazBir@yahoogroups.com
> From: xatire_6262@...
> Date: Tue, 26 Jan 2010 15:33:39 +0300
> Subject: Re: [AvYazBir] Vefat BaЧsaÑ€lÑÑ€Ñ Saltuk Ercilasun
>
> Prof.Dr. Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'a, sayin Konuralp Ercilasun'a, yakinlarina dostlarina ve butun Avrasiya yazarlar Birliginin dikkatlilarina bassagligi dilerim...
Kalmamat KULAMSHAEV!!!
>
>
>
> ------------------------------------
>
> Avrasya Yazarlar BirliПi, bЭtЭn lehГeleri ile TЭrk dilinde edebРЭrЭnler veren yazarlarЩ bir araya getiren bir kЭltЭr kuruluЧudur. Yahoo! Groups Links
>
> <*> To visit your group on the web, go to:
> http://groups.yahoo.com/group/AvYazBir/
>
> <*> Your email settings:
> Individual Email | Traditional
>
> <*> To change settings online go to:
> http://groups.yahoo.com/group/AvYazBir/join
> (Yahoo! ID required)
>
> <*> To change settings via email:
> AvYazBir-digest@yahoogroups.com
> AvYazBir-fullfeatured@yahoogroups.com
>
> <*> To unsubscribe from this group, send an email to:
> AvYazBir-unsubscribe@yahoogroups.com
>
> <*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:
> http://docs.yahoo.com/info/terms/
>



Windows Live: Arkadaşlarınız size e-posta gönderdiklerinde Flickr, Twitter ve Digg güncellemelerinizi öğrenirler.

#1421 From: Erbay KÜCET <erbaykucet@...>
Date: Thu Feb 4, 2010 9:36 am
Subject: RE: LÜTFEN TYB İSTANBUL ŞUBE GENEL KURULUNA KATILINIZ...
erbaykucet@...
Send Email Send Email
 
yönetimin istanbulumuza yakışırlığı tartışılmaz, tebriklerimle. ERBAY KÜCET TYB GENEL MERKEZ DENETİM KURULU BAŞKANI

Erbay KÜCET
TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Birim Amiri
Ana Bina 1 Nolu Kapı B-1 zemin kat ÇANKAYA-ANKARA
Tel  : 0312.4206615
Faks: 0312.4206616



 



From: caferrvayni@...
Date: Sat, 30 Jan 2010 04:04:37 +0200
Subject: [AvYazBir] LÜTFEN TYB İSTANBUL ŞUBE GENEL KURULUNA KATILINIZ...

 

Türkiye Yazarlar Birliği

İstanbul Şubesi’nin Saygıdeğer Üyeleri,

            1978’de “kurşunların adres sormadığı” tarihlerde bir avuç idealist yazar ve düşünce insanı tarafından kurulan Türkiye Yazarlar Birliği’mizin tarihinde ilk defa “üye merkezli bir hareketi” başlatmış olmanın mutluluğunu yaşamaktayız. 31 Ocak 2010 Pazar günü saat 15.00’de Sultanahmet’te bulunan ve şube merkezimiz olan Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştireceğimiz İstanbul Şubesi’nin dokuzuncu olağan genel kurulunda derneğimizin geleceğini üyelerimiz belirleyecektir. Şube tarihimizde ilk defa üyelerimizden güç alarak katılımcı, özgür, demokratik ve şeffaf bir seçim gerçekleştireceğiz. Bu nedenle sizlere gerçekten layık olacak bir ekip oluşturduk. Başarılı,istikrarlı,mütevazi,çok yönlü ve model oluşturabilecek bir ekip…

            Aşağıda ve ekte yer alan ekibimize yetki verdiğiniz takdirde yirmi yıllık şubemiz bir çok ilke imza atacaktır. Bunların bir kısmını arz etmek gerekirse;

            - Üyelerimizin hak ve hukukunu korumak ana davamız olacaktır.

            - Ahde vefa ana ilkemiz olacaktır.

            - Şubemiz üyelerimizin geniş ailesi olacaktır.

            -İstişare mekanizmasını harekete geçirerek faaliyetlerimizi üyelerimizin görüş ve tavsiyeleri belirleyecektir.

            -Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul şubesi yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf, daha kucaklayıcı ve daha demokratik olacaktır.

            - Çok çeşitli etkinliklerle ülkemiz sathında faaliyet gösterilecektir.

            -Ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle eserlerini yayınlayamayan üyelerimizin eserlerinin basımına, tanıtımına ve dağıtımına katkıda bulunulacaktır.

            - Şube tarihimizde ilk defa Yönetim Kurulu’nun “meşruiyet sorunu”, sayenizde oluşmayacaktır.

            Aziz üyelerimiz,

Bunları gerçekleştirmek için lütfen kongreye katılınız. Şubemizin geleceğine beklentileriniz doğrultusunda yön veriniz…

Saygılarımızla…

Cafer VAYNİ
 

         

TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ İSTANBUL ŞUBESİ 9. GENEL KURUL ADAY LİSTESİ

 

YÖNETİM KURULU

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

PROF.DR. DURALİ YILMAZ

1

DR. AHMET NACİ HELVACI

2

RECEP GARİP

2

EKREM KAFTAN

3

DOÇ.DR. ABDULKADİR EMEKSİZ

3

YARD. DOÇ.DR. NERMİN ÖZCAN ÖZER

4

O. OLCAY YAZICI

4

SELİM ÇORAKLI

5

DOÇ.DR. CEMAL ZEHİR

5

BESTAMİ YAZGAN

6

YARD.DOÇ.DR. SÜLEYMAN DOĞAN

6

YARD. DOÇ.DR.  EROL ÜLGEN

7

DOÇ.DR. ERGUN YILDIRIM

7

DR. NAZİLE ABBASLI

8

ÖZCAN ÜNLÜ

8

RECEP İNCECİK

9

CAFER VAYNİ

9

ALİ HIŞIROĞLU

DENETİM KURULU

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

MUZAFFER DOĞAN

1

BEKİR ÜLKER

2

SADETTİN KAPLAN

2

YUSUF BÜYÜKBOYACI

3

EMRULLAH AYDIN

3

MEHMET ÖKSÜZ

HAYSİYET DİVANI

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

PROF.DR. MEHMET ALİ BEYHAN

1

YARD. DOÇ. DR. FERHAT ASLAN

2

PROF.DR. SEFA SAYGILI

2

ALİ UĞUR

3

PROF.DR. BEDRİ GENCER

3

YARD. DOÇ.DR. MUSTAFA AKSOY

 




Windows Live: Arkadaşlarınız size e-posta gönderdiklerinde Flickr, Twitter ve Digg güncellemelerinizi öğrenirler.

#1420 From: Yakup Deliömero <yakupdeliomer@...>
Date: Fri Feb 5, 2010 2:13 pm
Subject: Fw: Nazim Hikmet kitabi tanitildi
yakupdeliomer
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Nazım Hikmet kitabı Amsterdam’da tanıtıldı
Nazım Hikmet, Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda, ne gariptir
ki bizim için yani Sovyetler Birliğinde yaşayan Türkler için Türkçenin ve
Türkiye’nin simgesiydi…
Türkiye’de ilk kez Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı meşhur yazar
ANAR’ın kaleminden, Nazım Hikmet’in, hayatının önemli bir bölümünü
geçirdiği Sovyetler Birliği’nde ve özellikle Azerbaycan’da nasıl
tanındığını, şiirine ve varlığına ne gibi anlamlar yüklendiğini ele
alan â€Nazım Hikmet/ Kerem Gibi“ kapsamlı bir eser yayınlandı.
Bengü Yayınları arasında çıkan kitap, Hollanda Türkevi, Hollanda Türk
Yazarlar Birliği ve Türk Demokratlar Birliği’nin organizesi ile kitabın
yazarı ANAR ve çevirmeni İmdat Avşar’ın da katıldığı bir programla
Amsterdam Palet Kongre Merkezinde tanıtıldı.
Program gazeteci yazar Yavuz Nufel tarafından takdim edildi. Yavuz Nufel
gençlik yıllarına atıfta bulunarak, Nazım Hikmet’in fikir ve düşünce
dünyamızın şekillenmesindeki önemli rolüne dikkat çekti. Kendisinin biraz
asi bir şair olmasından dolayı televizyon yapımcısı Tayfun Talipoğlu
tarafından ikici Nazım olarak nitelendirildiğini söyleyen şair Nufel,
Nazım Hikmet’in Amsterdam’da Türkevi derneği tarafından düzenlenen
böyle anlamlı bir toplantıda anılması bir çok insanı doğrusu
şaşırtmıştır dedi. Açılış konuşmasını yapan Hollanda  Türk
Yazarlar Birliği Başkanı Sadık Yemni,Türk fikir hayatının en çok
tartışılan isimlerinden birisi olan Nazım Hikmet hakkında yüzlerce makale
ve kitap yazıldığını, fakat bunlardan pek azı dünyanın pek çok diline
çevrilmiş Nazım’ın Türkiye dışında nasıl bilindiğine değindi dedi.
Edebiyat dünyamızda önemli bir yere sahip olan
  Nazım Hikmet’in Hollanda’da hatırlanması takdire şayan bir gelişmedir
dedi.
Kitabı Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine çeviren İmdat Avşar,
Türkiye’de ilk kez Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı meşhur yazar
ANAR’ın kaleminden, Nazım Hikmet’in, hayatının önemli bir bölümünü
geçirdiği Sovyetler Birliği’nde ve özellikle Azerbaycan’da nasıl
tanındığını, şiirine ve varlığına ne gibi anlamlar yüklendiğini ele
alan kapsamlı bir eser olduğunu söyledi.
İmdat Avşar, “Nazım Hikmet / Kerem Gibi†adlı kitabında Anar, kendine
has büyük üslubuyla, Azerbaycan’da hatta doğu bloğu coğrafyasında
yaşayan Türkler için Nazım’ın nasıl anlaşıldığını anlatıyor.
Nazım hakkında yazılanları hassas terazisinde eleştirel bir gözle ama
nazik bir üslupla irdeliyor. ANAR’ın “Kerem Gibi†kitabını okurken,
aynı şaire ve onun şiirlerine farklı coğrafyalarda nasıl birbirine bu
kadar zıt  anlamlar yüklenerek sevildiğini veya eleştirildiğini görerek
şaşıracaksınız. Türkiye’de Nazım’ı gerek “sağ†gerekse
“sol†eleştiri ve övgülerle tanıyanlar için Azerbaycan aydınlarının
tanıyıp sevdikleri Nazım suretinin aynı şair veya insana ait olduğunun
bilinmesi, şair hakkında yeni tartışmaların ortaya çıkmasına sebep
olacak ve belki de bu tartışmalardan sonra Nazım Hikmet’in hayatı ve
şiiri fikir ve düşünce hayatımızda gerçek
  yerini bulacak.â€
“Nazım Hikmet/Kerem Gibi†kitabı eserin yazarı ANAR, Nazım Hikmet’le
beraber olana Dünya’da sayılı kişilerden biri olduğunu, onun özel
sohbetlerinde bulunduğunu, bu kitabın bu sohbetlerden ilham alınarak ortaya
çıktığını söyledi. ANAR “Bu kitap Nazım’ın farklı yönlerini
ortaya çıkarması açısından son derece önemli bir eser olduğunu
söyledi.â€
Kitabın yazarı ANAR, kitabında "Nazım Hikmet'in 1950’li yıllarda SSCB'ye
geldikten sonra, Sovyetler Birliği'nin iç yüzünü görüp, büyük bir hayal
kırıklığına uğradığını; onun büyük pişmanlığını, olduğu gibi,
gördüğüm, bildiğim gibi anlatmaya çalışıyorum" dedi. ANAR sözlerine
şöyle devam etti: “Nazım Hikmet ,1957 yılından sonra da Bakü'ye her
gelişinde bizde misafir olurdu. Bizim Moskova'ya yolumuz düştüğünde ise ya
Nazım'ın Moskova’daki evinde, ya da bağ evinde mutlaka görüşürdük.
Bazen de Nazım Hikmet, Ekber Babayev ile birlikte bizim kaldığımız otele,
odamıza gelirdi. Nazım Hikmet, 61 yıllık ömrünün 44 yılını
Türkiye'de, 44 yılın 15'ini de İstanbul, Ankara, Bursa ve Çankırı
hapishanelerinde geçirmiştir.
Nazım Hikmet’i komünist yapan, gençlik yıllarında Anadolu’da
gördüğü manzaralar, haksızlık ve adaletsizlikler oldu. Anadolu insanının
çilesi Nazım’ı komünist olmaya yöneltti. Nazım büyük hayallerle
Sovyetler Birliğine geldi. Ancak aradığı romantizmi bulamadı. Nazım Hikmet
şöyle diyor: Åiirimin kökü yurdumun topraklarındadır. Ama dallarımla
bütün topraklarda, doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde uçsuz bucaksız
yayılan bütün topraklarda, o topraklar üstünde kurulmuş, medeniyetlere,
bütün dünyamıza uzanmak istedimâ€.
ANAR, Nazım Hikmet’in Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda,
bizim için Sovyetlerde yaşayan Türkler için Türkçenin ve Türkiye’nin
simgesiydi†dedi.
Anar, sözlerine şöyle son verdi: Nazım Hikmet kitabımın Amsterdam’da
tanıtılacağı, Hollanda’daki Türklerle Nazım’ı konuşacağımı hiç
hayalimden geçirmezdim. Benim için Nazım’ı burada sizinle konuşmak bir
ÅŸereftir.
Sorulan sorular arasında Nazım Hikmet’in inanıp inanmadığı da vardı.
Dedesinin bir Mevlevi olduğunu belirten ANAR, Nazım ilk şiirlerini Mevlevilik
üzerine yazmıştır diyerek şu hatırasını anlattı. Bakü’de bizim evde
ben ve kardeşlerim toplandık. Rahmetli babam da vardı. Nazım bize Allah’a
inanıp inanmadığımızı sordu. Biz de hep birlikte evet Allah’a
inanıyoruz dedik. Bunun üzerine babam, Nazım dedi, bunlar yeni nesil artık
bunlar bizim neslin inandığı gibi Stalin’e inanmıyorlar, Allah’a
inanıyorlar dedi.
Toplantının sonunda söz alan Hollanda Türkevi ve Hollanda Türk Demokratlar
Birliği Başkanı Veyis Güngör ise, Hollanda’da şuana kadar böyle 
anlamda bir şekilde Nazım Hikmet’in anılmadığını, tanınmadığını
dile getirerek, bir çok insanın hala Nazım Hikmet’e ideolojik
yaklaştığını, bu tür yaklaşanları Türkevi derneğinin organize etmiş
olduğu Nazım Hikmet programına anlam veremediklerini belirtti.


--- On Fri, 2/5/10, uetd <info@...> wrote:

> From: uetd <info@...>
> Subject: Nazim Hikmet kitabi tanitildi
> To: info@...
> Date: Friday, February 5, 2010, 9:35 AM
>
>
>
>
>  _filtered #yiv1992139463 {
> font-family:SimSun;}
>  _filtered #yiv1992139463 {
> }
>  _filtered #yiv1992139463 {margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt
> 70.85pt;}
> #yiv1992139463 P.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 LI.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 DIV.MsoNormal {
> FONT-SIZE:12pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;FONT-FAMILY:"Times New
> Roman";}
> #yiv1992139463 A:link {
> COLOR:blue;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.MsoHyperlink {
> COLOR:blue;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 A:visited {
> COLOR:purple;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.MsoHyperlinkFollowed {
> COLOR:purple;TEXT-DECORATION:underline;}
> #yiv1992139463 SPAN.E-mailStijl17 {
> COLOR:windowtext;FONT-FAMILY:Arial;}
> #yiv1992139463 DIV.Section1 {
> }
>
>
>
>
> DeÄŸerli
> Basın Mensubu,
>   
> Ekte,
> Amsterdam’da gerçekleşen Nazım Hikmet kitap
> tanıtım programına ilişkin Basın
> Açıklaması yer almaktadır. İlginiz için teşekkür
> ederiz…
>
>  
> Kaan
> TÜRKELİ
> UETD
> Basın Danışmanı
>   
>

4 of 4 Photo(s)

#1419 From: xatire guliyeva <xatire_6262@...>
Date: Tue Jan 26, 2010 12:33 pm
Subject: Re: Vefat BaşsaÒlÜÒÜ Saltuk Ercilasun
xatire_6262@...
Send Email Send Email
 
Prof.Dr. Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'a, sayin  Konuralp Ercilasun'a,
yakınlarına dostlarına ve bütün Avrasiya yazarlar Birliginin dikkatlilarina 
BASSAGLIGI verir ve sabirlar diliyirem...  Bashin Sag olsun Dede Turkiye!!!

#1418 From: Fazıl Agiş <fagis7@...>
Date: Mon Jan 25, 2010 8:06 pm
Subject: RE: Vefat ve başsağlığı
fagis7@...
Send Email Send Email
 
"Ölünün ardından konuşulmaz" atasözüne değineceğim. Böyle bir ayet veya hadis yok. Olsaydı, Kur'ân geçmiş kavimlerden bahsetmez, Peygamber de bazılarının hakkında dem vurmazdı. Ayrıca Tarih denilen bilim hiç yazılmazdı. Ama diri de olsa ölü de olsa gıybet edilmez; bu konuda oldukça nusus var. Bir de sadaka-i câriye denen ölümden sonra da sevabın devam etmesine sebepler var. Her zaman iyi anılmak, ruhuna en azından Fatiha okunmak. Bu, öbür dünyaya göçeni umulur ki memnun eder. Ya kötülük, zulüm yapanlar? Yapmışlar bir kere veya çok kere. Öbür dünyada sorgu, hesap var, adalet var. Kötü iz bırakanlar da bıraktıkları o kötü iz, gelen nesillere de olumsuz etkiler yapacağı için Hakk'ın adaleti, onun da câri olan seyyiatına, kötülüklerine lanet edenleri devam edecektir. Ancak hakkında affa uğrayacaklar başkalarına değil, kendilerine az veya çok zulmedenler olacaktır.
Özellikle Emeviler şerrin de Allah tarafından yapıldığına dair, Allah'ın adaletiyle bağdaşmıyan hadisler uydurttukları gibi, Kur'ân-a aykırı görüşte de bile bile kasıtlı suç işleyene de ichihad etti, hatadan dolayı bir, doğru yapsaydı iki sevap alırdı. Zulüm edene mutlak itaati farz gibi, ölünün arkasından konuşma, kimseye lanet etme gibi (halbuki Kur'ân bunun gibilere lanet eder) kendilerini temize çıkarmak için uydurdukları, İslâm'a karşı İslâm dinidir. Allah onların şerrinden sakındırsın.
Fazıl Agiş

 

To: AvYazBir@yahoogroups.com
From: abdullah.buksur@...
Date: Thu, 21 Jan 2010 16:39:16 +0200
Subject: Re: [AvYazBir] Vefat ve başsağlığı

 

 KAFKASYA'DA GEÇMİŞ, SORUNLAR VE GELECEK

Abdullah BUKSUR

20.01.2010

 

Kafkas! Her Millet için bir anlamı vardır ama Rus milleti için ayrı bir anlama sahiptir. Bu Milletin çocukları olarak bizlerde Kafkaslar denilince sıradanlıktan çok uzak akıl erdiremediğimiz hayallere kapılıyoruz!

Yaşanmış bu kadar acıya rağmen kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor içimizde. Rus devletinde, ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mı bilmiyorum.

Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsanelerin objektif delilleri gibi durur öylece. Bütün bu dinginliğe rağmen, Kafkas yiğitlerinin hareketliliği ve coşkusu tasvir edilmez. Kahramanlıkları ise anlatılmaz yaşanır.

Kafkaslar Rusya’nın ülkesel güvenliği, cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılı olduğu için, Ruslar bölgeyi kontrollerinde tutabilmek için son derece büyük güç sarf etmiştir / etmektedir.

Rusların Kafkaslarda vermiş olduğu hakimiyet mücadelesinin sonucunda bazıları, “Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor.”

Ruslar ise Kafkas halkı için, “değerli olsalar bile, diğer başka şeyler bizim halk ve devlet çevresiyle yeteri kadar kısa zamanda tamamen birleşmese de yeryüzünden silinmelidir.” Böylesi acımasız bir düşüncenin Ruslar’a değil, Almanlar’a ait olduğunu söylemek isterdim. Çünkü bu düşünce Ruslar’ın devletçilik idealine karşıdır, üstelik onun ruhî ve politik gücünün dayandığı temellerden birisini sarsıyor.

Asıl önderleri veya perde arkasındaki kışkırtıcıları elbette Rus olmayan, sahte bir milli programa dayanan, kötülüklere karşı mukavemet etmeyen bir okulun temsilcileridir. Diğer halklardan olan ve ayrılıkçılık meydana getiren sağlam güçlere, hatta onların herhangi bir kötü niyet beslemediği durumlarda bile, karşı çıkmamak Rus vatanperverliğine zarar vermekle mümkündür. Bu durumlarda bizim büyük ve güçlü bir halk olmamız konusunda ortaya atılan herhangi bir düşünce asla onu haklı göstermiyor. Büyük halk! Söyleyin bakalım, çocuklarımızın ekmeğine, küçük kardeşlerimizin gücünün tükenmesine sebep olmaya, ziyaretgahlarımızı aşağılamaya ve ayrılıkçılık düşüren diğer halkların Rusçuluğa yardım eden zayıf temsilcileriyle dalga geç Kafkas! Rus milleti için ne unutulmaz hatıralarla doludur. Bu isim anıldığında sıradanlığın akıl erdiremediği hayallere kapılıyoruz! Kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor. Rus devletinde ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mı Rusya’da? Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsaneler ve rivayetler de, Kafkas yiğitlerinin tasvir edilmez kahramanlıkları da, hem yörenin halkları tarafından ve Rus idealizmine ilham veren dahi şairlerimiz tarafından terennüm edilmiştir.

Kafkas bize yabancı olamaz. Onun yolunda son derece büyük güç sarf ettik. O, Rusya’nın cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılıdır.

Kabileler arası problemlerin çözümünde Rus toplumunu şaşırtmak için (çoğunlukla menfaat sebebiyle) yapılan teşebbüsler yüzünden, genelde Rusçuluk için doğru ve hayati bakış tarzını belirlemek gerekmektedir.  Aynı şekilde samimî davranan insanların fikirleri değişik olabilir. Bazıları, Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor.

Onlar, değerli olsalar bile, diğer başka şeyler bizim halk ve devlet çevresiyle yeteri kadar kısa zamanda tamamen birleşmezse yeryüzünden silinmelidir. Böylesi acımasız bir düşüncenin Ruslar’a değil, Almanlar’a ait olduğunu söylemek isterdim. Çünkü bu düşünce Ruslar’ın devletçilik idealine karşıdır, üstelik onun ruhî ve politik gücünün dayandığı temellerden birisini sarsıyor.

Büyük ve güçlü olanlar hayata mahmur gözlerle bakmıyor, aksine hayatın gerçeklerini uyguluyor. Geçmişin en değerli rivayetleri “aklın, sağduyulu yaklaşımların ve ıstıraplı bir kalbin arzuları” ile silahlanarak kendini birleştirici veya ferdi bir şahsiyet olarak geliştiriyor. Büyük, aynı zamanda güçlü olanlar, yalan, belirsiz veya karmaşık anlayışların belirmesine izin vermeyen şablonlara ve davetlere önem vermiyor. O, tembelliği, belirsizliği aklın gücüyle etki altına almaya, rengarenk bir tablo çizen bu manzaranın renklerini ve detaylarını anlamaya borçludur.

Eğer bu güne kadar karmaşık olan Kafkasya, insanlık için ıstıraplı bir gizem olarak algılanıyorsa, insanlığın gerekeni yapmasından, insani değerlerin gücünden söz etmemiz mümkün değildir. Ne yazık ki, yabancı sözlerin ve anlayışların esaretinden, yukarıda esas hatlarıyla gösterilen, tembelliğin ve belirsizliğin boyunduruğundan kurtulamak mümkün değildir.

Gelişmişlik bir anlamda sahte ve hileden uzak olmak demektir. Bir şeyin doğruluğunun ve gelişmişliğinin ölçütü, taraflar arasında paylaşıldığı zamanda makul kabul edilebilmesidir.

Kafkaslarda yaşayan halklar, Kafkas’ı “ölüm makinesi” olarak adlandırmıştır. Çünkü Kafkas’ın fethi kahramanlığın ve akla hayale sığmayan gerginliğe, büyük kurbanlara mal olmuştur. Kafkas halklarının kullandığı bir atasözümüzü var; “Ölünün ardınca konuşmazlar”.

 

Kafkasya, araştırmacılar ve gözlemciler için objektif sonuçlara varmak için gereken imkânı sağlayan koskoca bir akademi gibidir. En çok da, sosyologların ve devlet bilimiyle uğraşanların eğitimi için önemlidir.

 Kafkasya’da yaşam ve insan karakterleri türlü türlü ve aynı zamanda çok karmaşıktır. Milletlerin problemlerini oluşturan, tarihi – sosyal ve ekonomik sorunlar Kafkasya da iç içe geçmiştir.

Bölgenin idaresi ve burada yaşayan halkın sosyal özelliğinin ve yaşam şartlarının kendine has yapısının önemi bazen gerçekten, bazen de ikiyüzlülükle anlamak istemeyenlerin, görevini gerçekten de yapıp yapmadığını kontrolünün güçlüğü Kafkasya bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Olayların ve problemlerin kökenine inmek için önce geçmişi tanımamız gerekmektedir. Ancak o zaman Kafkasya’nın sorunlarını çözmek ve gelecekte ilgili olarak belirli bir rota çizmelerine yardım etmek mümkün olacaktır.

 

 

 

 

 

Kuzey Kafkasların Etnik Yapısı

Dünya üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden birisi olması ve dünyadaki diğer topluluklarla ilişkisi olmayan dilleri konuşan halkların oturmasından dolayı Kafkasya bölgesi, sorunlu bir bölge olmuştur. Bütün bunlara yer üstü ve yer altı kaynaklarının eklenmesi sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Sovyet döneminde, bölgede yaşayan halklar, tarihi geçmişleriyle ilgili olarak sağlıklı bilgilere ulaşamadıkları gibi baskıyla ya dayalı uygulamalarla yönetilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen Kafkasyalılar, bazı problemler olsa da kimliklerini ve geçmişlerini bu güne taşımayı başardılar.

Bu gün gelinen noktada Kuzey Kafkasyalılar tarihlerine yeniden sahip olmada ve geçmişlerini keşfetmede özgür olma mücadelesi vermektedirler. Fakat bu süreç sağlıklı bir biçimde yürütülmez ise bölge yeni çatışmaların ve hakimiyetlerin mekanı olacaktır. Kafkaslarda yaşayan her etnik grubun ayrı bir kökeni ve geçmişi olduğu için kendi içinde çatışmacı bir ortamı üretme potansiyeli vardır. Şu anda yaşananlara zamanın ruhuna uygun bir yaklaşım konularak çözüm üretilmez ise geçmişten günümüze eski metinlerle, arkeolojik buluntularda bile var olan, kültürel taşıyıcılar olan hikaye ve mitlerde günümüze taşınan tartışmaların tekrarının yaşanmasına hiçbir şey engel olamaz.

Hanlıklar ve prenslikler  döneminde Kafkasya da kolonyal tecrübeyi büyük oranda yaşamıştır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinin sonunda Rus imparatorluğunun Türkiye ve İran'la olan sınırları kesin olarak oluştu ve 1991'de Sovyetler Birliği çökene ve yeni bağımsız Transkafkasya cumhuriyetleri ortaya çıkana kadar değişmeden kaldı. Büyük oranda Müslüman olan Kuzey Kafkasya, 1860'lara kadar Ruslara karşı direndi ve Rus hakimiyetini kabul etmedi. Rusların hakimiyet süreci Kuzey Kafkasya ve Transkafkasya halklarının büyük bölümünün, kolonyal yapıdan kurtulup kolektif kültüre doğru evrilmesine imkan sağladı.

Etnik Yapı

Kuzey Kafkasya'nın etnik yapısı Afganistan veya Balkanlara benzemektedir. Bölgede etnik farklılık ve dil içinden çıkılmaz surette birbiriyle farklı ama bir o kadarda bağlantılıdır. Halkları ve dilleri sınıflandırmak için kullanılan kritere göre Kafkasya'da, her biri farklı bir dil veya diyalekte sahip olan elli kadar etnik grup gösterilebilir. Yerli milliyetlerin büyük çoğunluğu Azerbaycan Türk’ü, Ermeni, Gürcü ve Çeçendir. Azerbaycan Türkleri Türkçe konuşur. Ermeniler eski bir Hint-Avrupa dil ailesine ait olan halktır. Kafkasya'nın en eski halkları Gürcüler ve Çeçenlerdir. Ayrıca Kuzey Kafkasya'da eski zamanlardan beri yaşayan bir düzine kadar etnik grup vardır. Bu etnik gruba Abhazlar ve çeşitli Çerkez alt grupları, Çeçenlerin kuzenleri olan İnguşlar ve Lezgiler ve Dağıstandaki diğer gruplar dahildir. Bu grupların hepsi Kafkasya'nın etnik karışımını oluşturur. Kafkasya'da, dünyanın ilk bin yıllık döneminde ortaya çıkan Türkler arasında Azerbaycan Türklüğünün dışında dört Kuzey Kafkasya Türk grubu daha vardır: bunlar Karaçay, Balkar, Nogay ve Kumuklardır. Daha küçük Türk grupları da vardır bölgede. Örneğin II.Dünya Savaşı'nın sonunda çeşitli Kuzey Kafkasya halklarıyla birlikte sürgün edilen ancak 1950'lerin sonunda diğer sürgün edilen halkların topraklarına geri dönmesine izin verilirken kendilerine izin verilmemiş olan Gürcistan'ın Ahıska (Mesket) Türkleri gibi. Dağların kuzeydoğusundaki steplerde büyük bir alana sahip olan Kalmuklar ve Kuzey Kafkasya'nın merkezinde oturan Osetler ise bu yapılardan farklıdır. Küçük Fars gruplar da vardır. Yunanlı gruplar da eski çağlardan beri Kafkasya'da yaşamıştır. Nihayet, bölgede Kürtler, çeşitli Yahudi grupları, Asurlular son olarak da Slavlar bulunur. Diğer halklarla karşılaştırıldığında Slavlar bölgeye yeni gelmişlerdir.

Ruslar yerli halkla evlilik yaptılar. Rusların Kalmuklar ve Kuzey Kafkasyalı dağ halkları ile yapmış oldukları evlilikten doğan insanlar şimdi kendilerini Rus olarak tanımlamaktadır. Diğer Ruslar, Kafkasya'ya, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslarla beraber, 18. yüzyılın sonunda göçmen, görevli, tüccar, girişimci ve tekniker olarak geldiler. Rusların bölgeye göçü, Çarlık yönetiminin son ve Sovyet yönetiminin ilk on yılında hızla arttı ancak 1970'lerin başından bu yana Rusların ve diğer Slavların bölgeden dışarıya doğru göç etmeye başladığı görülüyor. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra Kuzey Kafkasya'dan göç öylesine hızlanmıştı ki 6 milyonluk bölge nüfusunun ancak 1 milyonu Slav’dır.

İçine doğdukları gurubun kültürü bütün Kafkasya halklarında çok güçlüdür. Bu yerel dillerin yaşamasına imkan sağlamıştır. Bu etnik bilincin yaşatılmasına önemli katkıda bulunmuştur. SSCB’nin çöküşünden sonra etnik gruplar ve onların liderleri etnik çatışma yerine etnik dayanışma yolunu seçmişlerdir.


www.uihaf.org YAŞAMAK ÖZGÜRLÜKTÜR



Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan Hotmail®'den görür.

#1417 From: Zeynel Beksaç <zbeksac@...>
Date: Tue Jan 26, 2010 8:50 am
Subject: Re: Vefat Başsağlığı Saltuk Ercilasun
zbeksac@...
Send Email Send Email
 
Saltuk Bugra Ercilasun'un vefati nedeniyle
ailesine bassagligi ve sabirlar,
merhuma Allah'tan rahmet dilerim.
 
Zeynel Beksac
 


--- On Wed, 1/20/10, Zafer KARATAY <zkaratay@...> wrote:

From: Zafer KARATAY <zkaratay@...>
Subject: [AvYazBir] Vefat Başsağlığı Saltuk Ercilasun
To: avyazbir@yahoogroups.com
Date: Wednesday, January 20, 2010, 12:53 PM

 
Türk Dünyası sevdalıları, Türk Dili ve Edebiyatına büyük hizmetler vermiş hocalarımız Prof.Dr.Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'un sevgili oğulları Saltuk Ercilasun Hak'kın rahmetine kavuşmuştur.

Saltuk Ercilasun kardeşimizin cenazesi 22 Ocak 2010 Cuma günü Ankara Kocatepe Camisinde Cuma Namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecektir.

1980 li senelerin başlarında EMEL Dergisini neşretmeye başladığımız yıllardan beri bize yol gösteren, teşvik eden,hamilik yapan, Türk Dünyasının bu meyanda Kırım Davasının en büyük destekçilerinden olan hocalarımız Prof.Dr. Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'a, sevgili kardeşimiz Konuralp Ercilasun'a ve bütün yakınlarına dostlarına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz... .

Rahmetli Saltuk ve kardeşi Konuralp, bizim Ankara'da tepreç geleneğini yeniden başlattığımız yıllarda, tepreçimizin en genç üyeleri ve maskotları idiler...

Mekanı cennet olsun...

Zafer Karatay

KTMM Türkiye Temsilcisi
Emel Kırım Vakfı Başkanı

Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.


#1416 From: Hikmet Okuyar <hikmetokuyar@...>
Date: Sun Jan 31, 2010 10:06 pm
Subject: ŞEBİNGÜLÜ için bir ŞİİR de sen YAZ ...yörerel ulusal ve uluslararası medyanın temsilcilerine ve kültür sanat sitelerine iletilmesi arz
hikmetokuyar@...
Send Email Send Email
 

Şüsiyad Başkanı Okuyar, ŞEBİNGÜLÜ için Şiir istedi




Hikmet Okuyar Kış Etkinlikleri kapsamında çalışmalarını sürdürken bir mesaj yayınlayarak aşık ozan ve şairlerden tüm çiçeklerin ve güllerin sembolü olan gizemli Şebingülü için şiir yazmalarını isteyen Şüsiyad Başkanı Şair Hikmet Okuyar; şiir dostlarına şöyle seslendi:


ŞEBİNGÜLÜ için bir ŞİİR de sen YAZ..

     Hergün yaklaşık 15-20 şiir dostu sanatsever arıyor ve ''bugün benim yaş günüm'' diyor. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kars, Muğla, Hakkari, Erzurum, Elazığ, Mardin, Malatya, Kayseri, Karaman, Kahramanmaraş, Osmaniye, Gaziantep, Adana, Mersin, Çukurova, Antalya, Isparta, Burdur, Kütahya, Afyon, Eskişehir, Manisa, Bursa, Balıkesir, Aydın, Denizli, Giresun, Artvin, Gümüşhane, Trabzon, Bayburt, Ordu, Samsun,  Çankırı,Tokat, Çorum, Yozgat, Sivas, Bartın, Bolu, İnebolu, Safranbolu, Tirebolu, Şalpazarı, Beypazarı ve Şebinkarahisar olmak üzere şiir ile çok yakından irtibatlı bazı yörelerden; bazen de Türkiye dışından iletiler alıyorum.
Öteki aylarda çok zor omasa da kış aylarında; yaş günlerinde ve özel günlerde benden Şebingülü bekleyenler için gerçekten çok zorlanıyorum.Ama zevk ile gereğini de yapıyorum.
 
''Zemheri ayında gül ister benden'' dediklerim bu defa aklıma gizemlice bir iş düşürdüler. Şebingülü sevdalıları için sevenlerim için; aşık, ozan ve şair canlarıma bir mesaj göndererek Hikmet Okuyar Kış etkinlikleri kapsamında ''ŞEBİNGÜLÜ için bir ŞİİR de sen YAZ'' dedim ve şunları söyledim:


 
Saygıdeğer Aşık, Ozan ve Şairim,

Şebinbülbülü'nün Şebingülü'ne sevdasını şiirle aksettirmeni
istiyorum.

Ferhat gibi, Mecnun gibi, Yusuf gibi ya da Kendince yazacağın ve ''ithafı gönlümde'' diyeceğin  bu çok özel şiir; sevgililer günü, kutlu doğum, yaş günü, anneler babalar yaşlılar günü, nevruz bayramı, şairler şiir yorumcuları günü, öğretmenler günü, yeşil çevre günü ve ağaç bayramı etkinliklerinde;
pastanede, hastanede, çarşıda, pazarda, her yerde, bir de; 7 Gün 7 Gece Şebinkale Şiir Şenlikleri'nde okuma yazma bilenlerle, Şiir Yorumcusu elemanlar tarafından gülümseyerek okunsun istiyorum.Her aşık, ozan ve şairin bir Şebingülü şiiri olsun istiyorum.
Sonra da balkona bahçeye kamelyanın yanına veya çardağa, parka, bulvara, meydana; sevenler ve sevilenler için bir adet Şebingülü fidanı dikilsin istiyorum.

Şebinkarahisar topraklarında da milyonlarca Şebingülü fidanı ile Şebingülü yetiştirilsin, üretilsin istiyorum.
Kuşburnu
ağaçlarına
Şebingülü aşısı
YAPILSIN istiyorum..
Ve bu güzel mesajı yazarken bana ulaşan bu Fatsalı Şair Hasan Gençay imzalı Şebingülü şiirini de Şebingülü sunumlarımla iletiyorum .



Ş  E  B  İ  N  G  Ü  L  Ü



Adın dolanıyor her yerde dile,
İlham oluyorsun, Şebinbülbül'e;
Sevdalın oluyor; Mekke, Medine..
Aşkların manası sen Şebingülü.


Gül rengin bir başka yoktur emsalin,
Kanımdan alınmış sanki gül
rengin;
Sembolü sayıldın, çiçeğin, gülün..
Aşkların manası sen Şebingülü.


Bülbüle sığınak yeri oldun sen,
Cennetin dünyada varı oldun sen,
Aşk arayan gözün feri oldun sen..
Aşkların manası sen Şebingülü.

Aşktan anlamayan bilemez seni,
Anlatmaya sözcük yetmez seveni.
Kokun sarsın gülce kutlu evreni..
Aşkların manası sen Şebin gülü.

Beytullah özlemle yanıyor sana..
Canlar mest oluyor cennet kokuna.
Medine gül selam olsun Şebine..
Aşkların manası sen Şebingülü...


Fatsalı Şair Hasan GENÇAY
 

29. 01. 2010,
Fatsa / ORDU

Kitle İletişim:hikmetokuyar@...










Hotmail: Güçlü İSTENMEYEN POSTA koruması ile güvenilir e-posta. Hemen kaydolun.

Hotmail: Ücretsiz, güvenilir ve zengin e-posta servisi. Hemen edinin.

Hotmail: Microsoft’un güçlü İSTENMEYEN POSTA koruması ile güvenilir e-posta. Hemen kaydolun.

Hotmail: Microsoft tarafından sağlanan güvenlikle, güçlü ve Ücretsiz e-posta. Hemen edinin.

Hareket Halindeyken E-postanız ve Çok Daha Fazlası. Windows Live Hotmail'i Ücretsiz Edinin. Hemen kaydolun.

Hotmail: Microsoft tarafından sağlanan güvenlikle, güçlü ve Ücretsiz e-posta. Hemen edinin.

#1415 From: Hikmet Okuyar <hikmetokuyar@...>
Date: Sun Jan 31, 2010 10:05 pm
Subject: FW: Sultan Kenesarı Kasımoğlu
hikmetokuyar@...
Send Email Send Email
 



To: avyazbir@yahoogroups.com
From: yakupdeliomer@...
Date: Fri, 29 Jan 2010 02:37:49 -0800
Subject: [AvYazBir] Sultan Kenesarı Kasımoğlu



--- On Thu, 1/28/10, Mehmet Ozgur DEMIR <ozgur.demir35@...> wrote:

From: Mehmet Ozgur DEMIR <ozgur.demir35@...>
Subject: Radyo Ocak - Ğ aдио Ğжaк - Sultan Kenesarı KasımoÄŸlu
To: radio-ocak@googlegroups.com
Date: Thursday, January 28, 2010, 10:03 PM

Slayt gösterisini oynat Tüm fotoğrafları kaydet Tüm fotoğrafları kaydet Bu fotoğrafların tümünü bir defada kaydetmek istiyor musunuz? Nasıl yapılacağını öğrenin
Çevrimiçi resimler 30 gün için kullanılabilir
 
 

Kazak Türkleri her zaman bağımsızlığı için mücadele vermiÅŸ Türk Milletinin asil halklarından biridir. Çarlık Rusyası devrinde, Sovyet devrinde bağımsızlık için mücadele vermiÅŸ kahramanlar az deÄŸildir. Bunlardan biri 1837-1847 yıllarında mücadele vermiÅŸ olan Sultan Kenesarı KasımoÄŸlu'dur. Türkiye'de cok az bilinen bu konu ÅŸimdi Ordu Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doc. Dr. Fatih Ünal'ın kaleminden okuyuculariyla buluÅŸuyor. Eser İstanbul Üniversitesinde Prof. Dr. Mehmet Saray'in danışmanlığında doktora tezi olarak hazırlanmıştır.
 
Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında ÅŸunu okuyoruz: İngiltere ve Fransa gibi batılı devletlerin ardından, bir yığın reformlar ve endüstriyel adımlardan sonra sömürgeci devletler arasına katılmaya hazırlanan Rusya'nın bu yönde kolay lokma olarak gördüğü sahalardan biri Türkistan idi. Zira bu dönemlerde Türkistan, tarihinin en hazin devirlerini yaşıyordu. Kazak bozkırlarında, asırlarca süren MoÄŸol/Kalmuk akınlarından yipranmış ve paramparça olmuÅŸ Kazak Hanlığı, merkezde ise zayıf ve birbiriyle hasım Buhara, Hive, Hokant hanlıkları Ruslara tarihi firsatlar sunuyordu. I. Petro'dan itibaren önemi gittikçe artan "Orta Asya ve Hindistan'a uzanan ticaret koridoru oluÅŸturma" projesinin önündeki ilk engel Kazak steplerinin itaat altına alınması idi. Bundan dolayı Ruslar Kazak yönetimleriyle münasebetlere önem verdi. Himaye politikasıyla baÅŸlayan iliÅŸkiler, daha sonra Kazakların içiÅŸlerine müdahale edilmesi ÅŸeklinde geliÅŸti ve nihayetinde yasaklar, uygulanan baskı ve sömürü politikası Kazak topraklarını yaÅŸanmaz hale getirdi. Vatanlarının sömürgeleÅŸtiÄŸini anlamakta gecikmeyen  Kazaklar XVIII. asrın son çeyreÄŸinden baÅŸlamak üzere Ruslara karşı sürekli baÅŸkaldırdılar. Kazak hanlarının sonuncusu olan Kenesarı KasımoÄŸlu önderliÄŸindeki bu istiklal davası, Kazakların Rus emperyalizmi karşısındaki son büyük ve görkemli baÅŸkaldırısı oldu. Kitap Rusların stepleri itaat altına alma yönünde karÅŸilaÅŸtığı uzun soluklu Kazak direniÅŸinin son halkasını ortaya koymaktadır.
Kitabı Kazak tarihi hakkındaki bilgisi genişletmek isteyen herkese tavsiye ediyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul,
Abdulvahap Kara


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 4815 (20100128) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr
--
Dünya Türklerinin Sesi
www.RadyoOcak.com
Bu iletiyi "Radyo Ocak - Ğ aдио Ğжaк - Radio Ocak"grubuna abone olduÄŸunuz için aldınız:
Bu gruba posta göndermek için : radio-ocak@googlegroups.com
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için : radio-ocak+unsubscribe@googlegroups.com



Hotmail: Microsoft tarafından sağlanan güvenlikle, güçlü ve Ücretsiz e-posta. Hemen edinin.

#1414 From: "Dr. Eldeniz Abbasli" <eldeniz61@...>
Date: Sat Jan 30, 2010 9:12 pm
Subject: AZERBAYCAN_GUBA_SOYKIRIMI
eldeniz61@...
Send Email Send Email
 


________
Saygilarimla,
Dr.Eldeniz ABBASLI,
Karabag Savasi Gazisi, Avrasya Yazarlar Birligi uyesi, Bagimsiz Arastirmaci, Gazeteci.
E-mail:eldeniz61@...
________
HOCALI KATLIAMI - UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM!


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com..tr

2 of 2 Photo(s)

#1413 From: Zafer KARATAY <zkaratay@...>
Date: Sat Jan 30, 2010 3:56 pm
Subject: Rica Bekir Cobanzade
zaferkaratay
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Muhterem Ramiz bey,

Yaptığınız calışmalar için sizi tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum,
Kırım'dan hangi kütüp haneden ve kim sizden bu parayı istedi bilmek isterim. Büyük hata yapmışlar. Onlar adına sizden özür dilerim.
Bekir Çobanzade'nin istediginiz kitabını ve başka şiirlerini size
en azından elektronik ortamda veya kitabı temin edersem orjinalini göndereceğim.
Emel Kırım Vakfı olarak her türlü yardımı vermeye hazırız.
Degerli Ali Åamil bey bu konuda yardım istemiÅŸti.. En kısa zamanda yollamaya çalışacağız.
Degerli araştırmacı ismail otar beyin , Bekir çobanzadenin el yazması defterlerinden yararlanarak yazdığı kitabı sizler de mevcut mudur?

selam ve saygılarımla

Zafer Karatay
Emel Kırım VAkfı Başkanı
istanbul




To: AvYazBir@yahoogroups.com
From: ramizasker@...
Date: Fri, 8 Jan 2010 01:40:34 -0800
Subject: [AvYazBir] Rica

 
Ben Baku Devlet Universitesi Hocasi Prof. Dr. Ramiz Asker. Turk Edebiyatlari ile ugrashiyorum. Bu gune kadar Ozbek shiiri antolojisi, Turkmen shairleri Molla Nefe ve Oraz Yagmurun shiirlerini hic bir gonorar almadan tercume ettim ve bedava bastirdim. Bekir Cobanzadenin Bir Saray Kuracak Men kitabini da tercume ve neshr etmek istiyorum. Kitap 2001-de Simferopolde chikmish. KirimTatar kutuphanesinden istedim, karshiliginda yaklashik 100 dolar talep ediyorlar. Ben bunu zaten bedava tercume ederek bedava da nesh ettirecegime gore bu teklifi kabul edemiyorum. Ben bir biznesmen degil, bilim adamiyim. Fazla param da yok. İzmirde ve Vashingtonda 2 cocugum talebedir. Hic mi vatansever kishi kalmadi?
Kim bana kitabi gondere bilir Allah ashkina?
Prof. Dr. Ramiz Asker.




Hotmail: Güçlü İSTENMEYEN POSTA koruması ile güvenilir e-posta. Hemen kaydolun.

#1412 From: CAFER VAYNİ <caferrvayni@...>
Date: Sat Jan 30, 2010 2:04 am
Subject: LÜTFEN TYB İSTANBUL ŞUBE GENEL KURULUNA KATILINIZ...
caferrvayni@...
Send Email Send Email
 

Türkiye Yazarlar Birliği

İstanbul Şubesi’nin Saygıdeğer Üyeleri,

            1978’de “kurşunların adres sormadığı” tarihlerde bir avuç idealist yazar ve düşünce insanı tarafından kurulan Türkiye Yazarlar Birliği’mizin tarihinde ilk defa “üye merkezli bir hareketi” başlatmış olmanın mutluluğunu yaşamaktayız. 31 Ocak 2010 Pazar günü saat 15.00’de Sultanahmet’te bulunan ve şube merkezimiz olan Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştireceğimiz İstanbul Şubesi’nin dokuzuncu olağan genel kurulunda derneğimizin geleceğini üyelerimiz belirleyecektir. Şube tarihimizde ilk defa üyelerimizden güç alarak katılımcı, özgür, demokratik ve şeffaf bir seçim gerçekleştireceğiz. Bu nedenle sizlere gerçekten layık olacak bir ekip oluşturduk. Başarılı,istikrarlı,mütevazi,çok yönlü ve model oluşturabilecek bir ekip…

            Aşağıda ve ekte yer alan ekibimize yetki verdiğiniz takdirde yirmi yıllık şubemiz bir çok ilke imza atacaktır. Bunların bir kısmını arz etmek gerekirse;

            - Üyelerimizin hak ve hukukunu korumak ana davamız olacaktır.

            - Ahde vefa ana ilkemiz olacaktır.

            - Şubemiz üyelerimizin geniş ailesi olacaktır.

            -İstişare mekanizmasını harekete geçirerek faaliyetlerimizi üyelerimizin görüş ve tavsiyeleri belirleyecektir.

            -Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul şubesi yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf, daha kucaklayıcı ve daha demokratik olacaktır.

            - Çok çeşitli etkinliklerle ülkemiz sathında faaliyet gösterilecektir.

            -Ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle eserlerini yayınlayamayan üyelerimizin eserlerinin basımına, tanıtımına ve dağıtımına katkıda bulunulacaktır.

            - Şube tarihimizde ilk defa Yönetim Kurulu’nun “meşruiyet sorunu”, sayenizde oluşmayacaktır.

            Aziz üyelerimiz,

Bunları gerçekleştirmek için lütfen kongreye katılınız. Şubemizin geleceğine beklentileriniz doğrultusunda yön veriniz…

Saygılarımızla…

Cafer VAYNİ
 

         

TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ İSTANBUL ŞUBESİ 9. GENEL KURUL ADAY LİSTESİ

 

YÖNETİM KURULU

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

PROF.DR. DURALİ YILMAZ

1

DR. AHMET NACİ HELVACI

2

RECEP GARİP

2

EKREM KAFTAN

3

DOÇ.DR. ABDULKADİR EMEKSİZ

3

YARD. DOÇ.DR. NERMİN ÖZCAN ÖZER

4

O. OLCAY YAZICI

4

SELİM ÇORAKLI

5

DOÇ.DR. CEMAL ZEHİR

5

BESTAMİ YAZGAN

6

YARD.DOÇ.DR. SÜLEYMAN DOĞAN

6

YARD. DOÇ.DR.  EROL ÜLGEN

7

DOÇ.DR. ERGUN YILDIRIM

7

DR. NAZİLE ABBASLI

8

ÖZCAN ÜNLÜ

8

RECEP İNCECİK

9

CAFER VAYNİ

9

ALİ HIŞIROĞLU

DENETİM KURULU

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

MUZAFFER DOĞAN

1

BEKİR ÜLKER

2

SADETTİN KAPLAN

2

YUSUF BÜYÜKBOYACI

3

EMRULLAH AYDIN

3

MEHMET ÖKSÜZ

HAYSİYET DİVANI

ASİL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

1

PROF.DR. MEHMET ALİ BEYHAN

1

YARD. DOÇ. DR. FERHAT ASLAN

2

PROF.DR. SEFA SAYGILI

2

ALİ UĞUR

3

PROF.DR. BEDRİ GENCER

3

YARD. DOÇ.DR. MUSTAFA AKSOY

 


#1411 From: Erbay KÜCET <erbaykucet@...>
Date: Fri Jan 29, 2010 8:55 am
Subject: FW: Erbay Kücet AKV'de konuşacak
erbaykucet@...
Send Email Send Email
 


Erbay KÜCET
TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Birim Amiri
Ana Bina 1 Nolu Kapı B-1 zemin kat ÇANKAYA-ANKARA
Tel  : 0312.4206615
Faks: 0312.4206616



 



Date: Fri, 29 Jan 2010 00:37:24 +0200
Subject: Erbay Kücet AKV'de konuşacak
From: rifatyoruk@...
To: erbaykucet@...

Erbay Kücet AKV'de konuşacak
 
 
 
Yazar Erbay Kücet, AKV’nin geleneksel “cumartesi konferansları”nda konuşacak. Kücet “Güncelle Kendini” başlıklı bir sohbette bulunacak.
 
Kısa adı AKV olan Araştırma ve Kültür Vakfı’nın Ankara Şubesi geleneksel cumartesi konferanslarını sürdürüyor. Vakfın yarınki konuğu TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Müdürü Yazar Erbay Kücet olacak. Kücet “Güncelle Kendini” başlıklı bir sohbette bulunacak.

Şube Başkanı Recep Vidin, Mithatpaşa Cad. 62/6 Kızılay adresindeki binalarında cumartesi saat 14:00’da gerçekleştirilecek konferansa konuya ilgi duyanları beklediklerini söyledi.

Kücet’in özgeçmişi

1955 Ankara doğumlu. Evli 3 çocuklu. Eskişehir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü (1980) ve Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı (1988) mezunu. 

Hergün, Millet, Ortadoğu, Yenidevir, Millî Gazete, Akit, Yeni Şafak, Anayurt Genç Öğretmen, Töre, Devlet, Mavera, Aylık Dergi, Vahdet, Çaylak, Cıngar, Tırpan, Gençlik, Kıvılcım, Çerağ, Belde, Yeni Dönem, TBMM Dergisi ve Seğmen gibi gazete ve dergilerde yazan Kücet, Türkiye Kültür ve Sanat Yıllıkları’nda bölüm yazarlığı ve Başbakanlık Türk Aile Ansiklopedisi’nin yayın kadrosunda da görev yaptı.

1983 yılında Yeni Devir gazetesi “Hikâye Yarışması”nda mansiyon ile ödüllendirilen ve 1996 da Gençlik Dergisi okurlarınca “Yılın Yazarı” seçilen Kücet, Türkiye Yazarlar Birliği’nce düzenlenen “Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenleri” (Türkiye/Bursa-Konya-1992;Kazakistan/Almatı-1993;Ukrayna/Simferopol-2005; Makedonya/Üsküp-2007) tertip komitesinde görev yaptı.

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Mali Sekreter (1991-1993); Eğitim-Bir Sendikası Eğitim Sekreteri (1995-1997); Çocuk Edebiyatçıları Birliği Genel Başkan Yardımcısı (1998-1999); Ankaralılar Derneği Genel Başkan Yardımcısı (2003-2005) görevlerinde bulundu.

Halen TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Müdürlüğü görevinin yanı sıra, Türkiye Bilardo Federasyonu Asbaşkanı, M.Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı Mütevelli Üyesi, Türkiye Yazarlar Birliği Denetleme Kurulu Başkanı, Çocuk Edebiyatçıları Birliği Genel Başkanı ve Kültür Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV) Danışma Kurulu Üyesidir (2010).

Eserleri

1. İlerleyelim Beyler Hikâyeler, 1993

2. Gençlik Kültür Ansiklopedisi R.Kaymaz ve S.Er’le birlikte, 1996

3. Fıkır Fıkır Fıkralar Çocuklar için Fıkralar, 1996

4. Şirin Şiirler Çocuk Şiirleri Seçkisi, 1996

5. Kendi Kiliseni Kendin Yap Hikâyeler, 1997

6. Yakalatan Şapka Çocuk Hikâyesi, 2000

7. Güncelle Kendini Kişisel Gelişim, 2008

8. Mavi Ceylan Çocuk Hikâyeleri, 2008

9. Hoca Nasreddin’i Nasıl Bilirdiniz? Araştırma-Soruşturma, 2008

HaBertaraf
http://www.habertaraf.com/haber/10158.html


 
2010-01-28 23:56:39


Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı bulun.

#1410 From: Yakup Deliömero <yakupdeliomer@...>
Date: Wed Feb 3, 2010 9:19 pm
Subject: Fw: Nazim Hikmet Programi Amsterdam
yakupdeliomer
Offline Offline
Send Email Send Email
 
--- On Mon, 2/1/10, uetd <info@...> wrote:

> From: uetd <info@...>
> Subject: Nazim Hikmet Programi Amsterdam
> To: info@...
> Date: Monday, February 1, 2010, 8:42 PM
>
>
>
>
>
>
>
>
> DAVETİYE
>
>
>  
> Sevgili
> UETD Hollanda üyeleri
> & Dostları,
>   
> Türkiye’de
> ilk kez Azerbaycan Yazarlar BirliÄŸi
> Başkanı  meşhur yazar ANAR’ın
> kaleminden,  Nazım Hikmet’in,
> hayatının önemli bir
> bölümünü geçirdiği Sovyetler Birliği’nde
> ve özellikle Azerbaycan’da nasıl
> tanındığını, şiirine ve
> varlığına ne gibi anlamlar yüklendiğini
> ele alan
>
> â€NAZIM
> HİKMET/ Kerem Gibi“
> kapsamlı
> bir eser yayınlandı.
> Bengü
> Yayınlarında çıkan bu kitabı,
> Türkevi, UETD Hollanda, Hollanda Türk Yazarlar
> Kulübü ve Avrasya Yazarlar Birliği olarak
> düzenlemiş olduğumuz ve kitabın yazarı
> ANAR ve çevirmeni İmdat Avşar’ın da
> katılacağı bir programla tanıtmak
> istiyoruz.
>
>
> Bu programa sizi de davet eder aramızda görmekten
> onur
> duyarız.
>   
> Tarih:  3 şubat 2010
> Saat:  19:30
> Yer:    PALET
> Partycentrum / Jan van Galenstraat 315 A
> Amsterdam
>   
> Saygılarımızla,
>
>   
> Veyis
>
Güngör                                    \
           
>
> Sadık Yemni
> UETD
>
Hollanda                                    \
          
>
> Hollanda Türk Yazarlar Kulübü
>
BaÅŸkanı                                   Â\
 Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â 
>
> Başkanı
>   
>

#1409 From: Yakup Deliömero <yakupdeliomer@...>
Date: Fri Jan 29, 2010 10:37 am
Subject: Sultan Kenesarı Kasımoğlu
yakupdeliomer
Offline Offline
Send Email Send Email
 


--- On Thu, 1/28/10, Mehmet Ozgur DEMIR <ozgur.demir35@...> wrote:

From: Mehmet Ozgur DEMIR <ozgur.demir35@...>
Subject: Radyo Ocak - Ğ aдио Ğжaк - Sultan Kenesarı KasımoÄŸlu
To: radio-ocak@googlegroups.com
Date: Thursday, January 28, 2010, 10:03 PM

Slayt gösterisini oynat Tüm fotoğrafları kaydet Tüm fotoğrafları kaydet Bu fotoğrafların tümünü bir defada kaydetmek istiyor musunuz? Nasıl yapılacağını öğrenin
Çevrimiçi resimler 30 gün için kullanılabilir
 
 
Kazak Türkleri her zaman bağımsızlığı için mücadele vermiÅŸ Türk Milletinin asil halklarından biridir. Çarlık Rusyası devrinde, Sovyet devrinde bağımsızlık için mücadele vermiÅŸ kahramanlar az deÄŸildir. Bunlardan biri 1837-1847 yıllarında mücadele vermiÅŸ olan Sultan Kenesarı KasımoÄŸlu'dur. Türkiye'de cok az bilinen bu konu ÅŸimdi Ordu Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doc. Dr. Fatih Ünal'ın kaleminden okuyuculariyla buluÅŸuyor. Eser İstanbul Üniversitesinde Prof. Dr. Mehmet Saray'in danışmanlığında doktora tezi olarak hazırlanmıştır.
 
Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında ÅŸunu okuyoruz: İngiltere ve Fransa gibi batılı devletlerin ardından, bir yığın reformlar ve endüstriyel adımlardan sonra sömürgeci devletler arasına katılmaya hazırlanan Rusya'nın bu yönde kolay lokma olarak gördüğü sahalardan biri Türkistan idi. Zira bu dönemlerde Türkistan, tarihinin en hazin devirlerini yaşıyordu. Kazak bozkırlarında, asırlarca süren MoÄŸol/Kalmuk akınlarından yipranmış ve paramparça olmuÅŸ Kazak Hanlığı, merkezde ise zayıf ve birbiriyle hasım Buhara, Hive, Hokant hanlıkları Ruslara tarihi firsatlar sunuyordu. I. Petro'dan itibaren önemi gittikçe artan "Orta Asya ve Hindistan'a uzanan ticaret koridoru oluÅŸturma" projesinin önündeki ilk engel Kazak steplerinin itaat altına alınması idi. Bundan dolayı Ruslar Kazak yönetimleriyle münasebetlere önem verdi. Himaye politikasıyla baÅŸlayan iliÅŸkiler, daha sonra Kazakların içiÅŸlerine müdahale edilmesi ÅŸeklinde geliÅŸti ve nihayetinde yasaklar, uygulanan baskı ve sömürü politikası Kazak topraklarını yaÅŸanmaz hale getirdi. Vatanlarının sömürgeleÅŸtiÄŸini anlamakta gecikmeyen  Kazaklar XVIII. asrın son çeyreÄŸinden baÅŸlamak üzere Ruslara karşı sürekli baÅŸkaldırdılar. Kazak hanlarının sonuncusu olan Kenesarı KasımoÄŸlu önderliÄŸindeki bu istiklal davası, Kazakların Rus emperyalizmi karşısındaki son büyük ve görkemli baÅŸkaldırısı oldu. Kitap Rusların stepleri itaat altına alma yönünde karÅŸilaÅŸtığı uzun soluklu Kazak direniÅŸinin son halkasını ortaya koymaktadır.
Kitabı Kazak tarihi hakkındaki bilgisi genişletmek isteyen herkese tavsiye ediyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul,
Abdulvahap Kara


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 4815 (20100128) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr
--
Dünya Türklerinin Sesi
www.RadyoOcak.com
Bu iletiyi "Radyo Ocak - Ğ aдио Ğжaк - Radio Ocak"grubuna abone olduÄŸunuz için aldınız:
Bu gruba posta göndermek için : radio-ocak@googlegroups.com
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için : radio-ocak+unsubscribe@googlegroups.com


#1408 From: "Yakup" <yakupdeliomer@...>
Date: Mon Jan 25, 2010 4:50 pm
Subject: toplantıya davet
yakupdeliomer
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Geleneksel Sanatlarımızın Estetiği
Konuşmacı: Prof.Dr. Nihat Boydaş

Avrasya Yazarlar Birliği Edebiyat Yarenleri Toplantısı
29 Ocak 2010 Cuma Saat 19.00 da
Hamamönü Kültür Evi
Hamamönü Sok No 6
Altındağ Ankara
Tel 312. 311 70 52


http://www.facebook.com/group.php?v=app_2344061033&gid=211428317394#/event.php?e\
id=302676959504&index=1

#1407 From: Cemal Safak <cemalsafak2030@...>
Date: Sun Jan 24, 2010 10:10 pm
Subject: (No subject)
cemalsafak2030@...
Send Email Send Email
 
Kazak Bavırlarımızda bir söz vardır:
"AVIRDI NAR KÖTEREDİ...ÖLÜMDÜ ER KÖTEREDİ..."
Ahmet Bican  Hocamız da Türk dünyasının en güçlü erlerinden birisidir.Büyük insanlar büyük acıları da kaldırabilir.
Değerli Hocam,
"Könul aytuvumuzu" en samimi dileklerimizle iletiyoruz.
Yüreğinize düşen korun bir parçasına da bizler talibiz.
Kabul edin lütfen!
Cemal ŞAFAK


MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz!

#1406 From: "Dr. Eldeniz Abbasli" <eldeniz61@...>
Date: Sun Jan 24, 2010 9:22 pm
Subject: İlt:[Turkoloji - Turkology] Valeh Hacıyev Vefat Etti!
eldeniz61@...
Send Email Send Email
 


--- 24/01/10 Pzr tarihinde Hamza Kolukýsa <hamzakolukisa46@...> şöyle yazıyor:

Kimden: Hamza Kolukýsa <hamzakolukisa46@...>
Konu: [Turkoloji - Turkology] Valeh Hacıyev Vefat Etti!
Kime: turkoloji@yahoogroups.com
Tarihi: 24 Ocak 2010 Pazar, 19:48

 

Değerli Grup Üyeleri,

 

Gürcistan Azerbaycanlıları nın büyük şahsiyeti, bilim adamı, şair, yazar, İlya Cavcavadze adına Tiflis Devlet Üniversitesi akademisyeni Borçalılı Prof. Dr. Valeh HACIYEV dün (23.01.2010) vefat etmiştir. Cenazesi baba ocağı ulu Türk yurdu Borçalı'nın Bolnisi şehrinin Darvaz köyünde yarın (25.01.2010) toprağa verilecektir. Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk dünyasına başsağlığı dilerim.

 

Hamza KOLUKISA

Batum Åota Rustaveli Devlet Üniversitesi

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Türk Dili OkutmanıBatum / Gürcistan



Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#1405 From: Kardeş Kalemler <bilgi@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 4:16 pm
Subject: Kardeş Kalemler ...::... 37. Sayı - Ocak 2010
bilgi@...
Send Email Send Email
 

Kardeş Kalemler
Aylık Avrasya Edebiyat Dergisi


37. Sayı
Ocak - 2010

www.kardeskalemler.com

İÇİNDEKİLER

5

Ülvi Bünyadzade
Ömür Yolu

25

Enes Cansever
Cengiz Aytmatov ile Mülakat

28

Abdülkerim Erdoğan
Cahiliye Devrinin Ünlü Arap Şairi İmruülkays’ın Mezarı Ankara’da

33

Eluca Atalı
"1+1" Silsilesi

34

Mukay Elebayev
Dört Yolcu

38

Yakup Ömeroğlu
On Dolar

41

Sattor Tursun
Gece Yolculuğu

46

Fatma Yekta Ürkmez
Bir Cinayetin Aklanışı

48

Fiodor Marinov
Sürgün

51

Yordan Yovkov
Senebirli Kardeşler

55

Osman Çeviksoy
Ankara'dan Hacı Bektaş'a

60

Şi Miyan Şyu
Aytmatov'un Eserlerindeki Kadın Tipi

64

Dinara Aliyeva
Türkler'in Arapça, Farsça ve Rusça'ya İlgisi

68

Abdurrahman Deveci
Savaş Konulu İran ve Osmanlı Minyatürleri

87

Adil Yakubov
Ölmez Sima Üstat Aybek Hakkında Düşünceler

Kardeş Kalemler
Aylık Avrasya Edebiyat Dergisi
www.kardeskalemler.com

 

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

 


#1404 From: Ramiz Asker <ramizasker@...>
Date: Fri Jan 22, 2010 12:31 am
Subject: Ercilasun lara başsağlığı
ramizasker@...
Send Email Send Email
 
GÖNDER
 
Sevgili Hocalarım
Prof. Dr. Bilge Ercilasun'a ve
Prof. Dr. Ahmet B.Ercilasun'a
sonsuz acılarım ve gözyaşlarımlara

 

 

Yok bu derdin ilacı,

İster yüz yere gönder.

Nasıl? Acı mı? Acı!

Yansın, ciğere gönder.

 

Güç gitmesin Allah’a,

Bu dert çekilmez daha…

Akşam gönder sabaha,

Gece sehere gönder.

 

Nasıl çöktü sarayı?

Battı güneşi, ayı…

Hakan Satık Buğra’yı

Çin’e sefere gönder.

 

Bilge’m, Ahmed’im bican,

Nasıl kalsın sizde can?

Böl bu derdi yarıdan,

Ramiz Asker’e gönder.

 

Ramiz Asker.

22 Ocak 2010.

Baku, gece 4.20

 
Avrasya Yazarlar Birliði, bütün lehçeleri ile Türk dilinde edebî ürünler veren yazarlarý bir araya getiren bir kültür kuruluþudur.
Yahoo! Groups
Switch to: Text-Only, Daily Digest • Unsubscribe • Terms of Use
.



#1403 From: "Kafkas.gen.tr" <bilgi@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 4:07 pm
Subject: Kardeş Kalemler ...::... 37. Sayı - Ocak 2010
bilgi@...
Send Email Send Email
 

Kardeş Kalemler
Aylık Avrasya Edebiyat Dergisi


37. Sayı
Ocak - 2010

www.kardeskalemler.com

İÇİNDEKİLER

5

Ülvi Bünyadzade
Ömür Yolu

25

Enes Cansever
Cengiz Aytmatov ile Mülakat

28

Abdülkerim Erdoğan
Cahiliye Devrinin Ünlü Arap Şairi İmruülkays’ın Mezarı Ankara’da

33

Eluca Atalı
"1+1" Silsilesi

34

Mukay Elebayev
Dört Yolcu

38

Yakup Ömeroğlu
On Dolar

41

Sattor Tursun
Gece Yolculuğu

46

Fatma Yekta Ürkmez
Bir Cinayetin Aklanışı

48

Fiodor Marinov
Sürgün

51

Yordan Yovkov
Senebirli Kardeşler

55

Osman Çeviksoy
Ankara'dan Hacı Bektaş'a

60

Şi Miyan Şyu
Aytmatov'un Eserlerindeki Kadın Tipi

64

Dinara Aliyeva
Türkler'in Arapça, Farsça ve Rusça'ya İlgisi

68

Abdurrahman Deveci
Savaş Konulu İran ve Osmanlı Minyatürleri

87

Adil Yakubov
Ölmez Sima Üstat Aybek Hakkında Düşünceler

Kardeş Kalemler
Aylık Avrasya Edebiyat Dergisi
www.kardeskalemler.com

 

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

 


#1402 From: Fazıl Agiş <fagis7@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 10:19 am
Subject: RE: Vefat ve başsağlığı
fagis7@...
Send Email Send Email
 
Çok sevdiÄŸim Bilge ve Ahmet Bican ve oÄŸulları Konuralp Ercilasun ailesine baÅŸ saÄŸlığı ve sabırlar; Satuk BuÄŸra'ya Allah'tan rahmet ve maÄŸfiret dilerim. Üzüntülerini paylaşırım.
Bu mesajımı kendilerine iletirseniz minnettar kalırım.
Fazıl Agiş

To: avyazbir@yahoogroups.com
From: yakupdeliomer@...
Date: Thu, 21 Jan 2010 00:55:16 -0800
Subject: [AvYazBir] Vefat ve başsağlığı

 

> Prof. Dr. Bilge ERCİLASUN ve
> Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN'un güzide evlatları
> SATUK BUÄRA ERCİLASUN'un vefat etmesinden dolayı kendisine Cenabı haktan
> rahmet ve anne ve babasına başsağlığı dileriz. Allah
> sabır versin.

Avrasya Yazarlar BirliÄŸi




Windows Live: Arkadaşlarınız size e-posta gönderdiklerinde Flickr, Twitter ve Digg güncellemelerinizi öğrenirler.

#1401 From: Abdullah Buksur <abdullah.buksur@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 2:39 pm
Subject: Re: Vefat ve başsağlığı
abdullah.buksur@...
Send Email Send Email
 

 KAFKASYA'DA GEÇMİŞ, SORUNLAR VE GELECEK

Abdullah BUKSUR

20.01.2010

 

Kafkas! Her Millet için bir anlamı vardır ama Rus milleti için ayrı bir anlama sahiptir. Bu Milletin çocukları olarak bizlerde Kafkaslar denilince sıradanlıktan çok uzak akıl erdiremediğimiz hayallere kapılıyoruz!

Yaşanmış bu kadar acıya rağmen kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor içimizde. Rus devletinde, ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mı bilmiyorum.

Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsanelerin objektif delilleri gibi durur öylece. Bütün bu dinginliğe rağmen, Kafkas yiğitlerinin hareketliliği ve coşkusu tasvir edilmez. Kahramanlıkları ise anlatılmaz yaşanır.

Kafkaslar Rusya’nın ülkesel güvenliği, cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılı olduğu için, Ruslar bölgeyi kontrollerinde tutabilmek için son derece büyük güç sarf etmiştir / etmektedir.

Rusların Kafkaslarda vermiş olduğu hakimiyet mücadelesinin sonucunda bazıları, “Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor.”

Ruslar ise Kafkas halkı için, “değerli olsalar bile, diğer başka şeyler bizim halk ve devlet çevresiyle yeteri kadar kısa zamanda tamamen birleşmese de yeryüzünden silinmelidir.” Böylesi acımasız bir düşüncenin Ruslar’a değil, Almanlar’a ait olduğunu söylemek isterdim. Çünkü bu düşünce Ruslar’ın devletçilik idealine karşıdır, üstelik onun ruhî ve politik gücünün dayandığı temellerden birisini sarsıyor.

Asıl önderleri veya perde arkasındaki kışkırtıcıları elbette Rus olmayan, sahte bir milli programa dayanan, kötülüklere karşı mukavemet etmeyen bir okulun temsilcileridir. Diğer halklardan olan ve ayrılıkçılık meydana getiren sağlam güçlere, hatta onların herhangi bir kötü niyet beslemediği durumlarda bile, karşı çıkmamak Rus vatanperverliğine zarar vermekle mümkündür. Bu durumlarda bizim büyük ve güçlü bir halk olmamız konusunda ortaya atılan herhangi bir düşünce asla onu haklı göstermiyor. Büyük halk! Söyleyin bakalım, çocuklarımızın ekmeğine, küçük kardeşlerimizin gücünün tükenmesine sebep olmaya, ziyaretgahlarımızı aşağılamaya ve ayrılıkçılık düşüren diğer halkların Rusçuluğa yardım eden zayıf temsilcileriyle dalga geç Kafkas! Rus milleti için ne unutulmaz hatıralarla doludur. Bu isim anıldığında sıradanlığın akıl erdiremediği hayallere kapılıyoruz! Kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor. Rus devletinde ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mı Rusya’da? Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsaneler ve rivayetler de, Kafkas yiğitlerinin tasvir edilmez kahramanlıkları da, hem yörenin halkları tarafından ve Rus idealizmine ilham veren dahi şairlerimiz tarafından terennüm edilmiştir.

Kafkas bize yabancı olamaz. Onun yolunda son derece büyük güç sarf ettik. O, Rusya’nın cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılıdır.

Kabileler arası problemlerin çözümünde Rus toplumunu şaşırtmak için (çoğunlukla menfaat sebebiyle) yapılan teşebbüsler yüzünden, genelde Rusçuluk için doğru ve hayati bakış tarzını belirlemek gerekmektedir.  Aynı şekilde samimî davranan insanların fikirleri değişik olabilir. Bazıları, Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor.

Onlar, değerli olsalar bile, diğer başka şeyler bizim halk ve devlet çevresiyle yeteri kadar kısa zamanda tamamen birleşmezse yeryüzünden silinmelidir. Böylesi acımasız bir düşüncenin Ruslar’a değil, Almanlar’a ait olduğunu söylemek isterdim. Çünkü bu düşünce Ruslar’ın devletçilik idealine karşıdır, üstelik onun ruhî ve politik gücünün dayandığı temellerden birisini sarsıyor.

Büyük ve güçlü olanlar hayata mahmur gözlerle bakmıyor, aksine hayatın gerçeklerini uyguluyor. Geçmişin en değerli rivayetleri “aklın, sağduyulu yaklaşımların ve ıstıraplı bir kalbin arzuları” ile silahlanarak kendini birleştirici veya ferdi bir şahsiyet olarak geliştiriyor. Büyük, aynı zamanda güçlü olanlar, yalan, belirsiz veya karmaşık anlayışların belirmesine izin vermeyen şablonlara ve davetlere önem vermiyor. O, tembelliği, belirsizliği aklın gücüyle etki altına almaya, rengarenk bir tablo çizen bu manzaranın renklerini ve detaylarını anlamaya borçludur.

Eğer bu güne kadar karmaşık olan Kafkasya, insanlık için ıstıraplı bir gizem olarak algılanıyorsa, insanlığın gerekeni yapmasından, insani değerlerin gücünden söz etmemiz mümkün değildir. Ne yazık ki, yabancı sözlerin ve anlayışların esaretinden, yukarıda esas hatlarıyla gösterilen, tembelliğin ve belirsizliğin boyunduruğundan kurtulamak mümkün değildir.

Gelişmişlik bir anlamda sahte ve hileden uzak olmak demektir. Bir şeyin doğruluğunun ve gelişmişliğinin ölçütü, taraflar arasında paylaşıldığı zamanda makul kabul edilebilmesidir.

Kafkaslarda yaşayan halklar, Kafkas’ı “ölüm makinesi” olarak adlandırmıştır. Çünkü Kafkas’ın fethi kahramanlığın ve akla hayale sığmayan gerginliğe, büyük kurbanlara mal olmuştur. Kafkas halklarının kullandığı bir atasözümüzü var; “Ölünün ardınca konuşmazlar”.

 

Kafkasya, araştırmacılar ve gözlemciler için objektif sonuçlara varmak için gereken imkânı sağlayan koskoca bir akademi gibidir. En çok da, sosyologların ve devlet bilimiyle uğraşanların eğitimi için önemlidir.

 Kafkasya’da yaşam ve insan karakterleri türlü türlü ve aynı zamanda çok karmaşıktır. Milletlerin problemlerini oluşturan, tarihi – sosyal ve ekonomik sorunlar Kafkasya da iç içe geçmiştir.

Bölgenin idaresi ve burada yaşayan halkın sosyal özelliğinin ve yaşam şartlarının kendine has yapısının önemi bazen gerçekten, bazen de ikiyüzlülükle anlamak istemeyenlerin, görevini gerçekten de yapıp yapmadığını kontrolünün güçlüğü Kafkasya bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Olayların ve problemlerin kökenine inmek için önce geçmişi tanımamız gerekmektedir. Ancak o zaman Kafkasya’nın sorunlarını çözmek ve gelecekte ilgili olarak belirli bir rota çizmelerine yardım etmek mümkün olacaktır.

 

 

 

 

 

Kuzey Kafkasların Etnik Yapısı

Dünya üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden birisi olması ve dünyadaki diğer topluluklarla ilişkisi olmayan dilleri konuşan halkların oturmasından dolayı Kafkasya bölgesi, sorunlu bir bölge olmuştur. Bütün bunlara yer üstü ve yer altı kaynaklarının eklenmesi sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Sovyet döneminde, bölgede yaşayan halklar, tarihi geçmişleriyle ilgili olarak sağlıklı bilgilere ulaşamadıkları gibi baskıyla ya dayalı uygulamalarla yönetilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen Kafkasyalılar, bazı problemler olsa da kimliklerini ve geçmişlerini bu güne taşımayı başardılar.

Bu gün gelinen noktada Kuzey Kafkasyalılar tarihlerine yeniden sahip olmada ve geçmişlerini keşfetmede özgür olma mücadelesi vermektedirler. Fakat bu süreç sağlıklı bir biçimde yürütülmez ise bölge yeni çatışmaların ve hakimiyetlerin mekanı olacaktır. Kafkaslarda yaşayan her etnik grubun ayrı bir kökeni ve geçmişi olduğu için kendi içinde çatışmacı bir ortamı üretme potansiyeli vardır. Şu anda yaşananlara zamanın ruhuna uygun bir yaklaşım konularak çözüm üretilmez ise geçmişten günümüze eski metinlerle, arkeolojik buluntularda bile var olan, kültürel taşıyıcılar olan hikaye ve mitlerde günümüze taşınan tartışmaların tekrarının yaşanmasına hiçbir şey engel olamaz.

Hanlıklar ve prenslikler  döneminde Kafkasya da kolonyal tecrübeyi büyük oranda yaşamıştır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinin sonunda Rus imparatorluğunun Türkiye ve İran'la olan sınırları kesin olarak oluştu ve 1991'de Sovyetler Birliği çökene ve yeni bağımsız Transkafkasya cumhuriyetleri ortaya çıkana kadar değişmeden kaldı. Büyük oranda Müslüman olan Kuzey Kafkasya, 1860'lara kadar Ruslara karşı direndi ve Rus hakimiyetini kabul etmedi. Rusların hakimiyet süreci Kuzey Kafkasya ve Transkafkasya halklarının büyük bölümünün, kolonyal yapıdan kurtulup kolektif kültüre doğru evrilmesine imkan sağladı.

Etnik Yapı

Kuzey Kafkasya'nın etnik yapısı Afganistan veya Balkanlara benzemektedir. Bölgede etnik farklılık ve dil içinden çıkılmaz surette birbiriyle farklı ama bir o kadarda bağlantılıdır. Halkları ve dilleri sınıflandırmak için kullanılan kritere göre Kafkasya'da, her biri farklı bir dil veya diyalekte sahip olan elli kadar etnik grup gösterilebilir. Yerli milliyetlerin büyük çoğunluğu Azerbaycan Türk’ü, Ermeni, Gürcü ve Çeçendir. Azerbaycan Türkleri Türkçe konuşur. Ermeniler eski bir Hint-Avrupa dil ailesine ait olan halktır. Kafkasya'nın en eski halkları Gürcüler ve Çeçenlerdir. Ayrıca Kuzey Kafkasya'da eski zamanlardan beri yaşayan bir düzine kadar etnik grup vardır. Bu etnik gruba Abhazlar ve çeşitli Çerkez alt grupları, Çeçenlerin kuzenleri olan İnguşlar ve Lezgiler ve Dağıstandaki diğer gruplar dahildir. Bu grupların hepsi Kafkasya'nın etnik karışımını oluşturur. Kafkasya'da, dünyanın ilk bin yıllık döneminde ortaya çıkan Türkler arasında Azerbaycan Türklüğünün dışında dört Kuzey Kafkasya Türk grubu daha vardır: bunlar Karaçay, Balkar, Nogay ve Kumuklardır. Daha küçük Türk grupları da vardır bölgede. Örneğin II.Dünya Savaşı'nın sonunda çeşitli Kuzey Kafkasya halklarıyla birlikte sürgün edilen ancak 1950'lerin sonunda diğer sürgün edilen halkların topraklarına geri dönmesine izin verilirken kendilerine izin verilmemiş olan Gürcistan'ın Ahıska (Mesket) Türkleri gibi. Dağların kuzeydoğusundaki steplerde büyük bir alana sahip olan Kalmuklar ve Kuzey Kafkasya'nın merkezinde oturan Osetler ise bu yapılardan farklıdır. Küçük Fars gruplar da vardır. Yunanlı gruplar da eski çağlardan beri Kafkasya'da yaşamıştır. Nihayet, bölgede Kürtler, çeşitli Yahudi grupları, Asurlular son olarak da Slavlar bulunur. Diğer halklarla karşılaştırıldığında Slavlar bölgeye yeni gelmişlerdir.

Ruslar yerli halkla evlilik yaptılar. Rusların Kalmuklar ve Kuzey Kafkasyalı dağ halkları ile yapmış oldukları evlilikten doğan insanlar şimdi kendilerini Rus olarak tanımlamaktadır. Diğer Ruslar, Kafkasya'ya, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslarla beraber, 18. yüzyılın sonunda göçmen, görevli, tüccar, girişimci ve tekniker olarak geldiler. Rusların bölgeye göçü, Çarlık yönetiminin son ve Sovyet yönetiminin ilk on yılında hızla arttı ancak 1970'lerin başından bu yana Rusların ve diğer Slavların bölgeden dışarıya doğru göç etmeye başladığı görülüyor. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra Kuzey Kafkasya'dan göç öylesine hızlanmıştı ki 6 milyonluk bölge nüfusunun ancak 1 milyonu Slav’dır.

İçine doğdukları gurubun kültürü bütün Kafkasya halklarında çok güçlüdür. Bu yerel dillerin yaşamasına imkan sağlamıştır. Bu etnik bilincin yaşatılmasına önemli katkıda bulunmuştur. SSCB’nin çöküşünden sonra etnik gruplar ve onların liderleri etnik çatışma yerine etnik dayanışma yolunu seçmişlerdir.


www.uihaf.org YAŞAMAK ÖZGÜRLÜKTÜR

#1400 From: Kamil Agacan <kagacan@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 1:40 pm
Subject: Re: Vefat ve başsağlığı
kagacan@...
Send Email Send Email
 
Çok üzücü bir haber. söyleyecek söz bulamıyorum. Bu acı haberi şimdi duydum.
Allah rahmet eylesin. Ahmet hocama ve Bilge hocama Tanrıdan sabir diliyorum. Başlari sağ olsun.

21 Ocak 2010 12:55 tarihinde Yakup Deliömero <yakupdeliomer@...> yazdı:
 


> Prof. Dr. Bilge ERCİLASUN ve
> Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN'un güzide evlatları
> SATUK BUÄRA ERCİLASUN'un vefat etmesinden dolayı kendisine Cenabı haktan
> rahmet ve anne ve babasına başsağlığı dileriz. Allah
> sabır versin.

Avrasya Yazarlar BirliÄŸi



#1399 From: Hikmet Okuyar <hikmetokuyar@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 9:04 am
Subject: FW: Hikmet Okuyar Kimdir? YÖRESEL ULUSAL ULUSLARARASI MEDYA TEMSİLCİLERİ İLE ŞİİR ŞARKI TÜRKÜ DOSTLARINA ARZ
hikmetokuyar@...
Send Email Send Email
 
SAYGIDEĞER CANLARIMIZ,

SALTUK BUĞRA ERCİLASUN'A ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUZ.

MEKANI CENNET OLSUN.

AİLESİNE SEVENLERİNE VE MİLLETİMİZE BAŞSAĞLIĞI SABIR DİLİYORUZ.

SAYGILARIMIZLA




Hikmet Okuyar Kimdir?

Aranan adam ve dinlenen adam olmaktan mutluluk duyduğunu bildiren Şair yazar gazeteci Hikmet Okuyar; hayatından ara başlıklar sunarak kısa özgeçmişini yayılarken şöyle dedi:

         '' Şiir sevenler, şiir yorumcuları, bestekarlar, müzisyenler, saz ve ses sanatçıları, sınıf öğretmenleri, rehber öğretmenler, Türkçe, müzik, resim ve edebiyat öğretmenleri, öğrenciler, medya mensupları ile üniversitelerden bazı araştırma görevlileri zaman zaman telefon ederek mektup ya da mail göndererek kısa özgeçmişim ile ilgili döküman ve fotoğraf istediklerinde çok heyecanlanırım bir o kadar da cevap vermenin önemli bir görev olduğuna inanırım.


Şiir sevdası ile Kitle iletişim uzmanı olarak yaptığım Hikmet Okuyar Tanıtım Turizm Kültür Sanat Etkinliklerini takip eden 45-55 milyon hedef kitleden söz edince haklı olarak meraklılar da hakiki meslek erbabı da sanatseveler de yakından izliyor şiirli tanıtım turizm kütür sanat etkinliklerimizi.
Soru sahiplerini günlerce, haftalarca, cevap alacağım diye bekletmemek için Hikmet Okuyar kimdir? sorusuna daha kapsamlı araştımalara esas olacak şekilde özetle cevap yazarak bu sayfalarda paylaşmayı uygun gördük..'' dedi

Hikmet Okuyar Kimdir?


Şebinkarahisar Kütküt Mahallesi doğumlu olan Şair yazar gazeteci Hikmet Okuyar; ilk, orta ve lise öğrenimini Şebinkarahisar'da tamamladı. 1968-1969 yılları arasında Giresun İli, Alucra İlçesi  Kökküce Köyü İlkokulu'nda 2.3. sınıflara öğretmenlik yaptı. Çok meşhur ALUCRA TÜRKÜSÜ isimli eserini burada yazdı. 704 Sayfalık kaynak eser, tanıtım Turizim Kültür Sanat Eseri ŞEBİNKARAHİSAR SEVDASI; 706 sayfalık KARADENİZ SEVDASI ve 710 sayflalık TÜRKİYE SEVDASI isimli eserlerin proje hayallerini burada şekillendirdi.. Bir yıl hukuk, bir yıl iktisat okudu. 1974 yılında İ.T.İ.A , Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksekokulu'ndan mezun oldu. 1970-1976 yılları arasında İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde Sayman sekreteri ve Mutemet ünvanlarıyla görev yaptı. 1977-1995 yıllarında THY A. O ’nın değişik başkanlıklarında çalıştı. 1985 de THY A.O Kütüphane ve arşivini kurdu. Kurucu Şef olarak bir süre görev yaptı.  11 ay süreyle ŞİYAD (Şebinkarahisar İşadamları Yardımlaşma Derneği) kurucu genel başkanlığı görevinde bulundu. İlk şiiri, Hikmet Okuyar imzasıyla 14 yaşında ULUSAL BASINDA yaınlandı. Gazeteciliğe Madımak isimli duvar gazetesinde 1960 yılında başladı. 1975-1976 yılları arasında Millet Gazetesinde genç kalemler sayfasının yöneticisi oldu. Gerçekler köşesinde günlük yazılar yazdı. Şebinkarahisar’ın Sesi Gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini 3 yıl aralıksız sürdürdü. Sosyal siyaset, REKLAM PROPOGANDA, kitle iletişimi, yeşil çevre ve ağaçlandırma konularında kurslara katılıp uzman oldu. Yazı ve şiirleri; Giresun Dergisi, Alucra Dergisi, Yeni Orkun, Bizim Hisar, Sümsük, Tarla, Toprak, Ötüken, Türk Köyü, Adsız, Türkiye, Son Kale, Ana, Türk Edebiyatı, Birliğe Çağrı, Çotanak gibi dergilerde, Yeşil Giresun, Yeni Şebinkarahisar, Çamoluk,  Öz Giresun, Yeni Giresun, İleri, Bizim Anadolu, Çorum’un Sesi, Gün Işığı, Şebinkarahisar’ın Sesi, Karadeniz Gözde, Zaman, Orta Doğu, Genç Arkadaş, 28 Şafak,Yenişafak,Yeni, Mesaj, Türkiye, Gündüz gibi gazetelerde ve Giresunlu Şairler, Türkiye Şairler Antolojisi, Çamoluk Şairler Antolojisin'de yayınlandı. Şebinkarahisar türküsü, Şebinkarahisar Turizm ve Kültür Şenlikleri, Çamoluk Türküsü ve Giresun Geceleri isimli eserleriyle şiir dalında 4 birincilik ödülü kazandı. X1 şiir sergisi açtı.

Sakıp Sabancı'nın da hazır bulunduğu 4. Dereli Kümbet Yaylalar Şenliğinde açıtığı şiir sergisi ortamında 50 bin şiirli broşürü şenlikçilere armağan ederek  ”Dünyada ilk defa dağ başında şiir sergisi açan şair” unvanını aldı. Şiir okumanın cezası mı olur? diyerek yaptığı kampanyalarla da dikkati çeken ; Şiire Sevgi Şaire Saygı ilkesiye yaptığı hizmetlerle de Şiiri Sevdiren Şair, Proje Üretip Uygulayan Şair, Eylemleriyle Söylemleri Örtüşen Şair, Bizim Hikmet gibi ünvanlar kazanan Hikmet Okuyar'ın “Biraz daha hürriyet” isimli şiiri Azerbaycan Azadlık Günü'nde “Türkiye’den gelen mektup” başlığı altında Bahtiyar VAHAPZADE tarafından okundu. 1996 yılından itibaren her yıl düzenli olarak düzenlenen “Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması “ ve yarışma sonunda verilen “Şair, Yazar, Gazeteci Hikmet Okuyar Kültür Sanat Ödülü
  etkinliklerine başdanışmanlık eden, Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi bahçesinde ''Şebinkarahisar Şiir Akşamları'' projesini gerçekleştiren ve ŞEBİNKARAHİSAR TURİZM ve KÜLTÜR ŞENLİKLERİ,  DİKMETAŞ YAYLA ŞENLİKLERİ, GÜMÜŞ KAVAL SES YARIŞMASI, KARADENİZ ALTIN KEMENÇE SES YARIŞMASI, HASANŞEYHANMA TOPLANTILARI VE ŞEHİTLER GÜNÜ gibi bazı projelerin sahibi ve bazılarının da ilk organizatörü olan şair yazar gazeteci Hikmet Okuyar; ''Aşıklık ozanlık şairlik şiir yorumculuğu; özel yetenek ,bilgi beceri ve yoğun emek isteyen ciddi ve saygın bir meslektir -Hikmet Okuyar'' özdeyişi ile dillendirdiği tezini Türkiye genelinde kurulan şiir atölyelerinde görev yapan uzmaların tartışmasına sunarak destek istemektedir.
Şiir günlerinde, şiir sohbetlerinde, şiir akşamlarında; 21 Mart - 13 Haziran tarihleri arasında okullarda, beldelerde, ilçelerde ve illerde tertiplenmesini istediği Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi etkinliklerinin tertip komitesi başkanlarına gönderdiği mesajlarda  ''Şiire sevgi, şaire ilgi, şiir yorumcusu şiir dostları ile şiir kitaplarına daha çok ilgi sanata değer. Hikmet OKUYAR'' diyen Okuyar ;   aşıkların, ozanların, şairlerin, şiir yorumcularının, bağ ve bahçe üreticilerinin piri olan dünyaca ünlü Abdi Beğ için bir anıt yaptırmayı; tüm aşık, ozan, şair, şiir
yorumcusu, bestekar, müzisyen, ses ve saz sanatçısı, ressam, karikatürist, fotoğraf sanatçısı, senarist, tur operatörü, hikayeci, romancı, gibi tanıtım turizm kültür sanat ile irtibatlı şiir dostlarını  SENEDE BİR GÜN özellikle de 19 - 20 Mayıs günleri arasında; gülü, bülbülü, dutu, cevizi, kalesi ve yeraltı yerüstü  zenginlikleriyle ünlü tarih kültür sanat şehri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün övdüğü, Fatih'in otağ kurduğu şehir; Kelkit Vadisi'nin Cazibe Merkezi, 7 Gün 7 Gece Şebinkale Şiir Şenlikleri'nin Şehri Şebinkarahisar’da toplamayı; başta aşık, ozan, şair, şiir yorumcusu, saz ve ses sanatçısı, bestekar, ressam karikatürist ve fotoğraf sanatçısı olarak ünlenmek isteyen çok özel yetenekli gençleri kültür sanat dünyasına kazandırmak amacıyla organizatörlük ve basın-yayın müşavirliği faaliyetlerini azimle sürdürmekte, Şüsiyad ve Şema Gönüllülerinin de başkanlığını yapmaktadır.

Hikmet Okuyar'ın Yayınlanmış Bazı Eserleri:

1- İmamoğlu’ndan İmamoğlu’na Şiirler -1972
2- Yolların çileri, Şebinkarahisar 1989
3- Giresunlu şairin şiir şenliği–1993
4- Bayramlık şiirler Şebinkarahisar,1987
5- Gençlik şiirleri, İstanbul 1988
6- Şebinkarahisar Sevdası 1998
7
- Bizim sevdamız bitmez 1998

8-
Şiirlerle Şebinkarahisar 2002

9 - Karadeniz Sevdası 2004
10 -Türkiye Sevdası 2006


Hikmet Okuyar'ın Bestelenmiş Bazı Eserleri:

1- Can Anadolu’m
2-Mavi yolculuk
3-Gurbet ve hasret türküsü
4-Aksu şenlikleri
5-Şebinkarahisar türküsü
6-Giresun geceleri
7-Alucra türküsü
8-Çamoluk türküsü
9-Kılıçkaya türkü
10- Dikmetaş türküsü

 











Live.com'u deneyin - hızlı ve kişiselleştirilmiş giriş sayfanızla istediğiniz her şey tek bir yerde. tek bir yerde.

Live.com'u deneyin - hızlı ve kişiselleştirilmiş giriş sayfanızla istediğiniz her şey tek bir yerde. tek bir yerde.

Live.com'u deneyin - hızlı ve kişiselleştirilmiş giriş sayfanızla istediğiniz her şey tek bir yerde. tek bir yerde.

Windows Live™ Photos ile fotoğraflarınızı kolayca paylaşımı. Sürükle bırak

MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz!

Windows Live: Arkadaşlarınızın Facebook'ta yaptıklarınızı kolayca görmesini sağlayın.

Windows Live: Arkadaşlarınızın Facebook'ta yaptıklarınızı kolayca görmesini sağlayın.

Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.

Live.com'u deneyin - hızlı ve kişiselleştirilmiş giriş sayfanızla istediğiniz her şey tek bir yerde. tek bir yerde.

#1398 From: "Fatih Sahin" <fatih.sahin@...>
Date: Thu Jan 21, 2010 9:34 am
Subject: Re: Vefat ve başsağlığı
fatih.sahin@...
Send Email Send Email
 

Allah rahmet eylesin. Allah sabir versin. Cenazesi Ankara'da mi? Yazarsaniz sevinirim. Selamlar. Fatih
 
----- Original Message -----
Sent: Thursday, January 21, 2010 10:55 AM
Subject: [AvYazBir] Vefat ve başsağlığı

 


> Prof. Dr. Bilge ERCİLASUN ve
> Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN'un güzide evlatları
> SATUK BUÄRA ERCİLASUN'un vefat etmesinden dolayı kendisine Cenabı haktan
> rahmet ve anne ve babasına başsağlığı dileriz. Allah
> sabır versin.

Avrasya Yazarlar BirliÄŸi


#1397 From: mehtap kodaman <mehtapkodaman@...>
Date: Mon Jan 18, 2010 11:03 pm
Subject: RE: Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.
mehtapkodaman@...
Send Email Send Email
 
Allah rahmet eylesin.

Arş.Gör. Mehtap KODAMAN
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
Resim Bölümü Göztepe İSTANBUL



 

To: avyazbir@yahoogroups.com
From: yakupdeliomer@...
Date: Mon, 18 Jan 2010 12:46:35 -0800
Subject: [AvYazBir] Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

 
Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Türkkan'ın cenazesi 19 Ocak 2010 Salı günü öğle namazını müteakiben İlahiyat Fakültesi camisinden kaldırılacaktır.

Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.

Milletimizin başı sağolsun.

Avrasya Yazarlar BirliÄŸi




Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.

#1396 From: Zafer KARATAY <zkaratay@...>
Date: Wed Jan 20, 2010 8:53 pm
Subject: Vefat Başsağlığı Saltuk Ercilasun
zaferkaratay
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Türk Dünyası sevdalıları, Türk Dili ve Edebiyatına büyük hizmetler vermiş hocalarımız Prof.Dr.Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'un sevgili oğulları Saltuk Ercilasun Hak'kın rahmetine kavuşmuştur.

Saltuk Ercilasun kardeşimizin cenazesi 22 Ocak 2010 Cuma günü Ankara Kocatepe Camisinde Cuma Namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecektir.

1980 li senelerin başlarında EMEL Dergisini neşretmeye başladığımız yıllardan beri bize yol gösteren, teşvik eden,hamilik yapan, Türk Dünyasının bu meyanda Kırım Davasının en büyük destekçilerinden olan hocalarımız Prof.Dr. Ahmet Bican ve Prof.Dr.Bilge Ercilasun'a, sevgili kardeşimiz Konuralp Ercilasun'a ve bütün yakınlarına dostlarına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz....

Rahmetli Saltuk ve kardeşi Konuralp, bizim Ankara'da tepreç geleneğini yeniden başlattığımız yıllarda, tepreçimizin en genç üyeleri ve maskotları idiler...

Mekanı cennet olsun...

Zafer Karatay

KTMM Türkiye Temsilcisi
Emel Kırım Vakfı Başkanı

Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.

#1395 From: Şaban ABAK <abaksaban@...>
Date: Wed Jan 20, 2010 1:48 am
Subject: Yaşasın Bağımsız Azerbaycan!
abaksaban@...
Send Email Send Email
 

 

YAŞASIN BAĞIMSIZ AZERBAYCAN!

 

Şaban Abak

 

Bugün 20 Ocak 2010. Kızılordu’nun Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü’ye tanklarla girişinin ve tanklara direnen 200 gencin hunharca çiğnenişinin 20’inci yılı…

1989'da Berlin Duvarı yıkılmış, Batı Almanya, 500 milyar mark harcayarak, İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın işgal ettiği Doğu Almanya’yı parayla satın almak suretiyle savaşsız silahsız geri almıştı. Ardından yine Rusya işgalinde bulunan Doğu Avrupa ülkeleri Estonya, Letonya, Litvanya ve Ukrayna bağımsızlık ilan ettikten sonra sıra Rusya’nın doğusundaki İslam topraklarına gelmişti.

Ben şahsen, itikatta mezhep imamımız İmam Muhammed Matüridî’nin şehri Semerkand’dan, yahut Sahih-i Buharî müellifi İmam Buharî’nin ve Bahaeddin Nakşibend hazretlerinin şehri Buhara’dan bir işaret bekliyordum o günlerde. Fakat ilk işaret Azerbaycan'dan gelmişti; Bakû’de bağımsızlık talebiyle mitingler başlamıştı.

Derken 1990’ın ilk günlerinde, 19 Ocak’ı 20’ye bağlayan gece o korkunç haberle sarsıldık. Rus ordusu, Azerbaycan’ın Başkenti Bakû’ye saldırmıştı. Kızılordu, 35 bin kişilik bir kuvvetle ve tanklarla Bakû’ye girmiş ve sonradan adı Azatlık olarak değiştirilecek olan Lenin Meydanında bağımsızlık isteyen 170 genci çiğnemişti. Sonraki günlerde bu sayı 600’ü bulacak ve Azerbaycan tarihine “Kara Yanvar (Ocak)” katliamı olarak geçecekti.

İstanbul’da İletişim Fakültesi son sınıftaydım. Beyazıt’ta Erenler diye bilinen Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nde her zamanki arkadaş gurubumuzla oturmuş, infial içinde haberleri izliyorduk. Kaygı içindeydik. Demek Müslüman Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığı istenmiyordu, bu hak sadece Hıristiyan halklara verilmiş, sıra bize gelince tanklar üstümüze sürülmüştü. Acaba Batı dünyası bu olayı nasıl karşılayacak, ne tepki verecekti. Bunları konuşurken, kim ne der desin biz çıkıp tepkimizi koyalım noktasına gelindi. Korsan bir miting yapmaya karar verdik.

Yarın ya da öbürgün, Taksime çıkıp "Yaşasın Bağımsız Azerbaycan!" diyerek İstiklal Caddesi’ne doğru yürüyecektik arkadaşlarla. Ertesi gün ev ev dolaşıp öğrencilere haber verdim. Sekiz on kişi değil de 50-100 kişi olalım arzusundaydık, bu sebeple üç gün boyunca ulaşabildiğimiz herkese duyurduk. Şiirle ilgim münasebetiyle tanıştığım solcu ve Kemalist arkadaşım İrfan Çiftçi'ye de Azeri olması sebebiyle (Iğdır’lıydı) özel ricada bulundum ve bu işin sağcısı solcusu olmaz, sözkonusu olan Azerbaycan'ın bağımsızlığıdır, lütfen sizler de katılın dedim.

Erenler’in müdavimi arkadaşlarımdan Mevlana İdris, Kamil Doruk, Mehmet Cangir, Ali Verçin, Hüseyin Atlansoy, Ahmet Kekeç, Yalçın Hatunoğlu, İbrahim Kiras, Ebubekir Kurban gibi çoğu şair yazar arkadaşlarla 24 Ocak 1990 günü toplanıp Taksim'e gittik. İrfan da sağolsun gelmişti. Yusuf Özarslan Abi’nin arkadaş gurubundaki rahmetli Nusret Özcan, Avukat Şadi Çarsancaklı Bey, Hüsamettin Hoca gibi o tarihte tanıştığım çok sayıda arkadaşımız da oradaydı. Aksaray’da bürosu bulunan Azerbaycanla Dayanışma Derneği’nin başkanı Nihat Çetinkaya ve arkadaşları da Taksim’deydi.

Hızla 500, derken bin, ikibin kişi olduk! “Yaşasın Bağımsız Azerbaycan”, tek sloganımızdı ve Galatasaray'a kadar tüm cadde dolmuştu. Bizim korsan mitingimiz, Taksim ve Beyoğlu kalabalığı tarafından bile “meşru” kabul edilmiş, inanılmaz destek görmüştü.

Nitekim 25, 26 ve 27 Ocak 1990 tarihlerinde Bursa, Kayseri, Erzurum, Adana gibi şehirlerde önceden planlanmadığı halde ani ve büyük kalabalıklar meydanlara dökülmüş, “Azerbaycan’a Özgürlük!” nidaları Türkiye’yi sarmıştı.

Bu arada korkunç bir gelişme daha oldu. Kızılordu’nun Bakü’ye saldırdığı 19 Ocak tarihinin ikinci veya üçüncü günü akşam haberlerinde ABD'nin Kızılordu'yu desteklediği bilgisi bomba gibi düştü gündeme. İngiltere de “ABD’nin Kızılordu konusundaki tutumunu destekliyor”muş, haberin devamı böyleydi. Durum gerçekten dehşet vericiydi.

Erenler’in müdavimlerinden (şimdilerde çok değerli ve ünlü bir profesör olan) Hüsamettin hoca, gözleri kan çanağı, sesi öfkeyle titreyerek konuşuyordu. Berlin Duvarı’nın yıkılışını da Letonya, Estonya gibi hıristiyan ülkelerin bağımsızlık ilan eder etmez Batı dünyası tarafından tanınmasını da sevinçle karşılamıştık. Rusya dağılıyor, komünizm çöküyordu. Fakat bu son saldırı gösteriyordu ki sıra bize ve İslam’a gelince o dağılan şer güç, tüm kan dökücülüğüyle ayakta olduğunu ispata çalışıyor ve Batı’dan da “yürü, arkandayız” sesleri yükseliyordu. Yeni hedef açıkça İslam’dı ve doğu-batı bize karşı birleşmişti. Hüsamettin hoca, o günkü nutkunda şu veciz cümleyi de söylemişti: "Coca cola kandır!"

Gecenin sonunda dünyayı ve olan biteni anlamlandırışımızın bir sembol cümlesi oldu bu söz; “coca cola kandır!”

Bunun üzerine yine kahveden bir gurup arkadaşımızla, Mevlana İdris'in şimdi merhum olmuş ağabeyi Nedim Ali'nin Kahraman Maraş’ın Andırın ilçesinde çıkardığı Andırın Postası gazetesinde bir imza kampanyası düzenlemeye karar verdik. 300 (üçyüz) trajlı bu haftalık gazete, aylık sanat edebiyat eki “İkindiyazıları” ile bütün ülkede bilinen, sevilen sivil ve sempatik bir gazeteydi.

Sağcı solcu demeden ünlü şair ve yazarlarla görüşüp, "Coca Cola kandır!" başlığı altında ABD ve Rus emperyalizmini lanetleyen ve Azerbaycan için bağımsızlık isteyen bir kısa metnin altına imza atmalarını rica edecektik. Yaklaşık 100 imzalı metin derginin bir tam sayfasında yayımlandı. (Andırın Postası Gazetesi'nin 6 Mart 1990 tarihli 305. sayısında, 3. sayfada yayımlanmıştır.)

Bu mitingler ve imza kampanyası, safımız bilinsin diyerek karıncanın ateşe su taşıması kabilinden mütevazı işlerdi belki, fakat itiraf ediyorum ki şu an çok gurur verici buluyorum bunları.

İki ay sonra 21 Mayıs 1990 tarihinde Azerbaycan bağımsızlık kararı aldı. Ancak devletin kuruluş günü olarak Mehmed Emin Resulzade’nin bağımsızlık ilan ettiği 28 Mayıs 1918 tarihi kabul edildi. Yiğit dava adamı Ebulfez Elçibey, bir bağımsızlık önderi olarak bu günlerde gönlümüzdeki ölümsüz yerini aldı.

Bugün Rus tanklarının Bakû’de, Azatlık meydanında şehit ettiği Azerbaycan Türkünün kahraman evlatlarını, aziz kardeşlerimi rahmetle ve minnetle anıyor, şerefli Azerbaycan Devleti’ne ebedî ömür diliyorum.

 

 

 

 

 



Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan Hotmail®'den görür.

1 of 1 File(s)


Messages 1395 - 1424 of 1424   Newest  |  < Newer  |  Older >  |  Oldest
Advanced
Add to My Yahoo!      XML What's This?

Copyright © 2010 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help